Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

KAMU GELİRLERİ Kamu gelirleri, kamu harcamalarının finansman kaynaklarıdır.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "KAMU GELİRLERİ Kamu gelirleri, kamu harcamalarının finansman kaynaklarıdır."— Sunum transkripti:

1 KAMU GELİRLERİ Kamu gelirleri, kamu harcamalarının finansman kaynaklarıdır.

2 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 3. maddesine göre, aşağıdaki gelir unsurları kamu gelirleri kapsamına dahildi r: a) Kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç b) Fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler c) Faiz, zam ve ceza gelirleri d) Taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler e) Hizmet karşılığı elde ed ilen gelirler f) Borçlanma araçlarının primli satışı suretiyle elde edilen gelirler g) Sosyal güvenlik primi kesintileri h) Alınan bağış ve yardımlar i) Diğer gelirler

3 Dar ve geniş anlamda kamu gelirleri kamu harcamaları gibidir. (I,II,III-genel, özel, düzenleyici denetleyici kuruluşlar)

4 Harçlar Harç, kişilerin yararlandıkları kamu hizmetleri karşılığında devlete ödedikleri bir bedeldir. Kişilerin yararlandıkları kamu hizmetinin maliyetine katılma payıdır. Devletin sunduğu belli bir hizmet karşılığı, yalnızca o hizmetten yararlanan kişilerden almış olduğu parasal yükümlülüklerdir.

5 Toplum yararına yönelik bir hizmetten özel yarar elde edilmiş olması gerekir. Yapılan hizmet ticari ve sınai nitelikte değildir.

6 Harç olarak ödenen tutarın yapılan hizmete kıyasla çok yüksek olmaması gerekir. Yoksa yapılan ödeme-hizmetin tutarını aşan kısım vergiye yaklaşır, vergi niteliği kazanmaya başlar. (Harç miktarı kişinin yararlandığı hizmetten elde ettiği özel faydadan yüksekse, özel faydayı aşan harç miktarı bir nevi vergi sayılır.)

7 Devlet harç miktarını belirlerken ekonomik, sosyal ve siyasal bütün faktörleri dikkate alarak sosyal faydayı esas alır, sunulan hizmetin maliyetini ve kişinin elde ettiği özel faydayı dikkate almaz.

8 Kamu kurumu fiyatlarında ise tıpkı özel fiyatlarda olduğu gibi sunulan hizmetin maliyeti esastır.

9 Karşılıklı, kanuni, cebri, nihai, nakdi bir yükümlülüktür, Merkezi Yönetim Bütçesine ekli B (Gelir) Cetvelinde gözükür. tahsil edilebilmeleri için vergiler gibi devlet bütçesinin C cetvelinde yer almaları gerekir.

10 Harcı vergiden ayıran en temel özelliği karşılıklı olmasıdır, diğer özellikleri vergiyle aynıdır Anayasası'nın Vergi Ödevini düzenleyen 73. maddesine göre vergi gibi harçlar da ancak kanunla konur, kaldırılır, değiştirilir. Harçları koyma, kaldırma, değiştirme yetkisi TBMM 'ye aittir.

11 Harçlar ile vergi arasındaki bir diğer fark ise ödeme gücüne bağlı olarak alınma durumudur. Vergiler genellikle ödeme gücüne göre alınırken, karşılığında harç ödenmesi kararlaştırılan bir kamu hizmetinden faydalanmak için ödenecek harcın tespitinde ödeme gücü bir kriter olarak dikkate alınmaz. Örneğin, sürücü belgesi almak isteyen herkes (zengin veya yoksul), önceden sürücü belgesi harcı olarak belirlenen miktarı ödemek zorundadır.

12 Vergi ile harcın ayrıldığı bir diğer husus da, tarife yapılarıdır. Vergiler “genellikle” oransal tarifelerle alınırken (maktu vergiler de vardır), harçlar “genellikle” maktu olarak alınırlar.

13 Harçlar, devletin yaptığı ekonomik girişimleri dolayısıyla sağladığı mülk ve teşebbüs gelirlerinden de farklıdır. Bu tür işlemleri dolayısıyla devlet, bedel, ücret, kira,fiyat gibi adlarla gelir yaratır. Ticari ve sınai nitelik taşıyan söz konusu faaliyetlerden elde edilen gelirler harçlardan tamamen farklı niteliktedir.

14 harçlar, makbuzla, pul yapıştırma veya damga vurulması suretiyle tahsil edilebilmektedir.

15 Ülkemizde genellikle harç toplama yetkisi yerel idarelere bırakılmakla birlikte (Tatil Günlerinde Çalışma Ruhsatı Harcı, Kaynak Suları Kullanım Harcı, Ölçü ve Tartı Aletleri Muayene Harcı, İş Yeri Açma Ruhsatı Harcı gibi), merkezi idare tarafından tahsil edilen 9 grup harç bulunmaktadır: 1. Yargı harçları 2. Noter harçları 3. Vergi Yargısı Harçları 4. Tapu ve kadastro harçları 5. Konsolosluk harçları 6. Pasaport, ikamet tezkeresi, vize ve Dışişleri Bakanlığı tasdik harçları 7. Gemi ve liman harçları 8. İmtiyazname, ruhsatname ve diploma harçları 9. Trafik harçları

16 Resim Resim, kişilerin devletten aldığı belli bir izin ve yetki karşılığı ödedikleri bedeldir. İthalatçıların ithalat yapmak amacıyla devletten aldıkları ithalat izni karşılığında ödedikleri ithalde damga resmi, rıhtım resmi gibi.

17 Eskiden resim veya rüsum olarak toplanan yükümlülükler günümüzde daha çok harç adı altında toplanmaktadır. Uygulamada ilgili belgelere basılı damga konulması, makbuz verilmesi ya da kesinti yapılması şekillerinde ödemesi yapılır.

18 Karşılıklı, kanuni, cebri, nihai, nakdi bir yükümlülüktür, Merkezi Yönetim Bütçesine ekli B (Gelir) Cetvelinde gözükür.

19 Resmi vergiden ayıran en temel özelliği karşılıklı olmasıdır, diğer özellikleri vergiyle aynıdır. vergi, harç gibi resim de ancak kanunla konur, kaldırılır, değiştirilir.

20 Şerefiye Şerefiye, merkezi idarenin veya mahalli idarelerin yaptığı bayındırlık hizmetleri dolayısıyla ortaya çıkan değer artışı üzerinden alınan bir bedeldir. Bayındırlık işlerinin yapıldığı yerlerin civarındaki gayrimenkullerin (bina ve arsa) değerinde artış meydana gelmesi halinde, bu işler için yapılan hizmetlerin maliyetine söz konusu gayrimenkul sahiplerinin iştirak etmesine şerefiye denir.

21 Halen ne merkezi yönetim bütçesi içinde ne de yerel yönetim bütçeleri içinde şerefiye adı altında herhangi bir kamu geliri bulunmamaktadır. yerel yönetimler tarafından “harcamalara katılma bedeli” adı altında alınmaktadır. (yol-su-kanalizasyon) Her bayındırlık hizmetinden harcamalara katılma bedeli alınmaz, ilgili karar birimlerinin harcamalara katılma bedeli alınmasına karar vermesi gerekir. Şerefiye meydana gelen değer artışına göre, katılma payı ise öngörülen harcamayı finanse etmek üzere alınır.

22 PARAFİSKAL (VERGİ BENZERİ) GELİRLER Parafiskal gelir, sosyal güvenlik kurumları, meslek odaları gibi parafiskal kurumların üyelerinden tahsil ettiği prim, aidat, kesinti gibi vergi benzeri gelirlerdir. Sosyal Güvenlik Kurumu, Ticaret ve Sanayi Odaları, Ziraat Odaları, Barolar v.b. kendi mensuplarından kanunla belirlenen miktarda alınır.

23 Günümüzde tüm toplum yararına yönelik hizmetler, kural olarak vergilerle finanse edilmektedir. Devletler, sosyal güvenliğin ve çalışma düzeninin tesis edilmesi bakımından da anayasalarında bazı yükümlülükler altına girmişlerdir. Sosyal, ekonomik, ve mesleki yönlerden sağlanan belirli hizmetlerden tüm toplumun değil ilgili kuruluş üyelerinin fayda sağlaması nedeniyle vergilerle finanse edilmemektedir.

24 Devlet kendi sorumluluğu altındaki sosyal, ekonomik ve mesleki bazı görevlerini yetkili kıldığı bazı kuruluşlara devretmiş, giderlerine de yararlananların katılmasını uygun görmüştür.

25 i- Parafiskal gelirler, kamu kuruluşu niteliğindeki ekonomik, sosyal veya mesleki kuruluşun yaptığı hizmetlerden, dolaylı veya dolaysız bir şekilde yararlanan kişilerden alınmaktadır.

26 ii- Parafiskal gelirlerin de kamu alacağı olması nedeniyle, hizmetten yararlanan kişiler bu paraları zorunlu olarak ödemek zorundadırlar.

27 iii- Parafiskal gelirler ekonomik, sosyal veya mesleki kuruluşlar tarafından toplanırlar.

28 iv- Parafiskal gelirler ilgili kuruluşun bütçesi içinde yer almakta olup, Merkezi Yönetim Bütçesinin B (Gelir) Cetvelinde yer almaz.

29 v- Parafiskal gelirlerin karşılıkları vardır. Parafiskal gelir karşılığında parafiskal kuruluşlar hizmet, aylık gibi üyelerine bir karşılık, menfaat sağlarlar.

30 1 - Mesleki Parafiskal Gelirler: Özel Kanunlarla kurulmuş ticaret odaları ve sanayi odaları, deniz ticaret odaları gibi mesleki kuruluşların üyelerinin ödedikleri kayıt ücretleri ve aidatlardan ve diğer ödemelerden oluşmaktadır. Bu kurumlara önceden belirlenen aidatların ödenmesi zorunludur. Örneğin, avukatlık belgesi olan bir kişinin serbest meslek faaliyeti kapsamında herhangi bir ilde avukatlık bürosu açması ve avukatlık yapabilmesi için, öncelikle o ilin barosuna üye olması ve baro aidatlarını düzenli bir şekilde ödemesi yasal bir zorunluluktur.

31 2- Sosyal Parafiskal Gelirler: Özel kanunlarla kurulmuş olan sosyal güvenlik kuruluşlarına yapılan prim ödemelerinden oluşmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu, Özel Sandıklar ve ek sosyal sigorta niteliğinde OYAK gibi kuruluşlar örnek olarak gösterilebilir.

32 3- Ekonomik-Mali Parafiskal Gelirler: Piyasayı özendirmek veya istikrara kavuşturmak için kurulan fonları finanse etmek amacıyla tahsil olunan paralar, ekonomik parafiskal gelirler olarak adlandırılır. Kaynak Kullanım Destekleme Fonu, İşsizlik Fonu, TMSF gibi.

33 Vergi benzeri ödeme-gelir, vergi benzeri harç, harç benzeri ödeme de denilmektedir.

34 Para ve vergi cezaları Kişilerin suç olarak tanımlanan fiilleri nedeniyle Türk Ceza Kanununa göre ödenecek Trafik cezaları, yasak alanlarda sigara içme cezası gibi para cezalandır. Vergi Usul Kanunu'na göre Vergi ziyaı, usulsüzlük gibi vergi suçları işlendiğinde kesilen cezalardır.

35 Mülk, teşebbüs ve özelleştirme gelirleri -mülk (emlak, mamelek, patrimuvan) geliri Mülk geliri, kamu kesimine dahil idarelerin sahip oldukları taşınır ve taşınmaz mallar ile hakların satışından ve kiralanmasından elde edilen gelirlerdir. Devlete ait patrimuvanlar; madenler, ormanlar, tarım arazileri, binalar ve çeşitli araç ve gereçlerden oluşur.

36 -teşebbüs (işletme, kit) geliri Teşebbüs geliri, devletin özel ve kamu hukuku kapsamında sahip olduğu taşınır ve taşınmaz mallar ile hakların işletilmesinden elde edilen gelirlerdir. Ormanların, barajların, otobanların, köprülerin, devlet okullarının, kamu bankalarının, İDT ve KİK şeklindeki KİT’lerin işletme gelirleri teşebbüs geliridir.

37 Mali Monopol (Tekel) Geliri Devletin işlettiği doğal tekeller olan DDY, TEİK, BOTAŞ gibi mali tekellerin gelirleridir.

38 devlet bazı mal ve hizmetlerin üretimini veya satışını kendi elinde tutarak mali (doğal) tekeller oluşturabilir ve böylece mali tekelin gelirinden istifade edebilir. Özellikle talep esnekliği düşük malların (sigara ve alkol gibi) üretim veya satışının devlet tekelinde olması durumunda, devlet hem monopol kârı elde edebilir ve hem de bu mallar üzerine konan tüketim vergilerinden yüksek gelirler sağlayabilir. Erdemsiz mal olarak kabul edilen bu tür malların üretim ve satışının tamamen serbest piyasa şartlarına bırakılması, negatif dışsallıkları nedeniyle toplum açısından birtakım sorunlar doğurabilir. Bu nedenle devlet, bu malların ya üretimini ve satışını mali tekel olarak kendisi üstlenir, ya da satış fiyatı üzerine yüksek vergiler koymak suretiyle tüketimini sınırlandırmaya çalışır. Ancak, bu tür malların talep esnekliğinin düşük olması nedeniyle, devletin koyduğu yüksek vergiler, tüketimi azaltmaktan ziyade devlete önemli miktarlarda gelir sağlamış olur.

39 * Devlet tekeli adı altında bulunan ve talep esnekliği düşük mallar bakımından uygulanan fiyat, normal piyasa koşullarına göre oluşacak fiyatın ne kadar üzerinde ise o ölçüde vergi etkisi yaratır.

40 * Ekonomik, mali ve sosyal nedenlerle yapılan girişimlerin her zaman gelir yaratmayabildiği görülmektedir. Kamu yararının önem taşıdığı durumlarda sosyal fiyat uygulamasına gidilmektedir.

41 ÖZELLEŞTİRME GELİRİ Özelleştirme geliri, KİT’lerin özelleştirilmesinden elde edilen gelirdir. ekonominin rekabet düzeyini, teknoloji düzeyini artırmak, kamu geliri elde etmek Bütçedeki mali yükün azaltılması, Verimsizlik, aşırı istihdam, dinamizm,etkinsizlik sorunlarının aşılması Siyasi amaçlarla kullanılmalarının önlenmesi nedenleriyle başvurulmaktadır.

42 Borçlanma gelirleri Cari bütçe açığını gidermek, büyük yatırımları yapabilmek, nakit sıkışıklığını gidermek, ekonomik dengenin sağlanması, atıl fonların harekete geçirilmesi, savaş, afet gibi olağanüstü durumlar için borçlanmaya başvurulmaktadır.

43 Zorunlu Borçlar Borçlanma normal şartlarda rızaya dayalı bir faaliyettir. Ancak, taraflardan birisinin devlet olduğu borçlanmalarda, devletin zaman zaman zorunlu borçlanma yoluna gittiği görülebilir. Devlet otorite gücünü kullanarak gerçek veya tüzel kişilerden zorunlu bir şekilde borç alabilir. Bankalara portföylerinde hazine bonosu veya devlet tahvili bulundurma veya munzam karşılık ayırma zorunluluğu getirilmesi, çalışanların maaşlarından Tasarruf Teşvik Fonu adı altında zorunlu kesintisi yapılması gibi uygulamalar, devletin zorunlu borçlanmasına örnek olarak verilebilir. Zorunlu olmaları, borçların vergiye benzemesine yol açarken; vadesi geldiğinde geri ödenmeleri (karşılıksız olmayışı) ve borç karşılığı belirli bir faiz ödenmesi, borçların vergiden ayrı bir kamu finansman aracı olarak değerlendirilmesine neden olur.

44 Fonlar Kanun veya kanunun verdiği yetkiye dayalı olarak oluşturulan ve bir amacı gerçekleştirmek üzere, belirli bir kamu gelirinin toplandığı ve harcandığı hesaplara fon denir. Devletin kamusal hizmetleri yerine getirmekte kullandığı temel finansman aracı vergiler olmakla birlikte, bazı kamu hizmetlerini daha hızlı bir şekilde yerine getirmek amacıyla, yasal mevzuatın zorluklarından ve bürokratik engellerden kurtulmak için geliştirilmiş bir kamusal finansman türüdür.

45 Fonlar, kanunla veya kanunun verdiği yetkiye dayalı olarak kurulurlar. Vergi benzeri kamu gelirleri arasında kabul edilirler. Ülkemizde, özellikle 1980’li yıllarda, belirli hizmetleri gerçekleştirmek üzere çok sayıda fon kurulmuştur. Ancak, “bütçe birliği” ve “adem-i tahsis” gibi bütçe ilkelerine aykırı olmaları nedeniyle son yıllarda bu fonların sayısı ciddi bir şekilde azaltılmıştır. Bütçe içi fonlar: Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu ve İşsizlik Sigortası Fonu’dur. Bütçe dışı fonlar: Başbakanlık Tanıtma Fonu, Savunma Sanayini Destekleme Fonu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Özelleştirme Fonu ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’dur.

46 5018 sayılı Kanunu'na göre çeşitli mevzuatla kurulmuş fonların her türlü geliri Merkez Bankası nezdinde Hazine Müsteşarlığı adına açılan müşterek fon hesabına yatırılır.

47 Para basmaktan doğan gelirler Senyoraj geliri, fiyat para sisteminde Merkez Bankasının para arzını artırarak ve parasal tabanı genişleterek elde ettiği emisyon geliridir.

48 Altın para sisteminde ise, paranın basım maliyeti ile nominal (itibari) değeri arasındaki farka eşittir. Senyoraj Eğrisi, Ters U veya Çan şeklinde bir eğridir. Senyoraj gelirinin büyüklüğü reel para talebine ve ekonominin reel büyüme hızına bağlıdır.

49 Aktif senyoraj ve pasif senyoraj olmak üzere iki türü vardır. Enflasyon vergisi de denilen aktif senyoraj; özellikle kamu açıklarının emisyonla (para basılarak) finanse edildiği dönemlerde, paranın reel değerinin düşmesi (enflasyon) nedeniyle, bunun yerli para cinsinden cari devlet borçlarını ve kamu harcamalarını azaltması, diğer bir ifadeyle bir tür gelir niteliği taşıması durumudur. Pasif senyoraj ise, makroekonomik olarak artan reel para talebi sonucu devletin elde ettiği gelirdir. Reel para talebi yaklaşık olarak reel büyüme oranına eşittir. Devlet, reel para talebi kadar para basması durumunda pasif senyoraj geliri elde etmiş olur.

50 Para basma hakkı devletin hükümranlık (beylik) haklarındandır. Para basımı ve paranın yönetimi fonksiyonu genellikle merkez bankalarına bırakılmıştır. Ülkemizde para basımına TBMM karar verir. Ancak, bu işle görevli temel kurum T.C. Merkez bankasıdır.

51 Ekonomide Para Talebi > Para Arzı ise, Merkez Bankası Para arzını artırarak, optimal para arzına eşit olan Para Arzı = Para talebi noktasına kadar senyoraj gelirini artırabilir. Para arzı optimalken senyoraj geliri maksimumdur.

52 Kamu harcamalarının normal yollarla finanse edilemediği durumlarda devlet, para basmak (emisyon) suretiyle gelir sağlayabilir. Ancak, senyoraj geliri devlet için sürekli bir gelir türü değildir. Çünkü bir süre sonra paranın satın alma gücü düşmeye başlayacak, yerli para talebi azalacak ve yabancı paralara olan talep artacaktır. Senjoraj gelirinin fazlalığı, ülkenin parasının konvertibl olmasına ve rezerv para olarak kullanılmasına bağlıdır. Ülke parası ne kadar çok rezerv para olarak tutuluyorsa, devletin elde edebileceği senyoraj geliri de o kadar yüksek olacaktır.

53 Ancak Merkez Bankası optimal para arzını aşarak aşırı bir parasal genişlemeye giderse, ekonomide enflasyon artar, enflasyon vergisi ödemek istemeyenler para ikamesine yönelerek tasarruflarını enflasyondan koruyacak döviz, altın gibi tasarruf araçlarına yönelir, para talebi azalır, senyoraj geliri azalır.

54 Senyoraj geliri, aslında tasarruf sahiplerinin ödediği enflasyon vergisidir. Bir ülkenin parası dünyada ne kadar çok rezerv para olarak tutulursa, o ülkenin senyoraj geliri o kadar artar.

55 Monetarist yaklaşıma göre, senyoraj ve enflasyon vergisi devletin para yaratma konusundaki hükümranlık hakkını kullanarak, baz parayı arttırmak suretiyle elde ettiği reel gelirdir.

56 Merkez bankasının hükümete sıfır faizli borç vermesi fırsat maliyeti yaklaşımı olarak da bilinen kamu maliyesi yaklaşımının özünü oluşturmaktadır. Buna göre kamu kesimi gereksinim duyduğu fonları iç borçlanma ile finanse ettiğinde, pozitif bir faiz ödemek durumunda iken, para yaratımı ile finanse etmesinde sıfır faizli bir borç kullanmış olmaktadır.

57 * ENFLASYON VERGİSİ Enflasyon bilindiği gibi, efektif talep ile tanımlanan ve toplam talebin toplam arzı aşması şeklinde görülen bir konjonktür halidir. Enflasyon, genel fiyatlar seviyesinin devamlı ve hızlı artışını ifade eder.

58 Üretim cephesinden üretim yetersizliği, tüketim cephesinden tüketim baskısı karşısında nispi olarak toplam talep toplam arza nazaran bir fazlalık göstermekte; bu da cari fiyatlar yönünden bir artış ile karşılanmaktadır. Yani bir önceki döneme göre aynı reel değer daha yüksek fiyatla karşılanmakta veya alınıp satılır hale gelmektedir.

59 Tedavüle sokulan para arzı ve para-kredi hacmi esas itibariyle siyasi otorite tarafından belirlendiği için, yapısal etkenler ve ekonomik hayata konulan yanlış teşhisler sonucu ülke ekonomisinin gerçek ihtiyacı dikkate alınmadan gerçekleştirilen bir para ve kredi genişlemesi (ekspansiyonu) ile enflasyonist eğilim ortaya çıkar.

60 Enflasyon mahiyeti itibariyle sabit ve dar gelirliler (ücret ve maaşla geçinenler) aleyhine; kendini enflasyonun tahribatından koruyabilen, parasal değerlerini en az enflasyon ölçüsünde artırma imkanı bulan, spekülasyona yönelen, sığınma mallarına kayan kişiler ve borçlar alanlar lehine bir sonuç doğurmaktadır.

61 Bu mekanizmayı işleten devlet de, ekonominin bozulan dengesi içinde borçlanma, vergileme ve benzeri yollardan haksız gelirler elde etme imkanı bulmaktadır. Pek çok yerde devlet, başka hiçbir düzenlemeye gerek kalmadan nispi olarak daha çok gelir elde etmekte; daha düşük reel değer ifade eder şekilde borç ödemektedir.

62 Hükümetler alışılmış şeklin dışında vergiye benzer bir gelir sağladığı için ve bu gelir enflasyon aracılığıyla elde edildiğinden, ekonomi ve maliye literatüründe bu gelir kaynağına "enflasyon vergisi" adı verilmektedir.

63 Hükümet para basarak, satın aldığı mal ve hizmetlerin bedelini ödeme yolunu seçebilir Belirli bir gelir seviyesi ve faiz oranı karşısında halk, elinde belirli bir reel para stoku bulundurmak istiyorsa, elindeki nominal parayı enflasyon oranında artırmaya çalışır.

64 Burada enflasyon vergi oranına, reel para talebi de vergi tabanına karşılık gelmektedir. Kısa, belirli bir enflasyon seviyesi, sabit bir para talebi seviyesinde hükümete para basmak suretiyle gelir elde etme imkanı vermektedir. Bu yolla halk paralarını gelirine denk düşecek seviyenin altına ' indirmek zorunda bırakıldığı için, bu olay "enflasyon vergisi' olarak ifade edilmektedir.

65 Gelirin bir bölümü nominal para stokunu artırmak amacıyla kullanılmak zorunda olduğu için, halk gelirinden daha az harcamak ve aradaki farkı devlete aktarmak zorunda bırakılmaktadır.

66 Enflasyon vergisinin devlete sağladığı gelir, enflasyonun reel olarak yol açtığı vergi kaybının dikkate alınmasıyla belirlenir. Enflasyonun vergi gelirleri üzerindeki olumsuz etkisine "Tanzi Etkisi" denmektedir.

67 Enflasyon Vergisinin devlet için reel etkisini ölçmek için, enflasyonun reel olarak yol açtığı vergi kaybı yanında; özellikle hızlı gelişen enflasyon ortamında, enflasyon sonucu devletin nominal değerlerle arttırıldığı vergi karşısında, elde ettiği vergi ve benzeri gelirlerle gördüğü hizmetlerin reel ifadesiyle durumun değerlendirmek gerekir.

68 Genel olarak, hızlı gelişen enflasyon sürecinde nominal değerlerle ifade edilen bir vergi artışı söz konusu olmakla beraber; kamu hizmetlerinin seviyesi yönünden değerlendirildiğinde bu süreç içinde vergi gelirlerinin kamu hizmetlerini karşılama seviyesinde de bir düşme görülmektedir.

69 Esasen özellikle gelişmekte olan ülkelerde 1970'li yıllarda müşahede edilen yüksek enflasyon oranları ve ağır enflasyonist baskı ile kamu borçlanması ve kamu açıklarının artışı arasında sıkı ilişki ve korelasyon da bu görüşü doğrulamaktadır.

70 Buna rağmen günümüzde de devletler hükümranlık haklarına dayanarak elde ettikleri para basma ve piyasadaki tedavül hacmini düzenleme işlemlerinin yürütülmesini Merkez Bankalarına vermişlerdir. Devlet gelire ihtiyaç duyduğunda Merkez Bankasından avans alarak veya hazine bonosu karşılığında para istemekte ve bankada bu parayı bakmaktadır.

71 Develüasyon ise, milli paranın değerinin yabancı paralar karşısında, önemli oranda ve ani bir şekilde düşürülmesidir. Ülke parasının değeri düşürüldüğünde, devletin stoklarında bulunan dövizler, döviz cinsi alacakları ve altın gibi varlıkların değerleri artar ve böylece devlet gelir elde etmiş olur. Ancak bu gelir sürekli değil, geçici bir gelirdir. Develüasyon sonucu elde edilen gelir, bir süre sonra, develüasyonun neden olduğu enflasyon oranında kamu harcamalarının artmasına neden olacaktır. Ayrıca develüasyon sonucu elde edilen gelir safi (net) bir gelir değil, gayrisafi bir gelirdir. Çünkü devletin yabancı para cinsinden borçları nedeniyle de gelir kaybı söz konusu olacaktır.


"KAMU GELİRLERİ Kamu gelirleri, kamu harcamalarının finansman kaynaklarıdır." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları