Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Tarihin en garip ansiklopedisi: CODEX SERAPHINIANUS.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Tarihin en garip ansiklopedisi: CODEX SERAPHINIANUS."— Sunum transkripti:

1 Tarihin en garip ansiklopedisi: CODEX SERAPHINIANUS

2 İlk baskısı 1981 yılında yayınlanan Codex Seraphinianus, İtalyan sanatçı, mimar ve endüstriyel tasarımcı Luigi Serafini tarafından yılları arasında 30 aylık bir sürede hazırlanan ve hayali bir dünyayı betimleyen resimli bir ansiklopedi. Yaklaşık olarak 360 sayfa uzunluğundaki hayali bir dilde yazılmış bu ansiklopedi birçok kişi tarafından dünyanın en tuhaf kitabı olarak nitelendiriliyor. Kitabı, tarihte yine tuhaflığıyla bilinen diğer kitaplardan farklı kılan en önemli şey içerdiği anlam, daha derindeki kökleri ve kullanılan dilin gerçekten bir tutarlılığı olup olmadığına dair oluşan muazzam bir spekülasyonlar yığınına sahip olması. Serafini’nin kendisi de kitap hakkında bugüne kadar çok az söyledi ve metnin herhangi bir anlamı olmadığını belirtti. Yine de birçok kişi, kitaptaki ifadelerin aslında bir anlamı olduğuna inanmaya devam ediyor..

3 Agamben, Giorgio, “The Idea of Language”, Potentialities-Collected Essays in Philosophy içinde, Stanford University Press, 1999, sf “The Idea of Language” appeared in aut-aut 201 (1984), sf SELF-REFERENTIALITY OF THE LANGUAGE DİLİN ÖZ-GÖNDERGELİLİK ÖZELLİĞİ

4 HEİDEGGER: LANGUAGE SPEAKS DİL KONUŞUR

5 GIORGIO AGAMBEN (1942- ) Agamben'in ana felsefe düşüncelerini en fazla etkileyen çağdaş filozoflar Martin Heidegger ve Walter Benjamin olmuştur. Agamben, 1996'ya kadar, Walter Benjamin'in toplanmış eserlerini cilt be cilt İtalyanca'ya çevirip editörlüğü yapmıştır ve Benjamin'in felsefesini "Heidegger'in çok güçlü tesirine karşı bir panzehir olarak gördüğünü" açıklamıştır. 1981'de Agamben Fransa Milli Kütüphanesi arşivlerinde Benjamin'in kaybolmuş eserlerinin müseveddelerini bulmuştur. Benjamin'in bu müseveddeleri Nazilerden Paris‘ten kaçarken Georges Bataille’a verdiği anlaşılmıştır. Benjamin'in bu müsveddeleri arasında bulunan bir denemesi Agamben'in çok sonra yazmış olduğu "Tarih Kavramı Üzerinde" adlı denemesine çok yakın fikirleri geliştirdiği anlaşılmaktadır. 1990'lı yıllarda Agamben, Alman hukuk filozofu Carl Schmitt’in siyaset teorisi inceleyen yazıları ile bir karşılıklı fikir tartışmasına girmiştir. Agamben 2000'li yıllarda Fransız filozofu Michel Foucault’nun ortaya çıkarttığı kavramların geliştirilip derinleştirilmesi üzerinde uğraşmıştır.

6 WHAT İS REVELATION? /VAHİY NEDİR? Bütün vahiy kavramsallaştırmalarının en temel özelliği vahiy ile aklın birbirinden ayrılmasıdır. (heterogeneity with respect to reason) Vahiy insan aklının ve dilinin kendi öz gücü ile söyleyebildiği ve bilebildiği bir şey olsaydı, bu vahiy olmazdı. Vahyin bilmemize olanak sağladığı şey vahiy olmadan bilemediğimiz bir şeyin bilgisi değil, genel olarak tam da bilginin olanaklılığıdır. VAHYEDİLEN KENDİ KENDİNİ GÖSTERİR, ÖRTÜSÜNÜ ÇIKARIR: THE VERY FACT THAT THERE İS OPENNES TO A WORLD AND KNOWLEDGE.

7 Wittgenstein’ın tabiriyle vahiy "Dünyanın nasıl olduğuna dair bir şey söylemez, dünyanın olduğunu, dilin var olduğunu açığa çıkarır.” (THERE İS NO WORD FOR THE WORD)

8 TRINITARIAN YAPI kendi kendini vahyetmektekten başka bir şey değildir. Sözün vahyi, bu hiçliğin önvarsayımı Tanrı’dır. Söz Tanrı’dır. “Bütün insan dili ve bilgisi köklerini ve temellerini onu sonsuz bir şekilde aşan bir açıklıktan alır.” (All human speech and knowledge has its root and foundation an openness that infinitely transcends it.) Bu açıklık sadece dilin kendisidir, olanaklılığı ve varlığıdır.

9 REVELATION CONCERNS THE FACT THAT THE WORD, THE LANGUAGE EXISTS. WHAT DOES “LANGUAGE EXISTS” MEAN?

10 ANSELM vs. GAUNILO TARTIŞMASI ANSELM: “ Tanrının adını söylemek onun varlığını ortaya koyar.” GAUNILO: “Bir aptal ya da bir barbar düşün, onun anladığı sadece orada bir dil olayının yaşanıyor olduğudur. Bir VOX (İnsan sesi)vardır. Ama anlamı kavrayamaz.” ANLAMI KAVRAYAMADIĞIMIZ NOKTADA NE SÖYLEDİĞİMİZİN BİR ÖNEMİ YOKTUR.

11 LANGUAGE IS WHAT MUST NECESSARILY PRESUPPOSE ITSELF. Benim konuşuyor ve bunu birinin dinliyor olmasının ortaya çıkardığı şey dilden başkası değildir. … Bu anlam taşıyan bir önerme değildir, bütün özel anlamların ötesinde saf bir dil olayıdır.

12 no longer the experience of mere sound, not yet the experience of a meaning: “thought of the voice alone”: PURE TAKİNG PLACE OF THE LANGUAGE WITHOUT ANY DETERMINATE EVENT OF MEANING, SHOWS THAT, THERE IS STILL POSSIBILITY OF THOUGHT BEYOND MEANINGFUL PROPOSITIONS. REVELATION ANLAMLI BİR KONUŞMA DEĞİLDİR, DAHA ÇOK BİR ŞEY GÖSTERMEYEN BİR SESTİR, GÖSTERGENİN KENDİSİNİ GÖSTERİR. (SIGNIFIES SIGNIFICATION ITSELF )

13 ÇAĞDAŞ MANTIK ANLAMINDA, VAHYİN ANLAMI ŞUDUR: EĞER BİR DİL-ÖTESİ VAR İSE, BU ANLAMLI BİR SÖYLEM DEĞİLDİR. BU SAF VE BELİRTİSİZ BİR SESTİR (INSIGNIFICANT VOICE).

14 FELSEFİ SUNUDAKİ TEMEL SORUN: FELSEFE SADECE DİL YOLUYLA ORTAYA KOYULANLA İLGİLENMEZ, DİLİN KENDİ KENDİNİ ORTAYA KOYMASIYLA DA İLGİLENİR. NEDEN BAHSETTİĞİNDEN BAĞIMSIZ OLARAK, KONUŞAN DİLİN KENDİSİDİR. FELSEFE BİR DÜNYA GÖRÜŞÜ DEĞİLDİR, BİR DİLE DAİR BİR GÖRÜŞTÜR/DİL GÖRÜŞÜDÜR. ÇAĞDAŞ DÜŞÜNCE BU YOLU İZLEMEKTEDİR.

15 ÇAĞDAŞ FELSEFEDE BİR UZLAŞI NOKTASI BU ÖNKABULÜN KABULÜDÜR: SON VE MUTLAK BİR DİL-ÖTESİ YOKTUR. …. SÖZ TEMELOLARAK EN BAŞTA VARDI VE DİL MUTLAK BİR ÖNKABULDÜR (PRESUPPOSITION).

16 WHAT İS HERMENEUTICS?/YORUMBİLİM NEDİR? Yorumbilimde bir tek önkabul (presupposition)vardır. O da dildir. Yorumbilim için dil a priori mutlak bir önkabuldür (presupposition). Yeniden inşa edilebilir, anlaşılır hale getirilebilir ama aşılamaz. (SELF-REFLEXİBİLİTY) Kendi kendini sorgulayabilir, ancak bütün anlamaları mümkün kılan bir diğer anlama da düşünülmez olarak kalmaktadır.

17 ÇAĞDAŞ FELSEFE VE DÜŞÜNCENİN DURUMU: Çağdaş Fransız düşüncesi dili başlangıca yerleştirir. There is no voice for language, rather language is always already trace and infinite self- transcendence.

18 Bu durum felsefenin görevini bitirir mi? Teolojinin anlaşılamaz olarak açıkladığı şeyi şimdi de felsefe bir önkabul olarak kabul etmektedir. Felsefe önkabullerin ortadan kaldırılması değil midir? Felsefe anlaşılmaz olanın anlaşılması ile ilgilenmez mi? (abolition of the boundaries btw faith and reason)

19 Çağdaş düşüncenin bulunduğu noktada sözün/dilin birincil özelliği artık tamamen açığa çıkarılmıştır. İsmin ismi yoktur, bir dil-ötesi yoktur. Dilin adı Tanrı olsaydı, “Tanrı öldü” (Nietzsche) dilin bir ismi olmadığına kanıttır. İnsanlar kendilerini, bir yapı olmaksızın, kelimelerle baş başa, dile atılmış halde buldular.(Heidegger) Bizler dilin farkında olan ilk insanlarız. Daha eski insanlara Tanrı, ruh, varlık gibi gözüken şeyler bizim için artık dilin isimlerinden başka bir şey değil. Bu nedenle bu şekilde bilince taşınmayan herhangi felsefe, din, bilgi bizim için geçmişe aittir. Onları dil içindeki uygun yerlerine gönderebiliriz. Dile örtüleri olmadan bakıyoruz, başlangıçtaki gibi. İlham perisiyle yüzyüze gelen bir şair gibi, felsefe de dil ile yüzleşiyor.

20 WITTGENSTEIN’IN BARDAKTA HAPSOLMUŞ SİNEK İMGESİ Batı düşüncesi sinek için bardaktan çıkmanın olanaksızlığını fark etti. (Aşılamaz önkabul olarak dil) Ancak öte yanda kenarda bırakılan bir şey var: sineğin bardaktan çıkma ihtimali Bunun üzerine düşünmek gerekiyor. Bu imge ne demektir? Sinek bir bardak içinde hapsolmuş olduğunu görüyorsa, bu nasıl bir görüntüdür? Dilin sınırlarını görmek ve ortaya koymak ne demektir?

21 İDEALAR TEORİSİ Dilin sınırı yoktur İdea dilin anonimliği ve eşadlılığı arasındaki oyunda yatar. İdeanın ismi ne vardır ne de yoktur. İdea ne bir kelimedir (dil-ötesi), ne de dil dışındaki bir nesnesin görüngüsüdür; idea dilin kendisinin görüngüsüdür. Bütün şeyler ve bütün bilgiler arasında arabuluculuk yapan dil, anlıktır. Anlık olan hiçbir şeye konuşan varlıklar tarafından ulaşılamaz - dilin kendisi ve arabuluculuk kavramları hariç hiçbir şeye.

22 anlık arabuluculuk (immediate mediation) başka bir deyişle “unpresupposed principle” that Plato in the Republic, presents as the telos, fulfillment and the end of autos ho logos, language itself,: the thing itself and essential matter of human beings.

23 I do everything I think possible or acceptable to escape from this trap. - Jacques Derrida


"Tarihin en garip ansiklopedisi: CODEX SERAPHINIANUS." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları