Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 7. Ayet Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir perde vardır. Ve onlar için büyük.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 7. Ayet Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir perde vardır. Ve onlar için büyük."— Sunum transkripti:

1

2 Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 7. Ayet Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir perde vardır. Ve onlar için büyük bir azâb vardır. İbn-i Kesir’in tefsirine göre; Günahlar her noktadan kalbin çevresini sarar ve nihayet onun üzerine üşüşür ve işte bu, kalbin mühürlenmesidir. Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: «Bir mü'min günah işlerse kalbinde siyah bir nokta olur. Eğer tövbe eder, vazgeçer ve bağışlanmasını isterse kalbi arınır. Eğer günahı daha fazla artırırsa kalbinin siyahlığı da artar. Neticede bu siyahlık kalbini sarar. İşte Allah Teâlâ'nın «Hayır, kazandıkları şey onların kalbini perdelemiştir.» buyurduğu tövbe işte budur Tirmizi

3 Rasûlullah (s.a.v. ) buyurdular: Günahlar ardı ardına gelince kalbi kapatır. Günah onu kapatınca Allah tarafından mühürleme ve damgalama gelir. Bu takdirde iman kalbe girecek yol bulamadığı gibi küfürden kurtaracak bir kurtarıcı da bulamaz. İbn-i Kesir’in tefsirinden alınma.

4 Günah, insanın duygularını öylesine baskı altına alır ki.. Günahkarın his dünyasında en ufak bir kıpırdanma ve gönül aleminde en küçük bir duyarlılık kalmaz.. Günahtan kurtulmak için, kuvvetli bir azim ve gaybi bir inayet eli gerekir.. M.F. Gülen’in “Çağ ve Nasil” Kitabından Alınmıştır. Resulullah (A.S.V.) kişinin, yapmakta olduğu güzel ameller sebebiyle "günah işlemiyorum" havasına düşmesini.. Günah işlemekten daha kötü bir ruh hali olarak tavsif etmiş ve.. Ümmeti için bundan korktuğunu ifade buyurmuştur.. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları.

5 İŞLENEN GÜNAHLARDAN DOLAYI KALB ÖLÜR MÜ? Bediüzzaman Hazretlerinin ifedesiyle “İç dışa, dış içe bir çevrilse, Hazreti Eyyub'dan daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalb ve ruhumuzda yaralar açıyor.” Hazreti Eyyub A.S’ın, kısacık dünya hayatını tehdit eden yaralarına mukabil, bizim manevi yaralarımızın, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. Günahlar kalbe işleyip iman nurunu çıkarıncaya kadar onu katılaştırır. Kapkara hale getirir. “Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevi yılan olarak kalbi ısırır. Günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şüpheler -neuzu billah- mahall-i iman olan batın-ı kalbe ilişip imanı zedeler.” Bediüzzaman said Nursi’nin ”İkinci Lem’a” sından sadeleştirilerek Alınmıştır.

6 İnsanda bazı latifeler, ince ve hassas duygular vardır ki, bunlar ruh ve kalbin direği ve esası durumundadır. Cenabı Hakk'ın engin rahmetindendir ki, bunlar, pek çok yaralar alsalar, pörsüyüp solsalar da ölmezler. Evet, insan, bir aralık tökezlese, günahlara girse ve bazı latifelerini soldursa bile belli bir terbiye ve rehabilite ile kendi özüne yönelirse, kalbi hayatın asıl kaynağı olan latifeler yeniden canlanır. Bazı latifeler de vardır ki, işlenen bir kısım günahlar neticesinde ebediyyen kurur, söner ve ölür. Bediüzzaman said Nursi’nin ”İkinci Lem’a” sından sadeleştirilerek Alınmıştır.

7 Büyük günah sahipleri ölmeden evvel günahlarının bağışlanması için tövbeye muvaffak olmazlarsa.. Şefaate de nail olamazlarsa.. Affa ve ihsana kavuşmazlarsa, bağışlanmazlar. Onların büyük günahlarına, dünya elemleri ve sekerât-ı mevtin şiddeti kefaret olmaz. Beklenen odur ki, onlardan bir taifenin kabir azabı ile yetinile. Bir başka zümreye ise, kabir azabı ile kıyamet sıkıntıları ve şiddetleri de vardır. Meğer ki hemen tövbe ede ve yapmış olduğu günahı yok edecek bir iyilikte buluna.. f.gülen.org. Sitesinden Alınmıştır.

8 Günah bir iç çöküntü, fıtratla zıtlaşmadır. Günaha giren kimse, bütün ruhi meleke ve kabiliyetlerini şeytana teslim etmiş bir zavallı ve talihsizdir. M.F. Gülen’in “Çağ ve Nasil” Kitabından Alınmıştır. Kişi günahı işlemeye devam ederse, bütün bütün ipi elden kaçırır ve artık, ne bir irade, ne bir direnme, ne de kendini yenilemeye mecali kalmaz. M.F. Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından Alınmıştır. Günah, insana bahşedilen kabiliyet ve duyguları söndürür. M.F. Gülen’in “Varlığın Metafizik Boyutu” Kitabından Alınmıştır. İnsan, günah içine bir kere girmeye dursun; girdi mi, artık ne ölçü, ne kıstas, ne de değer hükmü kalır. M.F. Gülen’in “Çağ ve Nasil” Kitabından Alınmıştır.

9 Günahlar çeşit çeşittir. En doğru sözlünün beyanında, onların başta gelenleri şu diziyle karşımıza çıkar.. Yaratıcıya eş ve ortak koşmak.. Haksız yere cana kıymak.. Anne ve babanın hukukunu çiğnemek.. Yalan yere şahitlikte bulunmak.. Cepheden kaçmak.. İffetlilerin iffetiyle oynamak... Allah ve tarih karşısında affı kabil olmayan tek günah varsa, işte o da… Günahın günah olduğunu bilmeme, günahtan ürpermeme günahı... M.F. Gülen’in “Çağ ve Nasil” Kitabından Alınmıştır.

10 Ancak bazen kişi işlediği günahtan öylesine sıkılır ki.. Günah ve sonundaki pişmanlık.. Onun Allah'a daha ciddi bir yönelmesine vesile olur.. Ayet-i kerime bu mühim hakikati “Günahların sevaba dönüştürülmesi" diye ifade eder.. Kur’an-ı Kerim Furkan suresi 70. Ayet.. "Meğer ki şirkten tövbe edip iyi amel ve harekette bulunan kimseler ola. İşte Allah bunların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah gafur ve rahimdir.“ Ümmetin hayırlıları.. İşlediği günahların kendilerini aldatamadığı insanlardır..

11 Allah kelam-ı ezelisinde “Allah onların günahlarını hasenata tebdil eder” buyuruyor. Bu, günahkar insanlar için aslında büyük bir beşarettir. Fakat bu ayete masadak olabilmek için kulun da yapacağı şeyler vardır. 1) Günah insani ilişkiler alanında cereyan etmişse yani kul hakkı söz konusu ise, mutlaka karşı taraftan helallik almak. 2) İşlenen o günahı bir ömür boyu hatırlamak, onun ıstırabını sinesinde daima canlı ve taze olarak hissetmek.%

12 Günah çok kötü bir şeydir.. Ancak bir yerde iyi sayılabilir. O da kulun bir günaha girdikten sonra bir ömür boyu onun için ah u vah etmesi halidir. Mesela, harama dikkatlice bakan, fakat yıllar sonra bile onu hatırladıkça iki büklüm olup Rahmet kapısına yönelen bir kul için o günah pek çok hayırlara gebe olabilir. Bu iki şey yapılabilirse şayet, Allah o kulu ahirette rezil etmez. Ama günah işlenmiş, unutulmuş ise aynı neticeden bahsetmek oldukça zor olsa gerek. M.F. Gülen’in “Sohbet-i Canan” Kitabından Alınmıştır.

13 İnsan olan herkesin ve hepimizin Rabbi ile olan irtibatı adına eksiklikleri, işlediği günahları vardır. Arzu ederiz ki Allah affetsin onları. Fakat aynı arzuyu başkalarının günah ve hataları adına da duymak gerekmez mi..? İfade etmeye çalıştığımız “günahları unutmama”yı herkes kendi adına yapmalı. Ben biliyorum ki, falan zat falan zamanda şunu yapmıştı, ama bu günahın hacaletini hiç de üzerinde görmüyorum.” demeye hiç kimsenin hakkı yok. M.F. Gülen’in “Sohbet-i Canan” Kitabından Alınmıştır.

14 Hz. Peygamber (A.S.V.) şöyle buyurdular: "Bir kul İslam'a girer ve bunda samimi olursa.. Daha önce yaptığı bütün hayırları Allah, lehine yazar, işlemiş olduğu bütün şerleri de affeder. Müslüman olduktan sonra yaptıkları da şu şekilde muamele görür.. Yaptığı her hayır için en az on misli olmak üzere yediyüz misline kadar sevap yazılır. İşlediği her bir şer için de.. -Allah affetmediği takdirde- bir günah yazılır." Arapça metinden yapılan tercümede; "Kul Müslüman olur, İslam'ı da güzel olursa..." şeklindedir. Buhari hadisi talik olarak kaydeder (İman: 31), Nesai, İman: 10, (8, 105); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi.

15 Hz. Peygamber (A.S.V.) buyurdular ki: Sizden biri içiyle dışıyla Müslüman olursa.. Yaptığı herbir hayır en az on mislinden, yedi yüz misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır.. Bu hal, Allah'a kavuşuncaya kadar böyle devam eder. Buhari, İman: 31; Müslim, İman: 205, (129); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/203. Kur’an-ı Kerim En'am suresi 160. Ayet.. "Kim bir hayır yaparsa ona on katı verilir, kötülük yapan da misliyle cezalandırılır.“ Bakara Suresi 261. Ayet.. "Mallarını Allah yolunda sarf edenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lütfü geniştir.."

16 Hz. Peygamber (A.S.V.) buyurdular ki: "Kimin hayatta söylediği en son sözü La ilahe illallah olursa cennete gider.." Ebu Davud, Cenaiz: 20, (3116); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/204. Kütüb-ü Siddenin Açıklaması.. Şunu unutmamak gerekir, bu çeşit hadisler, kişinin eksik bıraktığı ibadetler, kul hakkıyla ilgili günahlar sebebiyle maruz kalınacak azaptan garanti vermiyor. "Cennete gitmek" garantisi veriyor. Ehl-i Sünnet akidesi, az da olsa, bir hayır yapan mü'minin, cezasını çektikten sonra cennete gideceğini kabul eder. Mü'min olarak kabre giren bir kimse ebedi olarak cehennemde kalmayacaktır.

17 Hz. Peygamber (A.S.V.) buyurdular ki: "Muhammed'in nefsini kudret eliyle tutan zata yemin ederim ki, bu ümmetten her kim -Yahudi olsun, Hıristiyan olsun- Beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır..” Sahabi : "Lailahe illallah cennetin anahtarı değil mi? dediğinde: "Evet, öyledir ama dişsiz anahtar olur mu.? Dişleri olan anahtarın varsa kapın açılır, yoksa kapalı kalır, açılmaz" cevabını verdi.” Buhari, Cenaiz: 1; İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/209.

18 Kur’an-ı Kerim Zümer suresi 53. Ayet.. "Ey Muhammed, de ki: "Ey kendilerine kötülük yapıp aşırı giden kullarım..! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü o bağışlayıcıdır, merhametlidir..” Kişinin, nerede, ne zaman ve nasıl son nefesini vereceği bilinmediği için, bu çeşit rivayetlerden hareketle, "yaşlılık halinde yapılacak tövbe'ye güvenmek, günah amellerde ısrar etmek doğru değildir. Kulluk edebine de yakışmaz. En doğrusu, "dişi bulunmayan bir anahtarın, hiçbir kapıyı açamayan düz bir çubuktan başka birşey olmaması" gibi.. Amelin refakat etmediği Lailahe illallah sözüyle de kurtuluşa erişilemeyeceği düşüncesiyle hareket etmek, ibadetsiz vakit geçirmemektir.. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerh

19 Efendimiz’de günahın izi yoktur; günah O’nun rüyalarına bile girmez. Ancak, bazen vazife ve sorumlulukları yerine getirmedeki tedbirlerinde en iyi yerine iyiyi tercih edebilir. “Belanın en büyüğüne peygamberler, sonra da derecesine göre başkaları maruz kalır.” hadisinde de ifade buyrulduğu gibi.. Makam ne kadar büyükse ve Allah’a kurbiyet ne ölçüde ise, gelen musibet ve belalar da o ölçüde gelir. Mesela biz, bir günah işleriz, makamımız çok büyük olmadığı için küçük bir musibete maruz kalırız.. %

20 Fakat enbiya, asfiya, hele Efendimiz (sav) gibi, en zirvedeki bir nebi, aklına deyip geçen, makamıyla telif edilemeyecek en küçük bir düşünce veya davranış karşılığında.. Vazife ve sorumluluğunu yerine getirmede en iyinin yerine daha iyiyi yapma bile ikaz görür ve bir musibete maruz kalabilir. “Melikin atıyelerini, ancak matiyyeleri çeker..” Yani, onları kim kaldıracaksa ona yüklenir. Belalar, insanı pişirir, olgunlaştırır.. Müspet ibadetlerle ulaşılamayacak noktalara ulaştırır.

21 Efendimizin bela karşısındaki söylediği sözler herkesin virdi olmalı.. “Ya Erhamerrahimin.! Ey ezilmişlerin Rabbi ve benim Rabbim! Beni kime bırakıyorsun..?” f.gülen.org. Sitesinden Alınmıştır. Mevlana’nın belaya bakış açısı oldukça manidardır.. “Bela, üzerine yırtık-pırtık elbiseler giymiş, bu dış görünüşü itibariyle sevimsiz, fakat o elbiselerin içinde en güzel bir endamı taşıyan dünya güzeli gibidir. Onun o sevimsiz dış yüzüne, yırtık-pırtık elbiselerine bakarak aldanma. O elbiselerin altını gör ve o cihan güzeliyle beraber ol.!”

22 İnsan, dünyada başına gelen musibetleri, “günahlarıma kefarettir veya derecemi artıracaktır..” diyerek, sabrın ötesinde hatta şükürle karşılamalıdır.. Zira, kulun tövbe etmesi Rabbini sevindirir. Onun derecesini arttırır. Ancak, günah işleyeyim, tövbe edeyim ve daha büyük bir mükafata nail olayım denmez ve denmemeli. Bununla beraber, insanın kendisini günahsız, suçsuz görmesindense.. Bata-çıka gidip, kendisini hiç görmesi, bir günahkar bilmesi ve devamlı tövbe etmesi çok daha hayırlıdır. f.gülen.org. Sitesinden Alınmıştır.

23 Umumi gelen musibetler, umumun günahı ve ihmali üzerine gelir. Bu ihmal ve günah, dinde olabileceği gibi, şeriat-ı tekviniye dediğimiz, hayat kanunlarında da olur. Hakikat bu iken, günahkarı biliyormuşçasına, günahı bazılarına yüklemek ve nefsimizi temize çıkarmak, günahı ikileştirmek demektir. Felakete uğramış bir insana, o anda, “Bu, günahlarından dolayı oldu” demek, çok defa onu tamamen küfre itmekle aynı manaya gelebilir. Felaket umuma bile gelse; “Bu, benim hatalarımdan dolayı oldu” demeli ve kimseyi suçlama cihetine gitmemelidir. f.gülen.org. Sitesinden Alınmıştır.

24 Hz. Yunus (as), kavmini Allah’tan izin almadan terk etti. Peygamberin böyle kavmini terk edip gitmesi, kavmi üzerinde önemli bir tesir bırakmış ve o kavim, azap alametleri de belirince, hemen tövbe ve istiğfara yönelmiştir. Kur’an-ı Kerim, bunu benzeri olmayan bir hadise olarak zikreder: (Yunus suresi 98. Ayet) “Bir belde halkının, zamanında inanmaları gerekmez miydi ki, imanları kendilerine fayda versin (ve onları muhakkak bir azaptan kurtarsın. Fakat inanmaları gereken zamanda, azabı görmeden inanmadılar.) Gelmekte olan azabın işaretlerinin görülmesi, o kavmi birden uyandırdı ve hemen tövbeye koştular. Amerika’da Bir Ay

25 Latifelerden bazıları söner, kurur ya da ölürse, insan ancak o latifenin ayağıyla alabileceği mesafeleri artık alamayabilir. Mesela, bir insana beş duyu kabiliyeti lütfedilmiştir. İnsan, bunlar vasıtasıyla sesleri, renkleri, miktarları, hareketleri, kokuları, tatları, soğukluk ve sıcaklığı hisseder. Fakat asıl idrak etme ve bilme havass-ı batınenin, yani iç idrak latifelerinin devreye girmesiyle tamamlanır. Havass-ı batıne de hayal gücü, vehim gücü, hatırlama gücü ve tasarruf gücüdür.. Bediuzzaman Hazretleri, insanda bunlardan başka, alem-i gayba açılan “saika” ve “şaika” dediği hislerden de bahseder. Bir insanda saika diyeceğimiz latife ömüşse, o insan hayra sevkeden o latifenin tenbihlerini ve tetiklemelerini artık hissedemez. Şaika da öyle bir latifedir ki, insan onun tenbih ve tetiklemeleriyle din-i mübini İslam'a ait en ağır sorumlulukların altına bile aşk u şevkle girebilir.. insan bu tür latifelerini muhafaza etme hususunda dikkatli davranmalıdır.. Bediüzzaman said Nursi’nin ”İkinci Lem’a” sından sadeleştirilerek Alınmıştır.

26 Bazen bir lokma, bir dane, bir öpme ya da bir bakma insanı kalbin zümrüt tepelerine taşıyabilecek olan latifeleri öldürebilir. Bazen, aslında birer nimet olan, bir İnternet sitesi, bir bilgisayar ekranı, bir telefon ahizesi ya da bir dergi sayfası birkaç latifenin ölümüne sebep olur da insan hiç farkına bile varamaz. Bazen şahsın içinden gelmeyen sahte bir tavır, yalan bir beyan, faydasız bir söz onu manen ölüme götürür. Hatta riyakarca akıtılan bir kaç damla gözyaşı ya da "görsünler" düşüncesiyle ortaya konan bir davranış kalb ve ruhu felaket yoluna itebilir. Bediüzzaman said Nursi’nin ”İkinci Lem’a” sından sadeleştirilerek Alınmıştır.

27 Büyük günah işleyen bir adam –hafizanallah- bir yönüyle bir kolu, bir ayağı felçli gibi olur. Hayat boyu seke seke, kolunu sallaya sallaya dolaşmaya mahkûm hale gelir. Her bir günah, kendinden önceki bir günahın çocuğu, kendinden sonraki birinin de annesidir. Vücudun sıhhat emarelerinden birisi, değişik virüsler, mikroplar karşısında hararetin yükselmesidir. Vücudun böyle bir mukavemet göstergesi yoksa onun durumu çok vahimdir. Bu artık onda ne bir çırpınma, ne de bir helecan kuvvetinin kalmadığını gösterir. Aynen öyle de, yapılan masiyetlere karşı bir iç tepki yoksa eğer vicdan günaha karşı hayır demiyorsa, ruh ölmüş demektir. Onun için bir taraftan ruhumuzu öldürmeden, olumsuzluklara karşı tepki gösterecek kadar kararlılık sergilemeli, diğer taraftan da gözlerimizi daha ötelere çevirerek devamlı terakki peşinde olmalıyız. İnsan ömründe işlediği bir günahı, hergün yeni işlemiş gibi iki büklüm olmuyorsa, onun iman problemi var demektir. f.gülen.org. Sitesinden Alınmıştır.


"Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 7. Ayet Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir perde vardır. Ve onlar için büyük." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları