Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Meslek. Çalışma işProfesyonelleşmemeslekU ğ raş.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Meslek. Çalışma işProfesyonelleşmemeslekU ğ raş."— Sunum transkripti:

1 Meslek

2

3 Çalışma işProfesyonelleşmemeslekU ğ raş

4 İ ş ve meslek ayrımı İşİşMeslek E ğ itim iş başında yapılabilir.E ğ itim okulda gerçekleşir. E ğ itim süresi de ğ işirUzun bir e ğ itim süresi vardır. De ğ erler, inançlar ve etik hazırlıkta ön planda de ğ ildir. De ğ erler, inanç ve etik hazırlı ğ ın bir parçasıdır. İ şe ba ğ lılık de ğ işirMesle ğ e ba ğ lılık güçlüdür. Çalışanların gözlenmesi gerekir.Çalışanlar ba ğ ımsızdır Kişiler sıklıkla iş de ğ iştirirKişiler mesle ğ ini de ğ iştirmeye e ğ ilimli de ğ ildir. Sorumluluk işverene aittirSorumluluk bireylere aittir

5 İ ş ve u ğ raş Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma; bir de ğ er yaratan emek; birinden istenen hizmet veya birine verilen görev; geçim sa ğ lamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek; ticari anlaşma, alışveriş; emek, işçilik, ustalık. ( Büyük Türkçe Sözlük, 1996, cilt 1, s.726) İ ş; herhangi bir şey üretmek, ortaya koymak, bir verim, sonuç elde etmek için güç harcayarak yapıları çalışma, etkinlik veya bir ürün ortaya koyan, bir de ğ er yaratan emek (Karada ğ, 2002) Genellikle meslek karşılı ğ ı olarak dilimizde "u ğ raş" sözcü ğ ü de kullanılmaktadır. Ancak bu sözcük tam bir mesleki faaliyeti anlatmaktan uzak görünmektedir. U ğ raş, daha dar kapsamlıdır. Oysa meslek, belirli bir ö ğ renim ve tecrübe sonunda kazanılan bilgi ve beceriler yoluyla, belirli kurallara uyularak yapılan çalışmalar olarak tanımlanabilir. Ö ğ renim seviyesi ve tecrübe açısından meslekler arasında farklılıklar vardır. Meslek deyimiyle daha çok belirli bir işin, belirli ayrıntılara inilerek yapılması söz konusu olabilir. Buna karşılık u ğ raş deyimi daha dar kapsamlı olarak anlaşılabilir. ( Ertekin, 1988) U ğ raş sözcü ğ ünün sözlük anlamı ise; bir insanın yaptı ğ ı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet; bir kimsenin kendi iste ğ iyle seçerek ve zevk alarak yaptı ğ ı iş, iş güç, meşguliyet şeklindedir. ( Büyük Türkçe Sözlük, 1996, cilt 1, s.1511)

6 Bir iş ekonomik sistemin ve kültürün şekillendirdi ğ i koşullara uygun olması durumunda meslekleşir. Bir uygulama alanının meslek olarak kabul edilebilmesi için e ğ itiminden, uygulama aşamasındaki etik yaklaşıma, meslek kültürünün oluşumundan, uygulayıcının sahip olması gereken temel özelliklere ve ö ğ renme koşullarına kadar birçok ayrıntının temel mesleki esaslar çerçevesinde tanımlanmış olması gereklidir

7 Meslek kurumlaşmış faaliyetler biçimidir. Ancak her iş meslek de ğ ildir. Bir iş veya u ğ raşın meslek sayılabilmesi için en azından bir tekni ğ i, belli bir de ğ er ve kuralları olması toplum içinde kabul görmesi ve kurumsallaşmış de ğ erler manzumesine sahip olması gerekir. ( Fındıklı, 2000) Meslek kelimesinin sözlük anlamı ise şu şekilde yapılmıştır; bir kimsenin geçimini sa ğ lamak için yaptı ğ ı sürekli iş; u ğ raş, birbirine ba ğ lı bilimsel ve felsefi düşünceler birli ğ i.( Büyük Türkçe Sözlük, 1996, cilt 1, s ) Başka bir tanıma göre meslek, insanın yaşamını sürdürebilmek için yaptı ğ ı ve genellikle yo ğ un bir e ğ itim, çalışmayı gerektiren sürecin sonunda kişilerin kazandı ğ ı unvanın adıdır. (Meslek, Anonim, b.t.) Meslek; genellikle uzun ve yüksek dereceli bir ö ğ renim gerektiren, kendine özgü yasal ve ahlaksal kuralları bulunan ve bir kimsenin geçimini sa ğ layan u ğ raş olarak tanımlanmaktadır. (Karada ğ, 2002)

8 Açıklamalı sosyoloji sözlü ğ ünde meslek hakkında özetle aşa ğ ıdaki bilgiler verilmektedir: (Kuyaksil ve Akçay,2005) 1. Bir ekonomik rol üzerinde yo ğ unlaşan ve genellikle geçim sa ğ lamakla ilgili faaliyetler bütününe meslek denir. 2. Meslek, toplumda kişinin temel rollerinin başında gelir ve kişinin saygınlı ğ ı, şahsiyeti geliri v.b. pek çok özelli ğ i mesle ğ iyle yakından ilişkilidir. 3. Toplumda herkes bir meslekle u ğ raşır. Örne ğ in ö ğ retmenlik, yazarlık, fırıncılık, elektrikçilik, tüccarlık vb. birer meslektir. İ ş bölümünün yüksek oldu ğ u toplumlarda daha çok ve çeşitli meslekler vardır.

9 Meslek, bir kişinin hayatını kazanmak ve geçimini sa ğ lamak için sürekli olarak üzerinde çalıştı ğ ı iş veya fikir alanı olarak anlaşılabilir. Bu, mesle ğ e daha çok ekonomik yönden a ğ ırlık veren bir tanımdır. Oysa meslek aynı zamanda sosyal, kültürel ve teknik bir bütündür. Sosyolojik anlamda meslek, belirli faaliyet alanları etrafında yo ğ unlaşmış ve biçimlenmiş insani ilişkiler bütünüdür. ( Ertekin, 1988)

10 O halde meslek para kazanmanın ötesinde, kapasiteyi kullanma ve kendini (özünü) gerçekleştirme yoludur. (Kuzgun, 2009, s.1) Meslek, bir kimsenin geçimini sa ğ lamak için yaptı ğ ı sürekli iş, sürekli u ğ raş demektir. Burada dikkatimiz çekmesi gereken nokta sürekliliktir. Aslında bir işin, bir u ğ raşın meslek haline dönebilmesi için bu iş ve u ğ raşın sürekli olarak devam etmesi ve sahibine profesyonel anlamda bir getirisi olması yani o meslek sahibinin geçimini daimi olarak o meslek alanı ile ilgili işlerden sa ğ lıyor olması gerekir. (Ertekin, 2005, s.85)

11 Meslek kişinin kimli ğ inin en önemli kayna ğ ı olup, onun etraftan saygı görmesine, başkaları ile ilişki kurmasına, toplumda bir yer edinmesine ve işe yaradı ğ ı duygusunu yaşamasına olanak veren bir etkinlik alanıdır da. Meslek etkinlikleri ile kişi kapasitesini kullanır, bir şeyler üretir ve yaratır. Bu etkinliklerden duyulan haz ve sa ğ lanan doyum genel yaşama da yansır. Aynı şekilde, çalışma yaşamındaki huzursuzluk ve doyumsuzluk da kişinin psikolojik sa ğ lı ğ ını tehdit eder. Çalışma yaşamındaki mutsuzlu ğ un en önemli nedeni ise kişinin seçti ğ i mesle ğ in, niteliklerine uygun olmamasıdır. (Kuzgun, 2009, s.1) Meslek, kişinin bedeni özellikleri, davranışları, tutumları, duyguları ve düşünceleri üzerinde oldu ğ u gibi, e ğ ilimleri ve kişilik özellikleri üzerinde de belirleyici etkiler yapar. Bu nedenle mesle ğ in hem tanımlanmasında hem de onun yer ve zaman içerisindeki farklılıklarında bu olgunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir. ( Ertekin,1988)

12 Bir iş veya u ğ raşı alanının meslek niteli ğ i kazanabilmesi gerekli olan kriterler şunlardır 1) Meslek, kişinin başlıca ve düzenli olarak yürüttü ğ ü faaliyet alanı olmalıdır. Arada sırada yapılan geçici nitelikteki işler meslek sayılmamaktadır. 2) Meslek, bir geçim şekli olmalı ve bir ücret karşılı ğ ı yapılmalıdır. Meslek, asli ve sürekli bir faaliyet alanı olmalıdır. 3) Meslek, sistematik bir bilgiye dayanmalı ve mesle ğ in tanımının olması gereklidir. 4) Mesle ğ in e ğ itiminin yapılması, uygulamasının olması ve kişisel beceriye dayanması gerekir. 5) Mesleki amaçları kişisel amaçları üstünde tutan mesleki davranış standartları olması gerekir. 6) Mesle ğ ini ilke ve kurallarının olması ve meslek ahlakı ve disiplini bulunmalıdır.

13 1998 yılında Türkçe Sözlü ğ ünde meslek, “bir kimsenin yaşamını sürdürmek, geçimini sa ğ lamak için yaptı ğ ı sürekli iş” olarak tanımlanmaktadır yılı Türk Dil Kurumu-TDK’da mesle ğ in tanımı:”bir kimsenin geçimi sa ğ lamak için sürekli yaptı ğ ı; bilgi; e ğ itim ve yaratıcı güç gerektiren etkinlik” olarak genişletilmiştir.

14 Macdonald’ın (1999) tanımında meslek, sosyal, kültürel ve ekonomik şartlardan etkilenen, teknik özelliklere sahip belirli bir alandaki spesifik isler ve faaliyetler bütünü olarak ifade edilirken, Brown (1992) tanımında mesle ğ in, sanayi toplumlarında, kişinin, hayatını kazanmak ve geçimini sa ğ lamak için sürekli olarak üzerinde çalıştı ğ ı is veya fikir alanı olan yönünü vurgulamıştır. Di ğ er yandan Marshall (1999) mesle ğ i, toplumsal de ğ işimin bir sonucu olarak ev eksenli islerden ayrılan iktisadi bir rol olarak görmüştür. Giddens’a (2005) göre ise meslek sanayi toplumlarında ortaya çıkan, insanların üzerinde uzmanlastı ğ ı is alanlarıdır. Meslek kavramına ilişkin tanımlamalarının ortak noktası, mesle ğ in sanayi toplumlarında toplumsal de ğ işim süreci içinde ortaya çıkan bir kavram olarak ele alınmasıdır. Bu nedenle mesle ğ in ortaya çıkma nedenlerini ve koşullarını anlamak için kültürel yapıdaki de ğ işmi açıklamak gerekmektedir (Giddens, 2005, s ).

15 Geleneksel Toplumdan Organik Toplumlara Geçiş Sürecinde Kültürel yapıdaki de ğ işimin, is üzerine etkilerini açıklarken mekanik ve organik dayanışma kavramlarını kullanan Durkheim (2006b), mekanik dayanışmayı, sanayi devrimi öncesi geleneksel toplumların dayanışması olarak açıklamaktadır. Yazara göre mekanik dayanışmanın oldu ğ u geleneksel toplumlar, bireylerarası iliksilerin yüz yüze oldu ğ u, yaşayış biçiminin ortak de ğ erler üzerine kuruldu ğ u, farklılıkların de ğ il, tek tiplenmenin bulundu ğ u toplumlardır. Mekanik dayanışma biçiminin en tipik özellikleri, toplumun parçalı yapısı, is bölümünün en temel düzeyde olusu ve tarım ile u ğ rasan nüfusun büyük bir bölümünün, kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılamasıdır. Dolayısıyla bu dayanışma biçiminde mesle ğ e ihtiyaç duyulacak koşullar gelişmemiş, sadece toplumun temel ihtiyaçlarını karşılayacak, de ğ irmenci, demirci, marangoz gibi zanaat kolları ortaya çıkmıştır. Zanaat, gereksinimleri karşılamak için yapılan, az çok el ustalı ğ ı gerektiren isleri ifade etmektedir. Bu islerde ustalaşan kişilere ise zanaatçı denmektedir. Mekanik dayanışmanın hakim oldu ğ u, en geniş geleneksel toplumlarda dahi, tüccar, asker ve din adamları da dahil olmak üzere 30 zanaat dalından fazlası bulunmamaktadır (Giddens, 2005, s.377).

16 Sanayi devriminin kaçınılmaz bir sonucu olarak başlangıçta dayanışmanın hemen hemen tek biçimi olan mekanik dayanışma etkisini kaybederek yerini organik dayanışmaya bırakmıştır (Durkheim, 2006b). Bunun en önemli nedeni, sanayi toplumlarında, bireylerarasındaki farklılıkların artması ile birlikte, farklı ihtiyaçların ortaya çıkması, ihtiyaçların artısına paralel olarak ise farklı is kollarının ortaya çıkmasıdır. Farklı is kolları, sanayi toplumunun en belirgin niteli ğ i olan karmaşık is bölümüne neden olmaktadır. Ayrıca sanayi devrimi ile birlikte, toplumun parçalı yapısı yerini yo ğ unlaşmaya bırakmış ve yo ğ unlaşma “meslek” kavramını geliştiren en temel etken olarak ortaya çıkmıştır. Çünkü ileride ayrıntılarıyla incelenecek olan “meslekleşmenin unsurları” ancak, organik dayanışmanın bir sonucu olan, toplumsal yo ğ unlaşma ile ortaya çıkabilmektedir.

17 Birbirlerinden ayrı yasayan bireylerin yakınlaşması ve toplum içi iliksilerin ço ğ alması olarak tanımlanan toplumsal yo ğ unlaşmanın nedenlerini Durkheim (2006b), üç şekilde açıklamaktadır: 1. Geleneksel toplumlar, kendilerini oluşturan bireylerin sayısına göre çok geniş alanlara yayılırken, sanayi toplumlarında nüfus durmadan yo ğ unlaşmaktadır. Geleneksel toplumlarda tarıma dayalı ekonomi, bireylerin geniş arsalara sahip olmasını gerektirmektedir. Böylece daha çok ürün elde edebilirler. Bu nedenden dolayı, bireyler arasındaki fiziksel mesafe çok olmaktadır. Sanayi toplumlarında ise öncelik, fabrikalara, is yerlerine yakın oturmaktır. Ayrıca, ekonomik yo ğ unlu ğ un içinde olmak, ihtiyaçlara daha kolay ulaşım imkanı sa ğ lamaktadır. 2. Büyük şehirler, bireyleri birbirleriyle olabildi ğ ince sıkı iliksiler içinde bulunmaya iten bir gereksinimin sonucudur. Bireylerin yo ğ un ilişkiler içinde bulundu ğ u yerlerdir. Nüfusun belirli bölgelerde yo ğ unlaşması, bireyleri fiziksel olarak birbirlerine yakınlaştırmakta, bireylerarası ilişkileri arttırmaktadır. 3. Sanayi toplumu ile birlikte, iletişim ve ulaşım yollarının sayısı ve hızı artmıştır. Bunlar toplumun parçalarını birbiriden ayıran boşlukları ortadan kaldırarak ya da azaltarak toplumun yo ğ unlu ğ unu arttırmaktadır. Daha sanayileşmiş toplum tiplerine geçildikçe bu iletişim ve ulaşım yolları da ço ğ alır ve yetkinleşir.

18 Meslek kavramının gelişmesinde, toplumsal yo ğ unlaşmanın yanı sıra bir di ğ er etken nüfus artısıdır. Nüfus artısı, meslekleşmede, tek basına belirleyici olmasa da, toplumsal yo ğ unlaşma ile birlikte önemli bir etkiye sahip olmaktadır. Çünkü nüfus artısı, tıpkı toplumsal yo ğ unlu ğ un artısında oldu ğ u gibi, fiziksel mesafeleri kısaltmakta ve bireylerarası ilişkileri arttırmaktadır. Bu nedenle nüfus artısı, meslekleşmenin ortaya çıkmasında etkili olmaktadır.

19 Sanayi toplumlarda meslek, bireyin günlük hayatının önemli bir parçasını oluşturur. Çalışma koşulları kötü, yapılan is sıradan olsa dahi meslek, bireyin ruhsal durumunda ve gündelik etkinliklerinde belirleyicidir. Bu belirleyicilikte mesle ğ in su özellikleri rol oynamaktadır Giddens, 2005, s ):

20 · Ekonomik gelir; bireylerin gereksinimlerini karşılamada dayandıkları temel kaynaktır. Bu kaynaktan mahrum kalmak günlük yasamda büyük sıkıntılar do ğ urur. Meslek sahibi ekonomik işlevini ancak gördü ğ ü is karşılı ğ ında elde etti ğ i ekonomik kazanç ile sürdürebilir (Altan, 2004, s.150). Böylece maas, sadece birey açısından de ğ il aynı zamanda makro düzeyde ekonomik sistemin devamlılı ğ ı açısından büyük önem taşımaktadır. · Etkinlik olanakları; meslek bazı kazançların elde edildi ğ i ve sahip olunan yetenek ve kapasitelerin sınandı ğ ı ortamı sa ğ lar. Tekdüze oldu ğ u zamanlarda dahi meslek, bireyin enerjisini harcayabilece ğ i yapılaşmış ortamı sunar. Mesle ğ in olmadı ğ ı koşullarda, yetenek ve kapasitenin sınanabilece ğ i, enerjinin harcanabilece ğ i fırsatlar azalır. · De ğ işiklik; meslek, bireye ev ortamının sa ğ layamadı ğ ı bazı olanaklar sa ğ lar. Bu ortamda birey günlük ev islerinden farklı bir şeyler yapıyor olmaktan zevk alır. · Zamanın de ğ erlendirilmesi; düzenli olarak bir meslekte çalışan insanlar için zaman, çalışma şartlarına göre düzenlenir. Bu durum bazen baskı unsuru olsa da, sık sık issiz kalan bireyler için sıkılmak en büyük sorunlardan birisidir ve bu kişiler zamana karsı ilgisizlik geliştirirler. · Toplumsal ilişkiler; çalışma ortamı genellikle başka insanlarla ilişki kurarak sosyalleşme fırsatı sa ğ lar. Meslek hayatında olmayan bireylerin arkadaş ve tanıdıklarının sayısında azalma gerçekleşir. · Kişisel kimlik; meslek insanda istikrarlı bir toplumsal kimlik duygusu yaratır. Özellikle erkekler için özgüven duygusu ço ğ u zaman evin geçimine yaptıkları ekonomik katkıyla ilişkilidir. Ayrıca kişisel tatmine ve doyuma, böylece toplumsal uzlaşıya ve istikrara katkıda bulunmaktadır (ilhan, 2008).

21 Meslek ve Statü ilişkisi: Meslek bireyin ruhsal durumuna ve günlük etkinliklerine iliskin katkılarının yanında, bireyin sosyal statüsünü ve rolünü de belirlemektedir. Linton’a (1936, s.113) göre statü, bireyin haklarının ve görevlerinin toplamıdır. Rol ise statünün dinamik yönünü temsil etmektedir. Bireyin toplumsal konumlanması kısmında “statü”, davranış kısmında ise “rol” kavramı bulunmaktadır (Parsons, 1977). Birey hak ve görevlerini gerçekleştirdi ğ inde rolünü oynamış olur. Di ğ er bir ifade ile rol, belirli sosyal durumlardaki bireylerden beklenen davranış sekilerlidir (Caplow, 1971, s.22). Davranış şekilleri toplumsal bir işlev etrafında toplanarak toplumsal rolü oluşturmakta, kültürel yasamda bireyler, bu rolleri yerine getirmektedirler (Fichter, 2000, s.94). Linton (1936, s.115) “yüklenilmiş” ve “kazanılmış” olmak üzere ikili bir statü sınıflaması yapmıştır. Yüklenilmiş statü bireye, do ğ uştan gelen farklılıklarına ve yeteneklerine bakmaksızın atanan (cinsiyet, yas gibi) statülerdir. Kazanılmış statü ise özel nitelikler gerektirir ve bu niteliklerin sonucunda elde edilir. Meslek bir kazanılmış statüdür ve birey bu statüye uygun düsen rolünü üstlenir. Weber’in kuramında ise statü, toplumsal gruplara, di ğ er bireyler tarafından yüklenen saygınlı ğ a göndermede bulunur (Giddens, 2005, s.263). Sosyal statü, bireyin oynadı ğ ı de ğ isik rollerin saygınlı ğ ına ba ğ lı olarak sahip olduklarının bir de ğ erlendirmesidir. Saygınlık soyut bir kavramdır ancak, bir mesle ğ e gösterilen saygı, bireyin sosyal tabakalaşma piramidinde konumlanmasını sa ğ layarak (Davis ve Moore, 1944, s.242) kendisini somutlanmaktadır. Sosyal tabakalaşma piramidi, en genel olarak, statü üzerinde temellenerek, bireylerin toplum içerisinde birbirlerinden farklı konumlarını vurgulayan kavramdır (Marshall, 1999, s.710). Sanayi toplumlarında bireylerin toplumsal tabakalaşma piramidinde konumlanması, statü gruplarının varlı ğ ı ile gerçekleşmektedir (Bottomore, 2000, s.217). Kazanılmış bir statü olan meslek, toplumun mesle ğ e gösterdi ğ i saygıdan beslenerek, kendisine yüklenen de ğ erleri uygulayıcısına aktarır ve uygulayıcısının sosyal tabakalaşma piramidinde, uygun noktada yer almasını sa ğ lar (Marshall, 1999, s.493; Davis ve Moore, 1944, s.242; Bottomore, 2000, s ). Örne ğ in bir doktorun sosyal statüsü bir elektrik teknisyeninin sosyal statüsünden üstündür. Bu nedenle doktor, toplumsal tabakalaşma piramidinde üst sıralarda konumlanmaktadır. Bu durumda, doktorluk mesle ğ ine gösterilen saygı, mesle ğ in uygulayıcısı olan doktora da gösterilir. Meslek statüsü bireyin toplumsal konumunu belirlemede di ğ er bütün statülerine oranla çok daha fazla etkili olmaktadır. Toplumsal tabakalaşma konusunda yapılan son araştırmalar, büyük oranda, mesleklerin saygınlık derecelerine göre yapılmıştır (Bottomore, 2000, s.218).

22 Goldthorpe (1980), ingiltere’de mesleklerin uygulayıcılarını toplumsal tabakalaşma piramidinde nasıl konumlandırdı ğ ını incelemişler ve su sonuçlara ulaşmıştır: (Goldthorpe, 1980, akt: Heath ve Payne, 1999, s.7) Meslek statüsüne dayalı sosyal tabakalaşma piramidi, di ğ er tabakalaşma (Zümre, ast gibi) türlerine göre daha açıktır (Bottomore, 2000, s.216). Çünkü kültürün di ğ er bütün ö ğ elerinde oldu ğ u gibi, ekonomik yasam biçimi de büyük de ğ işimler geçirmektedir. Daha önce de belirtildi ğ i gibi meslek, ekonomik sistemin temelinde yer almakta ve bu nedenle, ekonomik de ğ işimden etkilenmektedir. Ekonomik de ğ isim içerisinde, kimi yeni meslekler (pilot, astronot gibi) ortaya çıkmakta (Giddens, 2005, s.372), ya da mesle ğ e gösterilen saygı, zaman içerisinde de ğ işiklik gösterebilmektedir. Bir meslek statüsündeki de ğ işikli ğ e ba ğ lı olarak, zaman içerisinde toplumsal tabakalaşma piramidinde farklı konumlara yükselip, alçalabilmektedir. Sonuç olarak ekonomik sistemin temelinde yer alan, bireyin ruhsal ve gündelik etkinliklerinde belirleyici unsur olan, bireye verdi ğ i sosyal statü ile toplumsal tabakalaşma piramidinde konumlanmasını sa ğ layan, sürekli de ğ işim içerisinde olan mesle ğ in temelinde “is” kavramı bulunmaktadır. Ancak “is” her zaman mesle ğ e dönüşmemektedir. İ s ve meslek do ğ ası üzerine tartışmalar meslekleşme sürecini içeren, meslekleşme modellerine dayanmaktadır (Hall, 1968, s.92). Bir isin hangi şartlar altında meslekleşti ğ ini anlamak, dolayısıyla “meslek” kavramını oluşturan unsurları anlamak, meslekleşme modellerini inceleyerek mümkün olmaktadır

23 Profesyonelleşme, bir işin meslek haline dönüşmesi olarak tanımlanabilir. Meslek olmanın başlıca koşulları ise şu şekilde tanımlanmaktadır: (Hayran ve Sur,1998, s.176) 1) Teori ve araştırmaya dayanan, uygulama becerileri gerektiren özel bilgi birikiminin olması, 2) Giriş ve uzmanlaşma standartları ile resmi makamlarca kabul gören bir e ğ itim süreci, 3) Özle bir alanda uygulama yetkisinin bulunması ve kendi faaliyetlerini denetleyebilmesi, hesabını verebilmesi, 4) Bireylere hizmet sunarken, topluma hizmet anlayışına dayanan bir etik yaklaşımın bulunması.

24 Sosyologlar “meslek” için vazgeçilmez ölçütler olarak 1) Hizmetin toplum için vazgeçilmez olması. 2) Uygulayıcıların hizmetin önemine inanmaları. 3) Araştırmalarla sürekli zenginleşen özel bir bilgi tabanının ve bu bilgiyi yaygınlaştıran yayınların olması. 4) Hizmetin psikomotor etkinliklerle birlikte entelektüel aktiviteleri de içermesi; meslek üyesinin bireysel sorumluluk ve bilinç özelli ğ ini taşıması. 5) Uygulayıcıların yüksek ö ğ renimden geçmiş olması. 6) Uygulayıcılarda göreli bir ba ğ ımsızlı ğ ın olması ve uygulayıcıların kendi felsefe, amaç, politika ve etkinliklerini belirlemeleri. 7) Uygulayıcıların hizmet için motive olmaları (alturizm) ve görevlerini yaşamlarının önemli bir ö ğ esi olarak düşünmeleri / görmeleri. 8) Uygulayıcıların karar verme ve uygulamalarına rehberlik eden etik ilkelere sahip olmaları. 9) Yüksek uygulama standartlarını teşvik eden ve destekleyen organizasyon organizasyonların olmasını öngörmektedirler.

25 Greenwood’a göre mesle ğ in özellikleri şöyle sıralanabilir; 1) Sistematik bir kuram 2) Otorite 3) Toplum tarafından kabul görme 4) Etik ilkeler 5) Kültür 6) Son derece yüksek düzeyde genel ve sistematik bilgi birikimi 7) Kişisel çıkarların önüne toplumsal çıkarların geçmesi 8) O işi uzmanları tarafından bizzat örgütlenmiş ve işletilen gönüllü dernek ve/veya birlik gibi kurumlar aracılı ğ ı ile ve iş sosyalleşmesi süreçler ertesinde oluşmuş son derece gelişmiş bir otokontrol sistemi ile tüm davranışların kontrol altında tutulması. 9) Esas olarak işte elde edilen başarıyı simgeleyen yeni bir simge seti olarak karşımıza çıkan bir ödül/karşılık sistemi. Aydın (2010)’ a göre bir u ğ raşın meslek sayılabilmesi için aşa ğ ıdaki unsurları taşıması gerekir: ( Aydın, 2010, s. 95)

26 1) Bir meslek dalı, toplumun kaçınılamaz olan bir gereksinimini karşılar. 2) Meslek kişinin salt kendi doyumu için de ğ il aynı zamanda başkalarının yararı için de yaptı ğ ı bir u ğ raştır. 3) Meslek sistemi bir deneyimle kazanılmış özel bilgi ve becerilere dayalıdır. 4) Meslek dalları araştırma ve deneylerle geliştirilerek zamanla kendine özgü tekniklere sahip olurlar. 5) Meslekler kazanç elde etmek için yapılan u ğ raşlardır. 6) Meslek olarak kabul edilecek bütün u ğ raş alanlarının kendine özgü de ğ er ve etik ilkeleri vardır ve bu mesle ğ in üyeleri bu de ğ er ve ilkeler do ğ rultusunda davranırlar.

27 Flexner 1915 yılında gerçek mesleklerin taşıması gereken kriterleri bir liste halinde yayınlamıştır. Flexner'in kriterleri yayınlandı ğ ından beri de ğ işik işlerin, iş meslek sürecindeki konumlarını saptamak için ölçüt olarak kullanılmıştır. Flexner' in tanımladı ğ ı kriterlere göre meslek: ( Karada ğ, 2002 ) 1) Temelde zihinseldir ve üst düzeyde bireysel sorumluluk gerektirir. 2) Ö ğ renilebilen, yenilenebilen ve araştırmalarla yeniden üretilebilen bilgi birikimine dayanır. 3) Teorik olmanın yanı sıra pratiktir. 4) İ leri düzeyde özelleşmiş mesleki e ğ itim süreciyle ö ğ retilebilir. 5) Üyeler arasında güçlü bir iç örgütlenme ve iyi gelişmiş grup bilinci vardır. 6) Meslek üyeleri birbirlerine yardım etmeye e ğ ilimli ve toplum yararına çalışmaya isteklidirler. Bu koşullar şöyle sıralanabilir; 1) Kuramsal bilgiye sahip olma ve e ğ itim; 2) Toplum ve di ğ er meslek grupları tarafından kabul görme 3) Mesleki örgütlenmedir.

28 Millerson’a göre mesle ğ in özellikleri ise şöyledir 1) Bir meslek her zaman için kuramsal bilgiye dayanan bir beceri gerektirir. 2) Bu beceri ancak bir terbiye, bir e ğ itim, ö ğ reti ertesinde edinilebilir. 3) O mesle ğ e has davranış kurallarına sadık kalınarak bir bütünlük ve dürüstlük, iş namusu elde edilebilir. 4) Verilen hizmette kamu yararı esastır. 5) Meslek, organize, örgütlü, planlı bir etkiliktir. Bilgi, otonomi, e ğ itim, statü, mesleki kuruluş ve benzeri ölçütlerle kıyaslandı ğ ında, gerçek mesleklerin, kendine özgü bir bilgiye sahip, hizmetleri ile ilgili konuda karar verebilen meslek standartlarını ve etik kavramları belirlemede tam otonomi sahibi, daha uzun süreli e ğ itim, güçlü toplumsal statü ve mesleki kuruluşlara sahip oldukları görülür

29 Kuramsal Bilgiye Sahip Olma ve E ğ itim Mesleklerin bilimsel nitelik kazanabilmeleri mesle ğ in kendine özgü bilgi içeri ğ ini oluşturması ile olasıdır. Bu bilginin toplumsal yaşamın günlük sorunlarına uygulanabilir nitelikte olması beklenir. Profesyonel kişi bilgiyi yaratmak, uygulamak ve yönetmekten sorumludur. Bilgi kontrolü ve bilgiye hakim olma yaşam ve ölümün söz konusu oldu ğ u mesleklerde daha çok anlam kazanır. (Yıldırım, 2008) Bir mesle ğ in meslek olarak sayılabilmesi için kendine has bir bilgiyi kontrol ediyor olması ve birbirine ba ğ lı bilimsel ve felsefi düşünceler birli ğ i olarak da ana karakterini ortaya koyması gerekmektedir. (Ertekin, 2005, s.85)

30 Mesleki bir organın başarı kazanabilmesi için kendi disiplini ile alakalı olan her türlü bilgiyi organize edebilmesi hatta bu bilgiye erişim üzerine dahi kuvvetli bir söz hakkının olması gerekmektedir. Belirli bir oranda uzmanların yaratılması demek aslında yeni araştırma alanlarının da ortaya çıkması anlamına gelecektir. Bu araştırma alanlarının gelişmesi ise ancak alakalı politikalara ve bu araştırma alanlarına kaynak sa ğ layanların bulunmasına ve elbette kaynakların bollu ğ un ba ğ lıdır. ( Ertekin, 2005, s. 90) Bir u ğ raşın bilimsel nitelik kazanarak meslek olabilmesi, kendine özgü bilimsel bilgi içeri ğ inin varlı ğ ı ile olasıdır. Bu bilginin di ğ er bir özelli ğ i de toplumsal yaşamın günlük problemlerine uygulanabilir nitelikte olmasıdır. Toplum, profesyonel bilginin problem çözebildi ğ ine ve profesyonellerin kendi alanlarında karar verme gücüne sahip oldu ğ una inanır. Kısaca profesyonel kişiyi bilginin yaratılması, uygulanması ve organizasyonunda sorumlu tutar.( Yıldırım, 2001) Disipliner anlamda iyi çizilen sınırlar mesleki anlamda da sınırların daha somutlaşmasına neden olacak dolayısı ile mesle ğ i kimin icra edip edemeyece ğ i, meslek mensuplarının etkinliklerini etkileyen yapıların neler olabilece ğ i, bunları kontrol altına alabilecek otoritenin nasıl olması ve nasıl biçimlenebilece ğ i, bu özel alandaki bilgi yönetimi ile ilgi her türlü sorun, büyük oranda tanımlarla kontrol altına alınmış olacaktır. ( Ertekin, 2005, s. 95)

31 Toplum ve Di ğ er Meslek Grupları Tarafından Kabul Görme Meslekler toplumlardan ayrı düşünülemez. Tüm toplumlarda meslek ve toplum arasında karşılıklı bir ilişki vardır. Toplumlar kendileri için hayati önem taşıyan işlevleri üstlenen mesleklerin önemini kabul eder ve işlevlerini yönetmesinde mesle ğ in ba ğ ımsız olmasına izin verirler. (Karada ğ, 2002) Meslek sahibi olmak sosyolojik açıdan çeşitli sonuçlar do ğ urur. Toplumda tanınan bir meslek sahibi olmak, üyelerine ekonomik, sosyal, politik ve yasal ayrıcalıklar sa ğ layaca ğ ı gibi, birçok prestiji de beraberinde getirir. İ nsanın toplum içinde oynadı ğ ı rolün prestiji, zayıflı ğ ı, güçlülü ğ ü, onun toplum içerisindeki sosyal statüsünü de güçlü veya zayıf kılar. İ nsanların toplumda saygınlık sa ğ layacak rollere sahip olabilmesi için bireylerin belirli bir gelire sahip olması önemlidir. (Sevim ve Dayı, 2009)

32 Profesyonel statüye ulaşma tüm disiplinlerde önemli bir başarı olarak kabul edilmektedir. Çünkü profesyoneller, hem toplum hem de di ğ er disiplinler tarafından saygı duyulan kişilerdir. (Karada ğ A, Hisar F ve Özhan-Elbaş N. 2004) Her mesle ğ in toplumdaki itibarı büyük ölçüde farklı oldu ğ u için meslek insanın sosyal statüsünü büyük ölçüde tayin eder. Meslek, insanın sadece kişisel yaşamı üzerinde de ğ il, çevresi ile olan ilişkilerinde de önemli rol oynar. İ nsanın toplum içindeki statüsünde icra etti ğ i mesle ğ in rolü göz ardı edilemez. Günümüzde endüstrileşmiş toplumlarda, iş bölümüne de ba ğ lı olarak önemli mesleki rollerin yüksek statüler kazandıkları ve katmanlaşma sisteminin belirlenmesinde ana ölçüt olarak kullanıldıkları görülmektedir. Mensuplarının bir geçim vasıtası olarak kullandıkları meslekleri toplum hemen hemen görüş birli ğ i ile derecelemektedir. Bu derecelemenin dayandı ğ ı esasları tayin etmek çok güçtür. Şüphesiz ki, kazanılan para derecelemede ölçü olamaz. İ nsanlı ğ a edilen hizmet de mesle ğ in itibar ölçüsü sayılamaz. Şayet meslekleri derecelendirmede tarifi mümkün bir ölçü varsa bu, yapılan işin özel mahiyeti ile bu işte aranan vasıflardır. (Sevim ve Dayı, 2009)

33 Mesleki Örgütlenme Örgüt, belirlenmiş amaçları gerçekleştirmek için iki ya da daha fazla insanın bir araya gelmesi, yapılacak işlerin tanımlanıp, bu tanımlamalara uygun birimlerin oluşturulması, işle ilgili olarak bir araya gelenler arasında etkili bir iletişim sisteminin kurulması, iş görme biçimlerine ilişkin ilkelerin belirlenmesi sonucu oluşan yapılara verilen addır. (Bayrak, 1998, s. 94) Örgüt, insanın işbirli ğ i gereksiniminden do ğ ar. İ nsan tek başına başaramayaca ğ ı işleri başarmak için birden fazla insanın güç ve eylemlerinden yararlanmaya, onları kendi gücüne katmaya çalışır. (Bayrak, 1998, s. 93) Örgütlenme, kelime anlamı ile; ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturdu ğ u birliktelik, teşekkül oluşturma anlamına gelmektedir. (Ataman, 2006)

34 Örgütlenme etkinliklerinin insanlık tarihiyle birlikte başladı ğ ı söylenebilir. İ şlerin başarıyla gerçekleştirimi ancak ilgili kişilerin yan yana gelmesi ve getirilmesi ile olanaklıdır. İ nsanların belirli amaçlara sahip, eylemlerinin bilincinde olmaları ve bunların başkalarının katkısını gerektirdi ğ ini bilmiş olmaları örgütlü yaşamı kaçınılmaz kılmaktadır. Örgütlenmemiş insanlar sadece birer yı ğ ındırlar. (Bayrak, 1998, s. 96) Meslek örgütleri toplumumuzda demokratikleşme sürecinde önemli bir rol oynamaya başlamıştır. Özellikle bu durum son bir iki yıl içinde belirginleşmeye başlamıştır. (Apak, b.t.) Meslek örgütleri, mesle ğ in anlaşılması, meslektaşların tanınması, takdir edilmesi, gelecekte de ifade bulması ve saygı görmesi için çalışmalar yapmalıdır. Bu amaçla, vizyon, misyon ve stratejileri ile mesle ğ in gelece ğ ini tasarlamalı böylece Meslekte mükemmelli ğ in merkezi olmalıdırlar. Bu beklentilerin karşılanması meslek örgütünün işlevselli ğ ini gösterir. (Uzun, b.t.) Meslek örgütleri hukuki bir çerçevesi ve ekonomik yapısı olan kar amaçsız örgütler olup yarattı ğ ı katma de ğ eri tekrar mesle ğ in ve meslektaşların gelişimine harcayan bu anlamda sosyal fayda yaratan kurumlardır. Meslek örgütünün kurumsal sürdürülebilirli ğ inin güvencesi olan şeffaf ve hesap verilebilir kurumsal yapı, hukukun ve mesle ğ in gereklerinin yerine getirilmesine azami dikkat ve özen gösteren, kuraldışı eylemlere bilerek ve isteyerek taraf olmayan bir yönetim anlayışı bulunmalıdır. (Uzun, b.t.)

35 Yine Barber’e göre (1996), profesyonel mesle ğ in dört temel özelli ğ i vardır. Bu özellikler şu şekilde sıralanabilir;( Barber, 1996, s. 46) 1) Yüksek derecede genel ve sistematik bir bilgi, 2) Birey çıkarlarından çok toplumsal çıkarlara yönelme, 3) Uzmanların kendilerinin gönüllü olarak kurdukları ve işlettikleri dernekler aracılı ğ ıyla oluşturdukları etik kanunlar sayesinde, kendi kendine davranışları kontrol etme e ğ ilimi, 4) Bireysel çıkar anlamına gelmeyecek fakat işteki başarıları sembolize edecek bir ödül sisteminin varlı ğ ı.

36 Meslekleşme Modelleri Geleneksel toplumların ürünü olan isler ve zanaatlar, sanayi toplumlarında, belirli koşullar altında meslekleşmektedirler. Birçok sosyolog, bu koşulları tasarladıkları meslekleşme modelleri ile açıklamaktadır. Gordon (1950, s.73) geliştirdi ğ i meslekleşme modelinde, bir isin meslek niteli ğ i kazanabilmesi için gerekli unsurları su şekilde açıklamıştır: · Meslek, kişinin baslıca ve düzenli olarak yürüttü ğ ü faaliyet alanı olmalıdır. Zaman zaman yapılan, süreklili ğ i olmayan isler meslek sayılmamaktadır. · Meslek, bir geçim sekli olmalı, bir ücret karşılı ğ ı yapılarak ekonomik bir de ğ er taşımalıdır. Meslek; asli ve sürekli bir faaliyet alanı olmalıdır. · Sistematik bir bilgiye dayanmalı ve meslek tanımı olmalıdır. · Mesle ğ in e ğ itiminin olması, uygulanabilir olması ve kişisel beceriye dayanması gerekmektedir. · Kişisel amaçların ötesinde, mesleki amaçlar taşıyan meslek davranış standartları olması gerekmektedir. · Bir mesle ğ e ait mesleki ilke ve kuralları, etik de ğ erleri ve disiplini bulunmalıdır. Gordon’un (1950) mesleklesme modeli, mesle ğ in devamlılı ğ ını ve uzmanlı ğ ını, ekonomik karsılı ğ ını, formel e ğ itimini, toplumsal faydasını ve etik yönünü vurgulaması açısından önemlidir. Di ğ er yandan Caplow (1954)’a göre bir isin meslek niteli ğ i kazanabilmesi için gerekli unsurlar sunlardır: · Tam zamanlı bir isin ortaya çıkması · is ile ilgili e ğ itim kurumlarının kurulması · meslek derne ğ i kurulması Caplow (1954) geliştirdi ğ i meslekleşme modelinde, mesle ğ in devamlılı ğ ını ve uzmanlı ğ ını, etik konusunu, formel e ğ itimi ve dernekleşmeyi öne çıkartmaktadır. Bu anlamda Caplow modern anlamda mesleki dernekleşmenin, meslekleşme sürecinde önemini vurgulayan ilk sosyologlardandır

37 Milerson (1964) da, Gordon’a (1950) ve Caplow’a (1954) benzer bir modellemeyle mesleklesmeyi olusturan altı unsurdan bahsetmektedir (akt: Grieve, 2005, s.8): · Yasal düzenlemelerle is çerçevesinin çizilmesi · Etik kodlarının geliştirilmesi · Bir meslek teorik bilgiye dayanan yetenek gerektirir. · Yetenek pratik ve teorik e ğ itimi gerektirir. · Uygulayıcı hem pratik hem de teorik e ğ itimde yeterlilik göstermelidir. · Etik kodlarına dayanan dürüstlük esastır. · Meslek kamu yararına hizmet eder. Meslek örgütlüdür.

38 Bu modelde Milerson (1964), Caplow’dan (1954) farklı olarak mesleki dernekleşmeden çok uygulayıcının yeterlili ğ ini ön plana çıkararak, uzmanlı ğ ın önemini vurgulamıştır. Modelde etik, kamusal fayda ve mesleki örgütlenme meslekleşmenin di ğ er aşamaları olarak ifade edilmiştir. Meslekleşme modellerinden bir di ğ erini Wilensky (1964) su şekilde tanımlar: · Tam zamanlı bir mesle ğ in yaratılması: Mesle ğ e olan ihtiyaç ortaya yeni çıkmış olabilir ya da meslek geçmişten beri var olan bir ihtiyacı karşılıyor olabilir. Yaratılan meslek sosyal ihtiyaçlar sonucunda ortaya çıkmalıdır. · Mesleki okulların kurulması: Böylece mesleki bilginin varlı ğ ı somutlanırken aynı zamanda mesleki bilginin kurumsal düzeyde gelişimi sa ğ lanır. Meslekleşme düzeyinin bir sonraki aşamasında meslekle ilgili üniversiteler kurulur. · Mesleki derneklerin oluşması: Bu tür dernekler mesleki görevlerin do ğ asını tam anlamıyla, daha açık bir şekilde tanımlama girişiminin sonucu olarak oluşur. · Etik kodlarının oluşturulması: Mesleki iliksilerin tümünü kapsayan etik kodlarını içerir. Mesleki dernekler ya da kanunlar tarafından düzenlenir. Wilensky (1964) geliştirdi ğ i meslekleşme modelinde, mesle ğ i toplumsal ihtiyacın ortaya çıkardı ğ ını belirtmektedir. Dolayısıyla meslek toplumsal faydasını, cevap verdi ğ i toplumsal ihtiyaç üzerinden gerçekleştirmektedir. Formel e ğ itim, dernekleşme ve etik Wilensky’in modelinin di ğ er bileşenleridir.

39 Nelson (1994)’a göre ise bir isin meslek niteli ğ i kazanabilmesi için gerekli unsurlar sunlardır: · Mesleki de ğ erler · Meslek örgütlerine üyelik · Mesleki normlar · Akademik birikim · Teknik becerilerin geliştirilmesi Nelson (1994), kendisinden önceki sosyologların geliştirdi ğ i modellerde oldu ğ u gibi, meslekleşme sürecinde formel bilginin, uzmanlı ğ ın, dernekleşmenin ve eti ğ in önemini vurgulamıştır. Meslekleşme modellerini bir bütün olarak inceledi ğ imizde mesle ğ in baslıca beş niteli ğ i öne çıkmaktadır: Toplumsal fayda, is üzerinde uzmanlaşma, formel mesleki e ğ itim, mesleki etik normları ve mesleki dernekleşme. Dolayısıyla bir isin meslekleşmesi için bu beş unsura sahip olmalıdır. Bu nedenle bir isin meslekleşme sürecini anlamak için, bu beş unsurun açıklanması gerekmektedir.

40 Mesle ğ in Topluma Olan Katkısı: Toplumsal Fayda Tarih boyunca bilinen bütün toplumlarda, ihtiyaçların karşılanması açısında “is” kavramı büyük önem taşımaktadır. ilkel toplumların dahi barınma, beslenme, toplama, avlanma gibi ihtiyaçları bulunmakta ve bu ihtiyaçların giderilmesi gerekmektedir. Sanayi toplumlarında ise ihtiyaçlar sayılamayacak derecede artmıştır. is, bu ihtiyaçları karşılamak adına, üretim de ğ eri yaratan, nitelikleri belli olan çalışmaları ifade eder (Hançerlio ğ lu, 1993, s.147). Engels (2002), “Do ğ anın Diyalekti ğ i” adlı yapıtında is için söyle der: “Ekonomi politikçiler is bütün zenginliklerin kayna ğ ıdır derler. Fakat is, bundan öte sonsuz bir şeydir. insanın tüm varlı ğ ı için ilk temel Sart odur ve bu ölçüdedir ki bir anlamda insanı is yaratmıştır.” Toplum temelde, ihtiyaçların karşılanması için gerçeklesen üretim iliskileri etrafında oluşmaktadır. Bu iliksi toplumun ekonomik altyapısını oluşturur ( Hançerlio ğ lu, 1993, s.331; Marshall, 1999, s.732). Dolayısıyla “is” kavramı, toplumun temel unsurudur. Đs kavramının oldu ğ u ortamda ise, daha önce ayrıntısıyla ele alınan “is bölümü” olgusu karsımıza çıkmaktadır. ilkel toplumlarda, avcılık ve toplayıcılık döneminde, erkeklerin avcı kadınların ise toplayıcı olarak is görmeleri ilk is bölümünü yaratmıştır (Senel, 1985). Bu basit bir işbölümüdür ancak, mekanik dayanışmanın ürünü olarak, o anki toplum ihtiyaçlarını karşılamaya yeterlidir. Toplum geliştikçe is bölümü artarak devam etmiştir. Bunun temel nedeni, is bölümünün verimlili ğ i arttırarak ekonomik hayatı daha verimli hale getirmesidir (Durkheim, 2006b, s.279). Çünkü verimlilik, sanayi toplumları için önem taşımaktadır. Daha gelişmiş is bölümleri daha fazla verimlik sa ğ lamaktadır. 11

41 is bölümünün is hayatına katkısını Smith (1997, s.19-20) toplu i ğ ne yapımı ile açıklar: Bir isçi tam performans ile bir günde bir i ğ ne yapabilmektedir. Ancak toplu i ğ ne yapımı, her biri ba ğ ımsız bir is kolu olan alt parçalara ayrılarak yapıldı ğ ında (bir isçi teli girer, bir başkası düzeltir, üçüncüsü keser, dördüncüsü ucunu sivriltir, besincisi toplu ucun takılabilmesi için tepesini ezer, altıncısı toplu ucu takar, yedincisi i ğ neleri beyazlatır, sekizincisi paketler) sekiz isçi bir günde adet toplu i ğ ne üretebilmektedir. Đs bölümü sonucunda aynı sayıda insanın üretimde sa ğ ladı ğ ı büyük artısın üç nedeni bulunmaktadır (Smith, 1997, s.21): 1. isçinin is üzerindeki uzmanlı ğ ının artması, yapaca ğ ı is miktarını artırmaktadır. is basit bir isleme indirgendi ğ inde ve bu islem isçinin tek u ğ rası oldu ğ unda, isçinin is üstündeki becerileri gelişmektedir. 2. Bir isten di ğ erine geçerken zaman kaybedilmektedir. Bir isten farklı bir yerde ve farklı aletlerle gerçeklestirilen bir di ğ er ise hızlı geçis genellikle mümkün de ğ ildir. Đs bölümü ve uzmanlaşma kaybedilen zamandan tasarruf sa ğ lamaktadır. 3. Uygun makinelerin kullanılmasıyla isler kolaylaşmakta ve kısalaşmaktadır. Ayrıca is bölümü sonucunda kisi dikkatini tek bir amaca yöneltmektedir. Böylece kisi, isi yapmak için (e ğ er is sartları uygun ise) kolay ve kestirme yöntemler geliştirmektedir. Makinelerdeki yeniliklerin önemli bir bölümü onu kullananlar tarafından geliştirilmiştir. Günümüz sanayi toplumlarında ihtiyaçlar o derece artmıştır ki, mekanik dayanışımsa biçimi is bölümü bu ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalmıştır. Yeni koşullar altında organik dayanışma ile “is” kavramı evrimleşmiş, “meslek” kavramı ortaya çıkmıştır. Toplumsal yo ğ unlu ğ u yaratan dinamiklerin neticesinde çok çeşitli ihtiyaçların karşılanması, ancak mesleklerin ortaya çıkması ile mümkün hale gelmiştir. Böylece sanayi toplumları, meslekler toplumlarına dönüşmüştür (Barber, 1996, s.62). Tıpkı bir isin toplum ihtiyacı olan bir üretimi gerçekleştirmesi gibi, bir meslek de bir toplum ihtiyacını karşılamak üzere ortaya çıkmaktadır. Yani bir meslek toplumsal kabulünü, ancak toplumsal bir ihtiyaca cevap verdi ğ i ölçüde sa ğ lamaktadır. Di ğ er taraftan meslek, bireyi toplum ile bütünleştiren bir araçtır. Bireyin topluma eklemlenişi ve toplum ile bütünleşmesi, önemli ölçüde meslek üzerinden gerçekleşmektedir. Dolayısıyla bireyin kamusal alandaki görünürlü ğ ü en çok meslek aracılı ğ ı ile gerçeklesir (Hall, 1975, s. 67, akt: ilhan, 2008,

42 Organik Dayanışmanın Ürünü: Uzmanlaşma Uzmanlasma, bir is üzerinde ustalık ve beceriye ek olarak “yargı yetene ğ i” elde etmeyi kapsamaktadır. Uzmanlasma is bölümünün bir sonucudur. Dolayısıyla uzmanlasmanın nedenlerini ve gelisimini anlamak, geleneksel ve sanayi toplumlarında is bölümünü inceleyerek, içerdikleri farklılıkları tanımlayarak mümkün olacaktır. Durkheim (2006b), is bölümünün, daha öncede bahsedildi ğ i gibi, mekanik dayanışma ile birlikte başladı ğ ını belirtmektedir. Geleneksel toplumlarda en büyük is alanı olan tarımın de ğ isik dallarındaki isleri tümüyle ayrıştırmak olanaksızdır. Saban süren, tırmık, orak kullanan, tohum atan ve hasat toplayan ço ğ unlukla aynı kisidir (Smith, 1997, s.21). Bu nedenle geleneksel toplumlarda is bölümü zanaatçılıkta gelişmiştir. Zanaat ile ilgili beceriler ise usta- çırak iliksisinin sonucunda elde edilen bilgilerle ö ğ renilir. Usta-çırak iliskisi, ileride ayrıntılarıyla incelenecek olan, meslekleşmede “formel mesleki e ğ itim” niteli ğ inin temelini oluşturmaktadır. Geleneksel toplumlarda is bölümü mekaniktir. Mekanik is bölümünde de ğ irmenci, bu ğ daydan un üretir, fırıncı ise bu undan ekmek üretir. Demirci balta ucunu üretir, marangoz ise o balta ucuna sap üretir. Din adamı dini konularda uzmanlaşmış kişidir ve dini ritüelleri yönetir. Örneklerde oldu ğ u gibi mekanik is bölümü karmaşık de ğ ildir. Bir ustalık ve beceri gerektirir ancak, yargı yetene ğ ine gerek yoktur. Durkheim’e (2006b) göre bunun nedeni toplumun geleneksel yapısı içindeki yüz yüze ve mekanik ilişkilerdir. Hayat tarzı, adetler ve ritüeller ortaktır. Toplumda “ortak bilinç” hakimdir. Bu mekaniklik içerisinde herkes birbirine benzer. Toplumsal farklılıklar çok azdır. Tek tip toplumda nüfusun önemli bir bölümü olan çiftçiler Kendi yiyeceklerini, giyeceklerini veya ihtiyaç duydukları aletlerin büyük bir bölümünü kendileri üreterek ekonomik olarak kendi kendilerine yeterlidir. Karmasık is bölümünü gerektirecek koşullar oluşmamıştır.

43 Modern toplumlara gelindi ğ inde ise ekonomik sistem karmaşıktır. Karmaşıklı ğ ın temel nedeni, endüstriyel yapının durmaksızın gelişim içerisinde olmasıdır. Gelişim beraberinde yeni ihtiyaçların ortaya çıkmasını sa ğ lamaktadır. Uzmanlaşmanın nedenin anlaşılması ancak ortaya çıkan yeni ihtiyaçların anlaşılmasına ba ğ lıdır. Modern toplumlarda organik yapıya ba ğ lı olarak ortaya çıkan çok çeşitli ihtiyaçlar, çok çeşitli uzmanlıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. is bölümü ve uzmanlaşma Weber (1995)’e göre de ihtiyaçlar do ğ rultusunda ortaya çıkmıştır. Weber (1995, s ), toplumda bireylerin uzmanlaşmasıyla toplumsal ihtiyaçların karşılanmasının mümkün hale geldi ğ ini belirtir.

44 Meslek Dernekleri Mesleki dernekler, mesle ğ in tüm üyelerinin üstünde, mesle ğ in birli ğ ini koruyup geleneklerini, ortak alışkanlıklarını sürdüren ve gerekti ğ inde bunlara uyulmasını sa ğ layacak yaptırım gücüne sahip topluluklardır (Durkheim, 2006a, s.53). Mesleki derneklerin temel amacı, mesle ğ i geliştirmek, üyeleri arasında birlik ve beraberli ğ i sa ğ lamak, ortak de ğ erler etrafında toplamak, mesle ğ i, toplum karsısında, onurlu, saygın bir konuma getirmek ve sonuçta da herkes açısından yararlı bir meslek ortamı sa ğ lamaktır (Aydın, 2002, s.74). Mesleki örgütlenmenin kökeni oldukça eskilere dayanmaktadır. Genellikle zanaatlar ortaya çıkar çıkmaz, farklı toplumlarda, benzer şekilde, mekanik dayanışmaya uygun örgütlenmeler ortaya çıkmaktadır. Örgütlü ticari faaliyetlere sa ğ lanan ayrıcalıklar, ortaça ğ Avrupa’sında korporasyonların ortaya çıkmasını sa ğ lamıştır. Korporasyon, fiyatların ve buna ba ğ lı olarak karların düşmesine neden olacak serbest rekabeti önlemek için oluşturulan ve mesle ğ in bütün üyelerini bir araya getiren örgüttür. Yönetimden elde edilen ayrıcalıklar, rekabetten korkmadan, fiyatların yükselmesine olanak sa ğ lamaktadır. Korporasyonlar ayrıca, mesleki e ğ itimin temeli olan usta-çırak iliksilerinde, ustanın çıra ğ a, çıra ğ ın da ustaya karsı yükümlülükleri düzenleyen kanunlar üretmişlerdir. Böylelikle bir isin tüm unsurları üzerinde denetim sa ğ lanmaktadır (Smith, 1997, s ). Korporasyonlar dinsel kuruluşlardır ve üyeleri cemaat tarzı örgütlenmeydi. Kurbanlarla, şölenlerle ortaklasa kutlanan kendilerine özgü bayramları bulunmaktaydı. Üyelerin ortak hesapları bulunmakta, bu hesaplara para ve yiyecek da ğ ıtımları yapılmaktaydı. Sıkıntıda bulunanlar üyeler, bu hesaplardan desteklenmekteydi. Yeterince varlıklı olan bütün korporasyonların ortak hesapları bulunmaktaydı. Çıkar ortaklı ğ ı, kan ba ğ ının yerini tutmaktaydı. Đsçi korporasyonlarının bile kuruluş amacı, her şeyden önce birlikte yasamak, evin dışında yorgunluk ve sıkıntılarını giderecek bir takım e ğ lence yolları bulmak, aile ortamından daha genis, kent sınırlarından daha dar bir içtenlikli ortam bularak yasamı daha kolay ve daha hos geçirmekti (Durkheim, 2006a, s.31-33). Eski Türk medeniyetlerinde, Avrupa’daki korporasyona benzeyen zanaat örgütlenmeleri bulunmaktadır. Bu örgütlere ahilik denmektedir. Selçuklular tarafından kurulan, Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında yaygınlaşan ahilik teskilatı, kendisine özgü kurallarla isleyen zanaatkarlar birli ğ i ve e ğ itim kurumunu ifade etmektedir (Ça ğ atay, 1981, s.44). Ahilik, korporasyondan farklı olarak, etik de ğ erleri ön plana çıkarmaktadır. Ahilik teşkilatlarında mesleki eti ğ i, dini ahlak de ğ erlerini temel alarak oluşturmuştur. Ahilik ve korporasyon sistemi sanayi toplumunun ortaya çıkması ile birlikte yerini “lonca” teşkilatlarına bırakmıştır. Loncalar, is eti ğ i ve disiplini altında is erbabını korumak, gelenek ve görene ğ e sahip çıkmak, zorunlu olmadıkça is de ğ iştirilmesinin önüne geçmek, zayıfı korumak ve beraberce savunmak ilkelerini temel alan teşkilatlardır (Akgemci ve Özgener, 2002, s. 51). Lonca teşkilatları, ahilik ve korporasyon sistemlerinin görevlerini tümüyle üstlenmektedir ancak, dini ritüeller lonca teskilatlarında önemini yitirmektedir. Bunun yerine evrensel etik kuralları ön plana çıkmaktadır.

45 Modern anlamda meslek dernekleri, sanayi devrimi sonrasında 19.Yüzyıl’ın sonlarına do ğ ru yasal düzenlemelerin yapılmasıyla ortaya çıkmıslardır (Mahiro ğ ulları, 2000, s.1). Organik dayanısma toplumlarında, mesleki de ğ erlerin ve meslek eti ğ inin yerlesebilmesi için, meslek örgütlerinin da ğ ınık ve birlikten yoksun durumda bulundukları lonca teskilatları yerine, örgütlü, belirli bir toplumsal küme olması, di ğ er bir ifade ile kamusal kurum olmaları gerekmektedir (Durkheim, 2006a, s.27). Çünkü sanayi toplumlarında is çevresi, kasaba ölçüsünde olmaktan çıkıp ulusal ve uluslararası bir nitelik aldı ğ ına göre, mesleki örgütlenme düzeyinin de aynı ölçüde gelismesi zorunlu hale gelmistir. Sanayi toplumlarında meslek örgütleri geleneksel toplumlardaki sekliyle var olamamaktadırlar. Sanayi toplumlarında yasanan de ğ isim ve farklılasma, kültürün her alanında oldu ğ u gibi, is iliskilerini de derinden etkilerken, ne korporasyonların, ne ahilik teskilatlarının, ne de loncaların yeni ihtiyaçlara cevap verebilme yeterlikleri kalmıstır. Đs yapısındaki de ğ isiklikler, zanaatların yerini mesleklere bırakmasına, zanaat birlikleri olan korporasyonların, ahilik teskilatlarının ve loncaların yerini ise, meslek derneklerine bırakmasına yol açmıstır. Sanayi toplumlarında mesleki derneklesmenin en belirgin faydası, mesle ğ in enformel kosullarının yayılarak tüm formel kosulları tehdit eder hale gelmeden önce, sürecin durdurulmasıdır (Öke, 2008, s.111).

46 Formel kosulların olusturulmasında, etik kodlarının belirlenmesi ve uygunsuz davranısların yaptırımlarla dıslanması büyük önem tasımaktadır. Mesle ğ e iliskin etik kodlarını, meslek derneklerinin etik komiteleri olusturmaktadır. Loncalarda ve di ğ er geleneksel meslek örgütlenmelerinde böyle bir komite bulunmaz (Durkheim, 2006a). Daha öncede belirtildi ğ i gibi, geleneksel toplumlarda meslek eti ğ i, dini ahlak kuralları üzerine temellendi ğ i için, bu tarz bir komiteye gerek duyulmamaktadır. Meslek derneklerinin olusturdu ğ u bu komitelerin içinde, meslek uygulayıcıları, akademisyenler, siyasi otorite temsilcileri ve toplum bilimciler bulunmaktadır (bknz: Goldpaper, 1990). Etik komitelerindeki genis katılım, etik kodlarının, toplumsal faydayı garanti altına alacak sekilde olusturulmasında büyük önem tasımaktadır. Bir di ğ er formel kosul, formel mesleki e ğ itim ile ilgilidir. Modern toplum kosullarının, formel mesleki e ğ itimi zorunla hale getirmesi, mesleki e ğ itimin kurumsallasmasıyla sonuçlanmıstır. Mesleki e ğ itim kurumları, uygulayıcıların ihtiyaç duydu ğ u becerileri ve uzmanlı ğ ı kazanmasında, is dünyasının beklentilerini göz önüne almak durumdadır (Mndebele ve Dlamani, 2008). Ancak e ğ itim kurumları, is çevresinden gerekli bilgiyi hızlı alamadıkları için, e ğ itim programlarında hızlı de ğ isim gösterememektedirler (Albrecht ve Sack, 2000, s.1-3). Meslek dernekleri, tam bu noktada devreye girerek, is dünyasının beklentilerini analiz edip, ihtiyaç duyulan becerilerin ve uzmanlı ğ ın niteliklerini e ğ itim kurumlarına aktarmaktadır. E ğ itim kurumları, e ğ itim programlarını bu bilgiden faydalanarak düzenlerler –ki bu durum, ekonominin gelismesinde, istihdamın kolaylasmasında ve mesle ğ in topluma olan katkısını arttırmakta son derece önemlidir- (Adıgüzel, 2009, s.115). Meslek derneklerinin aksine, geleneksel meslek örgütlenmelerinin mesleki e ğ itime katkısı enformel biçimdedir. Usta-çırak e ğ itimi, loncalar gibi geleneksel örgütlenmelerin tekelindedir. Geleneksel meslek örgütleri e ğ itim kurumunun kendisidir (Marshall, 1999). Sanayi toplumlarında meslek derneklerinin kurulması ile, mesleki gelisim, uygulayıcılara yönelik performans standartlarının tanımlanması, mesleki etik kodlarının olusturulması, formel mesleki e ğ itime katkı ve meslek içi dayanısma sa ğ lanmaktadır. Böylece mesleki de ğ erler olusturulmus, korunmus ve mesle ğ in toplumsal faydası garanti altına alınmıs olmaktadır

47 Meslek Eti ğ i Etik yunanca gelenekler anlamındaki “Ethos” kelimesinden gelmektedir ve üç sekilde tanımlanmaktadır (The Oxford Popular Dictionary, 1995): · De ğ er yargıları bilimi, · Đnsan yasamında kabul görmüs kurallar bütünü, · Đnsanlara ait en genis anlamdaki sorumlulukların bilimi, sivil, politik ve uluslararası yasa bilimi. Mintz (1996, s.827) eti ğ i, iyi bir hayat yasamamızı sa ğ layan, deneyimlerle elde edilen karakter üstünlü ğ ü olarak tanımlarken, Durkheim (2006a, s.46) eti ğ i, yaptırımları olan hal ve davranıs kuralları olarak ifade etmektedir. Di ğ er taraftan Pieper (1999, s.16-17) eti ğ i, insan eylemlerini konu alan, bir eylemi ahlaki açıdan “iyi” yapan kavram olarak, Marshall (1999) ise, davranısların do ğ rulu ğ unu ve yanlıslı ğ ını arastıran disiplin, de ğ erler sistemi olarak açıklamaktadır. Tanımlamaların ortak noktası, eti ğ in, insanlar arasındaki iliskinin nasıl olması gerekti ğ ini ve ahlaki açıdan do ğ ru ile yanlısı arastıran felsefe bilimi olmasıdır. Antik ça ğ lardan bu yana filozoflar, “evrensel etik” konusunda çalısmalar yapmıs, etik kuralları olusturma girisiminde bulunmuslardır (Stinger, 1993, s.10). Bu tartısmalarda etik tanımlamaları bir kesime ait de ğ ildir, bireyselli ğ i asar, evrensel hukuku temel alır (Heller, 2006, s.55). Etik, insan davranıslarının uygunluk kosullarını bir araya getirirken, insan hayatını etkileyen uygulamaların her biri ile yakın iliski içine girer (Pieper, 1999, s ). Schunt’ da (akt: Heller, 2006, s.89) uygulamaların etkisini vurgulayarak, sadece zihinsel 20edimlerin geri alınabilece ğ inin, fiile dönüsen eylemlerin ise geri alınamayaca ğ ının altını çizmistir.

48 Uygulamalar zihinsel edimlerden farklı olarak, sonuçları itibariyle, çok daha büyük etkiler yaratmaktadırlar. Bu nedenle, geçti ğ imiz yüzyılda, meslekleşmede etik davranışları tesvik etmek ve etik kodlarını olusturmak, gerek akademide gerekse uygulamacılar üzerinde önemli bir çalımsa alanını oluşturmaktadır (Murphy, 1988; Harrison, 2004, s.3). Mesleki etik, belirli bir meslek grubunun, mesle ğ e iliksin olarak oluşturdu ğ u, korudu ğ u, meslek üyelerini belirli bir sekilde davranmaya zorlayan, kişisel e ğ ilimlerini sınırlayan, etik kodlarına uymayan üyeleri meslekten dıslayan, meslek içi rekabeti düzenleyen ve toplum yararı ideallerini korumayı amaçlayan mesleki ilkeler bütünüdür (Aydın, 2002, s.4). Evrensel etik ilkeleri üzerine temellenir ve is ilişkilerinin nasıl yürümesi gerekti ğ ini belirler (Brown ve Clow, 2008, s.55). Mesleki etik, mesle ğ in topluma olan faydasının denetçisi işlevindedir. Mesle ğ i, etik davranıslar üzerinde sekilendirerek, meslek üyelerinin topluma karsı sorumluluklarına ilişkin kuralları örgütler. Hegel (2001, s: ), toplumsal ilişkilerin örgütlenmesiyle ilişkili olan her seyi bireysel davranış ilkelerini saptayan eti ğ e dayandırarak, eti ğ in kurumsallaşmasında bireysel etik ilkelerini temel almaktadır. Durkheim’de (2006a, s.48) genel etik kurallarının, bireysel etik kurallarını temel aldı ğ ını vurgulamaktadır. Böylece mesleki etik kodları, bireysel eti ğ i temel alarak tanımlanabilir hale gelmekte, süregelen etik kabullerini kapsayabilmektedir. Ancak Durkheim (2006a), meslek eti ğ inin, bazı koşullarda, bireysel etik ilkelerinden ayrıldı ğ ını belirtmektedir. Yazar bu durumu su şekilde açıklar: “Bizim ö ğ retmen olarak sahip oldu ğ umuz görevler, tüccarlarınkinden farklıdır; sanayicinin görevleri askerlerinkinden, askerinkiler rahiplerinkinden farklıdır… Bu bakımdan farklı meslek sayısı kadar etik ilkeleri bulundu ğ unu ve genel ilke olarak her birey bir meslek icra etti ğ i için, bu farklı etiklerin birbirinden kesinlikle ayrı birey gruplarına uygulandıkları söylenebilir. Hatta bu farklılıklar zıtlık noktasına varabilir

49 Meslek; bilgiye dayanan, araştırma ve deney üstüne kurulan, ahlaki de ğ erleri kapsayan ve belli ücret karşılı ğ ında yapılan hizmettir (1993:126). Bu tanımdan yola çıkarak mesle ğ in sadece ekonomik bir süreç de ğ il aynı zamanda sosyal, kültürel ve teknik bir olgu oldu ğ u söylenebilir.

50 Durkheim (2006a) meslek eti ğ i konusunda gündeme gelen soruları ikiye ayırır: · Eti ğ in, di ğ er alanlarıyla karsılastırıldı ğ ında, meslek eti ğ inin genel niteli ğ i nedir? · Her türlü meslek eti ğ inin yerlestirilmesi ve normal isleyisinin sa ğ lanması için gereken genel kosullar nelerdir? Meslek eti ğ inin ayırt edici özelli ğ i, kamu bilincinin uygulamaları de ğ erlendirirken sergiledi ğ i kayıtsızlıktır. Eti ğ in di ğ er alanlarındaki ihlaller bu denli hosgörüyle karsılanmaz. Mesleki etik kodları, meslek üyelerinin yerine getirdi ğ i isleri düzenledi ğ i için, mesle ğ e üye olmayan bireyler bu islerin ne oldu ğ u, nasıl olması gerekti ğ i, bunlarla yükümlü bireylerin özel iliskilerin nasıl olması gerekti ğ i duygularına sahip olamaz. Bu nedenle, mesleki etik kusurlarına kamu bilinci ilgisiz kalır. Kusurlar ancak genel sonuçlara ve büyük etkilere yol açarsa kamuoyunu etkiler. Kamu bilinci mesleki eti ğ e ilgisiz kalıyorsa, tolum içerisinde, meslek eti ğ inin bünyesinde gelisece ğ i ve bu kodlara uyulmasını sa ğ layacak kurumların olması gereklidir. Etik kodlarını olusturan, kamunun kayıtsız kaldı ğ ı etik ihlallerini dikkate alan, yaptırım uygulayan kurum ise meslek dernekleridir (Durkheim, 2006a, s.51). Mesleki etik, bireysel eti ğ i temel alsa da, uygulama alanı olarak, sınırlı bir bölgede yer almaktadır. Do ğ al olarak, meslek grubunun eseridir ve bu grubun niteli ğ i, etik kodlarının niteli ğ ini belirlemede en büyük etken olmaktadır. Meslek grubu ne denli güçlü bir olusuma sahipse genel olarak kendisine özgü etik kodları artacak ve bu kodların bireyler üzerindeki yetkisi artacaktır. Meslek grubunun iç bütünlü ğ ü arttıkça, bireylerin temasları da artacaktır. Bu temaslar artıp sıklastıkça, daha çok düsünce ve duygu alısverisine girilecektir, çünkü paylasılanların sayısı artmıs olacaktır (Durkheim, 2006a, s.52). Bu durum tekrar, etik kodlarının olusturulmasında, meslek derneklerinin önemini göstermektedir.

51 Meslek bir kişinin hayatını kazanmak ve geçimi sa ğ lamak için sürekli olarak çalıştı ğ ı iş ya da fikir alanı anlamı ile beraber sosyal, kültürel ve teknik yapıyı barındıran bir kavramdır. Toplumsal bir ihtiyacın giderilmesi, toplum tarafından benimsenmiş bilimsel ilkeler üzerinde temellenme, meslek öncesi temel bilimlerde ve kültür konularında yeterli hazırlık, denenmiş ve geliştirilmiş tekni ğ e sahip olma, görevinin yerine getirilmesinde zaman ve davranış yönünden algılama, yargılama ve aklın kullanılması, toplum sorumluluklarının yerine getirilmesinde kabul edilmiş ahlaki de ğ erlere uyma, meslek ö ğ elerini oluşturur (Canpolat, 2012 :4230). Ayrıca meslek çift taraflı yararın oldu ğ u bir durumdur. Di ğ er bir anlatımla, meslek sahibinin o meslekten yarar sa ğ lamasının yanında toplum da o meslekten fayda sa ğ lamaktadır (Ertekin, 1988; Vural ve Coşkun 2011:70). Bu tanımda di ğ er tanımlardan farklı olarak bir işin meslek olarak nitelendirilebilmesi için kişi-toplum bazında karşılıklı olarak fayda sa ğ laması gerekti ğ i vurgulanmıştır. Myron Lebermann’a göre meslek; uzun süreli özel bir e ğ itim, mesle ğ e ve meslektaşa mesleki u ğ raşında serbesti vermek, bu profesyonel serbesti çerçevesinde mesle ğ e ba ğ lı her türlü yargı ve kararlarında kişisel sorumlulukları kabul etmek, ahlak kurallarını belirlemiş olmak (Dursun ve Şentürk, 1993:127) gibi kendine özgü kuralları olan sosyal bir hizmettir (Canpolat, 2012: 4230). Lebermann bu tanımla mesle ğ in kendi kendini kontrol edebilen bir olgu oldu ğ unun altını çizmiştir.

52 Ertekin (1988), Vural ve Coşkun (2011)’a göre bir işin meslek sayılabilmesi için dört özelli ğ in var olması gerekmektedir. entelektüel olma, hizmet etme, mesleki örgütlenme ve ahlaki sorumluluk Kalender ise meslek tanımının içine, e ğ itime dayalı olması, bir sanat yada hizmeti yürütebilecek kadar ustalık gerektirmesi, bir bilgi dalı ve ahlak standartlarına ba ğ lı kalınması gibi unsurların katılması gerekti ğ ini ifade etmiştir. Ayrıca Kalender, bir faaliyet alanın meslekleşmesi için, işin tanımlanması, görevlinin vazgeçilmez bir rol üstlenmesi, e ğ itim, işe alma ve ahlak standartlarının bulunması, meslek görevlilerinin örgütlenmesi gibi bazı ön şartların bulunması gerekti ğ ini savunarak (1999 Aktaran: Güllüo ğ lu, 2006, ss.1-2) görev tanımlarının ve standartlarının açık olması gereklili ğ i ve dernekleşmesi gerekti ğ ine vurgu yapmıştır. Işık ve Akda ğ (2011: 11) da bir uygulama alanının meslek olarak kabul edilebilmesi için e ğ itiminden, uygulama aşamasındaki etik yaklaşıma, meslek kültürünün oluşumundan, uygulayıcının sahip olması gereken temel özelliklere ve örgütlenme koşullarına kadar birçok ayrıntının temel mesleki esaslar çerçevesinde tanımlanmış olması gereklidir, ifadesi ile Kalender’in tanımını desteklemektedir

53 Şimşek herhangi bir u ğ raşın meslek sayılabilmesi için taşıması gereken bazı ön koşulları şöyle sıralamıştır (1995:10): - Belirli bir e ğ itimi tamamlamak ve konusunda sistemli bir bilgi sahibi olmak, - Uzmanlaşmış bir uygulama, - Mesle ğ e giriş ve mesle ğ in icrasında kesin standartların bulunması, - Ahlak kurallarına uyma, - Sosyal sorumluluk ve kendi kendini kontrol.

54 Ertekin, herhangi bir u ğ raşın meslek olarak nitelenebilmesi için üzerinde durulması gereken bir takım noktaları şöyle sıralamıştır (Ertekin, 1988: 2-3): - İ şin sosyal niteli ğ i nedir? - Meslek yapısının çözümlenmesi, geçirdi ğ i de ğ işim ve bunun nedenleri nelerdir? - Bu u ğ raşın kurumsal içeri ğ i ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken noktalar neler olabilir? - U ğ raşın toplum içindeki di ğ er işlerle ilişki biçimi, sosyal tabakalaşma, yaşam biçimi ve öteki etmenlerle olan ba ğ lantısı ne düzeydedir? - Toplumda belli bir meslek adamı olarak oynadı ğ ı rol nedir? - Yapılan görevin incelenmesiyle ortaya çıkarılan bir takım ölçütlere göre irdelenmesi, nasıl bir sonuç vermektedir? - Mesle ğ in bir geçim kayna ğ ı olarak durumu nedir? - Sosyal statüde de ğ işim meslekte, saygınlıkta, yetki, görev ve sorumluluklarda gelir ve refah düzeyinde ne gibi farklılıklar yaratmaktadır? - Bu de ğ işkenlerin birinde veya birkaçında meydana gelen yükselme ya da alçalma, genellikle öteki de ğ işkenlerde de bir farklılık meydana getirebilir mi?

55 Meslek, fertlerin geçimini sa ğ layan, genel sosyal statülerini belirleyen ve kendine Özgü kanunî ve ahlâkî kuralları olan göreli sürekli bir faaliyet tarzı olarak tanımlanabilir. Sosyal yapıda işbölümü içindeki yerine göre fonksiyonları belirlenen bu faaliyet tarzı yani meslek, fert ve toplum arasındaki önemli etkileşim ba ğ larından birini oluşturur. Fert ile ilgili her şey toplumu etkiledi ğ i gibi, toplum ile ilgili her şey de ferdi etkilemektedir. Zira insanın sosyal bir varlık olabilmesi toplum içinde yaşamasına ba ğ lıdır; toplumun varlı ğ ı da insanların birarada yaşaması sonucudur. Meslek olgusu sadece sosyolojide de ğ il di ğ er bilim dallarnca da ele alınıp incelenmektedir. Fert-meslek-toplum ba ğ lantısında sosyoloji meseleye toplum açısından yaklaşırken; psikoloji bu ba ğ lantının özelliklerini ve etkilerini, ferdi odak noktası yaparak incelemeye çalışır. Şüphesiz her iki bilim dalı da birbirlerinin bulgularına ihtiyaç duyar ve gerekti ğ inde faydalanır. Psikoloji ve sosyoloji dışnda-bu iki bilim dalının verilerine dayanarak- çeşitli inceleme alanlarının da konuya kendi pratik gayeleri açısından yaklaştıklarını görüyoruz. Yönetim bilimi, işletme, pazarlama, reklamcılık, turizm gibi alanları örnek olarak gösterebiliriz. Fert ve toplumun bir bütünün ayrılmaz parçaları oldu ğ unu temel ilke olarak benimsedi ğ imizde, her sosyal olguda oldu ğ u gibi, sosyolojik açıdan meslek olgusunu ele alırken de iki hareket noktası karşısımıza çıkıyor. Bunlardan birincisi, konuyu psikoloji ve sosyal psikolojiye indirgemeden ancak onlardan faydalanarak, fert açısından ele almaktır, ikincisi ise konuya sosyal yapı ve süreçlere a ğ ırlık vererek yani toplum açısından yaklaşmaktır.

56 Birey açısından önemi Bütün bu öncelikle görülebilinen etkilerden başka meslek faktörü bir başka şekilde de etkisini sürdürür- Ferdin ruhî ve fizikî yönden sa ğ lı ğ ım etkiler. Pek göze çarpmayan bir tarzda yavaş yavaş fikirleri, de ğ erleri, ölçüleri ve davranışları de ğ iştirir. Bir mesle ğ in ferde belirli özellikler kazandırması, ferdin mesleki grubun geçici bir üyesi de ğ il, hiç olmazsa ayırdedici özellikleri kazanabilece ğ i makûl bir süre boyunca mesle ğ in devamlı mensubu olmasına ba ğ lıdır. Ça ğ daş sosyologlar içinde zirvelerden biri olan Sorokin'e göre mesle ğ in ferdlere ayırdedici özellikler kazandırması iki aşamada meydana gelir. İ lk safhada, her meslek kendi üyelerini seçer. Bu durum ekseriya kaliteli eleman gerektiren meslekler için do ğ rudur. Güzel sesli olmayan kişiler, Metropoliten Operada şarkıcı olamayacakları gibi, zayıflar da a ğ ır siklet şampiyonu olamazlar. Zeka seviyesi düşük olanlar zihnî kaabiliyet gerektiren mesleklere giremezler. Dikkatsiz bir kişi veznedar olamaz. Pratik olarak her mesle ğ in belli Ölçüde bu seçimi yaptı ğ ını görüyoruz. Sonuçta, birbirlerinden büyük ölçüde farklı kabul edilen mesleklere sahiptirler. İ kinci safhada, devamlı meslekî faaliyet (yeni bir kişinin sürekli aynı meslekî faaliyette bulunması) üyelerinin vücut yapılarına, zihnine ve davranışlarına şekil verir. Meslekî faaliyetin bu de ğ iştirme etkisi «görev organı yaratır» ilkesinde yatmaktadır. Meslekî faaliyet uzun yıllar yapıldı ğ ında özellikleri ve taleplerine göre üyelerinin zihni, ahlâkî, sosyal, psikolojik ve anatomik özelliklerini şekillendirecektir. Uzun zaman fizik profesörü olan bir kişinin dünyaya bakışı, uzun zaman papaz olan kişininkinden farklıdır. Her ikisinin bu bakış açısı da uzun süre fabrika işçisi, eczacı, çiftçi, denizci, bankacı, kral ya da fahişe olan kişiden farklı olacaktır. El ve kafa işçisinin vücud organları, adale ve bakışları, karşılaşabilecekleri özel meslekî kazalar, intihar oranı, zihnî bozukluklar ve hayat süresi kadar duyum, algılama, hayal, dikkat, hassasiyete kadar bütün farklılıklar onların toplam zihni, ahlâkî özelliklerini ve sosyal hayatlarım etkileyecektir.

57 Sosyal Açısından Meslek Olgusu Sosyolojide mesle ğ in önemi sosyal tabakalaşma sistemi içinde ferdin sosyal statüsünü yani toplum nazarındaki itibarını belirleyen sosyal sınıf faktörlerinden biri olmasından kaynaklanmaktadır. Gelir seviyesi, yaşama tarzı ve sınıf şuuru gibi meslek faktörü de gerek statik analizde ferdin sosyal sınıf konumunu belirlemede, gerekse dinamik analizde ferdin tabakalaşma sistemi içindeki dikine yahut yatay hareketlili ğ ini göstermede büyük önem taşır. Fert- meslek-toplum ilişkisi bu yüzden sosyolojik anlamım, sosyal tabakalaşma sistemi içinde

58 Profesyonelleşme Ülkelere göre, profesyonelleşme algılayışı ve kavramın teorik çerçevesi açısından bariz farlılıklar bulunmaktadır. İ ki büyük ekolden bahsedilmektedir. Anglo-Amerikan ve Kıta Avrupası. Kıta Avrupası’ndan kastedilen Alman ve Fransız literatürüdür. Amerika ve İ ngiltere ise Anglo-Amerikan yaklaşımın şekillendi ğ i ülkelerdir. Alman ve Fransız literatürlerinde profesyonel meslekler ile ilgili teorik yaklaşımların az oluşuna karşın, İ ngiliz ve amerikan literatüründe bu teorilere daha fazla rastlanmasının nedenlerinden biri olarak, ülkelerin sosyal yapılarındaki kültürel farklıklar gösterilmektedir. İ ngiltere ve özellikle Amerika’ da yasal baskı grupları hatta, özel hükümetler olarak görülen profesyonel meslekler yasaları etkileyen ve şekillendiren bir geniş güce ve kendi alanlarında özerklik için devlet ile rekabet edebilme kapasitesine sahiptirler. Bürokratikleşme derecesinin ve devletin gücünün daha fazla oldu ğ u Fransa ve Almanya gibi kıta Avrupası ülkelerinde mesleki gruplar, gücü ele geçirme ve profesyonel meslek olma yolunda aynı imkânlara sahip olamamıştır (Gispen, 1990:126).

59 Profession kelimesinin etimolojik kökenine bakıldı ğ ında tarihi süreç içerisinde kavramada bazı evrimlerin oldu ğ u muhakkaktır: kelimenin en eski kullanışı bir niyeti bildirmek, açıkça söylemek ya da dışarı vurmak anlamında kullanılmış ve bu manadaki kullanım günümüzde artık çok yaygın olmaktan çıkmıştır. Belli bir unvana yönelik olarak yemin etme manasında kullanılmıştır. İ nancın bildirilmesini ifade etti ğ ini söylemek mümkündür. Hatta büyük ”profesör” ün dini inancı şüphe götürmez olan bir kişi oldu ğ u belirtilmektedir (Freidson: 1986: 21). Oxford sözlü ğ ü de kelimenin türemiş oldu ğ u, “profes” sözcü ğ ünün ilk anlamının dinsel bir kökten geldi ğ ini ve “dinsel bir düzen adına yemin etmeyi” dile getirdi ğ ini bildirmektedir yılından itibaren sözcük dinsel anlamını yitirmiş ve “yeteri kadar nitelikli oldu ğ unu ifade etme” anlamına gelmeye başlamıştır. “Profession” sözcü ğ ü yani günümüzdeki profesyonel meslek kavramı da “yeteri kadar nitelikli oldu ğ unu ortaya koyacak şekilde davranma ya da bu gerçe ğ i bilme” anlamında kullanılmıştır Aynı zamanda bilgin, hukukçu ve doktor olan papazların mesle ğ i profesyonel olarak kabul ediliyordu (Hughes, 1996:26).

60 Batı dillerindeki ‘profession’, vocation’ ya da ‘occupation kavramları Türkçe’de meslek ve u ğ raş kavramı ile karşılanmaktadır. Meslek kavramını u ğ raşı da içerecek şekilde de ğ erlendirmek gerekir. Çünkü meslek kavramı daha geniş bir kavramdır. U ğ raş sahip oldu ğ u kimi özellikleri koruyarak, bunun üzerine elde etti ğ i başka özellikler ile meslek olabilmektedir. Bu tür bir tanımlamaya göre, sırasıyla iş, u ğ raş ve meslek, profesyonelleşme sürecinde birer gelişme aşamasına gelmektedir (Karasu, 2001:39). Ortaya çıkan her yeni mesle ğ in kabulü kolay olmamaktadır. Yetki ve güç alanı konusunda zaman zaman di ğ er mesleklerle çatışmalar yaşanmıştır. Yeni gelişen her meslek profesyonel emperyalizm olarak tanımlanan kendi özel güç alanını genişletmeye çalışmaktadır (Soyşekerci, 2007:44). Yazar burada toplumsal kapalılı ğ ı (social closure) profesyonel emperyalizm olarak adlandırmaktadır. Özellikle kapalı ilişkilerin meslek sahasına uygulanmış hali olan mesleki kapalılık (occupational closure) sürecinde mesleki sahanın gaspı ve elde edilmesi kastedilmektedir. Sürecin böyle gerçekleşti ğ i konusunda bir konsensüs vardır ((Macdonald (1995), Freidson (1986), Goode (1960)): Macdonald’un “meslek, gelişmiş, karmaşık, özel tür bilgiye dayanan u ğ raş”, “meslek olma yolundaki u ğ raş”, “meslek, bilgiye dayanan u ğ raş” ya da Freidson’un “meslek başarılı olmuş u ğ raştır” cümleleri buna örnek gösterilebilir. Freidson’un tanımı meslek sosyolojisi açısından daha işlevseldir. Nitekim literatürde başarılı olmuş u ğ raşlara kurumsallaşmış ve yerleşmiş meslekler (established occupations) de denilmektedir.

61 Olumlu kullanımın dışında bir de olumsuz manada kullanımı vardır. Profession” sözcü ğ ünün, gerçekte yapılmayan bir şeyin sözde iddia edilmesi-samimiyetsizlik ya da yalancılık nosyonlarıyla ilişkilendi ğ i de görülmeye başlanmış ve böylelikle sözcü ğ ün olumsuz de ğ erlendirilmesine de şahit olunmuştur. Profesyonel meslek kavramının ilk kullanılmaya başlandı ğ ı zamanlardan beri belirsiz ve karmaşık bir içeri ğ e sahip oldu ğ u anlaşılmaktadır (Freidson, 1986:21-22). Cogan’a profesyonel mesle ğ i tanımlamak için üç boyutlu bir analizi önermiştir: profesyonel meslek tanımlarının üç düzeyde ele alınabilece ğ ini ileri sürmüştür. Tanımları tarihsel ya da sözlükbilimsel tanımlar, ikna edici tanımlar ve operasyonel tanımlar olmak üzere üç düzeyde incelenebilir. E ğ er profesyonel mesle ğ in güvenilir ve her zaman cazip olması isteniyorsa, o zaman güçlü ikna edici tanımlara ihtiyaç vardır. Üçüncü düzeydeki tanımlar uygulamacılar için birer rehber niteli ğ ini taşırlar. Profesyonel davranışın kendine özgü alanını sınırlaması ve profesyonel olan ve olmayan arasındaki sınırları kontrol altına alma e ğ iliminde olmasıdır. Cogan’ a göre, e ğ er uygulamacılar sözlükbilimsel ve tarihsel olarak genel bir çerçeve oluşturmaya çalışırlarsa, ikna edici tanımlarla ideal özendiriciler sa ğ larlarsa ve spesifik bir mesle ğ e özgü koşulları yansıtan davranışsal ve operasyonel tanımlar geliştirirlerse profesyonel mesle ğ i tanımlama problemi çözümlenebilir (Cogan, 1955: ’den aktaran Seçer, 2008:44-45).

62 Profesyonellik: Profesyonellik, bireyin sahip oldu ğ u bir nitelik olarak ele alındı ğ ında, bir uzmanlık ve yetkinli ğ in, görevlerin belirli bir kalite ve standart göz önünde bulundurularak yerine getirilmesinde ve sorun çözme aşamalarında kullanılması anlamına gelmektedir (Swenson, 2003:108’dan aktaran Seçer, 2008:150). Profesyonelli ğ in içeri ğ inde, kurumunun ideallerini içselleştirmek hatta bununda ötesinde profesyonel bir insan olmayı ve profesyonel bir iş yapmayı bir yaşam biçimi olarak kabul etmek düşüncesi de bulunmaktadır. Tutum düşünce ve inançlarda kendini açı ğ a vuran profesyonel ideallere ve kariyere ba ğ lılık profesyonellik olarak adlandırılabilmektedir. Profesyonellik üç ana tutum, de ğ er ve e ğ ilim grubundan meydana gelir. Birincisi, profesyonel bilgi ve hizmet ideallerine, ikincisi profesyonel ve sa ğ ladı ğ ı yaşam ve kariyer olanaklarına ve sonuncusu profesyonel işin karakterine işaret eder (Freidson, 1970:150-51). Profesyonel ile Profesyonel Olmayan Arasındaki Fark: Profesyonel ile profesyonel olmayan ayrımı nasıl yapılacaktır? Avukat ile marangoz, hekim ile oto tamircisi arasındaki farkın ne oldu ğ unu ortaya koymak çok önemlidir. Bir gruba profesyonel derken di ğ erine bu unvanı vermekten bizi alıkoyan ne olmaktadır? Hem sıradan hem de mesleki grupların kafasında belirleyici iki kriterin oldu ğ u ifade edilmektedir (Wilensky, 1964:140): Profesyonelin işi tekniktir, ancak uzun süreli belirli bir e ğ itimin tahsil edilmesiyle elde edilebilecek sistematik bir bilgiye ya da ö ğ retiye dayanır. Profesyonel, bir davranış koduna sıkı sıkıya ba ğ lıdır. Takip etti ğ i kurallar seti mevcuttur.

63 Profesyonel statüye ulaşmak için mesle ğ in nesnel ve öznel açılardan profesyonel oldu ğ u kabul edilmelidir. Öznel açıdan mesle ğ in üyeleri kendilerinin profesyonel oldu ğ unun bilincinde olmalıdır. Nesnel açıdan ise, profesyonel mesle ğ in sundu ğ u hizmetlerden yararlananlar ve genel olarak halk, mesle ğ i profesyonel olarak tanımaya ve kabul etmeye istekli olmalıdırlar. Millerson’a göre profesyonel meslek, öznel ve nesnel açılardan geçerlili ğ i tanınmış mesleki statüye sahip, iyi tanımlanmış bir çalışma ya da sorun alanı olan, ileri bir e ğ itim ve ö ğ retim sürecinden sonra belirli bir hizmet veren yüksek kalitede ve kol gücüne dayanmayan bir meslektir (Millerson, 1964:10’dan aktaran Seçer, 2008:49). Profesyonalizm (Professionalism); Profesyonel statü, yöntemler, özellikler veya standartlar kümesinden oluşan profesyonel ideoloji, profesyonalizm şeklinde de ğ erlendirilmektedir. Toplumsal yaşamı biçimlendiren bir düşünce sistemi veya dünya görüşü olarak adlandırılan profesyonalizm, meslekler açısından rasyonellik, adalet, tarafsızlık, toplumsal sorunlara bilimsel ve insancıl çözümler üretmek ve buna dayalı sorumlu insanların oluşturdu ğ u bir dünya görüşüdür. Girişimcinin ilkel kapitalist e ğ ilimleri olan bencil tutum ve davranışları özgeci bir biçimde yumuşatarak evcilleştirme ve dönüştürme faaliyeti de bu kavramın çatısı içinde de ğ erlendirilmektedir. Ritzer’a göre literatürde mesle ğ i tanımlayan üç sosyolojik yaklaşım vardır. Yapısalcı yaklaşım, tarihsel de ğ ildir ve mesleklerde olan ve di ğ er u ğ raşlarda olmayan de ğ işmez özellikler üzerinde durur. Süreç yaklaşımı, bir u ğ raşın mesle ğ e dönüştü ğ ü tarihsel aşamalar üzerinde odaklanır. Güç yaklaşımı ise daha modern bir yaklaşımdır ve di ğ er iki yaklaşımın antitezi olarak de ğ erlendirilir. Buna göre, mesle ğ in tek ve önemli özelli ğ i kendi görev alanında tekel olmasıdır. Bir meslek, meslekten olmayanları ve devleti ikna ederek tekel olur ve bu hakkını korur (Ritzer, 1975: 630). İ şte buna profesyonalizm denilmektedir. Çünkü siz, meslekten olmayanları ve toplumu ikna edersiniz.

64 Profesyonelli ğ in kazanılması için unsurlar Başka bir ifadeyle profesyonellik deyince, alanında e ğ itim almış uzman kişilerce yürütülen ve ilgili meslek örgütleriyle desteklenerek sunulan hizmet akla gelmektedir. Aynı zamanda bu hizmetin niteli ğ ini arttırmak ve daha güzele ulaşmak için çaba gösterme, devamlı ilerleme ile özgünlü ğ ünü ortaya koyma da profesyonelli ğ i göstermektedir. Profesyonelli ğ in kazanılabilmesi için bazı kriterlerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu kriterler şunlardır: Meslekle ilgili dernek veya mesleki kuruluşların var olması, Çalışma koşullarında ba ğ ımsız hareket etme serbestli ğ i, Uzun süreli, kapsamlı ve etkin bir e ğ itim, Sunulan hizmetin toplumsal çıkarlar gözetilerek yerine getirilmesi, Tercih edilen branşta çalışmak için gerekli nitelik ve yeterlili ğ e sahip olmak, O işle ilgili belirtilen kurallara uyma zorunlulu ğ u, Mesle ğ in bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma ve yeniliklere açık olunması vb.

65 Profesyonellik Ölçütleri Profesyonelli ğ in kazanılması, profesyonellik ölçütlerinin uygulanmasına ba ğ lıdır. Bu alanda yapılan pek çok araştırmada, bu ölçütlerin neler oldu ğ u tartışılagelmiştir. Bu araştırmacılardan Barber, profesyonelli ğ in davranışsal boyutunun dört temel niteli ğ ini şöyle belirtmiştir (Sözen 2004:118; Gökçora 2005:241; Kacaro ğ lu 2010:261): 1. Normal e ğ itimlerden farklı, belli ilke ve kurallara uygun olarak planlanan daha nitelikli e ğ itim, 2. Bireye ilişkin dolaylı olarak elde edilen faydayı de ğ il, topluma ilişkin faydayı amaç edinme, 3. Mesleklerin sosyalleşmesi sürecinde, uzmanların gönüllü olarak mesleki örgüt kurmaları ve bu örgütlerin ortaya koydukları etik ilkeler çerçevesinde kendi davranışlarını denetlemesi, 4.Çalışanların motivasyonunu arttırmaya yönelik ödüllendirmenin bulunmasıdır.

66 Bunun yanı sıra Steven Kerr, Mary Ann Von Glinow, Janet Schriesheim ile Roberg ve arkadaşları, literatüre profesyonelli ğ in kriterleri olarak geçen şu özellikleri aydetmişlerdir (Raelin 1999:26; Sözen 2004:120; Karahan 2006:124):  Meslekle ilgili dernek veya mesleki kuruluşların var olması,  Çalışma koşullarında ba ğ ımsız hareket etme serbestli ğ i,  Uzun süreli, kapsamlı ve etkin bir e ğ itim,  Sunulan hizmetin toplumsal çıkarlar gözetilerek yerine getirilmesi,  Tercih edilen branşta çalışmak için gerekli nitelik ve yeterlili ğ e sahip olmak,  İ şle ilgili belirtilen kurallara uyma zorunlulu ğ u,  Mesle ğ in bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma ve yeniliklere açık olmasıdır. Huntington, profesyonelli ğ in ulaşılmak için bir hedef oldu ğ unu; Barber ise, profesyonelli ğ in bir basamak ve aşama konusu oldu ğ unu ifade etmektedir (Sözen 2004:119). Özellikle yukarıdaki kriterler do ğ rultusunda, hedefe varmak için geçilen her bir basamak, mesleklerin profesyonelleşmesinde de etkin görev almaktadır.

67 Biçimsel Sertifika MESLEKUĞRAŞZENAAT Girişin denetimiBilgi ve beceri 'esoteric' nitelikte, dışarıdan ulaşılması güç, iyi korunuyor. Bilgi ve beceri 'esoteric' fakat dışarıdan kolayca ulaşılabiliyor Temel bilgi ve beceri uğraşın dışındakilerce tutuluyor Sendikalaşma oranıBüyük Ölçüde analiz gerektiren ve zihinsel Büyük ölçüde analiz gerektiren ve zihinsel, fakat kol gücüne yönelik etkinlikler de mevcut Büyük ölçüde kol gücüne dayalı Uzmanlaşmış lisans ya da lisans üstü eğitim Bazılarında üniversite mezunu olmak zorunlu, bazılarında uğraş birliklerinden alınan dereceler yeterli Biçimsel eğitim zorunluluğu yok Biçimsel SertifikaMeslek birliği zorunlu (lisans, belgelendirme) Bazıları birliğe sahip, zorunlu değil Sendikalar yaygın ama bütün işleri kapsamıyor Girişin denetimiBiçimsel eğitime göre ikincil konumda Temel eğitim biçimiNiteliği gereği zorunlu Biçimsel SertifikaZorunluBazılarında zorunluZorunluluk yok Girişin denetimiYüksek, sınırlı sayıda kabul var Düşük, kısmen sayı sınırlaması var. Düşük, sayı sınırlaması yok Sendikalaşma oranıDüşükOrtaYüksek

68 Profesyonelleşmeye ba ğ lı mesleklerin uygulamalarına temel oluşturan uzmanlık, özerklik, ba ğ lılık ve sorumluluk gibi de ğ erlerin oluşturdu ğ u bir ideolojisi vardır. Böylesi bir dünya görüşüne ise profesyonalizm denilmektedir. Profesyonalizm, mesle ğ e girenler için mesle ğ in karikatürünü çizmektedir. Hukukçular için sıkıcı, dar görüşlü, demagog; hekimler için, kurtarıcı; diplomatlar için kibirli; ekonomistler için maddeci, iç karartıcı; şehir ve bölge planlamacıları için toplumcu; yöneticiler için vizyoner; psikiyatrlar için kafa şişirici; akademisyenler için seçkinci nitelemeler yapılmaktadır (Karasu, 1998:43). Profesyonelleşmenin kriterleri: Uzmanlaşmış yüksek e ğ itim Ahlak kodları yada yürütme ilkeleri Lisans almayı sa ğ layan yeterlilik sınavları El eme ğ ine kıyasla daha yüksek sosyal bir prestij Hizmet pazarının tekelleşmesi Mesleki işlerin yürütülmesinde kayda de ğ er özerklik olarak sıralanır (Roman, 1995:835; Gillespie, 1981:372’den aktaran: Özkara ve Özcan, 2004:202).

69 Bazı meslekler di ğ er mesleklerden neden fazla kazanır sorusu sosyal bilimlerin incelemeye aldı ğ ı ve üzerinde mutabık kalmadı ğ ı bir sorudur. Endüstriyel toplumlarda eşitsizli ğ in üç temel sebebinin oldu ğ u düşünülmektedir. İ ş bölümünün pozisyonları arası farklı prosesler vardır bu pozisyonlarda bazıları daha de ğ erli bazıları daha de ğ ersiz konumlanmıştır. Bu pozisyonlar için insanlar farklı ödül ve prestij mekanizması geliştirmişlerdir. Toplumsal kapalılı ğ ı kapsayan iki tane temel kavram vardır: Tabakalaşma ve meslekler sosyolojisi… Kurumsallaşmış kapalılık araçları şunlardır: Lisanslama E ğ itimin belgelendirme zorunlulu ğ u Gönüllü sertifikasyon Kurumsal temsil Birlikleşme

70 İ ş bölümüne dayalı ekonomik üretim sonucunda ortaya çıkan gelir eşitsizli ğ i ve bunun mücadelesi sonucu ortaya çıkan tabakalaşmanın do ğ al sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Weber sosyal kapalılık kavramı ondan türetilmiş tabakalaşama teorileri ve buna ba ğ lı gelişen meslek sosyolojisi kavramı sosyal gruplar tarafından şekillendirilen teknik iş bölümü sosyal ve resmi bariyerlerle sınırlandırılan kaynaklara ve fırsatlara ulaşım mesleki kapalılı ğ ı ifade etmektedir. Beş kuramsal strateji dört mekanizmayı kullanmaktadır. Dört mekanizma şunlardır. Meslekte emek arzını sınırlandırılması Bir ürüne veya hizmete yönelik talebin canlandırılması veya ço ğ altılması Hizmet sa ğ layıcının tek inancının kurumsallaştırılması Kaliteli hizmeti simgeleyen işaret ve sembolleri müşterinin algısına sunmak

71 Profesyonel Etik: Birey, kendisinin üzerinde bir ‘ortak yararı’ ancak, özel bir ahlak disiplini ile algılayabilir. Böyle bir disiplin, ortak yarara zarar gelmemesi ve üyesi bulundu ğ u toplumun ya da toplulu ğ un düzenini sa ğ lamak için bireye ‘ yapması gereken şeyleri emreden kurallar toplamı’dır. Disiplinin işlevi, bireye kendisini aşan ve kendi dışında bulunan amaçları göstermektir. Profesyonel etik, meslek üyelerinin davranışını ya da uygulamalarını yönlendiren soyut kurallar bütünüdür. Do ğ ru eylem, aynı zamanda mesleki uygulamalarda henüz ulaşılamamış ‘ideal amaçlar’ da yönelmektedir. Birbirinden ne kadar ayrı meslek varsa o kadar meslek ahlakından söz edebiliriz (Carey, 1956’dan aktaran Karasu, 2001:109).

72 Profesyonel etik kuralların genel olarak geçerli olan beş temel özelli ğ i vardır (Abbott:1983: ): Bütün meslekler, birbirine benzeyen ya da benzer fonksiyonuna sahip olan etik kurallara sahiptir. Etik kurallara inanmak ve ona uygun davranmak meslek içi prestij ile ilişkilidir. Etik kuralların uygulanması suçun kamuoyu tarafından görülmesine imkân tanır. İ şin etik kurallar çerçevesinde yerine getirilmesine katkıda bulunur. Profesyonel etik kuralları hangi düzeydeki sorumluluklarla ilgili olursa olsun bireysel davranışı düzenler. Etik kurallar toplam profesyonel performans üzerinde durmaz. Etik kurallar çeşit ve içerik açısından zengindir. Genel olarak topluma ve müşteriye yönelik kurallar olabilece ğ i gibi bu kuralların ele alıp düzenledi ğ i kurallar da birbirinden farklıdır. Etik sorunlara kabaca akılcı olan ve olmayan iki yaklaşım gösterilmektedir: Akılcı olmayan yaklaşımlar: Boyun e ğ me, Öykünme, duyumsamak ya da istemek, sezgi ve alışkanlık pratikleri gösterilebilir. Akılıcı olan yaklaşımlar ise; deontoloji, sonuçsalcılık, ilkecilik ve erdem eti ğ idir. İ lkecilik kısmında dört ilkeye uygulayıcılar çok önem vermektedir: Özerkli ğ e saygı, zarar vermeme, yararlı olma ve adalet. Deontoloji ise ahlaki karar vermeyi sa ğ layacak iyi temellendirilmiş kurallar arayışıdır. Erdem eti ğ inde hekimler için önemli olan erdemler, sevecenlik, dürüstlük, saflık ve adanmışlıktır (DHB, 2005:28-31).

73 PROFESYONELL İ K Profesyonellik, görevlerin yerine getirilmesi için üstün entellektüel e ğ itim alma, bu e ğ itim sonucunda bilgi ve tecrübe kazanarak mükemmelli ğ i yakalama ve bireysel ilkeler do ğ rultusunda deneyimlerini eyleme dönüştürüp özgür etkinlikler yapmaya sahip olmaktır (Raelin 1999:25). Bu ba ğ lamda profesyonellik denildi ğ inde; alanında e ğ itim almış uzman kişilerce yürütülen ve ilgili meslek örgütleriyle desteklenerek sunulan hizmet akla gelmektedir. Aynı zamanda bu hizmetin niteli ğ ini arttırmak ve daha güzele ulaşmak için çaba gösterme, devamlı ilerleme ile özgünlü ğ ünü ortaya koyma da profesyonelli ğ i göstermektedir. (Karahan 2006:123). Bir başka ifadeyle; bir işi en düzgün ve özenli, bununla beraber en az hata ile yerine getirme de profesyonelli ğ in göstergesidir. Profesyonelli ğ in göstergelerinden bir di ğ eri de çalışılan işi en küçük detaylarına kadar anlama, uygulama ve bütün püf noktalarını bilerek beklentilerin üzerinde bir iş ortaya koymaktır. Profesyonellik, sadece belirli meslek gruplarını de ğ il tüm çalışanları içine alan ve toplumda görevi olan herkesin kabullenip sahip olması gereken görüş ve hareket türüdür (Gökçora 2005:239; Şahman ve Di ğ erleri 2008:3; Karamano ğ lu vd. 2009:12). Edgett’e göre profesyonellik yolunda atılacak ilk adım; bireyin kendisini profesyonel olarak düşünüp buna yönelik davranış sergilemesidir (Edgett 1996:135). Bu noktada ferdin profesyonelli ğ in ölçütlerini bilerek uygun davranışları hayata geçirmesi, profesyonelleşmede önemli rol oynamaktadır.

74 Profesyonellik Ölçütleri Profesyonelli ğ in kazanılması, profesyonellik ölçütlerinin uygulanmasına ba ğ lıdır. Bu alanda yapılan pek çok araştırmada, bu ölçütlerin neler oldu ğ u tartışılagelmiştir. Bu araştırmacılardan Barber, profesyonelli ğ in davranışsal boyutunun dört temel niteli ğ ini şöyle belirtmiştir (Sözen 2004:118; Gökçora 2005:241; Kacaro ğ lu 2010:261): 1. Normal e ğ itimlerden farklı, belli ilke ve kurallara uygun olarak planlanan daha nitelikli e ğ itim, 2. Bireye ilişkin dolaylı olarak elde edilen faydayı de ğ il, topluma ilişkin faydayı amaç edinme, 3. Mesleklerin sosyalleşmesi sürecinde, uzmanların gönüllü olarak mesleki örgüt kurmaları ve bu örgütlerin ortaya koydukları etik ilkeler çerçevesinde kendi davranışlarını denetlemesi, 4.Çalışanların motivasyonunu arttırmaya yönelik ödüllendirmenin bulunmasıdır.

75 Bunun yanı sıra Steven Kerr, Mary Ann Von Glinow, Janet Schriesheim ile Roberg ve arkadaşları, literatüre profesyonelli ğ in kriterleri olarak geçen şu özellikleri kaydetmişlerdir (Raelin 1999:26; Sözen 2004:120; Karahan 2006:124):  Meslekle ilgili dernek veya mesleki kuruluşların var olması,  Çalışma koşullarında ba ğ ımsız hareket etme serbestli ğ i,  Uzun süreli, kapsamlı ve etkin bir e ğ itim,  Sunulan hizmetin toplumsal çıkarlar gözetilerek yerine getirilmesi,  Tercih edilen branşta çalışmak için gerekli nitelik ve yeterlili ğ e sahip olmak,  İ şle ilgili belirtilen İ şle ilgili belirtilen kurallara uyma zorunlulu ğ u,  Mesle ğ in bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma ve yeniliklere açık olmasıdır. Huntington, profesyonelli ğ in ulaşılmak için bir hedef oldu ğ unu; Barber ise, profesyonelli ğ in bir basamak ve aşama konusu oldu ğ unu ifade etmektedir (Sözen 2004:119). Özellikle yukarıdaki kriterler do ğ rultusunda, hedefe varmak için geçilen her bir basamak, mesleklerin profesyonelleşmesinde de etkin görev almaktadır.

76 Mesleki Profesyonellik Meslek; uzun süreli bir e ğ itim süreci sonrasında elde edilen, ilke ve etik kuralları belli etkinliklerdir. Aynı zamanda bireyin hayatını devam ettirmek için ortaya koydu ğ u donanım, deneyim ve kabiliyetlerin tümünü kapsayan faaliyetler de meslek olarak adlandırılmaktadır (Karada ğ 2002:1; Akdo ğ an 2008:80; Sarıkaya ve Khorshıd 2009:394). Mesleki profesyonellik ise; bireysel profesyonelli ğ in örgütsel profesyonelli ğ e yerini bırakmasıdır. Ayrıca mesleki profesyonellik, mesleki standartların belirlenmesi ve hizmet kalitesinin yükseltilmesinde temel etkenler arasında yer almaktadır (Kacaro ğ lu Vicdan 2010:262; Beyda ğ ve Arslan 2008:77; Karamano ğ lu ve Di ğ erleri 2009:13). Mesle ğ in toplumda cazip hale gelerek prestij sahibi olması ile işgörenlerinin saygı görmesi ve iş doyumuna ulaşmasında mesleki profesyonellik önemli bir rol oynamaktadır (Sözen 2004:118). Bu ba ğ lamda mesleki profesyonelli ğ in kapsama alanını şu etkenler meydana getirmektedir (Budak 2009:72):  Hizmet sunumunun nasıl olması gerekti ğ inin tasarlanması,  Hangi bilgi ve donanımların gerekti ğ i,  Gelişebilecek problemlerin önceden saptanması,  İ zlenecek yol haritasının oluşturulması ve  Konjonktürel gelişmelere paralellik gösterecek stratejilerin izlenmesi Günümüzde yaşanan hızlı toplumsal de ğ işme ve teknolojik gelişmeler, mesleki profesyonelli ğ i zorunlu kılmaktadır. Bu noktada Edgell’a göre mesleklerin bir ço ğ u zaman içinde, işlevleri, organizasyon şekilleri, bulunması zorunlu bilgi ve yetenekleri, aldıkları ücret ve toplum nezdindeki de ğ erlerine ba ğ lı olarak, ya varlıklarını devam ettirebilmekte veya ortadan kalkmaktadır. Ancak kişisel ve sosyal bakımdan fonksiyonellikkazandıran mesleki profesyonellik ile meslekler devamlılı ğ ını sürdürebilmektedir ( İ lhan 2004: ).

77 Bununla beraber, insanlık var oldu ğ u sürece varlı ğ ını devam ettirecek olan birtakım meslek grupları bulunmaktadır. Bu meslek gruplarından birisi olan sa ğ lık sistemi, insanların kaliteli bir yaşam sürdürmesinde tartışılmaz bir yere sahip bulunmaktadır. Bu ba ğ lamda sa ğ lık kuruluşlarına sa ğ lık hizmeti almak için talepte bulunanlar, en kısa sürede sa ğ lıklarına kavuşmayı istemektedir. Bunun için de tanı ve tedavilerinin do ğ ru ve eksiksiz bir şekilde yapılmasını beklemektedirler. Ancak sa ğ lık hizmetlerindeki bilgi ve teknolojik de ğ işimlere paralel artış gösteren hasta sayısı ve beklentileri, geri dönüşü mümkün olmayan hatalara neden olabilmektedir. Genellikle hizmet sunumundan kaynaklanan bu hatalar ve hataların oluşturdu ğ u insan hayatınıolumsuz etkileyen sonuçlar, hasta güvenli ğ ini önemli hale getirmektedir. Bu çerçevede hastaları sa ğ lık hizmetlerinin zarar verici etkilerinden korumak ve sa ğ lık hizmeti sunan çalışanları hasta güvenli ğ i noktasında bilinçlendirmek için profesyonellik büyük önem arz etmektedir (Adıgüzel 2010:159). Özellikle sa ğ lık hizmeti sunucularından biri olan hemşirelik mesle ğ i üyelerinin çok de ğ işken çalışma şartlarının bulunması, yapıcı olmayan ve onaylanmayan davranışlarla karşılaşması ve yo ğ un stres altında görevlerini yerine getiriyor olmaları gibi olumsuz etmenler; hemşirelik mesle ğ inde profesyonelli ğ in ne kadar gerekli oldu ğ unu gözler önüne sermektedir (Karamano ğ lu ve Di ğ erleri 2009:13).


"Meslek. Çalışma işProfesyonelleşmemeslekU ğ raş." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları