Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

CENNETİ TANIMAK «Kalitenin odak noktası» CENNET VARILACAK EN GÜZEL YERDİR Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "CENNETİ TANIMAK «Kalitenin odak noktası» CENNET VARILACAK EN GÜZEL YERDİR Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook."— Sunum transkripti:

1 CENNETİ TANIMAK «Kalitenin odak noktası» CENNET VARILACAK EN GÜZEL YERDİR Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook Grup: VAAZ DOSYALARI

2 BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM اِنَّ الَّذينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اُولٰئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ جَزَاؤُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا اَبَدًا رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ رَبَّهُ «Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.» (Beyyine suresi 7-8) اِنَّ الَّذينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اُولٰئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِ جَزَاؤُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا اَبَدًا رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ رَبَّهُ «Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.» (Beyyine suresi 7-8)

3 CENNET NEDİR? Bütün dinî inanışlara göre müminlerin ölümden veya kıyametin kopmasından sonra sonsuz mutluluk içinde yaşayacakları yer. Cennet “örtmek, gizlemek” anlamındaki cenn kökünden isim olup “bitki ve ağaçları ile toprağı örten bahçe” manasına gelir. Ahiret hayatında müminlerin ebedî saadet yurdu olan yerin bu şekilde adlandırılmasının sebebi, genel görünümüyle dünya bahçelerine benzemesi veya eşsiz nimetlerini insan idrakinden gizlemiş olması şeklinde açıklanmıştır. Bütün dinî inanışlara göre müminlerin ölümden veya kıyametin kopmasından sonra sonsuz mutluluk içinde yaşayacakları yer. Cennet “örtmek, gizlemek” anlamındaki cenn kökünden isim olup “bitki ve ağaçları ile toprağı örten bahçe” manasına gelir. Ahiret hayatında müminlerin ebedî saadet yurdu olan yerin bu şekilde adlandırılmasının sebebi, genel görünümüyle dünya bahçelerine benzemesi veya eşsiz nimetlerini insan idrakinden gizlemiş olması şeklinde açıklanmıştır.

4 CENNET KAVRAMININ KURAN’DA GECEN ANLAMI Kur’ân-ı Kerîm’de müfred, tesniye ve cemi şekilleriyle 147 defa geçen cennet kelimesi yirmi beş yerde dünyadaki bağ bahçe, altı yerde Âdem ile Havvâ’nın iskân edildiği mekân, bir yerde Hz. Peygamber’in, yanında Cebrâil’i gördüğü sidretü’l- müntehânın civarında bulunan me’vâ cenneti (en- Necm 53/13-15), diğer yerlerde de âhiret cenneti anlamında kullanılmıştır (bk. M. F. Abdülbâkī, Mucem, “cennet” md.). Cennet çeşitli hadislerde de hem bahçe hem âhiret cenneti anlamında yer almıştır.

5 CENNET’İN KAPILARI Ebu Hureyre anlatıyor: Hz: Peygamber(a.s.m) şöyle buyurdu: “Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu! Burası güzeldir, buradan girin’ diye çağrılır. Namaz ehli olanlar/Sürekli namazını kılanlar, Salat(namaz) kapısından çağrılır. Cihad ehli olanlar, Cihad kapısından çağrılır. Oruç ehli olanlar/sürekli oruçlarını tutanlar Reyyan(su içip kanan) kapısından çağrılır. Sadaka ehli olanlar/Daima sadaka verenler, Sadaka kapısından çağrılır.” Bunun üzerine Ebu Bekir “Ey Allah’ın Resulü! Anam, babam sana feda olsun, bütün bu kapılardan çağrılması için kişinin ne yapması gerekir? Bu kapıların hepsinden çağrılacak kimse var mı?” diye sordu. Hz: Peygamber(a.s.m) “Evet, öyle ümit ediyorum ki, sen onlardan olacaksın” buyurdu.”(Buharî, Savm, 4).

6 CENNETİN KAPILARI Hadiste hac zikredilmemiştir onun içinde bir kapı vardır. Geriye üç kapı kalır ki, onlar da şunlardır: İnsanları affedenlerin gireceği kapı “Affedenler/Af kapısı”, Bir hadiste “Cennetin bir kapısı vardır, ondan yalnız affedenler girecektir” buyurulmuştur. Bir de Hesabı, azabı olmayan tevekkül ehlinin gireceği, “Eymen” kapısı. Diğer kapı ise, Zikir veya ilim kapısı(İbn-i Hacer VII/28) Hadiste hac zikredilmemiştir onun içinde bir kapı vardır. Geriye üç kapı kalır ki, onlar da şunlardır: İnsanları affedenlerin gireceği kapı “Affedenler/Af kapısı”, Bir hadiste “Cennetin bir kapısı vardır, ondan yalnız affedenler girecektir” buyurulmuştur. Bir de Hesabı, azabı olmayan tevekkül ehlinin gireceği, “Eymen” kapısı. Diğer kapı ise, Zikir veya ilim kapısı(İbn-i Hacer VII/28)

7 CENNETİN KAPILARI  1) SALAT KAPISI: Namaz kılanların gireceği cennet kapısıdır.  2) CİHAT KAPISI: Cihat edenlerin gireceği cennet kapısıdır.  3) SADAKA (ZEKAT) KAPISI: Sadaka verenlerin girecekleri cennet kapısıdır.  4) REYYAN KAPISI: Oruç tutanların girecekleri cennet kapısıdır.  5) HAC KAPISI: Hac yapanların girecekleri cennet kapısıdır.  6) AF KAPISI: İnsanları af edenlerin girecekleri cennet kapısıdır.  7) EYMEN KAPISI: Tevekkül ehlinin gireceği cennet kapısıdır.  8) ZİKİR(İLİM) KAPISI: İlim ehli veya zikir ehli olanların girecekleri cennet kapısıdır.  1) SALAT KAPISI: Namaz kılanların gireceği cennet kapısıdır.  2) CİHAT KAPISI: Cihat edenlerin gireceği cennet kapısıdır.  3) SADAKA (ZEKAT) KAPISI: Sadaka verenlerin girecekleri cennet kapısıdır.  4) REYYAN KAPISI: Oruç tutanların girecekleri cennet kapısıdır.  5) HAC KAPISI: Hac yapanların girecekleri cennet kapısıdır.  6) AF KAPISI: İnsanları af edenlerin girecekleri cennet kapısıdır.  7) EYMEN KAPISI: Tevekkül ehlinin gireceği cennet kapısıdır.  8) ZİKİR(İLİM) KAPISI: İlim ehli veya zikir ehli olanların girecekleri cennet kapısıdır.

8 EBUSSUUD TEFSİRİNDE CENNET KAPILARININ SEKİZ OLMASINI ŞÖYLE ANLAMLANDIRIR Ebussuud tefsirinde: “Cennet kapılarının sekiz olması bundan dolayı denebilir ki, bu kapıların mükellef organlarla ilgili olması düşünülür. Bilindiği gibi insanın mükellef organları sekiz tanedir: Kalb, dil, kulak, göz, el, ayak, ağız, cinsel organ. Bunların yedisi açık, birisi gizlidir ki, o da kalbdir. Doğrudan doğruya Allah'a bakan kalp kapısı açık olursa, bu sekiz organın her biri Allah'ın emri üzere hareket ederek cennete birer giriş kapısı olabilir. Ve bu şekilde cennete sekiz kapıdan girilir. Fakat içte ruh körlenmiş, kalb kapısı kapanmış bulunursa dıştaki yedi organın her biri cehenneme açılmış birer giriş kapısı olurlar. İşte cennet kapıları sekiz olduğu halde, cehennem kapılarının her birine ayrılmış bir grup olmak üzere yedi olması, Allah daha iyi bilir ki bu hikmetten dolayıdır.” (Elmalılı Hamdi Yazır) Ebussuud tefsirinde: “Cennet kapılarının sekiz olması bundan dolayı denebilir ki, bu kapıların mükellef organlarla ilgili olması düşünülür. Bilindiği gibi insanın mükellef organları sekiz tanedir: Kalb, dil, kulak, göz, el, ayak, ağız, cinsel organ. Bunların yedisi açık, birisi gizlidir ki, o da kalbdir. Doğrudan doğruya Allah'a bakan kalp kapısı açık olursa, bu sekiz organın her biri Allah'ın emri üzere hareket ederek cennete birer giriş kapısı olabilir. Ve bu şekilde cennete sekiz kapıdan girilir. Fakat içte ruh körlenmiş, kalb kapısı kapanmış bulunursa dıştaki yedi organın her biri cehenneme açılmış birer giriş kapısı olurlar. İşte cennet kapıları sekiz olduğu halde, cehennem kapılarının her birine ayrılmış bir grup olmak üzere yedi olması, Allah daha iyi bilir ki bu hikmetten dolayıdır.” (Elmalılı Hamdi Yazır)

9 CENNETİN İSİMLERİ CENNET: Ebedî saadet yurdunu ifade etmek üzere Kur’ân-ı Kerîm’de, muhtelif hadislerde ve diğer İslâmî eserlerde yer alan isimler içinde en çok kullanılan, içindeki bütün mekân ve imkânları kapsayacak şekilde muhtevası geniş olan bir terimdir. İslâm literatüründe ebedî saadetle ilgili vaadler, özendirici anlatım ve tasvirler genellikle cennet ismi etrafında yoğunlaşmış, dil ve edebiyat alanında da daha çok bu kelimeye yer verilmiştir. Diğer isimler tekil olarak kullanıldığı halde cennetin çok sayıdaki ayette çoğul şekliyle de (cennât) yer alması, saadet yurdunun belli bir bölgesinin değil tamamının adı olduğunu gösterir. CENNET: Ebedî saadet yurdunu ifade etmek üzere Kur’ân-ı Kerîm’de, muhtelif hadislerde ve diğer İslâmî eserlerde yer alan isimler içinde en çok kullanılan, içindeki bütün mekân ve imkânları kapsayacak şekilde muhtevası geniş olan bir terimdir. İslâm literatüründe ebedî saadetle ilgili vaadler, özendirici anlatım ve tasvirler genellikle cennet ismi etrafında yoğunlaşmış, dil ve edebiyat alanında da daha çok bu kelimeye yer verilmiştir. Diğer isimler tekil olarak kullanıldığı halde cennetin çok sayıdaki ayette çoğul şekliyle de (cennât) yer alması, saadet yurdunun belli bir bölgesinin değil tamamının adı olduğunu gösterir.

10 ALLAH’IN KULLARINA MÜJDESİ يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُمْ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَرِضْوَانٍ وَجَنَّاتٍ لَهُمْ فيهَا نَعيمٌ مُقيمٌ «Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.» (Tevbe suresi 21) يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُمْ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَرِضْوَانٍ وَجَنَّاتٍ لَهُمْ فيهَا نَعيمٌ مُقيمٌ «Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.» (Tevbe suresi 21)

11 CENETÜN-NAİM NAİM CENNETİ NAİM CENNET: “refah, huzur, mutlu hayat” anlamına gelen nimet kelimesinden daha kapsamlı bir muhtevaya sahip olan naim, insana mutluluk veren maddî ve manevî bütün güzellikleri ifade etmektedir. Buna göre cennâtü’n-naîm “mutluluklarla dolu cennetler” manasına gelir. NAİM CENNET: “refah, huzur, mutlu hayat” anlamına gelen nimet kelimesinden daha kapsamlı bir muhtevaya sahip olan naim, insana mutluluk veren maddî ve manevî bütün güzellikleri ifade etmektedir. Buna göre cennâtü’n-naîm “mutluluklarla dolu cennetler” manasına gelir.

12 İYİ KİMSELER NEREDE OLACAKLARDIR? اِنَّ الْاَبْرَارَ لَفى نَعيمٍ «Şüphesiz iyi kimseler, Naim cennetindedirler.» (Mutaffifin suresi 22) اِنَّ الْاَبْرَارَ لَفى نَعيمٍ «Şüphesiz iyi kimseler, Naim cennetindedirler.» (Mutaffifin suresi 22)

13 KİTAP EHLİ SAKINIRSA ONLARA NAİM CENNETİ VARDIR وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْكِتَابِ اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّپَاتِهِمْ وَلَاَدْخَلْنَاهُمْ جَنَّاتِ النَّعيمِ «Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.» (Mide suresi 65) وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْكِتَابِ اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّپَاتِهِمْ وَلَاَدْخَلْنَاهُمْ جَنَّاتِ النَّعيمِ «Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik ve onları Naim cennetlerine koyardık.» (Mide suresi 65)

14 CENETÜ ADN ADN CENNETİ ADN CENNETİ: En belirgin anlamı ile “ikamet etme” veya “ikamet edilen yer” anlamına gelen adn, on bir ayette cennat kelimesiyle birlikte tekrarlanarak (cennâtü adn) “ikamet edilecek cennetler” manasında kullanılmıştır. ADN CENNETİ: En belirgin anlamı ile “ikamet etme” veya “ikamet edilen yer” anlamına gelen adn, on bir ayette cennat kelimesiyle birlikte tekrarlanarak (cennâtü adn) “ikamet edilecek cennetler” manasında kullanılmıştır.

15 ADN CENNETİ MÜMİNLER İÇİN ÇOK GÜZEL KÖŞKLERLE DOLUDUR وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِنينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فى جَنَّاتِ عَدْنٍ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظيمُ «Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Allah'ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.» (Tevbe suresi 72) وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِنينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فى جَنَّاتِ عَدْنٍ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظيمُ «Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler vadetti. Allah'ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.» (Tevbe suresi 72)

16 DÜNYA YURDUNUN SONUCU CENNET NE GÜZELDİR!!! جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَالْمَلٰئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِمْ مِنْ كُلِّ بَابٍ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ «Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): "Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!» (Rad suresi 23-24) جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَنْ صَلَحَ مِنْ اٰبَائِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَالْمَلٰئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِمْ مِنْ كُلِّ بَابٍ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ «Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): "Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!» (Rad suresi 23-24)

17 CENNETÜL FİRDEVS FİRDEVS CENNETİ FİRDEVS CENNETİ: “içinde üzüm bulunan bağ bahçe” anlamına gelir. FİRDEVS CENNETİ: “içinde üzüm bulunan bağ bahçe” anlamına gelir.

18 KİMLER FİRDEVS CENNETİNE GİRECEKLERDİR Firdevs cennetine varacak olanlar; namazını huşu içinde kılanlar, faydasız ve boş işlerden uzak duranlar, zekatını hakkı ile verenler, ırzlarını koruyanlar ve emanetlere ehemmiyet gösterenlerin varacakları yer olduğunu Allah cc bizlere şöyle buyan buyurmaktadır: اَلَّذينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فيهَا خَالِدُونَ «Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.» (Müminun suresi 11) Firdevs cennetine varacak olanlar; namazını huşu içinde kılanlar, faydasız ve boş işlerden uzak duranlar, zekatını hakkı ile verenler, ırzlarını koruyanlar ve emanetlere ehemmiyet gösterenlerin varacakları yer olduğunu Allah cc bizlere şöyle buyan buyurmaktadır: اَلَّذينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَ هُمْ فيهَا خَالِدُونَ «Onlar Firdevs cennetlerine varis olurlar. Onlar orada ebedî kalacaklardır.» (Müminun suresi 11)

19 EFENDİMİZ SAV’İN CENNETLE TESELLİ EDİŞİ Ümmü Harise Bedir'de şehit olan çocuğu hakkında Hz. Peygamber'den bilgi almak üzere gelmiş ve ona Rasûlullah bir çok Cennet olduğunu belirterek, çocuğunun da "Firdevs-i Ala'da" olduğunu söylemek suretiyle teselli etmiştir (Mansur Ali Nâsıf, et-Tâcü' el-Câmi' li'l-Usul, fi Ahadisi'r-Rasûl, İstanbul (t.y.), V, 4033).

20 CENNETÜL HÜSNA HÜSNA CENNETİ HÜSNA CENNETİ: İyilik yapanlara Allah tarafından daha büyük bir iyilikle karşılık verileceğini, ayrıca buna bir de ilâve (ziyade) yapılacağını ifade eden âyetteki (Yûnus 10/26) hüsnâ (daha güzel, daha iyi, en güzel, en iyi) kelimesinin cennet anlamına geldiği müfessirlerin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir. Bunlara göre aynı âyetteki “ziyade”den maksat da cennette Allah’ı görme şerefine nâil olmaktır (Taberî, XI, 73-76) HÜSNA CENNETİ: İyilik yapanlara Allah tarafından daha büyük bir iyilikle karşılık verileceğini, ayrıca buna bir de ilâve (ziyade) yapılacağını ifade eden âyetteki (Yûnus 10/26) hüsnâ (daha güzel, daha iyi, en güzel, en iyi) kelimesinin cennet anlamına geldiği müfessirlerin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir. Bunlara göre aynı âyetteki “ziyade”den maksat da cennette Allah’ı görme şerefine nâil olmaktır (Taberî, XI, 73-76)

21 CENNETTE YÜZLERE ASLA KARA BURUŞMAZ لِلَّذينَ اَحْسَنُوا الْحُسْنٰى وَزِيَادَةٌ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ اُولٰئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فيهَا خَالِدُونَ «Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.» (Yunus suresi 26) لِلَّذينَ اَحْسَنُوا الْحُسْنٰى وَزِيَادَةٌ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌ اُولٰئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمْ فيهَا خَالِدُونَ «Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.» (Yunus suresi 26)

22 DARUSSELAM SELAM CENNETİ DARUSSELAM CENNETİ: “Maddî ve manevi afetlerden, hoşa gitmeyen şeylerden korunmuş olma” manasındaki selam ile “ev, yurt” anlamındaki dâr kelimesinden oluşan bu terkip iki âyette cennetin adı olarak zikredilmiştir (el-En‘âm 6/127; Yûnus 10/25). Cennetin esenlik yurdu olduğu şüphesizdir. Allah’ın seçilmiş kulları olan müminlerin ölüm sonrası hayatlarının hem kendi aralarında, hem de kendileriyle melekler ve Allah arasında geniş kapsamlı bir “selâm” kavramı içinde sonsuza kadar sürüp gideceği ondan fazla ayette ifade edilmiştir. Râgıb el-İsfahânî, gerçek esenliğin ancak cennette bulunabileceğini, çünkü sonsuz sürekliliğin, ihtiyaç bırakmayan zenginliğin, zillete yer vermeyen şeref ve üstünlüğün, arızasız bir sıhhatin sadece orada mevcut olduğunu söyler” DARUSSELAM CENNETİ: “Maddî ve manevi afetlerden, hoşa gitmeyen şeylerden korunmuş olma” manasındaki selam ile “ev, yurt” anlamındaki dâr kelimesinden oluşan bu terkip iki âyette cennetin adı olarak zikredilmiştir (el-En‘âm 6/127; Yûnus 10/25). Cennetin esenlik yurdu olduğu şüphesizdir. Allah’ın seçilmiş kulları olan müminlerin ölüm sonrası hayatlarının hem kendi aralarında, hem de kendileriyle melekler ve Allah arasında geniş kapsamlı bir “selâm” kavramı içinde sonsuza kadar sürüp gideceği ondan fazla ayette ifade edilmiştir. Râgıb el-İsfahânî, gerçek esenliğin ancak cennette bulunabileceğini, çünkü sonsuz sürekliliğin, ihtiyaç bırakmayan zenginliğin, zillete yer vermeyen şeref ve üstünlüğün, arızasız bir sıhhatin sadece orada mevcut olduğunu söyler”

23 ALLAH ESENLİK YURDUNA SELAM CENNETİNE CAĞIRIYOR لَهُمْ دَارُ السَّلَامِ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَهُوَ وَلِيُّهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ «Rableri katında selâm yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur.» (Enam suresi 127) وَاللّٰهُ يَدْعُوا اِلٰى دَارِ السَّلَامِ وَيَهْدى مَنْ يَشَاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقيمٍ «Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.» (Yunus suresi 25) لَهُمْ دَارُ السَّلَامِ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَهُوَ وَلِيُّهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ «Rableri katında selâm yurdu (cennet) onlarındır. Allah, yapmakta oldukları şeylerden dolayı onların dostudur.» (Enam suresi 127) وَاللّٰهُ يَدْعُوا اِلٰى دَارِ السَّلَامِ وَيَهْدى مَنْ يَشَاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقيمٍ «Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir.» (Yunus suresi 25)

24 CENNETÜL ME’VA ME’VA CENNETİ CENNETÜL ME’VA: Sığınacak yer, makam, yurt, mesken anlamlarına gelmektedir. Bu cennet tabakasının şehit ve müminlerin barınağı olacağı söylenmiştir. CENNETÜL ME’VA: Sığınacak yer, makam, yurt, mesken anlamlarına gelmektedir. Bu cennet tabakasının şehit ve müminlerin barınağı olacağı söylenmiştir.

25 CENNETÜL ME’VA ME’VA CENNETİ اَمَّا الَّذينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَاْوٰى نُزُلًا بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ «İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükâfat olarak Me'vâ cennetleri vardır.» (Secde suresi 19) اَمَّا الَّذينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَاْوٰى نُزُلًا بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ «İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükâfat olarak Me'vâ cennetleri vardır.» (Secde suresi 19)

26 ME’VA CENNETİ NEREDEDİR عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَاْوٰى «Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.» (Necm suresi 15) عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَاْوٰى «Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.» (Necm suresi 15)

27 CENNETÜ DARUL MUKAMA DARUL MUKEMA CENNETİ Dârü'l-Mukame: Asıl durulacak yer, ebedî ikamet edilecek yurt manasındaki bu terkip de cennete girenlerin Allah'a hamd ve şükür sırasında bulundukları mekân için kullanacakları bir tabir olmalıdır. Dârü'l-Mukame: Asıl durulacak yer, ebedî ikamet edilecek yurt manasındaki bu terkip de cennete girenlerin Allah'a hamd ve şükür sırasında bulundukları mekân için kullanacakları bir tabir olmalıdır.

28 CENNETTE USANACAK DEĞİLİZ اَلَّذى اَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ فَضْلِه لَا يَمَسُّنَا فيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فيهَا لُغُوبٌ «O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez.» (Fatır suresi 35) اَلَّذى اَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ فَضْلِه لَا يَمَسُّنَا فيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فيهَا لُغُوبٌ «O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez.» (Fatır suresi 35)

29 DARUL HULD CENNETİ DARUL HULD CENNETİ: Sürekli olma, sonsuz olma, süreklilik, ebedîlik, bakilik anlamlarına gelmektedir.

30 ALLAH’A KARŞI GELMEKTEN SAKINANLARA HANGİ CENNET VAAD EDİLİYOR قُلْ اَذٰلِكَ خَيْرٌ اَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّتى وُعِدَ الْمُتَّقُونَ كَانَتْ لَهُمْ جَزَاءً وَمَصيرًا «De ki: "Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dedilen ebedîlik cenneti mi?" Orası onlar için bir mükâfat ve varılacak bir yerdir.» (Furkan suresi 15) قُلْ اَذٰلِكَ خَيْرٌ اَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّتى وُعِدَ الْمُتَّقُونَ كَانَتْ لَهُمْ جَزَاءً وَمَصيرًا «De ki: "Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dedilen ebedîlik cenneti mi?" Orası onlar için bir mükâfat ve varılacak bir yerdir.» (Furkan suresi 15)

31 CENNET DERECELERİ «Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diğer derece ile arası, sema ile arz arası kadar geniştir. Firdevs bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde arş vardır. Allah’tan cennet istediğiniz vakit Firdevs’i isteyin.» (Tirmizî) «Cennette yüz derece vardır. Her iki derece arasında yüz yıl(lık yürüme mesafesi) vardır.» (Tirmizî) «Cennette yüz derece vardır. Bütün âlemler bunlardan birinin içinde toplansalar, hepsini de kuşatır, istiab eder.» (Tirmizi) «Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diğer derece ile arası, sema ile arz arası kadar geniştir. Firdevs bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde arş vardır. Allah’tan cennet istediğiniz vakit Firdevs’i isteyin.» (Tirmizî) «Cennette yüz derece vardır. Her iki derece arasında yüz yıl(lık yürüme mesafesi) vardır.» (Tirmizî) «Cennette yüz derece vardır. Bütün âlemler bunlardan birinin içinde toplansalar, hepsini de kuşatır, istiab eder.» (Tirmizi)

32 CENNETTE PAZAR YERİ OLUR MU? وَعَنْ أَنسٍ t ، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إنَّ في الْجَنَّةِ سُوقاَ يَأْتُونَهَا كُلَ جُمُعَةٍ. فَتَهُبُّ رِيحُ الشِّمَالِ، فَتَحْثُو في وُجُوهِهِمْ وَثِيَابِهِمْ، فَيَزْدَادُونَ حُسْناً وَجَمَالاً، فَيَرْجِعُونَ إلَى أَهْلِيهِمْ، وَقَدْ ازْدَادُوا حُسْناً وَجَمَالاً، فَيَقُولُ لَهُمْ أَهْلُوهُمْ : وَالله لَقَدِ ازْدَدْتُمْ حُسْناً وَجَمَالاً ! فَيَقُولُونَ : وَأَنْتُمْ وَاللهِ لَقَدِ ازْدَدْتُمْ بَعْدَنَا حُسْناً وَجَمَالاً !. Enes (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Cennette bir Pazar yeri vardır ki cennet sakinleri haftada bir oraya gelip toplanırlar. Orada yüzlerine ve elbiselerine cennet kokuları üfleyen bir kuzey rüzgarı eser ve böylece onların güzellikleri daha da artar. Önceki hallerinden daha güzel ve yakışıklı olarak eşlerinin yanına döndüklerinde aileleri onlara: - Vallahi güzelliğinize güzellik katılmış derler. Onlar da: - Vallahi yanınızdan ayrılalı beri siz de daha bir güzel olmuşsunuz, derler. (Müslim, Cennet, 13) وَعَنْ أَنسٍ t ، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إنَّ في الْجَنَّةِ سُوقاَ يَأْتُونَهَا كُلَ جُمُعَةٍ. فَتَهُبُّ رِيحُ الشِّمَالِ، فَتَحْثُو في وُجُوهِهِمْ وَثِيَابِهِمْ، فَيَزْدَادُونَ حُسْناً وَجَمَالاً، فَيَرْجِعُونَ إلَى أَهْلِيهِمْ، وَقَدْ ازْدَادُوا حُسْناً وَجَمَالاً، فَيَقُولُ لَهُمْ أَهْلُوهُمْ : وَالله لَقَدِ ازْدَدْتُمْ حُسْناً وَجَمَالاً ! فَيَقُولُونَ : وَأَنْتُمْ وَاللهِ لَقَدِ ازْدَدْتُمْ بَعْدَنَا حُسْناً وَجَمَالاً !. Enes (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Cennette bir Pazar yeri vardır ki cennet sakinleri haftada bir oraya gelip toplanırlar. Orada yüzlerine ve elbiselerine cennet kokuları üfleyen bir kuzey rüzgarı eser ve böylece onların güzellikleri daha da artar. Önceki hallerinden daha güzel ve yakışıklı olarak eşlerinin yanına döndüklerinde aileleri onlara: - Vallahi güzelliğinize güzellik katılmış derler. Onlar da: - Vallahi yanınızdan ayrılalı beri siz de daha bir güzel olmuşsunuz, derler. (Müslim, Cennet, 13)

33 CENNETTEKİ KÖŞKLER NASIL SEYREDİLECEK Kİ! وَعَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إنَّ أَهْلَ الْجَنَّةِ لَيَتَرَاءوْنَ الْغُرَفَ في الْجَنَّةِ كَمَا تتَرَاءوْنَ الْكَوْكَبَ في السَّمَاء. Sehl ibni Sa’d (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: «Cennetlikler yükseklerdeki köşkleri, sizin gökyüzündeki yıldıza baktığınız gibi seyredeceklerdir.» (Buhari, Rikak, 51) وَعَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إنَّ أَهْلَ الْجَنَّةِ لَيَتَرَاءوْنَ الْغُرَفَ في الْجَنَّةِ كَمَا تتَرَاءوْنَ الْكَوْكَبَ في السَّمَاء. Sehl ibni Sa’d (Allah Ondan razı olsun)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: «Cennetlikler yükseklerdeki köşkleri, sizin gökyüzündeki yıldıza baktığınız gibi seyredeceklerdir.» (Buhari, Rikak, 51)

34 CENNETE GİRENLERE NASIL SELENİLECEK? وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي هُرَيرةَ رضي الله عنهمَا، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إذَا دَخَلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ يُنَادِي مُنَادٍ : إِنَّ لَكُمْ أَنْ تَحْيَوْا فَلاَ تَمُوتُوا أَبَداَ، إِنَّ لَكُمْ أَنْ تَصِحُّوا فَلا تَسْقَمُوا أَبَداً، وَإِنَّ لَكُم أَنْ تَشبوا فَلاَ تَهْرَمُوا أَبَداً، وَإِنَّ لَكُمْ أَنْ تَنْعَمُوا، فَلاَ تَبْأَسُوا أَبَداً. Ebu Said ve Ebu Hureyre (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: «Cennetlikler cennete girince bir kimse şöyle seslenir: Siz cennette ebediyen yaşayacak, hiç ölmeyeceksiniz. Hep sağlıklı olacak ve hiç hastalanmayacaksınız. Hep genç kalacak, hiç ihtiyarlamayacaksınız. Hep nimet ve mutluluk içinde olacak, hiç keder ve sıkıntı çekmeyeceksiniz.» (Müslim, Cennet, 22) وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي هُرَيرةَ رضي الله عنهمَا، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إذَا دَخَلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ يُنَادِي مُنَادٍ : إِنَّ لَكُمْ أَنْ تَحْيَوْا فَلاَ تَمُوتُوا أَبَداَ، إِنَّ لَكُمْ أَنْ تَصِحُّوا فَلا تَسْقَمُوا أَبَداً، وَإِنَّ لَكُم أَنْ تَشبوا فَلاَ تَهْرَمُوا أَبَداً، وَإِنَّ لَكُمْ أَنْ تَنْعَمُوا، فَلاَ تَبْأَسُوا أَبَداً. Ebu Said ve Ebu Hureyre (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: «Cennetlikler cennete girince bir kimse şöyle seslenir: Siz cennette ebediyen yaşayacak, hiç ölmeyeceksiniz. Hep sağlıklı olacak ve hiç hastalanmayacaksınız. Hep genç kalacak, hiç ihtiyarlamayacaksınız. Hep nimet ve mutluluk içinde olacak, hiç keder ve sıkıntı çekmeyeceksiniz.» (Müslim, Cennet, 22)

35 ALLAH: CENNET EHLİNE SESLENECEK! وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إِنَّ الله عَزَّ وَجَلَّ يَقُولُ لأهْلِ الْجَنَّةِ : يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ، فَيَقُولُونَ : لَبَّيْكَ رَبَّنَا وَسَعْدَيْكَ، وَالْخَيْرُ في يَدَيْكَ، فَيَقُولُ : هَلْ رَضيْتُمْ ؟ فَيقُولُونَ : وَمَا لَنَا لاَ نَرْضَى ( يَا رَبَّنَا ) وَقَدْ أَعْطَيْتَنَا مَا لم تُعْطِ أَحَداً مِنْ خَلْقِكَ ! فَيَقُولُ : أَلاَ أُعْطِيكُمْ أَفْضَلَ مِنْ ذلِكَ ؟ فَيقُولُونَ : وَأَي شَيْءٍ أَفْضلُ مِنْ ذلِكَ ؟ فَيقُولُ : أُحِل عَلَيْكُمْ رِضْوَاني، فَلا أَسْخَطُ عَلَيْكُمْ بَعْدَهُ أَبَداَ. Ebu Said el-Hudri (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: Allah cennetliklere: Ey Cennet sakinleri, diye seslenir. Onlar da: Buyur Rabbimiz, emrindeyiz, bütün hayır ve iyilikler senin elindedir, derler. Allah da halinizden memnun musunuz? Diye sorar. Onlar da: Nasıl memnun olmayalım. Rabbimiz, sen bize hiç kimseye vermediğin bu nimetleri verdin, derler. Allah da size bunlardan daha değerlisini vereyim mi? Buyurur. Cennetlikler, Bunlardan daha değerlisi ne olabilir Rabbimiz, derler. Bunun üzerine Allah: Sizlere razı olduğumu bildiriyorum. Bundan sonra size hiç gazap etmeyeceğim, buyurur. (Buhari, Rikak, 5; Müslim, Mesacid, 211) وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إِنَّ الله عَزَّ وَجَلَّ يَقُولُ لأهْلِ الْجَنَّةِ : يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ، فَيَقُولُونَ : لَبَّيْكَ رَبَّنَا وَسَعْدَيْكَ، وَالْخَيْرُ في يَدَيْكَ، فَيَقُولُ : هَلْ رَضيْتُمْ ؟ فَيقُولُونَ : وَمَا لَنَا لاَ نَرْضَى ( يَا رَبَّنَا ) وَقَدْ أَعْطَيْتَنَا مَا لم تُعْطِ أَحَداً مِنْ خَلْقِكَ ! فَيَقُولُ : أَلاَ أُعْطِيكُمْ أَفْضَلَ مِنْ ذلِكَ ؟ فَيقُولُونَ : وَأَي شَيْءٍ أَفْضلُ مِنْ ذلِكَ ؟ فَيقُولُ : أُحِل عَلَيْكُمْ رِضْوَاني، فَلا أَسْخَطُ عَلَيْكُمْ بَعْدَهُ أَبَداَ. Ebu Said el-Hudri (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: Allah cennetliklere: Ey Cennet sakinleri, diye seslenir. Onlar da: Buyur Rabbimiz, emrindeyiz, bütün hayır ve iyilikler senin elindedir, derler. Allah da halinizden memnun musunuz? Diye sorar. Onlar da: Nasıl memnun olmayalım. Rabbimiz, sen bize hiç kimseye vermediğin bu nimetleri verdin, derler. Allah da size bunlardan daha değerlisini vereyim mi? Buyurur. Cennetlikler, Bunlardan daha değerlisi ne olabilir Rabbimiz, derler. Bunun üzerine Allah: Sizlere razı olduğumu bildiriyorum. Bundan sonra size hiç gazap etmeyeceğim, buyurur. (Buhari, Rikak, 5; Müslim, Mesacid, 211)

36 CENNETTE RABBİMİZİ NASIL GÖRECEĞİZ? وَعَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ الله قَالَ : كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ الله فَنَظَرَ إلَى الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ، وَقَالَ : إِنكُمْ سَتَرَوْنَ رَبّكُمْ عِيَاناً كَمَا تَرَوْنَ هذَا الْقَمَر، لاَ تُضَامُونَ في رُؤْيَتِهِ. Cerir İbn Abdullah (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: “Bir gece Rasûlullah (S.A.V)’in yanında bulunuyorduk. On dördüncü gecesindeki aya baktıktan sonra şöyle buyurdu: “Şu ayı hiçbir sıkıntı çekmeden gördüğünüz gibi öteki dünyada Rabbinizi de aynen göreceksiniz.” (Buhari, Mevakitu’s-Salat 16; Müslim, Mesacid 211) وَعَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ الله قَالَ : كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ الله فَنَظَرَ إلَى الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ، وَقَالَ : إِنكُمْ سَتَرَوْنَ رَبّكُمْ عِيَاناً كَمَا تَرَوْنَ هذَا الْقَمَر، لاَ تُضَامُونَ في رُؤْيَتِهِ. Cerir İbn Abdullah (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: “Bir gece Rasûlullah (S.A.V)’in yanında bulunuyorduk. On dördüncü gecesindeki aya baktıktan sonra şöyle buyurdu: “Şu ayı hiçbir sıkıntı çekmeden gördüğünüz gibi öteki dünyada Rabbinizi de aynen göreceksiniz.” (Buhari, Mevakitu’s-Salat 16; Müslim, Mesacid 211)

37 CENNET EHLİ RABLERİNE NASIL BAKACAK? وَعَنْ صُهَيْب ، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إذَا دَخَلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ يَقُولُ الله تَبَارَكَ وَتَعَالَى : تُرِيدُونَ شَيْئاً أَزِيدُكُمْ ؟ فَيَقُولُونَ : أَلمْ تُبَيِّضْ وُجُوهَنَا؟ أَلمْ تُدْخِلْنَا الْجَنَّةَ وَتُنَجِّنَا مِنَ النَّارِ؟ فَيَكْشِفُ الْحِجَابَ، فَمَا أعْطُوا شَيْئاً أَحَبَّ إلَيْهِمْ مِنَ النَّظَرِ إلَى رَبّهِمْ. Suheyb (R.A)’ den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: Cennetlikler cennete girince Allah onlara: Size daha fazla bir şey vermemi ister misiniz? Diye soracak. Onlar: Yarabbi yüzlerimizi ak etmedin mi, bizi cennete koyup cehennemden kurtarmadın mı? Daha ne isteriz, derler. Bunun üzerine Allah cennet ehlinin gözlerindeki perdeyi kaldırıverir de onlara verilen en güzel ve en değerli şey Rablerine bakmak olacaktır. (Müslim, İman, 297) وَعَنْ صُهَيْب ، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إذَا دَخَلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ يَقُولُ الله تَبَارَكَ وَتَعَالَى : تُرِيدُونَ شَيْئاً أَزِيدُكُمْ ؟ فَيَقُولُونَ : أَلمْ تُبَيِّضْ وُجُوهَنَا؟ أَلمْ تُدْخِلْنَا الْجَنَّةَ وَتُنَجِّنَا مِنَ النَّارِ؟ فَيَكْشِفُ الْحِجَابَ، فَمَا أعْطُوا شَيْئاً أَحَبَّ إلَيْهِمْ مِنَ النَّظَرِ إلَى رَبّهِمْ. Suheyb (R.A)’ den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: Cennetlikler cennete girince Allah onlara: Size daha fazla bir şey vermemi ister misiniz? Diye soracak. Onlar: Yarabbi yüzlerimizi ak etmedin mi, bizi cennete koyup cehennemden kurtarmadın mı? Daha ne isteriz, derler. Bunun üzerine Allah cennet ehlinin gözlerindeki perdeyi kaldırıverir de onlara verilen en güzel ve en değerli şey Rablerine bakmak olacaktır. (Müslim, İman, 297)

38 EFENDİMİZ SAV NEDEN AZI DİŞLERİ GÖRÜNÜNCEYE KADAR GÜLMÜŞTÜR وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قالَ : قَالَ رَسُولُ الله : إنِّي لأعْلَمُ آخِرَ أَهْلِ النَّارِ خُروجاً مِنْهَا، وَآخِرَ أَهْلِ الْجَنَّةِ دُخُولاً الْجَنَّةَ. رَجُلٌ يَخْرُجُ مِنَ النَّارِ حَبْواً، فَيقُولُ الله عَزَّ وَجَلَّ لَهُ : اذْهَبْ فَادْخُلِ الْجَنَةَ، فَيَأْتِيهَا، فَيُخَيَّلُ إلَيْهِ أَّنهَا مَلأَى، فَيَرْجِعُ، فَيَقُولُ : يَا رَبِّ وَجَدْتُهَا مَلأى. فَيَقُولُ الله عَزَّ وَجَلَّ لَهُ : اذْهَب فَادْخُلِ الجَنَّةَ، فَيَأْتِيهَا، فَيُخَيَّلُ إلَيْهِ أَنَّهَا مَلأَى، فَيَرْجِعُ. فَيَقُولُ : يَا رَبِّ وَجَدْتُهَا مَلأَى فَيَقُول الله عَزَّ وَجَلَّ لَهُ : اذْهَبْ فَادْخُلِ الْجَنَّةَ. فَإنَّ لَكَ مِثْلَ الدُّنْيَا وَعَشرةَ أَمْثَالِهَا. أَوْ إنَّ لَكَ مِثْلَ عَشْرَةِ أَمْثَالِ الدُّنْيَا، فَيَقُولُ : أَتَسْخَرُ بِي، أَوْ تَضْحَكُ بِي, وَأَنْتَ المَلِكُ. قَالَ : فَلَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ الله e ضَحِكَ حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُه فَكَانَ يقُولُ : ذلِكَ أَدْنَى أَهْلِ الْجَنَّةِ مَنْزِلَةً. İbni Mesud (R.A.)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Ben cehennemden en son çıkacak ve cennete en son girecek kimseyi biliyorum. O kimse Cehennemden emekliye emekliye sürünerek çıkar, Allah ona: Git cennete gir, buyurur. Adam cennete doğru gider, fakat ona Cennet doluymuş gibi gelir. Geri dönüp Allah’a: Ya Rabbi, cenneti dopdolu buldum, der. Allah da ona: Git cennete gir, buyurur. Tekrar oraya gider. Yine cennetin dolu olduğunu zanneder. Bir daha geri dönüp Allah’a: “Ya Rabbi, orası dopdolu” der. Allah da ona: Git cennete gir, orada senin dünya kadar ve dünyanın on misli büyüklüğünde yer verilmiştir, buyurur. O Adam: Ya Rabbi, sen kainatın hükümdarı olduğun halde benimle alay mı ediyorsun veya benim halime mi gülüyorsun, der. Hadisin ravisi İbni Mes’ud: Bunun üzerine Rasûlullah (S.A.V.)’e baktım, azı dişleri görülünceye kadar gülüyordu ve şöyle buyurdu: “İşte cennetliklerin en aşağı seviyesindeki adamın durumu.” (Buhari, Rikak, 51; Müslim, İman, 308) وَعَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قالَ : قَالَ رَسُولُ الله : إنِّي لأعْلَمُ آخِرَ أَهْلِ النَّارِ خُروجاً مِنْهَا، وَآخِرَ أَهْلِ الْجَنَّةِ دُخُولاً الْجَنَّةَ. رَجُلٌ يَخْرُجُ مِنَ النَّارِ حَبْواً، فَيقُولُ الله عَزَّ وَجَلَّ لَهُ : اذْهَبْ فَادْخُلِ الْجَنَةَ، فَيَأْتِيهَا، فَيُخَيَّلُ إلَيْهِ أَّنهَا مَلأَى، فَيَرْجِعُ، فَيَقُولُ : يَا رَبِّ وَجَدْتُهَا مَلأى. فَيَقُولُ الله عَزَّ وَجَلَّ لَهُ : اذْهَب فَادْخُلِ الجَنَّةَ، فَيَأْتِيهَا، فَيُخَيَّلُ إلَيْهِ أَنَّهَا مَلأَى، فَيَرْجِعُ. فَيَقُولُ : يَا رَبِّ وَجَدْتُهَا مَلأَى فَيَقُول الله عَزَّ وَجَلَّ لَهُ : اذْهَبْ فَادْخُلِ الْجَنَّةَ. فَإنَّ لَكَ مِثْلَ الدُّنْيَا وَعَشرةَ أَمْثَالِهَا. أَوْ إنَّ لَكَ مِثْلَ عَشْرَةِ أَمْثَالِ الدُّنْيَا، فَيَقُولُ : أَتَسْخَرُ بِي، أَوْ تَضْحَكُ بِي, وَأَنْتَ المَلِكُ. قَالَ : فَلَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ الله e ضَحِكَ حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُه فَكَانَ يقُولُ : ذلِكَ أَدْنَى أَهْلِ الْجَنَّةِ مَنْزِلَةً. İbni Mesud (R.A.)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Ben cehennemden en son çıkacak ve cennete en son girecek kimseyi biliyorum. O kimse Cehennemden emekliye emekliye sürünerek çıkar, Allah ona: Git cennete gir, buyurur. Adam cennete doğru gider, fakat ona Cennet doluymuş gibi gelir. Geri dönüp Allah’a: Ya Rabbi, cenneti dopdolu buldum, der. Allah da ona: Git cennete gir, buyurur. Tekrar oraya gider. Yine cennetin dolu olduğunu zanneder. Bir daha geri dönüp Allah’a: “Ya Rabbi, orası dopdolu” der. Allah da ona: Git cennete gir, orada senin dünya kadar ve dünyanın on misli büyüklüğünde yer verilmiştir, buyurur. O Adam: Ya Rabbi, sen kainatın hükümdarı olduğun halde benimle alay mı ediyorsun veya benim halime mi gülüyorsun, der. Hadisin ravisi İbni Mes’ud: Bunun üzerine Rasûlullah (S.A.V.)’e baktım, azı dişleri görülünceye kadar gülüyordu ve şöyle buyurdu: “İşte cennetliklerin en aşağı seviyesindeki adamın durumu.” (Buhari, Rikak, 51; Müslim, İman, 308)

39 CENNETLİKLERİN EN AŞAĞI MAKAMI وَعَنِ المُغِيرَةِ بْنِ شُعْبةَ ، عَنْ رَسُولِ الله قَالَ : سَأَلَ مُوسَى u- رَبَّهُ، مَا أَدْنَى أَهْلِ الْجَنَّةِ مَنْزِلَةً ؟ قَالَ : هُوَ رَجُلٌ يَجِيءُ بَعْدَ مَا أُدْخِلَ أَهْلُ الجَنَّةِ الْجَنَّةَ، فَيُقَالُ لَهُ : ادْخُلِ الْجَنَّةَ. فَيَقُولُ : أَيْ رَبِّ كَيْفَ, وَقَدْ نَزَلَ النَّاسُ مَنَازِلَهُمْ، وَأَخَذُوا أَخَذاتِهِم ؟ فَيُقَالُ لَهُ : أَتَرْضَى أَنْ يكُونَ لَكَ مِثْلُ مُلْكِ مَلِكٍ مِنْ مُلُوكِ الدُّنْيَا ؟ فَيَقُولُ : رَضِيتُ رَبِّ، فَيَقُولُ : لَكَ ذلِكَ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ، فَيَقُولُ في الْخَامِسَةِ : رَضِيتُ رَبِّ، فَيَقُولُ : هذَا لَكَ وَعَشْرَةُ أَمْثَالِهِ، وَلَكَ مَا اشْتَهَتْ نَفْسُكَ، وَلَذَّتْ عَيْنُكَ فَيَقُولُ : رَضِيتُ رَبِّ، قَالَ : رَبِّ فَأَعْلاهُمْ مَنْزِلَةً ؟ قَالَ : أُولئِكَ الَّذِينَ أَرَدْتُ، غَرَسْت كَرَامَتَهُمْ بِيَدِي، وَخَتَمْتُ عَلَيْهَا، فَلَمْ تَرَعَيْنٌ، وَلَمْ تَسْمَعْ أُذُنٌ، وَلَمْ يَخْطُرْ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ Muğire ibni Şu’be (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Musa (a.s.) Rabbine cennetliklerin en aşağı makamı nasıldır diye sordu. Allah da şöyle buyurdu: Bütün cennetlikler cennete yerleştirildikten sonra, bir adam gelecek ve kendisine gir cennete denilince “Ya Rabbi nasıl gireyim, herkes yerini tuttu, alacağını aldı. Bu kimseye denilir ki: Dünya padişahlarından bir padişahın mülkü kadar bir mülk verilirse razı olur musun? O da: Razıyım ya Rabbi der. Bunun üzerine Allah ona: İşte böyle bir mülk senindir, bir o kadar daha denilerek beş katı verilir. Beşincisinde o adam: Razı oldum Ya Rabbi, der. Allah da ona: İşte bu kadar şey hep senindir ve on katı da senindir, bir de neyi arzu ediyorsan, gözün neden hoşlanıyorsa hepsi de senindir, buyurunca o adam: Razı oldum Ya Rabbi, diyecek. Daha sonra Musa (S.A.V.), Ya Rabbi, cennetliklerin en üstün derecesi nedir? Diye sordu. Allah da şöyle buyurdu: Onlar has seçtiğim kullardır. Onların fidanlarını ikram olsun diye elimle ben dikip mühürledim. Onlara hazırladığım nimetleri ne bir göz görmüş, ne de bir kulak duymuş, ne de bir kimsenin hatır ve hayalinden geçmiştir.” (Müslim, İman, 312) وَعَنِ المُغِيرَةِ بْنِ شُعْبةَ ، عَنْ رَسُولِ الله قَالَ : سَأَلَ مُوسَى u- رَبَّهُ، مَا أَدْنَى أَهْلِ الْجَنَّةِ مَنْزِلَةً ؟ قَالَ : هُوَ رَجُلٌ يَجِيءُ بَعْدَ مَا أُدْخِلَ أَهْلُ الجَنَّةِ الْجَنَّةَ، فَيُقَالُ لَهُ : ادْخُلِ الْجَنَّةَ. فَيَقُولُ : أَيْ رَبِّ كَيْفَ, وَقَدْ نَزَلَ النَّاسُ مَنَازِلَهُمْ، وَأَخَذُوا أَخَذاتِهِم ؟ فَيُقَالُ لَهُ : أَتَرْضَى أَنْ يكُونَ لَكَ مِثْلُ مُلْكِ مَلِكٍ مِنْ مُلُوكِ الدُّنْيَا ؟ فَيَقُولُ : رَضِيتُ رَبِّ، فَيَقُولُ : لَكَ ذلِكَ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ وَمِثْلُهُ، فَيَقُولُ في الْخَامِسَةِ : رَضِيتُ رَبِّ، فَيَقُولُ : هذَا لَكَ وَعَشْرَةُ أَمْثَالِهِ، وَلَكَ مَا اشْتَهَتْ نَفْسُكَ، وَلَذَّتْ عَيْنُكَ فَيَقُولُ : رَضِيتُ رَبِّ، قَالَ : رَبِّ فَأَعْلاهُمْ مَنْزِلَةً ؟ قَالَ : أُولئِكَ الَّذِينَ أَرَدْتُ، غَرَسْت كَرَامَتَهُمْ بِيَدِي، وَخَتَمْتُ عَلَيْهَا، فَلَمْ تَرَعَيْنٌ، وَلَمْ تَسْمَعْ أُذُنٌ، وَلَمْ يَخْطُرْ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ Muğire ibni Şu’be (Allah Ondan razı olsun)’dan bildirildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Musa (a.s.) Rabbine cennetliklerin en aşağı makamı nasıldır diye sordu. Allah da şöyle buyurdu: Bütün cennetlikler cennete yerleştirildikten sonra, bir adam gelecek ve kendisine gir cennete denilince “Ya Rabbi nasıl gireyim, herkes yerini tuttu, alacağını aldı. Bu kimseye denilir ki: Dünya padişahlarından bir padişahın mülkü kadar bir mülk verilirse razı olur musun? O da: Razıyım ya Rabbi der. Bunun üzerine Allah ona: İşte böyle bir mülk senindir, bir o kadar daha denilerek beş katı verilir. Beşincisinde o adam: Razı oldum Ya Rabbi, der. Allah da ona: İşte bu kadar şey hep senindir ve on katı da senindir, bir de neyi arzu ediyorsan, gözün neden hoşlanıyorsa hepsi de senindir, buyurunca o adam: Razı oldum Ya Rabbi, diyecek. Daha sonra Musa (S.A.V.), Ya Rabbi, cennetliklerin en üstün derecesi nedir? Diye sordu. Allah da şöyle buyurdu: Onlar has seçtiğim kullardır. Onların fidanlarını ikram olsun diye elimle ben dikip mühürledim. Onlara hazırladığım nimetleri ne bir göz görmüş, ne de bir kulak duymuş, ne de bir kimsenin hatır ve hayalinden geçmiştir.” (Müslim, İman, 312)

40 ALLAH CENNETİN EN AŞAĞI DERECESİNDE OLANA NASIL SESLENECEK وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إِنَّ أَدْنَى مَقْعَدِ أَحَدِكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ أَنْ يَقُولَ لَهُ : تمنَّى؟ فَيَتَمَنَّى وَيَتَمَنَّى، فَيَقُولُ لَهُ : هَلْ تَمَنَّيْتَ؟ فَيَقُولُ : نَعَمْ، فَيَقُولُ لَهُ : فَإنَّ لَكَ مَا تَمَنَّيْتَ وَمِثْلَهُ مَعَهُ. Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Sizden cennetin en aşağı derecesinde bulunan birine Allah; ne dilersen dile diyecek. O da bütün dileklerini söyleyecek. Kendisine; Kalbinden geçenlerin hepsini diledin mi diyecek, o da evet diledim, diyecek. Bunun üzerine o kimseye -Bütün dilediklerin, bir misli fazlasıyla sana verilecektir, denilecek.”(Müslim,İman, 303) وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، أَنَّ رَسُولَ الله قَالَ : إِنَّ أَدْنَى مَقْعَدِ أَحَدِكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ أَنْ يَقُولَ لَهُ : تمنَّى؟ فَيَتَمَنَّى وَيَتَمَنَّى، فَيَقُولُ لَهُ : هَلْ تَمَنَّيْتَ؟ فَيَقُولُ : نَعَمْ، فَيَقُولُ لَهُ : فَإنَّ لَكَ مَا تَمَنَّيْتَ وَمِثْلَهُ مَعَهُ. Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Sizden cennetin en aşağı derecesinde bulunan birine Allah; ne dilersen dile diyecek. O da bütün dileklerini söyleyecek. Kendisine; Kalbinden geçenlerin hepsini diledin mi diyecek, o da evet diledim, diyecek. Bunun üzerine o kimseye -Bütün dilediklerin, bir misli fazlasıyla sana verilecektir, denilecek.”(Müslim,İman, 303)

41 CENNETE GİDENLERİ YÜZLERİ NASIL PARLAYACAKTIR? - وَعَنْهُ قَالَ : قالَ رَسُولُ الله أَوَّلُ زُمْرَة يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ عَلى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ عَلَى أَشَدِّ كَوْكَبٍ دُرِّيٍ في السَّمَاءِ إضَاءةً، لاَ يَبُولُونَ وَلاَ يَتَغَوَّطُونَ، وَلاَ يَتْفُلُونَ، وَلاَ يَمْتَخِطُونَ أَمْشَاطُهُمُ الذَّهَبُ، وَرَشْحُهُمُ المِسْكُ، وَمَجامِرُهُمُ الألوَّةُ - عُودُ الطِّيبِ - أَزْوَاجُهُمُ الْحُورُ الْعِيْنُ، عَلَى خَلْقِ رَجُلٍ وَاحِدِ، عَلى صُورَةِ أَبِيهِمْ آدَمَ سِتُّونَ ذِراعاً في السَمَاءِ. وفي رِوَايَةِ للْبُخَارِيِّ وَمُسْلِم : آنِيَتُهُمْ فِيهَا الذَّهَبُ، وَرَشْحُهُمُ المِسْكُ، وَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ زَوْجَتَانِ يُرَى مُخُّ سُوقِهِما مِنْ وَرَاءِ اللَّحْمِ مِنَ الْحُسْنِ، لاَ اخْتِلاَفَ بَيْنهُمْ، وَلا تَبَاغُضَ : قُلُوبُهُمْ قَلْبٌ وَاحِدٍ، يُسَبِّحُونَ الله بُكْرَةً وَعَشِيًّا. Yine Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Cennete ilk girecek kimselerin yüzleri dolunay gibi parlak olacak onların peşisıra girecek olanlar, gökyüzündeki en parlak yıldız gibi aydınlık olacak, orada küçük ve büyük abdest bozmak yoktur. Onlarda tükrük ve sümük te bulunmayacaktır. Onların tarakları altındandır. Terleri misk gibidir. Buhurdanlıklarındaki koku cennetin güzel kokulu ağacındandır. Eşleri hurilerdir. Cennetliklerin hepsi de babaları Adem’in şeklinde yaratılmış olup boyları altmış arşındır.” (Buhari, Bed’ül-Halk, 8; Müslim, Cennet, 15) - وَعَنْهُ قَالَ : قالَ رَسُولُ الله أَوَّلُ زُمْرَة يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ عَلى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ عَلَى أَشَدِّ كَوْكَبٍ دُرِّيٍ في السَّمَاءِ إضَاءةً، لاَ يَبُولُونَ وَلاَ يَتَغَوَّطُونَ، وَلاَ يَتْفُلُونَ، وَلاَ يَمْتَخِطُونَ أَمْشَاطُهُمُ الذَّهَبُ، وَرَشْحُهُمُ المِسْكُ، وَمَجامِرُهُمُ الألوَّةُ - عُودُ الطِّيبِ - أَزْوَاجُهُمُ الْحُورُ الْعِيْنُ، عَلَى خَلْقِ رَجُلٍ وَاحِدِ، عَلى صُورَةِ أَبِيهِمْ آدَمَ سِتُّونَ ذِراعاً في السَمَاءِ. وفي رِوَايَةِ للْبُخَارِيِّ وَمُسْلِم : آنِيَتُهُمْ فِيهَا الذَّهَبُ، وَرَشْحُهُمُ المِسْكُ، وَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ زَوْجَتَانِ يُرَى مُخُّ سُوقِهِما مِنْ وَرَاءِ اللَّحْمِ مِنَ الْحُسْنِ، لاَ اخْتِلاَفَ بَيْنهُمْ، وَلا تَبَاغُضَ : قُلُوبُهُمْ قَلْبٌ وَاحِدٍ، يُسَبِّحُونَ الله بُكْرَةً وَعَشِيًّا. Yine Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Cennete ilk girecek kimselerin yüzleri dolunay gibi parlak olacak onların peşisıra girecek olanlar, gökyüzündeki en parlak yıldız gibi aydınlık olacak, orada küçük ve büyük abdest bozmak yoktur. Onlarda tükrük ve sümük te bulunmayacaktır. Onların tarakları altındandır. Terleri misk gibidir. Buhurdanlıklarındaki koku cennetin güzel kokulu ağacındandır. Eşleri hurilerdir. Cennetliklerin hepsi de babaları Adem’in şeklinde yaratılmış olup boyları altmış arşındır.” (Buhari, Bed’ül-Halk, 8; Müslim, Cennet, 15)

42 CENNETTE LAVOBA İHTİYACI VARMIDIR? وَعَنْ جَابِرٍ قَالَ : قالَ رَسُولُ الله : يَأْكُلُ أَهْلُ الجَنَّةِ فِيهَا، وَيَشْرَبُونَ، وَلا يَتَغَوَّطُونَ، وَلا يَمْتَخطُونَ، وَلا يَبُولُونَ، ولكِنْ طَعَامُهُمْ ذلِكَ جُشاءٌ كَرَشْحِ المِسْكِ، يُلهَمُونَ التَّسْبِيحَ وَالتكْبِيرَ، كَمَا يُلْهَمُونَ النَّفَسَ. Cabir (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Cennetlikler cennette yiyip, içerler, ama büyük ve küçük abdest bozmazlar ve sümkürmezler. Yedikleri geğirme ve misk gibi kokan ter yoluyla çıkar. Nefes alıp verdikleri gibi rahat bir şekilde; kendiliklerinden Cenab-ı Hakk’ı noksan sıfatlardan tenzih, kemal sıfatlarıyla tavsif etmekten zevk alırlar.” (Müslim, Cennet, 18) وَعَنْ جَابِرٍ قَالَ : قالَ رَسُولُ الله : يَأْكُلُ أَهْلُ الجَنَّةِ فِيهَا، وَيَشْرَبُونَ، وَلا يَتَغَوَّطُونَ، وَلا يَمْتَخطُونَ، وَلا يَبُولُونَ، ولكِنْ طَعَامُهُمْ ذلِكَ جُشاءٌ كَرَشْحِ المِسْكِ، يُلهَمُونَ التَّسْبِيحَ وَالتكْبِيرَ، كَمَا يُلْهَمُونَ النَّفَسَ. Cabir (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Cennetlikler cennette yiyip, içerler, ama büyük ve küçük abdest bozmazlar ve sümkürmezler. Yedikleri geğirme ve misk gibi kokan ter yoluyla çıkar. Nefes alıp verdikleri gibi rahat bir şekilde; kendiliklerinden Cenab-ı Hakk’ı noksan sıfatlardan tenzih, kemal sıfatlarıyla tavsif etmekten zevk alırlar.” (Müslim, Cennet, 18)

43 CENNETLERİN TASVİRİ  1) Cennet nimetleri son derece özgün ve sadece cennetliklere aittir.  2) Cennet nimetleri dünya nimetlerine benzerdir. Bunun nedeni cennete gireceklerin yabancılık çekmemesi.  3) Cennet nimetleri kalıcıdır, bitmez tükenmez ve insana zarar vermez.  4) Cennet içecekleri kolay içecekleri kolay içilir, vucud da her hangi bir ağrı yapmaz.  1) Cennet nimetleri son derece özgün ve sadece cennetliklere aittir.  2) Cennet nimetleri dünya nimetlerine benzerdir. Bunun nedeni cennete gireceklerin yabancılık çekmemesi.  3) Cennet nimetleri kalıcıdır, bitmez tükenmez ve insana zarar vermez.  4) Cennet içecekleri kolay içecekleri kolay içilir, vucud da her hangi bir ağrı yapmaz.

44  5) Cennet nimetleri, hem maddi ve hem de manevidir, hem hissi hem de ruhidir. Hem cismani ve hem de ruhanidir.  6) Cennet nimetleri sahiplerine hem fiziken ve hem de ruhen haz ve enerji verir.  7) Cennette ırmaklar akar.(2/25)  8) Cennette temiz eşler vardır.(2/25)  9) Cennette en koyu gölgelikler vardır.(4/57)  5) Cennet nimetleri, hem maddi ve hem de manevidir, hem hissi hem de ruhidir. Hem cismani ve hem de ruhanidir.  6) Cennet nimetleri sahiplerine hem fiziken ve hem de ruhen haz ve enerji verir.  7) Cennette ırmaklar akar.(2/25)  8) Cennette temiz eşler vardır.(2/25)  9) Cennette en koyu gölgelikler vardır.(4/57)

45  10) Cennette tükenmez nimetler vardır.(9/21- 22)  11) Cennette pınarlar vardır.(15/45-48)  12) Cennette yorgunluk asla sirayet etmez.  13) Cennette insanlar altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerek tahtlar üzerinde otururlar.(18/30-31)  14) Cennette bulunanlar boş söz işitmezler ve cennette sadece esenlik veren sözler işitirler.(19/60-63)  15) Cennetlikler rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar.(19/60-63)  10) Cennette tükenmez nimetler vardır.(9/21- 22)  11) Cennette pınarlar vardır.(15/45-48)  12) Cennette yorgunluk asla sirayet etmez.  13) Cennette insanlar altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerek tahtlar üzerinde otururlar.(18/30-31)  14) Cennette bulunanlar boş söz işitmezler ve cennette sadece esenlik veren sözler işitirler.(19/60-63)  15) Cennetlikler rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar.(19/60-63)

46  16) Cennetlikler eğlence ile meşguldürler ve orada eşleri ile birlikte gölgeliklerde tahtlar üzerinde yaslanmış keyif halindedirler.(36/55-58)  17) Cennette baş ağrısı vermeyen sarhoş etmeyen içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sahibine sunulur. Yanlarında örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır. (37/40-49)  18) Cennette türlü türlü meyveler ve içecekler vardır ve cennetliklerin yanlarında gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.( 38/49-54)  19) Cennette rızık endişesi yoktur ve orada rızıkları da tükenici değildir.(38/49-54)  20) Cennet ehli için altın kadeh ve tepsiler dolaştırılır, canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey orada cennetlikler için hazırdır.(43/68-73)  21) Cennette temiz su ırmakları, bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren meşrubat ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır.(47/15)  16) Cennetlikler eğlence ile meşguldürler ve orada eşleri ile birlikte gölgeliklerde tahtlar üzerinde yaslanmış keyif halindedirler.(36/55-58)  17) Cennette baş ağrısı vermeyen sarhoş etmeyen içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sahibine sunulur. Yanlarında örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır. (37/40-49)  18) Cennette türlü türlü meyveler ve içecekler vardır ve cennetliklerin yanlarında gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.( 38/49-54)  19) Cennette rızık endişesi yoktur ve orada rızıkları da tükenici değildir.(38/49-54)  20) Cennet ehli için altın kadeh ve tepsiler dolaştırılır, canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey orada cennetlikler için hazırdır.(43/68-73)  21) Cennette temiz su ırmakları, bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren meşrubat ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır.(47/15)

47  22) Cennette diledikleri kadar meyve ve etten bol bol ikram edilir. Orada kadehler tokuştururlar fakat bunda ne bir saçmalama, ne de nede bir günaha girme vardır. Sedefteki inciler gibi gençler yanlarında dolaşırlar. (52/22-24)  23) Cenneti hak eden( Allah’a karşı gelmekten korkanlara) üstün kişilere iki cennet verilir. Bu iki cennet ağaçlarla doludur. Bu cennette iki kaynak vardır ve cennetlerdeki tüm meyvelerden çifter çiftler vardır. Onlara, örtüleri parlak atlastan yataklar vardır. Daha önce ne insan ne de cinlerin dokunmadığı yakut ve mercan gibi eşler vardır.( 55/46-60)  24) Cennette seçecekleri meyve ve kuş etleri vardır.  22) Cennette diledikleri kadar meyve ve etten bol bol ikram edilir. Orada kadehler tokuştururlar fakat bunda ne bir saçmalama, ne de nede bir günaha girme vardır. Sedefteki inciler gibi gençler yanlarında dolaşırlar. (52/22-24)  23) Cenneti hak eden( Allah’a karşı gelmekten korkanlara) üstün kişilere iki cennet verilir. Bu iki cennet ağaçlarla doludur. Bu cennette iki kaynak vardır ve cennetlerdeki tüm meyvelerden çifter çiftler vardır. Onlara, örtüleri parlak atlastan yataklar vardır. Daha önce ne insan ne de cinlerin dokunmadığı yakut ve mercan gibi eşler vardır.( 55/46-60)  24) Cennette seçecekleri meyve ve kuş etleri vardır.

48  25) Cennette dikensiz sedir ağaçları, salkım salkım muz ağaçları, gölgelikler ve çağlayan sular vardır(56/10-38)  26) Cennette yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görünmez. Cennetliklerin çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaşır. Billurları gümüş gibi parlaktır onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.(79/12-22)  27) Cennette sonunda mis kokusu bırakan ağzı kapalı içecekler vardır.(83/23-28)  29) Cennette yükseltilmiş tahtlar, yerleştirilmiş kaseler sıra sıra yataklar ve serilmiş yumuşak tüylü halılar vardır.(88/8-16)  25) Cennette dikensiz sedir ağaçları, salkım salkım muz ağaçları, gölgelikler ve çağlayan sular vardır(56/10-38)  26) Cennette yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görünmez. Cennetliklerin çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaşır. Billurları gümüş gibi parlaktır onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.(79/12-22)  27) Cennette sonunda mis kokusu bırakan ağzı kapalı içecekler vardır.(83/23-28)  29) Cennette yükseltilmiş tahtlar, yerleştirilmiş kaseler sıra sıra yataklar ve serilmiş yumuşak tüylü halılar vardır.(88/8-16)

49 HADİS-İ ŞERİFLERDE CENNET EHLİ Hâris ibn-i Vehb el-Hüzâi (ra) anlatmıştır: Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Size Cennet ehlini haber vereyim mi?” buyurdu. Sahabeler: “Evet, haber ver, yâ Resûlallah” dediler. Resûlullah Efendimiz (S.A.V): “Her zaîf olan ve halk tarafından zaîf görülen (mütevazı) cennet ehlidir. Allah’a yemin etse, yeminini yerine getirir.” Sonra Resûlullah (S.A.V): “Size cehennem ehlini haber vereyim mi?” buyurdu. Sahabeler: “Evet, yâ Resûlallah” dediler. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Katı yürekli, husumeti şedit, zorba, zâlim, hayırdan alıkoyan ve büyüklük taslayan kimselerdir.”(Müslim, Cennet, 46) Hâris ibn-i Vehb el-Hüzâi (ra) anlatmıştır: Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Size Cennet ehlini haber vereyim mi?” buyurdu. Sahabeler: “Evet, haber ver, yâ Resûlallah” dediler. Resûlullah Efendimiz (S.A.V): “Her zaîf olan ve halk tarafından zaîf görülen (mütevazı) cennet ehlidir. Allah’a yemin etse, yeminini yerine getirir.” Sonra Resûlullah (S.A.V): “Size cehennem ehlini haber vereyim mi?” buyurdu. Sahabeler: “Evet, yâ Resûlallah” dediler. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Katı yürekli, husumeti şedit, zorba, zâlim, hayırdan alıkoyan ve büyüklük taslayan kimselerdir.”(Müslim, Cennet, 46)

50 HADİS-İ ŞERİFLERDE CENNET EHLİ Ebû Hüreyre (R.A.) anlatır: Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyurdu ki: “Cennetle Cehennem münakaşa ettiler. Cehennem: “Bana cebbarlar (zorbalar) ve mütekebbirler (kendini büyük sananlar) girecektir” dedi. Cennet de: “Bana zayıflar ve yoksullar girecektir” dedi. Aziz ve Celil olan Allah cehenneme: “Sen benim azabımsın. Dilediğim kimselere seninle azap ederim” buyurdu. Cennete de: “Sen benim rahmetimsin. Dilediğim kimselere seninle merhamet ederim. Her ikiniz için de doluluk söz konusudur.» (Müslim, Cennet, 13/34) Ebû Hüreyre (R.A.) anlatır: Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyurdu ki: “Cennetle Cehennem münakaşa ettiler. Cehennem: “Bana cebbarlar (zorbalar) ve mütekebbirler (kendini büyük sananlar) girecektir” dedi. Cennet de: “Bana zayıflar ve yoksullar girecektir” dedi. Aziz ve Celil olan Allah cehenneme: “Sen benim azabımsın. Dilediğim kimselere seninle azap ederim” buyurdu. Cennete de: “Sen benim rahmetimsin. Dilediğim kimselere seninle merhamet ederim. Her ikiniz için de doluluk söz konusudur.» (Müslim, Cennet, 13/34)

51 CENNET EHLİ KİMLER OLACAKTIR 1) Cennet ehli hakiki iman sahibi olanlardır. 2) Cennet ehli namazını huşu içinde kılanlardır. 3) Cennet ehli orucunu tutup kendini tutanlardır. 4) Cennet ehli zekatını tam manası ile verenlerdir. 5) Cennet ehli layıkı vechi ile haccını yapan ve onu koruyanlardır. 6) Cennet ehli faydasız ve boş işlerle zaman kaybetmeyenlerdir. 1) Cennet ehli hakiki iman sahibi olanlardır. 2) Cennet ehli namazını huşu içinde kılanlardır. 3) Cennet ehli orucunu tutup kendini tutanlardır. 4) Cennet ehli zekatını tam manası ile verenlerdir. 5) Cennet ehli layıkı vechi ile haccını yapan ve onu koruyanlardır. 6) Cennet ehli faydasız ve boş işlerle zaman kaybetmeyenlerdir.

52 7) Cennet ehli ırzlarını ve namuslarını koruyanlardır. 8) Cennet ehli kibirsiz hayat süren müminlerdir. 9) Cennet ehli gösterişsiz ibadet eden ve hayatını mütevazi geçirenlerdir. 10) Cennet ehli şeytandan kaçar gibi yalandan kaçan kimselerdir. 11) Cennet ehli nefsine yenilmeyen, şeytana uymayan, her zaman nefis ve şeytanla cihat eden kimselerdir. 12) Cennet ehli mazlum, mağdur ve müstezaf olan kimselerdir. 13) Cennet ehli her daim zikir üzerine olan ve Her zaman istiğfarda bulunan kimselerdir 7) Cennet ehli ırzlarını ve namuslarını koruyanlardır. 8) Cennet ehli kibirsiz hayat süren müminlerdir. 9) Cennet ehli gösterişsiz ibadet eden ve hayatını mütevazi geçirenlerdir. 10) Cennet ehli şeytandan kaçar gibi yalandan kaçan kimselerdir. 11) Cennet ehli nefsine yenilmeyen, şeytana uymayan, her zaman nefis ve şeytanla cihat eden kimselerdir. 12) Cennet ehli mazlum, mağdur ve müstezaf olan kimselerdir. 13) Cennet ehli her daim zikir üzerine olan ve Her zaman istiğfarda bulunan kimselerdir

53 14) Cennet ehli cömert olan kimselerdir. 15) Cennet ehli verdiği sözde duran ve vaad ettiğinde vadinden dönmeyen kimselerdir. 16) Cennet ehli emanetleri koruyan ve onu sahibine tam mülkiyetle teslim eden kimselerdir. 17) Cennet ehli haddini aşmaz ve bir haksızlık yaptığında farkında olunca hemen haksızlıktan dönen kimselerdir. 18) Cennet ehli Allah’ın adı anıldığında kalbi ürperen kimselerdir. 19) Cennet ehli Allah’ı ve Resül’ünü her şeyden çok seven kişilerdir. 14) Cennet ehli cömert olan kimselerdir. 15) Cennet ehli verdiği sözde duran ve vaad ettiğinde vadinden dönmeyen kimselerdir. 16) Cennet ehli emanetleri koruyan ve onu sahibine tam mülkiyetle teslim eden kimselerdir. 17) Cennet ehli haddini aşmaz ve bir haksızlık yaptığında farkında olunca hemen haksızlıktan dönen kimselerdir. 18) Cennet ehli Allah’ın adı anıldığında kalbi ürperen kimselerdir. 19) Cennet ehli Allah’ı ve Resül’ünü her şeyden çok seven kişilerdir.

54 20) Cennet ehli kıskançlıktan ve hasetten uzak duran kimselerdir. 21) Cennet ehli merhamet sahibi olan kimselerdir. 23) Cennet ehli her daim Kuran okuyan ve O’nu tefekkür eden kimselerdir. 24) Cennet ehli fakirlere, yoksullara, yetimler ve ihtiyaç sahiplerine kol kanat geren ve onların sıkıntılarını madden ve manen gidermeye çalışan kimselerdir. 25) Cennet ehli emri iyiliği emreden ve tebliğde bulunan ve kötülüğü men etmeye çalışan kimselerdir. 26) Cennet ehli iyilik yapmada sabır ve kötülüğe düşmemede sabreden kimselerdir. 27) Cennet ehli Allah’a karşı gelmekten sakınan kişilerdir. 28) Cennet ehli Kuran ve sünnete göre ameli salih işleyen ve hayatını Allah’ın rızasına göre geçiren ve müminlerin kardeşliğinde hayat süren kimselerdir 20) Cennet ehli kıskançlıktan ve hasetten uzak duran kimselerdir. 21) Cennet ehli merhamet sahibi olan kimselerdir. 23) Cennet ehli her daim Kuran okuyan ve O’nu tefekkür eden kimselerdir. 24) Cennet ehli fakirlere, yoksullara, yetimler ve ihtiyaç sahiplerine kol kanat geren ve onların sıkıntılarını madden ve manen gidermeye çalışan kimselerdir. 25) Cennet ehli emri iyiliği emreden ve tebliğde bulunan ve kötülüğü men etmeye çalışan kimselerdir. 26) Cennet ehli iyilik yapmada sabır ve kötülüğe düşmemede sabreden kimselerdir. 27) Cennet ehli Allah’a karşı gelmekten sakınan kişilerdir. 28) Cennet ehli Kuran ve sünnete göre ameli salih işleyen ve hayatını Allah’ın rızasına göre geçiren ve müminlerin kardeşliğinde hayat süren kimselerdir

55 MÜTHİŞ CENNET ÖDÜLÜ!!! MÜCAHİT YETİM GENÇ VE AYNAİ MERZİYYE Bir vakit İslam ordusu gazaya çıkmak için hazırlık yapıyordu. İslam ordusunun komutanı Abdü'l Vâhid İbni Zeyd rahimehullahi alyh idi. Ordu sefere çıkmak üzere hazırlıklarını tamamlamıştı. Cihat ve şehitlikle ilgili sohbetler yapılıyordu. Sohbet bittiğinde içlerindeki kurralar dan birine bir aşır okunması söylendi. Şu ayeti kerime okun du: "Allah yolunda savaşıp düşmanları öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını, Allah, cennet, kendilerinin olmak karşılığında satın almıştır." (Tevbe; 111) Aşır bittiğinde, mecliste bulunan bir genç ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Ey Abdü'lVâhid! Allah Teâlâ müminlerin canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olması karşılığında satın almıştır, öyle mi?" Bir vakit İslam ordusu gazaya çıkmak için hazırlık yapıyordu. İslam ordusunun komutanı Abdü'l Vâhid İbni Zeyd rahimehullahi alyh idi. Ordu sefere çıkmak üzere hazırlıklarını tamamlamıştı. Cihat ve şehitlikle ilgili sohbetler yapılıyordu. Sohbet bittiğinde içlerindeki kurralar dan birine bir aşır okunması söylendi. Şu ayeti kerime okun du: "Allah yolunda savaşıp düşmanları öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını, Allah, cennet, kendilerinin olmak karşılığında satın almıştır." (Tevbe; 111) Aşır bittiğinde, mecliste bulunan bir genç ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Ey Abdü'lVâhid! Allah Teâlâ müminlerin canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olması karşılığında satın almıştır, öyle mi?"

56 Abdü'l Vâhid: "Evet! Öyle evlâdım." Dedi. Bu genç çocuk, bir yetimdi, babası birkaç yıl önce ölmüş, kendisine çok büyükte bir miras bırakmıştı. İşte bu yetim çocuk ayeti kerimeyi dinledikten sonra ordu komutanına soru soruyordu. Genç Abdü'l Vâhid'e dedi ki:"Şâhid ol Ey Abdü'lVâhid! Ben malımı ve nefsimi cennet karşılığında Allah'a satıyorum. Bunun içinde sizinle savaşa geliyorum." Abdü'l Vâhid:"Evladım! Sen daha çok küçüksün, savaşın şiddetine dayanamazsın, gel sen bu işten vazgeç." Genç komutanı dinleyecek gibi değildi, kararlı bir sesle: "Ey Abdü'lVahid! Ben bir defa söz verdim, nefsimi ve malımı Allah'a sattım, bundan geri dönüşüm yok." Orada bulunan herkes gencin bu teslimiyeti karşısında şaşırdılar. Kendileri ile genci kıyasladılar, ama nafile gençteki ihlâs ve iman zirveye çıkmıştı. Orada bulunanlar dedi ki:"Bu çocuğun düşüncesi bizi şaşırttı, biz onun gibi düşünemiyoruz" dediler. Genç dediğini yaptı, babasından kalan malın tamamını tasadduk etti, kendisine savaşta ihtiyacı olacak araç gerecin dışında tüm malını Allah için verdi. Hareket saatinde hazır vaziyette ordunun saflarında hazırdı. Ordu hareket etti, ordu düşmanla karşı karşıya gelinceye kadar geçen zaman içinde bu genç gündüzleri oruç tutuyor, geceleri de namaz kılmaya azami gayret gösteriyordu. Orduda her kimin bir ihtiyacı olsa ona koşuyor, ihtiyacını gideriyordu. Abdü'l Vâhid: "Evet! Öyle evlâdım." Dedi. Bu genç çocuk, bir yetimdi, babası birkaç yıl önce ölmüş, kendisine çok büyükte bir miras bırakmıştı. İşte bu yetim çocuk ayeti kerimeyi dinledikten sonra ordu komutanına soru soruyordu. Genç Abdü'l Vâhid'e dedi ki:"Şâhid ol Ey Abdü'lVâhid! Ben malımı ve nefsimi cennet karşılığında Allah'a satıyorum. Bunun içinde sizinle savaşa geliyorum." Abdü'l Vâhid:"Evladım! Sen daha çok küçüksün, savaşın şiddetine dayanamazsın, gel sen bu işten vazgeç." Genç komutanı dinleyecek gibi değildi, kararlı bir sesle: "Ey Abdü'lVahid! Ben bir defa söz verdim, nefsimi ve malımı Allah'a sattım, bundan geri dönüşüm yok." Orada bulunan herkes gencin bu teslimiyeti karşısında şaşırdılar. Kendileri ile genci kıyasladılar, ama nafile gençteki ihlâs ve iman zirveye çıkmıştı. Orada bulunanlar dedi ki:"Bu çocuğun düşüncesi bizi şaşırttı, biz onun gibi düşünemiyoruz" dediler. Genç dediğini yaptı, babasından kalan malın tamamını tasadduk etti, kendisine savaşta ihtiyacı olacak araç gerecin dışında tüm malını Allah için verdi. Hareket saatinde hazır vaziyette ordunun saflarında hazırdı. Ordu hareket etti, ordu düşmanla karşı karşıya gelinceye kadar geçen zaman içinde bu genç gündüzleri oruç tutuyor, geceleri de namaz kılmaya azami gayret gösteriyordu. Orduda her kimin bir ihtiyacı olsa ona koşuyor, ihtiyacını gideriyordu.

57 Seferin son günleriydi, ordu mola vermiş herkes istirahata çekilmişti. Birden sessizliği bozan bir feryat duyuldu. "Aynai Merziyye'yi istiyorum."Sesin kimden geldiğini merak ettiler, o ses gençten geliyordu. Komutan gencin yanına vardığında arkadaşları dedi ki:"Bu kardeşimiz, yolculuğun ağırlığına dayanamadı, aklını yitirdi." Abdü'lVâhid gence sordu:"Evâdım! Aynai Merziyye de kimdir?""Az önce burada oturmuş, tefekkür ediyordum ki, uykuma yenik düştüm ve uyuya kaldım. Yanıma birisi geldi ve bana dedi ki:"Ayni Merziyye'ye git." Onunla birlikte gittik, beni bir gülistana götürdü, hayatımda böyle güzel bir gülistan görmemiştim. O kadar muazzam bir yerdi ki, ağaçları, çiçekleri, ırmağı anlatılır gibi değil. Irmağın kenarında birçok kadın vardı, bu kadınların güzelliği dünyadaki kadınlara benzemiyordu. Kadınlar beni görünce, birbirlerine şöyle dediklerini duydum."Aynai Merziyye'nin efendisi geldi." Bunu duyunca onlara dedim ki:"Aynai Merziyye aranızda mı?" Onlar:"Hayır, aramızda değil, bizler onun hizmetçileriyiz, yoluna devam et, bu yol seni Aynaı Merziyye'ye götürür." Yoluma devam ettim birde karşıma süt akan bir ırmak çıktı. Süt ırmağın kenarında da birçok kadın vardı, bunlarda o kadar güzeldi ki, dünyada benzerlerini göstermek mümkün değildir. Süt ırmağının kenarında bulunan kadınlar da beni görünce birbirlerine şöyle dediler:"Aynai Merziyye'nin efendisi geldi." Ben tekrar onlara sordum:"Aynai Merziyye aranızda mı?" Seferin son günleriydi, ordu mola vermiş herkes istirahata çekilmişti. Birden sessizliği bozan bir feryat duyuldu. "Aynai Merziyye'yi istiyorum."Sesin kimden geldiğini merak ettiler, o ses gençten geliyordu. Komutan gencin yanına vardığında arkadaşları dedi ki:"Bu kardeşimiz, yolculuğun ağırlığına dayanamadı, aklını yitirdi." Abdü'lVâhid gence sordu:"Evâdım! Aynai Merziyye de kimdir?""Az önce burada oturmuş, tefekkür ediyordum ki, uykuma yenik düştüm ve uyuya kaldım. Yanıma birisi geldi ve bana dedi ki:"Ayni Merziyye'ye git." Onunla birlikte gittik, beni bir gülistana götürdü, hayatımda böyle güzel bir gülistan görmemiştim. O kadar muazzam bir yerdi ki, ağaçları, çiçekleri, ırmağı anlatılır gibi değil. Irmağın kenarında birçok kadın vardı, bu kadınların güzelliği dünyadaki kadınlara benzemiyordu. Kadınlar beni görünce, birbirlerine şöyle dediklerini duydum."Aynai Merziyye'nin efendisi geldi." Bunu duyunca onlara dedim ki:"Aynai Merziyye aranızda mı?" Onlar:"Hayır, aramızda değil, bizler onun hizmetçileriyiz, yoluna devam et, bu yol seni Aynaı Merziyye'ye götürür." Yoluma devam ettim birde karşıma süt akan bir ırmak çıktı. Süt ırmağın kenarında da birçok kadın vardı, bunlarda o kadar güzeldi ki, dünyada benzerlerini göstermek mümkün değildir. Süt ırmağının kenarında bulunan kadınlar da beni görünce birbirlerine şöyle dediler:"Aynai Merziyye'nin efendisi geldi." Ben tekrar onlara sordum:"Aynai Merziyye aranızda mı?"

58 "Hayır, aramızda değil, bizler onun hizmetçileriyiz, yoluna devam et, bu yol seni Aynai Merziyye'ye götürür." Yoluma devam ettim, bu sefer karşıma şaraptan bir ırmak çıktı. Öncekilerde olduğu gibi, orada da kadınlar vardı, onlarda beni gördüklerinde öncekilerin dediğini dediler:"Aynai Merziyye'nin efendisi geldi." Ben tekrar onlara sordum:"Aynai Merziyye aranızda mı?""Hayır, aramızda değil, bizler onun hizmetçileriyiz, yoluna devam et, bu yol seni Aynai Merziyye'ye götürür." Ben tekrar devam ettim, karşıma saf baldan bir ırmak çıktı. Irmağın kenarında beyaz inciden bir çadır gördüm. Çadırın kapısında güzelliğini anlatamayacağım bir kadın duruyordu, beni görünce çadırın kapısından içeri seslendi:"Ey Aynai Merziyye! Efendin geldi." Ben o sırada çadırın kapısına yaklaşmıştım, kapıdan çadırın içine girdim. "Hayır, aramızda değil, bizler onun hizmetçileriyiz, yoluna devam et, bu yol seni Aynai Merziyye'ye götürür." Yoluma devam ettim, bu sefer karşıma şaraptan bir ırmak çıktı. Öncekilerde olduğu gibi, orada da kadınlar vardı, onlarda beni gördüklerinde öncekilerin dediğini dediler:"Aynai Merziyye'nin efendisi geldi." Ben tekrar onlara sordum:"Aynai Merziyye aranızda mı?""Hayır, aramızda değil, bizler onun hizmetçileriyiz, yoluna devam et, bu yol seni Aynai Merziyye'ye götürür." Ben tekrar devam ettim, karşıma saf baldan bir ırmak çıktı. Irmağın kenarında beyaz inciden bir çadır gördüm. Çadırın kapısında güzelliğini anlatamayacağım bir kadın duruyordu, beni görünce çadırın kapısından içeri seslendi:"Ey Aynai Merziyye! Efendin geldi." Ben o sırada çadırın kapısına yaklaşmıştım, kapıdan çadırın içine girdim.

59 Çadırın içine girdiğimde gördüm ki, yakut ve incilerle süslenmiş altından bir taht üstünde Aynai Merziyye'ye oturuyor. Güzelliğini anlatmak mümkün değil, onu görünce ona âşık oldum. Yanına vardım, ona dokunmak istedim, dokunmama izin vermedi. Bana şöyle dedi:"Senin üzerinde dünya eseri var, daha vakit var, inşallah akşama iftarı birlikte yaparız." Ben de daldığım uykuda uyandım. Genci dinleyen Abdü'lVâhid Radıyallâhu Anh şaşkındır. Bu hadiseden birkaç saat sonra ordu tam hareket etmek üzereyken âni bir düşman saldırısı ile karşı karşıya kalırlar. Çok çetin bir savaş olur, savaşta düşman yenilgiye uğratılır. Savaş alanını gezen Abdü'l Vâhid gencin cesedi ile karşılaşır. Gencin bütün vücudu yara içindeydi, her tarafından kan akıyordu. Ruhunu teslim etmiş, ama yüzündeki tebessüm açıkça görünüyordu. O şimdi Aynai Merziyye'sine kavuşmuştu.

60 EY İNSANOĞLU! CENNETE KOŞUN… وَسَارِعُوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّقينَ « Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.» (Ali İmran suresi 133) وَسَارِعُوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّقينَ « Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.» (Ali İmran suresi 133)

61 DUAMIZ ALLAHIM BİZLERE FİRDEVS CENNETİNİ İHSAN EYLE ALLAHIM BİZLERE DÜNYADA CENNETİ KAZANACAK SALİH AMELLER İŞLEMEYİ İHSAN EYLE ALLAHIM BİZLERİ CENNETTE EFENDİMİZ SAV’E KOMŞU EYLE ALLAHIM BİZLERE DÜNYADA VE AHİRETTE RAHMETİNLE MUAMELE EDEREK CENNETİNİ İHSAN EYLE AMİN (Not bu vaaz Diyanet İ.A, Diyanet K.M ve diğer doküman lardan faydalanarak hazırlanmıştır.) ALLAHIM BİZLERE FİRDEVS CENNETİNİ İHSAN EYLE ALLAHIM BİZLERE DÜNYADA CENNETİ KAZANACAK SALİH AMELLER İŞLEMEYİ İHSAN EYLE ALLAHIM BİZLERİ CENNETTE EFENDİMİZ SAV’E KOMŞU EYLE ALLAHIM BİZLERE DÜNYADA VE AHİRETTE RAHMETİNLE MUAMELE EDEREK CENNETİNİ İHSAN EYLE AMİN (Not bu vaaz Diyanet İ.A, Diyanet K.M ve diğer doküman lardan faydalanarak hazırlanmıştır.)


"CENNETİ TANIMAK «Kalitenin odak noktası» CENNET VARILACAK EN GÜZEL YERDİR Emin YAVUZYİĞİT UZMAN İMAM HATİP Facebook: Muhammed Emin Yavuzyiğit Facebook." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları