Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

YAŞLI SAĞLIĞININ TANIMI VE YAŞLILIK BİLİMİNİN TARİHÇESİ

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "YAŞLI SAĞLIĞININ TANIMI VE YAŞLILIK BİLİMİNİN TARİHÇESİ"— Sunum transkripti:

1

2 YAŞLI SAĞLIĞININ TANIMI VE YAŞLILIK BİLİMİNİN TARİHÇESİ

3 Nüfus Yaşlanıyor

4 Dünyada Yaşlılığa İlişkin Demografik Değişmeler
Ortalama yaşam süresi 1797’de 48 yıl, 1947’de 65 yıl 1950–2000 yılları arasında 46’dan 66’ya çıkış gösterdi 2050’de 76’ya çıkacağı tahmin edilmektedir Yaşlı az 2005: 600 milyon dolayında 2050: 2 milyara ulaşacağı ve yaşlı nüfustaki artışın daha çok gelişmekte olan ülkelerde meydana geleceği tahmin edilmektedir. Doğuşta beklenen yaşam süresi ortalaması 75 yıl ve üzerinde olduğu ülke sayısı 37’dir

5 Birleşmiş Milletlerin “Dünya Ekonomik ve Sosyal Araştırması 2007” (World Economic and Social Survey 2007) Yaşlanmakta Olan Dünyada Gelişim Raporunda global düzeyde; Doğuşta yaşam beklentisinin ’de 47’den, ’de 65’e ulaştığı, 2045–2050 yıllarında ise 75’e ulaşacağı Kadın başına doğum sayısı ’den ’e 5,0’den 2,6’ya düşmüş, ’lerde ise 2,0 çocuğa düşmesi beklenmektedir, Gelişmiş ülkelerde şimdiden bu rakam 2,0’nin altına düştüğü halde geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde nüfus baskısı hala sürmektedir. Ancak bundan sonraki aşamada dünya demografik değişimler ve bu değişimlerin yarattığı sorunlarla yüz yüze gelecektir. Özellikle çocukların ve çalışma yaşındaki yetişkin nüfusun oranındaki azalma nedeniyle yaşlı bireylerin oranında artış olacaktır, Yaşlı nüfustaki bu artış sağlık bakımı ve desteğe yönelik toplumsal politikaları da önemli ölçüde etkileyecektir.

6 TÜRKİYE’DE 65 YAŞ ÜSTÜ NÜFUS
1998 yılında 3.5 milyon --- (%5.3) 2010 yılında 5 milyon 2020 yılında 8-9 milyon 2050 yılında 12 milyon “yaşlı” nüfus 20 yıl sonra iki katı olacak

7 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2007–2010 Yılları Arası Nüfus Sayımı Sonuçları
ADNK Yılları Toplam Nüfus 65 yaş ve üstü yaş grubu 2007 70,586,256 %7,1 2008 71,517,100 %6,8 2009 72,561,312 %6,9 2010 73,722,988 %7,2 2011 74,7 milyon %7,3

8 Genç nüfuslu ülkelerde yaşlıların genel nüfusa oranı % 4 ten az,
Erişkin nüfuslu ülkelerde % 4 – 7, Yaşlı nüfuslu ülkelerde % 7 – 10, Çok yaşlı nüfuslu ülkelerde % 10 un üzerindedir.

9 Bireysel farklılık sık, çevresel farklılıklar önemli
Türkiye’de doğuştan itibaren yaşam beklentisi kadınlarda 76.1 ve erkeklerde yaş Kanada, Japonya ve Norveç gibi ülkelerde 80 yaş doğuştan yaşam beklentisi

10 “Türkiye’de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı”na göre,
Dünyada 65 yaş ve üzeri yaşlarda olan nüfus 2004 itibariyle %10 civarındayken, 2050’de bu oran %16’yı aşacaktır. Yapılan hesaplamalar, 21.yüzyılın Türkiye’de de “yaşlı yüzyılı” olacağını vurguluyor. Buna göre, 2050’de Türkiye nüfusu 96 milyon 498 bin kişi olacak, 2000 itibariyle nüfusun %5,4’lük bölümünü oluşturan 65 yaş ve üzeri nüfus, 2025’te %9’a, 2050’de ise %17,6’lık orana ulaşacaktır.

11 **Türkiye’de yaşlıların demografik özellikleri-1
Yaşlıların %55’i kadın, %45’i erkek Yaşlıların %56’sı hane halkının reisi olarak bildirilmiştir. Medeni durum 65 yaş üzeri erkeklerin % 13,2’i, 75 yaş üstü erkeklerin %24,5'i dul kadınlarda bu oranlar %50,4, %69,1 TNSA‐2008 sonuçları : yaşlıların %62’si evli, %36’sının dul, %2’sinin de hiç evlenmemiş ya da boşanmış Yorum: kadınların doğuştan beklenen yaşam süresinin erkeklerden daha uzun olması, erkeğin eşini yitirdiği durumda yeniden evlenmesinin kadınlara göre daha sık olduğu

12 **Türkiye’de yaşlıların demografik özellikleri-2
Eğitim durumu Yetişkin okur yazarlık oranı %88,1 yaşlı nüfusun okuryazarlık oranı %57, yaş ve üzerinde %42 Kadınlarda, özellikle de yaşlı kadınlarda bu oran düşmekte Yaşlıların ancak %39’u ilkokula, %8’i ortaokula devam etmiştir. Yaşlı nüfus içerisinde lise veya üzeri bir düzeyde eğitim almış kadınlar %2, erkekler %4 sıklıktadır.

13 **Türkiye’de yaşlıların demografik özellikleri-3
Yerleşim yeri Kırsal bölgede yerleşim oranı daha yüksek. Kırsal yerleşim yerlerinde yaşlı nüfusun payı, yaşlının yaşı arttıkça daha da yükselmektedir. Toplam nüfus içinde yaşlı nüfusun oranı kentsel yerleşim yerlerinde %6 iken kırsal yerleşim yerlerinde %10’dur. Türkiye’de kentleşme oranları ↑, çekirdek aile yapısına bir geçiş Buna rağmen yaşlıların bakımı çoğunlukla aileleri tarafından üstlenilmektedir. Her 10 yaşlıdan 7’sinin çocukları ile ya aynı evde ya da çocukları ile aynı binada, sokakta veya mahallede oturdukları belirlenmiştir.

14 **Türkiye’de yaşlıların demografik özellikleri-4
Sosyo ekonomik özellikleri %69’unun dolaysız ya da dolaylı emekli maaşı, yaşlılık aylığı, kira/faiz/ranttan gibi herhangi bir gelirinin olduğu en önemli gelir kaynağı emekli maaşları Yaşlıların %88’inin sağlık sigortası bulunmakta Yaş arttıkça Yeşil Kart aracılığı ile sağlık sigortasına sahip olan yaşlıların oranının artıp diğer sistemler üzerinden sağlık sigortası olan yaşlıların oranının ise azaldığı görülmektedir. Yaşlının yaşı arttıkça yaşlının rahatı, sağlığı ve ihtiyaçları konusundaki sorumluluğun yaşlının kendisinden çocuklara özellikle de oğullara kaydığı görülmektedir. Yaşlanma ile birlikte eşlerin yaşlı bakımındaki sorumluluğu azalmakta, özellikle gelin/damat gibi aileden kişilerin ve ücretli bakıcılar gibi aile dışı kişilerin sorumluluğu artmaktadır.

15 YAŞLI KİME DENİR?

16 YAŞLI KİME DENİR? Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Orta yaş: 45-60 yaş
Yaşlı: Genç yaşlı: yaş Orta yaşlı: yaş İleri yaşlı: ≥85 yaş Geriatrik yaş grubu ≥ 65 yaş

17 Yaşlı Bilimi Geriatri Yunan kökenli
"geron" : yaşlı adam + "iatreia“: hastalık tedavisi Gerontoloji "geron" : yaşlı adam + “logos”: bilim

18 Geriatri 65 yaş ve üstünün sağlık sorunları hastalıkları
sosyal hayatları fonksiyonel yaşamları yaşam kaliteleri duygudurumu bilişsel sorunları koruyucu hekimlik uygulamaları toplum yaşlanması ile ilgilenen bilim dalı Ankara Hastanesi, Yüksek İhtisas Hastanesi, Kayseri, Samatya *

19 GERİATRİK HASTA Hastalık etkenleri farklıdır. Hastalık semptomları farklıdır. Hastalık bulguları farklıdır. Hastanın ve yakınlarının hastalığa yaklaşımı ve tedavi talep etmesi farklıdır. Hekimin ve sağlık personelinin yaşlıya bakış açısı farklı

20 Hastanın Hastalığa Yaklaşımı
Semptomlar yaşlılığın normal belirtileri olarak görülür. Semptomlar göz ardı edilir. Doktora bildirilme oranı düşüktür. İngiltere de yapılan bir araştırmaya göre: Araştırma grubunun % 90’ının son 30 günde ciddi hastalık semptomları olduğu. % 30’unun doktora başvurduğu. 1/3 ünün tedaviden fayda göreceğine inanmadığı. Çoğunluğunun şikayetlerini doktora değil yakınlarına bildirdiği. % 60’ı semptomları normal yaşlılık belirtisi olarak kabul ettiği. Göğüs ağrısı için acile başvuran yaşlı hastaların en 6 saat sonra başvurduğu.

21 GERİATRİK HASTAYA YAKLAŞIMDA
Kültürel farklılıkları göz önünde bulundurmak Multiple pataloji Polifarmasi Fonksiyonel kapasite ve kayıp

22 Yaşlılığın Özellikleri
YAŞLILIK BİR HASTALIK DEĞİL Organ sistemlerinde meydana gelen fizyolojik değişiklikler sonucu oluşan yaşlanma ile hastalıklara bağlı bulgular ayırt edilmeli Sıklıkla yaşlıların hastalık ve şikayetleri önemsenmez, yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak düşünülür ve geç tanı ve tedavi verilir. Kronik hastalık sayısı Günlük yaşam faaliyetlerinde azalma ve kısıtlamalar sık Hastalıkların seyri atipik

23 HASTANIN HASTALIĞA YAKLAŞIMI
Semptomlar yaşlılığın normal belirtileri olarak görülür. Semptomlar göz ardı edilir. Doktora bildirilme oranı düşüktür. İngiltere de yapılan bir araştırmaya göre Araştırma grubunun % 90’ının son 30 günde ciddi hastalık semptomları olduğu. % 30’unun doktora başvurduğu. 1/3 ünün tedaviden fayda göreceğine inanmadığı. Çoğunluğunun şikayetlerini doktora değil yakınlarına bildirdiği. % 60’ı semptomları normal yaşlılık belirtisi olarak kabul ettiği. Göğüs ağrısı için acile başvuran yaşlı hastaların en 6 saat sonra başvurduğu.

24 YAŞLILARIN AKUT SEMPTOMLARA YAKLAŞIMI
Beklemek ve izlemek. Riski inkar etmek. Semptomları bilinen hastalıklarının normal sonuçları kabul etmek. Tıbbi tedaviyi ret. Pasif intihara eğilim.

25 Tedavi ve yaşlılık Birden fazla kronik hastalık için çoklu ilaç kullanımı Reçetesiz ilaç kullanımı, antiaging ürünlerinin kontrolsüz kullanımı İlaçların farmakokinetik ve farmakodinamik özellikleri İlaç-ilaç, ilaç-hastalık etkileşimleri sık Hastanın tedaviye uyumu düşük (İlaç torbaları)

26 yaşlılık döneminin sorunları
aile ilişkilerinde değişme çalışma ve emeklilik barınma sorunu sağlık sorunları kayıplar

27 aile ilişkilerinde değişme
kayıplar karşısında uyum sağlama güçlüğü toplumsal beklentilerde değişme kuşaklar arası çatışma durumları: yakınlık-uzaklık bağımlılık-bağımsızlık birliktelik-ayrılık açıklık-gizlilik İleri yaşlardaki ana-babalar birçok kayıplar karşısında (eş, akraba, akran, arkadaş) yaşlılığa uyum sağlamada güçlük çekmekte, toplumsal beklentilerinde değişimler artmaktadır. Bu dönemde kuşaklar arası çatışmada gerginlik yaratıcı başlıca dört durum görülmektedir. Bunlar, yakınlık-uzaklık, bağımlılık bağımsızlık, birliktelik-ayrılık, açıklık-gizliliktir. Kişiler yakınlarına bazen mesafeli durmakta, bazen de onlara yakınlık duymaktadırlar. Mesafeli davranış kişileri birbirinden koparır; kişiler arasında yakın olma duygusu arttıkça insanlar birbirine bağlanırlar. Çok yakınlık bazen stres yaratabilir. Bununla birlikte fiziksel uzaklığın artışı bazen farklı kuşaktan aile üyelerinin bir arada yaşadıkları zamanda güçlü olmayan psikolojik yakınlık duygularını artırabilir. Bir çok ülkede aile kalıpları ile ilgili bulgular bu durumda bulunan kuşaklar arasında karşılıklı hizmet ve yardımın var olduğunu ortaya koymuştur. Aile içinde yaşlı kişiler sadece alıcı değildirler. Aynı zamanda ailenin genç üyelerine mali ve diğer yardımları sağlarlar. Aile desteği iki yönlüdür. Bir çok ailede karşılıklı yardımlaşma ve ekonomik gereklilik olduğunda yaşlı ile genç kuşak arasında karşılıklı bağımlılık oluşur Aile içinde bu gerilimin ortaya çıkmasında akrabalık ilişkilerinin gücü sebep olmaktadır. Bir üyenin ailenin diğer üyelerine ya da bir kuşağın diğer kuşağa üstünlüğünü anlatır. İnsanlar zaman içinde konumlarını ve statülerini kaybederler. Eski konumlarının verdiği, ancak kaybolmakta olan etki ve gücü yeniden kazanmak eğilimindedirler. Bu gerilim özellikle bağımsızlıktan bağımlığa geçiş mücadelesinde açığa çıkar. Bağımsız olgun yetişkinin yaşlılığa dönüşümünde hastalık, dulluk ve emeklilikten kaynaklanan bağımlılıkla yüz yüze geldiğinde kuşaklar arası bağımsızlık çatışması gerilimi yaşanmaktadır Bireyin yaşamın geç döneminde diğer aile üyeleri ile birlikte olma ya da ayrı yaşama isteği gence göre farklılık gösterir. İnsanlar yaşamın geç döneminde aile üyeleri ve akranları ile birlikte olmak isterler. Öte yandan bu dönemde yalnızlığın artacağını ve yakınları ile olan bağlarının zayıflayacağını kabul etme eğilimindedirler. Bununla birlikte yaşlılar yetişkin çocukları ile bağlarının kopmayacağını ümit etmektedirler. Aynı zamanda bu istek duygusal açıdan yaşlıda bağımlılık yaratır. Tüm beşeri varlıklar gibi, yaşlının başlıca isteği kendi bağımsızlığını ve kişiliğini muhafaza ederek yeterli mesafe içinde yetişkin çocukları ile ilişkilerini sür dürmektir İnsanların yaşlandıkça kendine dönmesi giderek artar ve mahremiyet kıymetlenir. Emeklilik ve dulluk sadece ayrılığı değil, kişinin kendi dünyasına girişini de sağlar. Mahremiyet ihtiyacı psikolojik korunmayı gösterir ve kişinin bağımsızlığının bir parçasıdır. Farklı kuşaklar birbirlerine ne zaman açık ne zaman kapalı olacaklarının sınırlarını bilmelidirler. Bu kuşaklar arasındaki iletişimden kaçınma şeklinde yorumlanmamalıdır. İletişim sadece kuşaklar arasındaki mesajların akması değil, suskunluğun da akmasıdır. Açıklık ve gizliliğin uygun bir dengesini bulmanın anahtarı, kuşaklar arası karşılıklı ilişkiyi idare etmededir. Bu aile içindeki gerilimleri tartışma, kuşaklar arası karşılıklı ilişkileri düzenlemede başlıca görevler arasında yer alır. Bu görevlerin yerine getirilmesinde formel ve informel topluluk destekleri ailelere yardımcı olabilir. Kuşaklar arası çatışma aynı zamanda aile üyeleri arasında var olan gerginliğin sağlıklı boşalmasıdır. Burada istenen çatışmanın farklı kuşak üyeleri arasındaki ilişkilerde canlılığın ve bu arada yaşama duygusunun sürekliliğine yol açmasıdır. Böylece büyük ana-babalar torunları ile ileri yaşlarında karşılıklı alma verme bağı içinde arkadaşlık ilişkilerinden memnun olabilirler. Ancak çatışma nedenlerini anlatma ve çatışmayı yönetme fırsatı olmalıdır. Aile içinde çatışma yönlendirildiğinde ya da bittiğinde, ailenin yardıma yönelmesi konunun diğer yönünü oluşturmaktadır. Aile içinde çatışma az oluyorsa, o zaman sorun ailenin üçüncü ya da dördüncü kuşağının tüm üyeleri arasındaki gerilimlerin nasıl tartışıldığını, üyelerin sevgiyi ve verdiği rahatlığı nasıl paylaştıklarını öğrenmektir. Değişen dünyada yaşlı ile ilgili yeni sosyalleşme kalıpları ortaya çıkıyor. Bu konuda insanlık çetin bir sınav veriyor, deneyleri test ediyor. Geçmişten geleceğe miras olarak aktarılan sosyalleşme sürecine her kuşak hazır olmalıdır. Yaşlılık sorunu toplum ve uygarlıkta halkın kültürel geçmişinden aktarılarak devam etmektedir. Yyaşlıyı koruma bir borçtur, her kuşak bu süreci yaşayacaktır

28 çalışma ve emeklilik gelirde azalma düşük ücret
emeklilikte rol ve fonksiyon kaybı toplumsal statü azalması toplumsal uyum güçlüğü Yaşlılıkta gelirde azalma, işsizlikte artma görülmektedir. Özellikle yoksul kesimde yaşayan yaşlılarda kronik işsizlik bulunmaktadır. Bir işte çalışma güvencesini elde eden yaşlılar çoğunlukla düşük ücretle çalıştırılmaktadır. Sanayileşmiş toplumlarda yaşlıya iş verme ve ücret belirlemede yaş ayırt edici bir etmen olarak rol oynamaktadır. Yaşam düzeylerini yükseltecek gelirlerini artıracak, yararlanabilecekleri ek iş bulunmakta güçlüklerle karşılaşmaktadırlar Bu durumdaki yaşlının düzenli bir gelire sahip olması için tek seçenek kendi işinde çalışmaktır. Bu da fiziksel ve ruhsal sağlığın yerinde, yetenekli ve işinde ehil olma ile gerçekleşebilecek bir durumdur. Yaşlının çalışma yaşamını toplum ve iş çeşitlerine göre farklılaşır Yazısız toplumlarda yaşlının statüsü çağdaş toplumlara göre daha yüksek olduğundan sözü edilen topluluklarda yaşlı gücü tükenene kadar ekonomik etkinliğini sürdürür. Aynı durum geleneksel toplumlarda ve kırsal bölge toplumlarındaki iş çeşitlerinde görülmektedir. Türkiye'de kırsal kesimde yaşayan yaşlıların çoğu yaşamlarının sonuna kadar tarımsal alanda etkinliklerini sürdürürler. Emeklilik toplumların gelişmişlik düzeyine bağlı bir kavramdır. Sanayileşme ve ona eşlik eden kentleşme sadece ekonomiyi, etkilemekle kalmaz, kişinin toplumsal yaşamını da etkiler. Çalışma, sosyal, ekonomik yaşamın düzenini sağlaması açısından yaşamın merkezi haline gelir. Bireyin, mesleki kimliği, toplumsal sistem içinde ona konum sağlar ve gerekli rolleri verir... Emekli kişi toplumsal geleceği bakımından etkili rollerini ve fonksiyonunu kaybeder. Emeklilik ona eşlik eden gelir azalması emeklinin toplumsal statüsünü düşürür; yaşlı açısından emeklilik toplumsal sıkıntılar ve uyum güçlüğü yaratır. Fiziksel etkinliğin ve gelirin azalması buna bağlı güvensizlik duygusunun toplumsal yaşama az katılımlarına sebep olan belli başlı etkenlerdir. Bireysel ve kurumsal sebeplerden kaynaklanan bu durum yaşlıların sosyal katılımlarını sınırlandırır. Yaşlıların toplum yaşamına etkin bir biçimde katılmalarının onlara statü ve prestij kazandırdığı bilinen bir gerçektir.

29 barınma sorunu kurumsal bakım gereksinimi kentleşme
tercih: bağımsız yaşam yoksul kesimde yaşama kente göç köye göç Yaşlı kişilerin konut sorunu kentleşmenin hızlanıp yaygınlaşması ve yaşlılıkta gelir azalmasının ortaya çıkardığı ciddi bir konudur. Yaşlı bakımında aile önemli bir toplumsal kurumdur. Ancak aile çocukların bakımı açısından tam anlamı ile etkili toplumsal kurum olduğu halde, bağımlı yaşlılar için her zaman, her yerde aynı olumlu durumu gösterememektedir. Yaşlının bakılması ve barınacak yer sağlanması için kurumsal bakıma ihtiyaç vardır. Öte yandan dünyanın hemen her bölgesinde başlıca sorun kent merkezlerinin hızla büyümesinden kaynaklanmaktadır. Bu büyüme sonucunda kentlerde sağlıklı yaşam bakımından elverişli olmayan yerleşim alanları ve konutlar artmakta bu da toplumsal, ekonomik sorunlar yaratmaktadır. Buralarda aile yaşamı ve sağlık açısından olumsuz görüntüler sergilenmektedir. Kısacası kentlerdeki sözü edilen alanlar sağlanan kolaylıklar, verilen hizmetleri iyileştirme çabalarına karşın yetersiz kalmaktadır. Buralar her yaştan birey için olduğu gibi yaşlı nüfus açısından da daha elverişsiz ortamlardır. İleri derecede sanayileşmiş dünyada yaşlının tercih ettiği yaşama düzeni çocuklarından ayrı, bağımsız yaşamaktır. Bu durum yaşlının çocukları tarafından tümüyle terk edildiği anlamına gelmemektedir. Tersine görüşler ileri sürülmekte birlikte, özellikle yoksul kesimde yaşayan yaşlıların çocukları ile karşılıklı yardım ve sevgiye dayanan bir bağa sahip oldukları görülmektedir. Birçok yaşlıya özellikle bunalım dönemlerinde çocukları psikolojik, toplumsal yardım sağlama açısından güven vermekte, en az düzeyde de olsa bir miktar ekonomik yardım sağlamaktadır. Bu olumlu aile yardımına karşın yoksul kesimde gitgide çoğalmakta olan yaşlı, çocuksuz ya da çocukları tarafından terk edilmiştir. Bunlar belki de kent toplumunun en handikaplı kesimini oluşturmaktadırlar. Çünkü aile ve akraba desteğinde yoksundurlar. Bu kesimin niteliklerini belirlemek ve yardım etmek için politikalar ve programlar geliştirmeye ihtiyaç vardır. Dünyanın gelişmiş bölgelerinde yüksek oranda yaşlı yoksul kesimde yaşamaktadır. Genç kentlilerin fırsat elde ettikçe buralardan daha elverişli şartlara sahip kesimlere göç ettikleri belirlenmiştir. Eski konutların yenilerden daha ucuz oluşu yaşlı açısından elverişlidir. Veriler yoksul ve elverişsiz kesimde yaşayan yaşlı sayısında artışın süreceğini göstermektedir. Kentlerin sözü edilen kesimlerine göç eden yaşlılar içinde dul oranının yüksek olduğunu ve dünyanın her yerinde aynı duruma rastlandığı belirtilmektedir. Yaşlıların büyük çoğunluğu kentte yaşlanmış bulunmaktadır. Bu olayın özellikle Avrupa, Kuzey Amerika ülkelerinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Bunun tersi de söz konusudur. Kent yaşamın cezbetmesine karşın dünyanın bazı bölgelerinde kentten kıra dönüş göçleri de vardır. Kentten ayrılma her ne kadar sözü edilen yerlerde azalıyorsa da en çok Afrika kıtasında görülmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gecekondu ve benzeri kesimlerde yaşayan önemli oranda yaşlının bulunduğu saptanmıştır. Yaşadıkları çevrenin elverişsiz şartları yaşlıların psikolojik, toplumsal, ekonomik durumlarını olumsuz etkilemekte; yaşlının statüsünü, bireysel refahını ve mutluluğunu azaltmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde hızlı nüfus artışı, elverişsiz konutlarda oturanların sayısını artırmakta, yaşlı bu durumdan etkilenmektedir. Her ne kadar gelişmiş ülkelerde konutların standardı düzelmişse yaşlıların konut şartlarının çok el verişsiz olduğu ileri sürülmektedir. Yaşlıların şikayetlerinin başında en çok yaşadıkları elverişsiz konutlar yer almaktadır.

30 toplumsal yaşama etkin katılım
sağlık fiziksel güç azalması, ölüm korkusu, statü kaybı, emeklilik, yaşlılıkla ilgili tutumlar, rol değişimi ve sağlık durumu olumsuz çevre koşulları, gelir azlığı, yetersiz beslenme sonucu direnç düşüklüğü kronik hastalıklar yoksulluk toplumsal yaşama etkin katılım Yaşlılarda yıllar geçtikçe hastalıklar ve güçsüzlük artar ve ciddi sorunlar yaratır. Yaşlının sağlık durumu yaşamının her yönünü sürekli olarak etkiler; gelir gider, toplum yaşamına katılım, diğerleri işbirliği, hareketlilik derecesi, oturma yeri tipi, bağımlı ya da diğerlerinin yardımına muhtaç olma gibi...Yaş ilerledikçe kronik hastalıklar düzenli olarak artarlar. Ancak yaşlılar çoğu zaman kendilerini günlük etkinliklerini yürütemeyecek durumda görmezler. Yaşlıların toplumsal yaşama etkin olarak katılmaları psikolojik ve toplumsal mutluluğu olumlu yönde etkilemektedir. Karşılaştırmalı çalışmalar bu açıdan yoksunluk içinde olan yaşlıların yoksunluk içinde olmayan yaşlılıklara göre fiziksel ve psikolojik sağlıklarının daha fena olduğunu göstermiştir. Ayrıca düşük düzeydeki sosyal katılım yaşlıların morallerini olumsuz yönde etkilemektedir. Örneklemi yaşlı derneklerinden alınan bir araştırma yaşlıların sağlık durumları ve sağlık hizmetlerinden yararlanma dereceleri ile sosyal katılımları arasında ilişki olduğunu açığa çıkarmıştır. Sağlık sorunu az, sağlık hizmetlerinden yararlanma derecesi düşük düzeyde olan yaşlıların dernek etkinliklerine katılımlarının fazla olduğu saptanmıştır. Yaşlının sağlık durumu sosyal katılımını etkilemektedir. Gerçekte yaşlılıkta anlamsızlık ve olumsuzluk duyguları yaşlılık dönemindeki değişimler karşısında sosyal ve kişisel uyumsuzluğun psikolojik sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer bir deyişle bunlar rol değişimi ve rol kaybının sebep olduğu duygulardır: Bu, açıdan bakıldığında normal sayılan yaşlının ruh sağlığında bazı yaşlılık karakteristiklerini gözlemek mümkün olmaktadır. Yaşlının olumsuz tutumları benimsemesinde fiziksel gücün azalması, ölüm korkusu, statü kaybı, emeklilik, yaşlılıkla ilgili tutumlar rol değişimi ve sağlık durumu etkili olmaktadır. Yaşlı kişinin sağlık durumunun bozulması bir ya da fazla ruhsal sağlık sorunu yaratmaktadır. Kuşkusuz yaşlının sağlığının bozulması beklenen bir durumdur. Yaşlı fiziksel gücünün azalmasının yanında yaşamının bu döneminde ilk dönemlerinde karşılaşmadığı sorunlarla yüz yüze gelmektedir. Sorunlardan bazıları, yakınların kaybı, ölüm beklentisi, sakat kalma, uzun süre yataklı bakımda kalma, yaşlıların ruh sağlıklarını bozmaktadır. Yaşlıların fiziksel sağlıkları ile ruhsal sağlıkları arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışma sağlık durumu bozuk olan yaşlıların, sağlık durumu iyi olan yaşlılardan bir çok bakımdan farklı davranış ve tutumlara sahip olduklarını göstermiştir. Genel olarak kendini sağlıksız algılayan yaşlıların, sağlıklı algılayanlara göre daha az aktif ve daha çok depresyona eğilimli oldukları bulunmuştur. Yaşlının fiziksel sağlığını algılaması ruhsal yaşamının birçok görüntüsünü yansıtmaktadır. Olumsuz çevre şartları, gelir azlığı, yetersiz beslenme yaşlının direncini azaltmakta, yaşlıda kronik hastalıklara sebep olmaktadır. Yaşlılıkta yoksulluğun sağlık üzerinde önemli vardır.

31 Türkiye’de >65 yaş %89’unun kronik bir hastalığı var kişilerin yüzde 35’inde 2, yüzde 23’ünde 3, yüzde 14’inde ise 4 veya daha fazla hastalık bir arada

32 kayıplar fiziksel etkinlik toplumsal statü gelir aile, arkadaş, akran
güven duygusu sağlık bellek

33 Yaşlılığın 7 İ’si Zihinsel yetersizlik Hareketsizlik Dayanıksızlık
İdrar tutamama Uykusuzluk İlaçla ilgili sorunlar Aile ile ilgili sorunlar

34 yaşlılarda sık görülen sağlık sorunları

35 sağlık sorunu - sosyal sorun
65 yaş üzerindekilerin % 90'ında bir % 35'in de 2 % 23'ünde 3 % 14'ünde 4 veya fazla hastalık bir arada ölümler genellikle bu hastalık / komplikasyonlarla beslenme, eğitim, dinlenme, eğlenme ve manevi gereksinimler Hastalıkların klasik semptomlarının olmayışı ve non-spesifik belirtilerle ortaya çıkmasının çok yaygın olduğu; ülkemizde 65 yaş üzerindeki kişilerin % 90'ında genellikle bir kronik hastalık, % 35'in de 2, % 23'ünde 3 ve % 14'ünde 4 veya daha fazla hastalığın bir arada bulunduğu belirtildi. Yaşlı ölümlerinin de genellikle bu hastalıklara ve komplikasyonlarına bağlı olduğu kaydedildi. Diğer yandan yaşlıların bir çoğu fiziksel, sosyal ve ekonomik yönden bağımlı olduğu ve bu bağımlılığın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği ortaya konuldu. Yaşlı kişilerde depresif bozukluklar oldukça sık görülebilmektedir. Depresyon olgularının çoğunda zamanla düzelme görülmekte, fakat bu düzelme altı yıl ya da daha uzun süre gerektirmektedir. Yaşlılarda depresyonların çoğu uzun zamanda düzelebilmektedir. Bu sebepten bu depresyonlara tam tanı konması ve hastalara etkili tedavi sağlanarak iyileşme şansı tanınması görüşü güçlenmektedir. Daha ağır hastaları gören doktorların diğer sağlık personelinin ve sosyal hizmet uzmanlarının normal yaşlı kişilerin oldukça iyi ve aktif durumda olduklarını gözardı etmemeleri önerilmektedir. Yaşlılarda kronik hastalıklar yetişkinlere göre daha fazla sağlık sorunu yaratır ve ailesinin toplumsal fonksiyonlarını engeller değiştirir. Ayrıca, hasta bakımı ile ilgili davranış kalıpları kültürel bakımdan farklılık gösterir. Uzun süre yataklı bakım gören yaşlının toplumsal etkinliklerden uzak kalması, hareket yetisini yitirmesi, yaşama anlam veren kaynaklar üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, sonu gelmeyen tedavi gibi topluma bağlılık modlarından yoksunluk kişilik bozulmasına yol açar. Yaşlıda kişilik özdeşleşmesi kaybolur. Kronik hastalığı olan yaşlılarda kurumsal bakımın psikolojik, toplumsal etkilerini inceleyen bir araştırmada kurum bakımının yaşlılarda kişilik bozulmasına sebep olduğu ortaya çıkmıştır. Bu inceleme farklı niteliklere sahip olan üç ayrı kurumda bakım gören yaşlılar üzerinde yapılmıştır. Çalışmada "yaşlıda kişilik bozulmasının derecesi kurumun toplam karakteristiği ile doğrudan ilişkili olarak değişir" hipotezi doğrulanmıştır. Yaşlılığa ve toplumsal çevreye uyum sağlamada fiziksel, ruhsal, tek sözcükle sağlığın önemli işlevi bulunmaktadır. Yaşlılıkta sağlık sorunu kişisel olduğu kadar sosyal bir sorundur. Kuşkusuz yaşlılık sorunları yukarıda sayılanlarla sınırlı değildir. Bunların yanında beslenme, eğitim, dinlenme, eğlenme ve manevi ihtiyaçların karşılanmasına ilişkin sorunlar say Yaşlıların sağlık durumu yaşamların her yönünü etkiler. Yaşlılıkta da çok orta çıkan ve artan kronik hastalıklar, felçler, ruhsal bozukluklar, sakatlanmalar özel bakımı ve uzmanlar gerektiren durumlar yaratırlar. Bu sebepten yaşlı sağlığı ile ilgili çeşitli hizmetler geliştirilmiştir.ABD'de hastanelerde geriatri bölümleri, geriatri hastaneleri, yaşlılara hizmet veren yerel sağlık kuruluşları ve şifa yurtları bulunmaktadır. Tam bir uzmanlaşmaya dayanan şifa yurtları; bakım gerçekleştiren, hastanın tam bir uzmanlığa dayanan ihtiyaçlarını karşılayan kurumlardır. Doktorun tavsiyesine göre oral, rektal, hypodermik inter musculair yöntemleri kullanırlar. Bunlar idari ve tıbbi yönlerden çok daha karmaşık tedavi işlemlerini yapan kurumlardır.Kısmen uzmanlaşmaya dayanan şifa yurtlan barındırdıkları yaşlılara bazı konularda uzmanlaşmış tedavi sağlarlar. Bu hususlar onların esas bakım fonksiyonlarına ilave edilmiştir.İngiltere'de genel olarak sağlık hizmetleri üç alanda verilmektedir. Bunlar, hastane hizmetleri, aile sağlık hizmetleri, toplum sağlık hizmetleridir. Kanuna göre herkes yaşadığı yerde, az bir ücretle ya da ücretsiz seçtiği pratisyen hekime başvurur. Yaşlılar bu hizmetler için para ödemezler, bu hizmete ilaç ve hastanede yapılan tıbbi uygulamalar da dahildir. Bu kapsam içinde geriatrik uzun ve kısa tedavi hizmetiveren hastaneler ile birçok hastanede geriatri birimleri bulunmaktadır. Bu hastanelerin bazılarında, psikogeriatrik ve rehabititasyon programları uygulanmaktadır.

36 Hacettepe Üniversitesi İç Hastalıkları AD Geriatri Ünitesi-2
Ocak 2002-Temmuz 2004 kayıtlı 2000 hasta verisi % 62 kadın, %38 erkek %73 hasta 75 yaş altı %23 hasta arası %4 hasta 85 yaş üstü %51 eğitimsiz, %24 ilkokul, %6 ortaokul, %10 lise, %9 üniversite mezunu

37 Hacettepe verileri-1 İmpotans %76 Hipertansiyon %70 Osteoporoz %57
Görme problemi %53 Osteoartrit %44 İşitme problemi %42 Üriner inkontinans %36 Polifarmasi (5 ve fazla ilaç kullanımı) %35 Koroner arter hastalığı %31

38 Hacettepe verileri-2 Düşme %28 DM %21 Uyku problemi %23 Depresyon %21
Mobilite problemi %18 Son 2 yıl içinde travma dışı kırık öyküsü %15 Demans %15 KOAH %10 Serebrovasküler olay % 8

39 yaşlılıkta koruyucu hizmetler
fiziksel hastalık / güçsüzlüklerin önlenmesi yalnızlık ve izolasyonun önlenmesi hastalıkların erken tanısı rehabilitasyon, resosyalizasyon yaşam kalitesinin artırılması

40 birincil korunma bağışıklama : Pnömokok, Influenza
sigara ve alkolün bıraktırılması aktif yaşam, sosyal izolasyondan korunma Kazalardan korunma stresten uzak tutma Beslenme yetersizliğinden korunma eğitim barınma

41 İnfluenza (Grip/Enfeksiyon) 65 yaş sonrası hastalarda ölümün en önemli nedenlerinden biridir.
İnfluenza sonrası 5 ile 10. günlerde pnömoni (Zature) gelişebilir.

42

43 yaşlılıkta eğitim yaşlılığa uyum ve sosyal katılım için serbest zaman etkinlikleri yetenek ve el alışkanlıkları kazandırma Yaşlılık hizmetleri için de yaşlının eğitimi önemli bir konudur. Çağımızın yaşlı insanı için yaşlılığa uyum ve sosyal katılımı sağlama açısından sistemli serbest zaman etkinlikleri yapılmaktadır. Ayrıca kişisel ve toplumsal olarak yaşlılar yaşam içinde kendilerini pasif ve yeteneklerini yitirmiş görme eğilimindedirler. Bu ruhsal inancın kaldırılmasında sosyal güvenlik, tıbbi bakım ve gözetim sistemleri tek başına yeterli olamamaktadır. Bu sebeple soruna çözüm getirebilecek yolun eğitim olduğu kanısına varılmıştır. Yanı sıra yaşlıları toplumsal etkinliklere katılmaya alıştırmanın onlara yaşama uyum sağlama olanağı vereceği görüşü, güç kazanmıştır. Yaşlıların yetenek ve el alışkanlıklarını geliştirmek, böylece onları toplumsal yaşamlarında üretici duruma getirmekle mümkün olacaktır. Yaşlı eğitimi açısından ülkemizde neler yapılabilir sorusuna ülke şartları göz önüne alınarak bazı öneriler getirilebilir.

44 ikincil korunma Periyodik sağlık kontrolleri İskemik kalp hst
Serebrovasküler hst Periferik damar hst Ca DM Tbc Glokom Anemi Osteoporoz Demans Depresyon İşitme bzk Görme bzk İmmun enf

45 üçüncül korunma yaşam kalitesinin artırılması
sakatlık ve hastalıklara karşın yaşamını sürdürebilmek Sağlıklı yaşlanma

46 bakım uygun bakım hizmetleri verilmeli
kendi başlarına yaşayabilecekleri, gereğinde korunup bakılabilecekleri sosyal hizmetler ve yasal düzenlemelere sahip olmalı Bakım Yaşlı bireyler; Aile ve toplum tarafından desteklenmeli, ihtiyacı olanlara uygun bakım hizmetleri verilmelidir. Her toplumun kültürel değerler sistemine uygun bir biçimde korunmalı ve gözetilmelidir. Asgari düzeyde fiziksel, zihinsel ve ruhsal iyiliği kazandıracak ve sürdürecek sağlık bakımına sahip olmalıdır. Yaşamlarını kendi başlarına sürdürebilecekleri, gereksinim duyduklarında korunabilecekleri ve bakılabilecekleri çeşitli sosyal hizmetlere ve yasal düzenlemelere sahip olmalıdır. İnsana yakışır ve güvenli bir ortamda, sosyal ve zihinsel yönden desteklenecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri, koruma ve rehabilitasyon hizmeti alabilecekleri, uygun kurumsal bakım modellerinden yararlanmalıdır. Bir huzurevi ya da rehabilitasyon merkezinde yaşamaları durumunda; ihtiyaçlarına, inançlarına, haysiyetlerine, özel yaşamlarına (mahremiyetlerine), bakımları ve yaşam biçimleri hakkında kendi kararlarını vermelerine tam olarak saygı görmelidir. İnsan haklarından ve temel özgürlüklerden tam olarak yararlanmalıdır.

47 Dünyada yaşlı bakım hizmetleri
yaşlılara alıştığı çevre ve düzende hizmet sunumu yaşlı konutları yaşlı evleri yaşlı huzurevleri şifa yurtları bakım evleri gündüz bakım evleri mobil yardım hizmetleri tatil kulüpleri

48 Türkiye’de yaşlı bakım hizmetleri
Huzurevleri: Sosyal hizmetler Belediyeler SSK Emekli sandığı Vakıflar Azınlıklar MEB Özel

49 Türkiye’de huzurevlerinde yaşayanlar

50 ‘1 EKİM DÜNYA YAŞLILAR GÜNÜ’

51

52 Yaşlılık haftası

53 Ne kadar yaşlı olursa olsun, bir yıl daha yaşayabileceğini düşünmeyen insan var mıdır?
Çiçero Ortalama yaşam süresinin 30 yıl civarında olduğu 300 yıl öncesine göre bugün insan yaşamı iki kattan fazla artmış bulunuyor.300 yıl önce 30 yaş üzeri yaşlı olarak kabul edilirken bugün ancak 65 yaşın üzeri 'resmen' yaşlı olarak görülüyor. Son yıllarda insanın gen haritası üzerinde çalışan bilim insanları yakın bir gelecekte ortalama yaşam süresinin 100 yılın üzerine çıkmasından söz ediyorlar. Ancak bu süre ne kadar uzarsa uzasın, ne insanın yeryüzündeki serüveninin bir tür konukluk olmaktan kurtulması mümkün, ne de bu konukluğun son döneminin yaşlılık olarak yaşanmasının engellenmesi.

54

55 Gerontolojinin tanımı
Gerontoloji; yaşlılığı ve yaşlılık dönemini, tüm sosyal, biyolojik, psikolojik, ekonomik özellikleriyle inceleyen bir bilim dalıdır. Yaşlanma sürecinin, başından sonuna kadar ele alınıp çeşitli yönleriyle incelenmesi gerontolojinin konusudur.

56 Tarihçe Gerontoloji ile ilgili çalışmalar 20. Yüzyıl başlarında ele alınmıştır. Amerikalı Nascher ve geriatri alanında Birren gerontoloji üzerine 1910 yıllarında araştırmalar yapmışlardır. Bu iki öncünün yaptığı araştırmalar, yazdıkları makaleler yaşlılıkla ilgili bilim ve uygulama dallarının ortaya çıkmasına ve yaygınlaşmalarına neden olmuştur (Hooyman ve Kiyak 1988: 23–25).

57 Tarihçe Gerontoloji daha çok yaşlılık bilimini ifade etmekte, biyolojik, fizyolojik ve zihinsel yaşlanma ile ortaya çıkan değişimleri incelemektedir. Ayrıca gerontolojinin konusu yaşlanmaya bağlı ortaya çıkan bu değişim süreçlerinin yarattığı ekonomik, psikolojik, toplumsal ve sosyal sorunlarla da bağlantılıdır (Tomanbay 2002: 252).

58 gerontoloji iki temel grup:
Biyolojik Gerontoloji Sosyal Gerontoloji Sevil, H. T. (2005). Yaşlılığın sosyal anatomisi. Ankara: SABEV.

59 Biyolojik Gerontoloji:
Yaşlıların fiziksel ve genetik yapıları, hücre gelişimi, cinsiyete ilişkin farklılıklarını ele alıp inceleyen bölümdür.

60 Sosyal Gerontoloji: Yaşlılığı yaşlının içinde bulunduğu sosyal ortam içinde ve bu ortamın antropolojik, kültürel, ekonomik, politik yönleriyle inceleyen bölümdür. Yaşlının dili, dini inançları, değer yargıları, gelir durumu alışkanlıkları vb. durumlarını ele alarak incelemek bu bölümün görevidir.

61 Sosyal Gerontoloji: Sosyal gerontoloji sözcüğü ilk kez 1954 yılında Clark Tibbitts tarafından, yaşlılık süreci üzerindeki sosyal ve sosyokültürel koşulların etkileri ile ilgilenen gerontoloji alanını tanımlamak üzere kullanılmıştır. Sosyal gerontologlar, yaşlı nüfusun ve çeşitli yaşlılık deneyimlerinin sosyal yapıyı nasıl etkilediği ve sosyal yapıdan nasıl etkilendikleri ile ilgilenmektedirler.

62 Dünyada yaşlı nüfus ↑ Sağlık
Emekli aylığı ve emeklilikte sosyal güvence uygulamaları Toplumların kolaylaştırıcı kaynakları Hükümetlerin harcama kalıpları vb. konulara ilişkin bir takım çıkarımlar yapmayı gerekli kılmaktadır

63 Sosyal Gerontoloji: Sosyal gerontoloji alanında ilk yazılı çalışmalar 13. ve 19. yüzyıllar arasında gerçekleştirilmiştir. Gerontoloji, pek çok farklı alanda çalışan uzmanların yaşlılık sorunlarına ilişkin ortak çalışmalarına dayandırılmış disiplinlerarası bir alandır.

64 Gerontoloji: Biyologlar; yaşlılığa ilişkin biyolojik süreçlerin konu edildiği bilgi ve araştırma bulgularını Sosyologlar-psikologlar-sosyal hizmet uzmanları- politikacılar yaşlılıkta yaşlıların sosyal rollerine ve statülerine, grup davranışlarının boyutlarına, sosyal ve kültürel faktörlerin yaşlılık süreçlerini nasıl etkilediğine ilişkin çalışmalarını, gerontoloji bilimine ve mesleğine hizmet adına gerçekleştirirler Gerofizyologlar ise mental yeteneklerde, kişilik ve davranışlarda yaşla ilişkili ortaya çıkan değişikliklere ilişkin çalışmalarını aynı amaçla gerçekleştirirler

65 Sosyal Gerontoloji: Özetle yaşlanma, yaşlılık ve yaşlı kavramları, genelde gerontolojinin özelde de sosyal gerontolojinin dayandığı temel kavramlardır.

66 Yaşlanma (aging) Canlının doğumu ile başlayan ve biyolojik ve fizyolojik işlevlerin gün ve gün azalması anlamına gelen bir süreçtir. Organizmanın hücre yapısındaki değişimlerin yol açtığı yaşlanma, kaçınılmaz ve geri dönülmez bir süreçtir. İnsan organizmasının yaşam döngüsünün, herhangi bir organizma gibi doğumla başlayıp ölümle son bulması doğanın evrensel bir olgusudur. (Emiroğlu 1995: 15).

67 Yaşam döngüsü dört dönemi kapsar
bebeklik, çocukluk gençlik, genç orta yetişkinlik geç yetişkinlik yaşlılık. (Emiroğlu 1995: 15).

68 Sosyal Kronolojik Psikolojik Biyolojik Ekonomik Yaşlanma

69 Dünya Sağlık Örgütü insan ömründe yaşlanmaya kronolojik bir sınır getirmiştir : 65 yaştır.
yaş : Genç Yaşlı yaş : Orta yaşlı Yaşlı ≥ 85 yaş : İleri yaşlı Yaşlı

70 Kronolojik yaşlanma kronolojik yaşlanma yaşlanmayı bireyin doğum tarihi temelinde tanımlamaktadır (örn. 65 yaş, 50 yaştan kronolojik olarak yaşlıdır). Kronolojik yaş bireyin fiziksel sağlığı, zihinsel yeterliliği veya sosyal statüsü ile ilgili değildir

71 Biolojik yaşlanma Organizmanın kişi, organ, doku, hücre ve gen düzeyinde yaşam fonksiyonlarını aksatacak şekilde değişerek o tür için beklenen ömür süresinin sonuna doğru gelmesi sürecidir. Zamana bağlı olarak bireyin anatomi ve fizyolojisindeki değişimlerdir.

72 Biyolojik yaşlanma Organ sistemlerinin yeterliliğinin azalması gibi fiziksel değişimler temelinde açıklanmaktadır. Biyolojik yaşlanmanın ana nedeni, kronolojik olarak yaşlanan organizmada hücre yenileme sayısının düşmesi ve belli tipteki hücrelerin yenilenmemesi nedeniyle hücre kaybı olmasıdır.

73 Ekonomik yaşlanma Parasal koşullardaki değişikliklerin etkisiyle yaşlı kişinin yaşam tarzının değişmesidir. 65 yaşındaki birey işten emekliye ayrıldığı için, bazı sağlıkla ilgili güvencelerden ve sosyal güvencelerden yararlanmaya başladığı için, bu yaş sosyal ve ekonomik yaşlılığın da başlangıcıdır.

74 Psikolojik yaşlanma Bireyin davranışsal uyum yeteneğindeki yaşa bağlı değişimlere de psikolojik yaşlanma denir. Duyu organları ve algılama süreçlerinde, hafıza, öğrenme, zekâ gibi zihin fonksiyonlarında, kişilikte, güdüler ve dürtülerde kronolojik yaşın ilerlemesiyle görülen değişiklikleri ifade eden psikolojik yaşlanmadır.

75 Sosyal yaşlanma Sosyal yaşlanma; zaman akışı içinde edinilen sosyal davranış ve sosyal konumun ve bireyin sosyal rollerinin değişmesidir. Özellikle yaşlı birey, aile ve topluluk içindeki rolünün değişmesine bağlı olarak hem toplumsal hem de psikolojik yaşlanmanın etkisindedir. Bireyin sosyal yapı içinde aile ve arkadaşlarıyla, çalışma alanında, dini ve politik gruplar gibi örgütlenmeler içinde rollerinin ve ilişkilerinin değişmesini açıklamaktadır.

76 Patolojik yaşlanma Fakirliğe veya alışkanlığa bağlı olarak ya da ömür boyu süren çevresel faktörler nedeniyle (beslenme, sağlık ve diş bakımı yetersizliği, orta zenginlikte ya da zenginlikte aşırı beslenme, hareket eksikliği) ortaya çıkar.

77 Yaşlanma - Yaşlılık Yaşlanma doğumdan ölüme değin bir büyüme ve gelişme sürecidir. Yaşlılık ise fizyolojik bir olgudur ve bu süreç içerisinde kendini gerçekleştirme ve olgunlaşmanın ardından özgün değişimlerin yaşandığı son aşamadır. Bireylerin, fiziksel ve psikolojik güçlerini yavaş yavaş kaybetmeleri hali olup, kronolojik olarak 65 yaşından itibaren başlamaktadır. Yaşlılıkta ortaya çıkan biyolojik, fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik değişimlerin etkisi, bireysel tutum ve algılara göre farklılaşmaktadır

78 Yaşlılığa İlişkin Sosyal Kuramlar
1- Yaşamdan kopma kuramı, diğer bir adıyla ilişki kesme (disangagament) kuramı 2- Aktivite (activity) kuramıdır

79 Yaşlılığa İlişkin Sosyal Kuramlar
1- Mikro içerikli kuramları, bireylerin yaşlılığı ve yaşlılık sürecinde sosyal çevrelerine nasıl uyum sağladıkları ile açıklar 2- Makro içerikli kuramları ise, bütün olarak toplumla ve sosyal kurumların ve sosyal yapıların yaşlılık sürecine etkilerinin nasıl olduğu ile açıklamak mümkündür.

80 Aktivite (activity) kuramı
Mikro içerikli kuramlara iyi bir örnek Bireylerin yaşlılık sürecine girdikleri dönemden itibaren sosyal yaşantılarında yaşamaya başladıkları değişikliklere nasıl adapte olduklarını ya da bu değişiklikler ile nasıl başa çıkmaya çalıştıklarını açıklamaya çalışır (Morgan ve Kunkel 1988: 185). Kuram; yaşamdan kopmanın normal ve doğal bir davranış olmamakla beraber iyi ve başarılı bir yaşlanma süreci için gereken şeyin, yaşlıların tam anlamıyla yaşama katılmaları olduğunu açıklar. Eğer katılamıyorlarsa, buna neden olan faktörler bulunmalı ve yaşlıların yaşam kalitesinin yükseltilmesi için çalışılmalıdır. Ancak kuramın üzerinde durduğu başarılı yaşlılık vurgulaması da, yaşlılığın doğasını bugün mevcut olduğu haliyle kabul ederek analiz etmek yerine onu eleştirel bir tarzda yeniden oluşturmaya çalışmaktadır

81 Aktivite (activity) kuramı
İlişki kesme kuramına tepki olarak geliştirilmiştir Bu kurama göre bireyin çeşitli faaliyetleri ve yeni rolleri üstlenmesinin yaşam doyumu üzerinde etkili bir rol oynadığı ifade edilir. Faaliyetlerini belirli bir düzeyde tutan ve sosyal dünyalarının kısıtlamasına izin vermeyen bireylerin psikolojik olarak daha sağlıklı olduğu ve daha uzun yaşadığı vurgulanmaktadır. Yaşa bağlı fiziksel değişimler bazı sınırlamalar getirmesine rağmen, bunlar eve kapanmayı gerektirmez ve yaşlılar toplumda azalan rollerini ödünleyici biçimde sürdürmede başarı gösterebilir.

82 İlişki Kesme (Disangagement) Kuramı
Mikro ve Makro içerikli kuramlar arasında köprü görevi görmekte. İlişki kesme kuramı – yaşlılık alanında ilk spesifik ve formal kuramdır Yaşlanan bireylerin ve toplumların karşılıklı olarak birbirleri ile ilişki kesme sürecine girdikleri varsayımı üzerine yapılandırılmıştır. Bu varsayım doğrultusunda yaşlının kendisini toplumdan geri çektiği ölçüde mutlu olduğu iddia edilmektedir

83 İlişki Kesme (Disangagement) Kuramı
1961 yılında Cuming ve Henry tarafından ortaya atılan bu kurama göre yaşlılık fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan bir gerileme dönemi olarak görülür. Yaşlılıkta ilişki kesme, üstlenilen rollerin ve kurulan ilişkilerin azaltılması ile gerçekleştirilen bir süreç olarak tanımlanır. Yaşlı kişi ile toplum arasındaki ilişkinin karşılıklı olarak kesilmesi ile kişi etkin durumdan edilgin duruma geçer; edilgin olmaya bağlı yeni rolleri üstlenememesi ve yalnızlığa mahkum olması durumu ortaya çıkar. İlgisini toplumdan çekmeyen yaşlının ise, daha sağlıklı ve yaşam doyumunun daha fazla olduğuna işaret eder. Kendi hobileri ile uğraşmak adına zaman zaman yalnızlığı tercih eden yaşlılar da yaşamdan hoşnut olabilmektedirler.

84 İlişki Kesme (Disangagement) Kuramı
Bu kuram, toplumda var olan kalıp yargıları destekleyen ve yaş ayrımcılığını (ageism) pekiştiren bir kuramdır. Yaşlıların toplum dışına itilmesini savunan bu görüşün, aynı zamanda yanlış sosyal politikalara yol açacağı düşünülerek çok eleştiri aldığı bilinmektedir.

85 İlişki Kesme (Disangagement) Kuramı
Yaşlılık sürecinde hem bireylerin toplumdan hem de toplumun yaşlı bireylerden bilinçli/bilinçsiz karşılıklı ilişki kesme süreçlerini sorgulaması açısından ilişki kesme kuramı hem mikro hem de makro düzey fenomene örnek olabilecek niteliktedir.

86 Modernizasyon teorisi
Modernizasyon teorisi ise makro içerikli yaşlılık kuramlarındandır. Modernizasyon teorisi, toplumlar modernleştikçe yaşlıların -birey olarak değil ama grup olarak- sahip oldukları sosyal statüler gerileyecektir varsayımı üzerine yapılandırılmıştır.

87 Geri Çekilme Kuramına Eleştiriler
1-Yaşlı toplum içinde gereksiz bir yük olarak algılanabilir. 2-Yaşamdan Kopan yaşlılar en mutlu yaşlılar değil. 3-Yaşlıların toplumdan soyutlanmasına, yaşlının sosyal destekten mahrum kalmasına ve psikolojik çöküntü yaşamasına neden olmaktadır.

88 Modernizasyon teorisi
Bir toplumun ekonomik büyümesine eşlik eden sosyal değişimler (çocuk merkezli eğitim ya da endüstrileşme gibi) yaşlıların sahip oldukları becerileri modası geçmiş kılmakta ve yaşlıların toplumun sosyal fonksiyonelliği sürecinde kendilerini gereksiz hissetmelerine neden olmaktadır

89 Modernizasyon teorisi
modernleşme teorisi iki önemli nokta ile özetlenebilir. Birincisi, modernleşme sürecine giren bir toplumda, yaşlıların ellerinde tuttukları bilgi tekelini gençlere kaptıracakları İkincisi ise yaşlıların statü kaybına uğrayacaklarıdır.

90 Rol Teorisi yaşlının belirli davranışlarının sosyal sistem ve bireyin kendisi tarafından belirlendiğinin anlaşılması kaybettiği, sürdürdüğü ya da kazandığı rollerinin toplumun beklenti ve yeteneklerinden kaynaklandığının bilincine varılmasını sosyal işlevselliğin birey tarafından başarılan rollerin toplamı olduğunu göstermesi

91 Rol Teorisi Rol teorisinin temel söylemi, kişinin değer, tutum ve inançlarının doğrudan o kişinin sosyal çevre içinde oynadığı rol ile bağlantılı olduğu biçimindedir

92 Rol Teorisi Bu teori, insanların sosyal yapılar içinde pozisyonlar işgal ettiğini ve her pozisyonun kendine ait rolleri olduğunu belirtmektedir. Roller sadece ilişkiler içinde anlaşılabileceğinden çevre içinde göz önüne alınmalıdır. Roller sosyalleşme süreci içinde gelişir ve kişiler model alma yolu ile uygun davranışları öğrenir. Örneğin bir baba iseniz, aileyi geçindiren, çocuklara sözü geçen kişi olmanızın yanı sıra bir koca, kayınbirader ve büyükbaba olmanız da beklenir

93 TÜRK TOPLUMUNDA YAŞLILARA GÖTÜRÜLEN HİZMETLERİN TARİHÇESİ
Yaşlıları koruma hizmetini veren ilk kurum Selçuklular döneminde 11. yüzyılda kurulmuştur. Sivas'ta 11. yüzyılda Reha Oğulları tarafından Darülreha (Huzurevi), Mısır'da Erbil Atabeyi Muzaffereddin Ebu Sait tarafından yaptırılan Gökbörü tesisleri, dört darülaceze, dullar için barınma tesisi bulunduğu saptanmıştır. Memluklular döneminde 13. yüzyılda Kahire'de açılan Seyfettin Kalavun Hastanesi ve tesisleri dul kadınlara ve yaşlılara hizmet vermiştir.

94 TÜRK TOPLUMUNDA YAŞLILARA GÖTÜRÜLEN HİZMETLERİN TARİHÇESİ
Osmanlılar döneminde imarethaneler, aşevleri ve tekkelerin muhtaç yaşlılara hizmet verdikleri bilinmektedir. Kurulan darülrehalar, yapılan vakfiyeler ve hastaneler günümüzde yaşlı bakımı ile ilgili hizmetleri yerine getiriyorlardı. Bilindiği gibi Osmanlılar döneminde sosyal hizmetler 19. yüzyıla kadar vakıf kuruluşları tarafından veriliyordu. Bu alanda hizmet veren kamu kuruluşları ve hayır kurumları 19. yüzyılda kurulmaya başlanmıştır. Bu kuruluşlar diğer ihtiyaç gruplarının yanında yaşlılara da hizmet götürüyorlardı.

95 TÜRK TOPLUMUNDA YAŞLILARA GÖTÜRÜLEN HİZMETLERİN TARİHÇESİ
Bunların arasında yer alan 1868 yılında kurulmuş olan Kızılay Derneği ve 1895 yılında kurulmuş olan Darülaceze Osmanlılar döneminde kurulup günümüze kadar yaşayan kurumlardır. Darülaceze önce, sakat ve yoksul erkek, kadın ve kimsesiz çocukları korumak için II.Abdülhamit devrinde hizmete girmiştir. Bugün İstanbul Belediyesine bağlı, döner sermaye ile yönetilen bir kurumdur. Amacı din ve ırk ayrımı gözetmeden, düşkünleri barındırmak, ümitsizlikten kurtarmak, rahat bir yaşam sağlamaktır.

96 GERİATRİNİN TARİHÇESİ
Yaşlı nüfus ↑ Yaşlılık hastalıkları ↑ Yaşa bağlı fizyolojik değişiklikler Yaşlı hastalıkları çıkışı ve seyri atipik Yaşlıların sorunlarının tek merkezde yeterli zaman ayrılarak çözülmesi ihtiyacı GERİATRİ İHTİYACI

97 KAPSAMLI GERİATRİK DEĞERLENDİRME
Yaşlı hastayı etkileyen Fiziksel Psikososyal Çevresel faktörlerin Fonksiyonel durumun değerlendirilmesi Medikal değerlendirme İç hastalıkları sorunları Geriatrik sendromlar Koruyucu hekimlik uygulamaları

98

99 KAPSAMLI GERİATRİK DEĞERLENDİRMENİN AMACI
Yaşlının tüm sorunlarını tek merkezde çözülmesi Yaşlı bakım planı Yaşam kalitesini arttırma Fonksiyonel bağımsızlığı sürdürme Koruyucu hekimlik –erken tanı Çevresel ve sosyal destek Geriatrik sendromları tanımak

100 İnterdisipliner Ekip ! Konsultan geriatrist
Doktor (geriatrist, iç hastalıkları uzmanı, pratisyen hekim, aile hekimi) Hemşire Sosyal hizmet uzmanı Beslenme uzmanı Psikolog Fizyoterapist İş ve uğraşı terapisti Gerektiğinde diğer bilim dallarından yaşlı ile daha sık çalışacak hekimler

101 Türkiye’de Geriatri İlk Üniversitesler:
HÜTF, AÜTF, GATA, Cerrahpaşa Tıp Fak., İstanbul Tıp Fak., Isparta Süleyman Demirel Üniv., Akdeniz Üniv., Ege Üniv., Gaziantep Üniv. HÜTF İç Hastalıkları Geriatri Ünitesi 2001’den beri faaliyetlerini sürdürmekte

102 **Demografik dönüşümün ve nüfusun yaşlanmasının sonuçları ve getireceği sorunlar -1
Sağlık alanı, sağlık sorunları, sağlık harcamaları Sosyal güvenlik Eğitim Çevre ve çevre düzenleme İş olanakları, istihdam imkan ve şartları Sosyal ilişkiler, yaşlıların topluma katılımı, sosyokültürel aktiviteler Aile yaşantısı, toplumsal yaşantı

103 Demografik dönüşümün sonuçları - 2
Hastalık yükünün artması Yaşlılıkta sık görülen hastalıklar, bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar, nöropsikiyatrik hastalıklardır. Kardiyovasküler hastalıklar Kanserler İnme kronik solunum yolu hastalıkları diabetes mellitus kas-iskelet sistemi hastalıkları Demans Depresyon Geriatrik sendromlar İnfeksiyon hastalıkları Görme ve işitme problemleri

104 Demografik dönüşümün sonuçları - 3
Yaşlılıkta kronik hastalıkların sıklığı ↑ Sağlık hizmetine başvuruları ve sağlık harcamaları ↑ Yaşa bağlı insan vücudunda çeşitli fizyolojik değişiklikler ilaçların metabolizması, etki ve yan etkilerinde değişiklik hastalıkların ortaya çıkış şekli ve seyri yaşlılarda daha farklı ve atipik yaşlıların sorunlarının tek merkezde yeterli zaman ayrılarak çözülmesi ihtiyacı, geriatri kavramı ve ihtiyacı

105 Demografik dönüşümün sonuçları - 4
Fonksiyonellikte azalma ve bağımlılık riskinin artması Kronik hastalıklar, engellilik (görme-işitme sorunları, nörolojik hastalıklar ve sekleri, ortopedik bozukluklar nedeniyle) ve frailite sonucu fonksiyon kaybı Önlemek için Neler yapılabilir? Yaşlıların ve ailelerin eğitimi kronik hastalıkların erken dönemde tanınıp tedavisi yaşlıların düzenli aralıklarla fonksiyonel bağımsızlık açısından değerlendirilip gerekli önlemlerin zamanında alınması Fonksiyonel bağımlılığı olanlara neler yapılabilir? topluma, sosyal hayata ve iş hayatına katılımının sağlanması yolunda çeşitli önlemler alınabilir projeler ve politikalar geliştirilebilir Bu konu “2012 Aktif Yaşlanma ve Nesillerarası Dayanışma Yılı”’nın hedeflerinden biri olarak da karşımıza çıkmaktadır.

106 Sonuç: Dünyada yaşlı nüfus hızla artmakta
Ülkemizde yaşlı nüfustaki artışı kısa sürede gerçekleşecek Geriatri alanındaki bilgi birikiminin artmasına Alanda çalışacak eğitimli sağlık çalışanlarına acilen ihtiyacımız var

107 Sonuç Yaşadığımız demografik değişim gereği giderek daha çok yaşlı oranına sahip olunacaktır. Nüfusun yaşlanması pek çok alanda önemli sonuçları ve sorunları da beraberinde getirmektedir. Olası sorunların tespit edilip beklenen sorunlara yönelik, aktif yaşlanmayı teşvik edici, yaşlıların hayat kalitesini arttırmaya yönelik çeşitli önlemler alınması, gerekli hazırlıkların yapılması ve yaşlılığa yönelik sağlık ve sosyal politikaların gözden geçirilip yeniden düzenlenmesi önemli bir gerekliliktir.

108 teşekkür ederim...


"YAŞLI SAĞLIĞININ TANIMI VE YAŞLILIK BİLİMİNİN TARİHÇESİ" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları