Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İLET208 İletişim Kuramları II Eleştirel Yaklaşımlar 2015-16 İbrahim BEYAZOĞLU.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İLET208 İletişim Kuramları II Eleştirel Yaklaşımlar 2015-16 İbrahim BEYAZOĞLU."— Sunum transkripti:

1 İLET208 İletişim Kuramları II Eleştirel Yaklaşımlar İbrahim BEYAZOĞLU

2 Farklı Yaklaşımlar Çoğulcu Yaklaşım: Medya 4. kuvvettir. Medya siyasilerden ve baskı gruplarından arınmış özerk bir yapıdır. Medya toplumun aynasıdır. Liberal Çoğulcu Yaklaşım Medyanın özel sermayenin mülkiyetinde olmasının içeriği etkilemeyeceğini savunur. İçeriği patron değil, izleyici belirler.

3 Eleştirel Yaklaşımlar Marksist yaklaşımlar Neo-Marksist yaklaşımlar /Frankfurt Okulu Britanya/İngiliz Kültürel Çalışmalar Okulu Post Modern Yaklaşımlkar Feminist Yaklaşımlar

4 Marksist Yaklaşım ve Ekonomi-Politik Kuramlar Medya, belli bazı görüş ve düşüncelerin yaygınlaşmasını, bunun dışındakilerin de dışlanmasında rol oynar. Çünkü medya kuruluşlarının kontrolü ve sermayesi kapitalistlerin elindedir ve egemen sınıf, alt sınıfları yönlendirebilmek için medyayı kullanır. Medya kapitalist sistemi meşrulaştırır.

5 Ekonomi-Politik Kuramlar Neoliberal politikaların egemen olduğu yeni yapıda medya mülkiyeti belli başlı sayılı grupların ellerinde tekelleşmiştir. Ekonomi- Politiği alanı işte bu tür tekelleşme sorunu üzerine eğilmiştir.

6 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR -En genel anlamda ekonomi politik, insanların maddi varlıklarını sürdürebilmek için gereken araçların üretim ve değişimini inceleyen bilimdir. -Toplumdaki güç dengelerinin nasıl oluştuğu, ekonomik ve siyasal yapının iletişim alanını nasıl belirlediği ve etkilediği, ekonomi politiğin temel konusudur -Bütüncül bir yaklaşım olarak ekonomi politik, medyanın gelişmesi, büyümesi, emtialaşması, küreselleşme, iletişim politikalarının saptanması, devlet ve hükümet politikaları ile reklâm verenlerin rolünü bütünsel olarak ele almaya imkân sağlar. -Ekonomi politik, iletişim endüstrilerinde 1990’lı yıllardan itibaren dört temel yaklaşım olduğunu ortaya koymuştur: – Küreselleşme, – Deregülasyon, – Birleşme, – Sayısallaşma.

7 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR Medyanın ekonomi politiği yaklaşımı iki farklı yönelim BULUNUR Araçsalcı Yaklaşım, Yapısalcı Yaklaşım Araçsalcı (Instrümentalist) Yaklaşım -Medyayı kapitalist sınıfın bir aracı olarak görür. Bu yaklaşım, iletişim endüstrilerinde üretim sürecini ve kurumsal politikaları belirleyen şeyin mülkiyet yapısı olduğunu belirtir. Yapısalcı Yaklaşım -Medya sahiplerinin niyetlerinden ve eylemlerinden öte, kapitalist ekonomik sistemin altında yatan temel dinamiklere dikkati çeker. -Bu yaklaşıma göre, kapitalist ekonominin yapısı ve dinamikleri, medyanın örgütsel yapısını ve işleyişini belirler -Bu işleyiş biçiminde medya kapitalist sınıfın emrinde değil, onun yerine ve onun adına hareket eder.

8 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR HERBERT SCHİLLER: “Amerikan İmparatorluğu’nun Hegemonyası” -Herbert Schiller’in çalışmaları, kitle iletişim siyasalarının ve kitle iletişim endüstrilerinin ekonomi politiğinin en önemli analizleridir. -Daha çok iletişimin uluslararası boyutları üzerinde çalışan Schiller, iletişimin kapitalist Amerikan İmparatorluğu’nun (emperyalizminin) yayılması için nasıl hizmet ettiğini ortaya koymuştur. -Schiller’in tezine göre, ABD’nin televizyon alanında ihraç ettiği programlar, dünyayı kontrolü altına almak isteyen Amerikan askeri- endüstriyel kompleksinin çıkarına hizmet eder. -Herbert Schiller’e göre medya, kesinlikle ekonomik işlevlerinin yanında ideolojik bir araçtır ve toplumu manipüle ederek zihinleri yönlendirmekte ve topluma paketlenmiş bilinç sunmaktadır.

9 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR HERBERT SCHİLLER: “Amerikan İmparatorluğu’nun Hegemonyası ” -Medya, manipülasyon ve paketlenmiş bilinç içeriği oluşturabilmek için 5 temel mite başvurur. 1Bireycilik ve Kişisel Tercih Miti, 2Yansızlık Miti, 3Değişmeyen İnsan Tabiatı Miti, 4Sosyal Çatışmanın Mevcut Olmadığı Miti, 5Medya Plüralizmi Miti. Bireycilik ve Kişisel Tercih Miti -Schiller’e göre de kapitalist toplumlarda toplumsal olgular ve olaylar bireysel eylemlerin bir sonucu olarak görülür ve toplumsal eylemler bireyin seçim ve kararının sonucu olarak açıklanır. -Oysa bazı bireysel tercihler bile, örneğin bir kimsenin belli bir yiyeceği veya başka bir şeyi tercih etmesi medyada her an yapılan reklâmların o bireyin bilinçaltına etkisi sonucu oluşabilir.

10 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR HERBERT SCHİLLER: “Amerikan İmparatorluğu’nun Hegemonyası” Yansızlık Miti -Toplum, hükümetin, medyanın, eğitimin ve bilimin, toplumsal çıkar kavgalarının dışında olduğuna inandırılır. -Oysa bu toplumlarda medya, tamamen ticari bir yapı arz eder. -Mevcut ekonomik sisteme bağlı ve bağımlıdır. Aynı şekilde, insanların bilimin yansızlığına inanmaları istenir. Değişmeyen İnsan Tabiatı Miti -Zihin yönlendirenlere göre, ne insanın tabiatı, ne de dünya değişmez bir yapıdadır.

11 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR HERBERT SCHİLLER: “Amerikan İmparatorluğu’nun Hegemonyası” Sosyal Çatışmanın Mevcut Olmadığı Miti -Her türlü toplumsal mesaj üretim merkezleri, toplumda meydana gelen her türlü çatışmayı, gerek oluşumu, gerekse kökeni itibarıyla bireysel bir sorun olarak sunarlar. -Enformasyon yöneticileri için, çatışmaların toplumsal (sınıfsal) kökeni yoktur. Her türlü filmde olduğu gibi, sadece “iyi” ve “kötü” çocuklar vardır. Medya Plüralizmi Miti -Buna göre, toplumda enformasyon çeşitliliği vardır. Böyle bir ortamda kişisel tercihler ön plana geçmektedir. -Özetle; kapitalist toplumlar çoğulcu toplumlardır ve bu toplumda herkesin seçme özgürlüğü vardır. Oysa kapitalist toplumlarda her türlü ekonomik faaliyetlerde tekeller hâkimdir. Bunlar etkin oldukları her alanda enformasyon seçimine birtakım kısıtlamalar getirirler.

12 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR DALLAS SMYTHE: Reklâmlar “İzleyici Emtiasının Üretimi” -1970’lerde eleştirel medya çalışmalarının gelişmesiyle, çağdaş kapitalist toplumlarda kitle iletişiminin ve reklâmcılığın rolü sorgulanmaya başlanmıştır. -Reklâmcılık toplumsal bir iletişim biçimidir. Reklâmlar, siyasal ve toplumsal olarak kullanılırlar. -Reklamcılar anlamlar sistemi, kimlik ve prestij yaratırlar. Reklâmcılar, mallar hakkında topluma bilgi vererek toplumsal ilişkileri yönlendirirler. Onlar bireylere moda olanı gösterirler, popüler ve başarılı olmak için ne yapmaları gerektiğini söylerler. -Reklâmlar insanlara sadece malları satmazlar, mallarla birlikte bir kimlik de satarlar. -Reklâmlarla sadece maddi mallar değil, ideolojiler de satılır. Öncelikle sistemin kendi ideolojisi, “ideolojilerin sonu” ideolojisiyle nesnellik kılıfına sarılarak satılır.

13 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR DALLAS SMYTHE: Reklâmlar “İzleyici Emtiasının Üretimi” -Dallas Smythe’a göre, medya ve genel olarak kapitalist sistemin kendisi, bireyleri “izleyici emtiasına” dönüştüren bütünleşik bir süreç olarak görülür. -Bu görüşe göre, medya tarafından sadece tüketiciler üretilmez, izleyicinin kendisi emtiaya dönüştürülerek reklâmcılara satılır -Bu yaklaşımda tüketim, demokrasi ve özgürlük ile eşitlenir ve toplumsal beklentilerin, emtiaların tüketimi aracılığıyla gerçekleşeceği yönündeki kültürel etkiler ticari medya sistemine olan bağımlılığı artırmaktadır. -Smythe’e göre, medyanın ideolojik işlevinin ötesinde ekonomik bir işlevi vardır. Bu nedenle kitle iletişimi, ekonomi politik bir yaklaşımla ele alınmalıdır.

14 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR PETER GOLDİNG VE GRAHAM MURDOCK -Murdock ve Golding, 1970’li yıllarda ekonomi politik yaklaşımı medya ve kitle iletişim çalışmalarına uygulamışlardır. -Onlara göre medya ve kültür üreten kuruluşlar birer endüstri düzeyinde örgütlenmişlerdir ve ürettikleri ürünleri emtia formunda üretmekte ve satmaktadırlar. -Her iki düşünür de devletin düzenleyici etkinlikleri ile medya kuruluşları arasındaki ilişkinin incelenmesi gerektiğini vurgulamışlardır. -Murdock ve Golding (1997), yaklaşımlarında medyanın gücünü ekonomik süreçlere ve medyanın üretim yapısına yerleştirerek sunarlar. -Sahiplik ve medyanın ekonomik kontrolünü, medya mesajlarının kontrolünü belirleyen ana faktör olarak görürler. -Bu yaklaşım, izleyicilerin sınıfsal ve alt-kültürel özelliklerini medya mesajlarının alımlanması, yorumlanması ve davranışa dönüştürme sürecinde devreye girerek dolayımlayıcı etki yapan faktörler olarak dikkate alır.

15 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR NİCOLAS GARNHAM -Garnham’a göre, kitle iletişimi de dâhil olmak üzere, her türlü iletişim faaliyeti kapitalist üretim tarzı tarafından şartlandırılır. -Bu sistemin temel özelliği, sermayelerini maksimize etmeye çalışan kapitalistlerin rekabetine dayanır -Garnham’a göre, kitle iletişimi, ekonomi politik olarak analiz edilmesi gereken tarihsel ve toplumsal bir olgudur. -İletişim giderek kitle iletişim teknolojileriyle bütünleşmiş, emtialaşmış ve ideolojik olarak egemen yapıyı yeniden üretecek bir tarzda örgütlenmiştir. -Medya ve kültür endüstrilerindeki neo-liberal gelişmeler, kapitalizmin küresel olarak yayılmasına ekonomik ve ideolojik olarak hizmet etmiştir.

16 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR ARMAND MATTELART -Armand Mattelart ve arkadaşları (1984), kitle iletişiminin küresel boyutuyla daha çok ilgilenmişlerdir. -Mattelart, emperyalizm, kültür emperyalizmi, bağımlılık ve azgelişmişlik bağlamında Üçüncü Dünya ülkelerinin dünya sistemi içerisindeki konumlarını incelemiştir. -Mevcut küresel eşitsizlik sisteminin sürdürülmesinde medyanın ideolojik etkisine dikkat çekmiştir. -Mevcut dünya sistemini ekonomik emperyalizmin yanında “elektronik kolonyalizm”, “iletişim emperyalizmi” ve “ideolojik emperyalizm” kavramlarıyla tanımlamıştır.

17 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR -H. SCHİLER - D. SMYTHE -N.CHOMSKY - E.HERMAN - P. GOLDİNG -G. MURDOC N.GRANHAM A.MATELART EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR ARMAND MATTELART Walt Disney’in bütün dünyaya ihraç ettiği Donald Duck’ın ideolojik içerik analizini yapmıştır. Burada ekonominin önemsiz ve görünmez hale getirildiğini, insanların bütün faaliyetlerini boş zaman ve eğlenceye göre düzenlediklerini, özellikle Üçüncü Dünya ülkelerinde geçen hikâyelerde burada yaşayanların aptal ve geri insanlar olarak resmedildiklerini ve ayrıca bu insanların modern insanlar için birer tehlike arz ettiklerini ve maddi beklentilerin toplumun itici gücü olarak sunulduğunu göstermiştir.

18 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR -Yapısalcılık, 1950’li yıllarda Roand Barthes ve Lèvi-Strauss’un çalışmalarıyla popüler olmaya başlamıştır. -Bu yaklaşımda, görünen olay ve olguları anlamak için onların altındaki yapıya bakmak gerektiği düşüncesi egemendir. Toplumsal yapılar “örgütlü ilişkiler”dir. -Yapısalcılık, dilin ve kültürün yapısal sistemler olarak nasıl açıklanabileceği ile ilgilenir. -Her türlü dilsel süreci bir şifreleme olarak değerlendirir. Bu şifrelerin çözümü için de dilin yapısı açığa çıkarılmalıdır. -Medya alanında yapısalcı çalışmaların önemi, bu yaklaşımların, medya içeriklerini egemen ideolojinin topluma aktarıldığı ürünler olarak görmeleridir.

19 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR Kitle İletişimine Dilbilimci Yaklaşımın Öncü İsimleri FERDİNAND DE SAUSSURE -Dilbilim alanında yapısalcı yaklaşımların temelini İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure atmıştır -Saussure’e göre dil, kavramlar ve düşünceler ile bunları ifade etmeye yarayan seslerden oluşur. -Saussure’e göre dil, düşüncelerin aktarılmasını sağlayan bir göstergeler sistemidir. -Bu göstergeler de, “gösteren” ve “gösterilen”lerden oluşur. -Gösteren, işaret ya da seslerden oluşurken; gösterilen, düşünce ve kavramlardan oluşur. -Saussure, işaret ve sembollerin incelendiği bilime semiyoloji ya da göstergebilim adını verir. -Bu sembollerin doğasını ve yapısını araştıran bilim de dilbilimdir.

20 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR FERDİNAND DE SAUSSURE Göstergebilim (Semiology) -Göstergebilim, gerek sözlü, gerekse sözsüz gösterge sistemlerini ve bu sistemlerin, anlamın kurulmasında ve yeniden kurulmasındaki rollerini konu alan bilim dalıdır -Bu bilim dalı, iletişimi bir süreç olarak değil, anlamın oluşturulması olarak ele almaktadır. İlgilendiği temel, adından da anlaşılacağı üzere, göstergelerdir. -Göstergebilim, alıcının, yani okuyucunun iletişim etkinliğinde etkin bir rol oynadığını kabul eder. -Okur kendi deneyimlerini, tutumlarını ve duygularını metne taşıyarak metnin anlamlandırılması için doğrudan katkıda bulunur. -Genel olarak anlatmak gerekirse, kâğıt üzerindeki işaretleri ya da havadaki sesleri ileti haline getirenin ne olduğu üzerinde dururlar.

21 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR FERDİNAND DE SAUSSURE Gösterge Çeşitleri Görüntüsel Gösterge (İkon): -Görüntüsel gösterge, nesnesiyle benzerlik taşır. Doğal seslerin taklit edilmesi görüntüsel gösterge olarak nitelenir. Örnek olarak fotoğrafları verebiliriz. Ya da haritalar ve trafik işaretleri. Belirtisel Gösterge (İndex): -Belirtisel gösterge, nesnesi ile doğrusal bağlantısı olan göstergedir. İlk akla gelecek örnekler duman ve ateştir. Duman, ateşin belirtisel göstergesidir. Simgesel Gösterge (Sembol): -Simgelerin nesne ile bağlantısı uzlaşma, anlaşma ya da kural sonucu olmuştur. Saussure, simgeleri nedensiz ilişkiler olarak tanımlar. Simgeleri konu alan ilişkilerde gösteren ile gösterilen arasındaki ilişkiyi belirleyen şey, kullanıcılar arasındaki uzlaşımdır. -Örneğin terazi, adaletin; beyaz güvercin barışın simgesel göstergesidir.

22 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR ROLAND BARTHES -Çağdaş mitler üzerinde çalışan, yapısalcı düşünür olan Roland Barthes, kapitalist toplumlardaki çağdaş mitlerin analizini yapar -Barthes’a göre mit, bir dil biçimidir, dil ise sınıf temellidir. Barthes, Çağdaş Söylenler (Mythologies) (1990) adlı çalışmasında, yeme, giyinme, tatile gitme, reklam gibi gösterge sistemlerinin, "mit" olarak adlandırdığı başka bir anlamlandırma sistemi tarafından yönlendirildiğini öne sürer. -Roland Barthes, özellikle popüler kültürün ideolojik yönünü ön plana çıkarmaya çalışır. 1970’lerde özellikle medya içeriklerini oluşturan haber, reklâm ve her türlü popüler kültür incelemelerini etkilemiştir. -Barthes’a göre, mit sınıf temellidir. Mitlerin anlamları, toplumsal olarak egemen olanlar tarafından ve onlar için inşa edilmiştir. -Ancak alt sınıflarca –bu mitler kendi çıkarlarına karşıt olsalar da- kabul edilirler, çünkü doğallaştırılmışlardır

23 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMR DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR CLAUDE LÈVİ-STRAUSS -Levi-Strauss’un çalışmaları yapısalcı antropolojik yaklaşımın temellerini oluşturmuştur. -Lèvi-Strauss çalışmalarında arkaik toplumların hepsinde aynı evrensel düşünce biçiminin egemen olduğu görüşünü geliştirmiştir. -Lèvi-Strauss’a göre, toplumsal gerçeğin yapısı, doğrudan doğruya gözlenebilen somut bir yapı değildir; toplumsal gerçeğin yapısı, daha çok gizli (latente)’dir; keşfedilmeyi bekler. -Lèvi-Strauss, analizlerinde iktidar nosyonuna yer vermez. -Yaklaşımı işlevselcidir. -Toplumsal çatışmaları görmez. -Kültürü insan pratiğinden soyutlar. -Kültüre belirleyicilik atfederek idealist bir konuma düşer.

24 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR FRANKFURT OKULU VE ELEŞTİREL KURAM Marksizme ve mevcut sosyoloji kuramlarına geleneksel bilim felesefesi anlayışsına bir tepki olarak doğar. Bazılarının resmi üyeliği olmasa da Thedor Adorno, Herbert Marcuse, Max Horkheimer, Jurgen Habermas ve Walter Benjamin kurucuları ve temsilcilerindendir. Freud ve Weber gibi düşünürlerin düşünce ve kuramlaından faydalanarak Marxist toplum kuramını varoluşçuluk ve psikanalizle yeniden kurma çabasına girmişlerdir. Hegel’in diyalektiği ve Marxın idealistliğinden esinlenmişler, genel olarak Marxist bir çerçeve içinde kalmışlardır.

25 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR FRANKFURT OKULU VE ELEŞTİREL KURAM Marxın yaptığı eleştirilerden çok onun eleştiri yöntemini benimsemişlerdir. Marxın ekonomi politiğe yaptığı katkıyı önemsemekle birlikte bu katkının günümüz toplumlarını anlamada yetersiz kaldığını iddia etmişlerdir. Marxın eleştiri yöntemini temel alan bir “eleştirel kuram” geliştirmişlerdir. Okul üyeleri Marxın insanı dışarıda bırakan görüşünü eleştirir. Okulun düşünürleri objektif bilginin varoluşu açıkladığını kabul etmezler. Kendi yorumlarının daha gerçekçi ve varoluşa daha yakın olduğunu kabul ederler.

26 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR FRANKFURT OKULU VE ELEŞTİREL KURAM Hiçbir kavram gerçeğin tam kendisini açıklayamaz görüşündedirler. Bireyin özgür gelişimi nesnel aklın, yani toplumun aklının gelişimine bağlıdır. Frankfurt Okulu kendini materyalist olarak niteler. Üst yapıya odaklanırlar. Bu da kişilik, kültür ve akıl anlamındadır. Toplumsal kültürün ekonomiden kaynaklandığını söyleseler de ekonomi, siyaset ve ideolojinin toplumda birbirinden bağımsız olduğunu söylerler. Okula göre kişilik, toplumun sosyo-ekonomik alt yapısı ve psikolojik süreçlerin karışımı ile olur. Modern ekonomik sistemin insanın kişiliğini nasıl değiştirdiğini ortaya koymaya çalışırlar. Popüler kültürü, halkı yönetenlerin halkı bilinçlendirme aracı olarak tanımlarlar.

27 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR ELEŞTİREL KURAM -Frankfurt Okulu’nun eleştirel kuramının temelinde iki fikir yatmaktadır. -Mutlak, soyut, evrensel ve genel geçer bilgiden bahsedilemez. – İnsanların fikirleri içinde bulundukları toplum tarafından belirlenir. – Bu da bilginin sosyal temelli olduğu manasındadır. -Aydınlar objektif olmak yerine yaşadıkları topluma eleştirel bir gözle bakmalıdırlar. – Bu düşüncenin amacı da toplumsal değişimin dinamolarının aydınlar olması görüşünden kaynaklanarak gelişir.

28 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ -Büyük endüstriyel tekellerin kitle iletişim araçlarıyla şekillenen, tekelcilikle kendi sınıfsal çıkarları için yönlendirilen, doğal olmayan, ezilen sınıfların ve kitlelerin aleyhine olan antidemokratik bir kültür. -Düşünmeyi engelleyen, insani özellikleri bulunmayan, despotizme vurgu yapan ticari ve yapay bir kültür yaratma projesinin adı. -Kültür Endüstrisi kavramı ilk olarak Adorno ve Horkeimer’ın 1947 yılında yayınlanan Aydınlanmanın Diyalektiği adlı kitabında dile getirilir. Kitle kültürü, kültür sanayi ya da kültürel endüstriler olarak da ifade edilir.

29 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ - Kültür Endüstrisi Eleştirisine Zemin Hazırlayan Faktörler Tekelci kapitalizm ve faşizmin her alanda yarattığı tahribat. Alman kültüründeki bozulma ve yozlaşma. Avrupa komünizmi ve sosyalizminin çöküşü. Ailenin toplumsal bir kurum olarak işlevini yerine getiremez duruma gelmesi, işlevini kültür endüstrisine devretmesi. Okul Üyelerinin Amerika deneyimi. -Okul üyeleri Amerika’da bir kültür şoku yaşamışlardır. -Tüketim toplumunun doğuşuna, kitle kültürünün ve iletişiminin doğuşuna, Roselvelt’in politik iknalar için radyoyu kullanışına tanık olmuşlar, gazete ve dergi gibi kitle kültürü ürünlerinin genişleyen popülaritesini gözlemleme olanağı bulmuşlardır. Kitle iletişim araçlarının iş ve iktidar seçkinlerinin elinde oluşu, dolayısıyla kitle iletişim araçları yoluyla topluma sunulan ürünlerin bu seçkinler tarafından oluşturulması.

30 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ - Kültür Endüstrisi Eleştirisine Zemin Hazırlayan Faktörler Kitle iletişim araçlarının bir eğlence endüstrisi olarak kullanılmaya başlaması. – “kültür sanayi, eğlence kurumu olarak kalmaktadır. Eğlence çelik banyosudur, eğlence sanayi insanları bu banyoya mecbur tutar. Gülüş, mutluluk yalanın aletidir.” (Aydınlanmanın Diyalektiği) Adorno’nun sanata ve müziğe olan ilgisi. Benjamin ve Lowenthal’in çalışmaları – Benjamin kitle iletişim araçlarına yönelik eleştirileri; radyonun propaganda amaçlı, sinemanın ise faşist kötüye kullanımı ile ilgilidir. – Lowenthal edebiyat eleştirisi ve edebiyat sosyolojisi alanında kültür endüstrisi eleştirisi çalışmıştır.

31 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları Büyük Kültür Acenteleri Standartlaşma Taklit Günlük Yaşamın Yüceltilmesi Bütüncüllük Sanatın ve Kültürün Metalaşması İnsanın Şeyleşmesi Eğlence Sanayi

32 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları Büyük Kültür Acenteleri -Kültür Endüstrisinde Kültür Acenteleri egemen sınıf ve güç odaklarının tekelinde olup kapitalist üretim tarzını sürdürme noktasında işlevde bulunan büyük sanayi fabrikaları gibidir. -En temel vurgusu tüketim toplumunda her şeyi tüketici olarak kavramaktır. – Tüketici aldatılmaktadır. – Tüketici pasifleşmektedir. – Tüketici özne değil nesnedir. – Tüketici edilgendir.

33 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları Standartlaşma -Kültür endüstrisi eleştirisinin dayandığı en temel süreçlerden biridir. -Bireylerin aynı ihtiyaçları standart ürünlerle karşılanmaktadır. -Toplum tarafından herhangi bir dirençle karşılaşamadan kabul görürler. -Sunulan ürünler arasındaki kalite ya da fiyat gibi ayırıcı nitelikler ortadan kalkar.

34 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları Taklit -Mutlak olan taklittir. -Yeni olan dışlanmış, denenmemiş olan riziko olarak kabul görür. Günlük Yaşamın Yüceltilmesi -“Kültür sanayi insanlara cennet diye yine aynı günlük yaşamı sunmaktadır” (aydınlanmanın Diyalektiği) -Sanatsal, estetik ve kültürel birikimler göz ardı edilmektedir. -Geçmişi reddetmek bağımsızlık ve özerklik duygusunu besler. -Geçmişten kopuş/koparılış bilinçsiz de olsa bir özgürlük vaadini ima eder.

35 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları İnsanın Şeyleşmesi / Metalaşması -İnsan özne konumundan nesne durumuna geçmiştir. -İnsan sürekli olarak tüketim kültürünün ve kitle iletişim araçlarının ürünlerine maruz kalır. -Kültür endüstrisi tüketicisi olan modern bireyi yine kendisi üretir. -Modern birey kendi ürettiklerinin kölesi haline dönüşür. -Birey dijital özneye dönüşmüştür. -İnsanın değeri; onun bir başka insanın yerine geçebilmesi, ikame edilebilme özelliğiyle ölçülmektedir. -Kültür endüstrisinde insanlar aynileşmiş, tek tipleşmiştir. -Reklamlar insanın şeyleşmesi sürecinde başat rol oynar.

36 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları Eğlence Sanayi -Kitle İletişim araçlarınca her şey eğlenceye dönüştürülmüştür. -Eğlence kurumu vasıtasıyla bireylerin bilinçleri parçalanarak tüketici olmaları sağlanır. -Eğlence işten, eşten, kendinden ve toplumdan kaçıştır. -Modern özne çalışırken olmasa da eğlenirken teslim olur.

37 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR HABERMAS ALTHUSSER GRAMSCI Van DIJK” LOUIS ALTHUSSER ve DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITLARI -Louis Althusser’in iletişim araştırmaları alanına kazandırdığı en önemli kavram, Devletin İdeolojik Aygıtları kavramıdır. -Althusser, devletin baskı aygıtları ile devletin ideolojik aygıtlarını birbirinden ayırır ve toplumsal bir denetim biçimi olarak, devletin ideolojik aygıtları (DİA) olarak adlandırdığı “ayrı ve özgülleştirilmiş” birçok kurumdan söz eder. -iletişim araçlarını da devletin ideolojik aygıtları arasında sayar. -Althusser’e göre, devlet, yönetileni önce ikna, sonra da fiziki baskı ile belirli bir alan içinde tutar. -Bu konuda devlete yardımcı olan bazı araç ve uygulamalar vardır. -Devletin baskı aygıtları polis, ordu, hukuk kuralları, mahkemeler ve hapishaneler; devletin ideolojik aygıtları ise, aile, toplumsal çevre, gelenek ve görenekler, din kuralları, eğitim kurumları, sendikalar, üniversiteler ve kitle iletişim araçlarıdır.

38 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR HABERMAS ALTHUSSER GRAMSCI Van DIJK” LOUIS ALTHUSSER ve DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITLARI -Althusser, DİA’lar arasında da spesifik bazı ayrımlar yapar. -Örneğin, basın, radyo, televizyon ve benzerlerinin oluşturduğu DİA’ları “haberleşme DİA’sı” olarak; edebiyat, güzel sanatlar, spor ve benzerlerinin oluşturduğunu ifade ettiği araçları “kültürel DİA” olarak adlandırır. Althusser’e Göre İdeoloji -İdeoloji, öncelikle, “fikirlerle” ilgili bir mesele değildir; kendisini bize zorla kabul ettiren bir yapıdır. -İdeoloji, bir doktrinler sistemi olmaktan çok, bilinçdışı düzeyde yaşadığımız bir imgeler, simgeler ve kavramlar kümesidir. -İdeoloji, her zaman maddi kurumlara gömülü olan bir dizi maddi pratik ve ritüelden ibarettir: oy verme, selamlama, diz çökme, v.s. -İdeoloji, bilinçli düşünceden çok, alışkanlığa dayalı davranıştır.

39 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR HABERMAS ALTHUSSER GRAMSCI Van DIJK” LOUIS ALTHUSSER ve DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITLARI Althusser’e Göre İdeoloji -İdeoloji, insanları sınıflı toplum içinde, onlara tahsis edilen yerde tutmak için vardır. Bu anlamıyla ideoloji, sınıflar ortadan kaldırıldığında varlığını sürdüremez. -İdeoloji, temelde, dünya ile aramızdaki bilinçdışı, duygulanımsal ilişkilere; toplumsal gerçekliğe düşünce öncesi bağlanma yollarımıza anıştırmada bulunur. -İdeoloji, sahip olageldiğimiz bakış açıları kümesidir. -Son olarak, Althusser’e göre ideoloji, bireylerin kendi varlık koşullarıyla olan hayali ilişkileridir.

40 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR HABERMAS ALTHUSSER GRAMSCI Van DIJK” LOUIS ALTHUSSER ve DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITLARI -Althusser’in devletin ideolojik aygıtları olarak nitelediği şeyler, çatışmaların yaşandığı ve toplumsal sınıflar arası hesaplaşmaya sahne olan mekânlardır. -Ne var ki, Althusser, bu aygıtların rolünü biraz abartmaktadır. -Zira okulun, kilisenin, ailelerin ve medyanın, egemen iktidarı desteklemekten başka amacı olmayan saf ideolojik yapılar olduğunu düşünmek gerçekten çok zordur. -Örneğin okul, vatandaşlık sorumluluğunu ve bayrağa selam durmayı öğretiyor olabilir; ama çocuklara okuma yazmayı ve yeri geldiğinde ayakkabı bağlamayı da öğretmektedir. -Televizyonun, burjuvaziye özgü değerleri aşıladığı doğrudur, ama aynı televizyon, bize Hint pilavını nasıl pişireceğimizi veya yarın kar yağıp yağmayacağını da söylemekte ve ayrıca zaman zaman hükümetlerin bir hayli canını sıkan programlar da yayımlamaktadır.

41 Britanya Kültürel Çalışmalar Okulu Gramsci’nin düşünceleri baz alınmıştır. Medya, modern toplumlarda, egemen söylemler içinde dünyayı sınıflandırmak gibi önemli bir ideolojik/hegemonik işlevin yerine getirilmesine hizmet eder. Medya kurumları, toplumsal gerçekliği ayna gibi doğrudan yansıtan ya da basitçe çarpıtan bir işleve sahip olmaktan çok egemen söylemler doğrultusunda toplumsal anlamın sürekli inşasına katılmaları nedeniyle hegemonik bir işlev görür

42 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR ve Britanya Kültürel Çalışmalar Okulu HABERMAS ALTHUSSER GRAMSCI Van DIJK” ANTONIO GRAMSCI, HEGEMONYA VE RIZA -Gramsci’nin yazılarında kilit konumdaki kategori ideoloji değil, hegemonyadır. -Gramsci, hegemonya sözcüğünü, genelde, “bir yönetici gücün kendi hâkimiyeti için, hükmettiği insanların rızasını alma biçimi” anlamında kullanır. -Hegemonya kavramının ideoloji kavramından ilk bakışta göze çarpan bir farkı vardır; ideoloji zorla dayatılan bir şeyken; hegemonya rızaya dayalı bir şeydir. -Aynı zamanda hegemonya, ideolojiden daha geniş kapsamlı bir kategoridir; hegemonya ideolojiyi kapsar, ama ona indirgenemez. -Gramsci, hegemonyayı, devlet ile ekonomi arasındaki bütün aracı kurumları kastettiği “sivil toplum” alanı ile ilişkilendirir. -Özel TV kanalları, aile, erkek izci hareketi, Katolik Kilisesi, ana okullar, İtalyan ordusu, Sun Gazetesi; tüm bunlar, bireyleri egemen iktidara baskıdan çok, rıza ile bağlayan hegemonik aygıtlar olarak görülür.

43 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR HABERMAS ALTHUSSER GRAMSCI Van DIJK” ANTONIO GRAMSCI, HEGEMONYA VE RIZA -Gramsci’nin ideolojik hegemonya kuramına göre, kitle iletişim araçlarını yönetici seçkinlerin, zenginliklerini, güçlerini ve konumlarını (kendi felsefelerini, kültürlerini ve etik değerlerini yayarak) sürdürmekte kullandıkları araçlardır. -Bu araçlar gerekli öğeleri bireylerin bilincine, başka türlü orada asla yer alamayacak şekilde öylesine yerleştirirler ki bilinç, onları asla ret edemez. -Çünkü bu öğeler söz konusu toplumsal kültürde olabildiğince derin bir paylaşım alanına sahiptirler. -Hehgemonya kavramı, medyanın ideolojik bir aygıt olarak kavranmasından çok, iktidar sahiplerinin ideolojilerinin kültürel pratiklerin dolayımı ile toplumsal rızaya dönüştürüldüğü bir araç olarak ele alınmasına dayanmaktadır. -Hegemonya kavramı, basit bir ifadeyle, “topluma yön veren sınıfın dünya görüşü” olarak tanımlanabilir.

44 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR HABERMAS ALTHUSSER GRAMSCI Van DIJK” ANTONIO GRAMSCI, HEGEMONYA VE RIZA Gramsci’ye göre rıza ise; egemen sınıfın kendi dünya görüşü ve düşünme biçiminin toplumun üyelerine kabul ettirilmesidir. Okul, kilise, medya gibi kurumlar insanların düşüncelerini üreten ve yeniden-üreten kurumlardır. İnsanlar herhangi bir toplumsal sorunla karşı karşıya kaldıklarında, kendilerine öğretildiği gibi, yani egemen sınıfın bakış açısıyla olayları değerlendirirler. Olayları sınıfsal çıkarlarla ilişkilendiren kişiler ise sapkın (deviant) kişiler olarak damgalanırlar. Çünkü bu insanlar “sağduyuyla” düşünmemektedirler.

45 İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR HABERMAS ALTHUSSER GRAMSCI Van DIJK” ANTONIO GRAMSCI, HEGEMONYA VE RIZA -Medya genel olarak egemen yapıya ve egemen değerlere karşı olan ve bunları tehlikeye atan her türlü olaya karşıdır. -Bunlar arasında işçi sınıfına ve onun ideolojisine yakın olma ihtimali bulunan sendikalar ve bunların egemen düzen için bir tehdit oluşturan eylemlerine (grevler), toplumsal düzeni tehdit eden protestoculara ve gösteri yürüyüşü yapanlara, Marksizm’e, solculara, çevrecilere ve farklı cinsel kimliklere karşıdır. -Kısaca, medyada haber değeri olacak olay ve olgular hep egemen sınıfın bakış açısıyla sunulur. -Bireycilik yüceltilir. Yoksullukta ve toplumsal sorunların çözümünde yaşanan başarısızlıkta düzenin egemen değerleri ve işleyişi sorgulanmaz, buna karşılık, yalnızca kişiler suçlanır. -Sonuç olarak, medya, egemen değerleri aktararak hegemonyayı yeniden-üretir

46 Eleştirel Yaklaşımlar Post Modern Yaklaşım; Yeni medya düzeninde imgelerle gerçeklik arasında fark silikleşmiştir. Sıradan insan da medyanın sayısız ve anlamsız mesajları karşısında pasif durumdadır. Yaklaşımın önemli ismi Baudrillard’ın etkilendiği McLuhan’ı ilerleyen slaytlarda göreceğiz. Feminist Yaklaşımlar; Medyada kadın eksik ve sorunlu temsil edilmektedir. Medya geleneksel cinsiyet rollerini destekleyerek ataerkilliği yeniden üretir.

47 propaganda modeli tartışmaları Yanlış bilinç ve medyadaki sahiplik üzerine eleştiriler arttıkça zamanla propaganda modeli denen bir iletişim kuramı yaratılmıştır.

48 48 Medya ve Küreselleşme Mc Luhan’a göre dünya artık bir “global village”dı. Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle gezegendeki herkes her ne oluyorsa o konudan haberdar olacaktı. Ne yazık ki Mc Luhan bir miktar haklı çıkarken bir yandan da haksız çıkmıştır. Gerçek manadaki bir köyde herkes birbirinden haberdardır. Fakat bu yeni global köyde batıdan doğuya haber akışının bütün haber akışına oranı %90 iken, doğudan batıya haber akışı yalnızca %10’da kalmaktadır. Global village’ın bir tespit hatası mı yoksa bir aldatmaca mı olduğuna ise ilerleyen yıllarda toplum bilim karar verecektir.

49 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR/KURAMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR ve 60’larda, “teknolojik belirleyicilik”, “modernleşme” kuramları -İletişim teknolojilerinin ve ürünlerinin yaygınlaşması: “global köy”, “global kent” -1990’larda ve günümüzde: “sürdürülebilir kalkınma”, “küreselleşme” ve “enformasyon toplumu” -Teknolojik belirleyicilik ya da saptayıcılık: Harold Innis ve Marshal McLuhan -iletişim araçlarına ilişkin teknolojik görüşlerin temellerini atmışlardır -iletişim teknolojisi tarihini, uygarlık tarihinin merkezi olarak almışlardır -uygarlık tarihini yapan ve değiştiren şey, iletişim teknolojileridir.

50 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Kitle iletişim alanına teknoloji odaklı yaklaşımları başlıca 3 grupta toplayabiliriz Harold Innis’in Görüşleri Marshall McLuhan’ın Görüşleri Bilgi Gediği (Bilgi Uçurumu) Kuramı

51 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan Eserleri -Mekanik Gelin: Sanayi İnsanının Faktörü’ (1951): -Kitapta modern popüler kültüre medya ürünleri ve reklamlardan alınan metin ve resimlerle bir eleştiri yöneltilir. -Gutenberg Galaksisi: Tipografik İnsanın Oluşumu (1962): -McLuhan, bu çalışmasında, basılı eserin insan iletişimindeki ve algılayışındaki etkilerini inceler. Fonetik alfabenin ve tipografinin Batı kültürüne ve değerlerine şekil veren ilk güç olduğunu savunur. -Medyayı Anlamak: İnsanın Uzantıları (1964): -McLuhan’a göre, medyanın geniş bir anlamı vardır; onun gözünde saat, kıyafet, silah, oyun, vb. birer medyadır. McLuhan, kitabında, herhangi bir topluma yeni medyanın girmesi sonucu oluşan dönüşümleri inceler.

52 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan -McLuhan, iletişim araçlarının etkisinin öncelikle duyular üzerinde olduğunu belirtir, -Örneğin, konuşmaya dayanan kültürde kulak (dinleme), yazılı basına dayalı kültürde ise göz (görme) duyusu önem kazanır. İletişim araçları bütün duyulara hitab eder

53 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan -McLuhan’a göre, her yeni teknoloji eskisini çöpe atar ve çöpe atılan teknolojilerle birlikte belli duyular da çöpe atılır. -Örneğin ateşli silahların bulunmasıyla okçuluk yeteneği ortadan kalkmıştır, okçulukla birlikte de insanoğlu kol uzvundaki önemli bir unsuru; kol kaslarını çöpe atmıştır. -Telefonun icadı da insanların mektup yazma alışkanlıklarını yok etmiştir. -Dolayısıyla McLuhan’a göre, duyularla teknolojiler arasında rekabet vardır.

54 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan -McLuhan’ın da temel inancı, insan topluluklarının yaşadığı toplumsal değişimin iletişim biçimlerindeki gelişmelerden kaynaklandığı yönündedir. -Bu açıdan Marshall McLuhan, sözgelimi günümüze kadar gelişen iletişim biçimleri ile insanın psişik donanımı arasında doğrudan bir ilişki kurmaktadır. -Buna göre, tekerlek ayağın uzantısı, televizyon gözün bir uzantısı, radyo ve walkman ise kulağın bir uzantısıdır. -Hatta buna bir dördüncüsünü; elin uzantısı olan kumanda aletini de ekleyebiliriz. -McLuhan’a göre, araç insanların uzantısıdır. Bu uzantı, akla gelen her şeyi kapsar: -sözcük, giysi, ev, para, saat, basın, yol, araba, tekerlek, uçak, fotoğraf, telefon, daktilo, sinema, radyo, televizyon, silah, v.s… Giysiler, derimizin bir uzantısıdır

55 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan -McLuhan Küresel Köy -McLuhan, elektronik medyayı, dünyayı algılamanın kolektif yollarına bir tür geri dönüş olarak değerlendirmektedir. -McLuhan “küresel köy” kuramını elektronik medyanın insanlığı yeniden birleştirdiği saptaması üzerine oturtmaktadır. -Telgraf ve radyodan bu yana tüm dünya mekânsal olarak “büzüşerek” gitgide küçülmüştür. -McLuhan, bu yeni küresel köy’de insanın enformasyon toplayıcılığını, ilkel insanların besin arayıcılığına benzetir.

56 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan -McLuhan Küresel Köy -McLuhan, kitle iletişim sistemlerinin gelişimine bağlı olarak, tarih boyunca insanlığın üç farklı uygarlık biçimi ortaya koyduğundan söz etmektedir: -sözlü kültür uygarlığı çağı, -matbaayla desteklenen okuryazar uygarlık çağı -elektroniğin egemen olduğu elektronik medya uygarlığı çağı. -McLuhan, bu üç uygarlık biçimi arasında ayrıcalıklı konumu bu sonuncusuna vermektedir. NEDEN?

57 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan -McLuhan Küresel Köy McLuhan’ın yaklaşımının epistemolojik varsayımına göre, araç değişince toplumun iletişim biçimi de değişir. – İnsanlar aracı, aracın biçimlendirildiği amaç çerçevesinde kullanırlar. Eğer araç, örneğin televizyon gibi kişisel bir araç değilse, mesaj da kişisel değildir. McLuhan şöyle der: “Teknolojiler yalnızca insanların kullandığı icatlar değildir, aynı zamanda insanları yeniden icat eden araçlardır.” ????

58 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan -“Araç, Mesajdır” (“Medium is Message”) -McLuhan’a göre, her kitle iletişim aracı, içinde var olduğu kültürel dönemin özelliklerini taşır. -Araç mesajdır, ilk planda tutulan, kimin ne söylediği ya da mesajın içeriği değil, nasıl iletildiğidir. -Yani “kullanıcı, içeriğin ta kendisidir.” Dolayısıyla, içeriğe değil, biçime ÖNEM VERMEK GEREKİR. -İletişimin şekli, belli iletiler için tercihe sahiptir. Eğer araç bilinmezse, mesaj da bilinmez. -Yani McLuhan, mesajın içeriğinin iletildiği araçtan daha önemli olduğu görüşünün aksine, aracın daha önemli bir etki oluşturduğunu savunur. ???

59 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan -“Araç, Mesajdır” (“Medium is Message”) -McLuhan’a göre, araçla neyin söylendiği önemli değildir. -Örneğin bir hikâye, sözlü söylenmesi, sahnede oynanması, radyoda anlatılması, filmde gösterilmesi ve televizyonda sergilenmesine göre farklı anlamlar kazanır. -Aynı şekilde; kitap, radyo, televizyon ve sinemada verilen mesajların hepsi farklı farklı etkiler oluşturur. -Örneğin insanlar yazılı kültürün etkisiyle kitapta verilen mesajı daha zor unuturken, televizyonda verilen mesajı daha kolay unutabilmektedirler. -Aracın etkisi, güçlü ve yoğundur. -Çünkü bir başka araca içerik (mesaj) olarak kendini sunar. -Sinemanın içeriği roman, oyun ya da operadır. -İletişim uzmanlarına göre, McLuhan, bu görüşleriyle, yıllardan beri sürüp giden iletişim tekniğinin nötrlüğü mitosunu yıkmaktadır.

60 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan -“Araç, Mesajdır” (“Medium is Message”) Örnek -Demiryolu insanlığa sadece hareketi ve taşımayı getirmemiş, önceki insan işlevlerinin ölçeğini de büyütmüş, hızlandırmış ve böylece yeni kent, iş ve tatil biçimleri de yaratmıştır. Yani bir anlamda, demiryolu aracının içeriği, taşıdığı yükten bağımsızdır. -Aynı şekilde, örneğin, F16 savaş uçağı ya da ICBM (kıtalararası füzeler), sadece herhangi bir savaş aracının kendisi değildir; bu silahlarla öldürülen / öldürülebilecek insanların önemi yoktur; önemli olan, bu araçların getirmesi istenen değişimdir ki, bunu hiç kimse durduramaz. -Örneğin Vietnam Savaşı, McLuhan’a göre, “hızlandırılmış sosyal değişimdir.”

61 KİTLE İLETİŞİMİNE TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLAR TEKNOLOJİK YAKLAŞIMLR TEKNOLOJİ ODAKLI YAKLAŞIMLAR Marshall Mcluhan -“Araç, Mesajdır” (“Medium is Message”) -Türkiye’deki Amerikan üsleri, radarları, füzeleri, bazıları için güven, dayanak, destek iletisi taşırken; diğer bazıları için ise tam aksi anlamda bir iletidir. -Bu iletilerin (üsler, radarlar, füzeler) niteliği toplumsal, siyasal, ekonomik çevreyle ilişkiler, dünya düzeni ve bu düzendeki çatışmalar tarafından belirlenir. -Innis ve McLuhan’a göre, sözcüğün yazıldığı şeyler (sözgelimi, tablet, kil, parşömen, v.s.), sözcüklerden daha önemlidir. -Örneğin, çok önemli konular ayaküstü, telefonda ya da uluorta konuşulmaz; daha ciddi ve özel bir ortamda ve zamanda konuşulur. Aksi halde, konuşmanın içeriği ciddiyetini yitirir. -Aynı şekilde, önem verdiğimiz özel kişileri ciddi, konforlu ve pahalı yerlerde ağırlarız; böylelikle onlara önem verdiğimizi, ciddiye aldığımız mesajını vermiş oluruz.

62 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR -Gerbner, başlattığı Kültürel Göstergeler Projesi ile iletişim çalışmalarına çok önemli katkılarda bulunmuştur 'den beri devam eden bu proje çerçevesinde, görsel-işitsel medyanın kültürel çevremizi nasıl etkilediğini ve şekillendirdiğini anlamaya ve eleştirmeye yönelik çalışmalar yürütülmektedir. -Örneğin Gerbner'e göre, medyada sürekli olarak cinsellik ve şiddete dayalı programlar üretilmektedir ( Sahil Güvenlik, Zeyna, Herkül, vs.), çünkü bu konular diyalogdan çok imaja dayanmaktadır ve dünyanın her yerinde anlaşılabilir niteliktedirler. -Gerbner, imaja dayalı programların üretilme nedenini, bu türden yapımların yabancı televizyonlara kolayca pazarlanabilmesi ile açıklamaktadır.

63 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR Kültürel Göstergeler” projesi, televizyonda yaratılan dünyayı ve bu dünyadaki şiddetin miktarını betimlemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca Gerbner, medyanın bir kültürde var olan değer ve tutumları, yani egemen değer ve tutumları ektiğini öne sürer. Gerbner’e göre, televizyon, kurulu endüstriyel kapitalist düzenin kültürel silahıdır ve ilk amacı, geleneksel inançları ve davranışları değiştirmek, tehdit etmek ve zayıflatmaktan ziyade sürdürmek, onlara istikrar kazandırmak ve güçlendirmektir.

64 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR Gerbner’e göre, televizyon, insanların sembolik çevrelerini egemenlik altına alan bir araçtır.??? – Televizyonda şiddetin aşırı sunumu, izleyicilere saldırgan davranışlardan ziyade, kanun ve düzen hakkında simgesel mesajlar iletir. – Aksiyon ve macera türü yapımlar, kanun ve düzene, toplumsal adalete ve statükoya duyulan inancı artırır. – Ekme araştırması, etki geleneği içerisinde yer alır. Ekme kuramcılarına göre, televizyonun etkisi uzun dönemlidir.

65 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR Kültürel Göstergeler Projesi’nin Bölümleri İçerik-odaklı yaklaşımı benimseyen “kültürel göstergeler” projesi 3 bölümden oluşmaktadır: Kurumsal çözümleme, İleti sistemi çözümlemesi, Ekme/Yetiştirme çözümlemesi. Kurumsal Çözümleme: -TV iletilerinin oluşumundaki karar alma süreçlerini ve bu süreci etkileyen toplumsal faktörleri incelemektedir. İleti Sistemi Çözümlemesi: -ABD televizyonlarında yayınlanan (NBC, ABC, CBS) dramatik program örneklerinin her yıl gözlenip kaydedilmesinden oluşmaktadır. -Kaydedilen örnekler üzerinde ise “kimin kime ne yaptığı” sorusuna dayalı bir içerik çözümlemesi yapılmaktadır.

66 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR Kültürel Göstergeler Projesi’nin Bölümleri -Bu iki çözümleme sonucunda ortaya çıkan bulguları nelerdir? -Ortalama bir izleyici günde 4 saat süreyle TV izlemektedir. Çoğu izleyici için TV, diğer bilgi kaynakları üzerinde bir tekel durumu yaratmaktadır. -Televizyonda, erkekler kadınlara oranla 3 kat daha fazla temsil edilmektedir. TV’nin dünyası ataerkil bir dünyadır. Kadınların çoğu, TV’de erkeğe hizmet eder, genç erkeklerle tanışır ve hızla yaşlanırlar. -TV dünyasında hemen herkes ortalama bir gelirle rahat bir yaşam sürüyor görünür. -İşçiler ve hizmet sektörü çalışanları Amerikalıların %67’sini oluşturduğu halde, TV’deki karakterlerden sadece %10’u işçidir.

67 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR Kültürel Göstergeler Projesi’nin Bölümleri TV, şiddet dolu bir dünya sunmaktadır. Özellikle akşam programlarında gösterilen cinayet, gerçek hayattakinden 10 kat daha fazladır. – Ekme/yetiştirme incelemeleri, TV seyretmenin tehlike algısını yükselttiğini ve izleyiciye abartılmış bir güvensizlik duygusu verdiğini göstermiştir. -Akşam haberlerinde gösterilen cinayetlerin yanı sıra, fiziksel bir tecavüz olayını, pek nadir olarak acil ve tıbbi bir yardım izlemektedir.

68 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR Kültürel Göstergeler Projesi’nin Bölümleri -Gerbner, medya yoluyla sunulan şiddetin toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini savunmuş ve bu olguyu “vasat / acımasız dünya sendromu” olarak adlandırmıştır. -Bu sendroma göre, TV yoluyla sunulan şiddetin gerçek dünyadakinden fazla olması nedeniyle, birçok insan gerçek dünyayı olduğundan daha tehlikeli ve bayağı görmekte, sonuçta kendi güvenliği için kaygıya kapılarak, polisiye ve özel koruma önlemlerine yönelmektedir -(Büyük şehirlerimizi, özellikle bazı seçkin semtlerde özel mülkler ve apartmanların girişindeki özel güvenlik görevlileri bu güvensizliğin somut bir göstergesidir).

69 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR Kültürel Göstergeler Projesi’nin Bölümleri -Televizyonu her gün 4 saatten fazla seyredenler arasında yapılan bir araştırmada, deneklerin %25’i TV’nin gerçek dünyayı yansıttığını söylemiş; %40’ı ise TV’den çok fazla şey öğrendiklerini belirtmişlerdir. -Çok fazla TV izleyen insanlar, özellikle, kendilerinin yaşayamayacakları tecrübelere daha çok inanırlar. -Daha az TV izleyenler, daha çok TV izleyenlere göre, daha fazla enformasyon kaynağına sahiptir. -Özellikle daha az hayat tecrübesi olan çocuklar ve gençler, enformasyon aracı olarak TV’ye diğerlerinden daha çok bağımlı durumdadırlar. -Yalnız yaşayan ya da TV’yi yoğun olarak yalnız seyreden izleyiciler, TV’nin ekme yönündeki etkisine, başkalarıyla birlikte yaşayanlara göre, daha fazla açıktırlar. -Yapılan analizlerin ortaya koyduğu bir başka gerçek de, televizyonda sunulan mesleklerin çoğunun, kanunların uygulanmasıyla ilgili olmasıdır.

70 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR Kültürel Göstergeler Projesi’nin Bölümleri -Ekme / Yetiştirme Çözümlemesi: -TV, merkezileşmiş bir öykü anlatma aracıdır. -Programlarıyla ortak bir iletiler, değerler ve imgeler dünyası yaratır. Böylece tutumları eker/yetiştirir. -Ayrıca TV, yaygın ve tekrarlanan kalıplar yoluyla belli bir dünya görüşünü ortaya atar. TV’nin ekmeye çalıştığı bu dünya görüşüne “ana akım” denilmiştir. -Gerbner’e göre, çağdaş toplumlarda, insanlar artan bir şekilde, gerçek sosyal ilişkiler kurmak yerine, TV ile ilişkiye girip doyum sağlama arayışı içine girmektedir. -Bu olguya “vekâletsel deneyim” denilmektedir. -Yani televizyon, bizde, kendi hayatımıza ait şeylerle ilişkili olmayan, vekâleten yaşama yönünde bir arzuyu kamçılamaktadır. ??? -TV’deki başkalarının yaşamlarına öykünmemiz ve özenmemiz bu yüzdendir.

71 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR Kültürel Göstergeler Projesi’nin Bölümleri -Ekme / Yetiştirme Çözümlemesi: -Gerbner ve arkadaşlarının yürüttüğü projede, TV dünyası ile gerçek dünya arasında hiçbir denklik ilişkisi bulunmadığı içerik analiziyle saptanmıştır. -Kültürel göstergeler yaklaşımına göre, TV izleme yoğunluğu ve sıklığı arttıkça, izleyicilerin gerçek dünya hakkındaki bilgileri de o kadar yanıltıcı ve çarpık olur. -Gerbner’e göre, “televizyon modern cehaletin ekicisi ve teşvikçisidir.”? -TV ile halka, neye gereksinmeleri olduğu ve neyi nasıl tüketecekleri öğretilir. Böylece modern dünyanın “tüketim bilgiçleri” yaratılır ve bu bilgiçler kitlesi Marlboro, Levi’s, Coca Cola, Punk ve Junk müziği kültürünün eğitilmişleridir.

72 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR “Mutlu Şiddet” (“Happy Violence”) -Gerbner, ekranda gördüğümüz şiddetin büyük çoğunluğunu ifade etmek için “Mutlu Şiddet” (Happy Violence) deyimini kullanır. -Gerbner’e göre, ekranda görülen şiddet, sadece temel anlamıyla şiddet değildir. -O, hikâyeler sunan bir aracın en önemli anlatım öğesi olarak, toplumsal rolleri ve toplumda işleyen korku mekanizmasını düzenler. -Mutlu şiddet, tarihsel olarak belirlenmiş, bireysel olarak yaratılmış ve sembolleri dikkatle seçilmiş; kahramanlığa, tacize ya da gerçekçi bir trajediye ait şiddetten farklıdır. -Bu şiddet türü, dramatik bir çizgide üretilen ve mutlu sonlarla biten bir şiddet türüdür. -“Eğlence için kitle üretimi içerisinde formüle edilmiş şiddet”.??? -Mutlu şiddet, hem çizgi filmlerde, hem de “True Lies”, “Zor Ölüm”, “A Takımı” gibi filmlerde görülür.

73 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR “Acımasız (Vasat) Dünya Sendromu” -Gerbner’e göre, bu sendrom, çok televizyon izleyen izleyiciler üzerinde, dünyanın gerçekte olduğundan çok daha kötü bir yer olarak algılanmasıdır. -Televizyon, dünyayı olduğundan daha kötü ve tehlikeli sunduğu için, kişi daha tedirgin ve kaygılı hale gelir. -Böylelikle kişiler otoritelere, kapalı topluluklara ve polis devleti uygulamalarına destek vermeye daha gönüllü hale gelirler. -Gerbner’e göre, Amerikalıların ölüm cezasına 30 sene öncekinden daha fazla destek vermelerinde “Acımasız Dünya Sendromu”nun etkisi büyüktür.

74 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR “Acımasız (Vasat) Dünya Sendromu” -Kişi, televizyonda ne kadar şiddet görürse, kendini şiddet tarafından o kadar tehdit altında hisseder. -Çok fazla TV seyretmenin bir diğer sonucu, kişiyi acıya ve kurban olma durumuna karşı duyarsızlaştırması, yaşanan olaylara kayıtsız kılmasıdır. -Bunun sonucunda ise, -şiddet eyleminin sonuçlarını anlama yeteneğini kaybetme, -empati kuramama, -karşı koymama ve -protesto davranışları göstermeme eğilimi ortaya çıkar.

75 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR “Acımasız (Vasat) Dünya Sendromu” New York metrosu, yakın zamanlarda ilginç bir yasaklama kararına imza atmıştır. – Buna göre, TV ekipleri metro istasyonlarında çekim yapamayacak, ayrıca film çekimleri de yasaklanacaktır. – Çünkü ekranda ne zaman bir metro sahnesi görünse, içerikte mutlaka takip, korku veya saldırı bulunmakta, insanların kafasında metronun tehlikeli bir yer olduğu düşüncesini doğurmaktadır. – Ayrıca, Gerbner, korku arttıkça, insanların daha fazla eve kapanıp TV seyrettiklerini söyler. Bu tam anlamıyla bir kısır döngüdür Eve kapanan bireyler, yeniden TV karşısına geçerler ve gerçek dünya hakkındaki tehlike algıları da gitgide yükselir.

76 KİTLE İLETİŞİMİNE SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR EKME YETİŞTİRME KURAMI SOSYOLOJİK YAKLAŞIMLAR -Kültürel göstergeler yaklaşımı, televizyonu, endüstri devrimi öncesindeki dönemde dinin yaptığı gibi, güçlü bir kültürel bağlantı aracı olarak görür. -Kültürel göstergeler projesini destekleyenlere, bu proje çerçevesinde incelenen konulara, kullanılan araştırma tekniklerine v.s. bakıldığında, bu projede öncelikle metodoloji olarak geleneksel içerik analizi ve sörvey (tarama araştırması) tekniklerinin kullanıldığı görülmektedir. -Her iki metod da yönetim araştırmalarında kullanılan nicel veri toplama teknikleridir. -Gerbner, 1998’de kuramını gözden geçirdiğinde, “ekmenin” TV’den izleyiciye doğru tek yönlü bir etki akışı olmadığını belirtmiştir. -Buna göre, ekme, mesajlar ve bağlamlar arasında dinamik bir etkileşim sürecidir. Kişisel etkileşimlerin ekme etkilerini etkilediği görülmüştür.


"İLET208 İletişim Kuramları II Eleştirel Yaklaşımlar 2015-16 İbrahim BEYAZOĞLU." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları