Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Nisan 2016. Bizler, çevremizdekilerin himayesinde, onların bilgileriyle büyürüz. Çevreden aldığımız bilgiler, bugünü anlamamızı sağlasa da, yarınlar için.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Nisan 2016. Bizler, çevremizdekilerin himayesinde, onların bilgileriyle büyürüz. Çevreden aldığımız bilgiler, bugünü anlamamızı sağlasa da, yarınlar için."— Sunum transkripti:

1 Nisan 2016

2 Bizler, çevremizdekilerin himayesinde, onların bilgileriyle büyürüz. Çevreden aldığımız bilgiler, bugünü anlamamızı sağlasa da, yarınlar için yeni bilgi üretmemiz ve üretileni hayata uyarlamamız; yani, teknoloji üretmemiz gerekir. Maddi sahadaki bu gayretler “sahibini büyütür”, düşmanına karşı güçlü kılar... Yetmez; yaratılma maksadının gereklerini de yerine getirmek için “vahiy bilgisi” ve “eylem” (ibadet) gerekir. Manevi sahadaki bu gayretler “imanı büyütür”, ahirete hazırlar. Tersi, “Maymundan türedim” veya “Ateisttim” diyenler gibi yaşamaktır. Yani: Ye, iç ve öl...

3 Boyu ölçmeyi biliyoruz, göbek çevresi de bir uzunluk olduğuna göre o nasıl ölçülecek? ÖLÇEBİLMEK HER ALET, “ÖLÇÜ ALETİ” DEĞİLDİR İnsan yaşamında başarı veya başarısızlıktan bahsedebilmek için önce “Ölçülebiliyor mu?” sorusuna cevap bulmak gerekir. Ölçümleme yoluyla bir öncekiyle kıyas yapılamıyorsa mevcut veya toplam irdelenemez. Ölçme yoksa, sadece varsayım vardır. ● İnsan boyunu ölçmek uzunluk ölçmek ile ilgili ● İnsan boyunu ölçmek uzunluk ölçmek ile ilgili bir konudur. Soru şu: Uzunluk neyle ve nasıl bir konudur. Soru şu: Uzunluk neyle ve nasıl ölçülmeli? Öyle bir ölçme tekniği kullanalım ki, ölçülmeli? Öyle bir ölçme tekniği kullanalım ki, çoğunlukça kabul görsün... Hepimizin bildiği gibi çoğunlukça kabul görsün... Hepimizin bildiği gibi “metre = 100 santimetre” bir uzunluk birimi olarak “metre = 100 santimetre” bir uzunluk birimi olarak batıda kabul edilmiştir. Bizim gibi pek çok ülke onu ölçü birimi olarak kullanmaktadır... Üzerinde anlaşma sağlanılan bir ölçü birimi oluşunca, insanların boyunu ölçmek, bulunan değerleri birbirleriyle kıyaslamak mümkün hale gelmiş demektir... İstatistikler de böyle oluşmaktadır. batıda kabul edilmiştir. Bizim gibi pek çok ülke onu ölçü birimi olarak kullanmaktadır... Üzerinde anlaşma sağlanılan bir ölçü birimi oluşunca, insanların boyunu ölçmek, bulunan değerleri birbirleriyle kıyaslamak mümkün hale gelmiş demektir... İstatistikler de böyle oluşmaktadır. ● Günümüze kadar uzunluğu ölçmek için çok çeşitli “ölçü aleti” geliştirilmiştir. Bunlara en son eklenenler; dijital olanlar ve lazer ışını ile mesafe okuması yapanlardır. ● İnsan boyunu ölçmek uzunluk ölçmek ile ilgili ● İnsan boyunu ölçmek uzunluk ölçmek ile ilgili bir konudur. Soru şu: Uzunluk neyle ve nasıl bir konudur. Soru şu: Uzunluk neyle ve nasıl ölçülmeli? Öyle bir ölçme tekniği kullanalım ki, ölçülmeli? Öyle bir ölçme tekniği kullanalım ki, çoğunlukça kabul görsün... Hepimizin bildiği gibi çoğunlukça kabul görsün... Hepimizin bildiği gibi “metre = 100 santimetre” bir uzunluk birimi olarak “metre = 100 santimetre” bir uzunluk birimi olarak batıda kabul edilmiştir. Bizim gibi pek çok ülke onu ölçü birimi olarak kullanmaktadır... Üzerinde anlaşma sağlanılan bir ölçü birimi oluşunca, insanların boyunu ölçmek, bulunan değerleri birbirleriyle kıyaslamak mümkün hale gelmiş demektir... İstatistikler de böyle oluşmaktadır. batıda kabul edilmiştir. Bizim gibi pek çok ülke onu ölçü birimi olarak kullanmaktadır... Üzerinde anlaşma sağlanılan bir ölçü birimi oluşunca, insanların boyunu ölçmek, bulunan değerleri birbirleriyle kıyaslamak mümkün hale gelmiş demektir... İstatistikler de böyle oluşmaktadır. ● Günümüze kadar uzunluğu ölçmek için çok çeşitli “ölçü aleti” geliştirilmiştir. Bunlara en son eklenenler; dijital olanlar ve lazer ışını ile mesafe okuması yapanlardır. “UZUNLUK ÖLÇME” ÜZERİNDEN DEVAM EDELİM. Ölçümde, alet ve metot önemlidir. Ölçümde,

4 BANA GÖRE SANA GÖRE SAYILAR, SEÇİLEN BİRİME GÖRE DEĞİŞİR Her kafadan sesin çıktığı ortamda nasıl ki “müzakere” yapılamazsa, herkesin farklı farklı birimlerle konuşması da anlaşmazlık doğurur. Söylenilen doğru olsa bile muhatap anlamamışsa netice alınamamış, emek boşa gitmiş demektir... Literatür birlikteliği olmayan ölçümlerden uzlaşma değil, çatışma çıkar. Tartışmalarda kullanılan meşhur bir cümle vardır; “Nereden baktığına göre değişir” denilir. Gerçekten de öyle değil mi? Ateist olduğunu ve dünyaya onun penceresinden baktığını söyleyen biri, kendi ahlâkı için “günah ve sevabı” ölçü kabul eder mi? “Evet” diyen ateistim demesin; yoksa, gülünç olur... MESAFE “SEÇİLEN BİRİMLE” İFADE EDİLİR. ADA 28, 425 km UZAKLIKTA, SİZ NE DERSİNİZ?ADA 28, 425 km UZAKLIKTA, SİZ NE DERSİNİZ? 31, 086 Yarda 15, 348 deniz mili 5 Fersah DÜNDEN - BUGÜNE MÜZAKERE Ayrıntılı bilgi için; konular bölümünden KONUŞMA SANATI’na bakınız Geçmişte: Kulaç, ayak, adım, fersah gibi “uzunluk ölçü birimleri”; kum saati, kantar gibi “ölçü aletleri” kullanılmışken, bugün başkaları kullanılmaktadır. Bunda yadırganacak bir durum yoktur. Çünkü, insan “Sünnetullah” gereği sırları çözdükçe daha kullanışlı aletler yapmaktadır... Bugünküler de değişecektir. DEĞİŞMEYECEK OLANLAR, “VAHİY KAYNAKLI” BİLGİLERDİR. “VAHİY KAYNAKLI” BİLGİLERDİR. SÜNNETULLAH "Kâinatın işleyişine ait Allah’ın koyduğu yasalar”...

5 BU“GİRİŞ”TENSONRA SORUMUZA DÖNELİM: BOYUN NE KADAR? “Boyun ne kadar?” sorusundan maksat, başla ayak arasındaki mesafenin ne kadar olduğunu sorgulamak; kısa ve uzun yorumunu yapmak değildir. Çünkü; önemli olan boyun uzun olması değildir. Öyle olsaydı canlılar içinde zürafa, insandan daha uzun boyuyla daha üstün olurdu. “BİLGİ” ÜZERİNDEN DEVAM EDELİM. Bir toplumu diğer toplumlara baskın kılacak olan, kaynaklarının zenginliği değil, bireylerinin bilgi ve buna bağlı olarak teknoloji üretmeleridir... Delil isteyen dünya haritasını açıp baksın... BİLGİ ve TOPLUM 1 Haddini bilen, bilgi boyu yetersiz kaldığında susar, dinler... Kurnazlar ise, bilgisizliklerini örtmek için saldırıya geçerler; “Ama sen de şucusun, bucusun...” suçlamasıyla anı kurtarırlar... Bilen vardır, bilmediğini bilmeyen vardır ● İnsanı başkalarından (maddi anlamda) farklı kılan özellik, sahip olduğu “bilgi”dir... Bilgi ve onun sağladığı “diploma, tecrübe” günümüz dünyasında para, itibar, unvan için “olmazsa olmaz”lardandır. Bilginin değerli olmasının en önemli sebebi “kazanımının zor” olmasıdır. Bu sebepledir ki, çok az kişinin “bilgi boyu” uzundur; “tecrübe” de öyle... ● Cahil, bilmediğini de bilmeyen kişi olduğundan bilgiye ihtiyaç duymaz. Dolayısıyla ihtiyaç duymadığını elde etme gayreti içine girmez ve hep cahil kalır. İçlerinde kurnaz olanları açıklarını fazla olan “arsızlıklarıyla” örterler. Bilen vardır, bilmediğini bilmeyen vardır ● İnsanı başkalarından (maddi anlamda) farklı kılan özellik, sahip olduğu “bilgi”dir... Bilgi ve onun sağladığı “diploma, tecrübe” günümüz dünyasında para, itibar, unvan için “olmazsa olmaz”lardandır. Bilginin değerli olmasının en önemli sebebi “kazanımının zor” olmasıdır. Bu sebepledir ki, çok az kişinin “bilgi boyu” uzundur; “tecrübe” de öyle... ● Cahil, bilmediğini de bilmeyen kişi olduğundan bilgiye ihtiyaç duymaz. Dolayısıyla ihtiyaç duymadığını elde etme gayreti içine girmez ve hep cahil kalır. İçlerinde kurnaz olanları açıklarını fazla olan “arsızlıklarıyla” örterler.

6 Ürettiğinden daha çoğunu tüketmek isteyenler (mirasyedi değilse) “meşru olmayan yollarla” ‘rant’ elde etmeye çalışır. Emek dışı, ahlâk dışı, kanun dışı, din dışı yollarla elde edilenler “ayıp, yasak, günah” ölçü duvarına çarparlar... Kirli rantı normal vicdan kabullenmez. Onu vicdana kabul ettirme işini şeytan üstlenir ve “boş ver, akıllısın, kanmasaydı” gibi silahlarını kullanır... Bunun yetersiz kaldığı hallerde devreye “pişkinlik” sokulur. Son çare de; içki, kumar, zina gibi yollarla “haz” devreye sokulur, ek harcamalar yaptırılır. Yeniden para bulmak çabasına girenler “anafora düşmüş” olur. Şeytan varken bu döngü durmaz... Ürettiğinden daha çoğunu tüketmek isteyenler (mirasyedi değilse) “meşru olmayan yollarla” ‘rant’ elde etmeye çalışır. Emek dışı, ahlâk dışı, kanun dışı, din dışı yollarla elde edilenler “ayıp, yasak, günah” ölçü duvarına çarparlar... Kirli rantı normal vicdan kabullenmez. Onu vicdana kabul ettirme işini şeytan üstlenir ve “boş ver, akıllısın, kanmasaydı” gibi silahlarını kullanır... Bunun yetersiz kaldığı hallerde devreye “pişkinlik” sokulur. Son çare de; içki, kumar, zina gibi yollarla “haz” devreye sokulur, ek harcamalar yaptırılır. Yeniden para bulmak çabasına girenler “anafora düşmüş” olur. Şeytan varken bu döngü durmaz... ÖLÇÜYÜSAPTIRMAK BOYUN NE KADAR? Kendisine verilen beyin ve beden özelliklerini başkalarının aleyhine kullanan insan sayısı hiçte az değildir. Böylelerinde “aldatma / saptırma / algı / yalancılık vb.” hususlarda her numara vardır. Bu numaralar onlar için “akıllıca davranış”tır; çünkü, “rant” sağlamıştır...Ya ahlâk, ya insani değerler? “SAHTEKÂR” ÜZERİNDEN DEVAM EDELİM. 2 Sahtekâr sepet içindeki çürük elma gibidir; ayıklanmazsa sağlamları bozar. En azından kokutur... SAHTEKÂR ve TOPLUM SAHTEKÂR Delilleri karartmak, rüşvet vermek, makam gücü kullanmak, yalancı şahit bulmak vs. yolla boyunu ölçtürmeyenler (cezadan sıyırabilenler). AHİRETTE NE YAPACAK?.. Kendimden başka ölçü aleti tanımam.

7 BİR ÜLKENİN BİLİMSEL BOYU “NE ÜRETTİN?” SORUSUNUN CEVABI İÇİNDEDİR Tarih boyunca “daha konforlu yaşamak veya daha kolay öldürerek sömürmek isteyenler” kas gücünün yetersizliğini görmüş, çözüm olarak bilgi üretmeye çalışmış, ürettiği bilgiyle doğadaki maddeleri işleyip “teknolojik ürünler” elde etmişlerdir. Özetle: Beynini kullanıp üreten insanlar “kas gücünde” kalan diğer insanlara “maddi üstünlük” sağlamışlardır. Bu bir “ekonomi” kanunudur... Maddenin sırrını çözebilmek, yeni ürünler elde edebilmek kolay değildir. Kolay olsaydı herkes yapardı. Yapanların “farklılığı” (boy üstünlüğü) bu sebepledir. BİR ÜLKENİN BİLİMSEL BOYU “NE ÜRETTİN?” SORUSUNUN CEVABI İÇİNDEDİR Tarih boyunca “daha konforlu yaşamak veya daha kolay öldürerek sömürmek isteyenler” kas gücünün yetersizliğini görmüş, çözüm olarak bilgi üretmeye çalışmış, ürettiği bilgiyle doğadaki maddeleri işleyip “teknolojik ürünler” elde etmişlerdir. Özetle: Beynini kullanıp üreten insanlar “kas gücünde” kalan diğer insanlara “maddi üstünlük” sağlamışlardır. Bu bir “ekonomi” kanunudur... Maddenin sırrını çözebilmek, yeni ürünler elde edebilmek kolay değildir. Kolay olsaydı herkes yapardı. Yapanların “farklılığı” (boy üstünlüğü) bu sebepledir. “ÜRETTİĞİN KADAR KONUŞ” DÜNYASI BOYUN NE KADAR? Ülke olarak ihracatımızın getirisi kilo başına ortalama 1.5 dolar, bu Almanya ve Japonya için yaklaşık 4.0 dolar. Demek ki; sattıklarımız ekonomik değeri düşük ürünler; onların ki ise, yüksek teknolojiye dayalı ürünler... Onların “milli gelir”lerinin bizimkinin üç katından fazla olmasının sebebi budur... “ÜRETİM” ÜZERİNDEN DEVAM EDELİM. 3 Her ülkede; insanların bir kısmı “üretemez - üretmez”... Sebebi ne olursa olsun, üretmeyenlerin oranı yüksekse, o ülkenin geleceği karanlıktır… ÜRETİM ve TOPLUM İlk insan Adem’e ne bugünkü bilgi, ne de teknoloji verilmiştir... Verilen; imkânlarla dolu bir dünya ve sadece insana verilen kapasiteli bir beyin... Sırrı çözen yaptı, diğerleri baktı... ÜRETİM Bilim üretme gibi “beyin faaliyeti” veya işçilik gibi “beden faaliyeti” adı ne olursa olsun, yapılan işin sonunda elde edilene yapılan işleme diyebiliriz. Bilim üretme gibi “beyin faaliyeti” veya işçilik gibi “beden faaliyeti” adı ne olursa olsun, yapılan işin sonunda elde edilene “ürün”, yapılan işleme ÜRETİM diyebiliriz.

8 İnsan vardır, insancık vardır ● İnsan vardır, toplumun ihtiyaçlarını dert edinir ve nasıl katkıda bulunabileceğini düşünür. Katkı yapamıyorsa yapabilecek olanları arar; yoksa, yetişmeleri için aracılık eder. Özetle: Bunlar ihtiyaç olan “eser insan”ın (uzun adam’ın) yetişmesine yardımcı olan “boylu insan”lardır... ● İnsancık vardır, egoisttir; katkıda bulunmadığı gibi, payından fazlasını almak ister. Başkalarını “yolunacak tavuk” olarak gören, entrikalarla onların varlıklarını ele geçirmeyi “akıllılık” sanan bu “boysuz”lar (soysuzlar) birer asalaktır ve “eser insanı (uzun adamı)” hiç sevmezler. İnsan vardır, insancık vardır ● İnsan vardır, toplumun ihtiyaçlarını dert edinir ve nasıl katkıda bulunabileceğini düşünür. Katkı yapamıyorsa yapabilecek olanları arar; yoksa, yetişmeleri için aracılık eder. Özetle: Bunlar ihtiyaç olan “eser insan”ın (uzun adam’ın) yetişmesine yardımcı olan “boylu insan”lardır... ● İnsancık vardır, egoisttir; katkıda bulunmadığı gibi, payından fazlasını almak ister. Başkalarını “yolunacak tavuk” olarak gören, entrikalarla onların varlıklarını ele geçirmeyi “akıllılık” sanan bu “boysuz”lar (soysuzlar) birer asalaktır ve “eser insanı (uzun adamı)” hiç sevmezler. “ESER İNSAN” (Uzun Adam’lar) BOYUN NE KADAR? Çocukları sıralara oturtup, önlerine kopya metinlerden oluşan kitapları koymak, mesleğini maaşına-mesaisini zile bağlamış (hiçbir hedefi olmayan) kişileri öğretmen diyerek başlarına dikmek, sonunda diploma denilen kağıdı ellerine tutuşturarak “Haydi sokağa” demek, “Talim ve Terbiye” değildir... “ESER İNSAN” ÜZERİNDEN DEVAM EDELİM. 4 Bir toplum, gerek bilim ve gerekse ahlâki yönden “taşıyıcı direk” görevi yapacak “eser insanın” çokluğu ve geriye kalanların da onlara değer verenlerden olması halinde güçlüdür. İNSAN ve TOPLUM Becerikli insan ahlâksız, ahlâklı insan da beceriksiz olabilir. İslâm toplumunun hem ahlâklı hem de aynı zamanda becerikli olan “eser insanlara” ihtiyacı vardır.

9 Özde Müslüman vardır, sözde Müslüman vardır ● İnsan vardır kâinatı tanımak ve niçin var olduğunu anlamak için aklını çalıştırır. Yaratıldığını, dünyada geçici olarak yaşatıldığını ve öleceğini öğrenir. Bu dünyada kendisine verilenlerin hesabının sorulacağını kabullenir ve ona göre yaşamaya çalışır... O, özde Müslümandır. ● İnsan vardır içinde bulunduğu topluluğun örfünü ve davranış biçimlerini din olarak kabullenir ve aynen kullanır. Kabullerinin ve davranış biçimlerinin “vahiy dini” İslâm’a uygun olup olmadığını araştırmaz. Dinin gerçek emir ve yasaklarına uymaz... O, sözde Müslümandır. Özde Müslüman vardır, sözde Müslüman vardır ● İnsan vardır kâinatı tanımak ve niçin var olduğunu anlamak için aklını çalıştırır. Yaratıldığını, dünyada geçici olarak yaşatıldığını ve öleceğini öğrenir. Bu dünyada kendisine verilenlerin hesabının sorulacağını kabullenir ve ona göre yaşamaya çalışır... O, özde Müslümandır. ● İnsan vardır içinde bulunduğu topluluğun örfünü ve davranış biçimlerini din olarak kabullenir ve aynen kullanır. Kabullerinin ve davranış biçimlerinin “vahiy dini” İslâm’a uygun olup olmadığını araştırmaz. Dinin gerçek emir ve yasaklarına uymaz... O, sözde Müslümandır. ADI BİLE FARK ATMAYA YETER BOYUN NE KADAR? İnsan, öleceğini bilmesine rağmen pratikte hiç ölmeyecekmiş gibi davranır. Bunlardan en tehlikelisi “açık ve gizli ilâhlık taslaması”dır. Bu haddi aşan davranışlar nefisten ve şeytanın telkinlerinden kaynaklanır... Öte yandan, “semavi din İslâm” insana sadece bir kul olduğunu öğretir; öğrenmek isteyene... “MÜSLÜMAN KİMDİR?” ÜZERİNDEN DEVAM EDELİM. 5 Müslüman sadece kendisi için yaşamaz. Müslüman, Müslümanlar için “özde kardeş”, tüm insanlık için “model insan” (tebliğci) olmak zorundadır... İslâm davasının “cüce” Müslümana ihtiyacı yoktur... MÜSLÜMAN ve TOPLUM MÜSLÜMAN Bir insanın Müslümanlığa ilk adımını atması, onu boyca yeterli hale getirir. Boyunu daha da uzatıp uzatmaması kendi tercihine kalmıştır...

10 Cennet vardır, Cehennemde vardır ● İnsan vardır özde Müslümandır. O, İslâm’ın “yap-yapma” şeklindeki emirlerinin kendi iyiliği için olduğunu bilir ve emirlere uygun hayat yaşamaya gayret eder. Bu da onun “sevap boyunu” artırır ve Cennete biraz daha yaklaştırır... ● İnsan vardır dünyacıdır; yani, hayatını “haz almak” üzerine şekillendirir. Haz, şeytanın en önemli aldatma aracıdır. (Oltanın ucundaki yemdir.) Dünya için yaşayanlar “vahyin ‘yap-yapma’ sınırlarını” çiğneyeceklerinden “günah boylarını” artırırlar ve Cehenneme biraz daha yaklaşırlar... Cennet vardır, Cehennemde vardır ● İnsan vardır özde Müslümandır. O, İslâm’ın “yap-yapma” şeklindeki emirlerinin kendi iyiliği için olduğunu bilir ve emirlere uygun hayat yaşamaya gayret eder. Bu da onun “sevap boyunu” artırır ve Cennete biraz daha yaklaştırır... ● İnsan vardır dünyacıdır; yani, hayatını “haz almak” üzerine şekillendirir. Haz, şeytanın en önemli aldatma aracıdır. (Oltanın ucundaki yemdir.) Dünya için yaşayanlar “vahyin ‘yap-yapma’ sınırlarını” çiğneyeceklerinden “günah boylarını” artırırlar ve Cehenneme biraz daha yaklaşırlar... AHİRET,İNSANHAYATININDEVAMIDIR BOYUN NE KADAR? İnsanlardan çoğu kendisine bir bardak su verene teşekkür ediyor da “suyun yaratıcısı/sahibi” Yüce Allah’a (cc) teşekkür (ibadet) etmiyor... Ateist açıktan, münafık gizliden ilâhlık taslayarak vahyin emirlerine karşı gelirken, sözde Müslüman da iman zafiyetinden (şeytana teslimiyetten) ibadet etmiyor. “AHİRET HAYATI” ÜZERİNDEN DEVAM EDELİM. 6 Müslüman ahiret yokmuş gibi yaşayamaz. Çünkü: Ahiret, imanın şartıdır; dinin olmazsa olmazıdır... Vahiy penceresinden bakıldığında ülkemiz “ahirete inananların ülkesi”ne benziyor mu?... MÜSLÜMAN ve AHİRET MÜSLÜMAN “Ben içerim”, “Bulduğumu kaçırmam, yatağa atarım”, “Fazla faiz vermezseniz paramı çekerim”... Daha neler. Ahirete inanan böyle mi yapar? Sorgu ve ceza neymiş, gidince göreceğiz. ALLAH, “AKLEDENLERDEN EYLESİN” ALLAH, “AKLEDENLERDEN EYLESİN” (Amin).

11 İnsan, ilki bu dünyada devamı ahirette olmak üzere iki hayatlıdır. Birinci hayat ikinci hayatın tarlasıdır; ne ekilirse o biçilecektir. Harman zamanında ne mi olacak? Herkes “iman ve ibadet olarak boyunun ölçüsünü” görecek. İnansa da inanmasa da bu böyle.BİTİRİRKEN SORUYU DEĞİŞTİRELİM: KİM NE KADAR AKILLI? Büyüklerimin “ahirete hazırlık boyları”nı ölçsem ne bulurum? SANA NE? Madem ki insanı diğer canlılardan farklı kılan beyin yapısıdır; o halde, onu kullanmak akıllılıktır. Nasıl mı? “iman boyun ne kadar?” sorusuna hazırlık yapmak... Dün için tövbeden başka yapacak bir şey yoktur; ancak, bugün henüz geçmemiştir. Haydi eller semaya... “Din akıldır, aklı olmayanın dini de yoktur.” (Hadis) Bilgi ve teknoloji birikimini her geçen gün artırmaktadır. Önemli olan elde edilen bilginin nerede - nasıl kullanılıyor olmasıdır. Bu dünya için yapılan birikimler burada kalacağına göre, “Değer miydi?” noktasına gelmeden kendimizi sorgulayalım. ÖĞRENDİM Kİ; Hiç kimse bir başkasını (iman ve ibadete yönelik konularda) “yargılama yetkisi”ne sahip değilmiş; sadece “tebliğ görevi” varmış... “Hüküm / Uygulama” yetkisi sadece İslâmı referans alan devlete aitmiş. Herkes kendi “boy hesabını” kendisi yapsın. Herkes kendi “boy hesabını” kendisi yapsın.Bizseküleriz; hayatımıza dini sokmayız. Bizseküleriz;

12 Faydalandıklarıma teşekkürlerimle... Nisan 2016


"Nisan 2016. Bizler, çevremizdekilerin himayesinde, onların bilgileriyle büyürüz. Çevreden aldığımız bilgiler, bugünü anlamamızı sağlasa da, yarınlar için." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları