Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

BÖLÜM Hiroşima, Nagazaki Kurtuluş Savaşı Gazisi İzmirli Topçu Binbaşı Ece Amca Anısına.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "BÖLÜM Hiroşima, Nagazaki Kurtuluş Savaşı Gazisi İzmirli Topçu Binbaşı Ece Amca Anısına."— Sunum transkripti:

1

2 BÖLÜM Hiroşima, Nagazaki Kurtuluş Savaşı Gazisi İzmirli Topçu Binbaşı Ece Amca Anısına

3 “GAZİ ECE AMCA ATATÜRK İLE BİRLİKTE VATANI KURTARMAK İÇİN DÜŞMANLARIMIZLA SAVAŞTIKTAN SONRA, SAVAŞIN BİTİMİNDE GENÇ NESİLLERİN İYİ YETİŞMESİ İÇİN HAYATINI ADIYAN BİR KAHRAMANDIR…” CAN AKIN

4 Yıllar önce Japon işadamları tarafından nedeni ve konusunu bilmediğim bir işle ilgili, mesleğimde en iyi ve güvenilir olduğum için toplantıya davet mektubu aldım. Çok ilginç ve esrarlı bir anlatımı vardı: Mr Can Akın Türkiye'de yapacağımız bir yatırım için, Türkiye'nin değişik bölgelerinden, değişik meslek guruplarından uzmanlığında üst bilgi seviyesine gelmiş ve Japon kültürünü tanıyan kişilerden oluşan on altı kişilik bir danışma gurubu oluşturduk. Yapacağımız yatırımla ilgili danışma gurubumuza sizi de davet ediyoruz. Katılmanızdan onur duyarız. " Japon İş Adamları Gurubu Mektubu birkaç kez evire çevire okuduktan sonra katılma kararımı vermiştim. İlginç bir iş gezisi olacağını ve suprizler yaşayacağımı şimdiden görebiliyordum. Zamanımın çoğunu kendi işimin doldurması nedeniyle aslında bu tür bir geziye hiç vaktim yoktu. Ama ben yine de gitmek istiyordum. Tedirgindim. Kararı zamanın akışına bıraktım. Toplantının yapılacağı ülkede otelim ve uçak biletlerim bana iletildikten sonra, toplantıya katılıp katılmamayı bir kez daha düşündüm. Japon toplumuna saygım vardı. Ulusal değerlerine bağlı, geleneklerine saygılı ve çalışkan insanlardı. Türklerle aralarında da çok benzerlik vardı. Ve bizden bir ülkede yapacakları yeni bir yatırımla ilgili fikir alışverişinde bulunmak istiyorlardı. Nedenini bilmediğim bir dürtüyle yola çıkmak için hazırlandım.

5

6 Japonların toplantı için saptadığı ülkeye gitmek üzere yola çıktım. Havaalanında firma yetkilileri tarafından alınıp otele götürüldüm. Yarın toplantının saat on da olduğu ve dokuz otuzda otelden alınmak üzere hazır olmamı rica ettiler. Sabah çok erken kalktım ve bulunduğum şehrin ıssız sokaklarını gezdim. Bunu her yabancı ülke veya şehre gidişimde yapardım. En sevdiğim şeylerden birisi de kimsenin olmadığı en işlek meydanlarda, sabahın çok erken saatlerinde bir süre yürümekti. Bu bana özgürlük duygusu veriyordu. Şehri sakinleri olmadan sadece özel bir anda kendimce şehri yaşamak müthiş bir duyguydu. Saate baktım dokuza geliyordu, koşarak otele döndüm ve kısa bir kahvaltıdan sonra dokuz otuzda kapım çalındı. Japonların çok dakik insanlardı. Sanırım biz Türklerle hiç benzemeyen özelliklerinden birisi buydu. Dakik olmak. Her şeyi zamanında yapmak. Firma toplantısının yapılacağı yere gelince arabadan indim ve gökdelendeki ofise doğru ilerledim. İçeri girdiğimde, toplantı salonunda on beş kişi oturmuş hararetle sohbet ediyorlardı. Japon yöneticiler şaşkın ve hayret içindeydi. İnanmayan gözlerle masada oturan kişilere tek tek sorular soruyor ve sanki bir yanlışlığı düzeltmeye çalışıyordu. Ben de dikkatle masada oturanlara baktım. Bu kişileri bir yerlerden tanıyordum ama nereden? Hiç yabancı gelmiyordu bana? Samimi sıcak bir şeyler yüreğimden gelip geçmeye başladı. Sonra fotoğraf kareleri birbiri ile eşleşti. İki fotoğraf yan yana geldi. Atatürk ilkokulu ve Ece Amca. Sonra arkadaşımın küçük halini gösteren bir anı onları nereden tanıdığımı bilincimin yüzeyine çıkardı.

7

8 Heyecanla masaya doğru ilerledim. Cengiz. Gözlerime inanamadım. Hayret içinde seslendim; "Cengiz" Başı hafifçe yukarıya kalktı ve şaşkın şaşkın bana baktı; "Can sen ne arıyorsun burada" dedi "Sen ne arıyorsan ben de onu arıyorum. Ne tesadüf burada karşılaşmamız değil mi? "Sanırım çok büyük bir tesadüf. Baksana Japonlarda afallamış durumda. Bize buraya geldiğimizden beri, diğer arkadaşlarla birbirimizi nereden tanıdığımızı soruyorlar? Yaptıkları programa göre tanışmamamız gerekiyormuş. Yapacakları yatırımla ilgili doğru sonuçları elde edebilmek için böyle olması en uygun olanmış. Şimdi sen de geldin buradaki on altı kişiden, on ikisi birbirini tanıyor." dedi ve kahkahayı bastı. Ben de o anda kendimi tutamadım ve Japonların şaşkın bakışları arasında gülme krizine tutulmuşçasına birbirini tanıyan on iki arkadaşım ve ben gülmeye başladık. Gülmenin kışkırtıcı dalgası yanımızdaki diğer kişilere ve Japonlara sıçradı. Dakikalarca güldük. Çünkü Japonlar artık neden güldüklerini, bizim neden ve nereden birbirimizi tanıdığını bilmek istiyordu. Toplu gülme krizimiz geçince masaya kahvelerimiz geldi ve arkadaşlarımızdan en kıdemlisi Cengiz, Japon İşadamlarına bakarak durumu izah etmek istedi. "Sizler aslında doğru bir çalışma yaptınız. Normalde biz birbirimizi uzun yıllardır görmüyoruz. Ve bu size göre birbirimizi tanımadığımız anlamına geliyor. Çünkü farklı yerlerde doğmuşuz, mesleklerimiz farklı ve birbirine uzak yerlerde oturuyoruz. Buradaki on iki kişinin ortak tek bir özelliği var. Hepimiz Ece amcanın öğrencileriyiz. "

9

10 iç kimseden çıt çıkmıyordu. Herkes Cengiz'in ağzından çıkacak cümleleri bekliyordu. Cengiz devam etti; "Ece Amca 1. Dünya Savaşı'nda Suveyş ve Çanakkale Cepsinde savaşarak vatanı için üstün hizmetlerde bulunmuş ve pek çok askeri kurtarmış bir kahramandı. Kendisi savaşta yaralanmış ve gazi ünvanını almış arkasından da Balıkesir'e yerleşmişti. Hepimiz Ece Amcayı Balıkesir'den tanırız. Çünkü Ece Amca sırasıyla her hafta şehirdeki ilkokulları dolaşarak onlara ahlak, tutumlu olma, dürüstlük ve erdemli insan olma konusunda konferanslar verirdi. Her öğrenciyle tek tek ilgilenir ve onları severdi. O bizim kahramanımızdı. Balıkesir memur şehriydi. Hava, Kara, Deniz, Jandarma Komutanlıklarının üsleri, polis ve askeri okullar, çeşitli üniversitelerde ve orta dereceli okullarda görev yapan öğretmenlerin çocukları benim okul arkadaşlarımdı. Görev süresi bitenler bir iki sene sonra başka memlekete giderdi. Ve biz hepimiz Ece Amcanın öğrencileriydik. Bu nedenle siz bizi farklı mesleklerden ve yerlerden seçmişte olsanız, ilkokulun belli bir sınıfında hepimiz Balıkesir'de okumuştuk. Birbirimizi buradan tanırız. Ece Amcanın bir akbaba hikayesi vardı o hikayeye en çok Can arkadaşımız "Bu kuş mu bizi yiyecek" diye, katıla, katıla gülmüştü. Biz de en çok Can arkadaşımızın gülmesine gülmüştük. Ve Ece Amca, akbaba hikayesini ve Can'ın bu hikayeye gülüşünü bütün okullarda anlatırdı" dedi. Japon yöneticiler on iki kişinin tanıdık olmasının nedenini öğrendiklerinde, organizasyonlarında bir hata yapmadıklarını ve her şeyin bir tesadüf eseri gerçekleştiğini anladılar.

11 “CAN’A DEDİM Kİ BİRGÜN GELECEK SİZİ KUŞLAR YİYECEK… EKMEKLERİNİZİ ATMAYIN DEDİM… BENİ HANGİ KUŞ YİYEBİLİRKİ DEDİ VE GÜLDÜ… BANA İNANMADI….” 1966

12 Japonlar, Cengiz arkadaşımızın anlattıklarından ve Ece Amca'nın I.Dünya Savaşı sırasında Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıklardan çok etkilenmişti. Öğlen yemeği için toplantıya ara verdiğimizde, yöneticilerin uzunca bir süre salonda olmadıklarını gördüm. Sanırım eski dostları yalnız bırakmak ve sohbet etmelerine fırsat vermek için yanımızdan ayrılmışlardı. Uzun zamandır göremediğim arkadaşlarımla derin sohbetlere daldık. İlkokul anılarımın arasından çıkıp gelen dostlarımı ne kadar da özlemiştim. Yaşadığım her günün ne kadar güzel olduğunu şimdi daha iyi anlıyordum. Oysa ben o günleri yaşarken hiç birisinin tadına varamamıştım. Dostluğun, arkadaşlığın. Sanırım anılar da yıllanmış şaraplar gibiydi. Zaman gelip geçtikçe değeri anlaşılıyordu. Ve siz onları tekrar yaşarken tadının farkına varıyordunuz. Öğle yemeğinin bitiminde Japonlar ellerinde bir tomar kağıtla geldiler. Heyecanla masanın başına oturduk. Kağıtları yavaş, yavaş açtılar ve bize içinde asker üniformalı Japon resimlerini göstermeye başladılar. "Bu kişiler bizim dedelerimiz ve hepsi de II. Dünya savaşında şehit oldular. Bizler onları hiç tanımadık. Anne ve babamızın bize anlattığı kahramanlıklarından onları tanıyoruz. Ve onları çok seviyoruz. Tıpkı Ece Amca'nız gibi bizim dedelerimiz de bir kahraman. Ülkesini kurtarmak için savaştılar ve cephede bizim için öldüler." diyerek konuşmasını güçlükle bitirebildi. Nagazaki ve Hiroşima'ya atılan atom bombalarının anıları canlandı her birinin gözlerinde. Gözyaşları sel oldu aktı.

13

14 Hepimiz çok duygulanmıştık. Her tarafı hüzün sarmıştı. İnsan olmanın ülken için, kurtuluş için savaşmanın onurlu gözyaşlarıyla, sevdiklerini kaybetmenin ve insanlığın savaş dramının acı gözyaşları aynı anda aktı gözlerimizden. Hemen ayağa kalktım. Nagazaki ve Hiroşimo'da ölenler için saygı duruşunda bulunmayı önerdim. Bir dakikalık saygı duruşundan sonra sessizce yerlerimize oturduk. Bu sefer Japon yönetici kalktı, Ece Amca ve Çanakkale Savaşı şehitleri için saygı duruşunda bulunmayı istedi. Hemen kalktılar ve bir dakikada Ece Amca ve bizim şehitlerimizde için saygı duruşunda bulunduk. Japon İşadamlarından birisi orada yaşadığımız olaydan çok etkilenmişti. Ve "bu hikayeyi kısaca yazar mısınız?" dedi. Ben de herhalde çocuğuna okutacak diye düşünerek çok basit bir dille Ece Amcayı ve akbaba hikayesini bir kağıda yazıp Japon işadamına verdim. Adam kağıtla birlikte kayboldu ve geldiğinde hikaye Japoncaya çevrilmişti. İnternet ortamına aktarılarak, üye olduğu bütün Japon işadamları guruplarına ve Japon Ticaret Odası üyelerine gönderdi. Çok şaşırmıştım. Japonlara; onların kahramanlarını, insanı değerleri yüceltmelerine bunu çevreleri ile de paylaşarak, sevgiyi-saygıyı ve onuru çoğaltmalarına hayran olmuştum. Hepimiz birbirimize baktık. Hiç bu kadar anlam yüklü bir gün geçirmemiştik. Bugün harika bir gündü.

15

16 Ve biz sevgili Ece Amcamızı bir kez daha sevgiyle başkalarına ve bir sonraki nesle anlatma fırsatını yakalamıştık. Onların da gerçek kahramanları olsun diye. Şimdiki televizyonların ve internet oyunlarının sanal kahramanları yerine gerçek kahramanlar ve insan sevgisiyle kanının son damlasına kadar ülkesine ve o ülkede yaşayan milletine hizmet verenler unutulmasın. İlkokula giderken her çocuğun hayalinde genelde bir kahraman olur. Bizim zamanımızda televizyon olmadığı için, Texas, Tom Miks, Kızıl Maske, Zagor gibi kitaplar okunurdu. Ve kahramanlarımız bu tür roman kahramanı hayali yaratılmış kişiliklerdi. Ben ve o dönemdeki arkadaşlarımız çok şanslıydık, çünkü bizim kahramanımız hayali kişilik değil, canlı bir kahramandı. Ece Amca bizim kahramanımızdı. Çooook… çok şanslıydık. Yazar Can Akın Öykü Balıkesir de Gazi Ece Amca Ve Ben d=1038&mid=8373&ItemID=3066&ItemIndex=100 Can AKIN ŞAİR VE FOTOĞRAF SANATÇISI


"BÖLÜM Hiroşima, Nagazaki Kurtuluş Savaşı Gazisi İzmirli Topçu Binbaşı Ece Amca Anısına." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları