Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Kur’an-ı Kerimde; 13 yerde infak, 10 yerde sadaka, 32 yerde zekat geçmektedir. 26 yerde de yetim kelimesi geçmektedir.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Kur’an-ı Kerimde; 13 yerde infak, 10 yerde sadaka, 32 yerde zekat geçmektedir. 26 yerde de yetim kelimesi geçmektedir."— Sunum transkripti:

1 Kur’an-ı Kerimde; 13 yerde infak, 10 yerde sadaka, 32 yerde zekat geçmektedir. 26 yerde de yetim kelimesi geçmektedir.

2 Bakara Suresi 254. Ayet.. Ey iman edenler..! Ne alışverişin, Ne bir dosttan yardım beklemenin, Ne de bir kimseden şefaat ummanın, Mümkün olduğu bir gün gelmeden önce.. Size rızk olarak her ne vermişsek ondan infak edin.. (zira) Kâfirler, zalimlerin ta kendileridir.

3 Dinimize göre, infak etmek için çok zengin olmak gerekmez. Esasen zenginliğin bir hududu yok. Maddi durum ne olursa olsun Allah yolunda harcanmalıdır. Nitekim şu ayet Ashab-ı Kiram hazretlerinin ihtiyaç içinde oldukları halde harcamaktan geri kalmadıklarını bildirerek; Mü'minleri her hal ve şartlarda infaka teşvik eder: “...Kendileri zaruret içende bulunsalar bile, onları (Muhacirleri) kendilerinden önde tutarlar..." (Haşr: 59/9).. (Kütüb-ü Sidde’den alınma)

4 Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 215. Ayet.. “Sana Allah yolunda kimlere ve ne harcayacaklarını sorarlar. De ki: İnfak edeceğiniz mal; Anne baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmış gariplere gidecektir. Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah muhakkak onu bilir.” Kur’an-ı Kerim Tövbe Suresi 60. Ayet.. “ Zekâtlar sadece; Fakirlere, düşkünlere, zekât toplayan görevlilere, Kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlara, Esirlik ve kölelikten kurtulmak isteyenlere, borçlulara, Allah yoluna, Bir de muhtaç kalmış yolcu ve gariplere mahsustur. Allah tarafından kesin olarak böyle farz buyuruldu. Allah alîmdir, hakîmdir (her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).

5 Resulullah (A.S.V.) buyurdu ki: "Ben ve yetime bakan kimse cennette şöyleyiz" Orta parmağı ile baş parmağını yan yana getirip aralarını açıp kapayarak işaret eti.“ [[Buhari, Talak: 14, Edeb: 24; Tirmizi, Birr: 14, (1919); Ebu Davud, Edeb: 131, (5150); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/517.]] Resulullah (A.S.V.) buyurdu ki: "Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dahil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka cennete koyacaktır. "[Tirmizi, Birr: 14, (1918); İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/518.][] el-Veliyyu (İsminin Kutüb-i Sidde’deki Açıklaması: Nasır (yardımcı) demektir. Ayrıca: "İşlerin kendisiyle yürüdüğü mütevelli, yetimin velisi. Resulullah A.S.V. buyurdular ki: "Kim üç yetimi yetiştirir, nafakasını temin ederse, sanki ömrü boyu geceleri namaz kılmış, gündüzleri oruç tutmuş ve sabahtan akşama yalın kılıç Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap alır. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 17/475. ]

6 Resulullah (A.S.V.) buyurdular ki: "Sadaka Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölümü bertaraf eder." (Tirmizî, Zekât 28, (664). “Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin! Sadaka her hastalığı ve belayı önler.” Beyhek “Sadaka vermekte acele edin; çünkü bela sadakayı geçemez.” Beyheki “Sadaka verenin rızkı artar ve duası kabul olur!” İbni Mace “Sadaka vermeye engel olana, lanet olsun.” Isfahanı “Sıkıntılarınızı sadakayla önleyin.” Deylemi “Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları yok eder.” Tirmizi “Sadaka veya zekat bir mala karışırsa, mutlaka onu bozar. (Yani) sadaka veya zekat bir malın içerisinden ayrılmaz, bilakis içerisinde bırakılırsa; o malı helak eder.” Bezzar “Sadaka, nafile oruç tutmaktan daha faziletlidir.” Beyhekizekat “Sevabı Müslüman ana babasına niyet edilerek verilen sadakanın sevabı, onlara da gider, kendi sevabından da bir şey eksilmez.” Taberani “En faziletli sadaka, aç bir karnı doyurmandır.” Beyhaki, Şuabü’l-İman “İnsanın, her bir organı için, her gün verilmesi gereken bir sadakası vardır.”

7 Kardeşlerimizin her an bir hedefi olmalı. Bazen birkaç hedefte olabilir.. Ancak hedefsizlik baştan olumsuzu kabul etme demektir. UNUTMAYALIM.. “HEDEF ALLAH’A YAZILMIŞ EN BÜYÜK BİR DİLEKÇEDİR.”

8 Arkadaşlarımızın dikkat etmesi gereken en önemli şey.. “Kritik zamanlarda az bir işin külli bir iş hükmüne geçmesidir.” Vazife tereddüp ettiğinde ve özellikle kritik zamanlarda asla ihmalkar davranmayacağız. Zira.. “İhmalkârlık ihanettir.” ***

9 “Kapasitesinin altında hizmet eden de bir nevi ihanet etmiş olur.”*** (Karşıda bir yangın var. Kişi her an bir kova su atabilecek durumda iken, bir bardak su atmaya kalkarsa yangının sönmemesine sebep olur. Yani yangının devamını sağlar ve ihanet olur.)

10 (Hadis-i şerif - Kimyay-ı Seadet) Ya Eba Hüreyre..! Mü'minlerin büyüğü, benden sonra o kimsedir ki.. Allahü teala ona mal verir, o da gizli ve aşikare Hak yoluna infak eder ve yaptığı iyilikleri kimsenin başına kakmaz.

11 Kur'ân-ı Kerim, "Yakınınıza, düşküne, yolcuya hakkını ver! Elindekileri saçıp savurma!" [İsrâ suresi, 17/26] buyuruyor. [] Vereceksin ve verdiğinin de o kişinin sendeki hakkı olduğunu bilecek ve asla minnet etmeyeceksin. Evet, herkes, kendi yakınına, yakınında gördüğü, bildiği yoksula alın teriyle kazandığı şeyden infak etme mecburiyetindedir. Zira her kazancın içinde onun sa'yinin (çalışmasının) semeresi olması itibarıyla şahsın hakkı bir ise, o şahsı yaratan, ona güç ve kuvvet veren, onu bu Cennet gibi dünyada sayısız nimetlerle serfiraz kılan Hz. Allah'ın hakkı bindir, Zira mülk Allah'ındır. Çünkü ta baştan bütünüyle Müslümanlar, birbirlerinin ihtiyaçlarını tekeffül etmiş gibidirler. Evet, her mü'min âdeta bir diğerinin sigortası mesabesindedir. M.Fethullah Gülen’in “Enginliğiyle Bizim Dünyamız(Ekonomik Mülahazalar))” Kitabından..

12 Rum Suresi 37. Ayet.. Hiç görüp üzerinde düşünmüyorlar mı ki, Allah rızkı kullarından kimi dilerse ona bol, kimi dilerse ona da az ve ölçülü vermektedir. Elbette bunda imana açık ve imanda derinleşecek kimseler için pek çok derseler, mesajlar vardır. Rum Suresi 38. Ayet.. Madem öyle, o halde yakınlarına (malındaki) haklarını ver. Yeterli geçimlikten mahrum düşküne ve yolda kalmış yolcuya da.. Böyle yapmak Allah’ı ve rızasını dileyenler için hayırlı olan davranıştır ve bunu yapanlar gerçek mazhariyet sahipleri ve gerçekten kurtuluşa ermiş olanlardır. Rum Suresi 39. Ayet.. Başkalarına, onların malları içinde çoğalıp de size geri dönsün mülahazasıyla verdiğiniz (hediye, bağış, borç para ve benzeri) şeyler (zahiren artsa bile) Allah katında hiçbir zaman artmayacaktır. Buna karşılık yalnız Allah’ı ve rızasını dileyerek zekat (sadaka) kapsamında ne verirseniz, işte (o gerçekten artar ve) verdikleriyle gerçek artış ve kazanç sağlayanlar, böyle yapanlardır..

13 Secde Suresi 16. Ayet.. Geceleyin yanları yataklardan uzaklaşır; bir yandan (Celalinden) endişe, öte yandan (rızasını) ümit ederek Rablerine yalvarırlar.. Ve rızk olarak kendilerine her ne lütfetmişsek.. Onun bir miktarını (Allah rızası için ve kimseyi minnet altında koymadan ihtiyaç sahiplerine geçimlik olarak) verirler. Secde Suresi 176. Ayet.. Yaptıkları bütün bu makbul işler karşılığında.. Onlar için göz ve gönül aydınlığı olarak.. Hangi sürpriz nimetlerim saklı tutulduğunu kimse bilmez..

14 Kur’an-u Kerim Ra’d Suresi Ayetler.. Onlar.. Sırf Rab’lerinin rızasını kazanmak için sabreder.. Namazı tam gerektiği şekilde kılarlar.. Kendilerine ihsan ettiğimiz rızklardan gerek gizli, gerek açık bir tarzda infak’ta (bağışta) bulunur.. Ve kötülüğe iyilikle mukabele ederler.. İşte onlardır dünya diyarının güzel âkıbetini kazananlar..! O güzel âkıbet Adn cennetleri olup.. Onlar babalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi olanlarla birlikte o cennetlere girerler.. Öyle ki melekler de her kapıdan yanlarına varıp.. “Sabretmenize karşılık size selamlar, selametler..! Dünya diyarının ne güzel âkıbetidir bu!” diyecekler.

15 Bakara Suresi 272. Ayet.. – Onları hak yola getirmek senin görevin değil, lâkin Allah’tır ki dilediğini doğru yola getirir. Hayır olarak yaptığınız her iyilik sadece kendiniz içindir. Zaten siz Allah rızasını aramaktan başka bir gaye ile infak etmezsiniz. İşlediğiniz her hayrın mükâfatı size tamamen verilir ve sizin hakkınız yenmez.

16 Mürtefîn (bolluk ve bereket içinde yaşayan zevk, sefa insanları ve nimetlerin küstahlaştırdığı kimseler (bu tabir Kur’an’a aittir)), vatan ve milleti için kendisinden bir fedakârlık istendiğinde hep kaçar.. Oysaki her nimet aynı zamanda bir külfetle gelmektedir. Bir işin, cirmi nispetinde rizikosu da vardır. Bir başka ifadeyle zararı nispetinde kârı, kârı nispetinde de zararı vardır. Bir yerde aziz olma söz konusu ise, elbette orada bir kısım rizikolar da olacaktır.%

17 Bu sebepledir ki, Efendimiz (S.A.V.) mealen, "Ben Cennet'e muttali oldum. Onun çoğu halkını dünya zevk ve nimetlerinden çok az istifade eden fukara kimselerden gördüm. Cehennem'e de muttali oldum. Onu, servetlerini har vurup harman savuran, behîmî arzularını yaşayan zenginlerin, yani mütrefînin doldurduğuna şahit oldum." [Hennâd, ez-Zühd, 1/329; Ali el-Müttakî, Kenzü'l- ummâl, 16/387.] buyurmaktadır. [] Meseleyi mutlak mânâda ele alıp, "Her zengin böyledir." demiyoruz, diyemeyiz de. Bunlar, servetin kendilerini şımartıp baştan çıkardığı zenginlerdir ki, Hak'tan gelen her hakikate karşı çıkmış mütrefîn güruhudur ki, mallarını böyle kötüye kullanmaları onları Cehennem'e sürüklemiştir. Ve yine Resûl-i Ekrem (S.A.V.), zevk u sefa hayatı yaşanan evlere şeytan evi; zevk ve sefa üzere yaşanılan vasıtalara da şeytan vasıtaları demiştir. Konuyla alâkalı O'nun şu sözleri ne manidardır! M.Fethullah Gülen’in “Enginliğiyle Bizim Dünyamız(Ekonomik Mülahazalar))” Kitabından..

18 Mütrefînin akıbetini Kur'ân şöyle ifade eder: "Ashab-ı şimal (amel defterleri sol tarafından verilenler)! Nedir o sol yanlılar! (Onlar) İliklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde, kara dumandan bir gölge altında ki, ne serindir ne faydalı. Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı ve büyük günahlar işlemekte ısrar ediyorlardı." [Vâkıa sûresi, 56/41-46] [] Sanki Kur'ân böylelerine şöyle diyor: "Biz hep böyle yaptık; insanları aldık götürdük ve onların arkasından arzı başkalarına miras bıraktık. Onlar, 'Ben, ben' dediler. Biz de sildik o bütün 'ben'leri ve arkadan başkalarını getirdik. Gittiler ve ne sema ne de arz onlara ağladı. Zira hiçbir kıymeti yoktu onların. Çünkü onlar, sema ve arzın mânâsını anlamamışlardı." [Duhân sûresi, 44/28-29] []

19 Zekât, fakirlerin zenginlerdeki hakkıdır. H.z Osman’ın cömertliği karşısında Allah Resulü; “Allah’ım, Osman’ın cömertliğinden utanır oldum!” diyordu. Abdurrahman b. Avf da bu şanlılardan biriydi. Bunlar hayatlarında cennet müjdesi alan insanlardır. Allah Resulü bir defasında imamete onu geçirmiş ve arkasında namaz kılmıştı. Bu zat, neyi var neyi yok hepsini Mekke’de bırakmış ve Medine’ye öyle hicret etmişti. Ne var ki, bir keresinde Allah Resulü “ Abdurrahman b. Avf’ı sürünerek cennete giriyor gördüm” diye buyurmuştu. Sebebi sorulduğunda da “ çok zengin olması” demişti. M.Fethullah Gülen’in “Enginliğiyle Bizim Dünyamız(Ekonomik Mülahazalar))” Kitabından..

20 "Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe erişemeziniz.." (Al-i İmran: 3/92) mealindeki ayet nazil olunca, Ashabın sevdiği şeylerden infak etmeye başlamıştı. Ebu Talha da, suyunun tatlılığı ve gölgesinin serinliği ve tanziminin güzelliğiyle Medine'de şöhret yapmış olan Beyruha adındaki bahçesini tasadduk eder. Bu bahçe o kadar hoştur ki Resulullah (A.S.V.) zaman zaman orayı şereflendirirdi. İşte Allah'ın ayette vaat ettiği iyiliğe (birr) nail olmak arzusuyla Ebu Talha (R.A.) bu en sevgili, en değerli malını, Resulullah (A.S.V.)'ın irşadı doğrultusunda yakınlarına bağışlar. (Kütüb-ü Sidde’den alınma)

21 İslam’da meskende genişlik tavsiye edilmiş olmakla beraber, israfa yer verilmemesi, fuzuli inşaatlar yapılmaması için ısrar edilmiştir. Hz. Peygamber (A.S.V.) buyururlar ki; "Nafakanın hepsi Allah yolundadır, bundan bina yapmak için harcanan hariç, onda hayır yoktur" "Kişinin ihtiyacı haricinde yaptığı her bina sırtına bir vebaldir.” "Oturmayacağınız binayı yapmayın“ "Kim ihtiyacından fazla bina yaparsa kıyamet günü onu boynuna yüklenmeye zorlanır.” "Allah bir kuluna kötülük murad edince malını binaya infak ettirir.” (Kütüb-ü Sidde’den alınma)

22 [Buhari, Fedailu'l-Kur'an 20, Tevhid 45; Müslim, Müsafirin 266 (815); Tirmizi, Birr 24, (1937).] İbnu Ömer (R.A.üma) anlatıyor: "İki kişiye karşı hased caizdir: Birincisi o kimsedir ki, Allah kendisine Kur'an-ı Kerim'i nasip etmiştir, o da onu, gece ve gündüz boyu ikame eder. İkincisi de o kimsedir ki, Allah Teala ona mal vermiştir de o da gece ve gündüz (hak yolda) infak eder."

23 Kütüb-ü Sidde Nolu Hadis.. "Resulullah (A.S.V.) bir Hadis-i Kudside, Allah Teala hazretlerinin şöyle söylediğini haber verdi: "Sen infak et.. Ben de sana infak edeyim." Efendimiz devamla dedi ki: "Allah'ın eli (yedullah) doludur. Gece ve gündüz boyu yapılanın arkası kesilmez infaklar onu azaltmaz. Arz ve semavatın yaratılışından beri Allah'ın infak ettiklerini düşünün..! Bunlar, O'nun elindekinden hiçbir şey eksiltmemiştir. O'nun Arş'ı suyun üzerindeydi. Elinde mizan da var.. Alçaltır, yükseltir."

24 M.Fethullah Gülen’in “Ruhumuzun Heykelini Dikerken” Kitabından.. Kur'an'a göre şura, mü'min bir toplumun en bariz alameti ve İslam'a gönül vermiş bir cemaatin en önemli hususiyetidir. Kur'an-ı Kerim'de şura, namaz ve infakla aynı çizgide zikredilir.. Kur’an-ı Kerim Şura Suresi 38. Ayet.. "Onlar (öyle kimselerdir) ki, Rabbilerinin çağrısına icabet eder ve namazı dosdoğru kılarlar; onların işleri kendi aralarında şura iledir; kendilerine rızık olarak verdiğimizden de infakta bulunurlar."

25 Tarihli Yeni Ümit Başyazısı.. Buhari, Müslim ve Ahmed b. Hanbel’in rivayet ettiği bir hadiste de Efendimiz şöyle buyuruyor: “Yüksek el, aşağı elden daha hayırlıdır.” Yed-i ulyanın, (veren ve infak eden el), yed-i süflanın da (alan el olduğu), yine bir başka hadislerinde doğrudan doğruya Efendimizin yorumudur. Her zaman veren el, alan elden hayırlı değildir. Bazı hallerde, alan el, çok daha hayırlı olmasa da.. Mecbur kaldığı için.. Verene sevap kazandırmak kastıyla alıp yerinde sarf ettiği takdirde… Veren minnet ediyorsa.. Böyle durumlarda hayırlı ve üst el; alanın elidir. Öyle insanlar vardır ki, fukara-yı sabirindendir (sabreden ve avuç açmayan fakirlerdendir). Efendimizin beyanı içinde onlar, herhangi bir mevzuda Allah’a yemin etseler, Allah onları yeminlerinde yalancı çıkarmaz.%

26 Bera b. Malik bunlardandır. Müslümanlar harpte sıkışınca, Bera b. Malik’e müracaat eder ve galip gelineceğine dair ona yemin ettirirlerdi. O da yemin ederdi ve galip gelinirdi. İşte alan el, böyle bir insan da olabilir... Ashaptan Sevban, çok fakirdi. Bununla beraber Allah Rasulü ona, hiç kimseden birşey istememesini tavsiye etmişti. O günden sonra o, kimseden birşey istemedi. % İşte bazan onun gibi bir insana da bir şey verilmiş olabilir.. Bu, sanki temessül etmiş Cibril’e bir şey vermek gibidir. Hiçbir zaman, alan durumunda olan bu ve bunlar gibi şahıslar, verenlerden daha aşağı değillerdir. Hz. Aişe Validemiz’den rivayet edilen bir hadisten anlıyoruz ki.. Böyle insanlara bir şey verilirken, evvela o verilen şey keyfiyetsiz, kemmiyetsiz Cenab-ı Hakk’ın eline konmaktadır. Ve verilen insana o şey, bizzat Cenab-ı Hakk tarafından verilmektedir.

27 M.Fetullah Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından.. Zekat, kulu Allah’a yaklaştırmanın yanında, O’nun rahmetine de vesiledir. Başkalarına merhamet edip ihtiyaçlarını gidermek ise, İlahi rahmete karşı çıkarılmış en büyük davetiyedir. Kur’an-ı Kerim’de zekatın, Allah’ın rahmetini celbettiği mealen şu ifadelerle anlatmaktadır: “Rahmetim ise her şeyi kaplamıştır. Onu takva dairesinde yaşayanlara, zekat verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım.” Efendimiz Buyurdu ki: “Şu dört özelliği kendisinde toplayana, Allah rahmetini neşreder ve onu cennetine koyar: Yoksulu koruyan, zayıfa yardım eden, köleye yumuşak davranan ve anne-babasına infak eden.” “Mallarının zekatını vermeyen topluluğa semadan rahmet kapıları kapanır, yağmurdan mahrum kalırlar. Şayet hayvanlar da olmasa, onlar yağmurdan nasip alamazlar.”

28 M.Fetullah Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından.. ZEKAT VERENE MELEKLER DUA EDER.. Zekatı verilen bir malın artması için her gün meleklerin dua etmeleri mevzuubahistir ki, bunu da yine Allah Rasulü’nden öğreniyoruz. “Her gün iki melek inerek, onlardan biri: “Allah’ım, infak edenin (malını bereketlendirmek suretiyle) arkasını getir” diye dua ederken.. Diğeri de, “malı tutup cimrilik edenin malını telef et” diye bedduada bulunur..

29 M.Fetullah Gülen’in “Fasıldan Fasıla” Kitabından.. Rivayetlere göre, Hz. Osman’ın 500 deveyi bir defada üzerindeki yükleri ile birlikte infak etmesi akıl ve mantıkla izah edilecek gibi değildir. Bununla, Hz. İbrahim’in, hâdisenin sıhhati tenkit edilse de, “Subbûhun, Kuddûsun, Rabbü’l-melaiketi ve’r-ruh” tesbihatı karşısında, vadiler dolusu koyunlarını vermesi arasında fark olmasa gerek. Hâlbuki biri peygamberdir, diğeri de İnsanlığın İftihar Tablosu’nun müntesibi mutevâzi bir insan. Demek ki Hz. Osman, bu davranışıyla peygamberâne bir ceht ortaya koyuyordu. Zaten Tebuk Savaşı öncesi, ordunun teçhizatı için infak ettiği mal-menal sonucu, Allah Resûlü’nün, gözleri dolu dolu.. “Osman’a bugünden sonra yaptığı şeyler zarar vermez.” buyurması da bunu destekler mahiyettedir.


"Kur’an-ı Kerimde; 13 yerde infak, 10 yerde sadaka, 32 yerde zekat geçmektedir. 26 yerde de yetim kelimesi geçmektedir." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları