Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Ağustos 2016. ÇOMAK SOKMAK (Deyim) ● Bir işi aksatan, engelleyen davranışta bulunmak. ● Tekere çomak sokmak: Birinin yolunda giden işini aksatan, engelleyen.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Ağustos 2016. ÇOMAK SOKMAK (Deyim) ● Bir işi aksatan, engelleyen davranışta bulunmak. ● Tekere çomak sokmak: Birinin yolunda giden işini aksatan, engelleyen."— Sunum transkripti:

1 Ağustos 2016

2 ÇOMAK SOKMAK (Deyim) ● Bir işi aksatan, engelleyen davranışta bulunmak. ● Tekere çomak sokmak: Birinin yolunda giden işini aksatan, engelleyen davranışta bulunmak. ● Kötülük geleceğini bile bile üzerine gitmek. ● Arı kovanına çomak sokmak: Tehlikeli kişi ya da odakları, planlarını bozacak şekilde kızdıran, tahrik eden eylemlerde bulunmak. Bu tanımların günlük hayatımızdaki karşılıkları neler olabilir? NOT: “Çomak Sokmak” başlıklı bu yazının hazırlığı, 15 Temmuz 2016 “darbe girişimi”nden önce bitmişti. Konu ‘gündem dışı kalmış” gibi görünse de “omurga fikir” olarak gündeme uygundur. Bu sebeple yayınlanmıştır.

3 ÖNCETANIMLAR İnsan diğer insanlarla iletişimini sözcükler aracılığıyla yapar. Bu iletişimin hedefine ulaşabilmesi için aynı dili konuşuyor (veya yazıyor) olmaları yetmez; kelimelere yükledikleri anlamlarda da anlaşma sağlamaları gerekir. Yoksa; konuşma sağırlar diyaloguna dönüşür... Çomak sokmayı bazen pozitif manada ele alabiliriz. Örnek: Arılar bal yapmakla meşgulken ‘ayı’ gelip balı çalıyorsa, biri çomak sokarak arıları uyarabilir. Arılar “Ne oluyoruz?” demeye başladığında ballarının çalınmakta olduğunu fark ederler. Bu da onlara yapılmış bir iyilik olur... ANLAŞILABİLMEK İÇİN ÇOMAK (değnek, sopa, çubuk) Elle tutulabilecek incelikte, yuvarlak kesitli, düzgün ve uzun ahşap. Metal olanına “metal çubuk” denir. Dönerek iş yapan basit sistemlerde dönüşü engellemek için “tekere engel koyma / çubuk sokma” işlemidir. Çubuk önceden konulursa dönme başlamaz; tekerlek dönerken çubuk sokulursa dönüş aniden duracağı için sistemde (ve kullanıcıda) hasarlar meydana gelir. TEKEREÇOMAKSOKMAKTEKEREÇOMAKSOKMAK ÇARKAÇOMAK (DEMİR ÇUBUK) SOKMAKÇARKAÇOMAK SOKMAK ARIKOVANINAÇOMAKSOKMAKARIKOVANINAÇOMAKSOKMAK Çarklı sistemler “görevi belli parçalardan” oluşur ve birlikte çalışarak sistemi işlevsel yaparlar. Böylelerini (metal karşısında yetersiz kalacak) ahşap çubukla durdurmak (veya zarar vermek) mümkün değildir. Sistem çarktan daha sağlam çubukla durdurulabilir. Başkalarına zarar vermeden yaşayan arılar için barınma ve çoğalma yeri olan kovan, aynı zamanda besin stoklarının (peteklerin) olduğu yerdir. Biri dışarıdan kovana saldırırsa üretimi bırakıp kendilerini koruma saldırısına geçerler; çünkü, tüm varlıkları buradadır ve ölmeye değerdir.

4 “BATI” HEP HIRSIZOLMUŞTUR ARILAR BAL YAPAR, AYILAR ÇALMAYA KALKAR ABD ve ORTAKLARI Öyle ikiyüzlüler ki, öldürürken bile “Sizi kurtarıyoruz” imajı oluşturuyorlar. MAZLUMLAR NE ZAMAN UYANACAK? İnsani değerleri olmayanlar başkalarının sahip olduklarını onların elinden (ahlâksızca) almak isterler. Bu isteği besleyen “ürettiğinden daha çoğunu tüketme, daha çok haz yaşama” arzusudur. Bu arzunun gerçekleşmesi; öncelikle “sömürerek sahip olma” ile mümkündür... Sömürülen ülkeler olmasa gelişmiş ülkeler kendi kendine yetmez. Bugün 1,3 milyar insanın açlıkla mücadelesi, onların çalmaları sebebiyledir. Kukla yöneticileri kullanmak Ülkeleri işgal etmek Diplomatik baskı yapmak Dünya Bankası, IMF, ambargo Marka yoluyla kültür oluşturma Kalleş, ahlâksız, ilkesiz “Batılı”; daha lüks yaşayabilmek için başkalarının doğal kaynaklarını, emeklerini sömürmektedir. Öyle ilkesizdirler ki, biri kendilerine hizmet ediyorsa onun “diktatör veya cuntacı” olmasının önemi yoktur... Bir ülkenin yöneticisi onların çıkarını gözetmiyorsa dünyanın en demokrat adamı da olsa “kötüdür” ve “demokrasi, insan hakları (!)” adına onu alaşağı etmenin çabasına girerler; gerekirse ihtilâl bile yaptırırlar. Yeter ki, çıkarları (sömürüleri) o ülkede devam etsin... ÇALMA METOTLARI

5 BEŞLİÇETE Kölelik ile emeği, sömürgecilik ile doğal kaynakları sömürenler 2. Dünya Savaşı sonrasında dünyayı yeniden paylaştılar. Bu defa sahneye Rusya ve Çin çıktı... Batı, başını ABD’nin çektiği NATO; doğu, başını Rusya’nın çektiği VARŞOVA PAKTI adı altında örgütlendi... Dünya iki kutuplu “soğuk savaş” gerilimini yaşarken ABD ve Rusya paylarına düşen ülkeleri “siyaseten güttüler”, kaynaklarını çaldılar. Proje, yardım, destek, hibe vs. adı altında verdiklerinden çoğunu geri aldılar... Sonuç: Kaynakları çarçur edilen bu ülkeler kalkınamadılar... HIRSIZLARIN “GÜVENLİK KONSEYİ” İkinci Dünya Savaşı’nın galiplerinin öncülüğünde 1945’de kurulan BM (Birleşmiş Milletler Teşkilatı) bugün 193 üye ülkeye sahiptir... BM’nin en etkin birimi Güvenlik Konseyi’dir. 15 üyeden oluşan konseyin beş üyesi daimi, diğerleri değişkendir. Daimi üyeler: ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’dir. Bunların ayrıca veto hakları da vardır... Türkiye 1950’den önce siyaseten, 1950’den sonra “tümüyle” Batı’nın güdümünde olmuştur. 2010’a kadar ne dedilerse yapıldı. Milli gelir doları geçemedi, ordu silahsız kaldı... ATASÖZÜ “Sen eşek olursan semer vuran çok olur.” Sonuçlar üzerinden sadece sömürgecileri suçlamak kolaycılık olur. ABD ve Rusya, birbirlerine düşman görünmelerine rağmen hiç doğrudan savaşmadılar; ya politik olarak “hırlaştılar” veya bazı ülkeleri etkileyerek (çatıştırarak) onların kanları üzerinden güç gösterisi yaptılar. Bunu yaparken onlara silah da satarak bir taşla birkaç kuş birden vurdular... HRİSTİYAN ATEİST HRİSTİYAN HRİSTİYAN ATEİST Nerede iki milyar Müslüman’ın temsilcisi? demektir Veto hakkı ne demektir?

6 SON YÜZYILDA TÜRKİYE DÜNKÜ SEBEPLER, BUGÜNKÜ SONUÇLARDIR “Kurtuluş Savaşı”nı yapmak yetmiyor... Anadolu insanı işgalden savaşarak kurtuldu; ancak, siyaseten “Batı”dan kurtulamadı. Başta Lozan Antlaşması olmak üzere, açık-gizli antlaşmalar ve kukla yöneticilerin uygulamalarıyla “Batı’ya” bağımlılık (esaret) artarak gelmiştir... Osmanlıyı yıkmakla kalmadılar kültürleriyle içimize yerleştiler. Eğitim sisteminden hukuka kadar her yerdeler. Adamların eli cebimizde, salyaları tenimizde. Yunanistan’da bir yetkili; Ayasofya'da yaptığımız “sahur programı” ile ilgili olarak: “...Türkiye’de bazı kimseler her kutsal yeri camiye dönüştürme gösterisi yapıyorlar; dünyaya Türkiye içinde ne isterlerse yapabileceklerini göstermeye çalışıyorlar” diyor. Ukalâya bakın; sanki Türkiye sömürge o da sömürge valisi... Ülkemiz içinde her istediğimizi yapamayacağımızı söylüyor... Ayasofya, müze olarak kalmaya devam ederse, onlar bu sakızı daha çok çiğnerler... Yunanistan’da bir yetkili; Ayasofya'da yaptığımız “sahur programı” ile ilgili olarak: “...Türkiye’de bazı kimseler her kutsal yeri camiye dönüştürme gösterisi yapıyorlar; dünyaya Türkiye içinde ne isterlerse yapabileceklerini göstermeye çalışıyorlar...” diyor. Ukalâya bakın; sanki Türkiye sömürge o da sömürge valisi... Ülkemiz içinde her istediğimizi yapamayacağımızı söylüyor... Ayasofya, müze olarak kalmaya devam ederse, onlar bu sakızı daha çok çiğnerler... milli ve yerli Bizi NATO’ya aldılar... Büyük (sayısal) ordulardan birini beslemeye ve onların demode silahlarını satın almaya mecbur kaldık. Zamanla görüldü ki; borca boğulmuş, gelişmemiş Türkiye “Batı”nın “ileri karakolu / oyuncağı” olmuş... ABD için Türkiye’yi kimin yönettiğinden ziyade, çıkarlarının korunması önemliydi. Çıkarlarını koruyanlara yeşil ışık yakıldı, "milli ve yerli" olmaya kalkanlara da darbe çakıldı; her darbe bizi en az 20 yıl geriye götürdü... ABD yetmezmiş gibi devreye AB sokuldu. AB, Türkiye üzerinde egemenlik hakkı iddia ederek bizi “siyaseten ve ekonomik olarak” güdümlerinde tuttular; istedikleri düzenlemeyi yaptırdılar. Örnek mi? (yer darlığından sadece iki örnek) Gümrük Birliği ile ekonomiyi, zinayı serbest bıraktırarak geleceğimizi rehin aldılar... Sonuçta: Pazar olduk, uydu olduk yine de yaranamadık.

7 UYANMAZAMANI Bizler, Selçuklu - Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin hiç birinde uzun süren işgaller görmediğimizden “sömürge ülkesi” olmadık. Bizim sorunumuz kültür asimilasyonudur. Yani; içimizdeki “Batıcı” yöneticilerin bu yüzyılın ilk üç çeyreğinde “milli olmayan” yönetimlerinin millet üzerinde yaptığı hasardır. Son çeyrek ise; hasar tespiti ve tamircilerin yetiştirilmesi ile geçmiştir. Önümüz, (milleti / ümmeti) tamir günleridir... UYANILMAYAN UYKUNUN SONU, “BİTKİSEL HAYAT”TIR Ortadoğu Müslüman coğrafyasının çektikleri “Sykes-Picot” denilen gizli antlaşma ile 100 yıl önce batılılarca çizilmiş sınırlardır. Yüzyıl önce öyle sınırlar çizilmiş ki, bölgede huzursuzluk asla son bulmamıştır. Batılılar şimdi de ikinci yüzyılın haritasını çizme gayreti içindeler. Başarırlarsa önümüzdeki yüzyılda da kan ve yıkım bizi bekliyor... Hani derlerler ya; cahil, bilmez, bilmediğini de bilmez... Bizde diyelim ki; sömürülenler uyuyordur, uyuduğunun farkında olmadığından uyanmayı da bilmez; uyanmak için “çomak sokan” gerekir... Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerin hemen hemen tamamı doğrudan veya dolaylı olarak sömürülmektedir. Bu sebeple, çoğunun çoğunluğu fakir veya aç, özgürlük isteyenler ise “Batılı”larca (veya içerdeki ‘uzantıları’nca) tepeleniyor...

8 LİDERSEÇİMİ Kişi, en küçük birimden devlet yönetimine kadar dahil olduğu her yerde olup bitenleri görmüyorsa, dinlemiyorsa, asgariden bilmesi gerekenleri öğrenmemişse sorumluluktan kurtulmak için “üç maymunu” oynamaya kalkar; yani, “görmedim, duymadım, bilmiyorum” der, çıkar... Böylelerinin seçtiklerinde “lider özelliği” değil “kurnaz özelliği” vardır... Müslüman böyle olmamalıdır... Müslüman, doğru yönetilmek adına “LİDER” ve “YÖNETİCİ”sini doğru olanlardan seçerek TEDBİR alır.TAKDİR, Yüce Allah’ındır (cc). MÜSLÜMAN, KENDİSİNE VE ÇEVRESİNE (Milletine ve Ümmetine) KARŞI SORUMLUDUR (Milletine ve Ümmetine) KARŞI SORUMLUDUR “Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor(...)” Bazıları; “sıradan” birinin yönetici olmasını ister; çünkü onun yönetiminde daha kolay çalacaktır. Bazıları; kendine “Beş daha fazla vereceğim” veya “Herkese iki anahtar (ev-otomobil) vereceğim” diyenleri “kurtarıcı” olarak seçer. Umudu kısa yoldan zengin olmaktır. Bazıları; “ülke meseleleri” yerine futbolu, modayı dert edinir. Bunlar için takımının maçları veya saçının modeli “kimin yönetici olacağından” daha önemlidir... Böyle tipler, sadece “kendi nefisleri için” yaşarlar... Bir kesim daha var ki, onlar toplumu “üstün özelliklere sahip” birinin, yani “liderin” yönetmesini isterler. Beklentileri: Liderin topluma basamak atlatarak herkesi yarınlara taşımasıdır... Bu ülkede (Amerikancı ekip) mason birini 7 defa Başbakan yaptırmış ve onunla son darbesini 28 Şubat’ta vurmuştur... Onlar başarılarını, yığınların körlüğüne borçludur. Bu ülkede (Amerikancı ekip) mason birini 7 defa Başbakan yaptırmış ve onunla son darbesini 28 Şubat’ta vurmuştur... Onlar başarılarını, yığınların körlüğüne borçludur.

9 LİDERLİDER DAHA İYİSİ YETİŞİNCEYEKADAR BATILILARIN BELİRLEDİĞİ SINIRLAR İÇİNDE KALANDAN LİDER OLMAZ Türkiye, hesapları bozuyor. Bunun işaretleri Erdoğan'ın 'One minute' çıkışı ve BM’de söylediği "Dünya beşten büyüktür" sözleridir. Onun yaptığı haksızlık üzerine kurulmuş bir sisteme “çomak sokmak”, bir tür mazlumları savunmaktır. Buna karşılık Batı’lılar, iç ve dış şer odaklarını devreye sokarak darbeler ile Erdoğan‘ı durdurmaya çalışıyorlar. Gezi'den bu yana devreye sokmadıkları çirkin tezgah kalmadı... En büyük korkuları “Müslümanlar liderini buldu, Osmanlı’yı yeniden canlandırıp, sömürümüze engel olabilirler”dir. “...Delikanlı bir sese ihtiyacımız vardı. Bunu bulduk..." (Alev Alatlı) “UZUN ADAM” ANADOLU MÜSLÜMANININ BUGÜNKÜ SİYASİ LİDERİDİR Lider özellikleri: “Atıl mekanizmayı işletmek veya işleyeni daha da işlevsel kılma becerisine sahip olmak; ne kadar güçlü ve yerleşik olursa olsun yolu üzerindeki zararlı mekanizmaya çomak sokmak iradesini gösterebilmek; kendi projelerine çomak sokmak isteyenlere karşı tedbir alabilmek, dik durabilmek...” “Milletimiz müsterih olsun, gönlünü ferah tutsun. Milletimiz nasıl bizi yarı yolda bırakmadıysa, bizler de büyük Türkiye hedefimizden bir milim dahi sapma göstermedik, göstermeyeceğiz.“ (R. T. Erdoğan) FARKLIDIR: Olağanın dışında düşünebilme özelliğinin olması. YOĞUNLAŞABİLENDİR: Hedefe yoğunlaşma özelliğinin olması. FİKİR ÜRETENDİR: Strateji geliştirme bilgi ve tecrübesine sahip olması. Zulüm örgütü BM çarkına “çomak sokmak” “liderlik özelliği”dir. Dünya beşten büyüktür.

10 “Batılı”ların Müslümanlara karşı “kesintisiz savaş” halinde olduğuna inanmayanlar “Haçlı Seferleri”ni incelesinler; o geride kaldı diyenler 100 yıl önce açılmış Sykes-Picot parantezi ile İslâm coğrafyasındaki yıkım ve akan kanları incelesinler. “O da geride kaldı” denilemez; çünkü, açılan parantez kapanmadı. ABD’nin Irak’a müdahalesi, Suriye’de etkinlik kazanmak için komünist PKK / PYD örgütüne destek vermesi, sadece etnik değil DAEŞ gibi dini görünümlü terör örgütleri oluşturarak coğrafyamız halklarına eziyet etmeleri aynı parantezdir. Bu parantez kanla beslenen vampir’dir. BU PARANTEZİN MÜSLÜMANLARCA İPTALİ GEREKİYOR. Bir zamanlar rahmetli Erbakan, “milli sanayi” dediğinde birileri (dışarıya bağımlılığın sonuçları görüldüğü halde) gülüyor, gerekli adımları atmıyordu. Aynı Türkiye son 15 yıldır milli hamlelerini yapıyor. Liderini bulmuş yeni Türkiye’de TSK’yı artık NATO değil Türk subayları yönetiyor, MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı’mız), CIA ve MOSSARD ajanlarından önemli oranda arındırılarak millileştirildi. Asker - sivil bürokrasinin hükümetle uyum içinde olması Türkiye’nin önünü açmaktadır... bağımlılığın sonuçları görüldüğü halde) gülüyor, gerekli adımları atmıyordu. Aynı Türkiye son 15 yıldır milli hamlelerini yapıyor. Liderini bulmuş yeni Türkiye’de TSK’yı artık NATO değil Türk subayları yönetiyor, MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı’mız), CIA ve MOSSARD ajanlarından önemli oranda arındırılarak millileştirildi. Asker - sivil bürokrasinin hükümetle uyum içinde olması Türkiye’nin önünü açmaktadır... YENİ TÜRKİYE “MİLLİ OLANLARIN OMUZLARINDA” HIZLA YÜKSELMEKTEDİR. Bir zamanlar rahmetli Erbakan, “milli sanayi” dediğinde birileri (dışarıya bağımlılığın sonuçları görüldüğü halde) gülüyor, gerekli adımları atmıyordu. Aynı Türkiye son 15 yıldır milli hamlelerini yapıyor. Liderini bulmuş yeni Türkiye’de TSK’yı artık NATO değil Türk subayları yönetiyor, MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı’mız), CIA ve MOSSARD ajanlarından önemli oranda arındırılarak millileştirildi. Asker - sivil bürokrasinin hükümetle uyum içinde olması Türkiye’nin önünü açmaktadır... bağımlılığın sonuçları görüldüğü halde) gülüyor, gerekli adımları atmıyordu. Aynı Türkiye son 15 yıldır milli hamlelerini yapıyor. Liderini bulmuş yeni Türkiye’de TSK’yı artık NATO değil Türk subayları yönetiyor, MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı’mız), CIA ve MOSSARD ajanlarından önemli oranda arındırılarak millileştirildi. Asker - sivil bürokrasinin hükümetle uyum içinde olması Türkiye’nin önünü açmaktadır... YENİ TÜRKİYE “MİLLİ OLANLARIN OMUZLARINDA” HIZLA YÜKSELMEKTEDİR. İki yüz yıldır “batılılaşacağız” dedik durduk. Batılı olamadık, “batıcı olmuş olarak” kendimizi kullandırmışız. Gelinen nokta; batılı asla bize dost olmadı; bu sebeple onlara güvenmeye devam hatada ısrar olur. Buna içimizdeki uzantıları da dahil...YENİTÜRKİYE BATI BİZİ ASLA SEVMEDİ, SEVMEYECEK DE Bu bölgede yaşayabilmek için; bağımsız hale gelmek, büyük projelerle ekonomiyi, savunma sanayisini güçlendirmek, daima ileriye yürümek; özetle “Yeni Türkiye” olmak gerekir... Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı Org. Hulusi Akar Genel Kurmay Başkanı

11 KARARLI OLANLARIN “KARARLI KALMASI” YETERLİDİR Emperyalistlerin unuttukları: Milletiyle bütünleşen lideri, ümmetin mazlumlarının umudu haline gelmiş Türkiye'yi, (tekere taş koysalar da) hiçbir güç yolundan çeviremez. DÜN Coğrafyamız kan gölüne dönmüşken, yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan, yapmamamız gerekirken yaptıklarımızdan sorumluyuz. Bu sorumluluğun bu dünyada ve ahirette karşılığı vardır. BİTİRİRKENBİTİRİRKEN Bu yüzyılın başında bizi çıkarıp kendilerinin yerleştiği (sömürdüğü) İslâm coğrafyasının asli sahipleri, egemenliklerini geri almak için çabalıyor, “sömürgeciler” de geri vermek istemiyorlar. Bunun için de: “Ülkeleri işgal etme, iç işlerine müdahale, askeri cuntaları destekleyerek darbe yaptırmak, bunları yapamadığı durumlarda o ülkeler içinde ortaya çıkan ideolojik, etnik, dini vb. sebebi ne olursa olsun terör örgütleriyle gizli servisler üzerinden irtibat kurup söz konusu ülkeyi politik bakımdan istikrarsızlaştıracak eylemler yoluyla o ülkeye baskı yapmak…” devamlı uyguladıkları metotlarıdır... Yıkıyorlar, öldürüyorlar... Gülücükleri sadece göz boyama. BUGÜN

12 Faydalandıklarıma teşekkürlerimle... Ağustos 2016


"Ağustos 2016. ÇOMAK SOKMAK (Deyim) ● Bir işi aksatan, engelleyen davranışta bulunmak. ● Tekere çomak sokmak: Birinin yolunda giden işini aksatan, engelleyen." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları