Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

ÇEVRE KORUMA 4. HAFTA CELAL BAYAR ÜN İ VERS İ TES İ AHMETL İ MYO ÇEVRE KORUMA 4. HAFTA Ö ğ r. Gör. Arzu SALKIM ER Büro Yönetimi.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "ÇEVRE KORUMA 4. HAFTA CELAL BAYAR ÜN İ VERS İ TES İ AHMETL İ MYO ÇEVRE KORUMA 4. HAFTA Ö ğ r. Gör. Arzu SALKIM ER Büro Yönetimi."— Sunum transkripti:

1 ÇEVRE KORUMA 4. HAFTA CELAL BAYAR ÜN İ VERS İ TES İ AHMETL İ MYO ÇEVRE KORUMA 4. HAFTA Ö ğ r. Gör. Arzu SALKIM ER Büro Yönetimi

2 HAVA K İ RL İ L İĞİ HAVA K İ RL İ L İĞİ

3 Havanın Tanımı Hava, yerkürenin etrafını saran atmosferi meydana getiren, normal şartlarda bileşimi %78 azot, %21 oksijen ve %1’de di ğ er gazlardan oluşan, canlı cansız varlıklara zarar vermeyen do ğ al bir kaynaktır. Tüm canlıların hayatının devamı için temel unsur olan hava, solunum yoluyla organizmaya girerek canlılık verir. Bir insan birkaç gün aç susuz yaşayabilece ğ i halde birkaç dakika hava almadan duramaz.

4 Çevreyi oluşturan ö ğ elerden su ve toprak gibi hava da, kirlenebilen bir ortamdır. Havanın gerek insan sa ğ lı ğ ına gerekse do ğ aya zarar verici hale gelmesi kirlilik belirtisidir. Modern yaşantımızın bir sonucu olan hava kirlenmesi, atmosferde toz, gaz, is, duman, koku ve buhar şeklinde olan kirleticilerin insana, di ğ er canlılara zarar verecek şekilde yükselmesi ile havanın do ğ al bileşimindeki gaz konsantrasyonundaki de ğ işmeden meydana gelir.

5 Havanın Özellikleri Havanın içerisin de çeşitli maddeler vardır. Bu maddeler şunlardır: Azot Oksijen Karbondioksit Soygazlar Ozon

6 Azot (N 2 ) Azot, dünya atmosferinin yaklaşık %75'ini oluşturur ve tüm canlı dokularında bulunur. Renksiz, kokusuz, tatsız ve atıl bir gazdır. Azot bileşiklerinin ilk endüstriyel ve zirai kullanımı; sodyum veya potasyum nitrat ve kısmen de barut yapımı şeklinde olmaktadır. Ayrıca gübre ve kimyasal hammadde olarak kullanılır.

7 Oksijen (O 2 ) Havanın bileşiminde azottan sonra en fazla bulunan (% 20) gaz, oksijendir. Yanıcı ve yakıcı bir özelli ğ e sahip olan oksijen, tüm canlıların yaşamını için gerekli bir gazdır. Solunum yoluyla canlı organizmaya girerek yaşam fonksiyonlarını düzenler. Oksijen, do ğ ada en çok bulunan elementtir. Serbest halde atmosferde (O 2 ) molekül halinde bulunur. Do ğ adaki asal gazlar dahil bütün elementlerle birleşime girebilen oksijen, aynı zamanda kimyasal ba ğ ların çözümünde katalizör görevi yapar.

8 Karbondioksit (Co 2 ) Karbondioksit, oda sıcaklı ğ ında renksiz ve kokusuz bir gazdır. Oksijenin karbonla birleşmesi sonucu ortaya çıkan en önemli bileşikler karbonmonoksit(CO) ve karbondioksit (CO 2 )dir. Bu oksitler, karbon ve hidrokarbonların yanmasından elde edilir. Atmosfere karışan karbondioksit yeşil bitkilerin fotosentezi ve fermantasyonundan (mayalanma) kaynaklanmaktadır. Sanayide so ğ utma amacıyla kullanılan karbondioksit kuru buz halinde katı olarak muhafaza edilir.

9 Soy gazlar(Asal Gazlar) Kimyasal etkinlikleri çok düşük olması nedeniyle hemen hemen hiç bileşik yapmazlar. Bütün soy gazlar sıvı havanın damıtılması ile elde edilmektedirler. Atmosferde en bol bulunan, Argon’dur. Helyum ve radon radyoaktif bozulmadan ortaya çıkarlar.

10 Ozon (O3) Oksijen elementinin atomlu izotopu durumunda olan ozon, açık mavi ve kokulu bir gazdır. Yo ğ unlu ğ u, oksijenin yo ğ unlu ğ unun bir buçuk katı ve sudaki çözünürlü ğ ü, oksijenden daha fazladır. Oksijenin elektrolizi ile elde edilir. Yeryüzünde yaşayan canlılar için büyük tehlike oluşturan güneşin ultraviyole ışınları ve radyasyon etkisinden canlıları atmosferdeki bu ozon tabakası korur. Ultraviyole ışınlar havadaki oksijeni moleküllerini parçalayarak atom haline dönüştürür. Yalnız kalan bu atomlar da di ğ er oksijen molekülleri ile birleşerek ozon haline gelirler. Ardı ardına olan bu oluşum sırasında radyasyon absorbe(maddeyi içine çekme,gizleme,saklama) edilerek tutulur.

11 Hava Kirlili ğ inin İ nsan ve Çevreye Etkileri Hava kirlili ğ inin çevre üzerideki olumsuz etkileri dört ana başlık altında incelenebilir. İ nsan Sa ğ lı ğ ına Etkileri İ nsanın nefes almadan bir dakika bile yaşayamayaca ğ ı göz önünde bulundurulursa havanın önemi daha iyi anlaşılır. Havadaki karbon parçacıkları, ozon, karbonmonoksit, kükürtdioksit, doymamış hidrokarbonlar, aldehitler, kanserojen maddeler solunum yolu ile insan vücuduna girer. Böylece solunum yollarında rahatsızlıklar kendini hissettirir, vücudun mekanizması bozulmaya başlar, bronşlarda iltihaplanma, daralma görülür. İ leri safhalarda ise, bronşit, anfizom ve akci ğ er kanseri gibi rahatsızlıklar kendini gösterebilir.

12 Tabiata Etkileri İ klime Etkilere Sera Gazlar, Sera Etkisi Sera: Güneş ışınlarının içerisine girmesine izin vererek ve ısının dışarıya kaçmasını sınırlayarak, iç ortamın dış ortama göre daha sıcak olmasını sa ğ layan sisteme sera denir. Sera etkisi: Yer atmosferine de su buharının da içerisinde bulundu ğ u sera gazı olarak adlandırılan gazlar, güneşten alınan enerjinin bir kısmının uzaya tekrar dönmesini önler, böylece yer yüzeyinin oldu ğ undan daha fazla ısınmasına sebep olurlar, bu olaya sera etkisi denir. Sera gazı: Atmosferde kısa dalgalı güneş radyasyonunu geçirme buna karşılık yerden atmosfere yayılan uzun dalgalı radyasyonu tutabilme özelliklerine sahip gazlara da sera gazı denir.

13 İ nsan kaynaklı sera gazı emisyonlarının özellikle de CO 2 ’nin sınırlandırılmasına yönelik önlemler tüm dünya ülkelerini işbirli ğ i yapmaya yönlendirmiştir. Ülkelerin atmosfere saldıkları sera gazı emisyonlarının sera etkisi ve küresel ısınma üzerindeki net emisyonlarının bilinmesi ile ortaya çıkacaktır. Türkiye’nin başlıca sera gazı kaynakları enerji, sanayi ve tarım sektörüdür. Bu sektörlerdeki birincil enerji kayna ğ ının yaklaşık %85’i ticari (taş, kömürü, linyit, asfaltit, do ğ al gaz, hidrolik), %15’i ticari olmayan (odun, hayvan ve bitki atıkları) kaynaklardan oluşmaktadır.

14 Küresel Isınma Atmosfer salınan karbondioksit, kloroflorokarbonlar ve öteki radyoaktif sera gazı emisyonlar nedeniyle yerin yüzey sıcaklıklarındaki artış “küresel ısınma” olarak tanımlanmaktadır. Küresel ısınma nedeniyle iklim de ğ işikliklerinden sorumlu tutulan sera gazlarını güneşten alınan enerjinin bir kısmının uzaya geri dönmesini önleyerek atmosferde tutmaları ile meydana gelen “sera etkisi”, yerin yüzeyinin ısınmasına etki eden en önemli faktördür. Küresel ısınmanın dünya boyutunda ele alındı ğ ında iklim sistemleri üzerindeki etkisi, negatif yönde görüldü ğ ü gözlemlenmiştir.

15 Küresel Isınma

16 Küresel Isınma nedir ? - Tarihi - Etkileri - Yarattığı Tehtit Küresel Isınmaya Karşı Küresel İşbirliği ( AB ve Kyoto Protokolü) Sonuç KÜRESEL ISINMA 16

17 * Sanayi devriminden beri, özellikle fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma ve sanayi süreçleri gibi çeşitli insan etkinlikleri ile atmosfere salınan sera gazlarının atmosferdeki birikimlerindeki hızlı artışa bağlı olarak, şehirleşmenin de katkısıyla doğal sera etkisinin kuvvetlenmesi sonucunda, yeryüzündeki ve atmosferin alt bölümlerindeki sıcaklık artışına “KÜRESEL ISINMA” adı verilmektedir. 17 * İnsanların çeşitli aktiviteleri sonucunda meydana gelen "sera gazları" olarak nitelenen (karbon dioksit, di azot monoksit, metan, su buharı, kloroflorokarbon) gibi gazların miktarlarının artması sonucunda yeryüzüne yakın atmosfer tabakaları ve katı, yeryüzü sıcaklığının yapay olarak artması "KÜRESEL ISINMA" olarak adlandırılmaktadır.

18 18 SERA ETKİSİ ? Sera etkisi yapan antropojen (insan faaliyetlerine dayanan) kaynaklar şunlardır: Fosil yakıtların yakılmasından oluşan karbondioksit(%50) Çöp ve katı atıkların depolanmasından, çeltik tarlalarından, hayvan besicili ğ inden, fosil yakıtların kazanılması ve kullanılmasında oluşan metan (%19) Florlu klorlu hidrokarbonların emisyonları( %12) Troposferdeki ozon ve az miktarda diazotoksit

19 - Rio Deklarasyonu Birleşmiş Milletler ve Avrupa Topluluğu ülkelerinin de içinde bulunduğu 184 ülkenin taraf olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. -Bu sözleşmeye göre iki çalışma grubu oluşturulmuştur. Birinci çalışma grubunda ülkelerin CO2 ve öteki sera gazı emisyonlarıyla ilgili yükümlülükler; ikinci çalışma grubunda ise yasal ve kurumsal mekanizmalar ele alınmıştır. 19 * * Rio Konferansı(5-12 Haziran 1992 )

20  Çalışma gruplarının yaptığı araştırmalar sonunda, gelişmiş ülkelerin önceki süreçte atmosfere yaydığı sera gazları dikkatle alınmış ve bu ülkelerin emisyonlarında derhal indirim yoluna gitmeleri belirtilmiştir.  Gelişmekte olan ülkelere ise; sanayileşme süreçlerinin devam ettiği vurgulanarak gaz emisyonu indiriminde esneklik sağlanmıştır. Bu tespitlerden yola çıkılarak gelişmekte olan ülkelere tanınan sera gazı salınım esnekliğinin istenilen seviyede tutulabilmesi için gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelerin sanayileşmesine maddi kaynak ve teknolojik destek sağlamaları gerektiği belirtilmiştir. 20

21  Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin en önemli amacı “Atmosferdeki sera gazı birikimlerini iklim sistemi üzerindeki tehlikeli antropojen (insan kaynaklı) etkileri önleyecek bir düzeyde durdurmak” biçiminde tanımlanmıştır.  Rio Deklarasyonu sonrasında imzalanan diğer bir önemli belge de 1997 Kyoto Protokolüdür. Bu protokole göre taraf ülkeler insan kaynaklı CO2 ve öteki sera gazı salınımlarını döneminde 1990 Düzeylerinin En az %5 altına indireceklerdir. 21

22  dünya iklim sisteminde köklü değişimlere ve aşırılıklar  bitki ve hayvan türlerinin sayılarında azalma Leeds Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Chris Thomas tarafından Nature dergisinde yayınlanan bir yazıda “küresel ısınma 2050’ye kadar bitki ve hayvan türlerinin dörtte birini ya da 1 milyondan fazlasını yok edecek” denmektedir.  2025 yılı itibariyle dünya nüfusunun neredeyse yarısının su kıtlığıyla karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir. 22 KÜRESEL ISINMANIN ETK İ LER İ - TEHD İ TLER İ

23  Yaşanan iklim değişikliğinin doğal kaynaklı olmasından çok insan kaynaklı nedenlere dayandığı görüşü ağırlık kazandığından bu yana, sorunu tartışan ve çözüm arayan uluslararası girişimlerin sayısında artış görülmektedir.  Kuşkusuz iklim değişikliği sorununu hedefe alan en önemli uluslar arası girişim, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi olmuştur. * Sözleşme, iklim değişikliğine karşı mücadele etmek üzere «genel hedefler ve kurallar koyan uluslararası bir anlaşmadır.» * 1992 Rio Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda imzaya açılmıştır ve 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 23 KÜRESEL ISINMAYA KARŞI KÜRESEL İ ŞB İ RL İĞİ

24 BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin karar alma organını: TARAFLAR KONFERANSI(COP) oluşturmuştur. Sera gazı salınımlarının düşürülmesi yönünde, gelişmekte olan ülkeler tarafından verilen taahütleri yetersiz bulmuş ve 1995 Mart-Nisan aylarında Berlin’de gerçekleştirilen 1. Taraflar Konferansı, taahütlerin güçlendirilmesi ve bağlayıcılığı olması için bir tartışma süreci başlatmıştır. 2 yılı aşan bir sürecin sonunda, Kyoto’da toplanan 3. Taraflar Konferansı, 11 Aralık 1997 tarihinde Kyoto Protokolü’nü kabul etmiştir. 24 KYOTO PROKOLÜ’NE DO Ğ RU

25 EK-I Ülkeleri (40+AB) Sanayileşmiş Ülkeler (26+AB)+ PEGSÜ (14) Ek-II Ülkeleri (23+AB) Sanayileşmiş Ülkeler: Almanya, ABD, AB, Avustralya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İ ngiltere, Hollanda, İ rlanda, İ spanya, İ sveç, İ sviçre, İ talya, İ zlanda, Japonya, Lüksemburg, Kanada, Norveç, Portekiz, Yeni Zelanda, Yunanistan. Türkiye, Lichtenstein, Monaco. Pazar Ekonomisine Geçiş Sürecinde Olan Ülkeler (PEGSÜ): Beyaz Rusya, Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Polonya, Romanya, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Slovakya, Hırvatistan. Sanayileşmiş Ülkeler: Almanya, ABD, AB, Avustralya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İ ngiltere, Hollanda, İ rlanda, İ spanya, İ sveç, İ sviçre, İ talya, İ zlanda, Japonya, Lüksemburg, Kanada, Norveç, Portekiz, Yeni Zelanda, Yunanistan. 25 KYOTO PROTOLÜ yürürlülük tarihi: 16 Şubat 2005

26 26 * Tüm Taraflar İçin Olan Yükümlülükler - Ulusal programlar hazırlamak - İklim değişikliğine yol açacak uygulamaları azaltmak. - Çevre dostu teknolojileri geliştirmek. - İklim değişikliği ile ilgili araştırmalar ve bilgi alışverişi - Eğitim, öğretim ve halkın bilinçlendirilmesi - Yapılan uygulamaları Taraflar Konferansı’na bildirmek EK-1 Taraflarının Yükümlülükleri Çok sıkı azaltım yükümlülükleri uygulanmıştır. Toplam sera gazı emilsiyonlarını yılları arasında, 1990 yılı ölçümlerinin %5 altına indirmeleri gerekiyor. EK-1 ‘de yer almayan ülkelerin ise, sera gazı azaltım sorumlulukları bulunmuyor; sadece her yıl sera gazı envanter raporu sunuyorlar. EK-2 Taraflarının Yükümlülükleri - Gelişmekte olan ülkelere, yükümlülüklerini yerine getirmede yardımcı olamk. - Uyum için mali kaynak sağlamak. - Teknoloji kaynağı sağlamak.

27 27 Kyoto Protokolü Esneklik Mekanizmaları * Kyoto Protokolü’nü diğer uluslararası çevre sözleşmelerinden farkllı kılan en önemli özelliklerinden birisi de hedeflere ulaşmak için tanımlanan “Esneklik Mekanizmalarıdır.” Bu esneklik mekanizmaları, taraf olan gelişmiş ülkelerin ulusal emisyon hedeflerini en az maliyetle yakalayabilmeleri için yeni olanaklar sunmuştur. Serbest piyasa kökenli bu olanaklar, her ülkenin kendi sınırları içinde sera gazı salınımlarını kontrol altına alıp azaltma çalışmalarına ek olarak önerilen esneklik mekanizmalarıdır. 1.Ortak Uygulama 2.Temiz Kalkınma Mekanizması 3.Emisyon Ticareti

28  Ortak Uygulama:  Ortak Uygulama: Bu mekanizma dahilinde, protokolün EK-B listesinde yer alan herhangi bir gelişmiş ülke, listede yer alan başka bir gelişmiş ülkenin toprağında sera gazı emisyonunu azaltmaya yönelik bir projeyi uygulayabilir, bunun sonucunda kazanılan karbon kredisini kendi emisyon hedefine ulaştırmak için saydırabilir.  Temiz Kalkınma Mekanizması:  Temiz Kalkınma Mekanizması: Bu mekanizma içinde, EK-B listesinde yer alan herhangi bir gelişmiş ülke, protokole taraf herhangi bir gelişmekte olan ülkenin toprağında toprağında sera gazı emisyonunu azaltmaya yönelik bir projeyi uygulayabilir, bunun sonucunda kazanılan karbon kredisini kendi emisyon hedefine ulaştırmak için saydırabilir.  Emisyon Ticareti:  Emisyon Ticareti: Bu mekanizma çerçevesinde, EK-B listesinde yer alan herhangi bir gelişmiş ülke, ulusal emisyon hedefini yakalamış ve kredi fazlası olan başka bir ülke listesinden karbon kredisi satın alabilir. 28

29 Sanayi Devrimi’nden bu yana, insanların artan üretim ve tüketimlerinin iklim değişikliği ve küresel ısınmaya yol açtığı tezi, artık genel kabul görmektedir. 3000’i aşkın bilim insanının çalışmalarıyla ortaya çıkan BM organlarından IPCC’nin (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) projeksiyonları ve değerlendirmeleri, gerekli acil önlem alınmadıkça iklim değişikliğinin tüm canlıları olumsuz yönde etkileyeceğini göstermektedir. Bu çerçevede, Kyoto Protokolü’nün koymuş olduğu «ortak ama farklılaşmış sorumluluklar anlayışı» küresel bir birliktelik ve küresel ısınmanın olumsuz etkilerine karşı gerçekçi araçlar ortaya koymaktadır. 29

30 Ozon Tabakası, Görevi ve Korunumu Etrafımızı çevreleyen atmosfer, çeşitli katmanlardan oluşmaktadır. Yo ğ unlu ğ u yerden uzaklaştıkça azalan atmosferin katmanları bütün canlılı ğ ın görüldü ğ ü, hava hareketlerinin etkili oldu ğ u yerdir. Atmosferin her tabakasında, fiziksel ve kimyasal olaylar farklıdır. Güneşin ultraviyole ışınları, oksijen moleküllerini parçalayarak oksijen atomlarını ortaya çıkarmakta ve oksijen molekülleri ile birleşerek 3 atom oksijene sahip olan ozon haline dönüştürmektedir. Atmosferdeki ekosistemin ve do ğ al dengenin korunmasına ba ğ lı olarak, bu faaliyet düzenli olarak sürmektedir.

31 Hava Kirlili ğ inin Sebepleri Türkiye’de hızlı sanayileşme ve şehirleşme hareketleri, Cumhuriyet devrinde kendini daha belirgin olarak hissettirmeye başlamış, bilhassa da 1950’lerden sonra sanayileşme, şehirleşme ve hızlı nüfus artışı, köyden şehre göç, çarpık şehirleşme (gecekondulaşma ve plansız şehirleşme) gözle görülür olumsuzlu ğ u beraberinde getirmiştir. Bütün bu zincirleme olayların sonucunda ise, çevrede bozulmalar başlamıştır. Bu bozulma olayı öncelikle kendini havada hissettirmiştir. Hava kirlili ğ i genel anlamda, sanayi kuruluşlarında meydana gelen emisyonların (dumanla çıkan gazlar) yeteri kadar önlem alınmadan atmosfere bırakılması, ulaşım araçlarından kaynaklanan egzoz gazlarının atmosfere verilmesi, çeşitli endüstri tesisleri ve konutlarda yakılan özellikle fosil yakıtlardan ortaya çıkan partikül (toz, zerrecik), duman, is, kükürt, azot oksitleri ve hidrokarbonlardan oluşmaktadır.

32 Şehirleşme ve Konutların Isıtılması Havayı kirleten en önemli olay, bireylerin ısınmasını sa ğ layan yanmadır. Fosil yakıt olarak tanınan petrol, gaz, kömürün yakılması sırasında çıkan gazlar hava kirlenmesinin önemli sebeplerinden biridir. yanma olayı usulüne göre yapılmazsa kirletici gazlar ortama daha çok çıkmakta ve daha zararlı olmaktadır. Bilhassa enerji elde etmek, konutları ısıtmak, motorlu araçları hareket ettirmek gibi modern hayatın gere ğ i olan faaliyetlerde görülen suni yanma olayları yanında do ğ al olaylar sonucu oluşan yangınlarla da hava kirlili ğ i olabilmektedir

33 Endüstrileşme Sosyal ve ekonomik sebeplerle şehir nüfusunun hızlı artışı, hızlı sanayileşmeyi, plansız, düzensiz gelişmeleri de beraberinde getirmektedir. Hızla artan çok katlı betonarme binaları, plansız yapılaşma, yeşil alanların azlı ğ ı, mevcut alanların da imara açılması, bina ve fabrika yapımında bilinçsiz yer seçimi gibi problemler ve bunların sıkıntıları insanlı ğ ın ortak sorunu halini almıştır. Kalkınma sanayileşme ile özdeşleşti ğ ine göre sanayileşme kaçınılmaz bir hedef olmuştur. Ancak sanayileşmenin de çevre problemlerine yol açtı ğ ı görülmüştür. Fabrikaların kuruluş yerlerinin yanlış seçimi, geri teknolojilerin kullanılması, baca gazlarının arıtılmadan atmosfere bırakılması gibi sebeplerin havanın kirlenmesine büyük etkisi olmuştur.

34 Atmosferik Özellikler Atmosferik olaylar da hava kirlili ğ ini büyük ölçüde etkileyen unsurlardan biridir. Havayı kirletici unsurların, kayna ğ ından çıktıktan sonra atmosfere karışarak da ğ ılması veya havada asılı olarak kalması meteorolojik olaylarla do ğ rudan ve çok yakından ilgilidir. Bu meteorolojik olaylar sıcaklık, sis, inverziyon, rüzgâr, nem, ya ğ ış ve basınç faktörleridir. Ayrıca topo ğ rafik özellikler de kirlenmeyi arttıran ya da azaltan özellikleriyle dikkat çeker.

35 Topo ğ rafik Özelliklerin Etkisi Yeryüzü şekillerinin özelli ğ i kirli havanın yerleşim birimi üzerinde kalışını etkilemektedir. Yani do ğ rudan bir etki de ğ il ama mevcut kirlili ğ in kalıcılık süresini etkilemesi açısından önemlidir. Örne ğ in, çanak şeklindeki yerleşim alanlarında, hakim rüzgar yönüne dik uzanan, oluk biçimindeki çukur yerlerdeki bölgelerde kirlili ğ in kalıcılık süresi daha uzun süre olmaktadır. Yükseklik: Kirlenmeyi etkileyen topo ğ rafik bir unsurdur. (yüksek yerler so ğ uk olur. Daha çok yakıt tüketilir. Daha uzun süre soba ve kalorifer yakılır) Yüksek = Soğuk = Çok yakıt =Çok kirlilik Alçak =Sıcak=Daha az yakıt=Daha az kirlilik Bakı: Bir yerin güneşe karşı yönü demek olan bakı şartları da kirlenmeye etki eder. E ğ er bir yerleşim merkezi güneşe bakan bir yamaçta ise daha çok ısınır. Böylece yakıt ihtiyacı azalır, dolayısıyla kirlenme de az olur.

36 Meteorolojik Özelliklerin Etkisi  İ nverziyon (sıcaklık terselmesi) : Normal şartlarda ısınan hava yükselir so ğ ur. Yani, yükselirken içindeki kirletici maddeleri de beraberinde yukarı taşır. Bu dikey hareket havayı temizler. Hava kütlesinde aşa ğ ıdan yukarı do ğ ru gidildikçe sıcaklı ğ ın sürekli olarak azalması gerekirken bir yerde artar, daha sonra azalmaya başlarsa bu durumda sıcaklık terselmesi (inverziyon) var demektir. Yani, sıcak hava üstte, so ğ uk hava altta yere yakın olaca ğ ından dikey hava hareketi de oldukça zordur. Böyle havalarda yeryüzüne yakın olan kirleticiler oldu ğ u yerde bu olay kalkıncaya kadar devam etmektedir. Yani, bacalardan çıkan duman yükselmemektedir. Bu ise, oldukça tehlikeli bir kirlenme şeklidir. Özet olarak, Terselme var = Hava kararlı = Kirlilik çok Terselme yok = Hava kararsız =Kirlilik az

37  Basınç: Hava kirlili ğ inin kalıcı ya da çabuk da ğ ılıcı olmasında etkili bir unsurdur. Alçak basınç = Yükseltici hava hareketi = Kirlilik az Yüksek basınç = Alçak hava hareketi = Kirlilik çok  Sıcaklık: Havalar so ğ uyunca ısınma ihtiyacı do ğ makta ve daha çok yakıt kullanılmaktadır. Nitekim hava kirlili ğ i yurdumuzda daha çok ekim- kasım aylarında başlayıp, mart-nisan ayları sonuna kadar ortalama sıcaklı ğ ın 18C nin altında oldu ğ u dönemler de olmaktadır. Sıcak =Az yakıt= Az kirlilik So ğ uk =Çok yakıt =Çok kirlilik  Bulutluluk: Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşmasını engelleyen ve ısınmayı zorlaştıran bulutluluk olayı daha çok ısınmak için daha çok yakıt gerektirdi ğ inden kirlenmeye etki eder. Özetle şöyle ifade edilebilir. Bulutlu hava = Daha so ğ uk = Daha fazla yakıt = Daha çok kirlilik Bulutsuz hava = Daha sıcak = Daha az yakıt = Daha az kirlilik

38  Rüzgar: Rüzgarın etkisi de havayı kirletme yönünde de ğ il kirli havayı az ya da çok taşıma, kirlili ğ i da ğ ıtma yönünde olmaktadır. Rüzgarın olmaması, e ğ er dikey hava hareketi de yoksa kirli havanın oldu ğ u yerde kalması demektir. Bunu da kısaca şöyle ifade etmektir. Rüzgar yok veya ters yönde = Kirlilik çok Rüzgar var ve uygun yönde = Kirlilik az Yerleşim alanlarının ve fabrikaların hakim rüzgar yönünde uygun veya ters yönde oluşunun da şehirlerin havasının kirlenmesinde çok etkili oldu ğ u bilinen bir gerçektir.  Ya ğ ış: Ya ğ ış konusunu özetleyecek olursak; Ya ğ ışlı hava = Kirlilik az Ya ğ ışsız hava = Kirlilik çok  Nem: Nem hem olumlu, hem olumsuz etki yapabilen bir unsurdur. Atmosferin yere yakın kısmında nem daha çok olup, bu nem ısıyı tutar ve böylece az yakıt gerekti ğ i için kirlilikte az olur. Özetle şöyle ifade edilebilir: Nem çok = Tehlike çok Nem az = Tehlike az

39 Yeşil Alanların Azalması Yeşil alanlar; bitkiler kükürt ihtiyacının bir kısmını topraktan, e ğ er toprak az ise yaprakları vasıtasıyla havadaki SO2 den karşılar. Bu durumda ise, hava kirlili ğ ini azaltan önemli bir olaydır. Ayrıca bitkilerin fotosentez yaparken gündüz CO2 alıp O2 verdi ğ i göz önünde tutulursa olay daha iyi anlaşılmış olur.

40 Ayrıca sulak alanlar, bataklıklar ve meralar hava kirlili ğ i üzerinde etkili olmaktadır. Önemi son yıllarda daha iyi anlaşılan bu co ğ rafi unsurlar da havayı temizleyici rol oynamaktadır. Su yüzeyleri, bataklık, çayır ve meralar havadaki kirleticileri absorbe edici ortamlardır. Özellikle çayır ve meralar, bu kirleticileri absorbe etmekle kalmaz ayrıca yeşil alanlar olduklarından oksijen üretim yerleridir. Yeşil alanlar geniş = Kirlilik az Yeşil alanlar az = Kirlilik çok

41 Hava Kirlili ğ ini Önleme Çalışmaları Söz konusu olan insan hayatı ve tüm canlıların nefes aldı ğ ı havanın gelece ğ i dikkate alınarak hem birey olarak, hem de toplum olarak, kamu ve özel kuruluşlar olarak herkes üzerine düşeni yapmalı, gerekli duyarlılı ğ ı göstermelidir. Şayet bu konuda geç kalınırsa telafisi mümkün olmayacak geri dönüşü olmayan iklim de ğ işikliklerine, do ğ al sarsıntılara ve felaketlere yol açabilece ğ i göz önüne alınmalıdır. Bütün canlıları ve eşyayı tehdit eden hava kirlili ğ inin önlenebilmesi için dünyada ve Türkiye’de programlı çalışmalar yapılmaktadır.

42 Bütün problemlerin çözümünde oldu ğ u gibi hava kirlili ğ inin çözümünde de öncelikle e ğ itimi a ğ ırlık verilmeli, çevre e ğ itimi dersleri okutulmalı ve halk da bu konuda çeşitli yollarla bilinçlendirilmelidir. Evleri ısıtmak için yüksek kalorili kömürler kullanılmalı, kalorisi düşük olan ve havayı daha çok kirleten kaçak kömür kullanımı engellenmeli, Her yıl evlerin bacaları ve soba boruları temizlenmeli, Evlerin pencere, kapı ve çatıların izolasyonuna önem verilmeli,

43 Kullanılan sobaların TSE belgeli olmasına dikkat edilmeli, Yeni yerleşim yerlerinde merkezi ısıtma sistemleri kullanılmalı, Yeşil alanlar arttırılmalı, imar planlarındaki hava kirlili ğ ini azaltıcı tedbirler uygulamaya konulmalı, Bununla birlikte kaliteli yakıt kullanımı (is ve duman oranı az ) teşvik edilip, desteklenmeli, imkânlar ölçüsünde ısınmada fosil yakıtlardan uzaklaşılmalı, do ğ al gaz, elektrik, güneş enerjisi. vb. alternatif yollara a ğ ırlık verilmelidir.

44 Kalorifer ve do ğ algaz kazanlarının periyodik olarak bakımı yapılmalı, Egzoz gazlarının kontrolü için tedbirler alınmalı, filtre zorunlulu ğ u getirilmelidir. Toplu taşım araçları yaygınlaştırılmalı, Endüstri kuruluşlarının bacaları da yüksek olmalı ayrıca modern imkânlardan faydalanılıp filtre taktırılmalıdır. Hava kirlili ğ i ölçümleri her yerleşim biriminde düzenli ve sürekli olarak yapılmalıdır.

45 Konuyla ilgili teşkilatlanmalar ve uluslar arası ilişkiler hızlandırılmalı. Bu konuda yasal tedbirler alınmalı, kanun ve yönetmeliklere uymayanlar titizlikle izlenip, gerekli cezalarla (para, hapis vb.) cezalandırılarak çevre ve insan sa ğ lı ğ ı korunmalıdır. Türkiye bu konuda, BM çevre programı (UNEP), BM. Avrupa Ekonomik Komisyonu, Dünya Sa ğ lık Teşkilatı WHO, NATO ve OECD teşkilatları ile işbirli ğ i halinde çalışmaktadır. Ayrıca 2009 Yılı itibariyle KYOTO Protokolüne üye durumundadır.

46 Beni Dinledi ğ iniz İ çin Teşekkür Ederim Ö ğ r. Gör. Arzu SALKIM ER Not Paylaşımı : https://arzusalkimer.wordpress.com


"ÇEVRE KORUMA 4. HAFTA CELAL BAYAR ÜN İ VERS İ TES İ AHMETL İ MYO ÇEVRE KORUMA 4. HAFTA Ö ğ r. Gör. Arzu SALKIM ER Büro Yönetimi." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları