Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Servisi Olgu Sunumu 16 Mart 2016 Çarşamba İnt. Dr. Oğuz Çetin.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Servisi Olgu Sunumu 16 Mart 2016 Çarşamba İnt. Dr. Oğuz Çetin."— Sunum transkripti:

1 Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Servisi Olgu Sunumu 16 Mart 2016 Çarşamba İnt. Dr. Oğuz Çetin

2 OLGU SUNUMU İnt.Dr.Oğuz ÇETİN

3 Hasta K.D. 14 yaş erkek hasta ŞİKAYETİ: Sol göz ve göz çevresinde şişlik kızarıklık ve kaşıntı

4 Hikaye Hasta tırtılların bol miktarda bulunduğu ağaçlık alanda otururken yüzünü bir böceğin ısırmasından 3-5 dk sonra yüzünde kızarma ve şişlik şikayeti ile geldi. İlerleyen zamanda da gövde ön yüzde kaşıntılı, kabarık, kızarık lezyonları oluşmuş. Hastada bulantı, kusma, nefes darlığı,karın ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı olmamış. Hasta daha öncesinde de arı sokmasına maruz kalmış ve buna benzer döküntüleri olmuş.

5 Özgeçmiş Prenatal: annenin 3. çocuğu, gebelik sırasında kontrolleri düzenli olarak yapılmış. Problem yaşanmamış. Teratojenik ilaç kullanma, sigara radyasyon öyküsü yokmuş. Natal: Normal persentil kilo ve boyda sezeryan ile doğmuş. Postnatal: Doğar doğmaz ağlamış. Solunum desteği ihtiyacı olmamış. İkter ve siyanozu olmamış. Aşıları zamanında eksiksiz yapılmış. Büyüme, gelişme yaşına göre normal zamanda gerçekleşmiş.Hastada herhangibir gıda allerjisi yokmuş.

6 Soygeçmiş Anne: 48 yaşında, ev hanımı, sağ-sağlıklı Baba: 52 yaşında, memur, sağ-sağlıklı Anne baba arasında akrabalık yok. 1.çocuk: Kız,26 yaşında, sağ-sağlıklı 2.çocuk: Erkek, 23 yaşında,sağ-sağlıklı 3.çocuk: Hastamız.. Ailede atopi öyküsü yok.

7 Fizik Muayene Ateş: 36 derece Nabız: 80/dk Solunum Sayısı: 30/dk TA: 90/60 mmHg Alt ve üst ekstremite nabızları normal

8 Genel Durum: iyi Dermatolojik muayene: Yüzde sol periorbital bölgede yanağa doğru yayılan eritem ve ödem, gövdenin ön yüzünde yaygın basmakla solan yüzeyden kabarık ortalama cm çaplı eritemli ve ödemli papül ve plaklar izlendi. Turgor, tonus doğal. Yaygın vücut ödemi yok. Baş Boyun: Kafa yapısı simetrik. Saç ve saçlı deri doğal. Boyunda da aynı tarif edilen döküntüleri mevcut. Gözler: Göz hareketleri doğal. Işık refleksi bilateral pozitif. Konjoktivalar doğal.

9

10 Kulak Burun Boğaz: Bilateral kulak zarları doğal. Orofarenks ve tonsiller doğal. Uvula ödemi yok. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı yok. Solunum Sistemi: Solunum sesleri bilateral doğal. Ral, ronküs, ekspiryum uzunluğu yok. Kardiyovasküler Sistem: S1, S2 doğal. Ek ses yok. Üfürüm yok. Karın : Batın rahat. Barsak sesleri doğal. Palpasyonla defans, rebound yok. Hepatomegali yok. Traube açık. Genitoüriner sistem: Haricen erkek. Anomali yok. Nöromüsküler sistem: Bilinç açık. Koopere, oryante, çevreyle ilgili.Ense sertliği, kernig, brudzunski negatif. Ekstremiteler: Kas kitlesi ve tonusu doğal.

11 Yapılan kan sayımında; BK: NEU: LYM:1.180 HGB:13.4 PLT: CRP:0.81 ESH :4 Üre:19 BUN:16 KREATİNİN:0.52 AST:21 ALT:19 Na:139 K:3.79 Cl:103 Ca:8.6

12 BULGULAR: 14 yaş erkek Ağaçlık alanda, böcek ısırığı sonrası başlayan yüzün sol yarısında ve gövdenin ön yüzünde yaygın basmakla solan yüzeyden kabarık ortalama 1,5-2 cm eritem ve ödemli plaklar mevcut. Sol periorbital bölgede ve yanağa yayılım gösteren eritem ve ödemli plaklar mevcut. BK: NEU: CRP:0.81 Sedim: 4

13 Ön tanılar: Preseptal sellülit? Akut Ürtiker + Anjioödem? (Haşere vaksesine bağlı) Papüller ürtiker? Kontakt ürtiker? kontakt dermatit? Tırtıl dermatiti?

14 Preseptal selülit Preseptal ve orbital sellülit gözün adneksiyal ve orbital dokularının bakteriyel major enfeksiyonudur. Orbital septumun ön tarafında kalan dokuların enfeksiyonu preseptal veya periorbital sellülit olarak adlandırılırken, orbital septumun gerisindeki dokuların enfeksiyonu orbital veya postseptal sellülit olarak adlandırılır. Çocuklarda preseptal sellülit orbital sellülitten daha sık olarak bildirilmiştir.

15 Orbita enfeksiyonlarından preseptal sellülit çocuklarda konjunktiva, göz kapağı ve komşu dokulardaki lokalize enfeksiyon (konjunktivit, hordeloum, dakrioadenit, dakriosistit), travma (hastamızda kaşıyarak?), nazofaringeal patojenlerin hematojen yayılımı veya akut sinüzitte inflamatuar ödemin belirtisi olarak gelişebilir. Preseptal sellülitin klinik bulguları olarak akut başlayan yüksek ateşle birlikte göz kapağında hızla morumsu kızarıklık ve/veya şişlik saptanır. Bizim hastamız da ateş yoktu Bizim hastamızda olduğu gibi preseptal sellülitte muayenede proptozis yoktur. Göz hareketleri ve pupilla reaksiyonları normaldir.Pupillerin motilitesinde azalma ve görmenin bozulması orbital sellüliti düşündürmelidir.

16 Preseptal sellülit ve orbital sellülitin klinik olarak ayırımı zor olmakla beraber görüntüleme yöntemleri periorbital-orbital sellülit ayrımında oldukça yararlıdır. Proptosis, göz hareketlerinde kısıtlılık ve ağrı, görme keskinliğinde azalma saptanan, gözü yeterince incelenemeyen veya parenteral antibiyotik tedavisine yanıt alınamayan hastalara BT ile orbita görüntülemesi sinüzit, orbital sellülit, orbital apse, subperiostal apse, yabancı cisim ayırıcı tanısında yararlıdır.

17 Uygun şekilde tedavi edilmediğinde orbitanın ön kısmında yani preseptal olarak başlayan enfeksiyon postseptal tutulmaya, subperiostal apse, orbital apse, kavernoz sinus trombozu, intrakraniyal enfeksiyonlar, görme kaybı hatta ölüme yol açabilmektedir.*****

18 Tedavi seçenekleri arasında hastanın kliniği ve gelişen komplikasyonlara yönelik antibiyotik kullanımı ve/veya cerrahi drenaj önerilmektedir. Preseptal sellülitte ilk seçenek genellikle penisilin grubudur. Preseptal/orbital sellülit ayırımının tam yapılamadığı durumlarda daha geniş spektrumlu olan üçüncü kuşak sefalosporinlerle başlanabilir.Preseptal sellülitte ise ilk seçenek antibiyoterapi ampisilin/sulbaktam, klindamisin ya da 3. kuşak sefalosporinler olabilir. Tedavide ampisilin-sulbaktam ile iyi sonuçlar alındığı bildirilmektedir.

19 Olgumuzda gözde kızarıklık ve şişlik bulguları ile preseptal sellülit düşünülüp ampisilin sulbaktam başlandı. Takibinde şişlikte azalma olması, göz hareketlerinin normal olması nedeniyle preseptal selülit tanısını destekledi ve ampisilin sulbaktam tedavisine devam edildi.

20 Ürtiker Ürtiker, deride geçici olarak ortaya çıkan kızarıklık, kabarma ve kaşıntı ile belirgin bir hastalıktır. Akut ve kronik olarak klinik sınıflamanın yapılması, etyolojik etkenlerin araştırılması ve klinik seyrin belirlenmesi açısından önemlidir. Akut ürtiker, derinin herhangi bir yerinde yüzeyel kabarma ve buna eşlik eden kızarıklık, kaşınma ile belirgindir. Genelde kısa süre (1 ile 24 saat) içinde solmaktadır, nadiren altı haftaya kadar uzayabilir. Kronik ürtikerde ise bulgular altı haftadan daha uzun sürmektedir.

21 Anamnez önemli…

22 Ürtiker lezyonları Kaşıntı Kızarma (4K bulgusu) Kabarma Kaybolma (24 st) Angioödem Dermis ve subkutan dokuda ödem Sıklıkla mukoz membran tutulumu Nadiren kaşıntı, bazen ağrı Yavaş kaybolma (72st) Ürtiker vasküliti Lezyonların uzun süre devam etmesi (>24 saat), Postinflamatuar hiperpigmentasyon bırakarak gerilemesi, Lezyonlara purpuranın eşlik etmesi, Kaşıntıdan çok yanma hissinin bulunmasıdır.

23 Ürtiker sınıflandırması

24 Papüller ürtiker Papüler ürtiker böcek sokması meydana gelen bir aşırı duyarlılık reaksiyonudur. En sık pire, sivrisinek vs. gibi canlıların ısırması,sokması ile tekrarlayan ve bazen kronik kaşıntılı papüllere neden olan bu lezyonlar en çok maruz kalınan bölgelerde (örneğin,kollar,bacak,üst sırt,scalp) meydana gelir.

25 Papüller ürtiker sıklıkla 2-10 yaş arasında meydana gelir. Bizim hastamızın yaşı büyük Genellikle dışarıyla temasın olmadığı genital,perianal,aksiller bölgeler korunmuştur. Böcek sokması ile lezyonların başlangıcı arasında belli bir zaman farkı vardır. Tedavisi için antihistaminik ve steroid verilmektedir.

26 Kontakt Dermatit Deriyle temas eden maddeler 2 tür dermatit oluşturabilirler: 1. İrritan kontakt dermatit (tırtıl dermatiti) 2. Allerjik kontakt dermatit (hastamızda düşünmedik) İrritan kontakt dermatit derinin pH’sını, nemini veya yapısal bütünlüğünü değiştirmek suretiyle etki eden irritan maddelerin deride meydana getirmiş olduğu, özel bir predispozisyonu veya duyarlanmayı gerektirmeyen, herkeste görülebilen, irritanla temastan en fazla birkaç saat sonra ortaya çıkan bir inflamatuvar reaksiyondur.

27 Allerjik kontakt dermatit önceden duyarlanmış deriyle allerjenin yeniden temas etmesinden sonra saat içinde ortaya çıkan ve hücresel immüniteye bağlı geç tipte aşırı duyarlılık reaksiyonu şeklinde gelişen dermatitlerdir. Duyarlanmış bir organizmada, temas çok az veya kısa süreli olsa da birbirini izleyen ataklar olabilir.

28 Boyalar, yağlar, reçineler, tekstil sanayinde kullanılan kimyasal maddeler, kauçuk, kozmetikler, insektisitler, bitkiler, bakteri, mantar ve parazitlerin ürünleri allerjik kontakt dermatit nedeni olabilir. Göz kapakları, ağız çevresi, kulak arkaları, boyun, el bileği iç yüzü, ellerin dış yüzü, koltuk altları, karın çevresi, kalçalar, uyluklar, perianal bölge, dış genital ve ayak sırt allerjik kontakt dermatitin sık görüldüğü alanlardır.

29 Tırtıl (caterpiller) dermatiti Tırtılın venom içeren kıllarının deriye teması- batması sonrası oluşur. Lokal yanma, papüler ürtiker, ürtiker- anjioödem, gözde sık olarak üst göz kapağı ekzeması ve konjunktivit görülür. Nadiren ciddi reaksiyonlara da yol açabilirler.

30 Klinik İzlem: Acilde bu semptomlarla gelen hastamıza Avil 1*1 amp / Prednol 60 mg iv yapılarak hasta servise yatırıldı. Göz hastalıkları konsültasyonunda preseptal selülit tanısı konulan hastaya Ampisilin- Sulbaktam 4*2 gr iv başlandı. Iv tedavi sonrası semptomları gerileyen hasta oral Ampisilin-Sulbaktam ve Desloratadin ile poliklinik kontrolüne gelmek taburcu edildi.

31 Dinlediğiniz için TEŞEKKÜRLER..


"Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Servisi Olgu Sunumu 16 Mart 2016 Çarşamba İnt. Dr. Oğuz Çetin." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları