Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

GÜNÜMÜZDE NÜKLEER GÜÇ SANTRALLERİ Nihan Elmas Uzay Mühendisi TOPLUMCU MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARI MECLİSİ.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "GÜNÜMÜZDE NÜKLEER GÜÇ SANTRALLERİ Nihan Elmas Uzay Mühendisi TOPLUMCU MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARI MECLİSİ."— Sunum transkripti:

1 GÜNÜMÜZDE NÜKLEER GÜÇ SANTRALLERİ Nihan Elmas Uzay Mühendisi TOPLUMCU MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARI MECLİSİ

2 Dünya nükleer enerji ile tanıştı  Nükleer enerji, 1896 yılında Fransız fizikçi Henri Becquerel tarafından uranyumun fotoğraf plakaları ile yan yana durması ve karanlıkta yayılan X-Ray ışınlarının fark edilmesi ile keşfedilmiştir.  Nükleer enerjinin yıkıcı gücü, ABD’nin, 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya attığı atom bombası ile ’den fazla kişinin, 9 Ağustos 1945’te Nagazaki’ye attığı bomba ile ise ’den fazla kişinin ölümüne sebep olmasıyla ortaya çıktı.  İkinci savaştan sonra 1946’da sivil amaçlarla nükleer araştırma yapılması için A.E.C (Atomik Enerji Komisyonu ) kuruldu.

3  Askeri alanda da ABD 1954' te nükleer bir denizaltı olan Nautilus' u devreye soktu.  1951 ve 1952' de gerçekleştirilen iki ön denemeden sonra 1954' de ilk termonükleer bomba'yı Bikini'de denediler.  1955’teki ilk Cenevre konferansında Avrupa Ekonomik topluluğu ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı güvenli ve sürdürülebilir nükleer enerjiyle çalışan bir dünyayı teşviğe başladı.

4 Nükleer enerjiden güç santralleriyle elektrik üretimine  1951’de ABD’de nükleer enerji kullanılarak ilk elektrik üretimi gerçekleşti.  Nükleer enerji İngiltere’de 1953’te, Rusya’da 1954’te, Fransa’da 1956’da ve Almanya’da 1961’de elektrik üretiminde kullanılmaya başlandı.  1960’larda on ülke ve bunu takiben 1970’lerde on ülke daha nükleere dayalı elektrik üretimine başladı.  yıllarında yaşanan Petrol Krizi sonrasında, enerjiye talebi tüm dünyayı nükleer enerjiden elektrik üretimine yöneltti.  Bu dönemde Avrupa, enerji açısından hayli çoraktır ve “enerji darboğazı” kapıdadır. Fransa, Almanya, Japonya ve ABD Ortadoğu petrollerine olan bağımlılıklarını azaltmak istemektedir.

5  1970'lerin sonlarına doğru nükleer bilim adamları -fosil kaynaklar gibi- diğer kaynaklarında sonlu olduğunu ve artan dünya enerji talebini karşılamak için nükleer enerjiden başka seçenek olmadığı düşüncesindedir.  Sonraki on yılda dünya ekonomisindeki yavaşlama ve fosil yakıt fiyatlarındaki düşüş, nükleer enerji talebindeki büyüme ivmesini azalttı.  Bunun yanı sıra ABD’deki Three Mile Island (1979) ve Rusya’daki Chernobyl (1986) kazalarının etkisi ile nükleer tesislerin güvenliği hakkında kamuoyunda ciddi endişeler oluştu. Bütün bu faktörler 1990’larda nükleer enerjinin gelişmesinde yavaşlamaya sebep oldu.  Bununla beraber bazı ülkeler reaktör yapımına devam ettiler ve bu da nükleer enerji üretiminde sınırlı bir artışa neden oldu.  Mayıs 2010 itibariyle, elektrik üreten nükleer güç santrallerinden dünyadaki birincil enerjinin yüzde 6’sı ve elektriğin de yüzde 14’ü üretilmektedir.

6 Nükleer Enerjinin Tarihsel Gelişimi ( )

7 Nükleer enerjiden elektrik üretimi Nükleer enerjiden elektrik üretimi  Nükleer güç santralleri, nükleer yakıtın (örn. Uranyum) fisyon tepkimesine girerek bölünmesi sonucunda açığa çıkan yüksek miktarda enerjiyi kullanır.  Açığa çıkan enerji ile suyun çok yüksek sıcaklıklara kadar ısıtarak buharlaştırması ve yüksek sıcaklıktaki bu buharın, elektrik jeneratörüne bağlı olan türbinlere gönderilmesi ile çalışır.  Türbin dönerken kanatçıklarına çarpan yüksek enerjili buharın, türbin şaftını çevirmesi ile kendisine bağlı jeneratörü döndürerek elektrik enerjisi üretmesini sağlar.  Türbinden çıkan basınç ve sıcaklığı düşmüş buhar, tekrar kullanılmak üzere yoğunlaştırıcıya gider ve su haline geldikten sonra tekrar bölünme ile açığa çıkan enerji ile ısıtılıp buhar haline getirilir ve döngü devam eder

8

9  Dünyada kapasitesi MW(e) olan 440 nükleer güç santrali bulunmaktadır, bunlardan 5 tanesi uzun süreli kapatılmıştır. 64 santral ise yapım aşamasındadır.  En çok santral 104 santralle ABD’dedir, onu Fransa (58) ve Japonya (54) izlemektedir. Nükleer güç santrallerinden elektrik üreten ülkeler

10

11 Elektrik üretiminde nükleer enerjinin payı  Elektrik üretiminde nükleer enerjinin payı ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Elektrik üretiminde nükleer enerjinin payı en yüksek %74.12 ile Fransa’dadır. Bunu Slovakya ve Belçika izlemektedir.  Bu oranlara rağmen bugün Avrupa ülkeleri başta olmak üzere gelişmiş ülkeler nükleer santrallerden kurtulmanın yollarını aramaktadır. Avrupa’da 1989 yılında 177 olan reaktör sayısı 2010 yılında 143’e düşmüştür.

12

13 Nükleer güç santralleri kapatılıyor Avusturya'nın tek reaktörü 1978'de Amerika'daki TMI ve eski Sovyetler Birliği'ndeki Çernobil kazalarından da önce hiç işletilmeden kapatıldı. İtalya, Çernobil faciasından sonra Kasım 1987'de yapılan referandum sonucu nükleer enerjiden vazgeçti ve yüzde 70 bitmiş olan Montalto di Castro dâhil dört nükleer santralını kapattı. İtalyan Başbakanı Berlusconi yapım aşamasında olan beş nükleer güç santralinin yapımını Japonya’daki felaketten sonra durdurdu. İspanya'da 1984 yılında yüzde 92’si bitirilen Lemoniz 1-2 ve Valdecaballeros 1-2 santrallarını kapattı. Almanya, 1991’de bitirilen SNR-300 Kalkar santralını ve Hanau MOX tesisini hiç işletmeden kapattı. Almanya nükleer enerjiden vazgeçme kararı aldı ve bir nükleer santralini kapatarak (Almanya Stade, 2003) bu kararı hayata geçirmeye başladı yılına kadar bütün nükleer enerji santrallerini kapatmayı planlıyor.

14  İsveç- Enerjisinin yarıdan fazlasını nükleer santrallerden sağlayan İsveç'te, 1980 yılında referandum yapıldı. Ve halk “nükleere hayır”dedi sonrasında nükleer santraller kapatılmaya başlandı. İsveç, yapılan referandum sonucunda 2010 yılında, elektriğinin yüzde 46’sını elde ettiği tüm nükleer santrallarını kapatma kararı aldı ve 1999 Kasım ayında Barseback-1 Santralı’nı sökmeye başladı.  İsviçre, varolan nükleer santrallerini de kapatmayı planlıyor yılı itibariyle nükleerden tamamen çıkılmış olunacak.  Avustralya, Küba, Meksika, Portekiz, Yunanistan, İrlanda, İskoçya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Danimarka, Norveç, İzlanda, Yeni Zelanda, Endenozya, Vietnam, Tayland, Venezuella ve daha pek çok ülke nükleer planlarını terk etti.  Japonya’daki Fukuşima Nükleer Santral kazasının hemen ardından ABD durum çözüldükten sonra nükleer politikasını gözden geçireceğini açıkladı. Fransa’da halk sokaklara döküldü. Çin Hükümeti yeni santrallerin onayını durdurdu.

15  Bugün, olası kazalara dönük güvenlik önlemlerinin arttırılması; lisans işlemlerinin demokratik uygulamalar itibariyle uzadıkça uzayan süreler gerektirmesi; nükleer santralin ömrünün sonundaki söküm masraflarının, nükleer atıkların defin meselelerine dönük yatırım ve harcamaların pahalıya gelmesi; neticede de gitgide artan kamuoyu baskısı dolayısıyla, nükleer enerji üretimi, bütün dünyada ciddi olarak duraksamış bulunmaktadır.  Gelişmiş ülkeler santrallerini kapatırken üçüncü dünya ülkelerine ellerindeki eski teknolojiyi hükümet desteği ve kredi veren özel şirketler aracılığıyla ihraç etmeye çalışmaktadır.  Ülkemizde kurulması planlanan nükleer enerji ihalesine katılan White-Westinghouse firması Kuzey Amerika’da bulunan santralin hurda ekipmanlarını 5 milyar dolara satmaya çalışmıştır.

16 Elektriğin nasıl üretileceği enerji politikalarına bağlı  Enerji kaynakları, yenilenebilir (güneş, su, rüzgâr, jeotermal, biyokütle) ve yenilenemeyen (kömür, petrol, doğal gaz, nükleer) olmak üzere ikiye ayrılır.  Citi Grup raporuna göre bir nükleer reaktörün zarar etmemesi için üretilen elektriğin kilovat saatinin piyasada en az 9,4 dolar sentten satılması gerekmektedir.  Aşağıdaki tabloda yenilenebilir kaynaklarla daha az maliyetli ve aynı zamanda sosyal maliyeti daha düşük üretim yöntemleri yer almaktadır.  Ayrıca karbon salınımı etkisi açısından da rüzgâr ve hidrolik kaynaklar nükleer enerjiye göre daha uygundur.

17 Yenilenebilir Enerji Maliyetleri

18 DÜNYA’DA RÜZGAR ENERJİSİ Çin 42 bin MW ABD MW Almanya MW İspanya MW Hindistan MW Türkiye bin 300 MW Rusya 9 MW

19 Santraller doğamızı yok edecek Santraller doğamızı yok edecek  Uranyumun çıkartılmasından zenginleştirilmesine ve yüz binlerce yıl etkisi devam eden radyoaktif atıkların, sızıntılardan, soğutma suyundan ve kazalardan sonra yayılan radyasyonun etkisi ile milyonlarca insanın, doğanın kirlenmesine, yok olmasına neden oluyor.  Nükleer atıkların ne yapılacağı konusunda bugün dünyada hiçbir geçerli çözüm önerisi bulunmamaktadır. Doğaya zarar vermeyecek şekilde taşınması ve gözetim altında binlerce yıl güvenle saklanması gerektiği açık olan radyoaktif atıklar gömülmekte veya denize atılmaktadır. Sonuç olarak büyük ve çözümsüz bir ekolojik problemler ortaya çıkmaktadır.  Nükleer atıklarla ilgili en büyük sorun ise atıkların çevreye çok uzun yıllar aralıksız olarak radyasyon yayması. Bunların içinde tutuldukları kalın beton, çelik, kurşun kılıfları aşındırarak ya da bunların kaza sonucu parçalanması sonucu yer altı sularına, dolayısıyla ırmaklara, denizlere hatta içme suyu şebekelerine sızmalarıdır.

20  Amerika’da Kaliforniya eyaletinin deniz kıyılarında kurulan bir nükleer santralin, son 20 yılda meydana getirdiği deniz hayatındaki felaketleri içeren resmi raporlar, bu santrallerin soğutma sisteminde sirküle edilen ve haşlanarak tekrar denize bırakılan lavra sayısının bir yılda 2 milyarın üstünde olduğu tespit edilmiştir. Buna yavru balıklar ve diğer deniz canlıları dahil değildir.  Kaliforniya Su Kalitesi Kontrol Kurumu’na tarafsız bilim insanları tarafından 2005 yılı Eylül ayında hazırlanan Diablo Canyon Nükleer Santralı’nın deniz yaşamında meydana getirdiği çevresel sorunların incelendiği rapordaki (Diablo Canyon Power Plant Independent Sicentist recommendations to the Reginol Water Qualitiy Board Item no 15 Attachment 1 Sept. 9, 2005 meeting) önemli bulgular da şöyle:  “Diablo Kanyon Nükleer Santralı’nın kurulduğu okyanus kıyısında 74 kilometre uzunluk ve 3 kilometre açıktaki yaklaşık 225 kilometrekarelik deniz alanında yaşayan balık türlerinin yüzde 10,8’nin öldüğü saptanmıştır. Yine bu deniz kıyısının 120 kilometrelik kıyı şeridinde yaşayan kaya balıklarının yıllarındaki ölüm oranı da yüzde 11,4’tür.”

21 NÜKLEER SANTRALLERİN İNSAN SAĞLIĞINA OLASI ETKİLERİ  Dünyada deneme reaktörlerinin yapılmaya başlandığı 1950 li yıllardan günümüze kadar santrallerin kurulduğu hemen her ülkede irili ufaklı 400’den fazla kaza olmuştur.  Bunların içinde en ciddisi Çernobil Nükleer Santral kazasıdır.  Ukrayna’da yapılan bir çalışmada ise Çernobil’e yakın bir bölgede yaşayan kadınlar ile Ukrayna populasyonu karşılaştırıldığında premenapozal meme kanseri riskinde artış olduğu belirtilmiştir.  Çernobil kazasından 5 yıl sonra çocukluk çağı tiroid kanseri sıklığının Ukrayna’da yaklaşık 8 kat, Belarusya’da 36 kat, Rusya Federasyonu’nda 44 kat arttığı saptandı.  Tüm dünyada Çernobil’in yol açtığı ve açacağı kanserden ölüm sayıları için ila arasında pek çok tahmin yapılmaktadır. Felaketin hesaplanan mevcut zararı ve gelecek nesillere maliyeti; 350 milyar dolar olarak belirtilmektedir.

22  Çernobil Nükleer Santral kazasından sonra, Türk Tabipler Birliği’nin Hopa civarında yaptığı araştırmada, KTÜ Tıp Fakültesinde çocuk ve iç hastalıkları anabilim dallarında yapılan üç ayrı çalışmada yılları arasındaki on yıl içerisindeki hasta kayıtları taranmış ve iç hastalıkları anabilim dalı çalışmasında (erişkinlerde) 1986 öncesine göre lösemi görülme sıklığının % 286 arttığı; multipl miyeloma sıklığının ise % 250 arttığı; çocuk hastalıkları ana bilim dalı çalışmasında ise 1986 öncesine göre çocukluk çağı lösemi görülme sıklığının 1986 sonrasında % 250 arttığı saptanmıştır.  Çernobil Nükleer Kazasından 7; günümüzden yaklaşık 18 yıl önce oluşturulan, Şubat 1993 tarihli “Sağlık Bakanlığı Bilimsel Kurul Raporu ve Üniversite Görüşleri” başlıklı rapora göre TAEK verileri (!) referans alınarak radyasyondan en çok etkilendiği varsayılan Artvin, Rize, Giresun, Trabzon, Ordu ve Edirne illerinde ile Ankara ve İstanbul’daki onkoloji merkezlerine bu illerden gelen son on yıldaki ( ) lösemi ve tiroid kanseri olguları (Kaza öncesi dört yıl) ve (Kaza sonrası dört yıl) olarak iki gruba ayrılarak karşılaştırılmıştır. Söz konusu illerden oluşan bölgede lösemi görülme sıklığında % 44,4 artış; tiroid kanserlerinde ise % 300 artış gözlenmiştir.

23  Nükleer santral kapatılsa dahi, ortalama gücünün %10’u kadar enerji üretmeye devam eder. Bu nedenle bozunum ısısı önemsiz düzeylere erişinceye kadar, reaktörü soğutmaya devam etmek gerekir.  Sadece Belarus’un Çernobil kazasından sonra 1990’lı yıllarda bütçesinin %20’sini, günümüzde de %5’ini Çernobil’in etkisini bertaraf etmek için harcadığını göz önünde bulundurmak bile nükleer santrallerin ne kadar pahalı yatırımlar olduğunu anlamamıza yeter.  Yine nükleer santrallerin normal çalışmaları sırasında oluşan sızıntı nedeniyle Almanya’da bir nükleer santral çevresinde yağmur suları ve hava örneklerinde sezyum düzeyinin ve civardaki evlerden alınan toz örneklerinde plutonyum ve americium düzeylerinin yüksek olduğu gözlenmiştir. Bu bölgedeki çocukluk çağı lösemi sıklığında da artış gösterilmiştir.

24  Nükleer kaza yakınındaki (0-90 km) veya radyasyonlu yağmur yağan bölgelerdeki kurbanlar, ortalama 20 yıl erken ölürler (ve yaşlanırlar).  Başta tiroid ve kan kanserleri olmak üzere bütün organların kanserleri yıl içinde fazlalaşır.  Çocuklarda daha fazla olmak üzere endokrin (salgı) ve sinir sistemi, duyu organları, idrar ve üreme organı hastalıkları ve zekâ bozukluklarında artış gözlenmiştir. Anne rahminde iken ışınım almış çocuklarda sakat doğumlar, zekâ geriliği, davranış bozukluğu ve duygusal sorunlarda artış görülmüştür.

25 Fukuşima'daki radyasyonun çevreye vereceği zarar Çernobil'i de geçebilir…  TEPCO Çarşamba günü reaktörlerdeki eriyen çekirdeklerin sadece basınç tanklarını değil, basınç tanklarının dışındaki koruyucu tankları da deldiğini ve bu nedenle sızıntının Çernobil'i geçebileceğini söyledi. Koruyucu tanklar, yakıt çubuklarının içinde bulunduğu tankların dışında bulunan ve ısınma durumunda radyasyon ve soğutucu madde sızmasını engelliyorlar.  “TEPCO santraldeki sızıntının miktarına dair söylediklerinden daha fazlasını biliyor” diyen Hollanda'nın Delft Teknik Üniversitesi'nden radyasyon güvenliği uzmanı Jan van de Putte, “Sızan radyasyonun, izotoplarının her birini de içeren kapsamlı dökümüne ihtiyacımız var” dedi. Van de Putte'nin grubu Fukushima kıyısında 3 ile 9 Mayıs arasında yaptıkları incelemelerde yosun ve balıkta normal üst sınırın 50 katı radyoaktif iyot-131 tespit ettiler.  TEPCO eriyen üç reaktöre 11 Mart'tan itibaren su püskürtüyor. 18 Mayıs itibariyle, 100 bin ton radyasyonlu su santralin tabanında birikmiş oldu. Bunun bir kısmı toprağa ve okyanusa sızdı. Aralık sonu itibarıyle bu hacmin iki katına çıkması bekleniyor. Bu suyun radyasyondan arındırılması işlemi 518 milyon dolar tutacak. Nagoya Üniversitesi'nden izotop ve radyasyon saptama üzerine uzman Tetsuo Iguchi “Radyasyonlu su artıyor ve bu çok büyük bir problem” dedi. Iguchi, “Radyasyonlu suyun depolayacak bir yer bulmaları ve toprağa sızmasını da engellemeleri lazım” diye konuştu.  TEPCO'nun üç reaktörde erime olduğunu saptaması iki ay süre almış, reaktörleri koruyan tanklardaki delikler ise ancak bu hafta rapor edilmişti. Bilgilendirmenin bu şekilde geciktirilmesi sürecinde Başbakan Naoto Kan'ın TEPCO'ya baskı yapmaması eleştirilmişti.  Geçen hafta yapılan bir ankete göre ise Japon halkının yüzde 73'ü TEPCO'nun santrale dair verdiği bilginin güvenilir olmadığı görüşünde. Yüzde 60'ı ise hükümetin nükleer felaketten büyük oranda sorumlu olduğunu düşünüyor

26 “İnsanoğlunun kendisi ve kaderiyle ilgilenmek, bütün teknik çabaların ana amacı olmalı. Çizelgelerinizin ve denklemlerinizin arasında bunu asla unutmayın.” Albert Einstein


"GÜNÜMÜZDE NÜKLEER GÜÇ SANTRALLERİ Nihan Elmas Uzay Mühendisi TOPLUMCU MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARI MECLİSİ." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları