Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

DOĞUM ÖNCESİ GELİŞİMİ ETKİLEYEN ETKENLER Doç. Dr. Güler Küçükturan.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "DOĞUM ÖNCESİ GELİŞİMİ ETKİLEYEN ETKENLER Doç. Dr. Güler Küçükturan."— Sunum transkripti:

1 DOĞUM ÖNCESİ GELİŞİMİ ETKİLEYEN ETKENLER Doç. Dr. Güler Küçükturan

2 Gebelik normal fizyolojik bir olaydır. Bu dönemdeki etkiler anne sağlığı ve bebeğin gelişiminde belirleyicidir. Gebelik döneminde bebeğin gelişimini etkileyen etkenler  Kalıtsal  Çevresel

3 KALITSAL ETKİLER  Gebelik döneminde bebeğin gelişimini etkileyen genetik kökenli bazı problemler bebeği ciddi olarak olumsuz etkilemektedir.  Bu problemlerin bir kısmi gen bozukluklarına bağlı olarak bir kısmı ise kromozom anomalileri olarak ortaya çıkmaktadır.

4 Gen Bozukluklarına Bağlı Problemler

5 Fenilketonuri  Proteinli gıdalarda bulunan fenilalanin isimli maddenin metobolize edilememesidir.  Buna bağlı olarak kanda ve diğer vücut sıvılarında artmış olan bu madde ve onun atıkları çocuğun gelişmekte olan beynini harap eder.  Çocuğun ileri derecede zeka özürlü olmasına ve sinir sistemini ilgilendiren daha bir çok belirtinin ortaya çıkmasına neden olur.

6 Cystic Fibrosis  Kistik fibrosis, çocukluk çağında görülen, yapışkan koyu mukus nedeniyle pankreas kanallarının tıkanması ve pankreas yetersizliği, kronik akciğer hastalığı, terde sodyum ve klor seviyesinin yükselişi ile belirgin bir kalıtsal hastalık

7  Anne-babadan ”Beta Talasemi” geninin geçmesiyle oluşan bir çeşit kansızlık hastalığıdır. Anemi oluşmasına neden olan etmen, kanda alyuvarların yapısında yer alan “hemoglobin” maddesinin yapımındaki kusurdur. Akdeniz anemisi (Talasemi)

8  Talasemi Minör (Akdeniz anemisi Taşıyıcılığı) Bireylerdeki tek bulgu sadece kansızlıktır. Kişiler sadece halsizlikten şikayetçidirler. Serum demir düzeyi normal veya artmıştır.  Talasemi Major ise; Bebek daha 6 aylıkken birdenbire başlayan ağır kansızlık sonucu kalp yetmezliği gelişir. Sık sık kan nakli yapılmalıdır. Kan nakli yetersiz yapılırsa kemik iliğinin aşırı kan yapması sonucu harap olan kemiklerde kırılmalar olur, çocuğun yüz şekli değişir. Burun kökü çökük, alın ve elmacık kemikleri çıkıktır. Üst dişler öne fırlamıştır. Baş dört köşe şeklini alır. Dalak ve karaciğer büyür. Boy kısa kalır.

9 Orak Hücreli Anemi (Sickle-Cell Anemia)  Anemiye ve belirli aralıklarla tekrarlanan ağrıya neden olan bir kan bozukluğudur. Hemoglobinin bir bölümü alyuvarları sert ve orak şekline dönüştüren çubuk benzeri yapılar oluşturur. Bu hücreler küçük kan damarlarını tıkayarak bazı organların ya da dokuların yeterli oksijen almasını engeller. Bu durum, şiddetli ağrı ataklarına neden olabilir. Kemiklerde, kaslarda ya da karında günlerce ya da haftalarca süren şiddetli ağrı (ağrılı krizler olarak adlandırılır).

10 Kromozom Bozukluklarına Bağlı Problemler

11 Down Sendromu  Bazen sperm yada yumurta hücresinde, kromozom yapımında bir hata olur ve spermde yada yumurta hücresinde 21.nolu kromozomdan bir yerine iki adet üretilir. Böylece anormal sperm veya yumurta hücresi 23 adet yerine 24 adet kromomozom taşır (21 nolu kromozom iki adet olmak üzere).

12  Anormal sperm yada yumurta hücresinin normal bir sperm yada yumurta hücresi ile döllenmesi sonunda, oluşan bebeğin toplam kromozom sayısı 47 adet (21 nolu kromozomu ise 3 adet) olacaktır. Down sendromuna bu yüzden trizomi 21 denilmektedir

13 Baş, basık, arkası düzleşme eğilimindedir. Saç, kaş ve kirpikler çoğu kez seyrek ve yumuşaktır. Boyun: Genellikle kısa ve geniştir. Gövde: Kısa ve geniş görünür. Karın geniş ve bombe görünümünde olup, göbek veya kasıkta bazen fıtık görülebilir. Kol ve Bacaklar: Genellikle gevşek ve künt bir yapı görülür. Aynı görünüm el ve ayak içinde geçerlidir. Elde, avuç içinde simian çizgisi avuç içini boydan boya kat eder. Ayakta da baş parmakla ikinci parmak arasında geniş bir ayrılık vardır. İç Organlar: Kalpte anatomik bozukluklar görülebilir. Guatr sık rastlanan bir semptomdur. Bağışıklık sistemi zayıf olan bu çocuklarda akciğer enfeksiyonları sık görülür. Çocuk, doğumda ve daha sonra belli aralıklarla kontrolden geçirilmelidir. Cinsel Organlar: Erkek çocuklarda yumurtalıkların kasıkta ya da karında kalmaları veya çocuğun idrar deliğinin penisin ucunda değil biraz altta kalması söz konusudur.

14 Fragile X Sendromu Frajil X Sendromu (FXS) kalıtsal zeka geriliğinin bilinen en sık nedenidir. ve bir gendeki (FMR-1) değişiklik ya da mutasyon nedeniyle olur. Frajil X Sendromlu kişiler zihinsel, davranışsal ve fiziksel bazı farklılıklar gösterirler. Bu sendrom her iki cinsiyeti de etkileyebilir. Full (tam) mutasyon taşıyan dişilerin yaklaşık yarısında zeka geriliği vardır. Diğer yarısında normal zeka ya da öğrenme problemi vardır. Özellikle matematik dersinde başarısızdırlar. Motor problemler, konuşma ve dil sorunları sık görülür ve erkeklerdeki kadar şiddetli değildir.Frajil X sendromlu kişilerde Davranış bozukluğu da görülebilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite sıktır. Utangaç ve Çekingen davranışlar ve sosyal fobi bildirilmiştir.Kadınlarda depresyon riski fazladır. Frajil X’ li kızların bazıları otistiktir.

15 Klinefelter sendromu Kişinin beden hücrelerinde cinsiyet kromozomlarının XXY biçiminde, 47 tane olduğu zaman ortaya çıkar. Genel olarak erkek görünümünde, uzun boylu ve bedeni üstünde kıt kıl dağılımı olan bu kişiler, kısırdır. Öbür cinsiyet kromozomu anormalliklerinden hangisi bulunursa bulunsun, Y kromozomunun bulunduğu durumlarda kişi, hemen her zaman beden görünüşü bakımından erkektir. Var olan cinsiyet kromozomlarının toplam sayısı arttıkça, doğuştan bozuklukların ve zekâ geriliğinin yaygınlığı da artar.

16 Turner sendromu 45 X adı verilen ya da XO olarak gösterilen cinsiyet kromozom anormalliği, kadınlarda görülür. Hastaların çoğu kısa boyludur; enseleri Geniş olur ve boyunda deri kanatlat bulunur. Üreme organlarında ve memeler, beden kıllarının dağılımı gibi ikincil cinsellik organlarında gelişme bozuklukları görülür; ayrıca kısır olurlar.

17 47 XXX Kız 1/1000 dişi doğumda bir görülür. Karakteristik bir fenotipi yoktur ve Tutulan dişiler X-kromozomu tarama programlarında, yenidoğan araştırmalarında, amniosentezde, şans eseri tanınırlar. Gonadal fonksiyonlar genellikle normaldir ve fertildirler, fakat çocuklardan anormal cinsiyet Kromozomu komplemanına sahip olabilirler. 47 XXX dişilerinde motor gelişme ve konuşma geriliği olabilir, hafif derecede entellektüel defisit, kişilerle ilişkilerinde bozukluk olabilir. Bazen 3 den fazla X kromozomuda bulunabilir. Şimdiye kadar en fazla 5 kromozom bulunmuştur. X kromozomun sayısı arttıkça mental retardasyon veya psikiatrik anormalliklerin sıklığı da artmaktadır.

18 ÇEVRESEL ETKİLER Kalıtsal olarak problemin olmadığı durumlarda bile bazen gebelik dönemindeki çevresel etkiler bebeğin etkilenmesine yol açabilmektedir. Bu durumda çeşitli derecelerde ortaya çıkan gelişim bozukluklarından söz etmek mümkündür

19 Kimyasallar  Gebelik sırasında alınan ilaçlar, karşılaşabilecekleri radyoaktif ışın veren cihazlar ve kimyasal maddelerdir. Bu kimyasal maddeler, solunum yoluyla, ağız yoluyla veya tensel temas ile alınabilirler. Bu maddeler fetus'un gelişimini olumsuz etkileyeceği hem fiziksel hemde zihinsel zararlar verdiği bilinmektedir. Genellikle gebeliğin ilk aylarında bebeğin organlarının oluştığu dönemlerde alınan kimyasalların olumsuz etkileri bilinmektedir. 1960’lı yıllarda gebelik kusmalarına karşı alınan thalidomide adlı ilacın ciddi kol ve bacak kusurlarına yol açtığı saptanmıştır.  Hamile kadınların çok az alkol alması bile bebekleri için çok zararlıdır. Alkol bebeğin beyin hücrelerini öldürmektedir. Merkezi sinir sisteminin ara dokularını oluşturan, ancak sinir hücresi olmayan microglial hücrelerin, alkole karşı beyindeki en hassas hücreler olduğu bilinmektedir.  Hamileliği sırasında sigara tüketen annenin nikotininin, bebeğin davranışı üzerinde uyuşturucu tüketen annenin kullandığı eroin gibi etki yaptığı saptanmıştır. Hamileliği sırasında günde 6-7 sigara içen annenin bebeğinin, sigara içmeyen hamile annenin bebeğine göre daha sinirli, daha çabuk telaşa kapılan, inatçı bir davranış yapısına sahip olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, araştırmalar, günde 10 sigara içen hamile annenin bebeğinin düşük kilolu doğma riski altında bulunduğunu göstermektedir.

20 Radyasyon  Gebelik sırasında fetüs için maruz kalınacak radyasyonun etkileri dozu yanında uygulamanın yapıldığı fetal gelişim zamanı ile de yakından ilgilidir. Ancak yine de gebelikte alınan radyasyonun bebeğin gelişimini olumsuz etkilediği bilinmektedir. Radyasyonun fetüste malformasyonlara ve gen mutasyonlarına neden olduğu belirtilmektedir. Doğum öncesi dönemde alınan radyasyonun ender sonuçlarından biri de çocukluk çağı lösemisinin görülme sıklığındaki hafif artıştır.  Yüksek doz radyasyonun neden olduğu fetal malformasyonlar mikrosefali ile karakterize zihinsel engellerdir. Tanısal amaçlı kullanılan X- ışınlarında, gelişmekte olan fetus için riskler oldukça küçük bir orandadır. Işınlamanın anne adayı açısından önemi ise düşük yapma endişesidir. Ülkemizde hastaların kaza sonucu ve aşırı dozda radyasyona maruz kalma durumunda uterusun boşaltılması konularında yasal düzenlemeler vardır. Bütün bunlara rağmen gereksiz radyolojik incelemelerden kaçınılmalı ve bel ve karın grafileri istenmemelidir.

21 Anne-baba yaşı Anne yaşının 35, baba yaşının 40 üstünde olduğu durumlarda sayısal kromozom düzensizliği riski artar. İleri anne yaşı yanında yaş annelerin Down sendromlu çocuk riski yaşındakilerden fazladır. Baba yaşının 40’ın üstünde olduğu hallerde iskelet dispilazileri başta olmak üzere otozomal dominant hastalıkların riski artar.

22 Çoğul gebelikler Gebelik boyunca anemiye (kansızlık) daha sık rastlanır. Gebeliğin ilk aylarında kanama ve düşük tehlikesi daha fazladır. Erken doğum olasılığı Tekiz gebeliklere göre yaklaşık 10 kat artmıştır. Yapılan araştırmalarda tek Yumurta ikizlerinde ortalama doğum haftası 36. hafta, çift yumurta ikizlerindeyse 37. hafta olarak bildirilmiştir. Annede ikiz gebelik varlığında yüksek tansiyon, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) olasılığı tekiz gebeliklere göre 3 kat artmıştır. Rahim içi ortam birden fazla bebek tarafından paylaşıldığında beraberinde bazı sorunları da getirebilir. İkiz eşlerinde tek bebeklere göre düşük riski, iki kat artmıştır. Bebeklerde konjenital (doğumsal) anomali riski 2 kat artmıştır. Gebelik boyunca anne karnında (özellikle tek yumurta ikizlerinde) fetal kayıp oranı artmıştır. Erken doğum riski yaklaşık 10 kat artmıştır. Çoğul gebeliklerin ortalama %40' ında 36. haftadan önce doğum olur. Bu bebeklerde rahim içi gelişme geriliği riski de, tekizlere göre 10 misli artmıştır.İkizler arası plasentadaki damarlardaki birtakım düzensiz dağılımlar sonucu ikizlerden biri fazla beslenip, diğeri zayıf kalabilir (İkizden ikize Transfüzyon Sendromu). Bu durum her iki fetusu da ciddi olarak etkiler.

23 Kan Uyuşmazlığı Anne'nin kan grubunun Rh(-) olduğu ve babanın kan grubunun Rh(+) Olduğu durumlarda eğer bebeğin kan grubu Rh(+) olmuş ise anne ile Bebeğin arasındaki kan bağı nedeniyle bebekten anneye geçen alyuvarlaralyuvarlar belli bir Oranı geçtiğinde annenin kanında bu duruma karşı antikorantikor oluşur. Oluşan bu antikor göbek kordonu yoluyla bebeğe geçer ve bebeğin kanındaki alyuvarları parçalar. Bu da bebekte hızlı bir alyuvar yıkımına ve dolayısıyla anne karnındaki bebekte aşırı bir kansızlık ile buna bağlı olarak kalp yetmezliğine Ve vücutta su birikmesine yol açar. Çocuğun kemik iliği, karaciğer ve dalağı yok edilen kırmızı kan hücrelerinin yenilerini üretir ve eksilen kanı yerine koyar. Bu aşırı kırmızı kan hücresi yıkımı ve yapımı sürecinde "bilirubin" adı verilen ve fazlası zararlı olan bir madde açığa çıkar, bebekten anneye geçer, annenin karaciğeri tarafından yok edilir. Bebeğin karaciğeri henüz bu maddenin tümünü zehirsizleştirebilecek kadar gelişmemiştir. Eğer üretilen kırmızı kan hücresi miktarı yok edilenden az olursa sonuçta bebek ağır bir kansızlığa maruz kalır, hatta ölebilir.

24 Hastalıklar Tedavi edilmediği yada gebelik döneminde yakalanılan ve Storch grubu adı verilen enfeksiyon hastalıkları bebeğin gelişimini ciddi şekilde etkilemektedir.

25 Sifiliz (frengi)  Sifiliz etkeni bakteri (Treponema Pallidum) olan ve vücuda ilk girdiğinde genital bölgelerde şankr adı verilen ağrısız yaralar ile görülen bir hastalıktır. Bu dönem hastalığın tedavisi için en uygun dönemdir. Tedavi edilmezse bu ülser 6-8 haftada kendiliğinden kaybolur ancak hastalık ilerlemeye devam eder ve belli bir süre sonra kendini çeşitli cilt döküntüleri, iç organ bozukluklarıyla gösterebilir. Bu dönemde de tedavi edilmezse bu belirtiler 4-12 hafta gibi bir zamanda kaybolur ve hastalık "iyileşmiş" izlenimi verir. Ancak belirtisiz geçen yaklaşık bir on yılın ardından hastalık kendini ciddi kalp-damar hastalıkları, nörolojik hasarlar ve diğer iç organ tutulmalarıyla gösterir. Hastalığın her dönemde tedavisi mümkün olmakla beraber, ne kadar erken tedavi edilirse sekel ve organlarda kalıcı bozukluk bırakma riski o kadar düşer.  Kadınlar açısından sifilizin diğer önemli bir yönü erken gebelik döneminde hastalığa yakalanıldığında enfeksiyonun plasenta yoluyla bebeğe bulaşma ve doğacak olan bebekte çok ciddi anomalilere yolaçabilme riskidir.

26 Toksoplasma STORCH grubunda kontrolu yapılan diğer bir virüs Toxoplazma’dır. Toxoplazma iyi pişmemiş et ya da iyi yıkanmamış sebze ve meyvelerden; kedi ve köpeklerin tüylerinden bulaşabileceği gibi toprakta da yaşayabilir. Annedeki enfeksiyon genellikle belirtisiz seyreder. İnsanların çok büyük kısmı zaten bağışıktır (daha önceden hastalığı geçirmiş ve yeniden yakalanma olasılığı olmayan). Eğer anne gebe kalmadan önce ya da gebelik sırasında hastalığa yakalandıysa, gelişen bir fötus toxoplazma parazitiyle enfekte olabilir. Fötusu etkileme olasılığı 'de 1-6'dır. Gebeliğin başlangıç aşamalarında düşüklere ve gelişim bozukluklarına, erken doğumlara neden olabilir. Böyle bir çocuk doğarsa hidrocephalus (kafada aşırı miktarda sıvı bulunması), bir takım göz problemeleri, karın içinde sıvı birikimi, karaciğer ve dalakta aşırı büyüme ve bir takım mental bozukluklara sahip olur. Enfeksiyona yakalanan fötuslarda böyle ciddi belirtilerin görülme oranı %10'dur.

27 Rubella Rubella (halk arasında bilinen adıyla alman kızamığı, veya kızamıkçık) gebeliğin ilk 3 ayında geçirildiği zaman, başta kalp anomalileri olmak üzere, göz ve şiddetli beyin anomalileri bırakır. Bizim toplumumuzda genelde insanlar gebe kalmadan önceki yaşlarda mikrobu bir şekilde alarak, Rubella hastalığını geçirirler. Yani genel olarak hastalarımızın %95’i doğal olarak aşılıdır ve bir daha hayatı boyunca rubella ile karşılaşmayacaktır. Bu durumda ikinci gebeliğinde artık rubellaya bakmayız. Asıl korkulan durum hastanın daha önce bu hastalıkla hiç karşılaşmamış, temiz hasta olmasıdır. Bu kişi herhangi bir mikropla karşılaştığında hastalığa yakalanmaya yatkındır. Eğer bu kişi çevreden bir şekilde rubella mikrobunu alırsa, o zaman bebek için düşük ve diğer anomaliler açısından şiddetli bir risk başgösterir. Bu nedenle gebelik oluşmadan önce rubella açısından anne adayının mutlaka kontrol edilmesi gerekir. Hastada bağışıklık cisimleri yoksa hasta aşılanır. Bağışıklık cisimleri oluştuktan sonra (ki bu ortalama 3 aydır) gebe kalmasına izin verilir.

28 Cytomegalovirus: CMV enfeksiyonlarının büyük kısmı belirtisiz seyreder. Bu nedenle anlaşılması zordur. Gebelikte geçirilen enfeksiyon plasenta yoluyla bebeğe geçebilir.Bebeğe geçen enfeksiyon ise intrauterin gelişme geriliği, mikrosefali, beyin dokusunda kireçlenme, göz enfeksiyonları, zihinsel gerilik, motor gelişim geriliği, işitme kaybı, karaciğer ve dalakta büyüme, sarılık ve kansızlık gibi belirtilere rastlanabilir. Virüs enfeksiyonu etkisiyle oluşan bu durumların bir kısmı doğumdan hemen sonra gözlenebilirken ( sarılık, başın küçük olması, düşük doğum ağırlığı) bazıları bebek büyüdükçe çıkabilir (sağırlık, geç yürüme, zihinsel gerilik). Bu hastalığı daha önceden geçirmiş annelerin bebeklerine hastalığın bulaşma riski düşüktür. Ancak gebelik sırasında ilk defa hastalanan anlelerin bebeklerinin %10’unda problem görülebilir.

29 Herpes simpleks enfeksiyonu (genital bölgede "uçuk" hastalığı) Dudaklarda ve dudak çevresinde görülen uçuğa benzer lezyonların çok sayıda ve gruplaşmalar şeklinde ve çok daha şiddetli belirtilerle genital bölgede ortaya çıkmasıdır. Dudak uçuğuna yolaçan Tip 1 Herpes Simpleks virüsü (HSV 1) tarafından oluşturulabileceği gibi daha sık olarak cinsel temasla geçen HSV 2 tarafından oluşturulur. Virüs bir kez vücuda yerleştiğinde belli dönemlerde tekrarlayıcı enfeksiyonlara yolaçar. İlk enfeksiyon oldukça ağrılı ve kaşıntılıyken, ikinci ve sonraki enfeksiyonlarda daha hafif Belirtiler gözlenir. Bu enfeksiyonun kadın açısından en önemli özelliği gebelik döneminin sonlarında ortaya çıktığında doğum kanalından Bebeğe bulaşarak bebeğin hayatını tehdideden enfeksiyonlara yolaçma Riski olması ve bu nedenle sezeryan ile doğum gerektirebilmesidir.

30 Beslenme Gebelik döneminde çok değil ancak dengeli beslenmek gerekmektedir. Günlük besin ihtiyacı öğün sayısı artırılarak yayılmalı. Kilo endişesiyle şeker ve karbonhidratlar gibi gıdalardan kaçınmak sakıncalıdır Çünkü vücudun tüm besin öğelerine ihtiyacı vardır. Bu nedenle, protein, vitamin ve mineral yönünden zengin gıdalara biraz daha fazla ağırlık verilmelidir.Ayrıca, mutlaka günde litre su içilmelidir.Gebelik döneminde kilo alınması en sağlıklı olandır.

31 Doğum Öncesi Tanı Yöntemleri Doğum öncesinde tanılamanın yapılması 35 yaş üstündekiler, genetik bir hastalığın taşıyıcısı olanlar ya da ailesinde böyle bir hastalık öyküsü olanlar, doğumsal sakatlığa yol açtığı bilinen kızamıkçık yada toksoplasmosis gibi bulaşıcı hastalıklara yakalanmış olanlar, gelişmekte olan bebeklerine zararlı olacağından korkulan bazı madde yada maddelerle döllenmeden sonra karşılaşmış olanlar, Önceden doğumla sonlanmamış hamilelikleri yada doğum kusurları ile doğmuş bebekleri olanlar için özellikle yapılması gerekmektedir.

32 Amniyosentez Bebeği çevreleyen amniyon sıvısından örnek alarak bebeğin hücrelerini, olası kimyasal maddeleri ve varsa mikrobik durumu incelemektir. Amniyosentez ikinci üç ayda genellikle haftada (en erken 14, en geç 20. haftada) yapılır gün içerisinde incelemeler sonuçlanır. Ayrıca hamileliğin son üç ayında akciğerlerin durumunu belirlemek için yapılır. Amniyosentez lokal anestezi eşliğinde ince bir iğne ile karın üzerinden rahme girilerek yapılır. Ultrason eşliğinde az bir miktar amniyon sıvısı alınır. Ultrason bebeği görüp ona zarar vermemeyi sağlar. Bu işlem 30 dakika kadar sürer. Bu işlem çok riskli olmayıp yüz uygulamadan birinde kadınların hafif Vajinal kanama veya akıntısı olmaktadır. Akıntı bir iki gün içerisinde duracaktır ancak böyle durumlarda yatak istirahati ve yakın gözlem önerilir.

33 Ultrason Bu teknik; röntgen ışın tehlikesi olmadan ses dalgalarının iç organlardan geçerken bir ekranda görselleşmesine dayanır. Hamileliğin nasıl gittiğini ve kaçıncı ayında olduğunu belirlemek için, Bir anormallikle ilgili olarak ortalamadan fazla risk veya merak varsa, 7. Haftadan sonra kesin hamileliği doğrulamak için, amniyosentez veya koryonik villus örneklemesi öncesinde bebeğin tam olarak yerini tespit etmek için, 14. haftada Dopler aygıtı ile kalp sesi hala alınamadı ise yada 22. haftada hala bebek hareketleri başlamadıysa bebeğin durumunu belirlemek için, amniyon sıvısı miktarını ve plasentanın durumunu belirlemek için uygulanır. Ultrason 5. haftadan sonra doğuma dek herhangi bir zaman yapılabilir. Karından veya vajinadan yapılabilir. Ağrısız ve risk taşımayan bir işlemdir. Aygıt bebeğin bedeninden geçen ses dalgalarını kayıt eder.

34 Fetoskopi Işık ve mercekle donatılmış dürbüne benzer ince uzun bir araç,karın ve rahimde yapılan ince bir kesi ile amniyon kesesi içine sokulur,görüldüğü yerde bebeğin fotoğrafı çekilir.Aynı zamanda bu araçla bebeğin kan ve doku örnekleri alınabilir ve amniyosentez ile araştırılamayan bir çok hastalığın tanısı konulabilir. Bununla beraber yüksek riskli bir uygulama olduğundan yaygın kullanılmaz.Hamileliğin 16.haftasından sonra uygulanabilir. %3-%5 bebek kaybına yol açabilir.

35 Annede serum alfa-feta-protein taraması Bebeğin ürettiği bir madde olan alfa feta proteinin kanda yada serumda yüksek bulunması; spina bifida (omurilik kanal açıklığı) yada anensefali (kafa kemiklerinin olmaması) gibi beyin omurilik kanalı olduğunu gösterir. Anormal derecede düşük olması ise Down sendromu yada başka kromozom kusuru riskinin arttığını düşündürür. Bu yalnızca tarama testidir ve anormal bir sonuç geldiğinde sorunun doğruluğunu kanıtlamak için başka testler gerekir. Bu test haftalarda yapılır. Anneden küçük bir kan örneği alınarak yapılan test bebek ve anne için bir risk taşımaz. Test yalnış pozitif bir sonuç verebilir yani gerçekte sonuç normal iken yüksek yada düşük gelebilir. Buda bize risk olduğunu düşündürebilir. Bu nedenle normal olmayan bir sonuç geldiğinde testin tekrarlanması istenir.

36 Koryonik Villus Örneklemesi (Kvö) Bebek kaynaklı yapılar olan koryonik villuslardan örnek alınır. Amniyosentezin yapılamadığı erken hamileliklerde faydalıdır. Eğer hamilelikte bir şeyler yolunda gitmiyorsa daha erken tanı ve daha erken kürtaj, anne için daha az travmatik olur. Amniyosentezin bize birşeyler gösterdiği dönem (bu hamileliğin en erken 16. haftasına rastlar) gebelik sonlandırılması için geç bir dönemdir. KVÖ; rahim ağzından yada karından bir iğne ile girilerek yapılmaktadır haftalar arasında yapılabilir. Gelişmekte olan bebeğin tam bir genetik yapı tablosunu veren koryonik villüsler bebek kaynaklı yapılardır. Ancak uygulamanın yapıldığı bazı tıp merkezlerinde bebekte kol ve bacak kusurlarına yol açtığı, ayrıca amniyosentezden daha fazla düşük riskine sahip olduğu bilinmektedir.


"DOĞUM ÖNCESİ GELİŞİMİ ETKİLEYEN ETKENLER Doç. Dr. Güler Küçükturan." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları