Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Toprak reformu hükümet tarafından başlatılan ya da desteklenen tarımsal alanların mülkiyetinin yeniden da ğ ıtılmasıdır. Terim sıklıkla çok.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Toprak reformu hükümet tarafından başlatılan ya da desteklenen tarımsal alanların mülkiyetinin yeniden da ğ ıtılmasıdır. Terim sıklıkla çok."— Sunum transkripti:

1

2

3

4

5

6

7

8 Toprak reformu hükümet tarafından başlatılan ya da desteklenen tarımsal alanların mülkiyetinin yeniden da ğ ıtılmasıdır. Terim sıklıkla çok geniş arazilere sahip olan çok az sayıdaki toprak sahibinden (toprak a ğ aları, soylular, ya da büyük şirketler gibi) bu toprakların alınıp onları işleyen bireylere ya da bu bireylerin oluşturdu ğ u kollektif oluşumlara verilmesi anlamına kullanılmaktadır.

9 Osmanlı’dan Da ğ ınık ve Sorunlu bir toprak düzeni devralan Türkiye Cumhuriyeti, sorunların çözümü amacıyla 1920’lerin başında başlattı ğ ı çeşitli reformlardan biri olan “toprak reformu” konusunda, ilk yılları münferit sorunlara çözüm arayışları ile geçirmiştir. Yurt dışı ya da zorunlu yurt içi göç dalgalarına çözüm arayışları sürecinde, Atatürk’ün 1937 yılında TBMM’yi açış konuşmasında söyledi ğ i; “Bir defa memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilen topra ğ ın, hiçbir sebep suretle, bölünemez bir mahiyet almasıdır.” sözleri, Toprak Reformu çalışmalarının önünü açmıştır.

10 Özellikle topraksız ya da az topraklı çiftçi ailelerinin geçimini sa ğ layacak toprak ile topraklandırılmalarını öngören çeşitli bir çok kanun çıkartılmıştır. Yasaların çeşitli nedenlerle uygulanamaması sonucu topraklandırma konusunda önemli uygulamalar gerçekleştirilememiştir. Gelinen noktada; tarım sektörü yapısal sorunlarını aşamamış, araziler çok küçük, çok parçalı ve da ğ ınık, halen bir çok yörede topraksız ya da az topraklı yurttaşımız yaşam mücadelesi veriyor, kiracılık-ortakçılık ve yarıcılık düzeni belli kurallara ba ğ lanmamış, Ülke geneli gibi GAP bölgesinde de tarımsal altyapı sorunları çözülememiş, ülkenin tapu ve kadastro sorunu çözülememiş, çarpık kentleşme sorunu çözülememiş, tarım toprakları yok oluyor, planlı kalkınma çabaları yerini tümüyle serbest piyasa koşullarına bırakmış, Türkiye bir çok tarım ürününde net dışalımcı konuma gelmiştir.

11 Önceki Türk toplumlarından ve İ slamiyet’ten gelen aşa ğ ıdaki bazı kurallar, tarımsal üretimin artırılması amacını taşımaktadır: “Mevta (ölü, kullanılmayan) arazinin ihya edilerek tarım yapılabilir hale getirilmesi halinde, mülkiyeti ihya edene verilir.” kuralı, tarımsal üretimin artırılması amacı taşıyan, özendirici nitelikli bir kuraldır. Bunun gibi, ”Nadasa bırakma dışında, askerlik ve uzun süreli hastalık gibi, kabul edilebilir bir özrü olmaksızın arka arkaya üç yıl süre de boş bırakılması durumunda topra ğ ın çiftçinin elinde kalmaması” kuralı da, tarım topraklarının sürekli, verimli ve düzenli işletilmesini sa ğ lama amaçlı ve tehdit unsuru taşıyan bir kuraldır. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar tarım topraklarının çok büyük bir bölümü üzerinde özel kişilere mülkiyet hakkı tanınmamışken, 1926 yılında çıkarılan Türk Medeni Kanunu, toprakların özel mülkiyet konusu olabilece ğ ini kabul etmiştir. Ancak toprakların vatandaşlar arasındaki da ğ ılımından do ğ an sorunlar Cumhuriyetin ilk yıllarından beri devlet yöneticilerinin ilgisini çekmiştir. Atatürk 1929 yılında TBMM’ni açarken yaptı ğ ı bir konuşmada “Çiftçiye arazi vermek de hükümetin takip etmesi lazım gelen bir keyfiyettir. Çalışan Türk köylüsüne işleyebilece ğ i kadar toprak temin etmek, memleketin istihsalatını (üretimini) zenginleştirecek başlıca çarelerdendir” demiştir. Yine Atatürk, “her çiftçi ailesinin geçinece ğ i ve çalışaca ğ ı topra ğ a malik olması behemehal lazımdır. Vatanın sa ğ lam temeli ve imarı bu esastadır” demiştir. Atatürk 1937 meclis açılış konuşmasında ise, “ Memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilen topra ğ ın hiçbir sebep ve suretle bölünmez bir mahiyet alması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişli ğ ini, arazinin bulundu ğ u memleket bölgelerinin nüfus kesafetine ve toprak verim derecesine göre sınırlamak lazımdır” görüşünü ileri sürerek, Türkiyede ilk toprak reformu ilkelerinin temelini atmıştır. (Çevik, 1989)

12

13 Ülkemizdeki tarım işletmelerinin kullandıkları arazi miktarı küçük ölçekte, birbirinden uzak ve çok sayıda parçalardan meydana gelmiştir. Arazi parçalılı ğ ı miras hükümleri, satış, kanal ve yol inşası vb. nedenlerle gittikçe artmakta ve tarım işletmeleri, ekonomik işletme büyüklüklerinin altına düşmektedir. Bu durum tarımsal yapıyı, masrafları ve üretimi olumsuz yönde etkilemektedir.

14 Türkiye’de 1950 yılında 2.2 milyon adet olan tarım işletmesi, 1980 yılında 3.5 milyona, 1990 yılında 3.9 milyona çıkmış, 2001 yılında ise 3 milyon olarak tespit edilmiştir yılında 10 hektar olan “Ortalama İ şletme Büyüklü ğ ü” azalarak 1980 yılında 6 hektara, 1990 yılında 5.9 hektara düşmüş, 2001 yılında ise 6.1 hektar olarak belirlenmiştir. Tarımsal işletmelerin parçalılık durumlarına bakıldı ğ ında 2001 tarım sayımı verilerine göre, mevcut adet işletmenin % 4.8’inin 1-3 parça, % 44.2’sinin 4-5 parça, % 28’inin 6-9 parça, % 23’ünün ise 10 parça ve üzerinde parçalı yapıya sahip oldu ğ u görülmektedir.

15

16

17

18

19

20


"Toprak reformu hükümet tarafından başlatılan ya da desteklenen tarımsal alanların mülkiyetinin yeniden da ğ ıtılmasıdır. Terim sıklıkla çok." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları