Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ANLATIM BİÇİMLERİ 1-AÇIKLAYICI ANLATIM 2-TARTIŞMACI ANLATIM 3-BETİMLEYİCİ ANLATIM 4-ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM 5-ÇÖZÜMLEYİCİ ANLATIM Anlatan İsmail Çetin.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ANLATIM BİÇİMLERİ 1-AÇIKLAYICI ANLATIM 2-TARTIŞMACI ANLATIM 3-BETİMLEYİCİ ANLATIM 4-ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM 5-ÇÖZÜMLEYİCİ ANLATIM Anlatan İsmail Çetin."— Sunum transkripti:

1 ANLATIM BİÇİMLERİ 1-AÇIKLAYICI ANLATIM 2-TARTIŞMACI ANLATIM 3-BETİMLEYİCİ ANLATIM 4-ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM 5-ÇÖZÜMLEYİCİ ANLATIM Anlatan İsmail Çetin

2 İsmail Çetin -- AÇIKLAYICI ANLATIM  Bilinmeyen bir şeyi açıklamak, bir konuda bilgi vermek amacıyla kullanılan anlatım biçimidir. Açıklamada esas olan, okuyucuya bir şeyler öğretmektir. Açıklayıcı anlatımda ele alınan konunun temel noktaları iyi belirtilmeli, öğreticilik özelliği gözden uzak tutulmamalıdır. Açıklama yazıları gerçeklik taşımalı ve açık, anlaşılır özellikte olmalıdır. Ders kitaplarının anlatımında açıklayıcı anlatım biçimi yaygın olarak kullanılır.

3 İsmail Çetin -- ÖRNEK  Yağış çeşitleri bölgelere göre değişir. Hatta aynı yağış türü, bölgelere göre farklılık gösterir. Kuzeyin yağmurları daha sert iken dünyanın güneyinde yağmurların daha yumuşak olduğu görülür. Yine, Hindistan'da ve Afrika'da günlerce, haftalarca devam eden yağmurların yağış süresi batı bölgelerinde daha kısadır.

4 İsmail Çetin -- TARTIŞMACI ANLATIM  Başkası tarafından ileri sürülmüş bir düşünceyi çürütmek, kabul edilmiş bir fikri tartışmaya açmak amacını taşıyan anlatım biçimidir. Tartışmada, karşıdaki düşüncenin zayıf yönleri gündeme getirilir, onun olumsuz tarafları ortaya koyulmaya çalışılır. Tartışmacı anlatımda savunulan görüş ve çürütülmeye çalışan görüş mücadele halindedir. Düşünce yazılarında bu anlatım biçimi çok kullanılır.

5 İsmail Çetin -- ÖRNEK  Bize, edebiyatın öteki sanatlardan bambaşka bir yönü olduğunu söylüyorlar. Edebiyat, malzemelerinin farklılığı bakımından bütün sanatlardan farklıymış. Bunu kabul etmek sanıldığı kadar kolay değildir. Çünkü sanatta önemli olan malzeme değil, sonuçtur. Sonuç açısından bakıldığında müziğin de, resmin de, edebiyatın da insanda güzel duygular uyandırmaya yönelik olduğu görülecektir. Bu özellik, bütün sanatları ortak bir noktada buluşturur.

6 İsmail Çetin BETİMLEYİCİ ANLATIM  Betimleme (tasvir), yazıyla resim çizme sanatıdır. Bir manzarayı, bir insanı ya da herhangi bir varlığı ayırıcı yönleriyle gözler önüne seren yazıların anlatım biçimi, betimleyici anlatımdır. Tasvirde önemli olan, anlatılan şeyin ilgi çekici özelliklerinin ortaya konulmasıdır. Ele alınan varlığın dikkat çekici özellikleri betimlemede daha çok sıfatlarla ortaya koyulur.

7 İsmail Çetin -- Örnek  Şehir çoktan kaybolmuştu. O tarafta pis bir ufuk parçası hareketsiz birikmişti. Bu, bulut değildi. Pis bir hava birikintisi idi. Şehir bu esmer tülün içinde idi. Önünde bir yol, dimdik bir yokuş uzanıyordu. Yolun dip doğruluğunda ağaçlar gözüküyordu.

8 İsmail Çetin ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM  Öyküleme (hikaye etme), bir olayın çeşitli aşamalarını veya birbirine bağlı olayları ortaya koyan anlatım biçimidir. Öyküleyici anlatımda, hareket esas olduğu için böyle yazılarda iş ve hareket anlamı taşıyan çekimli fiiller çok kullanılır. Bu anlatım biçimine romanlarda ve öykülerde sık sık başvurulur; çünkü bu iki yazı türü de olaya dayanmaktadır. Öykülemenin kullanıldığı parçalarda belirli bir hareketlilik sezilir.

9 İsmail Çetin -- Örnek  Durgun denizdeki gemilerden birinden bir ses yükseldi. Bu sesle adeta denizde hafif bir dalgalanma oldu.Bir grup martı, uzaklardaki kayalıklardan havalanarak geminin üstünde dönmeye başladı. iki denizci öteki arkadaşlarından ayrılarak güvertenin uç kısmına geldi ve bir süre burada durdu. Sanki bir fırtına başlayacaktı da onun kokusunu duymuşlardı.

10 İsmail Çetin -- Not • Bazı parçalarda betimleyici ve öyküleyici anlatım biçimlerinin bir arada kullanıldığı görülür

11 İsmail Çetin -- Örnek  Vücudu irileşmiş, yüzü adeta güzelleşmişti. Çocukken ön dudaklarından fırlayan iki iri dişi söktürmüş,yerine yüzünün renk renk boyaları arasında pırıl pırıl yanan iki altın diş taktırmıştı. Gülsüm, türlü cilvelerle gözlerini süzüyor, gerdanını titretiyor, şımarık kahkahalarla gülüyor, ara sıra mızıkayı durdurarak çalgıcılarla, hatta ön sıralardaki halkla arsız arsız konuşuyordu.

12 İsmail Çetin ÇÖZÜMLEYİCİ ANLATIM  Çözümleme, ele alınan kişinin ruhsal durumunu tahlil ederek aktaran anlatım biçimidir. Çözümleyici anlatım özellikle roman, öykü ve destanlarda kullanılır. Roman, öykü ve destan kahramanlarının psikolojik durumları çoğu zaman çözümleyici anlatım yoluyla ortaya koyulur.

13 İsmail Çetin -- Örnek  Kadının gözlerinde yaşlar belirdi. Üzgün olduğunu gizlemeye gerek duymamıştı besbelli. içindeki sıkıntı giderek büyümüş, neşesizliğin verdiği karamsarlık onu etkisi altına almıştı. Duygularının yoğunluğu, düşüncelerinin sıkıcılığını artırmıştı. Gözlerindeki umutsuzluk da giderek büyüyordu.

14 İsmail Çetin -- (I) Minibüsle, sabahleyin yola Çıktık. (II Yeşilin,açığından koyusuna değin bütün tonlarıyla bezenmiş ağaçların süslediği yamaçlardan, tepelerden geçtik. (III) Şırıl şırıl akan derecikleri aşa aşa sonunda yeryüzü cennetine vardık. (IV) Çevresini irili ufaklı ağaçların kuşattığı mavi, duru, büyük göle bakan bir yamaçta durduk. (V) Kameramızı çıkarıp bu manzarayı görüntüledik. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde betimlemeye yer verilmemiştir?  A) I. ve II. B) I. ve V. C) II. ve III.  D) II. ve IV E) III. ve IV.

15 İsmail Çetin -- Çözüm:  Betimleme, ele alınan varlığı tasvir etmek demektir. Buna göre  (II)'de dağların manzarası,  (III)'te ve (IV)'te yamacın manzarası betimlenmiştir.  (I) ve (V) numaralı cümlelerde ise betimlemeye yer verilmemiştir.  Cevap (B) dir.

16 İsmail Çetin -- Sofraya hep birlikte otururduk. Tahtadan, yuvarlak bir yer sofrasına, ayaklarımızı altımıza alıp yan oturarak yaklaşırdık. Sofra örtüsünü dizlerimizin üzerine çekerdik. Babam bağdaş kurarak baş köşede otururdu. Beni sağına, kız kardeşini de soluna alırdı. Karşısında annem otururdu. Babam, yemeğe başlamadan içimizden biri yanılıp da yemeğe uzanacak olursa, hiç acımadan kaşığının tersini, uzanan elin sırtına indirirdi. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?  A) Betimleme -öyküleme  B) Öyküleme -örnek verme  C) Betimleme -açıklama  D) Açıklama -öyküleme  E) Açıklama -örnek verme

17 İsmail Çetin -- Çözüm:  Bu parçada iki anlatım biçimi birlikte kullanılmıştır. Paragrafın yazarı bir taraftan bulunulan ortamın, sofranın ve insanların betimlemesini (tasvirini) yaparken diğer taraftan da yapılan hareketleri öykülemekte (hikaye etmekte)dir. Dolayısıyla bu parçada betimleyici ve öyküleyici anlatım biçimi birliktedir.  Cevap (A) dır

18 İsmail Çetin -- İki tür şiir vardır: Sesleriyle, sese dayalı üsluplarıyla öne çıkanlar; sesi belirgin olmakla birlikte imge dünyaları ve çizdikleri dünyalarla belirginleşenler. Birinci tür şiir, kişiyi sesiyle sarar ve onu kendine tutsak eder; ikinci tür ise insanı kendi özgür sesiyle baş başa bırakarak ona yeni şiirler yazdırır. Birinci tür, kolay taklit edilir, ikinci türü taklit etmek zordur. Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?  A) Öyküleme B) Karşılaştırma  C) Tanımlama D) Örnekleme  E) Betimleme

19 İsmail Çetin -- çözüm:  Yukarıdaki parçanın anlatımında iki şiir türünün çeşitli özellikler bakımından ''karşılaştırıldığını'' görmekteyiz.  Cevap (B) dir.

20 İsmail Çetin -- Yirmi yaşından fazla göstermeyen bir genç, çadırın önünde yan yatırılmış el arabasının üstüne oturmuş saz çalıyordu. Fenerin aydınlattığı alnı ter damlalarıyla kaplıydı. Sazının sapı, şaşırtıcı bir süratle aşağı yukarı kayan parmaklarının altında bir canlı gibi titriyordu. Tellere vuran sağ eli, küçük fakat kendinden emin hareketler yapıyordu. Gencin eli, sazın gövdesine yaklaştıkça insan, saz ile el arasında gizli fakat çok anlamlı bir konuşma olduğunu sanıyordu. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?  A) Betimleme B) Tartışma C) Açıklama  D) Öyküleme E) Karşılaştırma

21 İsmail Çetin -- çözüm:  (A) Betimleme: Bir insanı, nesneyi veya manzarayı çeşitli özellikleriyle tasvir etme,  (B) Tartışma: Bir fikre karşıt düşünce belirtip onun zıddını savunma,  (C) Açıklama: Bir atasözü, özdeyiş veya kavramı izah etme,  (D) Öyküleme: Olaya dayalı hikaye üslubu şeklinde anlatım,  (E) Karşılaştırma: iki şeyi birbirine benzer veya farklı yönleriyle mukayese etme şeklinde anlatım biçimidir.  Parçada, saz çalan bir genç tasvir edilmektedir, bu nedenle betimleme (A) ağır basmaktadır.  Cevap (A) dır.

22 İsmail Çetin -- Küre Dağlarını döne döne tırmanıyorduk. Güneş, sabah sisinin grileştirdiği yeşil tepelerin arasından portakal renkli yüzünü gösteriyordu; ama güneşin daha ulaşmadığı derin koyaklar vardı. Yeşilin en güzel tonlarıyla bezeli, mendil kadar tarlalar, gerçek değilmiş gibi duruyordu. Derin derin uçurumlar, dipten doruğa çamlarla, akkavaklarla donanmıştı. Bu parça ile ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine varılamaz?  A) ikilemeler kullanılmıştır.  B) Söz sanatlarına başvurulmuştur.  C) Betimlemeye beğeni duygusu katılmıştır.  D) Günün belli bir zamanı anlatılmıştır.  E) Tartışmacı anlatım biçimiyle yazılmıştır.

23 İsmail Çetin -- çözüm:  Paragrafta ''döne döne; derin derin'' ikilemeleri kullanıldığı için  (A); ''yüzünü'' sözcüğüyle teşhis, ''gibi'' sözcüğüyle teşbih (benzetme) sanatlarına başvurulduğu için  (B); betimlemede (tasvirde) beğeni duygusu rol oynadığı için (...en güzel...)  (C); sabah vakti anlatıldığı için  (D) doğru cevap olamaz. Bu dört seçenekte yer alan yargılar parçayla bağlantılıdır. Parçanın anlatım biçimi ise ''tartışmacı'' değil ''betimleylcl'' anlatım biçimidir.  Cevap (E) dir.

24 İsmail Çetin -- Bir öyküyü okuyanla, onun oyunlaştırılmış biçimini sahnede izleyen kişi arasındaki fark nedir? izleyen, gördüklerini dolaysız olarak yaşamakta- dır. Başka deyişle sahnede, ortaya konulan hazır bir dünya vardır; izleyici tüm duygularını harekete geçirerek bu dünyayı algılar. Okuyan ise, okuduklarını kendi düşünce ve düş süzgecinden geçirerek kafasında canlandırır. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?  A) Karşılaştırma B) Tanımlama  C) Açıklama D) Örneklendirme  E) Öyküleme

25 İsmail Çetin -- Çözüm:  Parçanın anlatım biçiminde ''karşılaştırma'' ağır, basmaktadır. Çünkü ''bir öyküyü okuyan kişi '' ile ''öykünün oyunlaştırılmış biçimini sahnede izleyen kişi'' birbiriyle karşılaştırılmaktadır.  Cevap (A) dır.

26 İsmail Çetin -- Adalarda oturanlar, akşam üzeri iskeleye çıkıp, gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. Adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?  A) Öyküleme B) Tanımlama C) Tartışma  D) Açıklama E) Karşılaştırma

27 İsmail Çetin -- Çözüm:  Parçada çekimli fiiller (karşılar, uğurlarlar, buluşur, söyleşirler...) fazla kullanılmış, yapılan işler anlatılmıştır. Dolayısıyla parçada ''öyküleme'‘ (hikaye etme)ye başvurulmuştur.  Ceyap (A) dır.

28 İsmail Çetin Geçen gün bir televizyon programında Burgazada'dan ve Sait Faik'ten söz ediliyordu. Adalı bir kadın, Sait Faik'in de ahbabı olurmuş, ''Bir gün'' diyor ''... bir arkadaşımla vapurdan indik, baktım Sait her zamanki yerinde oturuyor. Merhaba Sait Bey!'' dedim, hiç oralı olmadı. Duymamıştır diye bir daha seslendim, bakmadı bile. Arkadaşım, rahatsız etmeyelim diye kolumdan çekip götürdü. Belli ki Sait yine doğaya dalmıştı. Onu sık sık böyle görürdük.''  Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?  A) Öyküleme B) Betimleme  C) Karşılaştırma D) Tanık gösterme  E) Örneklendirme

29 İsmail Çetin Gözlerimi açtığımda uykunun zerresi yoktu. Saate baktım, beşi geçiyordu. Güneş doğmamış, gece lambasının pembe ışığı odamı doldurmuş. Buzdolabının sesine canım sikıldı, saatin tıktıkları ne ise... Kalktım, perdeyi açıp cama dayandım, masmavi gökte geceden kalan birkaç yıldız... Çok ama çok hafif bir meltem... Ya çiçekler! Renk renk çiçekler, minnacık yapraklar hepsi dünyaya gözünü yeni açmış, ben de dünyaya gözümü açtım.  Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?  A) Görsel ve işitsel öğelerden yararlanılmıştır.  B) Eksiltili cümleler kullanılmıştır.  C) Kişileştirme yapılmıştır.  D) Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.  E) Karşılaştırma yapılmıştır.

30 İsmail Çetin Toros Dağları'nın etekleri Akdeniz'den başlar. Kıyıları döven ak köpüklerden sonra doruklara doğru yavaş yavaş yükselir. Akdeniz'in üstünde daima top top bulutlar salınır. Kıyılar dümdüz, cilalanmış gibi düz killi topraklardır. Bu kıyılar, saatlerce içe kadar deniz kokar, tuz kokar. Düz, killi, sürülmüş topraklardan sonra Çukurova'nın bükleri başlar. Örülmüşçesine sık çalılar, kamışlar, böğürtlenler, yaban asmaları, sazlarla kaplı, koyu yeşil, ucu bucağı belirsiz alanlardır bunlar.  Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?  A) Betimleyici bir yol izleme  B) Gözlem gücünden yararlanma  C) Benzetmeye başvurma  D) Örneklerden yararlanma  E) Değişik yapılı cümleler kullanma

31 İsmail Çetin Edebiyatın gündelik hayat üzerindeki etkileri, gündelik hayatın edebiyat üzerindeki etkileri kadar baskın değil henüz. Çünkü edebiyatın tüketilmesi de gündelik hayatın gerçekliğinin kurduğu olanaklılık, sınırlılık içinde yer almakta: Kitap okumaya zamanı kalmayan bir çalışanın, televizyon kültürüyle gelişen bir çocuğun, ev işi ya da çocuk yetiştirme ile her türlü kimliğini yitirmeye yüz tutan ev kadınının bildiğimiz tanımlar içinde edebiyatla ilişkisini görmek zordur.  Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?  A) Öyküleme B) Örneklendirme  C) Tartışma D) Betimleme  E) Tanımlama

32 İsmail Çetin Bizde iyi bir felsefe kitabı olmamasının nedeni olarak, Türkçe kavram adı türetilmeyişi gösteriliyor.Bence gerekçe başka. Felsefede henüz bir Türk düşünüş sistemi, sistematiği yok ki iyi bir Türkçe felsefe kitabı oluşsun. Düşünen kafanın en kolay beğeneceği şey sözcüktür. Hiçbir Türkçe kavram bulamayan bir felsefe yazarı, Fransızca bir kavram da mı kullanamaz? Halkın, sözcük bulmakta zorlandığını gördünüz mü hiç?  Bu paragrafın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?  A) Tartışma B) Açıklama  C) Betimleme D) Öyküleme  E) Karşılaştırma

33 İsmail Çetin -- Artık bana da bir masal gibi gelmeye başlayan Dünya Savaşı yıllarında Orhan Veli, o gündüzlerden güzel Ankara geceleri içinden çıkagelirdi. Bir müjde gibi, saatini kendi seçerek... Her gelişi, şiiri gibi, gülümseyen bir aydınlık getirirdi bize. Saklamak hoşuna giderdi, nerden, niçin geldiğini. "-Nerelerdeydin Orhan?" "işlerim vardı, işlerim..." Kim sorabilirdi artık ne işleri olduğunu? Hoş, bilmiyor da değildik: işleri, düşleriydi Orhan'ın.  Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?  A) Değişik yapılı cümleler kullanılmıştır.  B) Benzetmelere yer verilmiştir.  C) Öyküleyici anlatım vardır.  D) Örneklendirmeye başvurulmuştur.  E) Söyleşi havası vardır.

34 İsmail Çetin -- Denizler; dalga dalga köpürür, yıldızlarla selamlaşır, ay ile sohbete başlar, gelgitler yaşar.Güneşten gelen ışık dalgalarını bir ninni gibi algılar ve beşik gibi sallanır. Yer yer kendi sınırlarını aşarak sahillerle koklaşır ve mağrur kayalara çarpıp homurdanır. Aşılmaz tepelerle çarpışıp köpürdüğü zaman da bağrında beslediği binlerce canlıyı bir anne gibi kucaklar, onlara ninniler söyler ve onların yaşama arzularını coşturur.  Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?  A) Kişileştirmeye başvurulmuştur.  B) Sözcüklerin duygusal anlamından faydalanılmıştır.  C) Benzetme yapılmıştır.  D) Betimleme yapılmıştır.  E) Açıklamaya başvurulmuştur.

35 İsmail Çetin -- Plastiğin, alüminyumun, petrol türevlerinin ve benzeri maddelerin gündelik hayata henüz zarar veremediği bir gerçeklik hakimdi atmosfere o günlerde. Hava; egzoz gazi, mazot yanığı, toprak ve meşe kömürü kokar; şehrin üzerinden geçen ılık rüzgar kafileleri, çirkin apartman blokları arasına sıkışarak baş dönmesine uğramak yerine, kırmızı kiremitli bacalardan selam alıp, yeşil kavakların uç dallarına çapkın öpücükler bırakarak üfülder dururdu.  Bu parçada hangi duyu organı ile ilgili ayrıntıya yer verilmemiştir?  A) Duyma B) Dokunma C) Koklama  D) Tatma E) Görme

36 İsmail Çetin -- Aynı boyayla usta ressam şaheserler ortaya çıkarır; benim gibi doğru çizgi çekemeyen biri, sadece tuvali karalar. Dili kullanış da bundan farksızdır. Bir yazar kullandığı her kelimenin dış alemde veya insan hayatında neye karşılık geldiğini bilmelidir. Bülbül ile karga ayrı kuş türleridir. Şefkat, merhamet ve sevgi kelimeleri arasında öyle ince farklar vardır ki sevdiklerimizin bize karşı besledikleri duyguyu sınıflandırırken bu sözcüklerden birini veya ötekini kullanmak bazen hayati önem kazanır.  Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?  A) Betimleme -öyküleme  B) Karşılaştırma -örneklendirme  C) Örneklendirme -tartışma  D) Tanımlama -örneklendirme  E) Tanık gösterme –örneklendirme

37 İsmail Çetin -- Güneşin tam tepeye oturduğu vakitte hala caddedeyim.Yıllarca silah sesleriyle, ölüm çığlıklarıyla. yanık ağıtlarla çınlayan; kapatılan kepenklerin şiddetiyle sarsılan bu coğrafya, şimdi yarasını sarmanın, acısını hafifletmenin huzura yatkın edasıyla salınıyor. Hayatın yeni yüzü yavaşça yayılan bir soluk gibi Cizre'ye nüfuz ediyor.  Bu parçada aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?  A) Kişileştirmeye B) Betimlemeye  C) Benzetmeye D) Tanımlamaya  E) Sözcüklerin duygusal çağrışımlarına

38 İsmail Çetin -- Madam Sand pek güzel söylemiş; ''insan zekası tabii bir kanunla temaşa konusunu güzelleştirmekten ve yükseltmekten geri kalamaz... Hayatı güzelleştirmek için neler icat etmişizdir? Görkemli aşk ve savaş elbiseleri yaptık, sevinçlerimizin acılarımızın şarkılarını söyledik. Uygarlıkların olanca çabası hayatı güzelleştirme sonucuna varır.  Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?  A) Öyküleme B) Karşılaştırma  C) Benzetme D) Tanık gösterme  E) Tanımlama

39 İsmail Çetin -- Şarkı söylerken düzenli bir ses şiddetine ihtiyaç vardır. Ses şiddeti akciğerlerden gelen hava basıncına bağlıdır. Bu basıncı sabit tutabilmek için şarkıcı nefes almaya ve nefes vermeye yarayan kasların koordinasyonunu çok iyi yapabilmelidir. Bu koordinasyon nefes almaya yarayan kasların uzun süre aynı şekilde tutulmasını sağlarken, diyaframı yavaş yavaş gevşetmeye ve kasları kasmaya dayanmaktadır. Böylece, düzenli bir akım ve ses telleri altında sabit bir basınç sağlanabilir  Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?  A) Örneklendirme B) Açıklama  C) Karşılaştırma D) Kanıtlama  E) Betimleme

40 İsmail Çetin -- Akşamın kızıllığı. bütün hüzün vericiliği ile düşmüştü kentin sokaklarına. çevreye hükmeden rengin tonu, insanların duygularını dillendiriyordu sanki. Ay yüzlü, ak sakallı ihtiyarlardan, şımarık çocuklara, ondan ömrünü çile çekmekle geçirmiş, yüreği acı dolu kadınlara kadar herkes, bu hüzün armonisinin birer notası gibiydi.  Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?  A) Açıklama B) Betimleme C) Tartışma  D) Öyküleme E) İlişki kurma


"ANLATIM BİÇİMLERİ 1-AÇIKLAYICI ANLATIM 2-TARTIŞMACI ANLATIM 3-BETİMLEYİCİ ANLATIM 4-ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM 5-ÇÖZÜMLEYİCİ ANLATIM Anlatan İsmail Çetin." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları