Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İÇİMDEKİ AYI İlkel avcılar hayvanları,insanın doğaüstü güçlerle donatılmış benzerleri olarak görür;insanın hayvana hayvanında insana dönüşebileceğine;ölülerin.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İÇİMDEKİ AYI İlkel avcılar hayvanları,insanın doğaüstü güçlerle donatılmış benzerleri olarak görür;insanın hayvana hayvanında insana dönüşebileceğine;ölülerin."— Sunum transkripti:

1 İÇİMDEKİ AYI İlkel avcılar hayvanları,insanın doğaüstü güçlerle donatılmış benzerleri olarak görür;insanın hayvana hayvanında insana dönüşebileceğine;ölülerin ruhlarının hayvan bedenine girebileceğine ve belirli bir kişiyle bir hayvan arasında gizemli ilişkiler olduğuna inanırlar. Av ekonomisine dayalı kültürlerin geleneklerinde,hayvan hem bir besin hem de bir ruhtur.Bir Eskimo bu anlayışı açıklarken, yaşamın en büyük tehlikesinin, insan besininin bütünüyle ruhlardan geliyor olmasında yattığını söyler.Öldürüp yemek zorunda kaldığımız hayvanların ruhları yok olmadığı için bu ruhların yatıştırılması gerekiyordu.Kurbanı öldürürken ona duyduğu saygıyı kanıtlamaya çalışır, onu öldürmek zorunda olduğu için özürler diler.

2 Kamçatyalılar,bir ayı vurup ziyafet çektikten sonra ayının ölümündeki suçu Ruslara atar ve hayvanı onlardan öç almaya çağırırlardı.Yine Şorlar da benzer biçimlerde ayının ruhunu, Kendilerinden öç almasın diye kandırmaya çalışır lar,ayının ölümüyle ilgileri olmadığını,ölümünün Tamamen ayının kendi hatası olduğunu anlatırlar. Ayının ruhunun törensel olarak yatıştırılması ve ayının bilgisinin elde edilmesi şaman tarafından yapılır.Çünkü topluluğun diğer üyelerinde farklı olarak onun hayvanlarla arasında özel bir bağ olduğu düşünülür.Kendisini hayvanla metafizik olarak özdeş sayan şaman kendisiyle hayvan doğası arasında kökensel bir birlik kabul etmiştir. Çok eskilerden beri Çingenelere özgü olan ayı oynatıcılığının basit bir eğlence olmaktan öte kadim zamanların ayinleriyle bir şekilde ilişkili olabileceğini düşündürtüyor.

3 Şaman kendi ruhunun bir hayvanda;bir kurtta veya ayıda cisimlendiğine inanır.Ayı ile şamanın hayatı birbirine bağlıdır;o ölürse şamanında öleceğine inanılır.Kuzey Asya ve Amerika mitlerinde ayı,fiziksel olarak insana benzeyen ve kadınlarla birleşip insan yavruları doğurtabilen yaratıklar olarak yer alırlar. Kuzey yarımkürenin başka bölgelerinde de dişi ayı hayat veren bir ata anaydı.Dilbilimsel kanıtlarda ayının doğumla,taşımakla,yani hamilelikle,çocuk doğurmakla ve çocukla ilişkisini gösterir.Almanca ‘beran’ çocukları olmak,taşımak anlamındadır.Eski Norveççe Burdh doğum anlamına gelir.İngilizcedeki to bear children,çocukları olmak;Bear ise hem taşımak hem de ayı anlamlarına gelir.

4

5 PANDORANIN KUTUSU İlk kadının heykelini Zeus’un emriyle Hephaistos,tanrıçaları örnek alarak çamurdan yapar;Athena ve Aphrodite onu giydirir ve Süslerler,ona insani nitelikler katarlar.Ortaya yakıcı bir bakire çıkar.Ancak Hermes kadının ağzına yalanı,aklına cinfikirleri,gönlüne hırsızlık huyunu koyar.Böylece erkeklerin kalplerini hoplatan güzelliği,kötü huyunu örten aldatıcı bir giysi olur.Bu ilk kadın Pandora bir insanla Evlenir ve bütün acılar başlar.Daha önceleri kadınsız olarak yaşayan ve tahıllar gibi topraktan biten insanlar artık kadından doğmaya başlar.Batı kültüründe kadın ve kötülük ilişkisinin kökenlerini antik Yunan mitolojisinde görmek mümkün.İlk kadın Pandora doymak bilmez iştahıyla hep ister,oysa elde etmek zor ve zahmetlidir.

6 Göz kamaştırıcı güzelliğinden karşı konulmaz bir sevimlilik ve baştan çıkarıcılık yayılır.Ama içine Hermesin koyduğu hırsız bir ruh vardır.Toprak ve su karışımından çamurdan yaratılmış kadın şeytani hayvani özellikleriyle erkeğin karşıtı olarak çıkar karşımıza.Ne onunla ne de onsuz yapabilir erkekler.Pandora Zeus tarafından eşi Epimetheus’un evindeki küplerden hiç kimsenin dokunmadığı bir tanesini açmaya ikna edilir.Küpün açılmasıyla bütün kötülükler küpten çıkıp evrene dağılır.Pandora küpün kapağını tekrar kapattığında içerde bir tek elpis,umut kalmıştır. Kadının güzelliği arkasına gizlenmiş kötülük insanı korkutup kaçırmaz tersine kendine çeker.Kadın varlığımızın bütün çelişkilerini özetler.Ateş gibi o da insana özgüdür.Çünkü sadece insanlar evlenirler,evlilik insanları diğer hayvanlardan ayırır,hayvanlarsa tıpkı yeme biçimleri gibi rastgele yerli yersiz çiftleşirler.Demek ki kadın uygar yaşamında işaretidir.Üstelik ölümsüz tanrıçaların suretinden yaratılmıştır. Bir kadına bakıldığında Aphrodite görülür,Hera,Athena görülür.

7 YILAN KUYRUĞUNU ISIRIYOR Bu simgesel yılan genellikle Gnostiklerde görülür(Ebru’nun notu; Dilimizde bilinirciler adıyla anılan gnostikler, gerçekte, gizemci tarikat adamlarıdır ve tüm dinleri saltık bilginin sağlanmasında yetersiz bulurlar. Onlar için saltık bilgi, dinsel bilgilerin çok üstünde bulunan kurgusal bilgilerdir. Bu yüzden Hıristiyanlarca sapkın sayılmışlardır. Çünkü İsanın Tanrın oğlu olduğu, doğduğu ve büyüdüğü, çarmıha gerildiği gibi dogmalarını yadsırlar. Onlar için İsa düpedüz bir insandır.Ne Tanrı ne de oğlu doğmaz, büyümez, hele çarmıha hiç gerilmez.İngiliz düşünür Bertrand Russell, İsayı bir insan sayması bakımından İslam peygamberi Muhammedin de bir gnostik olduğunu söyler.)Kendi kuyruğunu yutan veya ısıran bir ejderha veya yılan şeklinde resmedilir.

8 Gnostiklere göre o doğanın kendini sürdürmesinin,kendini sonsuza kadar yeniden yaratmasının ve çokluktaki birliğin,yaşamın temel birliğinin,’değişmez yasanın’,farklılaşmamışın,herşeyin içinden geçen evrensel yılanın (Uroboros)simgesidir.Kendi kuyruğunu ısıran Uroboros,kendini döllemenin ya da kendine yeterli,döngüsel bir model içinde sürekli kendi başlangıcına dönen Doğanın bir simgesidir.Bu simge pekala kendi kendini doyuran bir bilgi ya da kendiyle tatmin olan mutlak bir varlık olarak düşünülen ‘tanrıyı’ da simgeleyebilir. Ortadaki Yunanca yazı Bir,bütündür/herşeydir.

9 Ortadaki Yunanca yazı:Bir Bütündür/ Herşeydir.(Hen to pan) Kendi kuyruğunu ısıran yılanın koyu renkteki üst yarısı yeri ve geceyi açık renkteki yarısı göğü ve ışığı temsil etmektedir. Bütünlük,ebedi oluş döngüsünün eski bir simgesidir.Narkisos’un melankolik ruhu kendi bedenini Uroborus gibi yemiş,sonra kendini dönüştürmüş bir şekilde Nergis olarak kusmuştur.

10 EROTİK HAYVAN Doğada,insanınkine benzer bir cinsellik olduğu yönündeki kadim düşünce mistik fikriyatta devam etmiştir.Örneğin İbnü’l-Arabi,yağmuru toprağı dölleyen ersuyu olarak görüyordu.Tarım toplumlarını başat özelliklerinden Biri ekili tarlanın verimi ile onun insan temsilcisi kadının doğurganlığı arasında bir dayanışma olduğu,başka bir ifadeyle ekili tarla ile rahmin,hasat ile doğumun,sabanla fallusun özdeşliği inancıdır.Hindular,ekili toprakla Kadın cinsel organını,tohumla ersuyunu özdeş sayarlar.Türkçede ‘bel’ aynı fallik anlamı taşır.Toprağı bellemek onu hem kabartmak,kazmak,hemde onu döllemektir.Arkaik insanlar için tarım basit bir toprağı sürme işlemi değildir. Hayatla doğrudan bir bağı olan yaşamın çoğalması için bir ritüeldir Doğayla dayanışma en eski inanç motiflerindendir.Bir işi gerçekleştirmede tüm toplumun ortak katılımının en iyi sonucu vereceği inancı temel hareket noktası olmuştur.’Orji’ ayini bu bağlamda ürünü garantilemenin bir yolu olarak görülür.Eski Çin de genç kızlar ve erkekler baharda toprak üzerinde birleşerek kozmik üremeye katkıda bulunurlardı.Birçok yerde kadınlar kuraklık zamanında tarlalarda çıplak koşarak göğün erkekliğini uyandırarak yağmur yağdırmaya çalışırlardı.

11 BAUBO Anadoluda karşımıza çıkan’ Eleusis mysteria’larında(Ro ma imparatorluğu dönemindeki gizem törenleri Eleusis gizemleri)cinsel organların teşhiri ve ritüel kahkaha gibi komik sahnelerle yüklü ayin unsurlarıyla özdeşleştirilmiş bir figür olan Baubo,başsız, gözleri göğüs uçlarında,ağzı vulvasında bulunan bu tuhaf ve komik yaratık müstehcen bir göbek dansı yaparken,tanrıça Demeter’i,kızı Phersophone’nin yer altı tanrısı Hades tarafından kaçırılmasından dolayı tuttuğu yasa karşın güldürmeyi başarır. tarafından kaçırılmasından dolayı tuttuğu yasa karşın güldürmeyi başarır.Baubo komiktir çünkü biçimli olduğu halde öykündüğü biçimsizlik. Demeter’İ güldürmüştür.

12 Muğla (Aşık ile Maşuk)ve Çankırı yöresindeki (Kasnak)göbek oyunlarındaki dansçının Baubo ile olan benzerliği dikkat çekicidir.Bu oyunda dansçı yukarı çektiği giysiyle başının üzerinde katladığı kollarını gizler.Açıkta kalan karın kısmına ise bir yüz çizilmiştir.Belden aşağısı kapalı olsada Baubo gibi şaşırtıcı ve komiktir.Bu dansı yapan kişinin görünüşünde biraz tadilat yapılırsa (dansçının bir kadın olması, göğüslerinin göz gibi boyanması ve belden aşağısının açılması gibi)şaşırtıcı bir şekilde Baubo’ya dönüşecektir.

13 KEM GÖZLERE FALLUS Yaradılışın ve üreme gücünün simgesi olan fallusun, özellikle de tarımsal tapımlarda uğurlu ve kem göze karşı koruyucu olduğuna inanılmış ve muska olarak taşınmıştır.Özellikle çiftçiler ve balıkçılar arasında bereket eksikliğine karşı fallus biçiminde tılsımlar kullanılırdı.

14

15 EVRENİN DOĞUMU:MİT VE GERÇEK Başlangıçta hiçbir şey yoktu ne zaman ne de mekan.Her yer karanlıktı.Derken ışık doğdu.Bir anda küçük bir ışık zerresi belirdi.İşte bu zamanın akmaya,mekanın açılmaya başladığı andır.Bu zerre sonsuz bir sıcaklığa sahipti.Bu küçücük ateş topu,içinde tüm uzayı barındırıyordu.Büyük patlamaları bu ilk saniyelerinde bugünkü evrenimizin bütün enerjisi tek bir atomdan bile küçük bir alandaydı. Yukarıdaki ifadeler büyük patlama kuramcılarının evrenin doğumuna ilişkin anlatılarının basit bir özetidir.Bilim ile mit arasındaki ayrımlar ne denli önemli olursa olsun,öne sürdükleri bazı düşüncelerin genel

16 örgütlenmesindeki benzerlik dikkat çekicidir.Her ikisi de başlangıçta hiçbir şeyin olmadığı bir belirsizliğin varlığını kabul ederler.Bilimin cevabındaki arkeik unsurlara baktığımızda ;ilksel karanlıktan doğan ışık, sonsuz büyüklüğü içeren sonsuz küçüklük doğumu tetikleyen yaratıcı ısı. Bütün bunlarda fizik biliminin esamesinin okunmadığı çağlarda evrendoğum anlatılarında da karşılaşıyoruz.Altay yaratılış destanında başlangıçta ne gök vardır ne yer,har yer bir denizden ibarettir. Yaratılışın eski Yunan modelinde de ilk sorun zeminin ortaya çıkması,mekanın açılması taban ve tavanın belirginleşmesidir. Zeusun ölümlü kadınlarından Eurynome,herşeyin tanrıçası Kaos tan doğduğunda ayaklarını basacak bir yer bulamaz.Bunu üzerine gökyüzünü denizden ayırır ve dalgalar üzerinde dans etmeye başlar.Bu dans rüzgarı harekete geçirir.Eurynome,bu kuzey rüzgarını yakalar ve onun büyük yılan Ophion olduğunu fark eder.

17 KOVULMUŞ ASİ Kur’an da İblisin cennetten kovulmasına kibri veya haseti neden olmuş gibi görünür. Oysa işin aslı başkadır.Mevlana mesnevisinde İblisi şöyle konuşturur. Tutalım,Adem’e secde etmemem hasettendi.Ama o hasette aşktan meydana geldi, inattan inkardan değil.Her haset şüphesiz dostluktan meydana gelir.Sevgiliyle başkaları oturunca haset baş gösterir.

18 En büyük günahlardan birini işlemesine karşın tanrı iblisi yok etmez.İblis itaatsizlik eden ilk melek olarak güçlü bir karekterdir. Öte yandan bu kesinlikle tanrının izin verdiği bir itaatsizliktir. İblis kovulmuş melek,eskiden tanrının dostu olan melek,artık sadece tanrının değil insanın da düşmanı olmuştur.En sevilen melekken bir anda kendini muhalif olarak bulan İblis bu asi faaliyetleriyle pek çok insanın aklını çeler;demek ki tüm hakikatları tersine çevirip ikna edebilme zekasına sahiptir.Kendini tanrı Tanrıyı da bir şeytan olarak göstermeyi başarır.Böylece o bir negatif tanrıdır.Tam da bu yüzden Batınilerin Şeytan yorumu ‘şeytani’ bulunacaktır;çünkü Şeytanı savunmaya yönelik her yorum girişimide Şeytanın avukatlığı olur..


"İÇİMDEKİ AYI İlkel avcılar hayvanları,insanın doğaüstü güçlerle donatılmış benzerleri olarak görür;insanın hayvana hayvanında insana dönüşebileceğine;ölülerin." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları