Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Bitki Sistematiğinin Tarihçesi Bitki sistematiğinin tarihi, insanın doğada belirmesiyle başlar, insan çevresindeki bitkileri amaçlarına uygun olarak, kullanmaya.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Bitki Sistematiğinin Tarihçesi Bitki sistematiğinin tarihi, insanın doğada belirmesiyle başlar, insan çevresindeki bitkileri amaçlarına uygun olarak, kullanmaya."— Sunum transkripti:

1 Bitki Sistematiğinin Tarihçesi Bitki sistematiğinin tarihi, insanın doğada belirmesiyle başlar, insan çevresindeki bitkileri amaçlarına uygun olarak, kullanmaya başlayınca onları sınıflandırmaya da başlamıştır. Bitkilerim ot, çalı, ağaç; yenen yenmeyen, zehirli, zehirsiz şekilde ayrılmaları ilk sınıflandırılmaları sayılır.

2 Evolusyon ve filogeni bilim dalları gelişmeye başlayınca bitkilerin yüzeysel farklılıkları ikinci plana düşmüş ve sınıflandırma filogenetik akrabalıklara göre yapılmıştır.

3 Sınıflandırma konusundaki gelişmeler başlıca 4 periyod içerisinde incelenebilir:

4 Periyod I: Bitkilerin habitus (büyüme şekli) özelliklerine göre kurulan sistemler: Bitkiler habitus özelliklerine göre ağaç, çalı ve ot olarak ayrılır. Yüzyıllar boyunca bitkiler bu özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma sisteminin ilk yazılı eserini veren kişi, botaniğin babası olarak kabul edilen ve Aristo’nun öğrencisi olan Theophrastus (MÖ ) tır. Historia Plantarum adlı eserinde 480 bitkiyi bu özelliklerine göre sınıflamıştır.

5 Bu dönemin bilim insanlarından Fransız Tournefort ( ), bitkileri yine ağaç ve ot olarak ayırmasına rağmen alt gruplandırmaları petallerin varlığı ve yokluğuna ve bunların bileşik veya serbest oluşlarına göre yapmıştır. Ayrıca sistematiğe modern “genus” kavramını da getiren kendisidir. Bugün kullanılan genus adlarının birçoğu onundur.

6 Periyod II: Sayısal sınıflandırma üzerine kurulan sun’i sistemler: Bu periyod, bitkilerin şekil özellikleri ve doğal akrabalıkları dikkate alınmaksızın tanımlamada kolaylık sağlayacak özelliklerine göre sınıflandırılmasıdır. Bu yüzden de sun’i sistemler periyodu olarak anılır. Bu periyodun en ünlü botanikçisi Carolus Linneaus ( ) tur.

7 Linne’nin kurduğu sistem çiçeğin cinsiyet organlarına dayandığı için “Seksüel Sistem” olarak ta nitelendirilmektedir. Linne sisteminde bitkileri stamenlerin sayı, durum ve özelliklerine göre sınıflandırmıştır.

8 Linne’nin sistematiğe kazandırdığı en önemli kural “Binomial Sistem= İkili Adlandırma Sistemi” dir. Bir bitkinin iki adla (genus ve tür) anılması Linne ile başlar. Bu yüzden Linne’nin adlandırdığı bitkilerin hemen tümü bugün de geçerlidir (1735).

9 Periyod III: Şekil ilişkileri üzerine kurulan Tabii sistemler 18. yüzyıl ortalarına doğru tüm kıtalardan Avrupa’nın önemli botanik merkezlerine sayısız bitkiler geldi. Bunların çoğu yeni türdü ve sınıflandırılmaları gerekiyordu. Bunlar üzerine yapılan araştırmalar gösterdi ki bitkiler arasında Linne’nin seksüel sisteminde olduğundan daha belirgin ve kullanışlı morfolojik benzerlikler vardır. Bu sırada bitkilerin organografisi ve fonksiyonları hakkında bilgiler de oldukça gelişmişti. Bu bilgilerin ışığı altında, bitkilerin doğal şekil ilişkileri saptanarak sınıflandırma buna göre yapıldı. Böylece bu periyotta yapılan sınıflandırmalar “Tabii = Doğal sistemler” olarak kabul edilmektedir.

10 Bu periyodun önemli botanikçileri Lamarck ve De Candolle’dir. Taksonomi terimini ilk kez 1813 yılında Fransız botanikçi A.P. De CANDOLLE kullanmıştır.

11 Son periyod: Filogeni üzerine kurulan sistemler Bugün herkesçe kabul edilmekte olan bir sistemdir. Yaşayan türler uzun bir evolusyon ürünleridir. Bu yüzden bu periyodun sistemleri, bitkileri evolusyon bakımından basitten komplekse doğru sınıflandırır. Bu sistemlerde atasal karakterler ve genetik ilişkiler de büyük ölçüde yer alır.

12 Sistematik Botanikte Kullanılan Karakterler Bir bitkiyi başka bir bitkiden ayırmak veya onunla kıyaslamak için kullanılan yapı, şekil ve davranış özelliklerine karakter denir. Gerçekte taksonomi karakterlerle uğraşır. Bir taksonomist bitkileri sınıflandırmak için, bitkilerin taşıdığı yüzlerce karakter arasından önemli ve belirgin olanları seçerek sınıflandırmada kullanır.

13 Klasik taksonomide kullanılan karakterler genellikle morfolojik ve anatomik karakterlerdir. Bugünkü taksonomide bunlara ek olarak palinolojik, embriyolojik, sitolojik ve fitokimyasal karakterler de kullanılmaktadır.

14 Ne tip sınıflandırma olursa olsun, genellikle seçilen karakterler; 1. Eşit ağırlıkta olmalı (eşit taksonomik değer taşımalı) 2. Diğer karakterlerle korelasyon (uygunluk) göstermelidir. 3. Evrim görüş açısından, taksonomide kullanılan karakterler tek değil, toplu olarak düşünülmelidir. Bir tek karaktere dayanarak yapılan sınıflandırma genellikle yanlış olur.

15 Bitkileri sınıflarken, taşıdıkları karakterlerin ilkel (primitif) ve ileri (evrimli) oluşlarının büyük rolü vardır. Sınıflandırmada ilkel karakterler taşıyan bitkiler başa, ileri karakter taşıyan bitkiler ise sona konur. Kötü karakterler genellikle değişken olduğundan sistematikte çok kullanılmaz. Tüylülük, boy, renk tonları gibi özellikler kötü karakterler olup; habitatlara göre değişirler.

16 Sistematikte kullanılan iyi karakterler: 1. İncelenen örnekler arasında büyük varyasyonlar göstermemeli 2. Genetik yönden stabil (kararlı, değişken) olmalı 3. Ortam modifikasyonlarından etkilenmemeli 4. Kullanılan diğer karakterlerle korelasyon (karşılıklı uyum) göstermelidir.

17 ULUSLAR ARASI BOTANİK İSİMLENDİRME KAİDELERİ Tipifikasyon: Bir taksonun tipini belirleme işlemine denir. Tip örneği (typus): Bir taksonun (özellikle species) betimlenerek bilim dünyasına tanıtıldığı ilk örneğine denir. Tüm taksonomistler gerek tipifikasyon gerekse nomenklatür problemleri için uluslar arası botanik nomenklatürü koduna başvururlar. Bu kodda 5 ayrı tip örneği (typus) kabul edilmiştir.

18 HOLOTYPUS (HOLOTİP) Bir taksonomistin yeni bir tür tayin ederken, birkaç örnek içinden ideal olarak seçtiği örnektir.

19 ISOTYPUS (İZOTİP) Holotipin dubletlerinden (eş örneklerinden) her biridir. İlk defa betimlenen taksona ait örnekler genellikle tek değildir. Aynı kartonlara yapıştırılmış birkaç eş örnekten oluşur ve genellikle bu eş örnekler değişik büyük herbaryumlara yollanır. İşte toplayıcı numarası aynı olan bu eş örneklerin her biri birer izotiptir.

20 SYNTYPUS (SİNTİP) Yeni bir tür, değişik yerlerden toplanmış birden çok örnekle tayin edilmişse ve bunlardan belirli biri holotip olarak seçilmemişse, bu takdirde bu örneklerden her biri bir sintiptir.

21 LECTOTYPUS (LEKTOTİP) Araştırıcı sonradan sintipler arasından birini ideal olarak seçerse buna lektotip denir. Aynı zamanda holotip kaybolur ve tahrip olursa izotiplerden biri lektotip olarak seçilir.

22 NEOTYPUS (NEOTİP) Holotip tamamen tahrip olduğu veya kaybolduğu zaman, lektotipi oluşturacak ne izotip ne de sintip kalmamışsa, yani orijinal materyallerden hiçbiri yoksa o zaman bir neotip seçilir.

23 NOMENKLATÜR Nomenklatür taksonomik adlandırma kuralları ile ilgilenen bir daldır. Bitki adlandırılmasıyla ilgili 1961 yılında “International Code of Botanical nomenclature” adlı bir eser yayınlanmıştır. Taksonominin anayasası sayılabilecek bu eserde belli başlı bazı taksonomik kurallar ortaya konmuştur.

24 1. Öncelik (Priorite) Kuralı Her taksona geçerli ancak bir tek ad verilebilir. bu ad kurallara uygun olarak en önce verilen addır. Bunlardan sonra verilen tüm adlar sinonim (eş ad) olup geçersizdir.

25 2. Öncelik Kuralının Sınırlanması Modern botanik nomenklatürü Linne’nin “Species Plantarum” (1753) adlı eseriyle başlar. Bu tarihten önce verilen adlar geçersizdir. Ayrıca bir taksona verilen bir ad bir dergi veya kitapta yayınlanmadıkça geçerli değildir. 1 Ocak 1935’den bu yana, bir takson latince diagnoziyle yayınlanmadıkça gene geçersizdir.

26

27

28 Sinonim (eşad): Aynı takson için kullanılan iki veya daha fazla isimden her biridir. Buna sebep aynı materyalin farklı kimseler tarafından, birbirinden habersiz olarak adlandırılması veya aynı materyalin değişik yerlerde farklı taksonlar olarak değerlendirilmesidir.

29 Nomenklatürel Sinonimler: Bunlar aynı tip örneğine verilen değişik adlardan kaynaklanırlar. Bunlar aynı tipe ait oldukları için farklılıkları söz konusu değildir. Homotipik sinonim de denir.

30 Taksonomik Sinonimler: Değişik tipler üzerine kurulan sinonim tipidir. Heterotipik sinonim de denir.

31 Homonim: Aynı ismin, iki veya daha fazla taksona verilmesidir. Bunlardan kullanılabilir durumdaki isimler ile kurallara uymayan isimler homonim olarak değerlendirilemez.


"Bitki Sistematiğinin Tarihçesi Bitki sistematiğinin tarihi, insanın doğada belirmesiyle başlar, insan çevresindeki bitkileri amaçlarına uygun olarak, kullanmaya." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları