Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

NiTEL VERi ÇÖZÜMLEME VE YORUMLAMA SÜRECi Nitel veri çözümlemesi, olgular hakkında düşünme, onları fark etme ve veri toplama aşamalarından oluşan bir süreç.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "NiTEL VERi ÇÖZÜMLEME VE YORUMLAMA SÜRECi Nitel veri çözümlemesi, olgular hakkında düşünme, onları fark etme ve veri toplama aşamalarından oluşan bir süreç."— Sunum transkripti:

1 NiTEL VERi ÇÖZÜMLEME VE YORUMLAMA SÜRECi Nitel veri çözümlemesi, olgular hakkında düşünme, onları fark etme ve veri toplama aşamalarından oluşan bir süreç olarak düşünülebilir. Bu süreç döngüsel, tekrarlı, ilerlemeci ve bütünseldir. Araştırmacı, verilerini incelerken ve olgular hakkında düşünürken bazı noktaları fark edebilir ve bununla ilgili yeni veriler toplama yoluna başvurabilir. Araştırmacının her eylemi, elde ettiği verilerin ve sahip olduğu düşüncelerin bir sonucudur, yani sürecin bütününü içerir. Bu nedenle nitel veri çözümlemesi karmaşık bir süreç olarak nitelendirilir (Siedel, 1998).

2 Niteliksel verinin çözümlenmesinde kuramsal yaklaşımla veri çözümlemesi arasında çok yakın bir bağ vardır. Söz konusu bağ, verinin çözümlenmesi sırasında odaklanılacak çözümleme birimlerini belirler. Bu nedenle niteliksel verinin çözümlenme ve yorumlanmasında temel olarak alınan kuramsal yaklaşımın çeşitliliği kadar veri çözümleme ve yorumlamada farklılıktan söz edilebilir. Ancak tüm niteliksel verilerin çözümlemesinde ortak olan üç aşama söz konusudur. Bu aşamalar; betimsel çözümleme, sistematik çözümleme ve yorumlamadır. Veri çözümlemesinin bu üç aşaması bazı araştırmacılar tarafından birbirinden ayrı çözümlemeler olarak değerlendirilmekle birlikte, birbirinden tamamen ayrı ve bağımsız olmadıkları da kabul edilir (Wolcott, 1994). Sistematik çözümleme betimlemeyi, yorumlama ise hem betimlemeyi hem de sistematik çözümlemeyi içeren süreçlerdir.

3 Betimsel Çözümleme Betimleme; bir kişinin, nesnenin veya olayın özelliklerini kelimelere aktarmak olarak tanımlanabilir. Betimsel çözümlemede araştırmacılar ağırlıklı olarak katılımcıların kendi ifadelerinden doğrudan alıntılar yapar, bu ifadeleri mümkün olduğunca değiştirmeden, aynen kullanarak okuyuculara sunar. Araştırmacı durumu olduğu gibi ortaya koyup tanımlamayı amaçlar; bu nedenle görüşmelerden uzun alıntılar yaptığı gibi araştırmada kaydedilen gözlem notlarını da uzun ve ayrıntılı bir şekilde okuyucuya aktarır. Nitel veri çözümlemesinde ilk aşama, çalışılan olgunun tam ve kapsamlı bir betimlemesini yapmaktır. Bu betimleme, sadece kelime anlamıyla betimleme yapmaktan fazlasını içerir. Araştırmacı gerçekte meydana gelen bir eylemi ifade etmekle kalmaz, bu eylemin içinde gerçekleştiği bağlam hakkında, eylemde bulunanın niyeti hakkında, bu eylemi örgütleyen anlamlar hakkında ve eylemden sonra neler olduğu hakkında ayrıntılı bilgi verir. Bu şekilde yapılan betimleme türü yoğun betimleme(thick description) olarak adlandırılır (Denzin, 1978:33’ten aktaran Dey, 2003:32).

4 Nitel araştırmalarda yapılan betimlemelerde amaç, veri toplanan katılımcıların bakış açılarını yansıtan, gündelik yaşamdaki sıradan görünen ayrıntıları aktaran bir metin oluşturmaktır. incelenen olgunun gerçekleştiği bağlamda, yani katılımcının gündelik yaşamında gerçekleşen küçük ayrıntılar, araştırmacının gerçekte neler olduğunu, bunun katılımcıya ne ifade ettiğini ve meydana gelen olayın arkasındaki sosyal geri planın ne gibi öğeler içerdiğini anlamasına yardımcı olur (Bryman, 1998:63). Bu ayrıntılar, araştırmacının bulgularını kendi bağlamı içinde yorumlamasına olanak sağlamalıdır. Bu çok önemli bir noktadır çünkü nitel araştırmalarda araştırmacılar gerçeklik ve kesinlik gibi kavramları soyut olarak düşünmezler, onlara göre her veri ancak kendi bağlamı içerisinde gerçek veya kesin olabilir (Bryman, 1988:62). Niteliksel araştırmalarda betimlemenin içermesi gereken üç öğe; bağlamlar, niyetler ve süreçlerdir.

5 Bağlamlar Bağlamlar, eylemlerin daha geniş toplumsal ve tarihsel önemini kavramamızı ve eylemi bir yerlere oturtmamızı sağlayan araçlardır. Anlamın doğru bir şekilde anlaşılabilmesi ve ortaya konabilmesi için öncelikle bağlamın anlaşılması gerekir. Bağlamı belirtmek için eylemin gerçekleştiği toplumsal ortamın, eylemle ilgili olan grupların, örgüt ya da kurumların, kültürün, toplumun, eylemin gerçekleştiği zamanın, mekanın, eylemde bulunan kişinin içinde bulunduğu toplumsal ağların detaylı bir şekilde betimlenmesi gerekir (Dey, 2003:33).

6 Örnek: Diyelim ki evlilik amacıyla eş bulma davranışı ile ilgili bir araştırma yapıyoruz. Bu davranış farklı bağlamlarda farklı şekillerde gözlemlenebilir. Örneğin New York’ta ve Tibet’te yaşayan insanların ya da aynı ülkede kırsal ve kentsel alanlarda yaşayanların veya farklı yaş gruplarındaki insanların davranışları farklı olabilir. Türkiye’de eş bulma davranışlarına verilebilecek birkaç örnek olarak görücüler aracılığıyla eş bulma, görüşerek- anlaşarak eş bulma ya da eş bulma amaçlı televizyon programları aracılığıyla eş bulma sayılabilir. Bir bağlamdaki bir davranış, diğer bir bağlamda aynı şeyi ifade etmeyebilir. Dolayısıyla bu konuda nitel bir çalışma yapılıyorsa davranışların bağlamı hakkında detaylı bilgi sunulmalıdır.

7 Örnek: Eşiniz size “çay?” şeklinde bir soru sorduğunda, çay demlemeyi teklif ediyor, çay demleyip demlemediğinizi soruyor ya da çay demlediğini, bir bardak isteyip istemediğinizi soruyor olabilir. Bununla birlikte, kendisine ne demek istediğini sormayız, ne demek istediğini, bağlama bağlı olarak anlarız. Saatin kaç olduğuna, elinde çaydanlık ya da dolu bir çay bardağı olup olmadığına, mutfakta mı salonda mı olduğuna bakarak anlar ve cevap veririz. Çünkü sorusunun anlamı, bağlama bağlıdır. iletişimin anlamı, iletişimin gerçekleştiği bağlam hakkında bildiklerimize bağlıdır, bu nedenle bağlamı yanlış biliyorsak ya da bağlam hakkında yeterli bilgimiz yoksa eylemin anlamını yanlış değerlendirebiliriz. Bir konuşmada kullanılan ses tonu, kişilerin gülümseyip gülümsemedikleri, beden dillerini nasıl kullandıkları, hatta konuşurken yaptıkları vurgular bile söylediklerinin anlamını değiştirebilir. Bu nedenle nitel araştırmalarda veri çözümlemesi sırasında bağlam hakkında ayrıntılı bilgi verilmesi önemlidir.

8 Niyetler Nitel araştırmalar, dünyayı araştırma konusuyla ilgili olan kişilerin gözünden betimlemeye büyük önem verirler. Bu nedenle aktörlerin çeşitli durumları nasıl ifade ettiklerini gözlemlemek ve kendilerini bu eylemde bulunmaya neyin motive ettikleri konusunda açıklamalar yapmalarını sağlamak önemlidir (Dey, 2003:37). Eş bulma davranışı örneği üzerinden gidecek olursak, bir davranışı kültürel önemi bağlamında, bireye kazandıracağı ekonomik avantajlar bağlamında ya da toplumsal normlar bağlamında değerlendirebiliriz. Bu davranışa yönelik yorumumuz onu hangi bağlamda ele aldığımıza göre değişebilir ama bu davranışın anlamını belirleyen bir diğer önemli nokta da aktörün, yani eylemde bulunan kişinin niyetidir.

9 Dolayısıyla bağlamı ne olursa olsun eylemde bulunan kişinin eylemi nasıl algıladı-ğını, niyetinin ne olduğunu, motivasyonunun ne olduğunu düşündüğünü de dikkate almamız gerekir. Bununla birlikte araştırmacıların, bireylerin bu konudaki ifadelerini değerlendirir ve yorumlarken bağlamı ve davranışı şekillendiren koşulları da dikkate alması gerekir. Bir bireyin eylemindeki kişisel niyeti, bazı toplumsal güçler nedeniyle ilk bakışta görülmeyebilir. Birey kendisini bu davranışa motive eden şeyin ne olduğunu açıkladığında araştırmacının, bireyin eyleminde etkili olabilecek bu toplumsal güçlerin de farkında olması gerekir.

10 Örneğin katılımcı bir güce ya da iktidara itaat etmek için, herhangi bir şeyden korktuğu ya da utandığı için, çoğunluğa uymaya zorlandığını hissettiği için, başkalarını korumak için ya da nazik olmak gerektiğini düşündüğü için bu eylemde bulunmuş olabilir ama kişisel niyetini daha bireysel bir düzeyde açıklayacaktır. Nitel araştırmalarda araştırmacılar bir eylemin anlamına ulaşmak için sadece katılımcının niyetine ilişkin yaptığı kişisel açıklamalara dayanamazlar, bununla birlikte onların eylemlerinden net bir şekilde niyetlerini de anlayamazlar (Dey, 2003:38). Anlam ve anlamın iletilme tarzı her zaman üzerinde konuşulmaya ve tartışılmaya açıktır. Bu nedenle betimleme yapılırken motivasyonların ve niyetlerin mümkün olduğunca detaylı bir şekilde aktarılması gerekir.

11 Süreçler Nitel araştırmacılar bireylerin içinde bulundukları toplumsal durumu sürdürmek ya da değiştirmek için girdikleri etkileşim biçimlerini göstermeye çalışırlar (Dey, 2003:38). Derinlemesine görüşme ya da katılımcı gözlem gibi yollar, araştırmacıların eylemler ve bu eylemlerin sonuçları arasındaki ilişkiyi göstermelerine uygun detaylı veriler sağlarlar. Nitel araştırmalarda veri toplama sürecinin kendisi de bir etkileşim sürecidir. Araştırmacı çoğu zaman veri toplama ve veri çözümlemesi süreçlerini birlikte yürütür ve toplumsal eylemin anlamlı bir yorumuna ulaşmaya çalışır. Nitel araştırmalarda veri çözümlemesi döngüseldir, yani araştırmacı elde ettiği verileri inceleyip başka veriler toplamaya karar verebilir. Araştırmacının kendi yorumları ve eylemleri de çözümlemenin bir parçası haline gelir, bu nedenle nitel araştırmalarda araştırmacının kendisi de araştırmada bir katılımcı haline gelir.

12 Süreç, zaman içinde meydana gelen hareket ve değişimi ifade eder (Dey, 2003:39). Süreçlerin betimlenmesi; değişimin, çevresel koşulların, eylemlerin ve değişime neden olan mekanizmaların ifade edilmesi anlamına gelir. Niteliksel araştırmalarda durağan, sabit bir betimleme yerine süreçleri, yani incelenen olguların zaman içindeki değişimini aktarabilen dinamik bir betimleme yapılması gerekir (Dey, 2003:39). Süreçlere odaklanan bir araştırmacı, dikkatini bağlamdan ve niyetten çok eylem ve eylemin sonucu arasındaki ilişkiye verir. Süreçler incelenirken eyleme neden olan bireysel veya toplumsal koşullar kadar maddi koşullar da dikkate alınır. Örneğin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin çözülerek Bağımsız Devletler Topluluğu olmasında ideolojilerin veya etnik ayrılıkların olduğu kadar nükleer silahların çokluğu ve gıda kıtlığı da etkili olmuştur (Dey, 2003:40). Anlamlar bağlama bağlıdır, farklı gözlemciler tarafından farklı şekillerde ifade edilebilirler. Niteliksel araştırmalarda katılımcılara bir eylemin ne anlam ifade ettiğini, kendilerini bu eylemde bulunmaya neyin motive ettiğini sorabiliriz. Bununla birlikte doğru anlama ulaşılabilmesi için sadece katılımcıların ifadelerinin değil, eylemin gerçekleştiği bağlamın ve sürecin de incelenmesi gerekir.

13 Sistematik Çözümleme Sistematik çözümleme, verilerin incelenmesi, sınıflandırılması, aralarındaki benzerlik ve farklılıkların ortaya konması ve böylece verileri okuyuculara anlamlı kılacak belirli temaların ve desenlerin ortaya konması sürecidir. Sistematik çözümlemeyi daha kolay anlamak için bu sürecin iki aşaması: sınıflandırma ve ilişkilendirme (bağlantı kurma) aşamalarıdır.

14 Sınıflandırma Yorumlamak, eylemi sadece aktörün gözünden anlatmak değil, okuyuculara da anlamlı gelecek şekilde ifade etmektir. Bu nedenle araştırmacının verilerden anlamlı bir yoruma ulaşabilmesi için verilerin anlaşılabilir bir şekilde tercüme edilebileceği kavramsal bir çerçeve geliştirilmesi gerekir. Sınıflandırma süreci, verilerin çözümlenebilecek kategoriler haline getirilmesidir. Bu süreç bir yap-boz yapmaya benzetilebilir. Yap-bozu bozmanın, yani parçalarına ayırmanın tek amacı, parçaları birleştirecek yeni bir yol bulmaktır. Bu parçaları bir araya getirmek için de her parçanın diğer parçayla ilişkisi incelenir. Tamamlanmış bir yap-boz ise bir bütün olarak araştırmanın sonucunu ifade etmektedir. Bu nedenle niteliksel veri çözümlemesinde araştırmacı, bir bütün hâlinde elinde bulunan verileri kavramsal olarak anlamlı olan parçalara bölecek, daha sonra bu parçaları birbirileriyle olan ilişkilerini gösterecek şekilde yeniden ilişkilendirecek ve birleştirecektir.

15 Böylece incelediği olguyu bir bütün olarak ortaya koyarken bu olguyu meydana getiren toplumsal gerçeklikleri ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini de göstermiş olacaktır. Veriler sınıflandırılmazlarsa, araştırmacı neyi çözümlediğinin farkında olmayacaktır. Bununla birlikte verilerin sınıflandırılması çözümlemeden önceki bir aşama değildir, çözümleme sürecinin bir parçasıdır. Diğer bir deyişle sınıflandırma, yorumlarımızın ve açıklamalarımızın üzerinde temelleneceği kavramsal zemini oluşturur. Yap-boz örneğine dönecek olursak bir yap-bozdaki parçaları önce köşeler, mavi parçalar, yeşil parçalar gibi kategorilere ayırırız; bu kategoriler benzer özelliklere sahip olan parçaları bir araya getirmemize yardım eden araçlardır. Sonuçta bütün mavi parçalar birleştiğinde gökyüzünü, bütün yeşil parçalar birleştiğinde ormanı oluşturacaktır. Böylece parçaları ifade etmek için kullandığımız kategoriler (mavi, yeşil vb.) remin bütününü ifade ederken kullanabileceğimiz yeni kategorilere (gökyüzü, orman) ulaşmamızı sağlayacaktır (Dey, 2003:41).

16 Diyelim ki göçle ilgili bir çalışma yapıyoruz ve elimizde 50 derinlemesine görüşmenin dökümü var. Bu görüşmeleri cinsiyet ve yaş gibi bazı değişkenlere göre sınıflandırmak kolaydır ama göç nedenlerini ya da göç sonrası karşılaşılan sorunları sınıflandırmak daha zor olacaktır çünkü görüşmelerde ayrıntılı cevaplar olsa da belirtilmiş olan nedenler bizim yapacağımız sınıflandırmada kullanacağımız kavramlarla ifade edilmemiş olabilir. Araştırmacı, bütün görüşmeleri dikkatle okuduktan sonra hiçbir görüşmenin dışarıda kalmamasını sağlayacak şekilde kavramlar oluşturmalıdır. Kategoriler oluşturulduktan sonra bunlar birbirleri ile birleştirilebilir ya da alt kategorilere ayrılabilirler.

17 Örneğin araştırmacı, görüşmelerde belirtilen göç nedenlerini önce ekonomik, kültürel, demografik gibi kategorilere bölebilir, daha sonra demografik nedenleri “evlenme, boşanma, ölüm” gibi alt kategorilere bölebilir. Bu kategoriler araştırmacının yapacağı yorum ve açıklamalara temel oluşturacağı için kategoriler arasındaki sınırlar iyi belirlenmeli ve araştırmanın amacına uygun olmalıdır. Örneğin bir katılımcı boşanma nedeniyle göç etmiş olabilir. Bu durumda katılımcı boşandığı için masrafları artmış, daha yüksek gelirli bir iş bulabileceğini düşündüğü bir yere göç etmiş olabileceği gibi, boşanmış kadınların babalarının evinde yaşaması gerektiği normunu içeren bir kültürden geldiği için babasının evine geri dönmek için de boşanmış olabilir.

18 Nitel araştırma yürüten araştırmacılar, ellerindeki verileri araştırmanın başında belirlenen kavramlarla açıklamak ve şemalara oturtmak yerine kavramları veri çözümlemesi sırasında rafine eder ve kavramın kapsayabileceği çeşitli biçimlere uymaya çalışır (Bryman, 1988:68). Sınıflandırma nötr, yansız bir süreç olamaz çünkü her zaman bir amaca yöneliktir (Dey, 2003:46). Araştırmacının bir eylemi nasıl sınıflandıracağını, araştırmanın amacı doğrultusunda belirlemesi gerekir.

19 Sınıflandırma süreci, veri ayıklama sürecini de içerir. Alan çalışmasından elde edilen ve yazıya geçirilmiş çalışma sonuçlarının ve alan çalışması sırasında tutulan gözlem notlarının araştırma sorusuna, araştırmacının kuramsal yaklaşımına, veri toplamak için kullanılan sorulara ve örnekleme göre sınıflandırılıp yeniden düzenlenmesi, ilgili olmayan verinin elenmesini sağlar. Veri ayıklama sürecinde araştırma sorusunun kapsamı ayıklama kıstasına göre daraltılarak, doğrudan konuyla ilgili veriler dikkate alınır (Marvasti, 2003). Örneğin, aile içi şiddete maruz kalan kadınlar eşlerine nasıl tepki verirler? Böyle bir ayıklama kıstası şiddetin türleri nedeniyle yüzlerce sayfalık, aralarında çok farklı tepkilerin bulunduğu veri yığını ile karşı karşıya kalmamıza neden olur. Eğer şiddeti fiziksel şiddetle sınırlandırırsak o zaman eşi tarafından şiddetin diğer türlerine maruz kalan kadınlardan elde edilen veriler ayıklanmış olur. Veri ayıklama hiçbir zaman kıstas dışı kalan verilerin bir daha kullanılmayacağı anlamına gelmez. Farklı bir çalışma için diğer verilerin de dâhil edilerek yeni bir ayıklama süreciyle yeni bir çalışmada kullanılması sağlanır.

20 ilişkilendirme Nitel araştırmalarda betimleme ve sınıflandırma süreçleri son derece önemli olmakla birlikte amaç değil araçtırlar. Bu iki sürecin amacı, çözümlemenin kendisidir. Bu çözümleme, verilerin parçalara ayrıldıktan sonra bir araya getirilmesini içerir. Bir binanın tuğlalardan oluşması gibi nitel çözümlemeler de kavramlardan oluşur. Tuğlaların bir araya getirilmesi ile bina meydana geldiği gibi bu kavramlar arasındaki ilişkilerin açıklanması da çözümlemeyi meydana getirir. Sınıflandırma yapıldığında araştırmacı, kavramlar arasındaki bağımsız ilişkileri anlamak için bir zemine sahip olur çünkü çeşitli açılardan birbirlerine benzer verileri bir araya getirmiştir. ilişkilendirme sürecinde ise bu parçaların birbirlerine ne derece benzediği ya da hangi nedenle sınıflandırıldığı değil, birbirleriyle nasıl bir etkileşim içinde oldukları önemlidir (Dey, 2003:48).

21 Veriler sınıflandırıldıktan sonra veri parçaları arasındaki düzenlilikleri ve farklılıkları inceleyebilir ve çeşitli desenleri ortaya koyabiliriz. Örneğin ekonomik nedenlerle ve kültürel nedenlerle göç etmiş olan bazı katılımcıların göç ettikten sonra benzer sorunlarla karşılaştıklarını, buna karşılık demografik nedenlerle göç edenlerin karşılaştıkları sorunların daha farklı olduğunu görebiliriz. Bu şekilde, verilerimizde bazı desenler olduğunu ortaya koymuş oluruz. Buna dayanarak göç etme nedeni ile göçten sonra karşılaşılan sorunlar arasında bir ilişki kurmuş oluruz ve elimizdeki verileri karşılaştırıp inceleyerek bu desene, bu ilişkiye uyup uymadıklarını inceleriz.

22 Bu aşamada verilerin kategorileri arasındaki ilişkileri göstermek için grafiklerden, tablolardan ve şekillerden yararlanılır. Araştırmacı, verilerde bazı özelliklerle ne sıklıkla karşılaşıldığını inceleyerek bu ilişkileri çapraz tablolarla gösterebilir. Örneğin örneklemdeki kadınların daha çok kültürel nedenlerle, erkeklerin ise ekonomik nedenlerle göç ettiğini fark ettiysek, kadınlarla erkeklerin göç nedenlerini gösteren bir çapraz tabloda, göç nedeni ile cinsiyet arasındaki ilişkiyi gösterebiliriz. Bu tip bir çözümlemeyle verilerimizi sorgulamış ve kategorilerimiz, yani sınıflandırma sürecinde oluşturduğumuz sınıflar arasındaki ilişkileri göstermiş oluruz (Dey, 2003:49). Diğer bir deyişle, betimsel çözümlemeden farklı olarak sistematik çözümleme aşamasında veriler görselleştirilir,böylece ortaya çıkan kavramların ve temaların birbirileri ile ilişkileri belirginleştirilmeye çalışılır (Miles ve Huberman, 1994:11).

23 Nitel bir araştırmada elde edilen verilerin sunulmasında en önemli sorun, verilerin çok uzun metinler oluşturabilmesidir. Binlerce sayfalık görüşme ve gözlem notu dökümleri okuyucuya sunulabilir, ancak okuyucunun bu veriler arasındaki ilişkileri görmesinin daha kolay bir yolu, bu verilerin sunduğu kavramlar ve verilerdeki temalar arasındaki ilişkileri gösterecek matrisler, grafikler, tablolar ya da şekiller kullanmaktır. Bu gibi görsel araçlar, organize edilmiş bilgiyi, ilk bakışta görülebilecek kompakt bir şekilde bir araya getirir. Bu sürecin kendisi de çözümlemenin bir parçasıdır çünkü bir tablo oluşturmak, tabloda hangi hücreye hangi kavramın, hangi verinin hangi biçimde konacağına karar vermek analitik etkinliklerdir (Miles ve Huberman, 1994:11).

24 Yorumlama Betimleme, nitel araştırmalarda temel olsa da veriler betimlemenin ötesindeki çözümleme yollarıyla anlaşılmaya çalışılır. Betimlenen veriler sınıflandırılarak küçük parçalara ayrılır, bu parçalar arasında nasıl bir karşılıklı ilişki olduğu incelenir, böylece veriler hakkında yeni bir kavramsallaştırma yapılabilir. Nitel veri çözümlemesi betimleme, sınıflandırma ve veri parçalarını aralarındaki ilişkiler üzerinden birleştirme sürecini içerir (Dey, 2003: 31). Ancak bütün bu aşamalar, yorumlamanın mümkün olmasını sağlama amacına yöneliktir. Yorumlama, nitel veri çözümlemesinin son aşamasıdır ve betimsel ve sistematik çözümleme ile organize edilmiş olan verilerin araştırmacı tarafından yorumlanmasını içerir. Diğer bir deyişle betimsel çözümleme aşamasında sınıflandırılmış ve birbirinden ayrılmış olan veriler, yorumlama aşamasında yeniden bir araya getirilir. Yorumlama sürecinde bu veri parçaları arasındaki ilişkiler, verilerin temaları ve desenleri, araştırmacının kendi yorumlarını da içerecek şekilde ortaya konur. Böylece veriler yorumlanırken verilerdeki desenler, ortak eğilimler ortaya konarak ilk anda görülmeyen, ayrıntılarda gizli olan anlam ortaya konmuş olur (Kümbetoğlu, 2005:154).

25 Nitel araştırmalarda araştırmacılar veri toplama sürecinin bir parçası oldukları için, incelenen konuyla ilgili düşünceleri ve yorumları önemlidir. Araştırmacının kendisi olguyu yakından gözlemlemiş, belki bir kısmını kendisi de deneyimlemiştir. Bu nedenle araştırmacı olgunun anlamı hakkında değerli yorumlar yapabilecek durumdadır. Yorumlama aşaması, araştırmacının kendi yorumlarını ilettiği, daha etkin bir rol üstlendiği, katılımcı ve öznel yönünü ön plana çıkardığı aşamadır (Yıldırım ve Şimşek, 2008: ). Daha önceki aşamalarda verilerini sunan, kategorileri ayıran ve bu kategoriler arasındaki ilişkileri ortaya koyan araştırmacı, yorumlama aşamasında şimdiye dek ortaya koyduğu bu veri ve ilişkilerin ne anlama geldiğini yorumlar. Diğer bir deyişle bu aşamada araştırmacı, elde ettiği verilerden çı-kardığı sonuçları sunar, bu sonuçları nasıl gördüğünü ifade eder ve araştırma probleminde sormuş olduğu soruya bir yanıt vermeye çalışır. Bununla birlikte, bu aşamada araştırmanın yapacağı yorumlar, sunulan verilerle uyumlu olmalı ve bu veriler tarafından desteklenmelidir.

26 Nitel araştırmalarda elde edilen verilerin onaylanması, diğer bir deyişle verilerin zaman zaman katılımcının kendisi zaman zaman üçüncü kaynaklar tarafından teyit edilmesi, araştırmanın güvenirliği ve geçerliği açısından önemli bir noktadır. Bu konuyla ilgili bilgiler de yorumlama sürecinin bir parçasıdır, yorumlama sürecinde ortaya konmuş olan kavram, tema ve ilişkiler yorumlanıp karşılaştırıldığı gibi onaylanır da

27 Rapor Yazımı Öncesi Dikkate Alınması Gereken Öğeler Her araştırma bir soruya yanıt verir. Her araştırma raporu da elde edilen cevabın belirli kurallar çerçevesinde okuyucuya sunulmasıdır. Araştırma raporu yazmadan önce dikkate alınması gereken unsurlar şunlardır:

28 Okuyucu kitlesi Araştırma raporları farklı okuyucu kitlelerini hedef alır. Okuyucu kitlesini oluşturan temel gruplar, akademisyenler, kurumlarda çalışan alan uzmanları, uygulayıcılar ve hizmet verenler, sosyal politika ya da strateji geliştirenler ve araştırmaya destek veren kurumlardır. Akademisyenlerin bir araştırma raporundan beklentisi bilimsel bilgiye katkıda bulunmasıdır. Bu nedenle akademisyenlere sunulacak olan raporların özgün, bulgulara dayanan ve bilimsel yazım kurallarına kesin biçimde uyularak yazılmış olması gerekir. Kurumlarda çalışan alan uzmanlarının amacı belirli sorunların çözümleri için oluşturulacak politikalarda bilimsel bilgi ve yöntemlerden yararlanmaktır. Bu kişiler alanlarındaki gelişmelerden haberdardır. Bu okuyucu kitlesini hedef alan raporlarında araştırma bulgularının sorunların çözümünde nasıl kullanılabileceği gösterilmelidir.

29 Uygulayıcılar ve hizmet verenlerin amacı sundukları hizmetler sırasında kullanabilecekleri bilgiyi edinmektir. Bu nedenle işlerini yaparken kendilerine yol gösterecek ya da istedikleri sonuca ulaşmalarına yardımcı olacak nitelikteki bilgilere ihtiyaç duyarlar. Sosyal çalışmacılar, öğretmenler, hemşireler vb. meslek grupları bu tür okuyucu kitlesini oluşturur. Sosyal politika ya da strateji geliştirenler,mevcut politikalar ya da uygulamaların iyileştirmesine yönelik tavsiyeler veya alternatif çözümlerle ilgilenirler. Bu nedenle sunulacak araştırma raporlarında, politikalarla ilgili sorunların çözümlerine dair tavsiyelere ağırlık verilmeli ve akademik dil en az düzeyde kullanılmalıdır. Araştırmalara destek veren sponsor kurumlar, destek verdikleri araştırma önerisinde yer alan araştırma sürecin tam olarak yerine getirilmesi ve bulguların araştırma önerisindeki amaçları desteklemesiyle ilgilenirler. Bu nedenle sponsor kurumlara sunulacak araştırma raporlarında teknik detaylara ağırlık verilmelidir. Bu bölümde anlatılacak araştırma raporu yazımı kurallarının da hedef okuyucu kitlesi akademisyenlerdir.

30 Araştırmacının amacı Araştırmacılar farklı nedenlerden dolayı rapor yazarlar. Bu nedenlerden birincisi mevcut kuramların ve kavramların doğrulanması ya da genişletilmesine yönelik bilgilendirmedir. Burada en önemli nokta araştırmanın var olan kuram veya kavramalara yeni eklemeler yapılabilmesidir. ikinci neden, eski kuramların ve kavramların reddedilerek yerine alternatiflerin önerilmesidir. Üçüncü neden, uygulayıcıları ya da kamuoyuna yönelik uygulanabilir, pratik bilgiler vermektir. Araştırmacının rapor yazımındaki amacı, raporun yazı dilini ve raporda yer verilecek olan detayları etkiler.

31 Araştırma raporunun formatı Araştırma raporunun formatı, raporda uygulanacak yazım kurallarıdır. Örneğin, sayfa kenarlarında bırakılacak boşluk, yazım için hangi yazı karakterinin kullanılacağı, karakter büyüklüğü, satır aralığı, içeriğin nasıl düzenleneceği, kaynakça gösterme kuralları ve kaynakça yazım türleri, araştırma raporunun nerede yayınlanacağı ya da sunulacağı ile ilgilidir ve araştırma raporunun formatını belirler. Bir kitapta bölüm yazarken kullanılan format, bilimsel dergi ya da gazetede yayınlanacak yazının formatından farklılık gösterir.

32 Yazım tarzı Yazım tarzı araştırma raporlarında kullanılacak cümlelerin dilbilgisi yapısıyla ilgilidir. Günümüzde araştırmacıların tercih ettiği yazım tarzı kişisel olmayan aktif cümlelerdir. Örnek olarak “A olayı ile ilgili olarak B sonucuna ulaştım” ya da “A olayı ile ilgili olarak B sonucuna ulaşılır” yerine “Veriler A olayının B sonucuna ulaşılacağını önermektedir” tarzı yazımı verebiliriz. Rapor yazımı sırasında net ve kolay anlaşılabilir cümleleri tercih ediniz. ikili anlamlar içeren kelimelerden kaçınınız.

33 Araştırma raporunun içerik düzenlemesi Bu ünitede ele alınan rapor içeriği düzenlemesi özgün araştırma raporları için geçerlidir. Özgün araştırma raporlarının içeriği şu sırayı takip eder: Başlık, Özet, Giriş, Yöntem, Bulgular, Tartışma ve Sonuç, Notlar, Kaynakça ve Ekler. içerik başlıklarının açıklamasını takip eden bölümde bulabilirsiniz.

34

35 Etik sorumluluk Bir araştırmacının üç temel etik sorumluluğu vardır. Bunlardan birincisi araştırmasına katkıda bulunan yanıtlayıcılara, ikincisi bilgilerin derlenmesi sırasında çalışmalarından yararlandığı diğer araştırmacılara ve üçüncüsü de okuyucu kitlesine karşı etik sorumluluktur. Alan araştırmalarındaki en temel ilke “Bulduğun gibi bırak” ilkesidir. Bu ilkenin anlamı, alan araştırması sırasında size bilgi sağlayan kişilerin, araştırma tamamlandıktan sonra yasal ya da özel nedenlerden dolayı zarar görmemeleridir. Bu nedenle, bilgi toplama sırasında yanıtlayıcılara ait isim, telefon numarası, adres gibi kişisel bilgiler hiç kimseye verilmez.

36 Araştırmacının araştırmada elde ettiği kişisel bilgileri de içeren ham verileri beş yıl süreyle koruduktan sonra imha etmesi gerekir. Özgün araştırmaların ham verilerini beş yıl süreyle saklama nedeni, araştırmaya destek veren kurumun ya da araştırma raporunun basılmak üzere gönderildiği bilimsel derginin araştırmanın dayandığı ham verileri isteme hakkının bulunmasıdır. Böyle bir durumda yanıtlayıcıların isim, adres, telefon numarası gibi kişisel bilgilerini çıkararak ham veri gönderilir. Bu veriler ya meta analiz için ya da araştırma sonuçlarının doğruluğunu kontrol etmek için kullanılır.

37 Araştırmacının etik sorumluluk taşıdığı ikinci grup, araştırma raporunda yer alan bilgilerin derlenmesi sırasında çalışmalarından yararlandığı diğer araştırmalara karşıdır. Bir başka araştırmacının özgün düşüncesini ya da çalışmasını, o kişiye atıfta bulunmadan alıntılamak bilgi hırsızlığıdır. Bir başka araştırmada yer alan yazara ait özgün düşünceler ister doğrudan kelime kelime alınsın ister yazar o düşünceyi kendi kelimeleriyle ifade etsin, mutlaka bu düşüncenin yer aldığı çalışmaya ve çalışmacıya atıfta bulunulmalıdır. Bu durumun tek istisnası “genel bilgilerdir”. Konuyla ilgili kaynaklarda yer alan ve atıf gösterilmeden verilmiş, doğrulukları genel kanıca desteklenen bilgiler, “genel bilgiler” olarak kabul edilir (Cuba, 2002: 197). Örneğin, “Dünya yuvarlaktır” cümlesi genel bir bilgidir. Bu konuyla ilgili her kitapta aynı bilgi atıfta bulunulmadan verilir. Atıfta bulunma kuralları ve kaynakça gösterme ile ilgili detaylı bilgiyi ‘Rapor Yazımı: içerik Düzenleme ve Verilerin Sunumu’ bölümünde yer alan ‘Kaynakça’ maddesinde bulabilirsiniz.

38 Araştırmacının etik sorumluluk taşıdığı üçüncü grup, okuyucu kitlesidir. Araştırmacı, raporunda yer alan tüm araştırma sürecinin “doğru” olarak okuyucuya sunulmasından ve araştırma bulguları üzerinde “tahrifat” yapmamaktan sorumludur. Diğer bir deyişle, araştırma sürecinde yapmadığınız bir işlemi ya da ham veriden elde etmediğiniz bir sonucu araştırma raporunuza dahil etmeyiniz.

39 Nitel araştırma raporlarında dikkat edilmesi gereken ilkeler Nitel araştırmalarda araştırma raporlarının akla yatkın, bireylerin deneyimlerine uygun, inandırıcı ve okunulur bir şekilde yazılması ve bulguların önemi okuyuculara belirtilmelidir (Cropley, 2002). Bu ilkelere kısaca değinmek gerekirse (Yıldırım ve Şimşek, 2008:241-2):

40 Akla yatkınlık: Bilimsel bilgi birikimsel olduğu için her araştırma, bu konuda yapılmış önceki araştırmalardan oluşan literatür içinde anlamlı olmalıdır. Diğer bir deyişle araştırma bulguları, önceki araştırmaların bulguları ile ilişkilendirilmelidir. Bir araştırma, kendisinden önceki araştırmalardan çok daha farklı bulgular elde edebilir, ya da sonuçlar farklı şekilde yorumlanabilir, bununla birlikte araştırmacı bulgularının önceki çalışmalarla uyuşan ve uyuşmayan yönlerini göstermelidir. Bireylerin deneyimlerine uygunluk: Nitel araştırmalarda amaç katılımcıların bakış açısını yansıtmak olduğu için araştırma raporu, katılımcılar açısından da anlamlı bulunmalıdır.

41 inandırıcılık: Araştırmacı, raporda araştırma sürecinin aşamalarını, her aşamada hangi eylemlerde bulunduğunu, verilerini nasıl topladığını belirttiği gibi, sonuçlara hangi yollarla ulaştığını da belirtmelidir. Böylece okuyucular bu sonuçlara araştırmacının kendi öznel eğilimleri nedeniyle değil, verilerle ilişkili olarak ulaştığı konusunda ikna olurlar. Önem: Bilimsel bilginin birikimsel doğası, her araştırmayı kendisinden önceki araştırmalara olduğu kadar kendisinden sonra yapılacak araştırmalara da bağlar. Araştırma raporunda araştırmacı, bulgularına dayanarak daha sonra yapılacak araştırmalara ilişkin çıkarımlarda bulunmaya dikkat etmeli, araştırmasının önemini ve literatüre yaptığı katkıyı belirtmelidir.

42 Okunurluk: Araştırma raporu açık, akıcı ve okunaklı bir dille yazılmalıdır. Araştırmacı bulgularını ifade ederken mümkün olduğunca okuyucu kitlesi tarafından üzerinde uzlaşılmış ortak kavramlar kullanmalı, aşırı teknik ya da bilimsel ifadeler kullanmaktan kaçınılmalıdır.


"NiTEL VERi ÇÖZÜMLEME VE YORUMLAMA SÜRECi Nitel veri çözümlemesi, olgular hakkında düşünme, onları fark etme ve veri toplama aşamalarından oluşan bir süreç." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları