Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nın yaklaştığı günlerde Osmanlı Devleti’nin yönetiminde İttihat ve Terakki Partisi (Birlik.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nın yaklaştığı günlerde Osmanlı Devleti’nin yönetiminde İttihat ve Terakki Partisi (Birlik."— Sunum transkripti:

1 Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nın yaklaştığı günlerde Osmanlı Devleti’nin yönetiminde İttihat ve Terakki Partisi (Birlik ve ilerleme) bulunuyordu. İttihat ve Terakkinin ileri gelenleri (Enver, Talat ve Cemal Paşa üçlüsü) dünyanın hızla bir savaşa sürüklendiğini görüyor ve bu savaşın dışında kalamayacaklarını düşünüyorlardı. Bu nedenle daha savaş başlamadan İngiltere ve Fransa ile ittifak kurmak istemişler ancak isteklerinin kabul edilmemesi üzerine Almanya’ya yakınlaşmışlardı. İttihat ve Terakki liderlerinden Harbiye Nazırı Enver Paşa, Almanya’nın savaşı kazanacağına inanıyor ve Osmanlı Devleti’nin bu devletin yanında savaşa girmesi gerektiğini düşünüyordu. Bunun için de 2 Ağustos 1914’te Osmanlı Devleti ile Almanya arasında bir dostluk ve ittifak antlaşması imzalanmasını sağlamıştı. Enver Paşa ve eşi Naciye Sultan (Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecit'in torunu ve Şehzade Süleyman Efendinin kızıdır.)

2 1 - Fransız İhtilali ile birlikte ortaya çıkan milliyetçilik düşüncesi “İmparatorluk olarak yapayalnızdık. Manzaramız üzüntü vericiydi. Güneyimizdeki Araplar ayaklanma çabaları içinde idiler. İngilizler, Araplara altın yağmuru ihsan etmişlerdi. İngiliz istihbaratı bizim kontrolümüzde olan Arap ülkeleri emirlerini ve liderlerini daha o zamandan satın almıştı. Rusya ve İngiltere bir ‘Ermeni Devleti’ hikâyesine bel bağlamışlardı. Şimdi dostumuz olmakla isim yapmak isteyen Avusturya, Bosna ve Hersek’i ele geçirmişti. İtalya Trablus’a hâkimdi. Bulgaristan ‘Bağımlı Prenslik’ten ‘Bağımsız Çarlık’ ve devlet hâline gelmişti. Kısacası, ‘Dünya üzerinde tek dostumuz kalmamıştı.’ İmparatorluğun yağmasını önleyecek tek çare, muhtemel bir ‘savaşın kazanılması’ idi. O hâlde savaşa girecektik. İnanç bu idi.” Murat Bardakçı Metne ve yukarıdaki açıklamalara göre Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesini kaçınılmaz hâle getiren etkenler nelerdir?

3 Osmanlı Devleti savaşı giriyor Osmanlı Devleti Trakya hariç Avrupa kıtasından atılmış durumdaydı.Balkan Savaşı sonucunda hezimet yaşanması ve Rumeli topraklarının kaybedilmesi, ordu ve millet üzerinde tam bir travma etkisi göstermiştir. Kimse ne olduğunu anlayamadan devletin en gözde vilayetleri düşman eline geçmişti. Balkan Savaşı sonrasında iktidara tamamıyla sahip olan İttihat ve Terakki Hükümeti Balkan Savaşı'nın şokunu atlatmak ve yaralarını sarmak için tedbirler almaya çalıştı. Bunun için ilk önce savaşta büyük bir hezimet yaşayan ordunun yeniden düzenlenmesi yoluna gidildi. Ordunun komuta kadrosunda bazı revizyonlar yapıldı ve Almanya'dan orduyu ıslah için bir askerî heyet getirildi. Osmanlı Devleti bir taraftan ordu ve donanmasını yeniden yapılandırırken diğer taraftan da bloklaşan Avrupa'da yalnız kalmamak için bir takım diplomatik girişimlerde bulunmaya başladı. Zaten önünde iki seçenek vardı: İtilaf Devletleri safına katılmak veya İttifak Devletleri yanında yer almak

4 Osmanlı devleti savaşa giriyor Durum böyle olunca geride kalan son ve tek seçeneğe yönelindi ve 2 Ağustos 1914'te Almanya ve Avusturya-Macaristan ile ittifak antlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya göre taraflardan biri savaşa girdiğinde diğer devletin de savaşa girmesi şartı vardı. Anlaşmanın imzalandığı günden bir gün önce Almanya Rusya ile savaşa tutuştuğundan anlaşma hükümlerine göre Osmanlı Devleti'nin de Rusya'ya savaş açması gerekirdi. Ancak hükümet silahlı tarafsızlığını ilan etti. Osmanlı Devleti'nin bu tavrı onun bu aşamada savaşa girmesini istemeyen İtilaf Devletlerince memnunlukla karşılandı. Hatta savaşa girmemesi halinde toprak bütünlüğünü koruyacakları taahhüdünde bile bulundular. Ancak bu vaatler siyasî ve askerî durum gereği oyalama için verilmiş sözlerdi ve savaşın sonunda sıranın Osmanlı Devleti'ne geleceğini hükümet çok iyi bildiğinden bu vaatler çok ciddiye alınmadı. Osmanlı Devleti'nin silahlı tarafsızlık kararı Almanya'yı hiç de memnun etmemişti. Almanya Osmanlı Devleti'nin bir an önce savaşa girmesini ve Rusya ile İngiltere'ye karşı açacağı cephelerle kendi yükünü hafifletmesini istiyordu. Osmanlı Hükümeti ise savaş hazırlıklarının bitmediğini, seferberliğin tamamlanması için süreye ihtiyacı olduğunu bildirerek zaman kazanmaya çalışıyordu. Almanya bu süreci çabuklaştırmak için her yolu deniyordu. İşte bu sıralarda Akdeniz'de bulunan iki Alman savaş gemisi peşlerinde İngiliz filosu olduğu halde Çanakkale Boğazı'na geldi ve içeri girmek için izin istedi. Onlara bu izni Enver Paşa'nın kimseye danışmadan re'sen verdiği söylenir ki Başkumandan Vekili olarak buna yetkisi de vardı. Böylece iki gemi Çanakkale'den içeriye girer

5 Gemiler içeriye girer, İngiliz filosu dışarıda bırakılır. Tarafsızlık kurallarına aykırı olan bu hareketi İngilizler şiddetle protesto eder. Bu sıkışık durumdan kurtulmak için bir çare aranır ve sonuçta Osmanlı Devletinin bu gemileri Almanya'dan satın aldığı bildirilir. Hatta bu gemilerin, İngiltere'ye sipariş verilen, parası ödendiği ve teslim almaya bir heyet gönderildiği halde, İngiltere'nin savaşın başlamasını bahane ederek el koyduğu iki savaş gemisi Sultan Osman ve Reşadiye'nin yerine alındığı söylenir. Böylece İngiltere'nin bu haksız davranışına da misilleme yapılmış oluyordu. Gerçekten de Osmanlı Donanmasının güçlendirilmesi için son sistem iki gemi alınması gündeme gelmiş ve bu amaçla milli bir kampanya başlatılmıştı. Milletin bağışları ve memurların maaşlarından kesilen paralarla gemilerin bedeli olan para toplanmıştı. Son anda İngiltere'nin bu gemilere el koyması hükümet ve özellikle halk nezdinde İngiltere'ye karşı büyük bir galeyan ve öfkeye sebep olmuş ve hükümetin Almanya ile ittifak yapması bu olay münasebetiyle daha kolay olmuştu. Çanakkale'den içeriye alınan Goeben ve Breslau savaş gemileri İstanbul'a gelir. Yavuz ve Midilli isimleri verilen gemilere hemen Türk bayrağı çekilir. Hatta Alman personelin başına fes bile takılır. Bu iki geminin komutanı olan Alman Amiral Souchon da donanma komutanlığına getirilir. İngiltere bu oldu bittiyi kabullenmek zorunda kalırsa da İngiliz filosu Çanakkale Boğazı önünde nöbet tutmaya başlar ve Boğaz’dan çıkacak gemilere ateş açacağını bildirir. Bu durum üzerine Çanakkale Boğazı bütün gemilere kapatılır. Muhtemel bir saldırıya karşı da Boğaz’daki tabyalar teyakkuza geçirilir ve mayın hatları tesis edilmeye başlanır

6 Donanma komutanlığına getirilmiş olan Amiral Souchon tatbikat bahanesiyle Yavuz ve Midilli'nin de dâhil olduğu Osmanlı donanmasını Karadeniz'e çıkarır. 29 Ekim 1914'te Rus limanlarını ve burada bulunan gemileri topa tutar. Bu saldırı üzerine 1 Kasım'da Rusya Osmanlı Devleti'ne savaş ilan eder. Osmanlı Devleti'ni savaşa sokan bu hareketin kimin emriyle yapıldığı tartışılır. Bu saldırının Almanya'nın önerisi ve Enver Paşa'nın muvafakati ile yapıldığı artık bilinmektedir. Bu saldırıdan Sadrazam Sait Halim Paşa ve hükümetin diğer bakanlarının haberi yoktur. Padişaha zaten danışan yoktur. Sadrazam Sait Halim Paşa, haberi olmaksızın böyle bir saldırıyla devletin savaşa sokulması üzerine istifasını vermiş ancak bizzat padişahın ısrarı ile istifasını geri almıştır. Rusya'nın ardından 3 Kasım 1914'te İngiliz ve Fransız gemileri Seddülbahir ve Kumkale istihkâmlarını bombardıman ederek Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. Bu saldırı tabyalara zarar vermemiştir. Ancak Seddülbahir Kalesi içindeki tabyanın cephaneliği, isabet eden bir mermi sebebiyle infilak eder ve buraya bitişik korunakta bulunan 5 subay 81 er şehit olur. Seddülbahir'de şehit olan 81 askerimiz, Çanakkale Muharebelerinin ilk şehitleri olarak kabul edilir. İtilaf Devletlerinin bu saldırıları mukabilinde Osmanlı Hükümeti de 11 Kasım'da İtilaf Devletlerine savaş açtığını bildirir ve 14 Kasım'da Cihad-ı Mukaddes ilan edilir

7 Cihad-ı Mukaddes Şeyhülislâm Hayri Efendi’nin verdiği “cihad-ı mukaddes” fetvaları. cihad-ı mukaddes : Din uğruna yapılan Kutsal savaş Fetva : İslam hukuku ile ilgili bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislam veya müftü tarafından verilebilen belge

8 6 – Avrupalı ülkelerin Çıkarlarını korumak amacıyla kendi aralarında gruplaşmaları Savaş Başlamadan önce; 1 – Üçlü İtilaf (Anlaşma, uyuşma, uzlaşma) devletleri : İngiltere, Fransa, Rusya. 2 – Üçlü İttifak (Anlaşma, uyuşma, bağlaşma) Almanya, Avusturya-Macaristan imparatorluğu, İtalya. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı başladıktan kısa bir süre sonra İttifak Devletleri grubuna katıldı. Ardından Bulgaristan da bu gruba dâhil oldu. Buna karşılık aynı grupta yer alan İtalya, İtilaf Devletlerinin Anadolu’nun Ege kıyılarını kendisine bırakacakları yönünde söz vermeleri üzerine saf değiştirdi. İtilaf Devletleri grubu Japonya, Sırbistan, Romanya, Yunanistan, Brezilya, Portekiz ve Amerika Birleşik Devletleri’nin katılımıyla daha da güçlendi. Savaş Başladıktan sonra; 1 - İtilaf (Anlaşma, uyuşma, uzlaşma) devletleri : İngiltere, Fransa, Rusya. İtalya, Japonya, Sırbistan, Romanya, Yunanistan, Brezilya, Portekiz ve Amerika Birleşik Devletleri. 2 – İttifak (Anlaşma, uyuşma, bağlaşma) Almanya, Avusturya-Macaristan imparatorluğu, Osmanlı Devleti, Bulgaristan

9 Osmanlı Devletinin 1. dünya savaşına girişi

10 1. DÜNYA SAVAŞININ SEBEPLERİ – MADDELER HALİNDE

11 1. DÜNYA SAVAŞINDA OSMANLI DEVLETİ İngiltere, Fransa ve Rusya, Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesiyle birlikte bu devletin topraklarını paylaşma projelerini uygulamak üzere harekete geçtiler. Bu amaçla İtalya’yı da kendi yanlarına çekerek Osmanlı topraklarının bölüşülmesini öngören gizli antlaşmalar yaptılar. Birinci Dünya Savaşı sürerken yapılan bu antlaşmalara göre; İngiltere’ye Irak, Ürdün, Filistin ve Arabistan’ın tamamı; Fransa’ya Orta ve Güney Anadolu toprakları ile Suriye; Rusya’ya Boğazların yanı sıra Erzurum, Trabzon, Van ve Bitlis ile Sivas, Elâzığ ve Diyarbakır illeri; İtalya’ya ise Antalya, Muğla ve Konya illerinin yanı sıra İzmir ve çevresi bırakılmıştı. Osmanlı topraklarını paylaşma tasarıları 1917’de Rusya’da çarlık rejiminin yıkılması ve yeni yönetimin savaştan çekilmesiyle değişikliğe uğradı. Bu değişikliğe göre Rusya’ya bırakılan Boğazlar İtilaf Devletlerinin yönetiminde kalacak, Doğu Anadolu’da ise yine onlara bağlı iki yeni devlet kurulacaktı. Osmanlı orduları Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas, Çanakkale, İran-Irak, Kanal-Sina-Filistin-Suriye ve Hicaz-Yemen cephelerinde savaştı. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nda sınırları dışında bulunan Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerinde de yer aldı. Türk birlikleri bu cephelerde Alman, Avusturya-Macaristan ve Bulgar ordularının yanında İtilaf Devletlerinin ordularına karşı mücadele etti

12 1. DÜNYA SAVAŞında OSMANLI DEVLETİNİN SAVAŞTIĞI CEPHELER Kafkas Cephesi : Çanakkale Cephesi : İran-Irak Cephesi : Kanal-Sina-Filistin-Suriye Cephesi : Hicaz-Yemen Cephesi : Romanya – Galiçya – Makedonya Cepheleri :

13 KAFKAS CEPHESİ Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’ndaki ilk cepheyi Doğu Anadolu sınırını geçen Ruslara karşı açtı yılının son günlerinde ordusunun başında ilerleyişe geçen Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın amacı, Kars, Ardahan ve Batum’u alarak Kafkasya üzerinden Orta Asya’ya geçip Türk dünyası ile birleşmekti. Ancak Onun bu harekâtı, bölgedeki Ermenilerin Ruslarla iş birliği yaparak ordumuzu arkadan vurması, salgın hastalıklar, açlık ve dondurucu soğuk nedeniyle başarıya ulaşamadı. Büyük can kayıplarının yaşandığı bu cephedeki mücadeleler bazı Doğu illerimizin işgaliyle sonuçlandı. Rus işgalinden sonra Ermenilerin Doğu Anadolu’daki isyanlarını arttırması üzerine Osmanlı Hükûmeti, hem bölge halkının hem de Kafkas Cephesi’ndeki birliklerin güvenliğini sağlamak için harekete geçti. Hükûmet bu amaçla 27 Mayıs 1915’te Tehcir (Göç) Kanunu adıyla bilinen “Sevk ve İskân Kanunu”nu çıkardı. Ardından da cepheye yakın bölgelerde yaşayan Ermenileri ülkenin daha güvenli yerleri olan Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki bölgelere göç ettirdi. Ünlü Sarıkamış taarruzu ve donarak şehit olan binlerce Mehmetçik

14 Çanakkale Cephesi: İngiltere ve Fransa, İstanbul’u alarak Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak ve müttefikleri Rusya ile doğrudan bağlantı kurmak istediler. Bunun için de 18 Mart 1915’te donanmalarıyla birlikte Çanakkale Boğazı’nı geçme girişiminde bulundular. Ancak Boğaz’a döşenmiş mayınlar ve Türk topçularının isabetli atışları karşısında ağır kayıplar vererek geri çekildiler. Müttefikler, denizde uğradıkları başarısızlık üzerine Türk savunmasını çökertmek için bu kez de Gelibolu Yarımadası’na asker çıkardılar. Mehmetçik’in kahramanlığı karşısında tutunamayacaklarını anlayınca da bir süre sonra yarımadayı terk etmek zorunda kaldılar. Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nın seyrini değiştirecek nitelikte önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Boğaz’ın geçilememesi nedeniyle yardım alamayan Rusya’da çarlık rejimi yıkıldı. Yeni yönetim Rusya’nın savaştan çekildiğini ilan etti. Diğer yandan İtalya, İtilaf Devletlerinin yanında savaşa girerken Bulgaristan İttifak Devletleri safına katıldı

15 İran-Irak Cephesi: Osmanlı Devleti, İran-Irak Cephesi’ni, Irak petrollerine sahip olmak isteyen ve bu amaçla Basra’ya asker çıkaran İngiltere’ye karşı açtı. Irak’ta bulunan Türk ordusu kuzeye doğru ilerleyen İngilizleri Selman-ı Pak Muharebelerinde durdurmayı başardı. Ardından da onları Kut’ul-Amare denilen yerde kuşatarak komutanları Townshend (Tavnzınd) ile birlikte teslim aldı. İngilizler Irak’ta uğradıkları bu yenilgi üzerine kuvvetlerini takviye ederek yeniden ilerleyişe geçtiler. Önce Bağdat’ı, ateşkesten sonra da Musul’u işgal ederek Osmanlı Devleti’nden önemli bir toprak parçasını daha kopardılar

16 Kanal-Sina-Filistin-Suriye Cephesi: Osmanlı Devleti bu cepheyi İngiltere’nin elinde bulunan Mısır’ı geri almak ve Süveyş Kanalı’nı ele geçirerek İngilizlerin sömürgeleriyle bağlantısını kesmek amacıyla açtı. Bu iş için görevlendirilen Bahriye Nazırı Cemal Paşa, emrindeki kuvvetlerle 1915 yılı başlarında harekete geçti. Ancak çöl şartlarının ağırlığı ve Kanal’ın çok güçlü biçimde savunulması nedeniyle başarılı olamadı. İngilizlerin karşı taarruza geçmeleri üzerine de Sina Yarımadası’nı ve Filistin’i bırakarak Suriye’ye kadar çekilmek zorunda kaldı. İngilizlerin kuzeye doğru ilerleyişi, savaşın son günlerinde bu cephede görevlendirilen Mustafa Kemal Paşa tarafından durduruldu

17 Hicaz-Yemen Cephesi: Kutsal toprakları korumak amacıyla açılan bu cephede Osmanlı Devleti İngilizlere ve onların kışkırtmasıyla ayaklanan Araplara karşı mücadele etti. Medine Müdafaası ve Çöl kaplanı Fahrettin paşa : Fahrettin Paşa ve askerlerinin yazdığı bu destan Temmuz 1916’dan Ocak 1919’a kadar sürecek, Peygamber Efendimiz’in kabrini düşmana bırakmamak için isyancılara karşı mücadele edilecektir. İsyancıların baskınları, pusuları, Hicaz Demiryolu’nun bombalanması gibi pek çok olayın yaşandığı bu mücadele esnasında en temel sorun açlık ve susuzluk olmuştur. Lawrence ve adamları tarafından su kaynaklarının zehirlendiği bir ortamda Medine’ye gelen tren seferlerindeki aksamalar hem askeri hem de halkı yiyecek sıkıntısı ile karşı karşıya getirmiş, halkın önemli bir kısmı şehri terk etmek zorunda kalmıştır. Medine’deki direnişi kırmak isteyen İngilizlerin I. Dünya Savaşı sonlarında Hicaz Demiryollarını bombalaması üzerine Medine’nin dış dünya ile bağlantısı tamamen kesilmiş ve sıkıntılar daha da artmıştı. Buna rağmen Hz. Peygamber’in kabrini düşmana bırakmamakta kararlı olan Osmanlı askeri un stokları azalınca hurma çorbası içmiş, hurma çekirdeklerini öğüterek elde ettikleri undan ekmek üreterek yemişlerdi

18 1. Dünya Savaşındaki Şehit sayımız in üzerinde şehidimiz vardır Yılında yapılan Nüfus sayımında olduğu düşünülürse her 25 kişiden biri şehit olduğu ortaya çıkar. ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN


"Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nın yaklaştığı günlerde Osmanlı Devleti’nin yönetiminde İttihat ve Terakki Partisi (Birlik." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları