Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

TÜRK ŞEHİRLERİNİN GELİŞİMİ CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ŞEHİRLERİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "TÜRK ŞEHİRLERİNİN GELİŞİMİ CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ŞEHİRLERİ."— Sunum transkripti:

1 TÜRK ŞEHİRLERİNİN GELİŞİMİ CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ŞEHİRLERİ

2 TÜRK ŞEHİRLERİNİN GELİŞMESİ Memleketimizde şehircilik diğer birçok yerlere kıyasen bazı erken gelişmeler göstermiştir. Bunların başında 1933 senesinde vazedilen Yapı ve Yollar Kanunu ile belediyelerin imar planı yaptırmak mecburiyeti gelmektedir. Böylece Türkiye`de mevcut imar planları kıyasen hatırı sayılır bir yekun tutmaktadır

3 Buna karşılık, diğer faaliyet sahalarında olduğu gibi, bu yaptıklarımız ancak boş ve inanmadığımız bir kalıp haline girmiştir. Ayrıca imar planları ile memlekette mevcut şehir düzeni bir taraftan altüst edilmiş, diğer taraftan Türk hayatına girecek olan yeni unsurlar nazarı dikkate alınamamıştır. Mevzua oldukça erken giren Türkiye, böylece hâlâ geri plandaki meselelerle uğraşmaktadır. Bu halin sebepleri pek sathî bir şekilde incelenmiştir. Meselâ, imar planlarının ancak bazı amme hizmeti tesisleri için hazırlatıldığı, bunların yalnız resmi odaların duvarlarını süslediği, imar planlarının “tesadüfen yazı masalarının çekmece altlarından çıktığı takdirde bunun iyice bir hal” olduğu belirtilmiştir. Bunlar herkesin malumu olmuştur. Bu gibi bilgiler durumu tahlil etmekten çok uzaktır.

4 Türkiye bu yüzyıla kadar ne gibi bir şehircilik ananesi ile gelmiştir? Tarihin bazı en eski kasabaları Anadolu`da bulunmuştur. Şehir hayatının birçok hususiyetleri ilk olarak Anadolu toprakları üstünde belirmiştir.

5 Troia tarihi çok gerilere gitmekte ve umumiyetle Ege şehirleri kültür felsefe ve ilmin gelişmesinde ön planda bulunmaktadırlar. Hitit merkezleri, Anadolu`da imparatorluk kuranların ve muhtelif “tavaifi mülûk” devirlerinin şehirleri zamanın şartlarına ve muhite uymakta önderlik etmişlerdir. Şehirler ananeyi devam ettirdikleri kadar yeni esaslar da vazetmişler ve birbirlerinden bünye itibariyle ayrılmışlardır.

6 Bu ananeleri alıp, yenilerini tesis eden Selçuk ve Osmanlı şehirlerinin kuvvetli hususiyetlerini tesbit için bilgimiz kâfi olmamakla beraber, bunların 19. yy kadar gelen misalleri kesin bir yerleşme felsefesi göstermektedir ve bu felsefe memleket hudutları dışında çok yerde derin izler bırakmıştır. Mevcut Anadolu köylerinin de yerleşme usullerinin muhtelif bölgelerde hangi tarihi devirlere dayandığını kestirmek güç olmakla beraber, bugünkü mevcudumuz Türkiye`de şehircinin ders alacağı başlıca kaynağı teşkil etmektedir. Seçuklu mimari yapısı

7 Türkiye ve Avrupa memleketlerinde muasır şehirciliğin gelişmesi benzer ve benzemez hususlar göstermektedir. Her iki yerde ananeler terkedilmiş ve her iki yerde şehircilik idaresi ve mesleğinin gelişmesi benzer safhalardan geçmiştir. Buna mukabil, Avrupa memleketlerinde sanayi devrimi ile değişen yerleşme prensipleri, Türkiye` de kültür ve mevzuat devrimleri ile alakalı olarak gelişmiştir. Türkiye` de şaşkınlık doğuran ve şehirciliği ciddiyetten uzak tutan başlıca sebeplerden biri de bu olsa gerekir.

8 Sanayi devriminin doğurduğu ihtiyaçları batı şehirciliği kısmen karşılamaya çalışmış ve geniş çapta prensipler geliştirip yeni bir meslek ihdas etmiştir. Buna mukabil Türk şehirciliği bilinen bir ihtiyaca karşılık olarak doğmamış ve böylece kuvvetini mevcut yerleşme formlarına tecavüze sarf etmiştir. Bu arada arkada beklemekte olan sanayi gelişmesi ile alakalı hiçbir ön tedbir alınamamış ve bugüne kadar, bu tedbirleri almak üzere çalışabilecek bir meslek zümresi yetiştirilmemiştir

9 Batı şehirciliğinin son yüz kadar yıl içinde gelişmesini üç safhaya ayırabiliriz: 1. Sanayileşen memleketlerde şehir teşekküllerinin içtimai ve iktisadi kritikleri 2. Kritiklerden doğan gayelerin haritalar üstünde plan şeklinde ifadesi lüzumunun anlaşılması ve dolayısı ile meşgalenin çizimle meşgul mesleklere devredilmesi (sırasile inşaat mühendisliği ve mimari olan bu meslekler şehirlerin planlanması ile olmasa dahi inşası ile meşgul olduklarından bu devir hareketinin dar bir mantık silsilesi takip ettiği iddia edilebilir.) 3. Şehirciliğin başlıca, geniş çapta koordinasyon, içtimai etüdler ve hususi metodlar icap ettirdiğini anlaşılması ile muhtelif meslekleri bir gayeye yöneltebilecek ve lisanlarını anlayacak, araştırmalar yapacak ve bunları çizgilerle plan üstünde ifade edebilecek yeni bir mesleğin geliştirilmesi.

10 Ankara için 1927 senesinde düşünülmüş olan müsabakayı Türkiye`de bundan sonraki safhayı açmış olarak kabul edebiliriz. Bu safha Yapı ve Yollar Kanununun yürürlüğe girmesi ile bağlanmıştır. Bu kanun müteakip yıllarda birkaç defa tadil edilmiş, ayrıca yeni esaslara hazırlanmak üzere kongreler yapılmıştır. Bu kanunun meriyette iken, yılları arasında büyüme ve şehirleşme krizleri devri olarak adlandırabileceğimiz bir safhada Yapı ve Yollar Kanunu büsbütün işe yaramaz hale gelmiştir. Kongreler ve bu devre kanunun ilgasında rol oynamakla beraber, yeni kanun eskisinin tesirlerinden kurtulamamış ve bu arada Türkiye`de hâlâ büyüme krizleri meselesi anlaşılamamıştır.

11 Bundan sonra 1956 ve 1957 yıllarında üç mühim gelişme Türk şehirciliğini yeni istikametlere sürüklemiştir. İmar Kanunu 1956 yazında kabul edilmiş, en büyük şehrimizde geniş çapta imar yatırımlarına başlanmış ve 1957`de İmar ve İskan Vekaleti ihdas edilmiştir. Bunların sırası ile manaları şunlardır: Yapı ve Yollar Kanununun şehirciliğin baş kaidesi olmadığı hiç olmazsa şeklen kabul edilmiş, şehircilik tatbikatı çok dar yatırım çerçevesinden sıyrılmış ve şehir ve bölge planlaması, iskan ve mesken işleri başka faaliyetlere tali değil, kendi önemlerini haiz olarak ortaya çıkmışlardır. Bu yeni gelişmeler kendi başlarına kafi olmayıp faydalı yönlere sevk edilmeleri icap eder. Mesela, Türk şehirciliği büyük yatırımlar devresine tamamı ile hazırlıksız ve meslek bakımından ehliyetsiz olarak girmiştir.

12 Boğaz köprüsünün açılışı

13 Cumhuriyet Dönemi Türkiye’ de Şehirleşme Şehir çalışmalarının tarihî seyrine baktığımızda; ilk dönemlerde, şehirleşme ve sorunları öncelikli konular olarak çalışılmış, özellikle 1960'lardan sonraki dönemde ise şehirlerin tarihi verimli bir çalışma alanı haline gelmiştir

14 Osmanlı coğrafyasındaki şehirler üzerine yapılan çalışmalarını; Anadolu, Arap, Balkan ve Afrika şehirleri özelinde ayrı ayrı değerlendirilir: Klasik dönem Anadolu coğrafyasındaki Osmanlı kentlerine ilişkin tarih yazımının belli başlı özellikleri Mehmet Öz'ün yazısında gözler önüne seriliyor. Öz; Osmanlı dönemi kentleri hakkında dikkate değer bir birikimin oluşmasına rağmen, henüz layıkıyla ele alınmamış ?özellikle küçük boyutlu- kentsel yerleşimlerin çokluğu, tüketilmeyi bekleyen arşiv malzemesinin bolluğu ve Osmanlı araştırmalarının dünya tarih yazıcılığındaki yerini almasını sağlayacak yeni açılımlar gibi bir dizi faktör dolayısıyla yapılacak daha çok şeyin bulunduğu tespitini yapıyor.

15 Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlardaki varlığı; mimarîsi, gündelik yaşam biçimi ve kendine özgü formuyla Osmanlı dönemi Balkan şehirleri olarak adlandırılabilecek bir şehir hayatını ortaya çıkarmıştır. Osmanlı sonrası dönemdeki hâkim milliyetçi yaklaşımların şekillendirdiği tarih yazıcılığı sebebiyle bu alan ihmal edilmiş

16 Yakın dönem şehir çalışmalarında, mekân ve mekânsal faaliyetlere yönelik ilginin arttığı görülüyor. Bu yeni eğilim çerçevesinde şehir mekânları, mimarî mekân olmanın ötesinde, sosyal mekân olarak incelenmekte ve otorite ile yönetilenler arasında bir karşılaşma alanı olarak ele alınmaktadırlar. Bu bağlamda, Osmanlı şehir tarihçileri de hamam, tekke, pazar, mahalle, sokak ve kahvehane gibi şehir mekânları üzerinden kamusallık ve toplumsallık temalarına yoğunlaşıyorlar

17 Bu anlayışı geliştiren Yapı ve Yollar Kanununun bazı hususları tadile uğradı. Bu arada, bina adalarının dik açılarla tertip edilme mecburiyeti, her şehirde benzer kesafet standartları, bir iş için muhtelif ölçeklerde plan istenmesi, hesapların elli senelik yapılması ve nüfus tahminlerinin donmuş bir formüle göre hesaplanması, çıkmaz sokak yasağı gibi kaideler yürürlükten kaldırılmıştır. Bu yanlış prensiplerin değiştirilmesi için bu kadar uzun zaman beklemeğe lüzum yoktu. Mesela, nüfus artışının donmuş formüllerle ölçülemeyeceği bilinmiyorsa dahi 1940 Nüfus Sayımı neticelerinden çıkartılabilirdi.

18 SORULAR 1-Ülkemizde şehirciliğin ilk gelişmesi hangi yılda olmuştur? a-1833 b-1755 c-1933 d Şehircilikteki ilk gelişme hangi kanunla oldu? a-şehir kanunu b-Yapı ve yollar kanunu c-imar kanunu d-Belediye kanunu 3-Hangi şehirler kültür felsefe ve ilmin gelişmesine ön ayak olmuştur? a-ege b-yunan c-anadolu d-doğu 4-Selçuklu ve Osmanlı yapıları ne zamana kadar gelişme göstermiştir? a-19.yy b-20.yy c-17.yy d-16.yy 5-Avrupa’da ve Türkiye’de şehirciliği kökten değiştiren olay nedir? a-1.dünya savaşı b-sanayi inkilabı c-fransız ihtilali d-2.dünya savaşı 6-Cumhurıyetten sonrakı şehirler hangi şehirlere benzemektedir? a-avrupa b-balkan c-asya d-doğu Cevaplar: 1c 2b 3a 4a 5b 6b


"TÜRK ŞEHİRLERİNİN GELİŞİMİ CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ŞEHİRLERİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları