Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’an’daki ilmî gerçekler. Kur’an birçok ilmî ve teknik bahse, ana maksatlar çerçevesinde özlü ve i’cazlı bir biçimde yer vermiştir. Günümüzdeki bir.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’an’daki ilmî gerçekler. Kur’an birçok ilmî ve teknik bahse, ana maksatlar çerçevesinde özlü ve i’cazlı bir biçimde yer vermiştir. Günümüzdeki bir."— Sunum transkripti:

1 Kur’an’daki ilmî gerçekler

2 Kur’an birçok ilmî ve teknik bahse, ana maksatlar çerçevesinde özlü ve i’cazlı bir biçimde yer vermiştir. Günümüzdeki bir kısım fen ve tekniğe ait meselelere işaret eden bazı ayetler…

3 “Allah kimin hidayetini murad ederse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse onun göğsünü göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar.” (En’am, 6/125) Bu ayetle Kur’an şu gerçeği dile getirmektedir : İnsan yükseğe çıktıkça basınç düşer ve nefes alması zorlaşır. Şöyle ki, her yüz metre yükseldikçe hava basıncı bir derece düşmektedir. Bu yüksekliğin yirmi bin metreyi geçmesi durumunda ise, özel cihazlar olmadıkça insan nefes alamaz ve ölür.

4 “Rüzgârları aşılayıcı olarak gönderip gökten su indirdik, böylece sizi suladık. (Yoksa) siz suyu depo edemezdiniz.” (Hicr, 15/22) Bu ayet, henüz yirminci yüzyılda anlaşılan ilmi bir gerçeğin Kur’an tarafından asırlar önce ifade edildiğinin bir göstergesidir. Rüzgârlar su buharından meydana gelen bulutları birbirine çarpıştırır. Bu çarpışmada bulutlarda pozitif-negatif elektron geçişmesi olur, şimşek meydana gelir. Rüzgârlar bulutları sıkıştırarak yere yağmuru aşılar. Aynı zamanda rüzgârlar, bitkiler üzerinden eserken, erkek tohumları dişi tohumlar üzerine kondurmak suretiyle onları aşılar. Böylece bitkilerde döllenmeye yardım eder. Yine bu ayet gökten inen yağmur sularının yerin dibinde depo edildiğini ve böylece oradan çeşmeler ve kuyular açmak suretiyle canlıların sulanabileceğini anlatmaktadır.

5 “Her şeyi çift yarattık.” (Zariyat, 51/49) “Her tür eksiklikten uzak olan Allah, yerin bitirdiklerinden, nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratmıştır.” (Yasin, 36/36) İlim adamlarının kısa bir zaman önce keşfettiği bir hususu Kur’an asırlar öncesinden haber vermiştir. Bugün çok iyi bilinmektedir ki, insanlar nasıl çiftse, diğer canlılar da öyle çifttir. Hatta her şeyin asıl maddesi olan atomlar da çifttir. Onların bir kısmı artı, bir kısmı eksi yüklüdür. Ayrıca her şeyde cazibe (çekme) ve dafia (itme) olmak yönüyle de bu ikilik değişik bir şekilde kendini göstermektedir. İkinci ayette ise, o günün insanının müşahedesine arz edilen tablonun dışında, o devre göre bilinmeyen bir kısım şeylerden de bahsedilerek ‘daha sizin bilmediğiniz şeyleri de çift yarattı’ deniyor.

6 “Göğü biz çok sağlam bir şekilde bina ettik, onu genişleten biziz.” (Zariyat, 51/47) Bu ayette, ilim mahfillerinde ağırlığını devam ettiren ‘mekân genişlemesi’ bin dört yüz küsur sene evvel Kur’an’da apaçık ve dupduru olarak ifade edilmiştir.

7 “Hayvanlarda da sizin için ibretler vardır. Onların karınlarından fers (yarı hazmedilmiş gıdalar) ile kan arasından tertemiz, içenlere içimi kolay süt içiriyoruz.” (Nahl,66) Yüce Kur’an-ı Kerim, sütün meydana geliş keyfiyetini de süt gibi dupduru ve berrak olarak anlatmaktadır.

8 “İnkar edenler görmediler mi ki, göklerle yer bitişik idi; biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık..” (Enbiya,30) Kur’an, kâinatın yaratılışı konusunu da, yine kendine has bir üslûbla ele almış ve canlılalara müsait ortam hazırlayan suyun hayatiyet ve önemine parmak basmıştır.

9 “Allah O’dur ki, gökleri görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti..” (Ra’d,2) Bir düzen içinde hareket eden sistemler, yıldızlar ve uydular, bir kâide üzerinde hareket etmektedir. Bu cisimler arasındaki itme kanunudur. (Ani’l merkez)

10 “Biz gece ve gündüzü iki âyet (alâmet) yaptık.Gecenin âyetini (ayı) sildik; gündüzün âyetini aydınlatıcı kıldık.” (İsra,12) Hazret-i İbn-i Abbas (radıyallahu anh), gecenin âyeti ay, gündüzün âyeti de güneşdir, diyor. Ay ve güneş benzerliklerine dikkat çeken bu ayet, bir zamanlar ayın da güneş gibi ışık veren bir uydu olduğunu, ısısının bulunduğunu, daha sonra Yüce Yaratıcı’nın, onun ışık ve ısısını söndürdüğünü anlatıyor.

11 “Güneş de bir delildir onlara, akar gider yörüngesinde... O Azîz ve Alîm’in (o üstün kudret sahibinin ve her şeyi bilenin), yaratması böyle olur işte! (Yasin, 36/38) Kur’an asırlar önce, güneşin sabit olmadığını ve kendi ekseninde hareket ettiğini bildirmiştir.

12 “Sizi annelerinizin karnında, üç karanlık içinde hilkatden hilkate ( nutfe (sperm), alaka (embriyo), mudğa (bir çiğnem et parçası) ) intikal ettirerek yaratmaktadır…” (Zümer,6) Bilindiği gibi rahim, dışından içe doğru üç dokudan meydana gelir : Parametrium, miometrium, endometrium. Bu dokular, su, ısı ve ışık geçirmez zarları sarmıştır. Kur’an bu dokulara zulmet diyor ve insanın bu üç zulmet içinde yaratıldığını ifade ediyor. Rahim içinde embriyoyu saran korion zarı, amnion zarı ve rahim duvarı da nazara itibara alınırsa bu üç karanlık oda meselesi daha iyi anlaşılabilir. Bütün bu işleri çekip çevirenin Yüce Allah olduğu bilinince, nasıl olur da başkaları ilah olarak görülebilir ve kabul edilebilir!

13 “Bir de o dağları görür, donuk ve hareketsiz sanırsın. Oysa onlar bulutların yürüdüğü gibi yürümektedirler. İşte bu, her şeyi muhkem ve mükemmel yapan Allah’ın sanatıdır.” (Neml Sûresi, 27/88) Bu ayette dağlara dikkat çekmek suretiyle arzın hareket ettiğine işaret etmiştir. Bu örnekler gibi Kur’an’da daha pek çok ayet, insanı alakadar eden her mevzunun Kur’an’da bulunduğunu ve bu meselelere dair, İlâhî beyânın herkesin anlayabileceği şekilde, fakat insanlık için ifadesi imkansız mucizevî olduğunu göstermektedir.

14


"Kur’an’daki ilmî gerçekler. Kur’an birçok ilmî ve teknik bahse, ana maksatlar çerçevesinde özlü ve i’cazlı bir biçimde yer vermiştir. Günümüzdeki bir." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları