Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1 KONUŞMA Konuşma, duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerin paylaşılmasına olanak sağlayan dilsel bir beceridir. Konuşma; toplumsal yaşamın tu ̈ m ilişkilerinde, kişilerin.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1 KONUŞMA Konuşma, duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerin paylaşılmasına olanak sağlayan dilsel bir beceridir. Konuşma; toplumsal yaşamın tu ̈ m ilişkilerinde, kişilerin."— Sunum transkripti:

1 1 KONUŞMA Konuşma, duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerin paylaşılmasına olanak sağlayan dilsel bir beceridir. Konuşma; toplumsal yaşamın tu ̈ m ilişkilerinde, kişilerin en çok gereksinim duyduğu en kolay ve en etkili iletişim yoludur. Kişinin okul ve toplum yaşamındaki başarısıyla konuşma becerisi edinmesi ve bu beceriyi amaca uygun biçimde yaşama geçirmesi arasında gu ̈ çlu ̈ bir ilişki vardır.

2 Öte yandan demokratik toplumlar; duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerini doğru ve etkili aktarabilen, sorunlarını konuşarak çözebilen bireylere gereksinim duyarlar. Kişilerin demokratik toplumun etkin bir u ̈ yesi olabilmesi için, doğru ve etkili konuşmayı sağlayan tu ̈ m becerileri edinmesi ve bu becerileri konuşma ilkelerine uyarak yaşama geçirmesi gerekir.

3 Konuşma; zihinde tasarlananları söze dönu ̈ ştu ̈ rme ya da sözle gerçekleştirilen, kişiler arasında etkileşim yaratan bir anlatım etkinliği olarak ifade edilebilir. İnsan için temel bir gereksinim olan konuşma; kişinin toplumsal ilişkilerinde, okul ve iş yaşamında başarıyı etkileyen bir beceridir. Özdemir, “Gu ̈ zel ve Etkili Konuşma Sanatı” adlı kitabında konuşma becerisine şöyle anlamlar yu ̈ kler

4 ... İnsanoğlunu hayvanlardan, öteki canlı yaratıklardan u ̈ stu ̈ n kılan gu ̈ çlerden biri de akıldır. Ancak akıl yu ̈ ru ̈ terek bulduğumuz gerçekleri, du ̈ şu ̈ nceleri söze dönu ̈ ştu ̈ rmedik mi ölu ̈ bir sessizlikte kalır bunlar. Dışlaşamaz, insanlara ulaşamaz. Böyle olunca da akıl gelişemez, paslanır. Bunun doğal sonucu olarak, yeni du ̈ şu ̈ nceler u ̈ remez. Öyleyse akıl ve du ̈ şu ̈ nme gu ̈ cu ̈ mu ̈ zu ̈ geliştiren, onların verimlerini taşıyan doğurgan bir gu ̈ çtu ̈ r konuşma...

5 Bu yönden söz ya da başka bir deyişle, konuşma, yararlanmasını bilenlerin elinde bugu ̈ n de en etkili bir araçtır. Bu etkiyi Yunus Emre bir şiirinde şöyle belirtir: Sözu ̈ nu ̈ bilen kişinin Yu ̈ zu ̈ nu ̈ ağ ede bir söz Sözu ̈ pişirip diyenin İşini sağ ede bir söz. Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Balıla yağ ede bir söz. Kişi bile söz demini Demeye sözu ̈ n kemini Bu cihan cehennemini Sekiz uçmak ede bir söz.

6 Bu dizelerdeki “söz” kavramını konuşmayla eşanlamlı sayarak Yunus Emre, cenneti cehenneme çevirecek u ̈ stu ̈ n bir gu ̈ ç buluyor konuşmada. Bu gerçeği tarihin akışı içinde nice devlet ve siyaset adamları da sezinlemiş, yığınları artlarından su ̈ ru ̈ klemek için değişik amaçlar doğrultusunda yararlanmışlardır konuşmadan. Bunun gibi, kişiler ve toplumlar arasındaki birçok karmaşık, gu ̈ ç sorun da konuşmalar yoluyla çözu ̈ mlenmiştir. Bir atasözu ̈ mu ̈ zu ̈ n dediği gibi: “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır.” Kutadgu Bilig’de “İnsanda dilince değişir kader / Ya yurda baş olur, ya başı gider.” sözleriyle anlatılmak istenen du ̈ şu ̈ nce de konuşmanın önemini yansıtır.

7 Konuşma, duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerin sözle aktarılması eylemidir. Bireyin dil yoluyla kurduğu iletişimin bir boyutunu oluşturur. Bu anlamıyla kişiler arasındaki yaşantıların paylaşılmasına olanak sağlar. Çağımızda demokratik yaşamı oluşturmada bir etken olduğu gibi demokratik bir toplumda vazgeçilmeyecek en temel bireysel hak ve görevdir.

8 Konuşma, eğitimle geliştirilebilen bir beceridir. Doğru ve etkili konuşma; okul tu ̈ ru ̈ Öğrenmeyle kazandırılabilen, kişinin gösterdiği çabalarla geliştirilebilen bir beceridir. Bunun için öğrencilerin duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerini aktarabilecekleri eğitim ortamları, konuşma becerisiyle ilgi davranışların kazandırılmasında önemli bir işlev u ̈ stlenir. Okulöncesi eğitim su ̈ recinden başlayarak öğretmenlerin öğrencilerin yaptıkları sözlu ̈ anlatımları; konuşma ilkelerine ve kurallarına uygun dönu ̈ tlerle du ̈ zeltmesi, pekiştirmesi gerekir. “Yu ̈ zme suda öğrenilir.” sözu ̈ nu ̈ n anlattığı gibi konuşma becerisinin uygulamalı çalışmalarla öğrencilere edindirilebileceği temel bir ilke olarak benimsenmelidir.

9 9 Konuşma, metin oluşturma eylemidir. Konuşma, amaca uygun metin oluşturma eylemidir. Konuşmanın verimini belirleyen temel etken, bu metnin konuşma ilkelerine uygun oluşturulması ve konuşma kurallarına göre aktarılmasıdır. Başka bir söyleyişle konuşma, birtakım sözcu ̈ lerin ses aracılığıyla dinleyene ya da dinleyenlere aktarılması çabası değildir. Bunun için duyguların ve du ̈ şu ̈ ncelerin zihinsel işlemelerden geçirilerek amaca uygun olarak bir metne dönu ̈ ştu ̈ ru ̈ lmesi gerekir. Duygu ve du ̈ şu ̈ nce boyutuyla oluşturulmamış söz yığınları, nitelikli bir konuşma olarak değerlendirilemez. Anlamsız, amaca uygun olmayan sözel aktarımlarla da sağlıklı iletişim kurulamaz.

10 10 Başarılı bir konuşma için kişilerin okulöncesi dönemden başlayarak du ̈ zeylerine uygun yazınsal ve öğretici metinlerle karşılaştırılması gerekir. Tu ̈ rkçenin söz varlığını, anlatım olanaklarını, kurallarını duyarlıkla yansıtan metinleri anlayarak okuma alışkanlığı kazanmak; doğru ve etkili konuşmanın en etkili yoludur. Kişinin kavramsal yönden gelişmesi, duygu ve du ̈ şu ̈ nce u ̈ retme yetisini de besleyen bir su ̈ reçtir. Bu bağlamda zihinde tasarlananların söze ve anlamlı bir metne dönu ̈ ştu ̈ ru ̈ lebilmesi için kişinin dilsel olarak öyku ̈ nebileceği nitelikli yapıtlara gereksinimi olduğu bilinmelidir.

11 11 Zihinsel çabalarla oluşturulmuş bir metindeki dilsel birimlerin ses yoluyla dışa vurulması (aktarılması), duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerin paylaşılmasına olanak sağlayan bir eylemdir. Konuşmanın bir anlatım etkinliği olarak değer taşıyabilmesi için kişilerin bu eylemin niteliğini etkileyen alt becerileri edinmeleri gerekir.

12 12 KONUŞMAYI YAPILANDIRAN ALT BECERİLER Konuşmayı yapılandıran, kişilerin doğru ve etkili konuşabilmeleri için edinmeleri gereken alt beceriler; Tu ̈ rkçedeki seslerin doğru söylenmesi, konuşma sırasında vurgunun anlam yaratıcı işlevinden yararlanma, bir söyleyiş özelliği olarak tonlamadan yararlanma, konuşmada “kavşak” ve “durak” gibi anlam› aydınlatıcı söyleyiş özelliklerinden yararlanma ve akıcılığı sağlayabilmek için uygun durumlarda ulamadan yararlanma biçiminde sıralanabilir.

13 13 Tu ̈ rkçenin ses dizgesinin tanınması; seslerin kendi çıkak noktalarında oluşturulması, anlaşılır ve etkili bir konuşma için uyulması gereken önemli bir ilkedir. Seslerin kendi çıkaklarında oluşturulabilmesinde doğru solunumun önemi bu ̈ yu ̈ ktu ̈ r. Ünlu ̈ ve u ̈ nsu ̈ zler; dil, dudak, damak, diş, gırtlak gibi konuşma örgenlerinin açılıp-kapanma, yaklaşıp- uzaklaşma, gerilip-çözu ̈ lme gibi çeşitli devinimleriyle boğumlandırılır. Ses dizgesinin doğru boğumlandırılabilmesi için konuşma örgenlerinin de her sesin doğru oluşumuna katkı sağlayacak bir işlevi gerçekleştirmesi gerekir.

14 14 Tafler (1987)’e göre diyaframla karın boşluğunu kullanarak göğu ̈ s altından soluk alıp verme, topluluk karşısında yapılan konuşmanın etkili ve başarılı olmasını sağlar. Çu ̈ nku ̈, diyaframdan yapılan solunumda genişleyen akciğerler, içine konuşma etkinliğinde kullanabileceği yeterli havayı alır.

15 15 • Tu ̈ rkçe; genel olarak yazıldığı gibi konuşulan, konuşulduğu gibi yazılan bir dildir. • Tu ̈ rkçede, yumuşak g’nin dışında yazıldığı gibi söylenmeyen, söylendiği gibi yazılmayan hiçbir ses yoktur. • Tu ̈ rkçe ses yönu ̈ nden zengin bir dildir. • Tu ̈ rkçenin sesleri gırtlaksılıktan, burunsuluktan kurtulduğu için hırıltılı değil pırıltılıdır. Sesler; boğuk değil, tınılı ve parlak özellik gösterir.

16 16 • Tu ̈ rkçenin bu ̈ tu ̈ n sesleri renkli, ezgili ve yumuşaktır. • Tu ̈ rkçenin u ̈ nlu ̈ ve u ̈ nsu ̈ zlerinin tu ̈ mu ̈ kolayca boğumlandırılabilir, seslerin hiçbiri boğumlanmada zorlayıcı değildir. • Tu ̈ rkçenin yazma, okuma ve konuşmayı kolaylaştıran yalın ve sağlam kuralları vardır.

17 17 Kişilerin doğru ve etkili bir konuşma becerisi edinebilmeleri için kendi konuşma seslerine bir kişlilik kazandırmaları beklenir. Konuşan kişi, sesiyle konuşmaya bazı özellikler katarak başarılı bir konuşmanın temellerini kurar. Konuşmacının sesini yönetmesiyle yarattığı bu özellikler şöyle özetlenebilir:

18 18 İşitilebilirlik: Söylenenlerin dinleyiciler tarafından anlaşılabilmesini sağlayan temel öge, sesin işitilebilir olmasıdır. Gereğinden fazla alçak ya da yu ̈ ksek sesle konuşulan bir ortamda duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerin etkilice paylaşılması olanaksızdır. Konuşmanın verimli olabilmesi, amaçlanan bir iletişim su ̈ recini yaratabilmesi için öncelikle söylenenlerin anlaşılması gerekir. Bunun için de yapılacak konuşmanın kolayca işitilebilir olması önemlidir.

19 19 Açıklık: Konuşmacının kullandığı sözcu ̈ klerdeki u ̈ nlu ̈ ve u ̈ nsu ̈ zleri tam değerlerini vererek seslendirebilmesidir. Seslerin çıkaklarında oluşturulmas›na özen gösterilmesi, sözcu ̈ klerin ve cu ̈ mlelerin oluşturduğu anlamın açıkça anlaşılabilmesi demektir. Bilinmelidir ki konuşma eylemi, aktarılmak istenen duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerin dinleyenler tarafından anlaşılmasıyla/paylaşılmasıyla amacına ulaşır. Açıklık, sözlu ̈ anlatımda bu paylaşmayı sağlayan temel bir etkendir.

20 20 •Doğallık: Sesin konuşma su ̈ recinde içeriği bu ̈ tu ̈ nleyen, tamamlayan, içeriğe işitsel renk katan bir öge olarak kullanılmasıdır. Başka bir söyleyişle sesin duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerin taşıdığı anlamın (sevinç, u ̈ zu ̈ ntu ̈, kaygı vb.) niteliğine uygun biçimde değşilebilmesidir. Bu değişlimde sesin yapmacık ve zorlama biçimde kullanılması, konuşmanın dinlenebilirliğini ve inandırıcılığını etkiler. Konuşma akışında çeşitli duygu durumları, sesin tınısında yaratılan doğal değşlikliklerle dinleyenlere yansıtılmalıdır.

21 21 Konuşma Sırasında Vurgunun Anlam Yaratıcı İşlevinden Yararlanma Doğru ve etkili bir konuşma, vurgunun anlamı belirtici ve anlam yaratıcı işlevlerinden yararlanabilmeyi de gerektirmektedir. Konuşmada bazı heceler u ̈ zerindeki farklı ses baskısı, aktarılmak istenen duygu ve du ̈ şu ̈ ncenin doğru kavranmasına olanak sağlar. Her dil, kendi ses dizgesine bağlı olarak kimi heceleri baskılı söyleyişlerle anlamın oluşmasına ortak eder. Yapılan vurguların doğruluğu ve amaca uygunluğu, konuşma ve okuma eylemini dinlenilir ve anlaşılır kılar. Vurgu, konuşma ve okuma sırasında bir hecenin ya da sözcu ̈ ğu ̈ n ötekilerden daha baskılı söylenmesidir. Temel işlevi de anlamın oluşmasını, kavranmasını sağlamak; söze duygu değeri katarak dinleyicinin ilgisini uyandırmaktır.

22 22 Konuşma ve okumamızı canlandırmak için vurgulama becerisini bilmemiz ve onun gereklerine uygun davranmamız gerekir. Eksik ve yanlış vurgular ya da gerektiği zaman vurgunun yapılmaması, sözu ̈ n duygu değerinin yitirilmesine neden olur. Dinleyicinin ilgisi dağılır, anlamın kavranması gu ̈ çleşir. Sesin yarattığı söyleyiş gu ̈ zelliği ortaya çıkmaz. Bunun içindir ki vurgu, ses ve söyleyiş yönu ̈ nden önemli bir olaydır. Vurgu; sesi, söyleyişi, sözdeki ezgiyi canlandırır.

23 23 Vurgusuz okumalarda anlamlar yeterince aydınlatılamaz. Vurgu ile sözlerine canlılık katmayan bir konuşmacı, ne denli yararlı ve coşturucu konuları ele alırsa alsın, dinleyicileri uyuklamaktan kurtaramaz. Dilimizde vurgu ile ilgili olarak söylenebilecek en genel kural şudur: Tu ̈ rkçe sözcu ̈ klerin genellikle son hecesi vurgulanır. Tu ̈ rkçede bu kuralın dışında kalan bazı örnekler de bulunmaktadır.

24 24 Tek heceli sözcu ̈ kler vurgusuzdur. “Kuş, kış, taş, kaş, gel-, gör-, bak-, tak-, du ̈ n, çok” gibi tek heceden oluşmuş sözcu ̈ klerin söylenişinde vurgu yapılmaz.

25 25 Çok heceli sözcu ̈ klerin vurguları, genel olarak son hecede yapılır. “Çocuklar, bugu ̈ n gelecek. Ormanlar, yurdumuzun geleceğidir. Ayşe, okula gidiyor.” gibi çok heceli sözcu ̈ klerle kurulan cu ̈ mlelerde vurgu, sözcu ̈ klerin son hecelerinde yapılır.

26 26 İki heceli yer adlarında vurgu ilk hecede yapılır. “Ağrı, Bursa, İzmir, Ceyhan, Toros, Rize, Mardin” gibi iki heceli yer adlarının söylenişinde, ilk heceler vurgulanır. Tu ̈ rkçede yer adı olan “Bodrum” ile bir yapının yol du ̈ zeyinin altndaki bölu ̈ mu ̈ nu ̈ anlatan “bodrum”, söyleyişte vurgu ile birbirinden ayrılmalıdır. Yer adında vurgu ilk hecede yapılır (Bod rum), diğerinde vurgu ikinci hecededir (bodrum)

27 27 Çok heceli yer adlarında, ikinci hecedeki ses sayısı birincidekinden çok ise vurgu ikinci hecededir. “Çanakkale, İstanbul, Antalya, Malatya, Tekirdağ, Denizli” gibi çok heceli yer adlarında, ikinci heceler vurgulanır.

28 28 • Ekler, genel olarak, sözcu ̈ k vurgularını kendi u ̈ zerlerine çekerler. “Kalem, kalemler, kalemlerimiz, kalemlik ; deniz, denizci, denizden, denizcilik ” gibi sözcu ̈ klerin sonlarında yer alan eklere vurgu yapılır. Yalnız olumsuzluk eki -me, -ma ; soru ilgeci olan mi, sözcu ̈ ğe ku ̈ çu ̈ ltme anlamı katmayan -ce eki; vurguyu kendinden önceki heceye aktarır. “Ali, gelmeyecek. ; Ali geldi mi? ; bence, ulusça, insanca” vb.

29 29 • Geniş zamanlı eylem kiplerinde olumsuzluk eki -me vurgulanır. “O beni hiç dinlemez.” vb.

30 30 • “ile” sözcu ̈ ğu ̈ ve ek eylemin “i-se, i-di, i-miş, i-ken” çekimleri ek olarak kullanıldığında vurgu, bunlardan önceki hecede yapılır. “benimle, Barış’la; gelirse, mutluysa; gu ̈ lerdi, severdi; severmiş, gu ̈ lermiş; severken, gu ̈ lerken” vb.

31 31 • “ki” ve “de” bağlacı, vurguyu kendinden önceki sözcu ̈ klere iter. “-ki” ve “-de” eki vurguyu u ̈ zerine çeker. “Unutmayın ki çocuklar geleceğimizdir.”, “Sınıfımız da temizlendi.”; “Evdeki hesap çarşıya uymaz.”, “Sınıfımızda birçok başarılı öğrenci var.” vb.

32 32 •“ki” bağlacının kaynaşmasıyla oluşan “belki, sanki, mademki...” sözcu ̈ klerindeki “ki” vurgulanmaz. “belki, sanki, mademki” vb.

33 33 •Zaman belirten “-leyin” eki, vurguyu kendinden önceki heceye iter. “Sabahleyin buluştuk. Akşamleyin göru ̈ ştu ̈ k.” vb.

34 34 •Yu ̈ klemden uzak kalmış özneler cu ̈ mle vurgusu alır. Vurgu alan öznelerin yazıda virgu ̈ l ile ayrılması gerekir. Örneğin; Kemal Tahir, Yorgun Savaşçı adlı romanında vatanını kurtarmak için uğraşanlarla, umutsuzluğa du ̈ şmu ̈ ş olanların durumlarını yansıtır.


"1 KONUŞMA Konuşma, duygu ve du ̈ şu ̈ ncelerin paylaşılmasına olanak sağlayan dilsel bir beceridir. Konuşma; toplumsal yaşamın tu ̈ m ilişkilerinde, kişilerin." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları