Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

M İ LL İ MÜCADELEM İ Z İ N İ S İ MS İ Z KAHRAMANLARINDAN DR. FAZIL (DO Ğ AN) BEY (1892 – 1950)

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "M İ LL İ MÜCADELEM İ Z İ N İ S İ MS İ Z KAHRAMANLARINDAN DR. FAZIL (DO Ğ AN) BEY (1892 – 1950)"— Sunum transkripti:

1 M İ LL İ MÜCADELEM İ Z İ N İ S İ MS İ Z KAHRAMANLARINDAN DR. FAZIL (DO Ğ AN) BEY (1892 – 1950)

2 Dr. Fazıl Bey, 1892 yılında Abdullah Efendi ve Gül Hanım’ın ilk oğlu olarak Midilli’de dünyaya gelir.

3 İlk ve orta öğrenimini Midilli’de gerçekleştiren Dr. Fazıl bey “Darülfünunu Osmani”ye bağlı eski adıyla“ Tıbbiye-i Şahane’yi Mülkiye ” şimdiki adıyla İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Fakültesi’ni bitirir.

4 25 Mart 1912’de resmen kurulan Türk Ocağı’nın 1911’de temellerini atan 190 tıbbiyeliden biridir yılında Hamdullah Suphi TANRIÖVER ile birlikte Türk Ocağı’nın ikinci defa açılışında da fiilen görev almıştır.

5 Dr.Fazıl bey, I.Dünya Savaş’ında Nusaybin’e çekilen kıtalarda görevliyken mütareke neticesi terhis edilir. Ali İhsan Paşa’nın da bulunduğu bir katarla İngilizlerin denetiminde İstanbul'a bir yük vagonunda sevk edilirler. Dr. Fazıl Doğan anılarında; o günlerin tablosunu şöyle aktarmaktadır. “…bizi bindirmiş oldukları yük vagonunun kapısı bir türlü açılmadı, meğer İngilizler kapana kendi ayağı ile giren Ali İhsan Paşayı tutuklamışlar, gecikmenin sebebi bu imiş. Osmanlı Devletinin geçirmekte olduğu perişanlığı, çöküntüyü büyük bir acı ile gördük ve içimizde duyduk. Memleketimizin kötü halinden habersiz İstanbul’a çıktık, çıktıktan kısa bir süre sonrada Osmanlı Devletinin geçirmekte olduğu perişanlığı, çöküntüyü büyük bir acı ile gördük ve içimizde duyduk.”

6 Mektep sıralarından beri düşündüğümüz köyde çalışma fikrini gerçekleştirecek ve memleketin geçireceği durumlara göre bize düşecek görevi yerine getirecektik.” “Arkadaşlarla konuşmamız sonunda aşağı yukarı şöyle bir karara varır gibi olduk. Mektep sıralarından beri düşündüğümüz köyde çalışma fikrini gerçekleştirecek ve memleketin geçireceği durumlara göre bize düşecek görevi yerine getirecektik.” Bu tablo karşısında Dr. Fazıl bey ve arkadaşlarının reçetesi yıllar sonraki anılarında şöyle dillenecektir: İstanbul’un işgali

7 Terhisini müteakip daha evine bile uğramadan Dr. Reşit Galip Dr. Hasan Ferit (Cansever ) ve tıbbiye dışından birkaç arkadaşıyla birlikte Kütahya bölgesine gelerek köycülük hareketlerine katılacaktır. Dr. Mustafa (Alp)

8 İçinde bulundukları “ Köycülük Hareketi” halkın neredeyse tümünü kapsayan köylüyü aydınlatmak, sağlık sorunlarını çözmek ve köy üretimini arttırmak amacıyla okul yıllarında bir dernek de kurarak tasarladıkları bir hareketti. Köycüler Birinci Kongresinde Tıbbiyeliler Dr. M. Ali Ağakay,Dr. Mustafa Alp, Dr. Reşit Galip, Dr. H.Ferit Cansever, Dr. Şemsettin, Dr. Lütfi Kırdar (Soldan Sağa)

9 Dr. Fazıl Doğan “ Köycülük” kararın hemen sonrasında “… memlekette teşkilat kurmak için çalışan bazı arkadaşları ”nca kendisine “İzmir’de önemli teşkilat hareketleri olduğunu ve oraya gidip temaslara geçersem memleket için çok daha faydalı bir iş yapmış olacağı ”nın telkini üzerine İzmir’e hareket eder. İngilizler tarafından Yunanlılara söz verilmiş olan İzmir’in tarihine, coğrafyasına ve nüfus durumuna ait raporlar hazırlanan ve çeşitli yerlere dağıtmakla görevli bu alanda faydalı olacağına inanmaz.

10 Dr. Fazıl Doğan bu gelişmeyi anılarına şöyle aktarmaktadır: “Arkadaşlarla konuştum ve ilk düşündüğüm şekilde ben Kütahya’nın (Emet) nahiyesi köylerine yerleşmek üzere hareket ettim. Öteki arkadaşlar Tavşanlı nahiyesinde yerleşeceklerdi. Kütahya’ya varınca tanıdığım bazı Doktor arkadaşlara rastladım. İlk olarak onların zihninde bazı tereddütleri silmek için Kütahya’ya çalışmak üzere gelmediğimi söyledim. Maksadımı kısaca açıkladım. tanıdığım bazı Doktor arkadaşlara rastladım. İlk olarak onların zihninde bazı tereddütleri silmek için Kütahya’ya çalışmak üzere gelmediğimi söyledim. Maksadımı kısaca açıkladım. Mümkünse Kütahya ileri gelenleri ile görüşmek istediğimi bildirdim. Onlarda memnun oldular ve hemen o akşam bir zatın bahçesinde toplanmak üzere ayrıldık”

11 “O Akşam”a dair Dr. Fazıl Doğan’ın anlatımından çıkarılacak ders ve tedbirler olduğunu görme için anılarındaki bu bölüm çok dikkat çekicidir. “ Bahçede havuz başında masalar hazırlanmıştı. Mezeler çok çeşitliydi. Rakı şişeleri aslan ağızlarında soğumaya bırakılmıştı. Saz takımı mükemmeldi. Ben Anadolu’ya giderken tıpkı bir köylü ruh ve düşüncesiyle belki de onlara örnek olarak yaşamayı kararlaştırmıştım. Halbuki bu mecliste mühim olan memleketin hali değil, ziyafetin durumu idi. Gördüğüm manzara bana hüzün verdi. Ben içmiyordum, etraftan ısrar ediyorlardı “ hele doktor sen gençsin içmezsin, çığırmazsın,hatırımızda mı yok yahu” diye içirmeye uğraşıyorlardı. Gördüğüm manzara bana hüzün verdi.”

12 Oysa Dr. Fazıl Doğan’ın toplantı maksadı bambaşkaydı. Bu kırgınlık anılarında şöyle belirmektedir : “Oradan gizlice ayrılmaktan başka çare bulamadım. Kütahya’nın bu akşam alemleri bana Refik Halit’ in “Şeftali Bağçeleri ” yazısını hatırlatıyordu. Doktor Reşit Galip ile Dr. Hasan Ferit de bütün teçhizatları ile geldiler. Alemler her akşam tekrarlanıyordu. İki üç gün sonra Doktor Reşit Galip ile Dr. Hasan Ferit de bütün teçhizatları ile geldiler. Kütahya’daki Dr. Arkadaşların yardımı ile onlara bir (Kütahya alemi) gösterdim ve ertesi günü tasarladığımız yerlere hareket ettik. Daha yerlerimize varmazdan evvel, takip ve kontrol edilmek üzere şifrelenmiştik.” On – on beş sandık eşyayla dört genç doktorun böyle kuş uçmaz kervan geçmez yerlere gitmesi Kütahyalıları epey şaşırttı ve Mutasarrıfı da kuşkulandırdı. Bu davranışımızın manasını bir türlü anlayamıyorlardı. Daha yerlerimize varmazdan evvel, takip ve kontrol edilmek üzere şifrelenmiştik.”

13 Kütahya merkezde durum bu ve ümitsizdi. İlk karar noktası köyler ise Dr. Fazıl ve arkadaşları için umut kapısıydı. Bu kapıya cebinde sadece 20 lira ile eşkıyaların sardığı yollardan geçerek Emet’e varır. Sabah tıraş olmak için aynaya baktığında karalara bulanmış isli yüzünün nedenini araştırır. Bir demirci körüğünün üstündeki odada kendine yer verilmiştir. Aynı gün eski bir han odasını temizleyip, eczane, laboratuar ve muayene alanı olarak düzenleyip, süsler. Dr. Fazıl beyin tanı dolayısıyla tedavileri isabet kaydettikçe efsaneleşmektedir. Hekim eli değen ilçeye artık çevre köylerden de akın akın hasta gelmektedir. Yaygın bir sifiliz mıntıkasındadır. Yeterli miktarda ilacı olduğundan memnundur. Ancak ondan memnun olmayanlar vardır.

14 Yörede “ağa “ diye tanımlanan mütegallibenin halk kadar memnun olmadığı Dr. Fazı beyin şu aktarımıyla anlaşılmaktadır: “Burada ağalar Tavşanlı kadar değil ama yine beni kendi başıma bırakmak istemiyorlar, Kütahya da bile benim kadar meşhur bir doktor olmadığı halde böyle körfez (kuytu-ücra) bir yere niçin geldiğimi durmadan soruyorlardı. Cevaplarını da gene kendi kendilerine verdiklerini sonradan öğrendim. Meğer ben askerlik şubelerinde para yiyen doktorlardanmışım da gizli bir yere kaçmak yahut İttihat ve Terakki Cemiyetinin üyelerindenmişim de Tutulmamak için böyle körfez bir yere gelmişim veya kim bilir ne gibi bir cürüm işlemişim de adı sanı olmayan bir köye kapanmışım.”

15 “Her memur ve yabancıyı idareleri altına almağı usul sayan ağalarla başım hoş değildi. “ aktarımında da bulunan Dr. Fazıl Doğan’ın halkla nasıl güçlü bir ilişki kurduğu da anılarında yer alan “ Lakin öyle günler geldi ki evinden bir tas yemeğini alan bana koşuyor ve benimle yemek yemeğe can atıyordu. Hatta iş daha büyüdü, akşam sohbetleri ve yemekleri adeta numara sırasına kondu.” sözlerinden anlaşılmaktadır. Bu güçlü yakınlığın ulaştığı bir başka boyut ise “Evvela odadan sofaya seslenerek muayene edilirken yavaş yavaş odaya girmeye ve nihayet yanımda soyunmaya kadar alıştılar. “ aktarımında ortaya çıkan kadın hastalardaki değişimdir.

16 Gün gelecek bu güçlü ilişki hasta bir vatanının savunma alanını sağlayacaktı. İzmir’in Yunanlılarca işgal haberi Nurettin Ragıp (Ege) bey’in telgrafıyla “Reddi İlhak” adına Emet’e ulaştığındaki gelişmeler Dr. Fazıl Doğan’ın aktarımında şöyleydi: “Kıymetli arkadaşlarımızdan Ragıp Nurettin İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edildiği haberini Reddi İlhak “ Reddi İlhak “ namına telledi. Heyecanla tir tir titreyerek çıkıp kahrolası işgali bu büyük topluluğa bildirdim. Halk ayni heyecanla bir ağızdan “selaten tüncina” okumaya başladılar ve hepimiz memleketin savunmasına kayıtsız şartsız koşmaya yemin ettik. İzmir’den ayrıldıktan sonra temasımız kaybolmayan bu arkadaşın verdiği felaket haberinin tafsilatını öğrenmek için perişan bir halde, gözlerimden yaşlar akarak telgrafhaneye koşuyordum. Emet çarşısından geçerken halimi görenler ne var diye arkama birikti. Telgrafhane penceresinden baktığım zaman orada hınca hane insan toplanmış olduğunu gördüm. Heyecanla tir tir titreyerek çıkıp kahrolası işgali bu büyük topluluğa bildirdim. Halk ayni heyecanla bir ağızdan “selaten tüncina” okumaya başladılar ve hepimiz memleketin savunmasına kayıtsız şartsız koşmaya yemin ettik. Birleşik hareket etmek için adını (Müdafa-i Vatan Cemiyeti) koyduğumuz bir cemiyeti de hemen orada kurduk.”

17 O andan itibaren Dr. Fazıl Doğan, Emet’te sadece bir tıbbiyeli olarak değil, silah ve savaşçı toplayan bir Harbiyeliydi. Dağları eşkıyadan temizleyip, asayiş sağlayan, o çetelerden savaşçı çıkaran, Yörük aşiretini davaya kazandıran tıbbiyeli büyüğümüz anılarındaki “mahalli hükümet idareleri de kendi adli takibatları ve vergi alacakları gibi senelerce geri kalmış işlerinin halli için desteğimizi istedi. Hükümet içinde ayrı bir diktatörlük durumu hiç hoşuma gitmiyordu ama yardım çaresizdi” sözlerinden de o sıralarda Emet’te en etkin Mülkiyelinin de O’ olduğunu anlamaktayız..

18 “…Köylü ile eski sohbetlerimizi ihmal etmiyordum. Okul öğretmenleri ve özellikle nahiye ve köy öğrencileri ile daima temastaydım. Orada ders de veriyordum. Bazı cahil din adamlarının çevrelerinde yanlış telkinlerine meydan bırakmıyordum. Hadis tefsirlerindeki yanlışlarını ortaya çıkararak onları kıvrandırıyordum” Sözlerinden de bir eğitimci olduğunu görmekteyiz. Fakat Dr. Fazıl beyden Cami imamının şikayeti vardı ; “Doktor bey, diyordu namazdan sonra selam verince sağımda solumda kimseyi bulamıyorum, pabucu kapan size koşuyor Allah’ını seversen beraber gidelim gali.”

19 Dr. Fazıl Doğan ‘ın bir önemli özelliği de dikkat sahibi oluşudur. Tesadüfi olarak eline geçen bir mektubun zarfındaki adresten yola çıkarak Çerkez Ethem’in Yunanlılarla ilişiğini saptaması ve durumu diğer olaylarla değerlendirerek Garp Cephe Komutanı İsmet Paşa’ya tüm önlemleri sağlayarak Emet Postahanesinden bildirmesidir. Bu dikkat neticesi tasarlanan düzenli ordu bir an önce yaşam bularak ; neticesi 30 ağustos 1922 de Büyük Taarruzumuz ile başlayan zafer yolu İzmir’e dek açılmıştır.

20 Emet’te bulunduğu üç yıla yakın süre içerisinde hekimlik hizmetlerinin yanı sıra Kuva-yı Milliye adına önemli çalışmalarda ve cephe savaşlarında bulunmuştur. Çerkes Ethem olayından sonra kendisinden merkezde faydalanılmak üzere Ankara’ya çağrılır. Milli Mücadeleden sonra ailesinin de Midilli’den ayrılarak yerleştiği Ayvalık’a gelir. Doktorluk çalışmalarına burada devam eder. Ayvalık’ta PTT arkasında bulunan kendisine ait evde herkese ücretsiz sağlık hizmeti verir. Bu ev daha sonra “Doğumhane”ye çevrilir ve görevli doktorların ve personelin ücreti Dr. Fazıl bey tarafından ödenir.

21 Dr. Fazıl bey’in Ayvalık’ta ücretsiz sağlık hizmeti verdiği evin bugünkü görünümü

22 1925 yılında Hüsniye hanım ile evlenir ‘da büyük oğlu Gültekin 1931’de ise küçük oğlu İlter dünyaya gelir.

23 54 dönümlük denize sıfır pirina yağı fabrikasını bizzat Atatürk’ün telkinleri ile İş Bankası’ndan kullandığı lira kredi ile 1930’da Yunanlılardan satın almıştır. Dr. Fazıl DOĞAN bey ve eşi Hüsniye Hanım, fabrikayı satın aldıkları, mübadele sonrası Ayvalığa ziyarete gelen Yunan aile ile birlikte Bugün bu arazi Ayvalık Belediyesi’nce otopark olarak kullanılmaktadır

24 Dr. Fazıl bey, fabrikayı satın aldıktan sonra çok sevdiği doktorluk mesleğinin yanında ticaretle uğraşmaya başlamış, Doğumhaneyi de bu faaliyetleriyle finanse etmeye devam etmiştir. Vefatına kadar yaşadığı yeni evi Daha sonra da eski evini tamamen Doğumhane olarak tahsis edeceğinden yeni bir ev satın almıştır. Ayvalığa sunduğu bir diğer hizmet ise Ayvalık Lisesi’nin yapımına katkıda bulunmak olmuştur.

25 1940 yılında Celal BAYAR’ın ısrarı üzerine Milli Mücadele dönemindeki anılarını kaleme alır ve Celal BAYAR’a teslim eder. Fakat bu anı notlarına henüz ulaşamamış bulunmaktayız.. Elimizde Sadece eşi Hüsnüye hanım’ın kendi el yazısıyla çocuklarına ve torunlarına miras olarak kaleme aldığı 107 sayfalık anı notu bulunmaktadır.

26 Celal BAYAR, Dr. Fazıl bey ve ailesiyle irtibatını kesmemiş, O İstanbul’da tedavi olurken bile ailesini yalnız bırakmamıştır. Dr. Fazıl Doğan hakkında bu bilgiler dışında ailesinden kaynak bilgi ve belge ile Emet ve Ayvalık ahalisinden bilgi toplanarak bu sunum gerçekleşmiştir. Celal BAYAR’ın 1950 yılında ailesini Ayvalık’ta ziyareti

27 Dr. Fazıl Doğan, II. Dünya Savaşı yıllarında Yüzbaşı rütbesiyle orduya çağrılır ve savaş süresince Uludağ’da bulunan Sağlık Evi’nde tabiplik hizmetinde bulunur.

28 1948’de büyük oğlu Gültekin’i Ayvalık eski Belediye Başkanlarından Kadri bey’in torunu Gülgün hanım ile evlendirir. Küçük oğlu İlter Bey ise babasının ölümünden sonra Atatürk’ün yakın arkadaşlarından sürgündeki Afgan Kralı Amanullah Han’ın kızı Naciye Sultan ile 1957’de evlenir. Atatürk, Amanullah Han ve eşi Kraliçe Süreyya bir etkinlikte

29 1948’da giderek sağlığı bozulan Dr. Fazıl Doğan 1951’de vefat eder. Naaşı Ayvalık Belediye Kabristanlığı’nda bulunan aile mezarlığına defnedilir. Ayvalık Belediye Kabristanlığı’nda bulunan aile mezarlığına defnedilir.

30 Dr. Fazıl Doğan’ın gerek anılarından gerekse ardında bıraktığı izlerinden yola çıktığımızda 58 yıllık ömründe Cumhuriyet tarihimizin önemli sahnelerin yer almış olduğunu görürüz.

31 15 Mayıs 1919’da yakın arkadaşı Nurettin Ragıp bey’den İzmir’in işgal edildiği telgrafını alır almaz Emet’in ileri gelenleri ile bir araya gelerek aynı gün “EMET MÜDAFA-İ VATAN CEMİYETİ”ni kurar. Bu cemiyet, işgalden sonra Batı Anadolu’da kurulan ilk cemiyettir. Bölgede bulunan çeteler ile dağdaki eşkıyaları ikna veya cebir yoluyla toplayarak “EMET MİLLİ MÜFREZESİ”Nİ kurmuştur. Bu müfreze Emet, Simav, Gediz, Demirci ve Gördes dolaylarında aktif olarak görev almıştır. Yunanlılarla sıcak temasın gerçekleştiği bölgede kendisine “Demirci – Gördes Dolayları Kumandanlığı”. “Demirci – Gördes Dolayları Kumandanlığı” görevi verilmiştir.

32 Asırlardır her yıl 17 Aralıkta Söğüt’te kutlanılan “Osmanlı’nın Kuruluş Şenlikleri” Söğüt dışında ilk defa Dr. Fazıl bey’in daveti üzerine Emet Kızıldere mevkinde yapılmış, Karakeçili Yörüklerinin de desteği alınarak Emet Milli Müfrezesi daha da güçlendirilmiştir. Bu müfreze 300 süvariden oluşmuştur. Kuva-yı Seyyare’nin Kütahya’ya gelmesiyle Emet Milli Müfrezesi Kuva-yı Seyyare’ye bağlanmış,. Çerkez Ethem olayından sonra bu müfreze feshedilerek Dr. Fazıl bey kendisinden merkezde faydalanılmak üzere Ankara’ya çağrılmıştır. Dr. Fazıl bey, Ankara’ya giderken bizim için hezimet olan “Kütahya – Eskişehir Muharebeleri”ne şahit olmuş, dağılan ordumuzu toparlamaya çalışmış, Ankara’ya vardığında ise gördüklerini ve yaşadıklarını mebuslara aktarmıştır.

33 Dr. Fazıl bey’in Emet’te fedakarca çalışmalar yaparak temelini attığı hürriyet ve bağımsızlık aşkı, O’ Emet’ten ayrıldıktan sonra meyvesini km ‘lik bir işgal çemberine alınmış olmasına karşı Emet’in Yunanlı işgalcilere karşı ilk ve en önemli sivil başkaldırı burada gerçekleşmiştir. Bu başarı aynı zamanda Batı bölgesinde o ana kadar verilen en önemli mücadeledir.

34 24 Nisan 1922’de Yunanlılar’ın işgal ettiği Emet Hükümet Konağı Emetliler tarafından ateşe verilir ve kaçmaya çalışan 40 Yunanlı öldürülür. 200 kişilik intikam birliğini Emet’e sevkini haber alan kadar Emetli, Cevizdere 27 Nisan 1922’de Cevizdere’de kurdukları pusuda çarpıştıkları Yunan birliğini imha ederken 7 şehit verirler. Cevizdere Zaferi anısına dikilen Şehitler Anıtı Ateşe verilen Emet Hükümet Konağının restorasyon sonrası görünümü

35 İyice bilenen Yunanlılar, Kütahya’dan iki, İzmir’den de uçak takviyeli iki alayı Emet’e sevk etmişlerdir. Bu dört alay, 14 köyü toplam 1254 hanesiyle yakmış, Emet’i harabe bir şehre çevirdikten sonra burayı terk etmişlerdir. Bu kadar büyük kuvvet karşına çete savaşı ile çıkılamayacağını sezinleyen halk, düşman kuvvetleri gelmeden şehri boşaltarak dağlara çekilmiştir. Günlerce sığındıkları bu dağları da direnişleri ile onurlandırmışlardır.

36 “Yunanlılar cepheden büyük bir kuvvet ayırarak Emet’e yolladılar. Bu kuvvetin karşısında köylüler dağlara çekildi. Yunanlılarda dağlarda kovuklarda gizlenen bu mücahitler yine boş durmadılar ve perakende dolaşan Yunanlıları tek tek kapanlarına düşürdüler. Emet ve yöresindeki köyleri tamamen yaktılar. Fakat dağlarda kovuklarda gizlenen bu mücahitler yine boş durmadılar ve perakende dolaşan Yunanlıları tek tek kapanlarına düşürdüler. Sonunda Emetlilerle başa çıkamayacağını anlayan Yunanlılar buradan bütün kuvvetlerini çekti ve Türk Milletinin bu kutsal mabedinde tek bir Yunan eri kalmadı. Emetlilerin bu büyük kahramanlığını işgal altındaki başka yerler de gösterseydi düşmanın bir çok kaleleri alarak Anadolu içlerine girmesi bir hayal olurdu. “ Bütün ev ve barklarının yanmasına aldırmadan “ toprağımızda tek bir Yunanlı bırakmadık “ diye candan sevinen Emetlilerin bu büyük kahramanlığını işgal altındaki başka yerler de gösterseydi düşmanın bir çok kaleleri alarak Anadolu içlerine girmesi bir hayal olurdu. “ Bu onur öyküsü Dr. Fazıl bey’in anılarının son kısmında şu şekilde ifade edilmektedir.

37 Dr. Reşit Galip Dr. Hasan Ferit Dr. Mustafa Dr. Fazıl Tıbbiyeliler’in Köycülük faaliyetlerinde bulunduğu yerlerde Kuva-yı Milliye’nin teşkilatlanması kolay olmuş, bu yerlerde Yunanlı işgalciler büyük bir direnişle karşılaşmışlardır. Şüphesiz bu direnişin kahramanları yöre halkı olduğu kadar onlara yurt ve ulus bilincini aşılamak için yaşamın kendilerine verebileceği nimetleri bir tarafa itip, köylüyle, halkla kucaklaşıp, irfan saçmaya gelen Köycü Hekimlerdi.

38 Her birinin yaşamı Atatürk’ün “ Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka mesut olacaktır. Çünkü kendi selametini, kendi saadetini memleketin milletin saadet ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur." sözlerinin boşuna söylenmemiş olduğunun delili olduğuna Dr. Fazıl Doğan’ı araştırırken tanık olduk. Dr. Fazıl Doğan’ın kimliğinde toplanan KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ sıralandığında : - Eşine saygılı, çocuklarına şefkatli bir aile reisi. - Kendisine yapılan iyilikleri unutmayacak kadar vefakar. - İstiklal Madalyası ile taltif edilmesine rağmen madalyayı almayacak kadar mütevazi. - Yaptığı kahramanlıkları çocuklarına anlatmayacak kadar alçakgönüllü. - Ücretsiz sağlık hizmeti verecek kadar yardımsever. - Ayvalık Lisesi’nin yapımına yardım edecek kadar eğitim gönüllüsü. - Düşman işgaline kayıtsız kalmayacak kadar istiklal ve hürriyet tutkunu. - Uğrunda her türlü mücadeleyi göze alacak kadar vatan ve bayrak sevdalısı. - İyi bir hatip ve başarılı bir tabip. - Kitleleri arkasından sürükleyebilen bir lider. - Haksızlığa ve adaletsizliğe göz yummayacak kadar adil gıpta edilecek bir kişiliktir.

39 Dr. Fazıl Doğanın izlerini taşıyan iki ilçemiz bu onuru sürdürmek kararlılığındadır. Emet’te bir parkaAyvalık’ ta ise evinin bulunduğu onurlu adı caddede yaşamaktadır.

40 Ancak şimdiye kadar yapılanlar Emetlilere yetmeyecektir. Çünkü Milli Mücadele Tarihimizde bir direniş sayfasını açan Emetlilerin evlatları olarak, direnişin öğretmeni Dr. Fazıl Doğan adını Emet dışına ve gelecek kuşaklara taşımayı görev sayarak borç bilemekteyiz. ÇALIŞMA VE ÖNERİLERİMİZ : - Telif hakkı Derneğimize ait Dr. Fazıl bey’in anılarının kitap çalışmaları bitmiş, dip not çalışmaları devam etmektedir. -- Emet Belediyesi ve Derneğimizce yapımına başlanılan projede Eski Emet Hükümet Konağı, Cevizdere Şehitleri Anıtı ve Derneğimizce dizayn edilecek Kültür Evi vardır. -- Dr. Fazıl bey’in ve Emet Milli Müfrezesi’nin karargahı olarak kullanılan Emet Zeytinoğlu Hanı’nın kamulaştırılarak aslına uygun restore edilmesi. -- Anıların senaryolaştırılarak belgesel ve film haline getirilmesi. -- Milli Mücadele’ye emeği geçmiş Tıbbiyelilere ait eşya ve belgelerin merkezi bir kentimizde sergilendiği TIBBİYE TARİHİ MÜZESİ ‘nin kuruluşuna katkıda bulunmayı borçlarımız arasında sayarız. hedeflerimiz övünülecek bir tarih sahibi olmamızda emeği geçen arasına kamuoyu ile paylaşma Emetliler olarak nmak adına daha fazla adım atmayı bir borç bilerek hedef

41 Başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Tıbbiyeliler olmak üzere; vatan, millet, bayrak ve istiklal uğruna mücadele vermiş tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.

42 Dr. Fazıl Doğan’ın öğretmenliğinde Emetlilerin, Kurtuluş Savaşında yazdığı onur sayfasının aktarımında bulunmamıza fırsat veren emek ve gönül katılımlarıyla bu sempozyumun tüm katılımcılarına, II.Ulusal Tıp Günleri Sempozyumu Eş Başkanlarına, Sempozyum Sekretaryasına, bu sunumun heyecanını bizler kadar taşıyan Dr. Selçuk KOÇLAR’a ve bilhassa heyecanı kadar bilgi,teknik estetik katkılarını esirgemeyenDişhekimi Yener ORUÇ’a teşekkür ederiz.


"M İ LL İ MÜCADELEM İ Z İ N İ S İ MS İ Z KAHRAMANLARINDAN DR. FAZIL (DO Ğ AN) BEY (1892 – 1950)" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları