Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sosyal Sermayenin Diğer Sermaye Çeşitleri İle Karşılaştırılması 2008-1-TR1-GRU06-01478 1.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Sosyal Sermayenin Diğer Sermaye Çeşitleri İle Karşılaştırılması 2008-1-TR1-GRU06-01478 1."— Sunum transkripti:

1 Sosyal Sermayenin Diğer Sermaye Çeşitleri İle Karşılaştırılması TR1-GRU

2 Sosyal sermaye bir yatırım aracı olup, sizin gelecekte ondan kazanç sağlamanızı sağlar. Bugün dürüst, güvenilir mesleki namusuna sahip çıkan, takım çalışması yapabilen sosyal sermaye değeri yüksek insanlar, hayatın bütün kesimlerinde aranan insanlardır. Sosyal sermayesini belli bir değerin üzerine çıkaran kişi ve kuruluşlar, kritik değeri olan bilgiye, güç ve imkanlara erişme şansına sahip olurlar. Kollektif hareket etme kapasitesini artıran kollektif grup kimliği, ancak sosyal sermayenin inşa edilmesiyle arttırılabilinir. Nasıl maddi sermaye çeşitli amaçlara ulaşmak için farklı şekillerde kullanılabiliyorsa, sosyal sermaye (mesela arkadaşlık ve dostluk ilişkileri, klüp veya grup üyeliği) kritik bilgilere ulaşmak veya doğru sağlıklı tavsiye ve danışmanlık almak için de kullanılabilinir.

3 Şüphesiz bir kimsenin toplum veya grup içindeki yerinin sağladığı avantajlar, ekonomik kazanca dönüştürülebilinir. Sermaye çeşitleri içinde en akışkanı ve dönüşüm değeri en yüksek olan maddi sermaye olup, bu insan, kültür ve sosyal sermayeyi inşa etmede kullanılabilir. Oysa sosyal sermayenin ekonomik sermayeye dönüştürülebilme oranı daha düşüktür. Sosyal sermaye daha az transfer edilebilir

4 Sosyal sermaye gerektiğinde diğer sermaye çeşitlerinin fonksiyonunu da üstlenebilir veya diğer sermayelerin eksikliğini tamamlayabilir. Mesela finans veya insan sermayesi eksikliği, güçlü sosyal ilişki ve bağlantılar devreye sokularak kapatılabilinir. İşlem maliyetlerini azaltarak ekonomik kapitalin verimliliğini arttırabilir. Yapılan bir araştırma, sosyal sermaye değeri düşük olan insanların, daha az güvenilir kişiler oldukları ve şirketleşmeye ve örgütlenmeye karşı daha az katılımcı ve istekli olduklarını ortaya çıkarmıştır. İnsanlar arasında var olan sosyal bağlar, periyodik olarak yenilenmeye ve doğrulanmaya ihtiyacı vardır. Aksi takdirde etkinliğini kaybetmeye başlar. Sosyal sermaye kullanıldıkça değer kazanır. Bu noktadan farklı dinler, kültürler ve sivil toplum örgütleri arasındaki diyalog ve karşılıklı ziyaretler, sosyal kapitalin inşa edilmesini mümkün kılan önemli alt yapı çalışmalarıdır.

5 Sosyal Sermayenin Ölçülmesi Sosyal sermaye kavramının ölçülmesi oldukça karmaşıktır. Ancak, daha çok bilimsel araştırmalarda kullanılan anlamıyla sosyal sermaye, kişiler arasındaki güveni ifade etmektedir. Bunun iki nedeni vardır:

6 1.Sosyal sermaye kavramının ölçülmesi ve dolayısıyla operasyonalize edilmesini kolaylaştırması ile ilgilidir. 2.Daha önemlisi, kavramın anlamını daha güçlü bir biçimde vurgulaması ile ilişkilidir. Putnam’ın tanımında yer alan “ağlar (networks), normlar” sosyal sermaye için gerekli ama yeterli olmayan özellikler. Örneğin mafya, ağ ve normları en yaygın ve güçlü örgüt. Buna karşılık, mafyanın gücünün, toplumun sosyal sermaye düzeyini yansıtmadığı ortada

7 Sosyal sermayenin ölçülmesinde devlete ve onun kurumlarına duyulan güven ve saygının derecesi, halkın kendine ait kararlarda katılımcılık düzeyi, kişilerin sivil toplum kuruluşlarında ne ölçüde görev aldıkları, sivil toplum kuruluşlarında bireylerin gönüllü olarak ayda ortalama hizmet etme saatleri, kişilerin ve komşuların birbirlerine karşı yaptıkları yardım, destek ve fedakarlık seviyeleri, şu an için sosyal kapital değeri ölçmede kullanılan kriterlerdir.

8 Aileler ve yerel vatandaşlar aktif şekilde okula destek verdiklerinde, güçlenen sosyal kapital, eğitimin kalitesini artırmaktadır. Öğretmenler, mesleklerine ciddi düzeyde ehemmiyet verip kendilerini geliştirdiklerinde ve öğrencilerle samimi ilişkiler kurduklarında, öğrenciler daha başarılı notlar almaktadırlar.

9 Vatandaşlar tarafından izlenen ve desteklenen sağlık kuruluşlarında doktorlar ve hemşireler, vazifelerini daha dikkatle ve önemseyerek yapmaya başlamaktadırlar. Sağlıklı bir toplum inşa edebilmek de fertler arasında karşılıklı güven ve yardımlaşmaya dayalı sosyal sermayenin gücüne bağlıdır

10 Kişiler arası güvenin ölçülmesi çoğu durumda, siyaset bilimci Inglehart’ın yönetiminde yürütülen “Dünya Değerler Anketinde” sorulan bir soru ile gerçekleştirilmektedir. Farklı dönemlerde birden çok ülkeye uygulanan bu ankette deneklere: “Yakın çevrenizden olmayan kişilerle ilişkilerinizde çok dikkatli ve temkinli mi davranırsınız yoksa insanlara güvenir misiniz?” sorusu yöneltilmekte ve şu iki şıktan birinin seçilmesi istenmektedir:

11 a)Çok dikkatli ve temkinli davranırım, b)İnsanlara güvenirim. Bir toplumdaki sosyal sermaye düzeyi b şıkkına verilen cevapların miktarı ile doğru orantılıdır

12 Sosyal Sermayenin Kalkınmadaki Önemi 1989 yılında yayınlanan “Tarihin Sonu” adlı makalesiyle üne kavuşan Francis Fukuyama Trust(Güven) adlı kitabında toplumların sosyo - kültürel yapılarının ekonomik kalkınma üzerindeki etkilerini incelemektedir. Fukuyama’ya göre “sosyal sermaye” açısından zengin ve “güven düzeyi” yüksek olan toplumlar, ekonomik örgütlenme ve kalkınmada da daha başarılı olmaktadır. İnsanların aile bağları dışında, gönüllü örgütlenme düzeyinin yüksek olduğu ve kişisel çıkar motifinin ötesinde bir toplumsallık duygusunun, birlikte iş başarma alışkanlığının bulunduğu toplumlarda erişilen yüksek güven ortamının her hangi bir işi başarmayı kolaylaştırdığını, büyük müesseselerin bu ortamda oluştuğunu anlatmaktadır. Fukuyama’ya göre ABD, Japonya ve Almanya, aralarındaki farklılıklara karşın bu kategoriye girmektedir

13 Gelişmiş ülkelerde “sosyal sermaye” denilince, akla ilk olarak “güven” duygusu gelmektedir. Tecrübe, kültür, çalışkan ve dürüst olmak; güven yoksa hiçbiri işe yaramamakta, başarıya ulaşılamamaktadır. Kişilerdeki güven duygusu çok ise, o ülkenin de sosyal sermayesi çok kabul edilmektedir

14 Güven, toplumun bütününü ilgilendiren yararlı sonuçlar için, bireyleri gönüllü olarak iş birliğine iten ve bu yolla iyi toplumun oluşturulmasını kolaylaştıran temel değerdir. Ancak bazı toplumlar güveni, bir sosyal sermaye biçimi olarak yaratıp, toplumsal sinerjilerini açığa çıkarabilirlerken bazıları bunu gerçekleştirememektedir.

15 Bu temel güçlük, toplumun geçmişinden gelen sosyal donanım eksikliği ile güvensizlik ve ona bağlı paranoyayı her geçen gün daha da artıran modern yaşam koşullarının birleşmesi ve sorunları ağırlaştırmasıdır. Kuşkusuz bu sorunların en tehlikeli sonucu, toplumun kendine olan inancının zedelenmesidir. Güvensizlik ve ona eşlik eden çözümlerin tükenmişliği duygusunun en trajik sonucu, toplumda, karamsarlık hali ve panik eğilimin yerleşmesidir

16 Aile içi dayanışmanın çok güçlü, buna karşılık sivil örgütlenmenin zayıf olduğu, “sosyal sermaye”yi tanımlayan birlikte iş başarma alışkanlığının bulunmadığı ve güven ortamının oluşmadığı toplumlarda ise:

17 Mafya tipi suç örgütleri gelişmekte, Güçlü merkezi devlete ve bürokrasiye ihtiyaç doğmakta, Rüşvet ve yolsuzluk yaygınlaşmakta, idare yozlaşmakta, Ancak küçük aile isletmeleri gelişebilmekte, Büyük isletmeler ancak devlet desteğiyle kurulabiliyor ve yasayabilmekte, Güven unsurunun yokluğu her alanda iş başarma maliyetlerini yükseltiyor ve rekabet gücünü düşürmektedir

18 Türkiye’de Sosyal Sermaye Yapısı Bireylerin yalnız kan bağıyla bağlı oldukları veya kişisel olarak tanıdıkları, kendilerine benzeyen kimselere değil, yabancılara da güvendiği bir toplumun, “sosyal sermaye yapısı” sağlam bir toplum olduğu söylenebilir. Bu doğrultuda Türkiye’nin sosyal sermaye yapısı zayıf, yani insanların tanımadıkları, kendilerinden farklı insanlara pek güvenmedikleri bir toplum olduğu pek çok kamuoyu araştırması tarafından pek çok defa ortaya konulmuştur

19 ’da gerçekleştirilen Dünya Değerler Anketinin sonuçları Türkiye’nin sosyal sermaye açısından oldukça geri bir konumda olduğunu gösteriyor. Türkiye’de b şıkkına cevap verenlerin, yani insanlara güvenirim diyenlerin oranı sadece % 6.5. Bu sonuç ile Türkiye, sosyal sermaye düzeyi yalnızca % 2.8 ile sınırlı olan Brezilya’nın önündedir. Sosyal sermayenin yüksek olduğu ülkeler, esas olarak gelişmiş ülkeler, özellikle de İskandinav ülkelerdir. Örnek vermek gerekirse, sosyal sermaye Norveç’te % 65.3, İsveç’te % 59.7, Kanada’da % 52.4 oranındadır. Gelişmiş ülkeler sadece insan, fizik ve mali sermaye açısından değil aynı zamanda sosyal sermaye bakımından da ön plandadırlar

20 İnsanların ekonomik hayatlarında karşılaştıkları risklerle baş etmeye çalışırken yanlarında tek dayanak olarak aile ve cemaati buldukları bir ortam, genelleştirilmiş bir güven ilişkisinin gelişmesine uygun bir ortam değildir. Buna karşılık, vatandaşlık hakları temelinde sağlanan devlet desteği, vatandaşlık bilincinin gelişmesine ve buna bağlı olarak, güven ilişkilerinin toplumun bütününü kapsayacak biçimde yaygınlaşmasına yol açabilir. Böyle bir yaygın güven ortamında da, vatandaşlar arasındaki enformel yardımlaşmanın kişisel ilişki ağlarının ötesinde, daha anlamlı bir toplumsal rol oynaması beklenebilir.

21 Bir kişi kriz sebebiyle, işsiz kaldığında, Batı Avrupa’nın farklı refah rejimleri bağlamında, örneğin piyasa merkezli İngiltere, kurumsal devlet müdahalesi merkezli İskandinavya ve geleneksel aile merkezli Almanya refah rejimleri bağlamında ele alındığında; ortaya farklı çözümler çıkacaktır

22 Ama bu gelişmiş Batı toplumlarının hiçbirinde, işsiz kalan bireyin geçimi, yalnızca aile veya cemaatin bakımına ya da yalnızca piyasanın meseleyi arz talep mekanizması yardımıyla çözmesine bırakılmayacak, kurallı ve formel devlet müdahalesi, hiç olmazsa bir ölçüde ve hiç olmazsa bir süre için, bireyin geçimini sağlamak için devreye girecektir.

23 Oysa Türkiye’de aile dayanışması modelinin belirlediği bir refah rejimi, kişisel ilişki ağlarıyla sınırlı bir güven ilişkisini yansıtan bir sosyal sermaye yapısıyla birlikte yer almaktadır. Bu durum, özünde, kapitalist modernleşme sürecini tamamlamamış bir tarım toplumunu tanımlamaktadır. Türkiye’nin ekonomik gelişme süreci içinde, işsizlik sigortası veya iş güvencesini sağlayan formel yasalar yerine, akrabalık- hemşehrilik- partililik ilişkilerinin içiçe geçtiği süreçler yardımıyla, KİT’lerde sağlanan istihdam olanaklarının geçtiğini görülmektedir. Türkiye’deki aile dayanışması modelinin bir örneği de Türkiye’de çalışan nüfusun ancak yüzde 47.6'sının herhangi bir güvenlik fonuna katkıda bulunmasıdır


"Sosyal Sermayenin Diğer Sermaye Çeşitleri İle Karşılaştırılması 2008-1-TR1-GRU06-01478 1." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları