Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Konsantrasyon Birimleri 1-Yüzde (%) Çözeltiler: 1- Yüzde (%) Çözeltiler: 100 mL çözeltideki veya 100 gr çözeltideki çözünmüş olan madde miktarıdır. Örnek:

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Konsantrasyon Birimleri 1-Yüzde (%) Çözeltiler: 1- Yüzde (%) Çözeltiler: 100 mL çözeltideki veya 100 gr çözeltideki çözünmüş olan madde miktarıdır. Örnek:"— Sunum transkripti:

1 Konsantrasyon Birimleri 1-Yüzde (%) Çözeltiler: 1- Yüzde (%) Çözeltiler: 100 mL çözeltideki veya 100 gr çözeltideki çözünmüş olan madde miktarıdır. Örnek: Ağırlıkça % 5’ lik 500 g NaOH çözeltisi nasıl hazırlanır? Çözüm: 100 gram çözelti içinde 5 gram katı NaOH bulunmaktadır. Çözeltinin toplam hacmi 500 g olduğuna göre 5 x 5 = 25 g NaOH gereklidir. O halde 500 – 25 = 475 gram çözücü (yani su) gereklidir. Suyun yoğunluğunu 1 g/ml olarak kabul edilirse 475 ml su alınır ve 25 g NaOH bu suda çözülür.

2 Konsantrasyon Birimleri 2. Molarite (M): 2. Molarite (M): Bir litre çözeltide çözünmüş maddenin mol sayısı o çözeltinin molaritesine eşittir. Litresinde mol ile ifade edilen miktarda madde bulunduran çözeltilere de molar çözeltiler denir. 3. Formalite (F): 3. Formalite (F): Bir çözeltinin formalitesi herhangi bir maddenin bir litrelik çözeltisinde bulunan formül gram sayısıdır. Molarite ve formalite birbirlerinin aynı terimlerdir. Ancak eğer bir madde çözücüde çözündüğü zaman iyonlarına ayrışıyorsa formalite terimi kullanılır. Mesela 1 M NaCl demek yerine 1F NaCl terimini kullanmak daha doğru olur.

3 Konsantrasyon Birimleri 4. Molalite (m): 4. Molalite (m): 1000 gr çözücüde çözünen maddenin mol sayısıdır. Molalitede esas olan çözücünün gr olarak miktarıdır. Özellikle farklı sıcaklıklarda yapılacak çalışmalar için molalite birimini kullanmak faydalıdır. Molarite ve normalite çözeltinin litresindeki madde miktarı olduğundan sıcaklık değiştikçe çözeltinin konsantrasyonu da değişecektir. Molalite de ise esas olan çözücü ve çözünenin ağırlığı olduğundan ve ağırlık sıcaklıkla değişmeyeceğinden sıcaklık değişse bile çözeltinin molalitesi değişmez.

4 Konsantrasyon Birimleri 5. Normalite (N): 5. Normalite (N): Bir çözeltinin 1 litresinde çözünen maddenin ekivalan gr sayısıdır başka bir deyişle litresinde ekivalan ile ifade edilen miktarda madde bulunduran çözeltilere Normal çözeltiler denir. Ekivalan gram: Herhangi bir maddenin molekül veya atom ağırlığının tesir değerine bölünmesiyle elde edilir.

5 Konsantrasyon Birimleri 6. Osmolar Çözeltiler: 6. Osmolar Çözeltiler: Osmolar bir çözelti, litresinde 1 osmol gram çözünen madde ihtiva eden çözeltidir. Bir osmol ise osmotik basınç bakımından aktif bir ünitedir. Osmol gram = Mol gram / Partikül sayısı Örnek: NaCl sulu çözeltide tamamıyla iyonlarına ayrışır. Dolayısı ile her NaCl molekülü osmatik bakımdan aktif ve iki partikül verir. O halde NaCl’nin 1 osmol gramı =58,5/2 = 29,25 gr’dır.

6 Konsantrasyon Birimleri 7. İzotonik Çözeltiler: 7. İzotonik Çözeltiler: Birbiri ile aynı sayıda osmotik olarak aktif partikül ihtiva eden çözeltilere izotonik çözeltiler denir ve bunlar aynı osmotik basıncı gösterirler. İzotonik çözelti terimi tıbbi laboratuvarda kanın osmotik konsantrasyonu ile aynı olan çözeltiler manasına gelir ki bu da 0.3 osmolardır. Örnek: NaCl’nin bir osmolar çözeltisi gr madde içeriyor. O halde NaCl’nin izotonik bir çözeltisini hazırlamak için 0.3 x = ≈ 9 gr NaCl çözülür ve son hacmi distile su ile litreye tamamlanır. Bu çözeltiye serum fizyolojik adı verilir. Konsantrasyonu 0.3 osmolardan az olan çözeltilere HİPOTONİK, çok olan çözeltilere HİPERTONİK çözeltiler denir. Kan hücreleri hipotonik çözeltiler içinde su alarak şişer ve parçalanır, hipertonik çözeltiler de ise su kaybederek büzüşür. İzotonik çözeltilerde hücrelerin yapısı bozulmadan kalır.

7 KLİNİK LABORATUVARDA KALİTE KONTROLÜ Hatasız sonuç üretebilmek, klinik laboratuvarın başlıca hedeflerindendir. Düzenleyici kuruluşlar ve sağlık kuruluşunda laboratuvar hizmeti alan klinikler laboratuvarın denetlemesinde etkindir. Günümüzde kaliteli sonuç üretimi yalnızca profesyonellik ve etik kontrolle sınırlı olmayıp, yasal düzenlemeyle de güvence altına alınmıştır.

8 Kalite kontrolünün amacı, hastaların sağlık durumu hakkında güvenilir sonuç üretebilmek için özgün yönerge ve işlemlerin düzenle yürütülebilmesi amacıyla kaliteli laboratuvar testlerinin yapılabilmesini sağlamaktır. Etkin bir program oluşturabilmek için, işlem el kitapları, test protokolleri, kayıt tutulması, araçların ve ortamın etkin kullanımı ve akredite kuruluşlar tarafından düzenli laboratuvar teftişleri bazı şartlardır.

9 Kalite kontrol programları, öncelikle her bir test için belirsizlik sınırlarını belirtmelidir. Belirsizlik sınırları, yinelenen testlerde elde edilen değişkenliktir. Test protokolü ve örneğin kendisi de hesaba katılmak üzere test işlemleri sırasında sonuca etki edebilecek pek çok faktör vardır. Bu faktörlerin bazıları; Örnek Kalitesi: Örnek Kalitesi: Hastanın açlık tokluk durumu Kan alımı sırasındaki duygusal durum Fiziksel durum (yatarken ya da ayakta) Örneğin elde edildiği zaman

10 Laboratuvar personelinin becerisi ve kalitesi Laboratuvar personelinin becerisi ve kalitesi Testi yapan laboratuvar personelinin tavır ve uzmanlığı Turnike kullanılırken uygulanan basınç Örnek toplama ve test etme arasında geçen süre Test edilmeden önce kanın saklama koşulları Kimyasal madde kalitesi Kimyasal madde kalitesi Maddelerin son kullanım süresi ve durumu Örnek toplama sırasında kullanılan antikoagulan

11 Aygıtlar Aygıtlar Testin yapıldığı aygıtın durumu Test işlemleri sırasında ortaya çıkabilecek değişkenliği en aza indirmek için, iyi bir kalite kontrol programı uygulanmalıdır. Kalite kontrol programının bir diğer işlevi de hekim ve hastaları laboratuvar sonuçlarının güvenilirliğine inandırıcı bir araç olmasıdır. Ancak iyi bir kalite kontrol programının uygulanması işletme maliyetine % 25 oranında bir yük getirir.

12 Kesinlik ve Doğruluk Kesinlik ve Doğruluk Doğruluk: Test değerinin gerçek analit değerleriyle uyumunu ölçen bir tanımdır. Burada güçlük gerçek doğrunun ne olduğudur. Serumdaki gerçek glikoz miktarını ölçmeden önce içinde bilinen miktarda madde bulunan bir glikoz örneğinde tayin yapılırsa, bu örneğe kontrol denir ve doğruluk ölçümünde kullanılır. Kesinlik: Kesinlik bir testin tekrarlanabilirliğinin ölçüsüdür. Diğer bir deyişle aynı test yeniden yapıldığında aynı sonuçları elde etme olasılığını gösterir. Hatalı sonuç veren bir otoanalizörde kesinlik %20'ye kadar düşebilir.

13 Referans Değerlerin Belirlenmesi Laboratuvarlar kendi çalışma koşullarında referans değerlerini belirlemek isteyebilirler. Yaş, cinsiyet, ırk, coğrafya, kültürel eğerler, ekonomik koşullar gibi değişkenler dikkate alınarak seçilen normal kişilerden (sağlıklı bireyler, tıp fakültesi öğrencileri, kan bağışlayanlar, tıp çalışanları) elde edilen verilerle standart deviasyon formülü kullanılarak referans değerler aralığı elde edilir. Referans değerler populasyonun %95'ini içine alan değerler aralığıdır. Klinik tanımlamayla, 'sağlıklı', 'patolojik olmayan' ya da 'zararsız' anlamındadır.

14 Kontrol Örnekleri Yanlış çalışan aygıtlar, son kullanım süresi dolmuş kitler, dikkatsiz laboratuvar çalışanlarının varlığı gibi nedenlere bağlı olarak test sonuçları günden güne uyumluluk göstermeyebilir. Bu farklılıkların ortadan kaldırılması için, kontrol örnekleri kullanılır. Kontrol örneklerinin test edilme sıklığı, yeni açılan kit ve test kimyasallarına, otomatize aygıtların varlığına ve çalışanların değişimine bağlı olarak çeşitli zaman aralıklarında yapılır. Standartlar; belli miktarda saf madde içeren ve doğruluğu değerlendirmede kullanılan maddelerdir.

15 Kalite Kontrol Grafikleri En sık kullanılan kalite kontrol grafiği olan Levey- Jennings Grafiğidir. Bu grafikler her gün işlenmeli kalitesiz sonuca müdahele edilen günler işaretli kalmalı ve grafik görünür bir yerde asılı tutulmalıdır. Kimi otomatik aygıtlar kendi grafiklerini kendileri çizmektedirler. Laboratuvarlarda kullanılacak yöntemlerin seçiminde ve kullanım esnasında sonuç kalitesinin kontrolünde kullanılan kriterler mevcuttur.

16

17 Gelişigüzel Hatalar Pipetleme, cam malzemenin standardizasyon dışı olması, elektrik ve optik değişimler, ısı, ışık, buharlaşma vb nedenlere bağlı, standart deviasyon değerini değiştiren hatalardır. Önlenmesi güçtür.

18 Sistematik Hatalar Reaktiflerdeki dengesizlikler, standartlardaki hatalar, analizörlerdeki bozukluklar vb. nedenlerle ortaya çıkan sistematik hataları önlemenin en iyi yolu, iyi bir kalite kontrol planıdır.

19 Sekreterlik Hataları Yanlış etiketleme, yanlış okuma, yanlış hastaya yanlış sonuç verme, yanlış hastadan kan alma vb. nedenlerle ortaya çıkan gelişigüzel hatalardır.

20 ÖRNEK TOPLAMA Günümüzde kan alma işlemi, en sık olarak sağlık ünitesindeki hemşireler, tıp öğrencileri, kimi zaman teknisyenler ve acil durumlarda doktorlar tarafından yapılmaktadır. Toplama bölgelerine göre başlıca kan alma yöntemleri:  Kapiller kan  Venöz kan  Arteryal kan

21 Kapiller kan: Kapiller kan: özellikle venlerin kan almaya uygun olmadığı hastalarda tercih edilen bir kan alma bölgesidir. Başlıca toplama bölgeleri, parmak uçları, ayak başparmağının plantar yüzü ve topuk kenarlarıdır. Kapiller kanın istenmeyen özellikleri doku sıvısıyla karışabilmesi, iğne batırma işleminin ağrılı olması ve bu yöntemle elde edilen kan hacminin çok düşük olmasıdır.

22

23 Kapiller kan toplama Kapiller kan toplama 3 aylıktan küçük bebeklerde ve uygun ven bulunamayan, ileri derecede yanıkları olan, obez ve az miktarda kana ihtiyaç duyulduğu durumlarda yetişkinlerde uygulanır. Kapiller kan elde edilirken biyolojik tehlikelerin tümü akılda tutulmalıdır. Kan toplamak için steril lansetler kullanılır. Kısa uçlu lansetler (2.5 mm) bebeklerde, uzun uçlu lansetlerse (5 mm) çocuk ve yetişkinlerde kullanılır. Antikoagulasyon (genellikle heparin) gerektiğinde uygulanabilir.

24 Olabilecek Komplikasyonlar: Aşırı sıkıştırma doku sıvısının kanla karışmasına yol açar. Eski bir bölgenin yeniden delinmesi enfeksiyon riskini artırır. Fazla alkolle silme hemoliz nedenidir. Bebeklerde topukta çok derin bir delik cilt ve kemikde enfeksiyona yol açabilir.

25 Venöz kan; Venöz kan; özellikle dirsek kıvrımının iç yüzündeki bölgede yerleşik başta median bazilik olmak üzere sefalik ve median sefalik venler venöz kan eldesi için en uygun venlerdir. Venler oksijenini bırakmış kanı hücrelerden kalbe taşırlar. Venöz kan, çok sayıda tüpe yüksek hacimlerde toplanabilmesi ve en az ağrılı olması nedeniyle de tercih nedenidir. Bazilik ven: Elden yukarı doğru ön kol medial yüzü boyunca yukarı çıkar, kendisine median kübital ven katılır. Sefalik ven: Ön kol lateral kesimde (dış yan) yukarı doğru yükselir ve dirsek ön yüzüne gelir. Burada median kübital venle bazilik vene bağlanır.

26

27 Venöz kan toplama sistemi; vakumlu tüp sistemi veya enjektörden oluşan bir sistemdir. Vakumlu tüp, sistemiyle iğnesi birlikte işlev gören tek bir ünitedir

28 Olabilecek Komplikasyonlar Venlerin vakumlu sistemle kan almaya uygun olmayacak şekilde küçük, hasarlı olduğu durumlarda kelebek iğne kullanılır. Yerinde durmayan çocuklarda ve çok kullanılmış damarlarda özellikle yararlıdır. Hemoliz adı verilen kırmızı kürelerin parçalanması durumu; örneğin, dar çaplı iğne kullanımı, fazla alkolle silme, enjektörün pistonunu çok hızlı geriye çekme, kanı çok hızla tüpe boşaltma, antikoagulanla kanı karıştırırken acele etme gibi yanlış kan alma tekniklerinin uygulandığı durumlarda ortaya çıkar. Hemolizli serum, pembe ya da vişne kırmızısı renginde olur. Delinmiş damardan cilt altına ve çevredeki dokulara kan sızdığı zaman buna hematom denir. Bu da venöz ponksiyon bölgesinde bir şişliğe ve morarmaya neden olur. Hematom oluşmaya başlarsa, iğne hemen çıkarılmalı ve yaraya kanama durana kadar basınç uygulanmalıdır. Hematomların en sık nedeni iğnenin damarın karşı yüzünden dışarı çıkmasıdır.

29 Arteryal kan; Arteryal kan; akciğer işlevlerini ortaya koyabilmek için arteryal kan gazları ölçümünde kullanılır. Arterler oksijenli kanı kalpten dokulara taşır. Özellikle venöz kan eldesi sırasında yanlışlıkla arterlere girilmesini önlemek için arterlerin anatomik yerleşimi iyi bilinmelidir. Genel olarak arterlere iğne ile giriş daha çok basınç uygulanmasını gerektirir.

30 Diğer Numunelerin Toplanması Klinik laboratuvarda test edilen diğer bazı numuneler; idrar, balgam, dışkı, eklem aralığı (sinovial) sıvısı, beyin omurilik sıvısı, vücut boşlukları sıvıları, mide sıvısı, boğaz kültürleri, enfeksiyon bölgesinden elde edilen eksudalardır.

31 İdrar Toplama: İdrarın da kan gibi enfeksiyözmüş gibi kullanımı gerekir. Hepatit virüsü idrar yoluyla da bulaşabilir. Hepatitle enfekte idrarlar turuncu kahverengi olup, çalkalandığında sarı köpük oluşturur. İdrar örnekleriyle çalışılırken daima eldiven giyilmelidir, idrar araştırması, fiziksel inceleme ve böbrek işlevlerini belirlemek için yapılan tarama testlerinden oluşur. İdrar kültürü, klinik laboratuvarda uygulanan diğer bir araştırmadır Boşaltım sisteminde enfeksiyona yol açan mikroorganizmaların belirlenmesi için yapılır. İdrar kültürü için boşaltım sistemi dışından bulaşabilecek mikroorganizmalarla kirlenmeyi önlemek için temiz idrar kullanılır.

32 Dışkı Toplama: Dışkı, klinik laboratuvarda kan, yağ, lifler, parazit ve yumurtalarının belirlenmesi için incelenir. Dışkı toplama, temiz plastik ya da cam kapaklı kaplara yapılmalı, bazı parazit testleri için, kaba, koruyucu eklenmelidir. Dışkı, idrarla karıştırılmamalı, gerekiyorsa özel diyet uygulanmalıdır. Zaman zaman istenen 24 ya da 72 saatlik dışkı örnekleri laboratuvara ulaştıktan sonra buzdolabında saklanmalıdır.

33 Kültür Örnekleri Hekimin mikroorganizma üremesinden şüphelendiği durumlarda boğaz, idrar, dışkı, balgam ve diğer vücut sıvılarından kültür yapılır. Bu kültürlerin değerlendirilmesi mikrobiyoloji bölümünün işidir. Ancak örnek eldesi sırasında yol açılacak bir kontaminasyon, kültür sonuçlarını etkileyebilir. Kültür materyalinin taşınması sırasında bazı bakteriler için özel besiyerleri, anaerobik koşullar (yara örneklerinde) vb. sağlanmalıdır. Örnek toplama için steril pamuklu çöpler önce örnek alınacak bölgeye sürülür, sonra uygun besi ortamına daldırılır.

34 Beyin Omurilik Sıvısı: Beyin omurilik sıvısı steril, berrak ve ekstravasküler (damar dışı) bir sıvı olup beyin ventrikülleri, subaraknoid aralık ve spinal kordda (omurilik) dolaşır. Beyin omurilik sıvısı test istemleri, genellikle aciller kapsamında değerlendirilir ve öncelikle yapılmalıdır. Beyin omurilik sıvısının değerlendirilmesinde, hücre sayımları, yaymalar, kimyasal testler ve kültürler yapılması gereken başlıca işlemlerdir.

35 Vücut Sıvıları: Plevral sıvı (akciğer zarları arasındaki sıvı), perikardial sıvı (kalbi çevreleyen perikardial boşluk içindeki sıvı), peritoneal sıvı (karın boşluğu içindeki sıvı) ve sinoviyal sıvı (eklemler ve eklemleri çevreleyen sinovial zarlar arsındaki sıvı) başlıca vücut sıvılarıdır. Bunlardan aspirasyonla elde edilecek örnekler; EDTA ve heparin içeren antikoagulanlı ya da antikoagulansız tüpler içinde toplanır. EDTA'lı tüplerde hücre sayımı, heparinli tüplerde kimyasal ve mikrobiyolojik analiz yapılır. Diğer örnek kaynakları gibi vücut sıvıları da potansiyel olarak enfektif kabul edilmelidir.

36 Test Edilecek Numunelerin Hazırlanması: STAT: STAT: Acil istemlerle, rutin istemlerin laboratuvarda geçirecekleri aşamalar biribirinden farklıdır. STAT olarak isimlendirilen testler sonuç acil olarak gerekli olduğunda istenir. Pek çok laboratuvar acil olarak istenen testler için ne kadar zamanda sonuç verileceğini bildirmek durumundadır. Acil testlerin diğer testlere önceliği vardır. Kimi yerlerde acil testler için özel ücret uygulamaları ya da özel acil laboratuvarları oluşturulmuştur.

37 ASAP: ASAP: Mümkün olduğunca çabuk istemli testler, hekimin tam anlamıyla acil olmayan ancak sonucunu mümkün olduğunca hızlı öğrenmekten memnuniyet duyacağı testlerdir. RUTİN RUTİN testlerse örnek toplandıktan yaklaşık 30 dakika sonra laboratuvara ulaşan, normal sıralamadaki testlerdir.

38 Örneklerin Yüklenmesi: Günümüzde yaygınlaşmaya başlayan son sistem laboratuvarlarda, laboratuvar ve hastane informasyon sistemine bilgisayar girdileri, servislerdeki hemşire bankolarındandaki barkodlu sistemlerle yapılabilmektedir. Normal şartlarda laboratuvarda yapılan bilgisayar girdisi bilgileri arasında testin adı, toplama saati ve tarihi, hasta bilgileri ve doktor bilgileri yer almaktadır.

39 İstemlerin Kontrol Edilmesi: İstem örneklerinin uygun koşullarda elde edildiğinden emin olunmalıdır. Açlık örneği; lipid ve yağ panelleri gibi testler 16 saatlik açlık sonrası elde edilen örnekte çalışılmalıdır. Tokluk örneği; hasta örnek alınmadan önce yemek yemiş olmalıdır. 2 saatlik tokluk kan şekeri testi buna örnektir. Zamanlı testler; ilaç düzeyleri gibi bazı testler belirli zamanlarda alınan örneklerde çalışılmalıdır. Rastgele testler; burada örneğin alınma zamanının bir önemi yoktur.


"Konsantrasyon Birimleri 1-Yüzde (%) Çözeltiler: 1- Yüzde (%) Çözeltiler: 100 mL çözeltideki veya 100 gr çözeltideki çözünmüş olan madde miktarıdır. Örnek:" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları