Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

AYŞEGÜL ARACI PSİKOLOJİK DANIŞMAN.  Ergenliğin tanımını yapmak zordur.  Ergenlik değişim demektir. Ergenlik büyümek demektir. Ergenlik başkalaşım (metamorfoz)

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "AYŞEGÜL ARACI PSİKOLOJİK DANIŞMAN.  Ergenliğin tanımını yapmak zordur.  Ergenlik değişim demektir. Ergenlik büyümek demektir. Ergenlik başkalaşım (metamorfoz)"— Sunum transkripti:

1 AYŞEGÜL ARACI PSİKOLOJİK DANIŞMAN

2  Ergenliğin tanımını yapmak zordur.  Ergenlik değişim demektir. Ergenlik büyümek demektir. Ergenlik başkalaşım (metamorfoz) ve dönüşüm (mütasyon) demektir.  Ergenlik döneminde birey hem bedensel, hem ruhsal, hem de toplumsal anlamda değişime, dönüşüme uğrar. Büyümek ergenliğe özgü değildir, çocuklar da büyürler. Ama pek değişmezler. Öyleyse, ergenler hem büyürler hem de değişirler.

3  Ergen sözcüğü ermek kökünden gelmekte ve “döl bakımından verimli, üretici döneme giren, çocukluk çağını geçen” anlamında kullanılmaktadır.  Ergenlik ise bilindiği gibi ergen olma durumunu belirtir, aynı zamanda ergen yaşta yüzde çıkan sivilce anlamına da gelmektedir.

4  Yaşamın bu dönemine ait olarak kullanılan diğer bir sözcük de püberte (puberté) ve Türkçe karşılığı olarak kullanılan “erinlik”dir (buluğ).  Erinlik, yani buluğ dönemi, çocukluktan ergenliğe geçiş dönemidir. Bu dönemde çocukta öncelikle bedensel değişiklikler olur. Bu değişiklikleri ruhsal değişimler takip eder ve ergenlik dönemi başlar. Erinlik, ergenliğin başlangıcını belirler.

5  Ergenlik buluğ ile başlar, ancak bitişi için aynı belirgin sınırı koymak mümkün değildir. Bir ergen ne zaman yetişkin sayılır? Bunun tek bir yanıtı yoktur.  Bu soru bizi ergenlik sorunsalının can alıcı noktasına götürür. Çünkü ergenliğin sınırlarının tayini biyolojik, toplumsal ve hukuki olarak ayrı ayrı yanıtlar içerir. İnsan yaşamının hiç bir dönemi için bu denli birbirine zıt ve karmaşık tanımlar yapılmaz.

6  Ergenlik önce biyolojik bir olaydır; erinlik yani buluğ ile oldukça net bir biçimde başlayan ergenlik, gerek boy-ağırlık gelişiminin gerekse üreme kapasitesinin tamamlanması ile son bulur.  Erinlik, kızlarda 10,5-11 yaş, erkeklerde ise 12,5-13 yaş sınırında başlar. Boy uzaması ve bedenin kas ve yağ dokusundaki değişiklikler devam etse de genel olarak erinlik döneminin yaş arasında bittiği kabul edilir.

7  Ancak biyolojik ölçütler bile bize kesin sayılar veremez: yaş sınırları zamana, ırklara, bölgelere ve hatta ailelere göre değişiklik gösterir.  Erinliğin başlangıcı giderek daha erken olmaktadır. Örneğin 19. yy ortalarında Norveç’te genç kızlar ortalam 17 yaş civarında ilk adetlerini görürlerken bugün 13 yaş civarına gerilemiştir. Buna “yüzyılın eğilimi” denmektedir.

8  Beslenme koşullarının iyileşmesinin, aşılama ve diğer önlemlerle enfeksiyon hastalıklarının engellenmesinin, cinsel uyaranların artmasının bunda rol oynadığı düşünülmektedir. Öte yandan, erinliğin Akdeniz bölgesinde yaşayan toplumlarda soğuk bölgelerde yaşayanlara göre çok daha önce başladığı da bilinmektedir.

9  Ergenlik döneminde beynin ağırlığı iki katına çıkar. Beyindeki bağlantı noktaları hızla çoğaldığından beyin daha az melatonin (vücudun biyolojik saatini koruyan ve gece salgılanan bir hormon çeşidi) salgılar, bu da ergenlerin gece geç yatıp daha az uyumalarına sebep olur.

10  Beyin araştırmaları, dengesiz dönemlerde aşırı üretim/salınım meydana geldiğini açıklıyor: Sinapslar (bağlantı noktaları) ve myelin (bir tür sinir iletici madde) hızla çoğalmaya başlar.  Vücutta stres yaratan büyüme dürtüleri yüzünden beyinde dopamin (uyarır ve yeni şeylere merak uyandırır) ve serotonin (yatıştırır) düzeyi düşer.

11  Sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan bu maddeler (transmitter), ergenlerde bazen macera ve tehlikelere atılma cesareti, bazen de temkinli olma veya isteksizlik yaratır. Böylece aktif ve etkin olma arzularının yanı sıra, sükunet ve yalnız kalma ihtiyaçları artar.

12  Toplumsal açıdan durum daha da karışıktır. Tarihsel açıdan baktığımızda ergenlik olgusunun 19. yy’dan başlayarak ortaya çıktığını görüyoruz. Biyolojik bir gerçeklik olarak erinlik evrenseldir ama, ergenlik modern çağların bir icadı gibi gözükmektedir.  Ergenliğin bir dönem olarak tanınması, okulun toplumsal rolünün artması ile birliktedir.

13  Ergen, batı toplumlarında ve onları örnek alarak zorunlu eğitimi kabul eden toplumlarda genel ya da mesleki eğitimine ve öğrenimine devam eden kişidir.  Kendini erişkin yaşama hazırlama çabasında olan ergenin bir başka özelliği de ailesi ile birlikte oturmaya ve onlara maddi olarak bağlı kalmaya devam etmesidir.

14  Elbette bu durum kültürel ve yöresel özelliklere bağlı olarak değişiklikler gösterebilir. Örneğin, bir köy ergeninin erişkin olarak kabul edilme yaşı, kendisinden oldukça uzun süreli bir öğrenim hayatı beklenen bir kent ergenine göre çok daha erken olacaktır.  Askere gidip gelen yirmili yaşlardaki bir köy ergeni artık yetişkin olarak kabul edilirken, aynı yaşlardaki bir kent ergeni yüksek öğreniminin henüz başındadır.

15  Ergenlik bazı yazarlara göre ikinci doğumdur. Fransız psikanalist Françoise Dolto, ergenlikte oluşan dönüşümü yaşamın ilk günlerindeki dönüşümle karşılaştırır.  Doğum, fetüs halinden yeni doğan haline geçişin olduğu bir dönüşümdür. Ergenlik de aynı şekilde çocukluktan erişkinliğe geçilen bir dönüşüm dönemidir.

16  Dolto, ergenlerin de tıpkı yaşamın ilk döneminde yaşama alışmaya çalışan yeni doğan bebekler gibi kırılgan ve dayanıksız olduklarını belirtir ve onları kabuk değiştiren yengeçlere benzetir.  Yengeçler kabuk değiştirdikleri dönemde zayıf ve savunmasızdırlar. Eğer bu dönemde yaralanırlarsa, bu yaranın izini tüm yaşamları boyunca taşırlar. Öyleyse ergenlik, bireyin oldukça zayıf ve duyarlı olduğu bir süreçtir.

17  Ergenlik bir hastalık değildir. Doğal ve gerekli bir süreçtir. Ancak kimi zaman ergenlik, erişkinlikte görülen ruhsal hastalıkların başladığı dönemdir de...  Ergenlik, bireyin pek çok cephede savaşmak zorunda olduğu zorlu bir dönemdir. Ergenlik belki de bireyin kendi hakkında en çok soru sorduğu, “ben normal miyim”sorusunun en çok sorulduğu dönemdir.

18  Ergenlik dönemi gelişim görevlerini 5 başlık altında toplayabiliriz: 1. Kimlik Oluşturma 2. Özerklik Kurma-Bağımsızlık İhtiyacı 3. Yakın İlişkiler Kurma 4. Cinsiyeti İle Barışık Olma 5. Başarı (Meslek Seçimi İle Birlikte)

19  Kimlik oluşturma ve özerk olma, ergenlerin en önemli ihtiyaçlarındandır. Ergenler kendi bakış açılarını bulmaya, hayatı ve düzeni anlamaya çalışırlar.  Bunu yaparken de özellikle kendi yaşıtlarından ve özdeşim kurdukları yeni nesnelerden (öğretmen, aile içerisindeki önemli kişiler, müzik grupları vs.) dayanak ihtiyacı içerisindedirler ve etkilenmeye oldukça açıktırlar.

20  Ergen, bu iki gelişim ihtiyacı çerçevesinde (özerklik ve kimlik oluşturma) geçici olarak bir rol kararsızlığı yaşar. Çeşitli roller düşünür, değerler dener, benimser ve sonra terkeder. Bir dönem için benimsediği kesin değerlerinden kısa bir süre sonra tekrar vazgeçebilir.

21  Ergenlik çağında özerklik kurma, ilişkilerinde bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen biri olmak anlamına gelir. Ergen için bağımsızlığını yaşayabilmesi onun en büyük çabalarından biridir.  Bunu yaparken otoritenin koyduğu kurallara açık ya da örtük biçimlerde başkaldırma eğilimindedir. Ancak, bazen yıkıcılığa varabilen kararlı bağımsızlık istekleri, bazen de bebeksi bir bağımlılık isteği ile yer değiştirebilir. Bu şekilde ergen, sürekli olarak ileriye ve geriye gider gelir.

22  Ergenlik döneminde anne ve babanın algılanışı da değişime uğrar. Ergen, anne babasının açıklarını yakalama çabasındadır ve bunu da çoğu zaman başarıyla gerçekleştirir.  Böylece, çocukluk döneminde üstün varlıklar olarak algılanan anne-baba, ergenlik döneminde gözden düşer, üstelik ebeveynler çoğu kez ergenler tarafından olumsuz değerlendirilirler.

23  Ergen, kimlik oluşturma ve bağımsızlık çabaları doğrultusunda bir yandan ailesinin denetiminden, diğer yandan ailesine olan içsel bağımlılığından kurtulmaya çalışır. Bunu yaparken anne-babayı eleştirme fırsatı kollayabilir, sadece karşı çıkmış olmak için karşı çıkabilir. Böylece, anne babasından farklı olma isteğini kendince ortaya koyar.  Dolayısıyla çatışmalar genellikle ailesi ile olan ilişkilerinde odaklaşır. Ergen tüm bunları yaparken aslında sadece bir arayış içindedir, kendini aramaktadır.

24  Ebeveynler ve ergenler arasında yaşanan çatışmalara farklı bir pencereden bakarsak, belki de birçok çatışma ebeveynlerin de çocuklarınınkine benzer zor bir ergenlik döneminden ikinci kez geçiyor olmalarından kaynaklanmaktadır.  Evdeki ergen çocuk, anne babayı da kendi ergenliğine döndürür.

25  Çocuklarımızla yaşadığımız çatışmalar bize, hayatı ve varlığımızı sorgulamaya başladığımız, yorucu iş hayatımız ve aile bağlarımız arasında denge sağlamaya çabaladığımız, bu arada bazılarımızın kendi anne babasını kaybetme acısının üstesinden gelmeye çalıştığı, hayatın giderek daha kıymetlendiğini fark etmeye başladığımız bu dönemde daha zorlayıcı gelir.

26  Kuşak çatışmaları da işte tam bu noktada başlar: Biz erişkinler, giderek kısalan yaşamımızın geri kalanını daha anlamlı ve akıllıca geçirmeye çalıştığımız için etkili ve kararlı davranırken, ergenler, önceden düşünmeden, deneyerek, sonuçlarını daha sonra görebildikleri aşırı davranışlarda bulunmaktan kaçınmazlar.

27  Daha önceden ergen olan biz yetişkinler,yaşamın değerini, önemini ve bize yüklediği sorumlulukları biliyoruz. Hiç şüphesiz ki bir ergen, bizimle aynı şeyleri hissedemez.  Biz, daha inişsiz çıkışsız, heyecansız bir yaşam sürmeyi isteriz. Oysa ergen, çok daha yoğun ve güçlü heyecanları yaşamak ister. Bu noktada, biz yetişkinlerin ergene tahammülü oldukça önemli ve gereklidir.

28  Ergenin bireyselleşme çabaları doğrultusunda yapmış olduğu her karşı çıkış, eleştiri ya da aykırı davranma ihtiyacı, onun bir yandan da anne babanın desteğine ve sınırlarına olan ihtiyacını kesinlikle azaltmaz.  Anne baba daima referans alınacak kişiler olarak ergenin yanında olduğunda, ergen kendisi emniyette hisseder. Ergen, anne babasından “tabii ki değişiyorsun ancak her zaman bizim çocuğumuzsun” mesajını duymak ister.

29  Ergenin tüm bu kimlik bulma ve bağımsızlaşma çabaları, anne baba tarafından normal kabul edildiği ve çok fazla kişiselleştirilmediği sürece çatışmalar da aynı oranda azalabilir.  Bunun için, anne babanın eleştiriye tahammül edebilmesi, bunu doğal bir süreç olarak algılayabilmesi ve ergen ile sürekli olarak anlaşmalar (karşılıklı sınırlar) yapabilmesi işleri kolaylaştırabiliyor hem aile hem de ergen açısından. Çocukluk dönemine göre, ergen ve aile arasında farklı bir karşılaşma gerekiyor.

30  Ergenlik döneminin bir diğer gelişimsel ihtiyaçlarından olan yakın ilişkiler kurma, kendi yaşıtları ile olan ilişkiler ile mümkün olabilir. Yaşıtları ile kurduğu ilşkide, ergen, kendi düşüncelerini ifade etmeyi ve başkalarının fikirlerine de hoşgörüyle yaklaşmayı öğrenir.

31  Ergenlerde arkadaşlık kurma iki yönlü bir yol izler. Ergen bir yandan kendisine arkadaş olarak seçeceği kimselerin kendisi ile aynı şeylerden hoşlanmasını, kendi sosyal statüsüne uygun olmasını ve ona sadık olmasını isterken, bir yandan da arkadaşları tarafından beğenilmeyi, onaylanmayı ve kusurları ile kabul görmeyi bekler.

32  Aynı zamanda ergen, aileden gelen değer yargıları ile arkadaşlarından gelen değer yargılarını birbiri ile uyuşturma çabası içindedir.  Karşı cinsin kabul edici tavırlar içinde olması ve beğenmesi, ergenin kendini değerli bir varlık olarak algılamasını ve güvenli ilişkiler kurmasını sağlar.

33  Ergen, kendi arkadaşlarının seçimine büyüklerin karışmasını istemez. Dolayısıyla, kendi seçtiği arkadaşları hakkında anne- babasının olumsuz fikirlerine şiddetle karşı çıkar.  Bu dönemde ergen, sık sık arkadaş değiştirir. Ergenliğin sonlarına doğru, seçtiği arkadaşlarla uzun süreli ve kalıcı arkadaşlıklar kurabildiği görülür.

34  Ergenin cinsiyeti ile barışık olma, beden imajını olumlu bir şekilde oluşturmaya yönelik gelişim ihtiyacı, onu kimi zaman olumlu kimi zaman olumsuz duygulanımlara sevkeder.  Bedenin kontrolsüz bir biçimde büyümesi, ruhsallık ile paralel olmadığından, ergenin kendi içerisindeki kaygı ve çatışmalar da doğru orantılı olarak artar.

35  Ergenin tamamlamak zorunda olduğu diğer bir gelişim görevi, öğrenimine ve gelecekteki mesleğine ilişkin kalıcı bir seçim yapma zorunluluğudur. Freud’a göre olgunluk ve mutluluk, iki ölçütle belirlenir: Sevmek ve çalışmak.  Dolayısıyla ergen, kendisine uygun bir öğrenim ve meslek seçimi yapabildiğinde rolünün önemli bir koşulunu yerine getirmiş olur.

36  Ergenlere bir yandan destek, yardım ve yön verirken diğer yandan onları serbest bırakmayı nasıl başarabiliriz?

37  Ergenlere karşı davranışlarımızda sık sık bir aşırı uçtan diğerine geçeriz: Bir yandan onları çok özel kişiler olarak görerek hiçbir sınır ve kısıtlama koymadan her türlü özgürlüğü tanırız, diğer yandan ise, büyüyüp olgun bireyler olabilmeleri için bizim kararlarımıza ve yönlendirmelerimize sürekli ihtiyaçları olan gelişememiş varlıklar oldukları düşüncesini taşırız.  Her iki davranış da ergen için uygun değildir.

38  Montessori, sizi çocuğunuzun kişisel ve gizemli iç yapısına güvenerek onu ortaya çıkarmanızı önerir.  Çünkü insanlar, doğası gereği daima iyiye, gelişmeye yönelmeye meyillidir. Çevresel faktörler olumsuz olduğunda, çocuğun kendi potansiyelini gerçekleştirmesi ketlenebilir.

39  Çocuklar ergenlik çağına geldiklerinde ev ortamında da pek çok değişiklik oluyor. İş hayatının sorumlulukları ve stres, ergenin kaprisli ve dengesiz halleri, günlük ev işleri içerisinde sakin ve sabırlı olabilmek, aile içinde huzuru sağlayabilmek gerçekten bazen oldukça zor olabiliyor.  Ancak, gündelik yaşam iyi yapılandırılır ve bilinçli olarak huzurlu bir ortam yaratmaya çalışılırsa, ev hayatı tüm aile için kolay katlanılır olacaktır.

40  Aile bireylerinin birlikte geçireceği zamanın çok az olmaması için yalnızca iş yaşamında değil, ev hayatında da iyi bir zaman yönetimi önemlidir.  Çocuklarımız rahat bir atmosferde kendilerini çok daha güvenli ve mutlu hissederler. Tehditler, yaptırımlar, cezalar böyle bir ortamda kendiliğinden azalır. Korku ve kaygı duymadıkları bir atmosferde ergenlerin ilgisi, merakı da artacaktır.  İlgi ve merak hassas bir duygudur ve özen gösterilmesi gerekir, çünkü insan gelişimindeki en itici güçlerden ikisidir.

41  Ev ortamında huzurlu ve olumlu bir hava yaratabilmek, çeşitli düzlemlerde küçük adımlarla ve çabalarla gerçekleşebilir.  Bu adım ve çabalar neler olabilir?

42  Derli toplu, düzenli ve öngörülebilir bir ortam, gençlerin çevrelerini giderek daha iyi algılamalarına ve daha rahat hareket edebilmelerine imkan sağlar.  Böyle dışsal bir düzen aslında içsel, ruhsal düzenin oluşumuna katkıda bulunur.

43  Aile bireylerinin her gün belli bir saatte, düzenli olarak beraber yemek yemesi, birlikte zaman geçirmesi, annenin ve babanın kızlarıyla ve/veya oğullarıyla bazen yalnız kalmaları, annenin her Salı günü ya da babanın Cuma akşamları saat yedide spora gitmesi gibi tekrarlanan olayların olduğu bir aile ortamı, ergenler için çok olumludur.

44  Her şeyin yerli yerine oturduğu, tekrarlanan olaylar karşısında anne babanın tepkilerinin (çoğunlukla) ergenler tarafından kestirilebildiği – ebeveynin davranışlarında güvenilir, tutarlı ve anlaşılır olduğu- bir ortamda ergenlerin dünyayı anlaması mümkün olacaktır.

45  İnsan ancak anlaşılır, öngörülebilir bir hayatta yönünü kestirebilir, doğru yolu bulabilir ve kendi kararlarını vermeyi öğrenebilir. Ergen, örneğin, akşam eve vaktinde gelmemeye karar veriyorsa, geldiğinde kaldırılmış bir sofra ve kızgın anne babayla karşılaşacağını bilmelidir.  Ergenlerin kişiliklerini oluşturdukları, neler yapabilip neler yapamayacaklarını deneyerek öğrendikleri bu dönemde, onlara bir düzen sunmak ve yön göstermek gerekir.

46  Ergenlerin, rahatsız olmadan yaşayabilecekleri mekanlara ihtiyaçları vardır. Yaşları ilerledikçe ebeveynlerden uzaklaşmak, özellikle arkadaşları olduğunda kontrolümüz dışına çıkmak isterler. Bundan ötürü kendi odaları olması ve bizlerin kapıyı vurmadan içeri girmememiz iyi olacaktır.

47  Eğer ergenin odasını gerçekten ona ait olması gereken bir oda olduğunu kabul ediyorsak, odanın temizliğinin ve döşeniş tarzının bizim isteklerimiz doğrultusunda olmasını bekleyemeyiz. Kendi odalarını istedikleri gibi döşemeyi, temizlemeyi / temizlememeyi onlara bırakmalıyız.  Giyim konusunda olduğu gibi, odaları konusunda da kişisel zevkleri zamanla netleşecek ve gelişecektir.

48  Ergenlerin özgürlük arayışları giderek artar: Otoriteye ve talimatlarımıza giderek daha sık karşı çıkmaya başlarlar.  Onlarla, yapılmasını istediğimiz işler, koyduğumuz kurallar ve yaptığımız anlaşmalar hakkında önceden, açıkça ve uygun bir dille konuşmak gereklidir.  Onlara da söz hakkı tanınmalı ve kararlarını ifade etmelerine izin verilmelidir.

49  16 yaşındaki bir ergene, önce derslerini bitirmesi gerektiğini söyleyebiliriz, ama bunu nasıl, nerede, ne zaman ve kiminle yapacağına kendisi karar vermelidir.  Aynı şekilde 14 yaşındaki bir ergene kiminle arkadaşlık edeceği hakkında talimat veremeyiz, ona ancak yeni arkadaşını sevimli bulup bulmadığımızı söyleyebiliriz.

50  Çocuğumuz üzerinde kötü etkileri olabileceğini düşündüğümüz bir arkadaşıyla görüşmesini yasaklayamayız, zira bunu yapsak bile, onunla gizlice buluşmasını ya da okulda teneffüslerde birlikte olmasını engelleyemeyiz.  Bunu yapmak yerine, çocuğumuzun seçimi olan arkadaşını (bazen de ailesini), çocuğumuza çok da fark ettirmeden, daha yakından tanımaya çalışabiliriz.

51  Belirgin sınırlar çizerken bunları açık bir dille ifade etmek çok önemlidir : “Yeni ayakkabılar alman için sana fazladan para veremem”, “Henüz 15 yaşındasın ve gece saat bire kadar sürecek bir partiye gitmene izin veremem”, “Bana yüksek sesle konuşmandan hoşlanmıyorum” vb.  Ana fikri içeren bir cümleden fazlasına gerek yoktur. Daha fazla açıklama yapmak ve çocuğunuzun ısrarlarından dolayı karar değiştirmek doğru olmayacaktır.

52  Her ailenin kendine göre farklı kuralları ve sınırları vardır, ama bunlar daima duruma göre belirlenmeli ve ergenler için olduğu kadar anne babalar için de geçerli olmalıdır (kızının TV dizilerini izlemesini istemeyen bir anne babanın, akşamın büyük bir kısmını bu dizileri izleyerek TV karşısında geçirmeleri).

53  Davranışlar, üstlenilmesi gereken bazı sonuçları doğurur: “Senin cep telefonu masraflarını ben ödeyemem, bunun için para biriktirmen gerekiyor”.  Koyduğumuz kural ve yasakların ergenler tarafından algılanabilmesi için, onlarla bu konuları açıkça konuşmalı ve tutarlı davranmalıyız. Eğer cep telefonu faturasını ödemeyeceğimizi söylediysek, bunu asla ödememeliyiz; hayır diyorsak hayır kalmalıdır.

54  Peki çocuğumuz cep telefonu faturasını ödeyemiyorsa ne yapacağız? Gerekirse ona borç verebiliriz, sonradan ev işlerine yardım ederek borcunu ödeyebilir.  Ergenler bazı konularda kararlar vermek (örneğin daha az telefonda konuşmak) ve bunun sorumluluğunu taşımayı böyle öğrenirler.

55  Ergenlere, her şeye hemen hayır demeden, sadece önemli konularda kararlı bir şekilde hayır dersek ve buradaki gerekçelerimiz de akılcı ise, önlerinde açılan büyüleyici ve baştan çıkarıcı dünyada ihtiyaç duydukları güvenliği sağlayabiliriz.

56  Ebeveynin koymuş olduğu bazı sınırlar ergeni her ne kadar hayal kırıklığına uğratsa da, sınırlar daima ergenin ihtiyacı olan güvenliği sağlar.  Hayal kırıklıklarına, acılara dayanıklı olmak ve bazı kurallara uymak, bunlardan kaçmamayı öğrenmek yaşamın bir parçasıdır. Ergenin sınırlara tahammül etmesi onun özgüvenini de yükseltecektir.  Unutmayalım ki yaşamda karşılaşacakları birçok hayal kırıklığına tahammülleri ve baş etme becerileri çocukluk ve ergenlikte bunlarla ne kadar karşılaştığı ile yakından ilintilidir.

57  Bilgisayar herkesin ortak alanında mı olsun?  İnternet kullanımında kısıtlama gerekli mi?  Bilgisayarını izlemek etik mi?  Tatilde ne yapacağız?  İnternet davranışı ne zaman sorun olur?  Facebook, twitter?

58  Ergenlerin, aile içinde etkili olduklarını kavramaları için ailenin düzenli olarak bir araya gelerek konuşması çok yararlıdır.  Bu toplantılarda her birey fikrini açıkça söyleyebilmeli, ortak kurallar birlikte saptanmalı, tüm aile fertlerinin sorumluluklar yüklenebileceği bir ev yönetim planı ve iş bölümü yapılmalıdır.

59  Montessori pedagojisine göre ev işleri, bireyleri hayata hazırlayan ve bağımsız hareket edebilmeye teşvik eden günlük alıştırmalardır. Bu nedenle ergenlerin, günlük ev işlerinde sorumluluk gerektiren bazı görevleri üstlenmeleri gerekir.  Örneğin 12 yaşındaki bir erkek çocuk sofrayı kurabilir, bulaşık makinesini boşaltabilir, alışveriş yapabilir, odasını temizleyebilir.

60  Bağımsızlığın gelişmesi, kişilerin sadece kendi istediklerini ve hoşlarına gideni yapmaları demek değildir.  Gerçek bağımsızlık, kendini özgürce hayata hazırlayabilmektir.  Bunun için, ergenler aile yaşamında etkin ve işlevsel olmalı, ebeveynler de bu işlevselliğe yer açmalı, çocuktan beklentilerini akademik başarı ile sınırlı tutup, onun yapması gereken pek çok şeyi üstlenmemelidir.

61  Konulan kurallar, anne baba ve diğer kardeşler olmak üzere bütün aile bireyleri için geçerlidir.  Eğer anne baba, çocuklarından birine diğerinden daha fazla ilgi gösterir, onu daha çok takdir eder veya daha fazla harçlık verirse, diğer çocukta hemen haksızlığa uğrama duygusu uyanır.

62  Ergenlerle aynı çatı altında yaşayan herkes çatışmalara hazırlıklı olmalıdır.  Tartışmanın iyice alevlendiği, duyguların patlama noktasına geldiği bir anda çatışmaların objektif bir şekilde çözümlenmesi mümkün olmaz.  Bu durumda oradan ayrılıp duygular yatıştığında konuyu ele almak daha iyi olacaktır.

63  Taraflar ancak tamamen sakinleştikten sonra karşılıklı oturarak çıkan tartışma hakkında konuşulabilir, tartışmanın nedenleri bulunmaya çalışılabilir ve bu nedenleri somut biçimde inceleyerek çözümler aranabilir veya değişiklikler yapılabilir.  Taraflar birbirlerinin konuşmasına izin vermeli, karşıt yorum ve eleştiri yapılmadan herkes kendi bakış açısını anlatabilmelidir. Her bireyin kendi düşüncesini, diğerlerinin hoşuna gitmese de, söyleme hakkı vardır.

64  Kişilerin birbirlerinden özür dilemeleri, affetmeyi kolaylaştırır. Biz de bazen çocuklarımızı kırabildiğimizden, tıpkı onların da yapmaları gerektiği gibi, onlardan özür dileyebilmeliyiz.  Ebeveynler özür dilediklerinde saygılarını yitirmezler, tersine çocuklarına daha iyi örnek olarak, daha fazla saygı görürler.

65  Kendimizi ancak deneyimler ve hatalarla geliştirebiliriz.  Ergenler kendilerine fazla güvenemediklerinden, hatalarını kendilerinin keşfedip düzeltmesine olanak verilmesi onlara daha fazla yardımcı olur. Hatalarını kabullenmeyi öğrenen kişiler, kendilerini de daha iyi değerlendirebilirler.

66  Kendi hatalarını yaşamak ergenlik çağının tipik özelliğidir.  Anne babaya düşen görev, çocuklarına kendi deneyimlerini ve yapmış oldukları hataları aktarmak ve onların dikkatlerini kendilerinin zamanla keşfettikleri muhtemel tehlikelere ve çözüm yollarına çekmektir.  Bizlerin hatalarımızı kabullenme şeklimiz ergenleri etkiler, yanlışlarımızı gizlemeden, itiraf ederek düzeltmeye çalışırsak ergene daha iyi örnek olmuş oluruz.

67  Ergenlerin denemeler, hatalar yapmak, deneyimler edinmek ve biriktirmek, ne zaman sakinleşip ne zaman parlayacaklarını öğrenmek ve kendi tempolarında gelişebilmek için zamana ihtiyaçları vardır.  Bu noktada anne babaya sabırlı olmak ve çocuklarına güvenmek düşer. İnsanın gelişirken kat ettiği yol hiçbir zaman dümdüz değildir.

68  Bu nedenle kıyaslama yapmak zordur. 14 yaşındaki bir çocuğun, ablasının o yaşlarda yaptıklarının aynını yapmasını bekleyemeyiz.  Böyle kıyaslamalar, ergenin kendine verdiği, zaten az olan değeri daha da azaltır.

69  Ebeveynler olarak, çocuklarımızın her sorununa anında bir çözüm bularak onlara yardım etmiş olmayız.  Ancak, anlatacaklarını dinleyip “Peki, şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?” gibi sorular sorarak yardımcı olabiliriz. Bu yaklaşım, ergenin çözüme yönelik düşünce yapısını geliştirmesine yardımcı olacaktır.

70  Ergenler, sürekli onlar için en iyisini empoze eden ebeveynleri kendilerine yakın bulmazlar. Kendileri için en iyi olanı, yine kendileri keşfetmek isterler.  Bunu yapabilmek için, empati duyabilen, gerçekçi önerilerde bulunan ve onların karar vermelerini destekleyen, gerektiğinde danışabilecekleri birilerine ihtiyaçları vardır.

71  Onlara deneyim ve görüşlerimizi aktarabiliriz ama cevapları kendileri bulmalıdırlar. Cevapları bulmak için önce soru sorulmalıdır. Onları soru sormaya teşvik etmek ve sorunlarını hoş karşılamak gerekir.  Bazı önemli konularda fikirlerimizi açıkça söyleyerek de onlara yardımcı olabiliriz.

72  Bazen hiç doğru bulmadığımız bir şekilde hareket etseler de, ergenlerin olumlu ve iyi davranışları da olduğunu unutmamalıyız.  Sürekli olarak başarısızlıklarını hatırlatmak yerine, iyi ve güçlü oldukları yönleri ortaya çıkarabiliriz. Bu şekilde onları yüreklendirmiş oluruz.  “Mutfağı toplamama yardım etmene çok memnun oldum, teşekkür ederim” gibi olumlu, cesaretlendirici ifadeler onları doğru davranışlara yönlendirir.

73  Karşımızdakinin söylediklerimizi iyice anlayabilmesi için konuşmalarımıza “Ben” diyerek başlamalıyız. “Sen” diyerek başlayan konuşmalar olumsuz etkiler yaratırken, “Ben” iletisi karşınızdakinin sizi dinlemesini sağlar.  Davranış+Duygu  “Sürekli arkadaşlarınlasın, yüzümüze baktığın yok” yerine, “Seninle vakit geçirmeyi çok özledim, bu hafta sonu birlikte dışarıda yemeğe çıkmaya ne dersin?”

74  “Sen kim oluyorsun da kapıyı çarpıp odadan çıkıyorsun” demek yerine “Kapıyı çarparak odadan çıkmana üzülüyorum”.  “Ben seni daha önce uyarmıştım, sözümü dinleseydin böyle olmazdı” yerine “Seni anlıyorum, böyle olduğu için ben de üzgünüm” diyip konuyu tekrar gözden geçirmek.

75  Ünlü psikanalist Winnicott, ergen çocuğa sahip anne babalara şunu öneriyor:  “AYAKTA KALIN”  Çünkü, onlar daima, çocukluklarında olduğu gibi, desteğinize ve sağlam duruşunuza (otorite) ihtiyaç duyacaklar. Ergenler, tıpkı çocuklar gibi, arkadaş olan anne babaya değil, sadece anne baba olan sizi istiyorlar.

76  Didier, D. Ergenlik Dönemi Psikopatolojileri Seminer Notları. Mart, 2011, İstanbul Üniversitesi.  Gençtan, E. Çağdaş Yaşam ve Normaldışı Davranışlar. Remzi Kitabevi, 1993, İstanbul.  Ögel, K. Güç Artık İnternette Seminer Notları. Şubat, 2011, 13. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Sempozyumu.  Parman, T. Ergenlik Ya Da Merhaba Hüzün. Bağlam Yayıncılık, Nisan 2008, İstanbul.

77  Schäfer, C. Ana Babalar İçin Ergenlikte Montessori Yaklaşımı. Sistem Yayıncılık, Mayıs 2006, Ankara.  Sungur, M. Çocukluk ve Gençlikte Ruh Sağlığı Kavramı Seminer Notları. Mayıs 2009, Yeditepe Üniversitesi, İstanbul.  Şahin, A. Çocuk ve Ergende Sınır Seminer Notları. Kasım 2008, Bilgi Üniversitesi, İstanbul.

78 DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER


"AYŞEGÜL ARACI PSİKOLOJİK DANIŞMAN.  Ergenliğin tanımını yapmak zordur.  Ergenlik değişim demektir. Ergenlik büyümek demektir. Ergenlik başkalaşım (metamorfoz)" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları