Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Cemaat; belli bir duygu, düşünce, inanç ve sistem etrafında şuurluca toplanmış insanların meydana getirdiği bütündür. Cemaat, aynı duyguyu, düşünceyi.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Cemaat; belli bir duygu, düşünce, inanç ve sistem etrafında şuurluca toplanmış insanların meydana getirdiği bütündür. Cemaat, aynı duyguyu, düşünceyi."— Sunum transkripti:

1

2 Cemaat; belli bir duygu, düşünce, inanç ve sistem etrafında şuurluca toplanmış insanların meydana getirdiği bütündür. Cemaat, aynı duyguyu, düşünceyi paylaşan insanların bir araya gelmesidir. Cemaatte farklı gaye, farklı beklenti yoktur. Cemaat; bir imama uyup beraber hareket eden Müslümanların topluluğudur. M.F.Gülen’in “Prizma 2” Kitabından Alınmıştır.

3 Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurdular: Şüphesiz Allah, ümmetimi sapıklık üzerine toplamaz. Allah’ın şefkat, himaye ve kudret eli cemaatle beraberdir. Cemaatten ayrılan kimse, ateşe ayrılmıştır. Şeytan, insanın kurdudur. Kenarda köşede kalmış, sürüden ayrılmış koyunu kurt yakaladığı gibi, şeytan da cemaatten ayrılanları yakalar. Cemaat rahmettir. Ayrılık azaptır. Kim cemaatten bir karış ayrılırsa, İslam ipini boynundan çıkartmıştır. Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi:6/

4 Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurdular: Cemaatle kılınan namaza, yalnız kılınan namazdan yirmi yedi kat fazla sevap verilir. Rezin tahric etmiştir. Hadis, Ebu Davud’da gelmiştir. Salat 49, (560). Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurdular: “Güzel bir abdest alıp, mescitlerden birine cemaatle namaz kılmak için gidenin, Allahü teala her adımına bir sevap yazar, her adımında amel defterinden bir günahı siler ve Cennet'te onu bir derece yükseltir.” Buharî, Ezan 30, Cum’a 2; Müslim, Salât 272 (649); Ebu Dâvud, Salât 49, (559); Tirmizî, Salât 245, (330)

5 Kur’an-ı Kerim Nur suresi 62. Ayet: “Müminler, ancak Allah'a ve Resûlüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler.” İsra suresi 71. Ayet: “Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde.. Kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.”

6 Resülullah (a.s.v.) buyurdular ki: “Allah'ın, yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. AIIahu Teâlayı zikreden bir cemaate rastlarlarsa, birbirlerini "Aradığınıza gelin!" diye çağırırlar. Hepsi gelip, onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar…. Melekler Rab’be şöyle seslenirler.. Bunların arasında günahkar, başka bir maksatla uğramış, biri var.. Allah Teâla.. "Onu da affettim, onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar." buyurur." Buhâri, Daavât 66, Müslim, Zikr 25, (2689); Tirmizi, Daavât 140, (3595).

7 Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurdular: “Ümmetimden hak üzerine galip olarak duran bir gurup daima bulunacaktır. Onlardan ayrılıp yardıma koşmayanlar, Allah’ın emri gelinceye kadar onlara zarar vermeyecektir.” Müslim, İmare, 170; Buhari, İ’tisam, 10; Tevhid, 29; Ebu Davud, Fiten, 1; Tirmizi, Fiten, 51; İbn Mace, Mukaddime, 1.

8 Resülullah (A.S.V.) buyurdular ki: Allah Teâla hazretleri diyor ki: Kulum, hakkımda nasıl bir zan yürütürse ben öyleyimdir. O, beni zikredince ben onunla beraberim. O beni içinden geçirirse, ben de onu içimden geçiririm. O, beni bir cemaat içerisinde anarsa, ben de onu, onunkinden daha hayırlı bir cemaatte anarım. O, bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Buhâri, Tevhid 50; Müslim, Zikr 2, (2675); Tirmizi, Daavât 142, (3598).

9 Cemaat, İlâhî rahmeti cazibesi ve duasıyla davet edip sinelere ulaştırmada vasıta olduğu gibi, belâ ve musibetlerin def’ine de önemli bir vesiledir. Sema, kendine açılan semavi simalıların elleri ve gönülleriyle çok alâkadardır. Evet, cemaat halinde dua ve yakarış, Rahmete açılan avuçlara semavi tebessümleri celp ederken, aynı zamanda yere uzanan âfet ve musibetlerin de def’ine sebeptir. Paratonerden uzak kalanlara, şeytanın şimşekten okları her an isabet edebilir. M.F.Gülen’in “İnancın Gölgesinde 2” Kitabından Alınmıştır.

10 ... Arzi ve semavi bütün afetler için paratoner olabilecek şuurlu bir cemaat bir belde de varsa, o beldeye ne arzi ne de semavi bela ve musibet gelmeyecektir. Yer, ikaz için sarsılsa bile, fakat orası yıkılmayacaktır. Allah koruyacaktır, çünkü paratoneri vardır. Başkaları da bu sayede yaşayacaktır. Sema yüzünü ekşitirse, katiyen anlayıp hükmedebiliriz ki cemaatimizin içinde arıza vardır. Biz içimizde bozulursak bela ve musibetler bize gelmek için fırsat bulurlar ve gelirler. M.F.Gülen’in vaazından alınma.

11 Erzincanlı büyük veli Pir Muhammed Erzincani Hazretleri bir yaz günü, sabah namazından sonra talebelerine: -“Erzincan’a inmek isteriz, arzu edenler bizle gelsin,” buyurdular. 40 talebesiyle birlikte Erzincan’a gelen Hazret, halvete girmek niyetiyle Doğruca Camii’ne gider. Onun bu haline şaşıran talebeleri kendisine: -“Efendim şimdi hasat mevsimidir. Erbaine girmek, halvete çekilmek münasip midir?” diye sorarlar. Muhammed Erzincani Hazretleri, şu cevabı verir: Doğru söylersiniz. Şimdi halvet zamanı değildir. Ama Allahu Teala, bu beldeye yakın bir zamanda, büyük bir zelzele takdir etmiştir. Bu belanın geri çekilmesi için, birilerinin duası lazımdır. Umulur ki, içimizden birinin duası kabul olur da zelzeleden kurtulunur.%

12 Doğruca Cami-i Kebir’inde halvet hali sürerken, bir ara Muhammed Erzincani Hazretleri’nin dudaklarından şu sözler dökülür: -“Bize ilham edildi ki, bu belanın geri çevrilmesi için bizim bu dünyadan göçmemiz gerekir.” Sonra talebelerine dönüp: -“Kim bizimle beraber şehadet şerbeti içmek isterse, camide kalsın. Eğer yaşamak arzu edenler varsa, izin veriyoruz dışarı çıkabilirler…” dedi. Has talebelerinden 7 kişi hariç, diğerleri camiden dışarı çıktılar. O gece gerçekten çok şiddetli zelzele oldu. Cami-i Kebir yıkıldı ve 7 talebesiyle birlikte Muhammed Erzincani Hazretleri de şehadet rütbesiyle şereflendiler. Caminin dışında ise hiçbir yerde bir zarar olmadığı gibi, can ve mal kaybı da görülmedi. Hadiselerin İbretli Dili

13 Allah, insanı toplum içinde yaşayacak bir varlık olarak yaratmış. İnsan, maddî ve manevi yönleriyle ancak toplum ve cemaat içinde yaşayabilir. Onun içindir ki, Hz. Âdem’den bu yana hep cemaat öne çıkmış, fert arka plânda kalmıştır. Bazı zaman dilimlerinde ise cemaat içinde olmak zaruret derecesine çıkmıştır. Tek başına namaz kılarken bile, “Ancak Sana ibadet eder ancak Senden yardım dileriz.” diye birliktelik vurgulanmaktadır. Bir fert, dalâlet adına tahripkâr cemaatler karşısında tek başına mukavemet edemez. M.F.Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından Alınmıştır.

14 Bir insan, ‘gavs’ bile olsa, şahsi dehasıyla, kültür ve ilim dünyasıyla, hatta keşif ve kerametleriyle asrımızın dalâletleri ve günah tufanları karşısında tek başına yaşayamaz.. Ayakları cemaat zeminine basmayan insan, ayaklar altında bir yaprak ve bir tüy gibidir; bu yandan üflesen öte yana, öte yandan üflesen bu yana savruluverir. Hadîsin beyanıyla, Allah’ın rahmeti cemaatle beraberdir. Cemaat üzerinde dolaşan bir bulut, âdeta altına girene rahmet yağdırır. Bir kişinin duası, sadece bir ferdin duasıdır. Tam olarak ittihat etmiş bir cemaatin duasının karşılığı, tek tek her ferde inen miktarın kat kat üstündedir. Eğer rahmete açık semereli bir ağaç olmak istiyorsanız, orman içinde bir ağaç olmaya bakınız; tek başınıza kaldığınızda hiçbir rahmet düşmez.. Cemaatin şahs-ı manevisinin Allah'a teveccüh edip yalvarması, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetini ihtizaza getirmesi ve İlâhî imdada vesile olması bakımından çok önemlidir. %

15 Hatta o kadar ki, ehl-i dalâlet bile bir cemaat halinde dua etse, bazı ahvalde sizin tek başınıza yaptığınız duaları geri çevirebilir. O halde, dalâlet cemaatlerine karşı mukabele ve mukavemet edebilmek için, müminlerin de cemaatleşmeye, cemaat halinde müdafaaya ve cemaat ruhuyla duaya ihtiyaçları vardır. M.F.Gülen’in “İnancın Gölgesinde 2” Kitabından Alınmıştır.

16 Cemaatin içinde bulunma kaymalara karşı çok önemli bir supaptır. Cemaatla uygun adım yürüyüş içinde insan tavrını değiştirmeden sonsuza kadar yürüyebilir. Cemaattan ayrılınca onlarla uygun adım içinde olup olmadığı belli olmaz. Sahibi şeriat, tek başına kalana cemaatten ayrılana şeytan demiş. Ve yine “tek başına kalan mutlaka canavarlar tarafından parçalanır.” demiş. M.F.Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından Alınmıştır.

17 Arap atasözü: “iki kafa bir kafadan hayırlıdır.” Vilayet bir ölçüde, insanın mâsumiyete kilitlenmesi, günahlara girmeden safvet-i aslîyesi ile bütünleşmesi sayesinde gerçekleşir. İnsanın, masumiyete kilitlenmesinde en büyük rol, şahsın iradesine, sonra da aile ortamı başta olmak üzere çevreye aittir. Bazen de Cenâb-ı Hakk, ileride büyük bir misyon yükleyeceği böylesi kişileri ilahî serasına alabilir. İşte cemaat böyle ilahî bir seradır. M.F.Gülen’in “Prizma 2” Kitabından Alınmıştır.

18 Hizmeti bir bütün olarak kucaklamak gerekir. O da hizmete ait bütün ünitelere sahip çıkmakla olur. cemaatleşmeyi bir ayrılık vesilesi yapmak fevkalade yanlış bir husustur. Cemaatler arasında irtibat şarttır ve zaruridir. Bu yapılamadığı takdirde, cemaatleşmeler, bölünmeyi, eriyip gitmeyi netice verir. Hiçbir cemaat bir diğerinin aleyhinde bulunmamalıdır. Cemaat fertleri, diğer cemaat büyüklerine karşı saygılı davranmalı. Bütün cemaatler, birbirlerinin dertleriyle dertlenmeli, sevinçlerinde de onlara ortak olmalıdırlar. Bu bize zor gelse de; nefisler zorlanmalı ve bu mevzuda ikna edilmelidir. Nasıl ki Efendimiz (sav), “Ağlayın, eğer ağlayamıyorsanız kendinizi ağlamaya zorlayın” buyurarak bizleri ikinci bir fıtrat kazanmaya teşvik ediyor ve bunun yolunu gösteriyor. Öyle de, cemaatleri sevin, sevemiyorsanız kendinizi sevmeye zorlayın. M.F.Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından Alınmıştır.

19 Asr-ı Saâdet'te, adamın biri huzura gelerek der ki: - Yâ Resûlâllah, ben bir mağara buldum. İçinde suyu, önünde toprağı var. Orada inzivaya çekilerek kendimi tamamen dünyevî şeylerden tecrid etmeyi; uhrevî işlere, ibadet ve taata vermeyi düşünüyorum. Allah Resûlü S.A.V. : -Ben, Yahudilikle, Hristiyanlıkla gönderilmedim. Ben dosdoğru olan İslâm'la gönderildim. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki, mağarada tek başına gündüz akşama kadar nafile ibadetlerle meşgul olmaktansa, cemiyet içinde sabah, yahut akşam, Allah için azıcık yol yürümek, dünyadan ve dünya içindeki her şeyden kat kat hayırlıdır." Ahmet Şahin “Onlar Böyleydi..” - Cemaat içinde safta yer almanız, inzivadaki 60 sene ibadet ve namazdan hayırlıdır... Mehmet Dikmen - İslam'da Fazilet Yarışı'ndan

20 Bu zaman, şahsiyet ve enaniyet zamanı değil, zaman, cemaat zamanıdır. Büyük bir havuza sahip olmak için bir buz parçası hükmündeki enaniyet ve şahsiyetini, o havuza atmak ve eritmek gerektir. Yoksa, o buz parçası erir, zayi olur; o havuzdan da istifade edilmez. Ferdî şahısların dehası ne kadar harika da olsalar, cemaatin, şahs-ı manevîsinden gelen dehasına karşı mağlûp düşebilir. Şahs-ı mânevî, cemaatin ruhudur. İnsanların en büyük zulümlerinden biri de şudur ki: Büyük bir cemaatin mesaisine terettüp eden hasenatı ve semeratı bir şahsa mal ederler. Bu zulümde bir şirk-i hafî vardır. Çünkü, bir cemaatin cüz-ü ihtiyârîsiyle kesb ettikleri mahsulâtı bir şahsa atfetmek, o şahsın, icat derecesinde harikulâde bir kudrete malik olduğuna delâlet eder. Eski Yunanlıların ve putperestlerin ilâheleri, böyle zâlimâne şeytani düşüncelerin mahsulüdür. Risale-i Nurlardan sadeleştirilerek alınmıştır.

21 Osmanlı Padişahı Yıldırım Bâyezid Han'ın bir meseleden dolayı mahkemeye gelip şahitlik yapması gerekmişti. Ancak Kadı, hiç çekinmeksizin Padişah'ın şahitliğini reddetmiş, mahkemede şahitlik yapma liyakatinde olmadığını iddia etmişti. Gerekçe olarak da, Padişah'ın cemaatle namaz kılmakta ihmali olduğunu, cemaati terk ederek, dinin mühim bir şeâirinde lâubali davranan birinin şahadetinin kabul edilemeyeceğini söylüyordu. Yıldırım Bâyezid ona hiçbir itirazda bulunmadı. Kısa bir süre sonra, Kadı Efendi'nin ileri sürdüğü kusurunu gidermek için, sarayın önünde bir cami yaptırdı. Ve ondan sonra beş vakit namazı bu camide cemaatle kılmaya başladı. Mehmed Dikmen’in “İslâmda Fazilet Yarışı” kitabından.. [1]

22 Süfyan b. Üyeyne Hazretleri anlatıyor: İnsanlar bir yerde toplanıp Allah (c.c.)'tan bahsederlerse, şeytan ve dünya oradan uzaklaşır. Şeytan üzüntü ile dünyaya: -Şu insanların yaptığını görüyor musun? der. -Dünya da onu teselli eder: -Sen onlara şimdi yaklaşma... Buradan ayrıldıkları zaman ben onları tek tek yakalar ve sana teslim ederim. Mesel Ufku

23 Katiyen bileceksiniz ki, yeryüzünde siz Allah’ın matmahı nazarısınız. Cemaatin her bir ferdi, başımıza gelenlerden ben sorumluyum. Benim cürümlerim bu musibeti çekti diye düşünmeli.. Kişiler, karanlık bir gecede kalksa, iki rekat namaz kılsa, el pençe divan dursa, gözlerini kapasa, bütün serencamesini gözden geçirse, yakarsa, yalvarsa ve ya rabbi benim günahlarımdan ötürü ümmeti Muhammedi mahvetme. dese.. Emin olalım ki yeryüzünde umumi sulh ve sükun buna bağlıdır. M.F.Gülen’in vaazından alınma.

24 Erzurumlu İbrahim hakkı “Marifetname”sinde diyor ki; Kıyametim şartları şunlardır: Şehirlerde mescitlerin çoğalması ve cemaatin azalması.. Binaların yüksek olması.. Elbiselerin incelmesi.. Kadınların ve çocukların hakimiyeti ele geçirmesi... Kadınların erkekler, erkeklerin kadınlara benzemesi.. Eşyanın bereketinin azalması.. Akraba ziyaretinin yok olması.. Dine uygun alış-verişin kesilmesi.. Kötülerin hürmet görmesi, iyilerin hakir görülmesi.. Cariyelerin efendilerini doğurması.. Kan dökülmesi.. Fisk ve fücurun artması.. Kabirlerin süslenmesi..

25 Hz. Peygamber (A.S.V.): "Ümmetim dalalet üzerine toplanmaz, öyle ise aralarında ihtilaf görürseniz, size büyük ekseriyete uymayı tavsiye ederim.. Kütüb-ü Sidde İbnu'l-Arabi Hazretleri "cemaate uyup, ondan ayrılmama" emrini içeren Hadis-i Şeriften çıkardığı hüküm şudur. 1- Ümmet bir meselede birleşip anlaştıktan sonra arkadan gelenlerin aynı meselede yeni bir görüş ortaya atmaları caiz değildir. 2- Müslümanlar bir imam, lider üzerine birleştikten sonra onun üzerine arkadan niza ve ihtilaf çıkarmak helal değildir. Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi:6/

26 Hz. Peygamber (A.S.V.) Müslümanlar arasında nifak ve ihtilaf çıkaranları lanetlemektedir. Ve şöyle demektedir. "Benden sonra bir takım şerler, fesatlar ortaya çıkacak. Siz bir lider etrafında birlik halinde iken, kim size gelerek birliğinizi bozmak, cemaatinizi dağıtmak isterse, onu mutlaka öldürün." Zira Allah'ın eli, yardımı birlik içinde olan cemaatle beraberdir.. Zira şeytan, cemaatten ayrılanla beraberdir.“ Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi:6/442.

27 Peygamber (A.S.V.)‘e fitne devrinde ne yapılacağı sorulduğunda, cevabı, "inzivaya çekilmek" şeklindedir: "...Ey Allah'ın Resulü, bahsettiğiniz fitne devrine ulaşırsak ne tavsiye edersiniz?" "Müslümanların cemaatine ve imamına uy." "Ya onların cemaatleri ve imamları yoksa?" "O takdirde mevcut fırkaların hepsini terk et. Hatta bir ağacın köküne dişlerinle tutunmuş vaziyette olsan bile, ölüm sana gelinceye kadar öyle kal, ve fakat fitneye karışma.“ Bu tabir sıkıntıyı anlatmak içindir. Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi:6/

28 Resulullah (A.S.V.) buyurdular ki: "Kim, müezzini işitir ve kendini engelleyen bir özrü olmadığı halde cemaate katılmazsa, kıldığı namaz kamil bir sevapla kabul edilmez." "Ey Allah'ın Resulü! denildi, meşru özür nedir?“ "Korku veya hastalıktır!" buyurdu.“ Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi:6/

29 Resulullah (A.S.V.) buyurdular ki: "Münafıklara en ağır gelen namaz yatsı namazıyla sabah namazıdır. Eğer bu iki namazdaki hayrın ne olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa onları kılmaya gelirlerdi. Nefsimi kudret eliyle tutan Zat'a kasem olsun! Ezan okutup namaza başlamayı, sonra halkın namazını kıldırması için yerime birini bırakmayı, sonra da beraberlerinde odun desteleri olan bir grup erkekle namaza gelmeyenlere gitmeyi ve evlerini üzerlerine yıkmayı düşündüm.“ Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi:6/

30 İbnu Abbas (R.A.üma)'dan gündüz oruç tutan, gece de namaz kılan ve fakat cemaate ve cumaya gelmeyen bir kimse hakkında sorulmuştu: "Bu, ateş ehlindendir!" diye cevap verdi.“ Hadisi açıklama sadedinde Tirmizi der ki, "Hadisin manası şudur: "Cemaate ve cumaya onlardan nefret sebebiyle katılmayan, onların hakkını vermeyi hafif alıp, onları değersiz addeden ateşle tehdid edilmektedir.“ Hadis, Cemaati terk etmenin yalnız sünneti terk etmek olmadığının göstergesidir. Kütüb-ü Sidde

31 Resulullah (A.S.V.) buyurdular ki: "Cemaate, Kitabullah'ı en iyi okuyan kimse imam olur. Eğer kıraatte herkes eşitse, sünneti en iyi bilen; sünneti bilmede eşitseler, hicret etmede evvel olan; hicrette de eşitseler, yaşça büyük olan imam olur. Kişi misafir olduğu evin sahibine veya emri altında çalıştığı sultanına imamlık yapmasın, ev sahibinin baş köşesine izni olmadan da oturmasın.“Hanefilere göre bir cemaat içerisinde imamlığa elyak olanlar şöyle sıralanır: * Sünneti en iyi bilenler. * Kur'an-ı Kerim'i en iyi okuyanlar. * En ziyade vera ve takva sahibi olanlar. * En yaşlı olanlar. Bu hususlarda müsavat halinde sırayla ahlak üstünlüğü, yakışıklılık, nesebce, sesçe, kılık kıyafetçe güzellik esas alınır. Hepsinde eşitlik halinde kur'a çekilir. Ev sahibi veya vazifeli imam bu vasıflarda geri de olsa akdemdir (önde gelir). Bir Müslüman’ın Yol Haritası


"Cemaat; belli bir duygu, düşünce, inanç ve sistem etrafında şuurluca toplanmış insanların meydana getirdiği bütündür. Cemaat, aynı duyguyu, düşünceyi." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları