Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Anadolu'da madencilik binlerce yıl önce başlamış, M.Ö. 7000 yıllarında saf bakır, M.Ö.(3000-1200) yılları arasında tunç yaygın olarak kullanılmıştır. Daha.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Anadolu'da madencilik binlerce yıl önce başlamış, M.Ö. 7000 yıllarında saf bakır, M.Ö.(3000-1200) yılları arasında tunç yaygın olarak kullanılmıştır. Daha."— Sunum transkripti:

1 Anadolu'da madencilik binlerce yıl önce başlamış, M.Ö yıllarında saf bakır, M.Ö.( ) yılları arasında tunç yaygın olarak kullanılmıştır. Daha sonra Hititler (M.Ö ), Urartular.( M.Ö ), Frigyalılar (M.Ö )ve Lidyalılar (M.Ö ), dönemlerinde Anadolu'da çeşitli maden yataklarını işletmiş, izabe tesislerini kurmuş, metal para basıp kullanmışlardır. Anadolu madenciliği Romalılar devrinde doruğuna ulaşmıştır. Romalılar madenlerin bulunması ve işletmeciliğinde özellikle de, kurşun, bakır, demir, altın, gümüş, pandermit ve yapı taşlarının üretilip işlenmesinde çok büyük atılımlar yapmışlardır. Romalılardan kalan anıtsal mermer kentler; Anadolu uygarlığının günümüze ve geleceğe uzanan köprüleridir. Selçuklular döneminde, seramik hammaddeleri işletmeciliği çok ilerlemiş, çini ve mozaik sanatının zirvesine çıkılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki madencilik faaliyetleri 17. yüzyıla kadar özellikle savaş sanayiine yönelik olarak devam etmiş ancak daha sonra Avrupa’daki atılımlara ayak uyduramayarak gerilemiştir. Osmanlılar, maden kaynaklarını kamusal varlık sayarak devlet gereksinimlerine tahsis etmişler, özel mülkiyet konusu yapmamışlardır. Üretim biçimi olarak “kürecilik” denilen bir yöntem uygulamışlardır. Yükümlüler, bazı vergi ve yükümlülüklerden muaf tutulur ve kendilerine ücret olarak ürünün beşte biri verilirdi. Bu yöntem çeşitli aksaklık ve olumsuzluklarla 19. Yüzyıla kadar devam etmiştir. Osmanlı, madenlerini ağırlıklı olarak ordusuna silah ve cephane, hazinesine de sikke(para) temini amacıyla işletmiştir. Cevherleri mamul maddeye dönüştürme ve daha çok kar elde etme düşüncesi olmamıştır. 1820’li yıllarda bulunan Ereğli Kömür Havzası’nda “Madenciyan” denilen kişiler ocaklar açmışlardır yılında çıkarılan Arazi Kanunu ile ilk kez yasal kurallar konulmuştur yılına kadar, çıkarılan çeşitli nizamnamelerle madenciliğe yön verilmeye çalışılmıştır. 1906’da yürürlüğe giren Maden Nizamnamesi,1954 yılında çıkarılan Maden Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak Taşocakları nizamnamesi hala yürürlüktedir. Osmanlı döneminde Batılılar (Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya) bakır, krom, kurşun, bor ve kömür madenleri ile ilgilenmişler ve küçük işletmeler kurmuşlardır 1930’lu yıllara kadar, gerek Osmanlı Dönemi ve gerekse cumhuriyet döneminde, ülkenin doğal kaynaklarının tespitine yönelik bilimsel çalışmalar yapıldığını söylemek mümkün değildir. Bu belirsizliğin ortadan kaldırılması amacıyla maden aramalarına başlanması gerektiği bilinciyle 14 Haziran 1935 yılında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kurulmuştur (MTA). 1960’lı yıllarda kamunun, özel sektörün ve yabancı sermayenin ortaklığı ile madencilik alanında yeni kuruluşlar oluşturuldu. Bu kuruluşlar, Karadeniz Bakır İşletmeleri (KBİAŞ), ÇİNKUR, KÜMAŞ, ve ERDEMİR’ dir. KBİ 1968 yılında 300 milyon lira sermaye ile 6 bankanın ve özel sektörün iştirakiyle Murgul ve Küre’deki bakır yatakları işletmek amacıyla kurulmuştur.

2 TÜRKİYE’DE ÇIKARILAN MADENLER DEMİR CİVA BAKIR FOSFAT KROM LÜLETAŞI BOKSİT OLTUTAŞI KURŞUN ASBEST ÇİNKO VOLFRAM ALTIN GÜMÜŞ MANGANEZ BOR KALAY TUZ NİKEL MERMER BARİT ZIMPARATAŞI URANYUM TORYUM KÜKÜRT KUVARS

3 Demir, insan oğlunun bildiği en eski madenlerden biridir. Günümüzde de ağır sanayinin ana metali demirdir. Demirin çok geniş bir alanının olması, ona büyük bir önem kazanmıştır. Çelik Endüstrisinin ana maddesidir.Ülkemizde demir yatakları dağınık halde bulunur.Bunların önemli bir bölümü işletmeye elverişli değildir Türkiye’de iki ana demir madeni havzası bulunmaktadır. Bunlardan biri Sivas - Malatya arasındadır. Bu bölümün önemli yatakları Divriği, Hekimhan ve Hasan çelebi'dedir. Demir - çelik sanayimizin ihtiyacının önemli bir bölümünün yüksek verimli olan bu yataklar karşılar. Buradan çıkarılan ham cevher, demir yoluyla Samsun'a oradan da gemilerle Ereğli’ye taşınır. İkinci havza, Kayseri'den Adana ve Kahraman Maraş'a uzanmaktadır. Bu bölümün önemli yatakları da Mansurlu ve Karamadazı'dır. Bu iki havzanın dışında; Bitlis, Sakarya, Eskişehir ve Balıkesir yörelerinde de demir cevheri yatakları vardır.

4 Demir, tüm metaller içinde en çok kullanılandır ve tüm dünyada üretilen metallerin ağırlıkça %95'ini oluşturur. Düşük fiyatı ve yüksek mukavemet özellikleri demiri, otomotiv, gemi gövdesi yapımı, ve binaların yapısal bileşeni olarak kullanımında vazgeçilmez kılar. Kullanıldığı Yerler: 1)Dericilikte 2)İnşaat Sanayiinde 3)Kimya Sanayiinde 4)Metalürjide 5)Boyacılıkta Pik demirPik demir: %4–%5 karbon ve değişen oranlarda safsızlıklar (S, Si, P gibi) içerir. Demir cevherinden dökme demir ve çeliğe giden yolda bir ara ürün olarak değerlendirilebilir. Dökme demirDökme demir: %2–%4 arasında karbon, %1 – %6 silisyum, ve az miktarda manganez içerir. Pik demirde bulunan ve malzeme özelliklerini olumsuz etkileyen, kükürt ve fosfor gibi empüriteler, kabul edilebilir seviyelere düşürülmüştür. 1420–1470K arasındaki ergime sıcaklığı, her iki bileşeninin ergime sıcaklığından daha düşüktür ve bu özelliği ile demir ve karbon birlikte ısıtılmaları durumunda ilk ergiyen ürün olur karbonsilisyummanganez kükürtfosfor Ülkemizin yıllık demir ihtiyacının 4 milyon tonluk kısmı yurtiçi kaynaklardan sağlanmakta, geri kalan kısmı için yılda yaklaşık milyon dolar döviz ödenerek ithalatla (tüvenan cevher) karşılanmaktadır.

5 Ülkemizde üç demir-çelik fabrikasının yıllık milyon ton dolayındaki demir ihtiyacının yaklaşık milyon tonluk kısmı yurtiçi kaynaklardan sağlanmakta, geri kalan kısmı için yılda yaklaşık milyon dolar döviz ödenerek ithalatla karşılanmaktadır. Madencilik sektörüne ait dış ticaret rakamları göz önüne alındığında, demir cevheri ithalatı taş kömüründen sonra ikinci sırada yer almaktadır milyon ton ham çelik üretimimize ve 12 milyon ton düzeyinde tüketimimiz olmasına karşın başta elektrikli ark ocaklı tesislerin hurdaya bağımlı olması ve diğer hammadde ithalat gereksinimleri nedeni ile Türkiye net demir-çelik ithalatçısıdır. Ülkemizdeki üretimin yaklaşık 2/3’ünün elektrikli ark ocaklarında yapılıyor olması üretim girdilerinden hurdayı, ön plana çıkarmaktadır. yıllık çelik üretimi 1 milyar ton seviyesini aşmıştır. Sektörde nerede ise ilk defa arz talebin gerisinde kalmaktadır. Çin son yıllardaki büyük atılımları ile dünyanın en büyük çelik üreticisi olmuştur. Yanı sıra, tüketim artışı paralelinde en büyük ithalatçı olarak da pazarı belirlemektedir. Çelik sektöründe tekelleşme oranının düşük olmasından da kaynaklanan dönemsel dalgalanmaları azaltmak, pazarlık ve rekabet gücünü artırmak için son yıllarda gözlenen konsolidasyon çabaları devam edecektir. Türk demir çelik sektörü her birinin yıllık kapasitesi ton ile ton arasında değişen üç adet entegre tesis ve kapasiteleri ton ile ton arasında değişen 16 adet elektrik ark ocaklı tesiste ham çelik üretimi gerçekleştirmektedir.

6 Bakır insanlık tarihinde ilk defa Neolitik çağda (İÖ. 8000) kullanılmıştır. Tarih boyunca insanlar, bakırı günlük yaşamlarında süs eşyası, silah ve el sanatlarında kullanmış olup, uygarlık ilerledikçe bakıra olan ihtiyaç daha da artmıştır. Günümüzde dünya tüketimi yıllık 13 milyon tonun üzerine çıkan bakır; demir ve alüminyumla birlikte en çok kullanılan metallerden biridir. Bugün dünyada üretilen bakırın önemli bir bölümü elektrik sanayisinde daha düşük oranda da inşaat, ulaşım, makine ve teçhizatında kullanılmaktadır. Kullanıldığı yerler: 1)El Sanatları 2)Kimya 3)Kuyumculukta 4)Metalürjide 5)Müzik Aletlerinin Yapımında 6)Tıpta Tedavi Amaçlı 7)Tekstil Sanayiinde 8)Elektrik elektronik sanayiinde

7 Endüstride bakırın vazgeçilmez olmasının nedeni, çok çeşitli özelliklere sahip olmasıdır. Bakırın en önemli özellikleri arasında yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, aşınmaya karşı direnci, çekilebilme, dövülebilme özelliği ve antikorozid özelliği sayılabilir. Ayrıca alaşımları çok çeşitli olup, endüstride değişik amaçlı kullanılmaktadır. Bakır, Türkiye’nin bir çok yerinde bulunmakla birlikte, işletilen önemli yataklar iki yörededir. bunlar; Murgul (Artvin) ile Küre (Kastamonu) dedir. Bakır yataklarının en yaygın olduğu bölüm, Dogu Karadeniz'dir. Murgul dışında; maden köy (Rize), Körü başı, Lahanos, Asarcık (Giresun), Kutlular ve Alaca dağ (Trabzon) da da bakır yatakları vardır. Yurdumuzda bunlar dışındaki bakır yatakları, Koyu Hisar (Sivas) ile Maden köy (Siirt) dedir. Maden (Elezıg) deki bakır yatakları, çok eskiden buyana işletildiği için ekonomik değerini yitirmiş ve kapatılmıştır. Bakır Cevherleri: 1)Oksitli cevherler: Bu cevherler pek yaygın değildir.Başlıcaları kuprit, melakonit, malahit, azurit, krizokol ve atakamittir. 2)Sülfürlü cevherler: Bakır cevherleri içinde en yaygınıdır.En önemlisi kalkopirittir. En Önemli Bakır İşletme Tesisimiz: Samsun-Karadeniz Bakır İşletmeleridir. **Ülkemize yetecek kadar çıkarılmaktadır.Fazlası da ihraç edilmektedir.

8 Türkiye’nin mevcut bakır rezervleri ile tüketimi kıyaslandığında 2000 yıllarının ilk çeyreğinde bakır yataklarının tükeneceği görülmektedir. Yeni bir bakır yatağının bulunup işletilmeye geçmesi yaklaşık 10 yıllık bir süreyi almaktadır. İç tüketimi karşılamak ve ihracatı artırmak amacıyla bakır aramasına hız verilmelidir. Bakır cevherlerindeki altın-gümüş-indiyum-germanyum-selenyum-telluryum-nikel ve kobalt gibi yan ürünleri kazanmaya yönelik Ar- Ge çalışmaları yapılmalı, anot çamurlarını işleyecek tesislerin kurulması imkanları araştırılmalıdır. Ayrıca ülkemizdeki bakır cevherleşmeleri için ümitli sahalarda arama yatırımları arttırılarak sürdürülmelidir. Not: Bugünkü şartlarda (2000 yılı) ekonomik olmayacak derecede tenörü %1’in altında olan porfiri tipi büyük rezervler ve işletme kurulamayacak kadar küçük rezervli muhtelif maden sahalarının rezervi toplam olarak 696,582,000 ton ve metal içeriği 2,065,035 ton’dur.

9 Ekonomik olarak işletilen tek krom minerali kromittir. Teorik mineraloji formülü FeCr2O4 olmakla birlikte, doğada bulunduğu haliyle formülü ; [( Mg, Fe)++ (Cr, Al, Fe)+++]2O4 olan spinel grubu bir mineraldir. En Önemli Krom İşletme Tesislerimiz: Şark kromları işletmesi, Üçköprü maden işletmesi, Orta Anadolu krom işletmesi, Kuzey Batı Anadolu krom işletmesi Türkiye, 19. yüzyılın başlarına kadar dünya krom üretiminin yarısından çoğunu gerçekleştiriyordu. Fakat Rusya federasyonu, Güney Afrika Hindistan ve Küba'da yüksek nitelikli krom yataklarının bulunmasıyla Türkiye eski üstünlüğünü kaybetmiştir. Bununla birlikte yurdumuz, dünyanın sayılı krom üreticileri arasında yer almaya devam etmektedir. Ülkemizde, ferro - krom tesislerinin yetersizliği nedeniyle üretilen kromun önemli bir bölümü ham olarak ihraç edilmektedir. Kromun kullanım alanının yaygın oluşu nedeniyle Türkiye’de üretilen krom, dış piyasada her zaman alıcı bulmaktadır. Son yıllarda krom üretimi sürekli artış göstermiştir.

10 Türkiye Krom Yatakları ve Rezervleri Krom yataklarının içinde bulunduğu peridotit genel ismiyle anılan ultrabazik kayalar, Türkiye’de geniş alanlar kaplarlar. Türkiye’de krom yatakları belirgin bir dağılım düzeni göstermeksizin peridotitler içinde ülke geneline yayılmış durumdadır. Türkiye’de 1000 kadar tek veya grup halinde krom yatağı ve krom cevheri zuhuru bulunmaktadır. Coğrafik yönden krom yataklarının dağılımı 6 bölgede toplanabilir. Bu bölgelerdeki bilinen önemli zuhurlar %Cr2O3 tenör değerleri ile aşağıda verilmiştir. Guleman (Elazığ Yöresi): Batı Kef (6.8 milyon ton, %33), Doğu Kef ( ton, %40-45), Sori Ocakları(2,5 milyon ton, %42-48),Kapin ( ton, %43-47) Fethiye-Köyceğiz-Denizli Yöresi: Karaismailler ( ton, %30-38), Üzümlü- Sazlı ton, %36), Biticealan ( ton, %44-48), Kazandere ( ton, %37,5), Kandak ( ton, %40-46) Bursa-Kütahya-Eskişehir Yöresi: Harmancık-Başalan ( ton, %20), Ömeraltı-Kınalıbatak ( ton, %23), Miran-Hudut-Koca Ocaklar ( ton, %43), Orhaneli-Karıncalı ( ton, %5-30), Büyükorhan-Kırocak ( ton, %10-18),Kömürlük ( ton, %15-40), Eskişehir-Karacaören ( ton, %15-45), Eskişehir-Karaburhan ( ton, %22-26), Kavak Kromları (1 milyon ton, %30-45) Mersin-Adana-Kayseri Yöresi: Adana- Aladağ (198 milyon ton,%5,60), Kayseri-Pınarbaşı -Dedeman 9 no’lu Ocak ( ton, %20-30-Tarla Ocak ton, %10-20) Sivas-Erzincan-Kopdağ Yöresi: Sivas- Kangal- Karanlıkdere, (2,3 milyon ton, %5-15),Karadere ( ton, %43-44), Erzincan- Kopdağ (3,6 milyon ton, %38-54) İskenderun-Kahramanmaraş Yöresi: Hatay- Kızıldağ ( ton, %34-44)

11 ithalat ihracat Türkiye ham cevher, ferrokrom ve krom kimyasalları dış satımından önemli döviz geliri sağlamaktadır. Krom cevherinin krom bileşikleri ve ferrokrom tesisleri dışında yurtiçi tüketimi, refrakter sanayinde ton/yıl, döküm sanayinde ise 1000 ton/yıl düzeyindedir. Dünya krom cevheri üretimi ve ferrokrom üretimi ile bunların ihracat ve ithalat verileri incelendiğinde, krom cevheri üreten ülkelerin çoğunluğunun ürettikleri cevheri ferrokroma dönüştürerek ihraç ettikleri görülmektedir. Dolayısıyla, Türkiye ham cevher ihraç etmek yerine katma değeri yüksek olan ferrokrom üreterek ihraç etmesi ve bu sayede, döviz girdisini 3-4 kat arttırması mümkündür. Ancak, üretimin önemli girdilerinden olan enerji fiyatları dünyada çalışmakta olan ferrokrom ve maden işletmelerindeki fiyatlar seviyesine indirilerek bu sektördeki rekabet gücü geliştirilmelidir. Türkiye’nin ton/yıl ferrokrom üretim kapasitesi mevcuttur. Türkiye’de krom cevheri kullanan tesislerin tam kapasite ile çalışmaları durumunda, yıllık krom cevheri tüketimi ton olacaktır. Bugüne kadar bu tesisler tam kapasite ile çalışmamışlardır. Türkiye, yılları arasında krom üretimi açısından dünyada ikinci ve dördüncü sıralarda yer almıştır. Yaklaşık 150 yıldır dünyanın ilk 6 krom üreticisi arasında yer alan ülkemizin bu konumunu daha uzun yıllar koruması zor görünmektedir. 1960’lardan beri genellikle yer altı işletmeciliği şeklinde sürdürülen krom madenciliğinde işletme derinlikleri artmıştır. Ocakların derinleşmesi sonucu maliyetler artmış, rekabet gücümüz azalmıştır. Düşük tenörlü ( ortalama %5,60 Cr2O3 )198 milyon ton rezerviyle Kızılyüksek-Yataardıç Yatağı (Aladağ/Adana) önümüzdeki yıllarda önem kazanacak sahalarımızdandır. Bu yatağın, yörede bir ferrokrom fabrikası kurularak işletilmesi imkanları araştırılmalıdır. Eski ocaklar yeniden ele alınmalı; ya bu eski ocaklarda maden jeoloji çalışmaları gerçekleştirilerek, ya da yüksek riskler göze alınarak arama projeleri gerçekleştirilmelidir.

12 Boksit, alüminyumun ham maddesidir. Çok hafif olduğu için uçak sanayide, otomobil, ev eşyası, elektrik malzemesi yapımında kullanılır. Başlıca boksit yatakları; Seydişehir (Konya), Akseki (Antalya), İslahiye (Gaziantep) ve Milas'tadır. Boksit yatakları içinde en önemlisi Seydişehir'dekidir. Seydişehir alüminyum fabrikasının ihtiyacını karşılayan yataklar, Suğla gölünün batısındaki giden gelmez dağlarının eteklerindedir. Alüminyumun elde edilmesi esnasında, çok yüksek miktarda elektrik enerjisi tüketilir. Bu nedenle elektrik enerjisinin ucuza mal edildiği (Su güçünden elektrik elde edilen) ülkelerde, alüminyum sanayi daha çok gelişmiştir. Seydişehir alüminyum fabrikasının elektrik gereksiniminin karşılamak amacı ile Oyma pınar Barajı ve Hidro elektrik Santrali yapılmıştır.

13 Kullanıldığı Yerler: 1)Alüminyum, uçak ve otomobil endüstrisinde 2)Ev eşyası yapımında 3)Kurşun fırınlarında 4)Petrolü arıtmada Boksit Cevherleri: Boksit, nemli ve sıcak iklimde, silis, alkali ve toprak alkali iyonların yıkanmasını kolaylaştıran toprak Oluşum süreçleri sonunda oluşur. Ülkemizdeki Boksit Madeni Yatakları: 1)Toroslar üzerinde-Alanya, Seydişehir 2)Adana-Saimbeyli, İskenderun, Islahiye 3)Muğla-Milas En Önemli Boksit İşletme Tesisimiz: Seydişehir Alüminyum fabrikasıdır. Dünya boksit üretimi yıllık milyon tondan dolayındadır. Bunun %90’ı alümina (Al2O3) ve alüminyum (Al) üretimine yöneliktir yılı rakamlarıyla dünya üretimi 144 milyon ton civarındadır. Avustralya (55 milyon ton), Gine (16 milyon ton), Jamaika (13.4 milyon ton) ve Brezilya (13.5 milyon ton) en çok üretim yapan ülkelerdir.

14 Alüminyum hammaddesi olarak en önemli kaynaklarımız Konya Seydişehir ve Akseki bölgesindeki yataklardır. Boksit cevheri sektöründe üretim faaliyeti yapan tek kuruluş Eti Alüminyum A.Ş.’ye ait Mortaş Boksit İşletmesi’dir. Kapasitesi ton/yıl’dır. 1974’te üretime başlanmıştır. Açık işletmeyle üretilen boksit cevheri Seydişehir Alüminyum Tesisleri’nde işlenmektedir. Yılda ton civarında boksitin işlenmesiyle ton alümina elde edilmektedir. Alüminanın tonu sıvı alüminyum üretiminde kullanılmaktadır. Geriye kalan tonun büyük kısmı ise ihraç edilmekte, çok az bir kısmı da refrakter sanayiinde tüketilmektedir. Genelde, yaklaşık 4 ton kuru boksit cevherinden 2 ton dolayında alümina (Al2O3) veya1 ton alüminyum metali elde edilmektedir yılları arasındaki boksit cevherinin fiyatı Amerikan Doları ($) arasında değişmektedir. Türkiye’nin sıvı alüminyum üretimi yurtiçi tüketimi karşılayamamakta, aradaki açık 1985 yılından beri ithalatla kapatılmaktadır. Ülkemizin yıllık alüminyum ithalatı 250 milyon doları işlenmemiş alüminyum, bir o kadar da yarı mamul-mamul alüminyum olmak üzere toplam 500 milyon dolar mertebesindedir. Türkiye’nin sıvı alüminyum üretimi yurt içi tüketimi karşılayamamakta, aradaki açık 1985 yılından beri ithalatla karşılanmaktadır. Ülkemizin yıllık alüminyum ithalatı 250 milyon doları işlenmemiş alüminyum, bir o kadar da yarı mamul-mamul alüminyum için olmak üzere toplam 500 milyon dolar mertebesindedir. Buna karşılık, toplam 281 milyon dolarlık mamul alüminyum ihraç etmekteyiz. Ülkemizin boksit rezervi uzun yıllar yetecek kadardır. Bu nedenle, yeni kaynakların aranmasına yönelik yatırımlardan çok, mevcut tesislerin kapasitelerini arttırmak için yatırımlar yapılmalıdır. İthalatla karşılanan refrakter boksit için ise yapılacak fazla bir şey yoktur. Türkiye’nin alüminyum sanayisine yönelik boksit ithalatı yoktur. Yurtiçinde kurulmuş bulunan refrakter sanayinin ihtiyacı olan refrakter boksit ise ithalat yolu ile karşılanmaktadır. Refrakter boksit ihtiyacının yakın birgelecekte bin ton/yıl arasında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

15 Kurşun, sanayide kullanılan önemli metallerden biridir. Akü, benzin, matbaa, mühimmat, boru, alaşım, lehim, renkli televizyon tüpü yapımında, boya, cam ve kimya sanayii kollarında, radyasyon ve x-ışınlarından korunmada kurşun kullanılmaktadır. Çevre kirliliği etkisinden dolayı ve hurda üretimininde artması ile son yıllarda kurşun kullanımında sınırlamalar getirilmiştir. Görünür metal kurşun rezervinin dünyada 100 milyon ton, Türkiye’de 0.8 milyon ton olduğu tahmin edilmektedir. En büyük kurşun rezervine sahip ülkeler Avustralya, ABD, Kazakistan, Kanada ve Çin’dir. Kurşun maden üretimi dünyada 3 milyon ton, hurdalarla birlikte toplam üretim 6 milyon ton civarındadır. Türkiye’nin kurşun metal tüketimi ise yılda 35 bin ton kadardır. Buna karşılık yaklaşık 10 bin ton metal kurşun hurdadan, 5-6 bin ton da geçici olarak yurtdışına gönderilen cevherlerden elde edilmektedir bin ton mertebesindeki metal kurşun açığı da ithalat yoluyla karşılanmaktadır.

16 Kurşun ve çinko tabiatta tek başına bulunabileceği gibi değişik oranlarda bakır, kurşun ve çinkonun birlikte bulunduğu yataklara da sıklıkla rastlanmaktadır. Kurşunca zengin yataklarda gümüş, çinkoca zengin yataklarda kadmiyum metalleri de yüksek oranlardadır. Türkiye’de 600 den fazla kurşun-çinko-bakır cevherleşmesi olduğu halde bulunan maden yatakları dünyadaki diğer yataklara göre orta veya küçük rezervli yataklardır. Türkiye’deki kurşun- gümüş madenciliği dünyadaki en eski madencilikten birisi olup bir çok yöre gümüş ve kurşun içeren sözcüklerle adlandırılmıştır. Zaman zaman işletilen bu yatakların çoğu madenin bitmesi veya başka nedenlerden dolayı 20. yüzyılın başlarında kapatılmıştır. Cumhuriyetin kurulmasından sonra Etibank ve özel kuruluşlarca bir çok yerde kurşun-çinko madenleri daha modern yöntemlerle işletilmiştir. Kayseri yakınlarındaki Çinkur’a ait karbonatlı çinko izabe tesisi bir kaç yıl önce hammadde yetersizliği nedeni ile kapatılmıştır. Sülfürlü kurşun-çinko madeninin izabesi Türkiye’de yapılmamakta, konsantre edilmiş maden geçici veya kesin ihracatla yurtdışına gönderilmektedir. Kurşun çinko yatakları oluşumlarına göre iki ana başlık altında incelenebilir. Tabakaya bağımlı yataklar Türkiye’de Orta Toroslar’da Yahyalı, Kozan, Alanya, Hadımı, Yeşilyurt yakınlarında bulunan karbonatlı çinko yatakları da genellikle Paleozoik veya daha genç karbonatlı kayaçlar içinde yer alırlar. Ancak Türkiye’deki bu tip cevherleşmeler küçük ve çok küçük damar ve düzensiz kütleler halindedir. Karstik boşluklarda ikincil zenginleşmelerle çinko tenörü %30’a kadar ulaşmaktadır. Fakat en büyük yatak Aladağ’da bile toplam metal çinko rezervi 50 bin tonu geçmez. Benzer tip oluşumlara kuzey Anadolu’da Adapazarı ve Gümüşhacıköy yakınlarında karbonatlı kayaçlar içindeki kurşun ve gümüşce zengin yataklar halinde de rastlanmaktadır. 2- Magmatizmaya Bağımlı Yataklar 2-a) Denizaltı volkanizmasına bağlı yataklar En tipik örnekleri Japonya’da görülür ve burada Kuroko tipi yataklar olarak adlandırılır. Bu yataklarda bakır, kurşun, çinko değişik oranlarda ve genellikle 0,5- 1 milyon metal rezerv içeren düzenli masif kütleler halinde bulunurlar. Doğu Karadeniz Bölgesinde sahile yakın bir çok masif bakır kurşun çinko yatağı vardır.Türkiye toplam çinko rezervinin üçte birinden fazlası tek başına MTA Genel Müdürlüğü tarafından 1970’li yılların başında bulunan Rize-Çayeli yatağında yer almaktadır (874 bin ton görünür metal çinko). Güneydoğusunda, Siirt-Madenköy’de bakırla birlikte yaklaşık 140 bin ton metal çinko tespit edilmiştir. 2-b) Karasal volkanizmaya bağlı yataklar Kuzeybatı Anadolu bölgesinde bu tip birçok kurşun-çinko yatakları Balya’da olduğu gibi uzun yılar işletilmiştir. Bölgede son yıllarda yapılan aramalarda Çanakkale Koru’da olduğu gibi yeni yataklar bulunabilmektedir. Bu tip yataklara ayrıca Doğu Karadeniz Bölgesinin iç kısımlarında, Gümüşhane, Şebinkarahisar ve Koyulhisar yakınlarında da rastlanılmaktadır. 2-c) İntrüzyona bağlı yataklar bulunmaktadır.

17 Demir, alüminyum ve bakırdan sonra sanayide en çok kullanılan metaldir. Demir ve çeliğin korrazyona karşı direncinin artırılmasında, döküm sanayiinde kullanılan pirinç ve özel alaşımların yapımında, ayrıca çatı kaplama malzemeleri, lastik ve pil yapımında önemli miktarlarda çinko kullanılmaktadır.Görünür metal çinko rezervi dünyada yaklaşık 200 milyon ton, Türkiye’de 2.3 milyon tondur. Avustralya, ABD, Kanada, Çin en çok çinko rezervine sahip ülkelerdir. Dünyada çinko cevher üretimi 8 milyon ton, hurda çinko üretimi 0.5 milyon ton civarındadır. Türkiye’nin çinko metal tüketimi yılda 60 bin ton dolayındadır. Bunun 10 bin tonu geçici ihraç yoluyla yurtdışına gönderilen cevherlerden geri dönen metalle, bir bölümü hurdadan kazanılmakta, geri kalan bin tonu ithalatla karşılanmaktadır yılında 18 milyon dolarlık çinko cevheri ve konsantreleri ihraç edilmiştir. İhracatta Yunanistan, Belçika-Lüksemburg, Bulgaristan ve Finlandiya ilk sıralarda yer almaktadır. Zn Çinko

18 Türkiye kurşun-çinko aramalarında birinci önceliğe sahip bölgesi Doğu Karadeniz Bölgesinin sahile yakın kısımları, ikinci önceliğe sahip bölgesi de Kuzeybatı Anadolu Bölgesi ile Doğu Karadeniz Bölgesinin iç kısımlarıdır. Bu bölgelerde denizaltı ve karasal volkanizmaya bağlı olarak oluşmuş kurşun-çinko yataklarını kontrol eden bölgesel ve lokal bazda gelişmiş tektonik ve magmatik faktörlerin çok yönlü çalışılarak dikkatli bir şekilde ortaya konulması gereklidir. Bakırca zengin bazı çinko yataklarının bulunduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi de çinko aramalarında üçüncü önceliğe sahip bölgelerdendir. Dünyadaki büyük ve çok büyük kurşun çinko oluşumlarını içeren metamorfizmaya uğramış çok yaşlı sedimanter kayaçlar Türkiye’de çok az yerde mostra vermiştir. Toroslarda küçük ve çok küçük karbonatlı çinko yatakları içeren kayaçlar genellikle daha gençtir. Cevherleşme belli yaştaki karbonatlı kayaç tabakalarına bağımlı olarak kırık hatlarında ve karstik boşluklarda zenginleşmiştir.

19 Çorum Alacahöyük’te M.Ö. 2500’lü yıllardan kalma altından yapılmış madeni eşyalar bulunmaktadır. Çanakkale’de bulunan Asytra madeni ilk olarak Troyalılar tarafından işletilmiş, daha sonra Roma ve Bizans döneminde de işletilmeye devam edilmiştir. Ülkemizde en son işletilen madendir. (1. Dünya Savaşı) Bugüne kadar yeryüzünden çıkarılan bütün altının yarıdan fazlası hükümetlerin ve merkez bankalarının elindedir. Gerek her ülkede kağıt para emisyonunun güvencesi olarak, gerek milletlerarası bir ödeme aracı olarak eskiden beri büyük önem taşıyan altın, metalle çalışan zanaatçıların gözünde de değerini korumaktadır. Kuyumculukta altının genellikle gümüşlü, palladyumlu, bakırlı veya platinli alaşımları çok kullanılır.platinli

20 Manisa yakınlarındaki Sart madeni Lidya Kralı Kroisos’un ünlü hazinesinin kaynağı olmakla birlikte tarih öncesi dönemlerden Roma dönemine kadar işletilmiş zengin bir madenmiş. Balıkesir Havran yakınlarındaki Küçükdere madeni yine çok eski bir tarihe sahiptir. Bergama Ovacık’taki maden ise sanıldığı gibi yeni bir maden değil, tarihi eski bir madendir. Altın Madenciliğinde Siyanür Kullanımı Altını bulmak bir sorun, çıkarmaksa ayrı bir sorundur. Yatakta bulunan altın taneciklerinin büyüklüğüne göre farklı çıkarma teknikleri kullanılmaktadır. Eğer tanecikler 44 mikrondan küçükse grafitle zenginleştirme yöntemi, 44 mikrondan küçük ise siyanür ile elde etme yöntemi kullanılır. Altın bulunduğu saptanan araziye 5’er metre aralıklarla çukurlar kazıldıktan sonra deliklere patlayıcı yerleştirilir. Patlayıcılar patlatılarak toprak gevşetilir. Altın ve gümüş içeren cevher kısmı stok alanına alınır. Posa kısmı baraj yapımında kullanılır. Ovacık epitermal 1 ton cevher içinde yaklaşık 10 gr altın bulunmaktadır. Altın Madenciliğinde Siyanür Kullanımının Olası Etkileri Yüzey toprağının kaydırılması ve toprak kaymaları, Ağaçların kesilmesi. Ancak kesilen 2400 ağacın yerine 3000’in üzerinde ağaç dikilmiştir. Patlamalardan dolayı binalarda meydana gelebilecek çatlama ve yıkılmaların oluşabilmesi, Bir deprem, bir savaş veya teknik bir sorun sonucunda atık depolarında meydana gelebilecek bir sızıntı nedeniyle zehirli atıklar ve ağır metaller tarım alanlarına karışabilmesi,

21 Çok eskiden gümüş, dünyanın birçok yerlerinde az miktarda bulunan doğal gümüş kaynaklarından elde ediliyordu. Doğal gümüş; saf veya daha çok altın, bakır, civa ve diğer metallerle alaşımlar halinde bulunuyordu.civa Türkiye’de işletilebilir tek gümüş yatağı olan Kütahya-Gümüşköy yatağı 178gr/t Ag 21,5 milyon ton rezerve sahiptir. Gümüşköy dışındaki işletilebilir altın yataklarındaki gümüş rezervi ile potansiyel sahalardaki ve gümüşün yan ürün olarak bulunduğu sahalardaki gümüş rezervi de 2913 ton metal gümüş civarındadır Gümüş elektriği çok iyi geçirdiğinden ve kolayca tel haline geldiğinden, elektrik teli olarak kullanılmaktaydı. Fakat nadir bulunması ve kıymeti dolayısıyla, artık bu amaçla kullanılmamaktadır. Bugün daha ziyade süs eşyası üretiminde, ayna yapımında, fotoğrafçılıkta, bazı ilaçlar ve alaşımların hazırlanmasında kullanılır.

22 Antimon, Kurşunla karıştırılarak cephane ve batarya yapımında kullanılır. Yüksek verimli antimon yatakları: Niğde, Tokat ve Ödemiş'tedir. Eldeki verilere göre ülkemizin bilinen antimon rezervleri Kütahya, Bal kesir, Bilecik, Bursa, izmir, Tokat ve Niğde illerindedir. Antimon rezervlerimiz tenörleriyle birlikte Buna göre ülkemizin antimon potansiyeli ton civarında olup, bu da ton metal içeri ine kar l k gelmektedir. Görüldü ü gibi, Türkiye antimon açısından hiç de azımsanmayacak bir rezerve sahip olup Dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Buna kar l k arama faaliyetleri yeterli olmadığı için, üretilebilir rezerv olarak herhangi bir rakam verme olana yoktur. Antimon cevherle melerinin do as gere i, normal bir arama çalışmasıyla sağlıklı bir rezerv tayini çoğu kez mümkün olmamaktadır. Fakat antimon yataklar n n çoğunlukla küçük sermayeli şirketler tarafından işletilmesi ve bunlar n arama faaliyetlerine kaynak ayırmamaları da bunda önemli rol oynamaktadır.

23 Türkiye de özel sektör geçmiş dönemde cevher, konsantre, metal ve oksit antimon üretiminde bulunmuştur. Ancak üretim daha çok cevher ve konsantre üretimine dönük olmuştur. VII. Be Y ll k Kalk nma Plan Ö K. Antimuan Raporu verilerine göre özel sektörün kurulu tesis kapasiteleri Tablo. tir. Buna göre, 05 ton/gün flotasyon, 74 ton/y l metal üretimi ve 7 3 ton/y l oksit üretim kapasitesi bulunmaktadır. Türkiye de antimon metali akü imalatnda, baz askeri malzemelerin yap m nda, ula m ve makine imalat sektöründe ayr ca antimuan oksit boya imalat nda ve antimuan penta sülfür lastik üretiminde kullan lmaktad r. Akü imalat nda kullan lan antimuan metali, tüketimde ilk s rada yer almaktad r. Türkiye antimuan potansiyeli yönünden bak ld nda zengin bir ülkedir. Ancak, bilinen antimuan sahalar n n yeterince ve bilimsel yöntemlerle ara t r lm oldu unu söylemek mümkün de ildir. Bu nedenle, antimuan madencili inin gelece i aç s ndan a a da belirtilen hususlar n dikkate al nmas nda yarar görülmektedir:

24 Doğada bileşiminde manganez bulunan 300’den fazla mineral bulunmakla birlikte, “U.S. Bureau of Mines”a göre en az %35 mangan içeriğine sahip cevherler “manganez cevheri” olarak adlandırılmaktadır. Önemli mineralleri; pirolüsit (Mn O2), psilomelan (BaMn9O18.2H2O) Manganit (Mn2O3.H2O), Braunit (3 Mn2O3 MnSiO3), Rodokrozit (MnCO3), Hausmanit (MnMn2O4) dir. Manganez cevheri, içerdiği manganez miktarına göre manganezli demir (%5-10 Mn), demirli manganez (%10-35 Mn) ve manganez cevheri (%35’den fazla Mn) olarak sınıflandırılırlar. Kullanım alanlarına göre; metalurjik manganez cevheri (%46-48 Mn), batarya sanayii manganez cevheri (%78-85 MnO2), kimya sanayii manganez cevheri (74-84 MnO2) ve diğer amaçlarda kullanılan manganez cevheri olarak sınıflandırılır.

25 Kullanım Alanları : Türkiyede manganez kullanım alanları Dünyadaki kullanım alanlarıyla paralellik gösterir. Ülkemizde tüketilen manganezin %95’e yakını parça manganez cevheri ve alaşımları şeklinde demir çelik sanayiinde kullanılır. Geriye kalan %5 kadarı ise kimya sanayiinde kullanılır. Manganezin belli başlı kullanım alanlarında ikamesi bulunmamaktadır. Hurdadan manganez kazanımı da önemsiz düzeydedir. Ancak, demirli ve demirsiz hurdanın ve çelik hurdasının işlemi sırasında ikincil kompanent olarak önemli miktarda manganez kazanılır. Türkiye’deki manganez yatakları oluşumları, yaşları, kökenleri ve yapısal özelliklerine göre dört ana gruba ayrılırlar. Birinci grup genellikle radyolaryalı çörtler içindeki hidrotermal ve hidrojenetik türdeki manganez yataklarıdır. Bunlar, yüksek Mn-Si ve düşük Al-Fe içeriklidirler. Paleotetis, Karakaya, İzmir-Ankara- Erzincan-Kars ve Güneydoğu Anadolu Sütur Kuşağı’nın epiofiyolitleri içinde yaygındırlar. İkinci grup, Batı Troslar’da Alt Kretase yaşlı karbonatlar içindeki siyah şeyllerle ilişkili yataklardır. Diyajenetik oluşumlu bu yatakların Fe içeriği radyolaryalı çörtlerle ilişkili yataklardan yüksek, Si içeriği ise düşüktür. Üçüncü grup, Karadeniz ve kıta yanının volkanotortulları içindeki hidrotermal oluşumlu yataklardır. Dördüncü grup, Trakya havzasındaki Oligosen çökelleri içindeki yataklardır. Düşük Mn-Si içerikli ancak büyük rezervlidirler. Türkiye’deki manganez yatakları genelde düşük tenörlü ve küçük rezervli yataklardır. Bilinen manganez rezervleri toplamı 4,5 milyon ton düzeyindedir. Bu rezervin büyük bir bölümü, 4 milyon ton ile Denizli-Tavas-Ulukent

26 Türkiye’nin manganez cevheri ve ürünlerine talebi büyük oranda Kardemir, İsdemir ve Erdemir’in taleplerine bağlıdır. Türkiye’de manganez üretimi yıllık ortalama 20 bin ton ile Denizli-Tavas-Ulukent yatağından yapılmaktadır yılında ton manganez cevheri üretilmiş olup, 2002 yılına göre %10’luk birdüşüş gözlenmiştir. Üretilen cevherin önemli bir bölümü Erdemir tarafından tüketilmektedir. Kardemir’in manganez cevheri ihtiyacı ise %4-4,5 Mn içeren Hekimhan-Deveci manganezli- demir yatağından yapılan üretimle karşılanmaktadır. Kardemir ve İsdemir’in ferromangan ve ferrosilikomangan talepleri ithalat yoluyla karşılanmakta ve önemli bir gider kalemi olarak ortaya çıkmaktadır. Ferromangan ithalatı yıllık ortalama 10 milyon U.S. $’ın üzerinde gider oluşturmaktadır. Manganez ithal ürünlerine yapılan ödemeler ve uç ürünlere demir-çelik endüstrisinde artan talep gözönüne alındığında, Ulukent (Denizli-Tavas) manganez yatağının tam kapasiteyle çalıştırılarak demir-çelik fabrikalarımız beslenmelidir

27 Bor'un en çok kullanılan türü olan Boraks binlerce yıldan beri bilinmektedir Mısırlılar ve Mezopotamya Uygarlıklarının, bazı hastalıkların tedavisi ve ölülerin mumyalanmasında, Çinlilerin porselenlerinin cilalanmasında, Babillilerin kıymetli metallerinin ergitilmesinde boraks kullandıkları bilinmektedir. Modern bor endüstrisi ise 13. yy.'da boraksın Marco polo tarafından Tibet'den Avrupa'ya getirilmesiyle başlamıştır yılında, İtalya'nın Tuscani bölgesindeki sıcak su kaynaklarında Sassolit bulunduğu anlaşılmış, 1852' de Şili'de endüstriyel anlamda ilk boraks madenciliği başlamıştır.

28 TÜRKİYE BOR MADENCİLİĞİ Türkiye'de bilinen başlıca borat yatakları Batı Anadolu'da yer almakta ve bu yataklar dünya rezervinin % 60-70'ine sahip bulunmaktadır. Türkiye rezervinin % 37'si Bigadiç, % 34 Emet, % 28'i Kırka ve % l Kestelek bölgesinde bunmaktadır. Bigadiç işletmesinde başlıca bor mineralleri kolemanit ve üleksit' tir. Boratlar 1-8 m. Kalınlıkta tabakalar halinde killer arasında yer alırlar. Kapalı ve açık ocaklardan üretilen tüvenan cevherler ton/yıl tüvenan cevher yıkama kapasiteli konsantratörde zenginleştirilecek, mm, 3-25 mm ve O, 2-3 mm kolemanit konsantreleri ile mm ve O, 2-3 mm üleksit konsantreleri elde edilir. Bor mineralleri, sanayide sayısız denicek kadar çok çeşitli işlerde kullanılmaktadır. Bor minerallerinden elde edilen boraks ve asit borik; özellikle nükleer alanda, jet ve roket yakıtı, sabun, deterjan, lehim, fotoğrafçılık, tekstil boyaları, cam elyafı ve kağıt sanayinde kullanılmaktadır. Bor mineralleri, dünyanın sayılı bir kaç ülkesinde bulunur. Bunlar içinde yedekleriyle en zengin ülke, Türkiye'dir. Ancak üretimin ve ihracatın sınırlı olması nedeniyle bu maden, yurt ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bor mineralleri konsantre bor ve/veya öğütülmüş konsantre bor halinde piyasaya sanayi girdisi olarak belli miktarlarda sunulabilmekte, geriye kalanı ise sanayide rafine bor bileşikleri halinde kullanılmaktadır.

29 Eti Holding'in konsantre ürün olarak pazarladığı ve rafine ürün üretiminde kullandığı iki çeşit konsantre bor cevheri vardır; Tinkal Konsantre ve Kolemanit Konsantre, Üleksit Konsantre, ülkemizde rafine ürün üretiminde kullanılmamakta olup sadece konsantre ürün olarak yurt dışına satılmaktadır. Ülkemizde elde edilen başlıca rafine ürünler ise; 1. Boraks Pentahidrat 2. Boraks Dekahidrat 3. Susuz Boraks 4. Borik Asit 5. Sodyum Perborat olarak sıralanabilir. Ülkemiz rezervlerinin ağırlıklı olarak kolemanitten oluştuğu bilinmektedir (Çizelge 4). Ülkemizde toplam 1,8 milyar ton dolayında bulunan kolemanite karşılık diğer ülkelerdeki toplam kolemanit rezervi miktarı ise 100 milyon ton civarındadır. Bu değer, üretimde kolemanit kullanımının daha ekonomik ve zorunlu olacağı öngörülen sanayi alanlarında, ileride ortaya çıkacak olan büyük avantajımızı da bu günden ortaya koymaktadır Dünya bor rezervlerinin % 63'üne sahip olan ülkemiz, % 100 B2O3 bazında dünya bor üretiminde ABD'den sonra ikinci sırada yer almaktadır.

30 Bugüne kadar bulunan rezevlerin Türkiye'nin gerçek uranyum rezervlerini yansıtmadığı görüşü egemen bulunuyor. Özellikle Güney Marmara ve Doğu Karadeniz bölgelerinde yapılacak yeni aramalarla uranyum yatakları bulunması olasılığı bulunduğu belirtiliyor. Dünya uranyum kaynakları çeşitli üretim maliyetlerine göre, görünür ve muhtemel olarak sınıflandırılırlar. Günümüzde Kgı 80 ABD dolarına maledilen görünür rezervlerden uranyum üretilmektedir. Dünyada 1991 yılı itibariyle Kgı 80 ABD dolarına maledilebilen Ton görünür uranyum rezervi vardır. Bunun bir bölümü işletilebilir rezerv, bir bölümü ise yerinde rezervdir. Yani işletme kayıpları hesaba katılmamıştır. Gerçek işletilebilir miktarların, verilen değerlerin %5 ile %50 altında olduğu tahmin edilmektedir.

31 Nükleer enerji hammaddeleri esas olarak nükleer reaktörde elektrik enerjisi elde etmek için yakıt olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla tüketimi, kurulu nükleer enerji kapasiteleri belirlemektedir. Dünyada mevcut reaktörlerin uranyum tüketimi, 1991 yılında toplam ton olmuştur. Kısa dönem için yapılan tahminler, uranyum tüketiminin 2000 yılında Ton, 2010 yılında Tona yükseleceğini göstermektedir. Dünya uranyum üretiminin yaklaşık %70ini üç şirket elinde bulundurmaktadır. Bunlar; COMECO (Canadian Mining Energy Co.) adlı Kanada şirketi, COGEMA (Compagnie Generale des Matieres Nucleaires) adlı Fransız şirketi ve RTZ (Rio Tinto Zinc Co.) adlı İngiliz şirketidir. Uranyum üreticisi ülkeler, 1991 yılında, BDT hariç, Ton civarında uranyum üretmişlerdir. Buna aynı yıl ton civarında olan BDTnin üretimi de dahil edildiğinde, dünyada toplam Ton uranyum üretildiği ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de uranyum aramalarına 1990 yılı sonuna kadar devam edilmiş ve 5 yatakta toplam Ton görünür uranyum rezervi ortaya konulmuştur. Bu yatakların ortalama tenör ve rezervleri, aranıp, bulundukları yıllarda dünyaca kabul edilen ekonomik sınırlarda olmalarına rağmen, bugün için, bu değerler söz konusu sınırların oldukça altında kalmıştır. Bunun nedeni, son yıllarda nükleer santral planlamalarındaki önemli değişmeler ve özellikle Kanada ve Avustralyada yüksek tenörlü, üretim maliyetleri çok düşük uranyum yataklarının bulunmasıdır. Uranyum doğada hiçbir zaman serbest olarak bulunmaz. Çeşitli elementlerle birleşerek uranyum minerallerini meydana getirir. Yerkabuğunda yüzlerce uranyum minerali vardır; ancak bunların büyük çoğunluğu ekonomik boyutta uranyum içermezler. Ekonomik yatak oluşturanlar, autunite, pitchblende (uraninite) coffinite ve torbernitetir.

32 Tüketim alanları Nükleer enerji hammaddeleri esas olarak nükleer reaktörlerde elektrik enerjisi elde etmek için yakıt olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla tüketimi, kurulu nükleer enerji kapasiteleri belirlemektedir. Türkiye’de bugüne kadar bulunmuş uranyum yataklarının büyük bir çoğunluğu sedimanter tip yataklardır. Bu gruba, Köprübaşı, Fakılı, Küçükçavdar ve Sorgun uranyum yatakları girmektedir. Sadece Demirtepe yatağı damar tipi uranyum yatakları grubuna girmektedir. Köprübaşı: %0,4-0,05 U308 ortalama tenörlü, Tonu Kasar tipi, Tonu Taşharman tipi, 300 Tonu Ecinlitaş tipi olmak üzere toplam Ton görünür rezervi vardır. Cevher, Neojen yaşlı sedimanlar içindedir. Fakılı: %0,05 U308 ortalama tenörlü, 490 Ton görünür rezervi vardır. Cevher, Neojen yaşlı sedimanlardadır..Küçükçavdar: %0,04 U308 ortalama tenörlü, 208 Ton görünür rezervi vardır. Cevher, Neojen yaşlı sedimanlardadır. Sorgun: %0,1 U308 ortalama tenörlü, Ton görünür rezervi vardır. Cevher, Eosen yaşlı sedimanlardadır. Demirtepe: %0,08 U308 ortalama tenörlü, Ton görünür rezervi vardır. Cevher, Paleozoyik yaşlı şistlerdeki fay zonlarındadır.

33 Toryum da uranyum gibi doğada serbest halde bulunmaz, fakat 60 civarında mineralin içinde rastlanır. Bunlardan sadece monazit ve thorite, toryum üretiminde kullanılır. Bu mineraller de genellikle nadir toprak elementleri ile birlikte bulunmaktadır. Toryuma dayalı nükleer santralların henüz ticari olmayıp, deneme safhasında olması ve bu sektörün dışındaki kullanımının sınırlılığı nedeniyle, dünyada bu güne kadar, doğrudan toryum aramalarına fazla önem verilmemiştir.

34 Toryum, sırasını bekleyen bir nükleer yakıt hammaddesi durumundadır. Bunun en büyük nedeni, nükleer yakıt çevriminin sorunudur. Toryum-232, bazı proseslerle uranyum-233e dönüştürülebilmektedir. Uranyum-233 de uranyum-235 gibi parçalanabilir bir maddedir. Bu parçalanma sonucunda da büyük bir enerji açığa çıkmaktadır. Yakıt çevrimi sorunu nedeniyle, bugün için toryumla çalışan ticari ölçekte santrallar bulunmamakla birlikte, bu santralların prototipleri İngiltere, Almanya ve ABDnde uzun zamandır denenmektedir. Ticari ölçekte tüketimin olamaması nedeniyle, halen toryumun enerji hammaddesi olarak tüketimi yok denilecek düzeydedir. Enerji hammaddesi olarak kullanımı dışında, değişik kullanım alanlarında tüketilen toryum miktarının fazla olmaması ve yıllık 700 Ton Th02 civarında olan dünya üretiminin tamamen monazitten yan ürün olarak elde edilmesi nedeniyle, halen, sadece toryum için işletilen yatak yoktur. Türkiye’de MTA Genel Müdürlüğü’nce geçmiş yıllarda yapılan aramalar sonucunda, Eskişehir-Sivrihisar- Kızılcaören yöresindeki nadir toprak elementleri ve toryum kompleks

35 Kalay, özgül ağırlığı 7.3, erime noktası 232atom ağırlığı 118.6, atom numarası 50 dir.En önemli ve ekonomik minerali kassiterittir. Kassiteritin yoğunlu u , sertli i 6-7 ve rengide kahverengi, kahverengi-siyaht r. Stannit, Frankit, Confieldit ve Teallit gibi kompleks sülfid minerallerinden de çok küçük miktarlarda kalay elde edilmektedir. Türkiye’de işletilen herhangi bir kalay yatağı yoktur. Buna karşın MTA tarafından yapılan çalışmalarda bazı cevherleşmeler belirlenmiştir. Kalay dövülebilir ve sünek bir metaldir. Kolayca tel ve levha haline getirilebilir. Kuvvetli asitlerden, alkalilerden ve asit tuzlarından etkilenir. Havada ısıtıldığında SnO2 oluşturur. Klor ve oksijenle birleşerek seyreltik asitlerden hidrojeni uzaklaştırır. Oda sıcaklığında dövülebilir olmasına karşın ısıtıldığında kırılganlaşır.

36 Bursa-İnegöl-Soğukpınar-Madenbeleni Tepe, Niğde-Çamardı-Celaller, Niğde-Ulukışla-Bolkardağı-Sulucadere cevherleşmeleridir. Bu cevherleşmelerin ekonomik olmadığı belirtilmektedir. Son yıllarda MTA tarafından yapılan çalışmalarla Kayseri-Kıranardı’nda bir kalay cevherleşmesi bulunmuştur. Bu sahada halen çalışmalar devam etmektedir. Ülkemizde kalay ihtiyacı ithalatla karşılanmaktadır. İthal edilen kalay kaplamacılıkta, alaşımlarda, lehim ve kimyasal madde yapımında, otomotiv-uçak ve gemi endüstrisinde ve elektrik endüstrisinde kullanılmaktadır. DİE verilerine göre kalay ithalatı kalay cevheri, alaşımsız kalay, kalay döküntü ve hurdaları şeklindedir. Bunlardan en çok alaşımsız kalay ithal edilmektedir. İthalat yapılan başlıca ülkeler İngiltere, Çin, Endonezya ve Brezilya’dır yılları arasında alaşımsız kalay ithalatı ton/yıl arasında değişmiştir. Bu ithalat karşılığında yaklaşık 9.2 milyon$/yıl tutarında döviz ödenmiştir. Daha yeni bilgiler elde edilememiştir. Üretilen kalayın yaklaşık %40’ı çelik levhaların kaplanmasında kullanılır. Böylece yiyecek ve konserve kapları olan teneke, daldırma veya elektroliz yoluyla elde edilir. Teneke ve sert kalaydan yapılmış süs veya kullanım eşyaları siyah vernikle kaplanarak sıkça kullanılır.çeliktenekeelektroliz

37 Yer kabuğunun belli başlı elementlerinden olan nikel doğada çoğunlukla demirle birlikte olmak üzere sülfürler, arsenürler ve silikatlar şeklinde bulunur. Önemli nikel mineralleri arasında nikelin (NiAs), kloantit (NiAs2), pendlandit (Fe, Ni)S, millerit (NiS), annabergit Ni3 (AsO4)2 8H2O, garnierit (Ni, Mg)3 Si2O5 (OH)4 sayılabilir. Paslanmaz çelik başta olmak üzere, korozyona dirençli alaşımların eldesinde kullanılır. Bakır-nikel alaşımlarından yapılan tüpler, deniz suyundan tatlı su elde edilen tesislerde kullanılır. Madeni paraların, nikel-kadmiyum pillerin ve zırh kaplamalarının yapımında da yararlanılır. Nikel kaplama, diğer metalleri koruyucu özelliktedir. Korozyona karşı dayanıklı oluşu nedeniyle, elektrolizle kaplama işlemlerinde de tercih edilir.

38 Yapılan arama çalışmaları sonucunda ton cevher rezervi bulunduğu tespit edilmiştir. Çaldağındaki nikel yataklarının işletilmesi halinde iç talebimizin karşılanabileceği gibi ihraç yoluna da gidilebileceği anlaşılmıştır. Bu nedenle Endüstri ve Savunma ağırlıklı nikel ihtiyacının karşılanabilmesi için nikel rezervinin işletilmesinde büyük faydalar olacaktır..M.T.A. Enstitüsünde yapılan açıklamalarda yine Çaldağı yöresinde ülkemiz için önemli olan hala ülkemizin hiçbir yerinde bulunmayan Nikel Rezervinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bugüne kadar nikel alaşımı çeliklerin ithal yolu karşılandığı göz önüne alınırsa tespit edilen cevher rezervinin ülkemiz ekonomisine katkıları kuşkusuz çok büyük olacaktır.

39 Mermer, metomorfizma olayı sonucunda kalker ve dolomitik kalkerlerin yeniden kristalleşmesiyle meydana gelmiş bileşimdir.. Bileşimlerinin %90-98’ i CaCO3’(Kalsiyum karbonat) dan oluşmaktadır. Düşük oranda MgCO3 içermektedir. CaCO3 kristallerinden oluşan mermerlerde esas mineral “Kalsit” tir. Aynı zamanda az miktarda silis, silika, feldspat, demiroksit, mika, fluorin ve organik maddeler bulunabilir. Renkleri genellikle beyaz ve grimsidir. Fakat yabancı maddeler nedeniyle sarı, pembe, kırmızı, mavimtırak, esmerimsi ve siyah gibi renklerde de olabilirler. Mikroskop altında incelendiğinde, birbirine iyice kenetlenmiş “Kalsit Kristalleri” nden oluştuğu görülürKalsit

40 Dünyanın en zengin mermer yataklarının bulunduğu Alp kuşağında yer alan Türkiye, 5.1 milyar m3 (13.9 milyar ton) mermer rezervi ile dünya'daki 15 milyar m3''lük rezervin %33'üne sahiptir. Yurtdışında yayınlanan makalelerde ise Türkiye’nin payının dünya rezervlerinin yaklaşık %40’ına denk geldiği belirtilmektedir Sektörün ihracat potansiyeli yatırımlara paralel olarak hızla gelişmektedir. Özellikle işlenmiş mermer ihracatı sürekli artış içindedir. Mermer, doğal taş ve teknolojileri ihracatı, toplam maden ihracatımızın % 60'ını tek başına gerçekleştirmektedir. Son 5 yılda ihracat artış oranları % 30'un üzerine çıkan sektörde 2003 yılında, ihracat % 42 oranında artarak 430 milyon dolara yükselmiştir. Türkiye'den en fazla ihracatın yapıldığı ülkelerin başında ABD gelmektedir. İkinci sırada Çin, üçüncü sırada İspanya yer alırken; İsrail dördüncü, Suudi Arabistan ise beşinci sırada yer almaktadır. Ürün bazında ise; ham/blok ihracatında Çin, işlenmiş mamül ürün ihracatında ise ABD ilk sırada yer almaktadır. Türkiye'nin dünya ticaretindeki ihracat payı ancak % 4'lerde seyretmekle birlikte, işlenmiş mermer ihracatının giderek artan bir seyir izlemesi ve bu yolla blok ihracatına göre çok daha fazla katma değerin ülkemize kazandırılmış olması gelecek adına olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak kabul

41 Mermer Yerine Kullanılabilen Magmatik Kökenli Taşlar Bunlar gerçekte mermer olmadıkları halde, mermerin endüstriyel tanımı içerisinde değerlendirilen, güzel görünümlü, cila kabul eden ve yeterince büyüklükte blok elde edilebilen magmatik kökenli kayaçlardır. Bileşimlerinde kuvars, hornblend ve diğer silikatlar bulunur. Bu yüzden blok üretimleri, kesilip parlatılabilmeleri oldukça zordur. Fakat diğer mermer cinslerine göre daha dayanıklıdırlar. Granit, diyabaz, lösitli siyenit ve serpantinler ülkemizde en çok tanınan magma kökenli mermer örnekleridir. Granitler; bileşimi kuvars, feldspat ve mika olan magmatik taşlardır. İçerisindeki silis miktarı %68-72 oranındadır. Tane büyüklüğü her granitte farklıdır ve rengi feldspata bağlıdır. Yüksek basınç dayanımına ( kg/cm2) sahiptirler ve aşınmaya karşı da oldukça dirençlidirler. Diyabazlar; yeşil ve yeşilin tonlarında görünüme sahip sert mermerler grubunu oluşturan, derin magma kökenli yarı derinlik kayaçlarıdır. Kimyasal bileşimdeki silis oranı %45-52 arasında değişmektedir. Mineral bileşimleri proksen ve plajioklaslardan oluşmaktadır. Hiçbir zaman kuvars ve feldspatları içermezler. Siyenitler; kabaca “kuvarssız granit” olarak bilinirler. Renkli elemanlarına göre isim alırlar. Biototli siyenit, horblendli siyenit, ojitli siyenit ve lösitli siyenit gibi. Granitlerden kuvarsın azalması ile ayrılan bu taşlar nadiren porfirik dokulu, iri veya ince tanelidirler. Serpantinler; olivin ve olivinli peridot, gabro ve diyabaz gibi magma taşlarının, suyun tesiri ile hidratlaşmasıyla meydana gelirler. Bazen de dolomitin sıcak SiO2’ li sudan etkilenmesinden meydana gelirler. SiO2 içerikleri %45’ den azdır. Renkleri; yeşil, sarımsı, kırmızı, kahve ve siyahımsıdır. Değişik renkler nedeniyle genelde lekeli ve alacalı görünüştedirler. Oldukça yoğun ve serttirler.

42 Bant; petrol ve tabii gaz aranması, kimya, cam, boya ve dolgu endüstrilerinde geniş olarak kullanılan endüstriyel hammaddelerden biridir. Türkiye’de bant madenciliği 1960 lardan sonra önem kazanmış, 1974 ve 1975 yıllarında hükümetlerin bu piyasaya direkt müdahalesi ile güncel bir konu da olmuştur. Türkiye bant yatakları dünya standartlarına göre gerek renk özellikleri gerekse tenor ve içerdiği yabancı maddeler bakımından yüksek kaliteli olarak bilinmektedir.

43 KULLANIM ALANLARI Baritin başlıca kullanım endüstrisinde sondaj çamuru sıdır. Bugün ABD tüketiminin dünya tüketiminin ise % 70’i olmaktadır. Baritin yüksek yoğunluğu (4,5) az aşındırıcı olması {Mohs sertlik skalasına göre 4 ün altında), yüksek basınç ve ısı altında kimyasal sabitliğini koruması, manyetik özelliğinin olmaması ve istenilen her zaman ucuz olarak temin edilebilmesi gibi özellikleri, onun petrol endüstrisinde giderek yaygın şekilde kullanımını sağlamıştır.

44 Türkiye’de bant madenciliği 1960 lordan sonra önem kazanmıştır yılında 20 bin ton civarında olan toplam üretim miktarı dış piyasa taleplerine bağlı olarak artan bir tempoyla 1973 yılında 90 bin ton miktarına ulaşmıştır. Ülkemiz baritlerinin gerek ham yüksek tenörlü olmaları, gerekse tenörlü olanlarının içindeki yabancı delerin kolayca uzaklaştırılışı onu piyasasında aranılan bir mal durumuna getirmiştir. Bant ihracatının önemli bir bölümü B. Almanya, Sovyetler Bilriği, ve A.B.D. ye yapılmıştır yılında bu ülkelerin Türkiye toplam ihracat miktarı içindeki pay- ları sırasıyla % 37, % 26 ve % 20 olmuştur. Yurdumuzda sadece bant öğütmek amacıyla kurulmuş tesis mevcut değildir. Genel maksatlı endüstri yel hammadde öğütme tesisleri kapasitelerinin bir kısmını bant öğütülmesine ayırmaktadırlar. Türkiye bant piyasasına yeni girmekle beraber kısa zamanda dünyanın büyük bant ihracatçıları arasına girmiştir

45 Kükürt; kimya, lastik ve boya sanayinde, barut ve gübre yapımında, zirayi mücadelede kullanılır. Kükürdün bağcılıkta önemli bir yeri vardır. Asmaların ve sebzelerin yapraklarında üreyen bakteriler, kükürtlü bileşiklerle yok edilir. Kükürt 115 derecede ergir ve esmerimsi bir sıvıya dönüşür; sıvı kükürt 444,6 derecede kaynar: ısıyı ve elektriği çok kötü ilettiği için, iyi bir elektrik yalıtkanıdır. Kükürt kolay alev alır ve kısa mavi bir alevle yanarken kükürtlü bir duman verir. Çok zehirli olan bu gazlar boğucu ve aşındırıcıdır; fabrika bacalarından savrularak atmosferi kirletir ve çinko damları aşındırır. Ülkemizdeki Kükürt Yatakları: 1)Isparta-Keçiborlu 2)Ağrı-Diyadin 3)Denizli-Sarayköy 4)Van 5)Balıkesir 6)Batı Anadolu En Önemli Kükürt İşletme Tesisimiz: Keçiborlu kükürt işletmesidir. Kükürt üretimi yurtiçi talebi karşılamamaktadır.Yurt dışından kükürt satın alınmaktadır.

46 Doğada çok yaygın olan kükürt, madenlerle karışık olarak sülfür (pirit, galen) veya sülfat halinde (jips), bazı doğal gazlarda (Lacq gazı) ise kükürtlü hidrojen halinde bulunur. Taşkömüründen ve petrolden de kükürt çıkartılır. Doğal haliyle kükürt ancak volkanik bölgelerde bulunur: en önemli doğal yataklar Louisiana (A.B.D.), Sicilya, Japonya ve Türkiye'dedir (Keçiborlu ve Sarayköy). Yatak toprağın yüzeyine yakın ise (Sicilya'da olduğu gibi) işletilmesi herhangi bir madenin işletilmesi gibidir. 100 metreyi aşkın derinlikte bulunan yataklarda (Louisiana, Texas), özel türde bir delgi işlemine başvurulur: aşırı ısıtılmış su şırınga edilerek kükürt eritilip yüzeye pompalanır. Bu işlem, sonradan arıtma işlemlerine de gerek bırakmaz. Kullanım alanları Kükürdün birçok kullanım alanı vardır. Ham kükürdün büyük bölümü, kükürt dioksit gazı, sülfürik asit, karbon sülfür, tiyosülfat vb. üretiminde kullanılır. Arı kükürt, kara barut ve havai fişelerin bileşimine girer. Kükürtten ayrıca kibrit yapımında, kauçuğun kükürtlenmesinde, ebonit üretiminde yararlanılır. Bu aralarda bağlarda görülen külleme hastalığına karşı yapılan kükürtleme ile deri hastalıklarının tedavisinde kullanılan pomat ve şampuanların hazırlanmasında kükürtten yararlanıldığını özellikle belirtmek gerekir. Kükürt dioksit, amfizemin ve süreğen bronşitlerin oluşumunda önemli rol oynar, çocuklarda solunum hastalıklarının sayısını artırır. Bitkilerde oldukça kısa süreli temaslarda yaprak nekrozlarına neden olur. Daha düşük yoğunlukta, ama daha uzun süreli temaslarda metabolizma etkinliğinde azalma yapar. kükürt dioksitsülfürik asitkarbon sülfürtiyosülfatkara baruthavai fişelerinkibritkauçuğunebonitkülleme hastalığına pomatşampuanlarKükürt dioksitamfizeminsolunum hastalıkların yaprak nekrozlarınametabolizma

47 Zımpara taşı; hassa optik araçların merceklerinin parlatılmasında, zımpara kağıdı ve özel çimento yapımında kullanılır. Taşları ve madenleri cilalamak için de toz halindeki zımpara taşından yararlanılır. Ayrıca zımpara, bileği taşı olarak da kullanılır Başta Tire olmak üzere İzmir'in bir çok ilçesinde, Akça alan (Manisa) yöresinde, Söke, Karacasu (Aydın) Yatahan, Milas civarında ve Denizlinin Tavas ile Buldan ilçelerinde zımpara taşı yatakları vardır. Üretimin büyük bir bölümü ihraç edilmektedir.

48 Normal şartlar altında sıvı halde bulunan tek metal civadır. Bu hassası ile cıva, Mil ttan çok önce bilinen ve pek çok kullanış sahası bulan bir madendir. Cıva yatakları, arz sathına nisbeten yakın olan epiternıal zonlarda bulunduğundan prospeksionu ve yeraltından çıkarılması nisbeten kolaydır. Cıva düşük sühunetlerde buharlaşıp kolayca kondanse edilebildiğinden metalürjisi de basit sayılabilir. Ülkemizde cıva uzun yıllardan beri bilinen bir maden olmasına ragmen son zamanlara kadar istihsaline önem verilmemiştir. Cıva fiyatlarının yüksek oluşu ve teknik bilgimizin bu konuda artnıası sonunda bu alanda önemli bir gelinme istidadı belirmiştir.

49 Türkiye’de birçok yerlerde cıva yatakları bulunduğu malümdur. Bunlar çok dağınık olmakla beraber Karaburun yarımadası ile Aydın masifi kuzeyi, Murat Dağı çevresi ve Pozantı masifi civan belli konsantrasyon bölgesidir. T ürkiye Cıva yataklarını 7 bölgede toplamak mümkündür. 1 Karaburun Yarımadası Bölgesi. 2 ödemiş - Tire - Germencik - Bozdoğan - Alaşehir Bölgesi (Aydın masifi civarı) 3 Banaz - Gediz Bölgesi (Murat Dağı masifi civan) 4 Konya Bölgesi. 5 Niğde Bölgesi. 6 Kocaeli Bölgesi. 7 Kastamonu Bölgesi. Yukarıda zikredildiği gibi, Türkiye’de birçok civa sahaları mevcuttur. Gayemiz, bilinen yataklardan başka, yeni zuıhıırlar ilave etmektir. En önemli faktör sahanın jeolojik duıruımuıduır. Bütün civa yataklarının mııayyen özellikleri olduğuna göre, bu gibi özelliklerin tespit edilmesinin civa yataklarının meydana çıkarılmasında büyük yardımı olacaktır. Bütün önemli yatakların magmatik menşeli ve bunların büyük bir kısmının Tersiyer ve Kuaterner volkanik faaliyetleriyle tektonik hareketlerinin mevcut olduğu kuşaklar boyunca olduğu tespit edilmiş ve bilinen yatakların çoğunun da Pliosen veya daha genç yaşta olduğu anlaşılmıştır. Civa mineralojisi basittir. Memleketimizde en önemli mineral sinabrdır; sülfıtlerle beraber bulunur. Gang mineralleri, opal, kalseduıan, kuıars, kalsit, dolomit, pirit, markasit, antimonit, realgar ve kükürttür. Struktuır, civa yatakları için çok önemlidir; zira cevherleşme faylarda, damar halinde, breş zonlarında ve faylara yakın permeabl (geçirgen) kısımlardadır. Gevher ya- Termometrelerin, barometrelerin, difüzyon pompalarının ve daha birçok laboratuvar gerecinin yapımında kullanılır. Cıva buharlı lambaların ve reklam ışıklandırmalarının, cıvalı şalterlerin, diş hekimliğinde kullanılan bazı karışımların, koruyucu boyaların, böcek öldürücü ilaçların ve pillerin yapısında da cıva bulunur.

50 Fosfat, % 85—90 oranında gübre, % oranında yem, gıda, kimya ve deterjan sanayiinde kullanılan önemli bir madendir. Yeterli saflıkve miktarda fosfatlı minerallar içeren kayalara “fosfat” ya da “fosfat kayası-kaya fosfat” denmektedir. Kaya fosfat ifadesi genel bir terim olup, doğada yüksek miktarda fosfor elementi içeren mineraller ile birlikte, fosfat kayası ve konsantre edilmiş ürünleri de kapsamaktadır. Doğada bulunan fosfat mineralleri; a) apatit, b) fosforit, c) vivianit olmak üzere 3 anagruptatoplanmaktadır. Bu yataklarda bulunan ana mineral florapatit, hidroxapatit, karbonapatit, trankolit ve kurskite’dir. Bunların en önemlisi ve primer fosfat minerali, “apatit”dir. Apatit, Ca5(PO4)3F d, OH, C03 genel formülü ile ifade edilir. Ekonomik anlamda genellikle magnetik yataklarda ise “apatit” terimi kullanılırken, sedi manter yataklarda bunun yerine “fosfat kayası” terimi kullanılmaktadır. “Fosforit” terimi ise, fosfatla eşanlamlı olup, çoğunlukla denizel kökenli fosfat kayaları için kullanılmaktadır.

51 Dünyada fosfat kayalarının gittikçe önem kazandığı ve Türkiye’ye başta Tunus, Fas, Ürdün ve İsrail’den her yıl 40 milyon dolarlık fosfat hammaddesinin ithal edildiği günümüzde; 1974 yılında kurulan, 1988 yılında işletmeye açılan, 1 25 milyon dolarlık yatırım yapılmasına karşın, bölgede yaşanan terör olayları ve 5 Nisan 1994 Kararlarının alındığı ekonomik krizle birlikte, “zarar ettiği” gerekçesiyle, yılında kapatılan ve atıl duruma getirilen “Etibank Mazıdağı Fosfat İşletmeleri” bulunmaktadır. Mazıdağı fosfat ürünlerinin yüksek nakliye maliyetleri yüzünden yalnızca Mersin, Adanave İskenderun’daki özel gübre fabrikalarına ekonomik olarak pazarlanabildiği, bu fabrikaların ise son yıllarda ara ürün ve mamul gübre ithal ettiği için fosfat kayası talebinde bulunmadığı bilinmektedir ’de 128 milyon ton olan Dünya toplam fosfat üretimi 2003’de 137, 2004’de 14 1 milyon ton’dur. Dünyadaki kaya fosfat üretiminde ana üretici ülkeler, ABD, Çin, Fas ve Kuzey Sahra, Rusya Federasyonu ve Tunus’tur (Tablo 4). Bölgelere göre baktığımızda en fazla üretim Afrika, Kuzey Amerika ve Asya’da yapılmaktadır (Tablo 5). Dünya fosfat üretiminin % 77’sinin ABD, Rusya ve Fas, % 93’nün ise bu ülkeler ile birlikte toplam 12 ülkeden sağlandığı dikkate alındığında, dünyadaki üretimin bu ülkelerin tekelinde bulunduğu görülecektir. Fosfat kayası tüketimi, nüfus artışı oranı ve artan gübre talebi doğrultusunda 1960’lı yıllarda % 100, 70’li yıllarda % 50, 80’li yıllarda % 68 artış göstermiştir ’lı yıllarda yaşanan durgunluk ve son yıllarda fosfat kayası tüketimindeki azalmaların nedeni, fosfat üreticisi ülkelerin fosfat kayasını doğrudan satmak istememeleri yanı sıra, çevre boyutunda farklı seçeneklerin gündeme gelmesiyle kimyasal gübre kullanımındaki azalmalardan kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, gübre içindeki fosfat ve kadminyum’un çevre için sorun yarattığı gündeme getirilmektedir ve örneğin Hollanda’da kullanım sınırlanmaktadır.

52 Lületaşı magnezyum ve silisyum esaslı ana kaya parçalarının yerin muhtelif derinliklerindeki başkalaşım katmanları içinde, hidrotermal etkilerle hidratlaşması sonucunda oluşmuştur. Kimyasal formülü Mg4Si6O15(OH)26 H2O şeklindedir ve yoğunluğu gr/cm3 değerleri arasında değişir. Mikroskopik büyüklükteki kristalleri düzensiz biçimde bağlanmıştır. Çok ince gözenekli yumuşak bir dokuya, beyaz ve beyaza yakın tonlarda bir renge sahiptir.magnezyumsilisyumhidrotermalhidratlaşmas Kimyasal Mikroskopikkristalleri ArkeolojikArkeolojik çalışmalar, lületaşının yaklaşık beşbin yıl öncesinden bilindiğini ve değişik amaçlarla kullanıldığını göstermiştir.Günümüzde Lületaşı süs eşyası ve özellikle pipo yapımında kullanılmaktadır. Pipo ile tütün içme alışkanlığının yaygınlaşması lületaşının tüm dünyada tanınmasını sağlamıştır. pipotütün Bu temel özelliği dolayısıyla çok uygun bir pipo malzemesi, aynı zamanda pek çok sanayi dalında iyi bir emici, filtre, yalıtım ve dolguemicifiltreyalıtım

53 Çıkarılması Lületaşı ve benzer minerallere ; Yunanistan'daki bazı adalar, Moravya, Fransa, İspanya ve Fas ve ABD'de de rastlanmaktadır. Ticari olarak işlenebilir Lületaşı yataklarının nerede ise tamamı yurdumuzda Eskişehir'de bulunurminerallereYunanistan MoravyaFransaİspanyaFasABDEskişehir Oluşumunu sağlayan tepkimeler dolayısıyla, lületaşı yeraltında ıslak halde bulunur. Lületaşının toprak içindeyken temizliğini, çıkarıldıktan sonra da kolay işlenmesini, gözenekli yapısının tuttuğu bu doğal nem sağlar. Doğrudan veya işlendikten sonra kurutulan lületaşı, kaybettiği nem oranında hafifler ve önemli bir direnç kazanır. Lületaşından yapılmış pipo EskişehirEskişehir ilinin batısında, kuzeydoğusunda ve güneydoğusunda bulunan, sahalarda, yüzeyle 300 metreyi aşan derinlikler arasında, içinde dağınık yumrular halinde lületaşı bulunan başkalaşım katmanlarına rastlanır. Taşı elde edebilmek için yüzeyden itibaren dik inen kuyular kazılır. Toprak içinde kolayca ayırdedilen başkalaşım katmanlarına ulaşıldığında, bu katmanı takip eden yatay tüneller açılarak lületaşı yumruları aranır. Bazı bölgelerde lületaşı tabakaları yeraltı suları seviyesinden daha aşağıdadır. Buralardan lületaşı çıkarabilmek için önce suyun boşaltılması gerekmektedir. Lületaşı çıkarılmasında büyük ölçüde insan gücünden ve uzun yıllar sonucunda kazanılmış kişisel tecrübelerden ve sezgilerden yararlanılır. Eskişehir' de lületaşı çıkartılan yerler ise: Sarısu, Yenişehir, Türkmentokat, Gökçeoğlu, Karaçay, Söğütçük, Sepetçi, Margı, Nemli, Kümbet, Yeniköy, Kepertepe, Karahöyük ve Başören'dir.

54 Oltu Taşı yada diğer ismiyle Karakehribar, siyah, koyu kahve, sarı, nadiren de gri-yeşilimsi olabilen, doğada oldukça az bulunan amorf yapıdaki Karbon'dan ibarettir. Oltu Taşı'nın fiziksel ve kimyasal özellikleri incelendiğinde başlıca şu özelliklere sahip olduğu görülür: Mohs sertlik skalasına göre 3 sertliğe, 1.5 yoğunluğa sahip ve karbon içeriği yüksek olan bir yarı değerli süstaşıdır. Çıra gibi is çıkararak yanar ve geride sigara külüne benzer bir artık bırakır. Linyite göre çok bitümlü ve çok sık yapılı olmasına karşın genelde kompakt linyit olarak tanımlanabilir. Sürtünme ile elektriklenir ve hafif cisimleri çeker. Yanma esnasında aniden soğutulursa donar, camlaşır ve kalıp halini alır. Oltu Taşı, yerkabuğu içinde iken yumuşak, hava ile temas ettiğinde sertleşen, bitümce zengin kompakt bir linyit çeşididir. Yerleşim olarak, devamsız küçük merceksi şekiller sunar.

55 Oltu Taşının teşekkülü Oltu Taşı çıkarılan yerlerdeki bitki fosillerinden anlaşıldığına göre, ağaçların reçinesi ile kil ve linyitin karışımından teşekkül ettiği tahmin edilmektedir. Oltu Taşının çıkarıldığı köyler Oltu Taşı madeni genellikle Oltu'nun kuzey doğusundaki köylerden çıkar. Bunlardan bir kısmını şöyle sıralamak mümkündür. Dutlu, Güllüce, Yeşilbaşlar, Taşlıköy, Sülünkaya, Alatarla, Hankaskışla ve Çataksu köyleridir. Oltu Zümrütü nedir ? Erzurum’da Oltu Taşı’ndan sonra ‘Oltu Zümrütü’ üretilmeye başlandı. Oltu ve Şenkaya ilçelerinde çıkarılmaya başlanan ‘Yeşil Zümrüt’e isim olarak ‘Oltu Zümrütü’ denildi.Bölge için yeni bir ekonomik kaynak gözüyle bakılan taş, bilimsel kitaplara Oltu Zümrütü olarak geçti Yeşil Zümrüt’ün dünyada 13 ülkede çıkarılmaktadır. Bu taşın 31 çeşidinin bu bölgede çıkarıldığını anlattı.Dünya da Avustralya, Amerika, Meksika, Brezilya ve Peru’nun başını çektiği 13 ülkede çıkarılan Yeşil Zümrüt’ün 99 çeşidi bulunuyor ve bu taşın 31 çeşidi Türkiye’de mevcut. Mamul madde çeşitleri 1. Tespih 2. Kolye 3. Gerdanlık 4. Fincan takımı (Çok nadir bulunur) 5. Yüzük kaşı 6. Sigara ağızlığı 7. Pipo 8. Kol düğmesi 9. Küpe 10. Rozet 11. Kravat iğnesi 12. yaka iğneleri

56 Kuvars SiO 2 bile iminde sertli i 7, özgül a rl 2.85 gr/cm 3, ergime s cakl 785 o C olan, yerkabu unda en yayg n minerallerden biridir. Saydam veya mat, renksiz veya beyaz, k rm z, pembe, mavi, mor gibi çe itli renklerde kuvars vard r. Kristallerinin büyüklü ü bak m ndan iri kristalli olanlar: Dumanl kuvars, Morion, Venüs saç, Ametist, Necefta ; kriptokristalin olanlar: Akik, Kalsedon, Çakmakta d r. Kuvars jenetik olarak: - Magmatik, 2- Metamorfik, 3- Sedimanter kökenlidir. Do ada fay ve çatlaklarda filon halinde bulunur. Ayr ca cevher yataklar nda gang minerali olarak rastlan r.

57 Tüketim Alanlar Düzgün ve temiz olan kuvars kristalleri optik ve elektronik sanayiinde ve süs ta olarak kullan lmaktad r. Kuvars kristalleri elektronik sanayiinde frekans kontrol asilatörerinde ve frekans filtrelerinde kullan lmaktad r. Süt kuvars ve cams kuvars ise ö ütülerek ve haz rlama i lemlerinden geçirilerek cam, deterjan, boya, seramik, z mpara, dolgu ve metalurji sanayiilerinde kullan lmaktad r. Kuvars genel olarak aç k i letme yöntemiyle üretilir. Mostra madencili i yap ld için örtü tabakas yoktur. Üretim, delicilerle delinen delikler patlay c madde doldurulup patlat larak yap l r. Daha sonra parçalanan kuvars yabanc maddelerden elimine edebilmek için triaja tabi tutulur. Temiz ve kaliteli olanlar elle toplanarak, stoklan r. Kuvars n üretim girdileri fitil, kapsül, patlay c madde, makina ya, i çilik ve amortismand r. Kuvars, Türkiye'de genellikle fay zonlar nda, çatlaklarda, filonlarda ve cevher yataklar nda gang minerali olarak bulunur. Rezervler Ankara, İzmir, Aydın, Muğla, Çanakkale, Bitlis, Kütahya illerinde genellikle filon biçiminde kuvars rezervleri bulunmaktadır. Türkiye'de 4-5 milyon ton mertebesinde jeolojik kuvars rezervi mevcuttur. Görünür rezerv ve kaliteye yönelik ayrıntılı etütler yetersizdir. Fakat anket formlar ından elde edilen bilgilere göre Kale Madencilik A.. Çanakkale: Biga- Bayramiç-Ezine yörelerinde ton görünür. Söğüt Madencilik A.. Çine bölgesi 2500 ton görünür, Toprak Madencilik A.. de ton görünür kuvars rezervleri oldu unu ifade etmişlerdir. Bu üç şirketin toplam görünür kuvars rezervleri : tondur.

58 Tüketim Alanlar Cam, seramik, deterjan, dolgu maddesi, filitre sanayilerinde en önemli girdidir. Cam sanayiinde kristal e ya ve züccaciye imalat nda; Seramik Sanayiinde ise S r ve frit yap m nda, yer ve duvar karosunda izolatör, elektro-porselen, glazür, sofra e yas ile vitrifiye seramik yap m nda kullan lmaktad r. Üretim Yöntemi ve Teknoloji Kuvars kristalleri üretimi elle toplanarak yapılmaktad r. Filon kuvarslar açı k i şetme yöntemiyle üretilmektedir. Baz ocaklarda üretimden önce dekapaj işlemi uygulanabilmektedir. Aç k ocakta üretim, haval martoperfaratörlerle delinen delikler patlayıcı madde doldurularak patlat larak gerçekleştirilmektedir. Elde edilen iri parçalar patlayıcı madde ile patlatılarak veya hidrolik kır ıcılarla kırılarak boyutlar küçültülmektedir. Kır ılan kuvarslar gerekirse su ile y ıkanabilmektedir. K r c lardan geçirildikten sonra değirmenlerle istenilen ebada öğ ütülmektedirler. De irmenler Kuvarsın bir çeşiti de kuvarsittir. Kuvarsit; genel olarak kuvars kumu tanelerinin, silisten meydana gelmi bir çimento ile birbirlerine çok sa lam ekilde ba lanmalar yla olu mu bir kayaç olup, sedimanter ve metamorfik olmak üzere 2 çeşidi mevcuttur. Türkiye'nin kuvarsit ithalat yoktur. hracat ise çok önemsiz miktarlardad r. Türkiye'nin kom u ülkelerle kuvarsit ticareti yoktur. Türkiye'de MTA Genel Müdürlü ü'nce tespit edilen kuvarsit rezervi tondur.

59 Asbest lifsi kristal yap s na sahip olan magnezyum silikat, kalsiyum-magnezyum silikat, demir-magnezyum silikat ve kompleks sodyum-demir silikat bile imindeki bir grup mineralin ad d r. Bu hammadde piyasada amyant ad alt nda da bilinmektedir. Genel olarak iki ana asbest grubu ad alt nda adlanmaktad r. Bunlardan birincisi serpantin grubu veya yayg n ad yla Krizotil asbest olarak adland r lmaktad r. Asbest mineralleri bazik ve ultrabazik kayaçlarda çe itli tenörlerde bulunur. Dunit ve serpantinlere ba l krizotil asbest yataklar nda i letme tenörü %3'e kadar inmektedir. Amfibol asbest yataklar nda bu oran daha yüksek olup birçok yatakta kayac n %25'ini asbest lifleri olu turmaktad r. Lifler kayaç içinde damarlar, bazen tabakalar halinde, ço u zaman ise stokverk (a sal) bir durumda ortaya ç karlar. Amyant

60 Bazı kayalarda doğal olarak bulunan asbest (amyant) lifleri, doğal erozyonlar sonucu toprağa ve dolayısıyla suya karışmakta, ayrıca asbest (amyant) içeren çimento borulardan yıpranma sonucu içme sularına karışabilmektedirler. Bu şekilde vücuda alınan asbest maddesinin (amyantın) mide-bağırsak ve boşaltma-üreme sisteminde kanser hastalığına sebep olup olamayacağı halen daha tartışmalı olmasına rağmen, çatılarda, duvar yapı maddeleri içerisinde ve özellikle araba garaj yapı maddesi olarak kullanılan asbest (amyant) maddesi zamanla havaya karışmakta ve akciğerlerle vücuda alınmaktadır. Solunum yoluyla vücuda alınan asbest (amyant) maddesinin bir kanserojen olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Asbest maddesi, birçok önemli özelliğinden dolayı, çimento ürünlerinde, plastik ve lastik yapımında, boya, kağıt yapımında, basınca dayanıklı borular, iç-dış cephe ve tavan kaplamaları, fren balataları, çeşitli contalar, özel filtreler ve kağıt ürünleri gibi farklı sanayi alanlarında da kullanılmaktadır. Özellikle amyant madeninde çalışanlar, tersane ve inşaat işçileri, izolasyon maddesi olarak evlerinde fazla miktarda amyant maddesi bulunan kişiler asbestin (amyantın) etkisine oldukça açıktırlar. Asbest maddesi (amyant) sadece işçiler için değil, diğer insanların sağlığı için de oldukça tehlikelidir. Özellikle, ev ve okullarda izolasyon maddesi olarak kullanılan asbest (amyant), taşıt park yerlerinin ve oyun alanlarının döşenmesinde kullanılan asbest (amyant), fren balatalarının yapımında kullanılan asbest (amyant) ve çatı izolasyonu, araba garajı yapı maddesi olarak kullanılan asbest (amyant) sağlığımızı yakından ilgilendirmektedir. Amyant üretimi yılda toplam 3913 ton olup bu üretim 12 işletmeden temin edilmektedir. Başlıca işletmeler: Bursa- Orhaneli, Eskişehir- Mihalıççık, Çankırı- Şabanözü, Çorum- Alaca, Erzincan ve Sivas- Zara’dır.

61 Ham tuzun üretimi için bugün dünyada uygulanan belli başlı üç yöntem vardır. 1. Deniz, göl ve diğer doğal tuzlu suların güneş altında buharlaştırılması sonucu tuzun kristalleştirilmesi yöntemi (Evaporasyon). Bu yöntemin uygulanabilmesi o bölgenin iklim koşullarına bağlıdır. 2. Yerkabuğu içerisinde tabakalaşmış tuz yataklarının, kömür üretiminde uygulanan yöntemlerle işletilmesi. Bu tip üretimde en yaygın yöntem oda-topuk yöntemi olmaktadır. 3. Yer kabuğu içerisindeki tuz yataklarının çözelti madenciliği ile işletilmesidir. Bu yöntemde, yeryüzünden acıtan bir sondaj kuyusuyla tuz kütlesi üzerine su basılır, tuzca doygun bir çözelti oluşturulur. Bu çözelti, pompalarla yeryüzüne çekilerek suyundan kurtarıldığında tuz üretimi gerçekleşmiş olur.

62 Tuzun kullanıldığı önemli yerler İnsan gıdası Hayvan beslenmesi Kimya ve diğer sanayiler Karayollarının kara ve buza karsı tuzlanmasıdır. Tuz, günlük ihtiyaçların yanı sıra; dericilik, konservecilik, zeytincilik ile kimya ve tekstil sanayinde kullanılmaktadır. Kara yollarında kar ve buzla mücadelede de tuzdan yararlanılır. Türkiye’nin tuz ihtiyacı; Denizlerden, göllerden, kaya ve kaynak tuzlarından karşılanmaktadır. Son 15 yılda, göl tuzlarındaki tuz üretimi, hızla artarak 3 katına çıkmıştır. Şuanda ülkemizdeki tuz üretiminin yaklaşık üç de ikisi göl tuzlarından elde edilmektedir. Ülkemizdeki en büyük göl tuzları Tuz gölünde yer almaktadır. Bunun dışında Konya - Karapınar ve Kayseri'de de göl tuzları bulunmaktadır. Ülkemizdeki deniz tuzlarının en önemlisi İzmir'deki cam altı tuzlasıdır. Türkiye'nin yıllık tuz üretiminin dörtte birinden fazlasını burası sağlamaktadır. Ayrıca; İstanbul (Tuzla) Edirne (Tekke göl) ve Adana (Akdeniz) tuzlarından da tuz elde edilmektedir.

63 Volfram beyazımsı gri renkli, eşsiz özelliklere sahip bir metaldir. Atom numarası 74, atom ağırlığı 184, yoğunluğu 19.3 gr/cm3’ tür C ile en yüksek erime noktasına sahip bir elementtir. Aynı zamanda paslanmaya çok dayanıklı olan volfram C’nin üstünde en fazla gerilme direnci olan metaldir. Ekonomik volfram oluşumlarının başında kontakt metasomatik olarak oluşmuş kuvars damarlarına bağlı volframit cevherleşmeleri gelir. Bunlar dünya rezervinin büyük bir bölümünü oluşturur. Bunun ardından yine aynı tip yataklardan (dünya rezervinin yaklaşık 1/3’ü) elde edilen şeelit gelir. Bunların dışında hidrotermal damarlardan, stokvörk tipi oluşumlardan, pegmatitlerden, jeotermal oluşumlardan, plaserlerden ve tuz göllerinden de volfram elde edilebilir.

64 Volfram cevherlerinin kalitesi yararlı ve zararlı bileşenlerin tenörlerine, cevher yapısına ve tane büyüklüğüne bağlıdır. Ancak molibden, kalay, antimuan, fosfor, arsen, kükürt, bakır, bizmut gibi zararlı bileşenler volfram konsantresi eldesi sırasında çeşitli şekilde ayıklanabilmekte ve çoğu belli bir tenörden sonra yararlı metaller olmaktadır. Ancak bu bileşenler konsantrede bulunmamalıdır. Kullanım Alanları Volframın çok geniş ticari, endüstriyel ve askeri uygulama alanları vardır. Saf volfram vakumda ve asal gazlar içinde C’ye kadar dayanıklılığını korur ve bu nedenle de elektrik ampüllerinde, elektrik bağlantı yerlerinde ve x- ışını tüplerinde kullanılır. Volfram alaşımları ( Cr, Ni, V, Co, Mo ile yapılan alaşımları) yüksek devirli kesme aletleri, valf, yay, buji üretiminde, metalik volfram ise galvanometre, teleskop, yay, jilet, piyano teli, metal aynası, ısıtma elemanı, termostat yapımında kullanılır. Volfram bileşikleri ise teksir ve baskı boyaları, cila, cam, mürekkep, makina yağları üretiminde kullanılır. Volframın en geniş kullanımlarından biri de tungsten karbit şeklindedir. Bu şekliyle yüksek ısıda ( C) sertliğini ve aşınma direncini koruduğu için metal işlerinde, madencilik ve yapı endüstrisinde kullanılır. Aynı zamanda askeri malzeme, ısı oluğu, radyasyon kalkanı, ağırlık ve karşı ağırlıkların üretiminde, çelik aksamların ve aşınmaya dayanıklı parça ve kaplama malzemelerinin yapımında da kullanılır.

65 Benzersiz fiziksel özellikleri ile uzay endüstrisinde,gaz türbini ve dizel motor üretimi ile yüzey işleme endüstrisinde giderek daha fazla kullanılan bir maddedir. Örneğin renkli cam üretiminde, x-ışını ve televizyon lambalarında, petrol ürünleri endüstrisinde, kimya endüstrisinde, tekstil endüstrisinde volfram veya bileşikleri kullanılmaktadır. Uçak endüstrisinde de volframın önemli bir yeri vardır. Türkiye’de halen işletilen herhangi bir volfram yatağı bulunmadığı için, ihtiyacın ithalat yoluyla karşılanmaya devam edeceği görülmektedir. Buna karşın, ülkemizdeki en önemli yatak olan Uludağ volfram yatağı kısa vadede olmasa bile yeniden ele alınarak değerlendirilmelidir. Yapılacak fizibilite çalışmalarıyla daha rantabl işletme ve zenginleştirme yöntemleri bulmak mümkün olabilir. Çünkü volfram stratejik bir metal olup, ikamesi mümkün değildir. Ayrıca dünya pazarlarında Çin’in egemenliğinin devam edeceği beklenmektedir. Bu nedenle, ülkenin kıt kaynaklarını yeni aramalara ayırarak tüketmek yerine bilinen zuhur ve kaynakları geliştirmek daha akılcı görünmektedir. Buna karşın, polimetal arama projeleri kapsamında bulunabilecek ümitli sahaların üzerine gidebilir. Son yıllarda, aramacı kuruluş olan MTA da projeleri bu şekilde yürütmektedir. Ülkemiz volfram rezervi 67,638 ton olup, dünya toplam rezervinin yaklaşık % 2’sine karşılık gelir. Bunların içinde Bursa-Uludağ volfram yatağı ülkemizin en büyük yatağı olup, toplam rezervlerin % 98’ini oluşturur. Etibank’ın 1997’de kurduğu tesiste deneme çalışmalarına başlanmış ve tarihine kadar üretim faaliyetleri sürmüştür. Tesiste en son 1988 yılında kapalı ocaktan üretilen 89,829 ton tüvenan cevher zenginleştirilerek 352 ton II. kalite (% 40 WO3) şeelit konsantresi elde edilmiştir.

66 Yurdumuz, karmaşık jeolojisi ve tektoniğinin sonucu olarak çok çeşitli maden kaynaklarına sahiptir. Ancak, bu karmaşık jeoloji ve tektonik, aynı zamanda maden yataklarımızın küçük boyutlu ve çok parçalı olmasının da bir nedenidir.Çeşitlilik açısından dünyanın zengin ülkelerinden biri olmamıza karşın,gerek toplam rezerv yönüyle ve gerekse tek tek yatak boyutları kıyaslandığında geri sıralarda yer almaktayız. Dünya rezervlerinde önemli paya sahip olduğumuz madenlerin başında bor gelmektedir. Dünya bor rezervinin % 51’i yurdumuzda bulunmaktadır. Bunun dışında dünya perlit rezervinin % 8.7’si, barit rezervinin % 7.1’i, sodyum sülfat rezervinin %3’ü, cıva rezervinin % 3’ü, diatomit rezervinin % 2.9’u, linyit rezervinin % 2.2’si, antimuan rezervinin% 2.26’ sı,manyezit rezervinin %1.47’si,gümüş rezervinin % 1.44’ ü, bakır rezervinin %0.37’si,krom rezervinin %0.40’ı ve altın rezervinin %0.23’ü ülkemizdedir. Ülkemizde madenciliğin GSMH’daki payı, 1940’lı yıllarda % 44 düzeyine kadar yükselmiş, 1950’den sonra giderek azalmaya başlamış, planlı ekonomi dönemine geçişten sonra bu azalma hızlanarak 2000 yılında % 1.2 düzeyine inmiştir. Bu durumun ortaya çıkmasında; gerçek olmayan kaynaklara dayalı ve dışardan empoze edilen, kalkınma modelinin, plan felsefesi olarak benimsenmesinin oynadığı rol inkar edilemez. Türkiye'nin 1996 yılı dünya maden üretimindeki payları önem sırasına göre, bor da % 48, perlitte % 11.82, manyezitte % 10,67, feldispatta % 7.92, kromda % 6.87, linyitte % 5.20, bentonitte % 4.31, baritte % 2.38, grafitte % 2.18'dir.

67 Madenciliğimizin GSMH ‘daki payı ortalama % 1.5 civarında seyrettiği ve bu oranın 2 milyar $ lık bir miktarı ifade ettiği görülmektedir. Bu oran Almanya ve ABD gibi gelismiş iilkelerde de % 2-4 civarındadır. Miktar olarak bakıldığında bu oranların ifade etiği rakamlar Almanya'da 30 milyar $, ABD ‘de ise 150 milyar $ dır. Yani bu üIkelerde, madencilik önemini korumaktadır ve bu miktarlarla aramalarını, işletmelerini ve teknolojilerini geliştirmeleri mümkün olmaktadır. Ayrıca bu ülkeler sanayi devrimlerini de madencilik sektorü sayesinde gerçekleştirmişlerdir. Gelişmekte olan ülkelere baktığımızda ise madencilik sektörünün GSMH içindeki payının % 20 lerde olduğunu görürüz. Bu oran da bu ükelerde madenciliğin gelişmesi için bir kaynak yaratıldığını açıkça göstermektedir. Madencilik sektörüne yön verirken uzun vadede bir madencilik politikası oluşturulmalıdır. Bu politikanın kalıcı olması yanında, zaman içinde değişip, yeni koşullara uyacak esnekliği de göstermesi zorunludur. Ayrıca bu politika tespit edilirken maden potansiyelimiz sağlıklı bir şekilde belirlenmeli ve doğal kaynaklarımızın tükenebilirliği göz önüne alınmalıdır. Tüm bu faktörler göz önüne alındığında, sektörün alt yapısını oluşturan doğal kaynakların aranıp bulunmasının, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi devlet tarafından yapılmasının zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Madencilik sektörümüzün gelişmiş ülkeler düzeyine gelmesi ve ekonomimizde olması gereken yere ulaşması için sektördeki belirsizliklerin en aza indirilmesi gerekmektedir. Gelişmekte olan bir ülke durumundaki Türkiye bir yandan 1 milyonluk nüfus artışını besleyebilecek yatırım ve üretimi sağlamak, diğer yandan fert başına düşen milli geliri artırarak halkın refah düzeyini yükseltmek zorundadır. Bunu sağlayacak en önemli kaynaklardan biri olan madenciliğin katkısı yetersiz kalmaktadır. ÜIkemiz maden ticareti rakamları dikkate alındığında, ithalatın artmasına rağmen, ihracatın aynı seviyelerde kalması bu sektöre yeteri kadar önem verilmediğinin göstergesidir.

68 2005 yılı maden ticaretimize değer ($) olarak bakacak olursak; İthal ettiğimiz madenlerin başında taşkömürü, demir, linyit, kok kömürü, fosfat,bakır, zirkonyum, asbest, kaolen; ihraç ettiğimiz madenlerin başında bor, krom, bakır, manyezit,çinko, feldispat, mermer,barit ve pomza gelmektedir yılı itibariyle ihracatımız 424 milyon $, ithalatımız 934 milyon $'dır (petrol-doğalgaz hariç). Maden ihracatının Türkiye’nin toplam ihracatı içindeki payı yıldan yıla değişiklik göstermektedir yılında yüzde 2 olan bu değer 2001 yılında ekonomik krizden de etkilenerek yüzde 1,7’ye düşmüştür yılında ihracat değerinin en fazla düştüğü ürün grubu metalik madenler ve boratlar olmuştur. Genel ihracat içindeki payı azalan maden ihracatı 2001 yılında 557 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Başlıca ihraç ürünleri endüstriyel ham maddeler, doğal taşlar ve metalik cevherler olurken, en önemli pazarlar Avrupa Birliği ülkeleri, Kuzey Amerika ülkeleri, diğer Avrupa ülkeleri ve Asya ülkeleri olmuştur.

69 Doğal taşlar, ihracatımızın fazla olduğu ikinci ürün grubudur yılında doğal taş ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 20 oranında artarak 223 milyon dolara ulaşmıştır. Bu değerin 56 milyon doları ham-blok mermer ve granit ihracatına, 154 milyon doları ise işlenmiş mermer ve traverten ihracatına aittir. Ham mermer ihracatımızda en önemli alıcı ülke yüzde 21’lik değerle İspanya’dır. Bu ülkeyi Çin, İtalya ve Hong Kong izlemektedir. İşlenmiş mermer ihracatımızda ise en önemli alıcı ülkeler ABD, İsrail, Türkmenistan, Suudi Arabistan ve İspanya’dır.

70 2005 yılında en fazla ihraç edilen maden ürün grupları arasında Doğaltaşlar 3,2 milyon ton, 805,6 milyon dolar ve %53 payla ilk sırada yer alırken, bu ürün grubunu, 6,4 milyon ton, 379,9 milyon dolar ve %25 payla Endüstriyel Hammaddeler, 1,7 milyon ton, 278,7 milyon dolar ve %18 payla Metalik Cevherler, 41,7 bin ton, 56,1 milyon dolar ve %3,7 payla Birliğimiz iştigal konusunda yer alan ve maden dışı olarak nitelendirilen Ferro Alyajlar ile diğer ürünlerin ihracatı takip etmektedir yılı Ocak-Aralık döneminde, Madencilik sektörümüz ihracatında, Feldspat (91,2 milyon dolar), Mermer Ham Blok (84,1 milyon dolar), Bakır Cevherleri (83 milyon dolar), Alçı Taşı-Alçılar (43,5 milyon dolar), Manyezit (42,5 milyon dolar) ve Çinko Cevherleri (41 milyon dolar) sektörün diğer önemli ürünleri arasındadır.

71 Madenciliğin geliştirilmesi için yasal, idari, teknolojik ve ekonomik düzenlemeler gerekmektedir. Ülke madenciliği, ancak, yerli ve yabancı büyük sermayenin madenciliğe yatırım yapmasının özendirilmesi ile gelişecektir; Madencilik Bakanlığının hızla kurulması ve madencilik politika ve stratejilerinin oluşturulması, Maden yasasının yatırımcıya güven verecek hale getirilmesi, Madencilik ile ilgili her türlü faaliyetin (çevre, orman vs. uygulamaları) maden yasası içinde yer alması, Entegre tesisler ile uç ürün üretiminin ön plana çıkarılması, büyük çaplı projelerin özendirilmesi, Madencilere su, enerji, yol gibi konularda alt yapı hizmeti sağlanması, Madenlerde aramayı özendirecek ve madencinin az vergi ödemesini sağlayacak rezerv tüketim payının maden yasasında yer alması, MTA’nın yeniden yapılanması ve arama işlevinin güçlendirilmesi, Özel maden arama şirketlerinin kurulmasının özendirilmesi ve özel şirketlere maden arama desteği sağlanması, Kamu tarafından işletilen madenlerin, halka açılarak özelleştirilmesi ve maden şirketleri hisse senetlerinin vergiden muaf tutulması, Türkiye Maden Master planının hızla gerçekleştirilmesi, Avrupa Birliği’ne üye olmayan ülkelerden yapılan kömür ve diğer maden ithalatına en az % 14 gümrük uygulanması suretiyle haksız rekabetin önlenmesi, Türkiye’nin en güvenilir enerji hammaddesi olan kömürün elektrik enerjisi üretiminde ön plana çıkarılması. Madencilik Kredi ve Yatırım bankası kurulmasının özendirilmesi, Yabancı sermaye tarafından aranılan ve yatırım yapılan altın Madenciliğinin başlatılması ile yerli ve yabancı büyük sermayenin özendirilmesi. MADENCİLİĞİN GELİŞMESİ İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER


"Anadolu'da madencilik binlerce yıl önce başlamış, M.Ö. 7000 yıllarında saf bakır, M.Ö.(3000-1200) yılları arasında tunç yaygın olarak kullanılmıştır. Daha." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları