Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İTHALAT PAZARLAMASI Uluslararası pazarlama literatüründe çoğu zaman ithalat konusu ele alınmaz.ABD, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ekonomilerin sadece.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İTHALAT PAZARLAMASI Uluslararası pazarlama literatüründe çoğu zaman ithalat konusu ele alınmaz.ABD, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ekonomilerin sadece."— Sunum transkripti:

1 İTHALAT PAZARLAMASI Uluslararası pazarlama literatüründe çoğu zaman ithalat konusu ele alınmaz.ABD, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ekonomilerin sadece büyük ihracatçılar değil, ithalatçılar da oldukları düşünülürse, bu hayli şaşırtıcı bir durumdur. Türkiye’de her yıl ihracatından daha fazla ithalat yapmaktadır. İthalat Türk insanı için ihracattan çok daha önce tanışmış olduğu, yaptığı bir iştir. Dolayısıyla ithalatçıların da pazarlama konusunda bilgi ve deneyim sahibi olmaları gerekir.

2 İthalatçı olarak bir kişi veya kuruluşun başarılı olabilmesi için her şeyden önce neyi ithal etmesi gerektiğini bilmesi gerekir, bunun için ithalatın yapılacağı pazarı iyi tanıması gerekir. Talep edilmeyen ya da edilse bile müşterisi az olacak bir ürünün dışarıdan getirilmesi halinde zarar edileceği açıktır. Bir iş yapmak amacı ile ithalata başlamış ancak bu gerçeğe aykırı hareket ederek parasını batırmış çok sayıda insan vardır. Önce yapılması gereken doğru ürünü bulmaktır.

3 İthalatta başarılı olabilmek için sadece doğru ürünü bulmak da yeterli değildir. -Mal veya hizmet için üretildiği pazarda uygulanan fiyat politikası ithal edildiği pazara uygun olmayabilir. İthalden alınan vergiler nedeniyle fiyatı yükselen ürün, hedef pazarda gelir düzeyi daha da düşükse satılmaz. Ürünün kalitesi ithal edildiği pazara uymayabilir. Eğer müşteriler yerli üreticilerden daha kaliteli ürün bekliyorlarsa ve ürün bu kalitede değilse satış şansı çok azalır. Tersine kaliteden ziyade fiyata önem veriliyorsa bu kez kalite olarak düşük, ancak daha uygun fiyatlı bir ürünün ithali gerekecektir. (İsviçre-kalite; Pakistan-fiyat)

4 -İthal edilen bir ürün çoğu zaman o pazardaki müşterilerce yeterince tanınmaz. Hele yerli rakipler için marka bağımlılığı oluşmuşsa, tüketiciler ithal ürünü denemek ve satın almak istemeyebilirler. Bu durumda maliyeti yüksek, önemli tutundurma çabalarına girişmek gerekebilir. Hedef pazardaki müşterilerin mal veya hizmet hakkında olumsuz tutumları olabilir. Japon ve Çin mallarına karşı yıllarca, kalitesizdir, bozulabilir gözüyle bakılmış bu imaj zor değiştirilmiştir.

5 -İthalatçının ürününe uygun bir dağıtım kanalı bulamayıp bundan dolayı başarısız olma olasılığı da vardır. Örneğin, kendilerinden yararlanılması düşünülen perakendeciler bunu kabul etmeyebilir. Bu durumda ithalatçı ürününü kendisi dağıtmak olanağına sahip değilse zor durumda kalacaktır. Kısaca özetlemek gerekirse bir ithalatçının pazarlama sorunları herhangi bir malı satmak isteyen diğer kişi ve kuruluşunkinden az ve basit değildir. İthalat pazarlaması konusuna değinilmemesinin iki temel nedeni vardır: 1)İthalatın ihracat gibi döviz kazandırıcı bir işlem olmaması 2)Evrensel pazarlama kavram ve tekniklerinin, ithalat için de kullanılabileceğinin düşünülmesi

6 ULUSLAR ARASI PAZARLAMA FAALİYETLERİNİN PLANLANMASI Bir işletmede uluslar arası pazarlamadan sorumlu yöneticilerin diğerleri gibi 3 temel görev ve sorumluluğu vardır. Bunlar sırası ile, uluslar arası pazarlama faaliyetlerinin: Planlanması Uygulanması Kontrolü’dür.

7 Planlama Süreci Yurtdışı müşterilerin ihtiyaçlarının en iyi şekilde karşılanabilmesi ve firmanın bu işten kar sağlayabilmesi içi, uluslar arası pazarlama çabalarının da gelişigüzel değil, belirli bir plan çerçevesinde yürütülmesi zorunludur. Bu planlar diğer işletme planları gibi “uzun” “orta” veya “kısa” dönemli olabilir.Genellikle uzun dönemli planlar “politika”; orta ve kısa dönemli planlar ise “strateji” ve “taktikler” olarak adlandırılırlar. Süreleri ne olursa olsun tüm uluslar arası pazarlama planları hazırlanırken sıra ile takip edilmesi gereken en az 3 aşama vardır: Pazar çevresinin tanınması Pazar bölümlerinin saptanması ve hedef pazarların seçimi Pazar bölümlerine uygun pazarlama bileşenlerinin belirlenmesidir.

8 Pazar Çevresinin Tanınması Pazar çevresi, yurtdışı müşterilerin arzu ve ihtiyaçlarını ve bunların karşılanma biçimlerini şekillendiren “yurtdışı pazar çevresi” ile ihracatçının kendi ülkesindeki ihracat fırsatlarını ve tehditlerini belirleyen “yurt içi pazar çevresi” ‘nden oluşur.Gerek yurtdışı pazar çevresi gerek yurtiçi pazar çevresini şekillendiren özelliklerin en azından kısa dönemde firma tarafından değiştirilmesi olasılığı yoktur. Örneğin; ABD gibi bir ekonomi durgunluğa girerse, bu durum birçok ülkeyi ve bu pazarda faaliyet gösteren firmayı etkiler ama bunların bu olumsuzluğu ortadan kaldırabilmek için tek başlarına yapabilecekleri bir şey yoktur. Bunlara “Kontrol edilemeyen pazarlama değişkenleri” denilir.

9 İhracatçı bir firmanın başarısı bu değişkenleri değiştirmeye çalışmakla değil, onlara sunmuş olduğu mal, kalite, fiyat ve diğer özellikleri ile en iyi şekilde uyabilmekle gerçekleşir. Uluslar arası pazarlama planları hazırlanmadan önce, bunlara temel oluşturacak olan pazar çevresinin çeşitli araştırmalarla incelenmesi zorunludur. Yurtiçi ve yurtdışı pazarlama çevresi; Kültürel Yapı Demografik Yapı Ekonomik Yapı Yasalar Özendirme önlemleri Teknolojik çevre gibi çeşitli boyutlara sahiptir.

10 Demografik Yapı Bir dış pazara bir mal veya hizmette ne kadar satılabileceğini belirleyen en önemli faktör şüphesiz o pazardaki müşteri sayısıdır. Bu nedenle nüfus ve nüfusun yaşlara, mesleklere, cinsiyete, medeni duruma göre dağılımı ön tahminlerde sık sık kullanılır. Çünkü bunların her biri mal veya hizmetin talebi üzerinde değişik ölçülerde de olsa etkili olur.

11 En kalabalık ülkeler ÇİN HİNDİSTAN ABD TÜRKİYE 17. sıradadır.

12 Sadece toplam nüfus değil nüfusun coğrafi dağılımı da talep edilen mal ve hizmetlerin niteliği üzerinde etkili olur. Kırda ve kentte yaşayan insanlar farklı bir yaşam tarzına ve tüketim modeline sahiptir. Dünyanın en kalabalık şehirleri sıralamasında ilk sırada Bombay, Hindistan yer alır. İstanbul dünyanın 8., Avrupa’nın 2. büyük kentidir.

13 Nüfus yoğunluğu bakımından da ülkeler arasında büyük farklar vardır. Rusya coğrafi açıdan dünyamızın en büyük ülkesidir. Kanada ABD ÇİN Takip eder. Dünyanın küçük ülkelerine örnek olarak, Monako, Malta, San Marino verilebilir Çin ve Hindistan hem coğrafi olarak büyük hem nüfus yoğunluğu yüksek ülkelerdir.

14 Monako gibi bazı ülkeler ise nüfusun pek yüksek olmamasına karşın, ülkenin coğrafi olarak küçük olması nedeniyle nüfus yoğunluğu fazladır. Bu tür ülkelerde tarıma ayrılan alanlar sınırlıdır, kentlerde konut bulmak zor ve kiralar oldukça yüksektir. Örnek: Hong Kong Avustralya, Moğalistan, Namibya gibi ülkelerde km kare başına çok az sayıda insan düşer. Buralarda km lerce yol hiçbir insana rastlanmadan gidilebilir.

15 Sadece dış pazarlardaki değil, yurtiçinde demografik yapıda oluşan değişiklikler de uluslar arası pazarlama faaliyetleri üzerinde etkili olabilir. Türkiye gibi özellikle genç nüfusun hızla arttığı toplumlarda birçok mal ve hizmete talebin yükselmesi, 1) Bir yandan yeni ürünlerin pazara sürülmesini sağlarken, diğer yandan da üretim miktarlarını arttırarak maliyetlerin düşmesine ve daha rekabetçi ihraç fiyatlarının teklif edilebilmesine yol açabilir. 2) Ayrıca geniş bir iç pazardaki yoğun talep, ihracatta zorluk yaşanan dönemlerde firma için önemli bir garantidir.

16 Bu arada bir ülkeden diğerine ailelerin üye sayısı ve aile üyelerinin satınalma kararları üzerindeki rolü açısından da önemli farklar mevcuttur. Filipinler, Tayvan, Endonezya gibi uzak doğu ülkelerinde, çok sayıda Afrika ülkesinde çok çocuklu, büyük anne ve babaların da anne baba ile birlikte yaşadığı geniş aileler görülmesine karşın, ABD gibi ülkelerde çocuklar hayli erken aileden ayrılır, bağımsız bir yaşam sürerler, buna bağlı olarak da tüm bu farklı ailelerde farklı tüketim modelleri oluşur.

17 Kısaca özetlemek gerekirse, hedef pazar veya pazarların demografik yapısını anlamanın ilk başta birkaç istatistiki tabloyu incelemekle sınırlı olduğu sanılsa da bir ülke veya toplumun insan yapısını tanımlamak bu kadar kolay değildir.

18 Ekonomik Yapı Ülkeler arasında gelir düzeyi, satın alma gücü açısından ortaya çıkan farklara gelince bazı ülkelerde kişi başına milli gelirin hayli yüksek olmasına karşın ne yazık ki bazılarında hayli düşüktür. Örneğin Lüksemburg’da 2006 yılı verilerine göre kişi başına gelirin 68,800 $ olmasına karşın, Somali’de 600 $ dır. Yapılan araştırmalara göre dünyamızda yaklaşık 1 milyar kişi günde 1 dolardan az kazanmaktadır.Çok fakir, açlık sınırı veya altındaki kişilerin toplam dünya nüfusu içerisindeki oranı hala %20’nin üzerindedir. Dünya nüfusunun 1/6 sı çok zengin kişi ve ailelerden oluşurken 1/6 sı da çok fakirlerden oluşmaktadır.Asya’da fakirlerin sayısında nispeten bir azalma görülürken, Orta Afrika’da durum eskisinden daha kötüdür. Bu insanlar dünya ekonomisinden hiç pay alamamaktadır.

19 Dış pazarların ekonomik açıdan farklı bir yapıya sahip olması bazı ürünlerin dış satımını tamamen olanaksız kılabilir. Lüks tüketim mallarının bunları satın alma gücüne sahip olmayan ülkelerde pazarlanması çok zor olacaktır. Bazı ürünler sadeleştirilebilir ve fiyatları daha ılımlı bir düzeye getirilebilir. Hatta bazı firmalar fakir pazarlar için özel ürünler geliştirmişlerdir. Bazı üreticiler ise, tersine iç pazara göre çok daha kaliteli ve pahalı mallar üretmişler ve bunları dış pazarlara sunmuşlardır. Örnek, Türkiye’de lüks yat talebi, tek nedeni kuşkusuz bu olmamakla beraber, genelde gelir düzeyinin yeterli olmaması nedeniyle fazla değildir. Buna rağmen çok sayıda girişimci son yıllarda bu sektöre yatırım yapmış var olan kapasitelerini arttırmış ve ürünlerini başarı ile yabancılara satmıştır. Tekstil ve hazır giyim firmalarımız içinde de varlıklı yabancı müşterileri hedef alan çok sayıda kuruluş yer almaktadır.

20 Kişi ve ailelerin satın alma güçleri üzerinde vergilerin önemli etkisi vardır. Tüketicilerin ödedikleri vergiler kendilerine okul, yol, su, emniyet, sağlık hizmetleri gibi kamu harcamaları ile geri döner. Vergi ödemek her ülkede daha iyi bir ortak yaşam için bir vatandaşlık borcudur. Ancak kamu finansmanını sağlamak için dolaylı ve dolaysız vergiler yükselince kişi ve ailelerin kullanılabilir geliri azalır, bu da birçok mal veya hizmet için talebin düşmesine neden olur. Kullanılabilir gelir, kişi veya aile gelirinden vergiler ödendikten sonra geriye kalan miktardır. Bir çok mal ve hizmet için talepse “keyfe göre gelirle” yakından ilgilidir.

21 Keyfe göre geliri hesaplamak için kullanılabilir gelirden temel gereksinimler için yapılan harcamaların düşülmesi gerekir. Kira, su, ısınma, çocukların okul taksitleri, giyim, sağlık giderleri aileler için tipik temel harcamalardır. Aile bunları karşılamadan yeni bir araba ve almayı, seyahate gitmeyi düşünemez. Kişi ve aile geliri yanında vergi sistem ve oranları da ülkeden ülkeye değiştiği için, kullanılabilir gelir ve keyfe göre gelirler de değişecek, bu da mal veya hizmet satışları üzerinde kuşkusuz etkili olacaktır.

22 İhracatçının ülkesindeki bankacılık hizmetlerinin, taşıma ve depolama tesislerinin sayı ve niteliğinin, araştırma ve reklam şirketleri gibi yardımcı kuruluşların ihracat faaliyetlerinde desteğinin de ihracat üzerinde önemli etkisi vardır. Örneğin ihracatçı firmalar kendilerine verilen siparişlerin hazırlanması için gerekli süre boyunca ve/veya ihraç bedeli dövizler yurda gelinceye kadar önemli miktarda kısa vadeli dış kaynak sermayesine ihtiyaç duyarlar. Eğer bir ülkede bankacılık sistemi bu ihtiyacı karşılayabilirse ihracatın finansmanı kolaylaşır.

23 İhracatçılarımız ve yurtdışı yatırımcılarımızın finansman ihtiyacını karşılamak açısından Eximbank kredilerinin önemli yeri vardır. Türk Eximbank ihracatçılara ve ihracat bağlantılı mal üreten imalatçı firmalara, özellikle ihracata hazırlık döneminde finansman gereksinimlerinin karşılanması amacıyla, kısa vadeli ihracat kredileri vermektedir. Bu krediler bankalar aracılığı ile ya da doğrudan Türk Eximbank tarafından kullandırılmaktadır.

24 Coğrafi Yapı Dış pazarlar tarafından talep edilecek mal ve hizmetlerin özelliklerini belirleyebilmek için, coğrafi yapının da dikkate alınması zorunludur. Dış pazarın topografyası, ısısı, nem oranı ve benzeri özellikleri talep edilen malların hem niteliğini ve miktarını, hem de depolama, taşıma ve ambalajlama biçimini etkiler. Bir Kanada’lının kullandığı giyim eşyaları ve gıda maddeleri ile bir Hint’linin talep ettiği kuşkusuz aynı olamaz. Ekvator’a yakın ülkelerde (Endonezya) ısı ve nem oranı Türkiye’ye göre çok yüksektir. Bu ülkelere ihraç edilen malların ambalaj malzemeleri seçilirken, ısı ve neme dayanıklı olanlar ve içindeki malı ısı ve nemden koruyabilenler tercih edilmelidir.

25 Coğrafyanın ürün çeşitliliğine etkisi: Ülkelerin doğal sermayesi ormanlar, madenler, tarım yapılabilir alanlar, denizler ve akarsulardan oluşur. Coğrafi yapı tarımsal ürünlerin miktar ve kalitesini doğrudan etkiler. Örnek olarak mısır pamuğu, Türk fındığı, Çin ipeği verilebilir. Pamuk Mısır dışında da bir çok ülkede üretilebilmektedir, ama hiç birisi Mısır pamuğu kadar yumuşak değildir, dolayısıyla o denli aranmaz ve aynı fiyattan satılmaz.

26 Coğrafyanın ulaşıma etkisi: Dağlık ve kışın sert geçtiği ülkelerde ulaşım zorlukla gerçekleşir. Hatta bir çok yerleşime ulaşım olanağı tamamen ortadan kalkar. Bu durumda satılması planlanan ürünlerin yaz aylarında tüketim noktalarına ulaştırılıp, depolanması zorunlu olur. Türkiye’de nehirler insan ve eşya taşınmasına uygu değildir. Buna karşın Avrupa kıtasında Tuna ve Ren gibi nehirler asırlardan beri önemli ticaret yolları olmuşlardır. Özellikle madenler gibi pahada hafif, yükte ağır ürünlerin taşınmasında bu tür su yollarının kullanımı taşıtana önemli maliyet tasarrufları sağlayabilir.

27 Denize kıyısı olan ülkelere ihracat olmayanlara göre daha kolay ve ucuzdur. İlerde görüleceği gibi denizyolu taşıması eskiden olduğu gibi bugün de uluslar arası ticarette en çok kullanılan taşıma yöntemidir. İkinci sırada demiryolları gelir. Uçak hızlı fakat pahalı bir taşıma yöntemidir ve coğrafi koşullar nedeniyle her yere uçak seferi yapılamaz. Doğa koşullarının demiryollarına da geçit vermediği noktalar vardır. Bu örneklenen nedenlerle, her firmanın hedef pazardaki coğrafi koşulları incelemesi ve ona uygun bir lojistik plan geliştirmesi gerekir. Aksi halde ürünler müşterisine hiç ulaşmaz veya geç ulaşır. Hasar görme olasılığı artar, taşıma giderleri karı yok edecek kadar yükselebilir, sonunda satan da alan da mutsuz olur.

28 Teknolojik Çevre Teknolojik gelişmelerin çok hızlı olduğu günümüzde, bazı firmalar bu konuda liderliğe sahipken diğer birçoğunun geride kalığı görülür. Teknolojik değişmeyi gecikme ile takip eden firmaların rekabet gücü hayli azalacağı gibi talep edilen her çeşit malı veya hizmeti üretme imkanları da olmayacaktır. İthal ikamesi yoluyla gelişmiş olan Türk Sanayii nin ihracat imkanlarını sınırlayan en önemli faktörlerden biri uzun yıllar boyunca üretilen malların Türkiye için yeni ancak dünya pazarları için çoğu zaman eskimiş olmalarıdır. Son yıllarda araştırma geliştirmenin önemi kavranarak firmalarımız bu konuda daha fazla çaba ve para harcamaya ve bunun meyvelerini de toplamaya başlamışlardır. Nitekim daha önce gördüğümüz gibi hükümetler de ihracatçılara bu konuda destek olmaya çalışmaktadırlar.

29 Devlet istatistik enstitüsü 2000 yılı AR-GE faaliyetleri anket sonuçları: AR-GE araştırma ve geliştirme harcamalarının gayri safi yurtiçi hasıla içindeki payı: binde 6.4 Bu oran; ABD de % 2,5-3 Fransa ve Almanya’da % 2,-2,5 Italya, Avusturya ve Kanada’da % 1-1,8 İspanya ve Portekiz’de binde 7-9 civarındadır.

30 Türkiye’de örgütlerin AR-GE çabalarının yaygınlaştırılması ve daha kaliteli bir üretim için üyelerine ve bu konuda yardım talep eden diğer tüm kişi ve kuruluşlara yardım sağlayan kuruluşlar: Sanayi ve Ticaret bakanlığı Sanayi odaları Türkiye Bilimsel Teknoloji İzleme ve Değerlendirme Başkanlığı (TUBİTAK-TIDEB) Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Kalite Derneği (KALDER)

31 Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen “ yılları İmalat Sanayi Teknolojik Yenilik Faaliyetleri Anketi” sonuçlarına göre bu dönem içerisinde imalat sanayi işyerlerinin %24.6 sında yani yaklaşık ¼ ünde bir teknolojik yenilik çabası harcanmıştır. Bu çabanın niteliğine gelince; %18.9 oranında ürün yeniliği %33.6 oranında üretim süreci yeniliği %41.4 oranında ise ürün-üretim süreci yeniliği niteliğindedir. Çalışma sonuçları yenilik faaliyetinde bulunma oranının işyeri büyüklüğü ile birlikte önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Teknolojik yenilik çalışmalarındaki en önemli amaç ürün kalitesini yükseltmektir.

32 Küreselleşen dünyamızda küçük veya büyük tüm sanayi kuruluşları rekabetçi konumlarını ancak teknolojilerini geliştirerek koruyabilirler.Küresel rekabet artık doğal kaynaklara veya ucuz işçiliğe değil teknolojik gelişmeye ve yeni ürünler geliştirme yeteneğine ve arzusuna bağlıdır. Mal ve hizmetlerin Pazar ömrünün giderek kısaldığı dikkate alınırsa her işletme için yaratıcılık, kendini yenileme giderek daha fazla önem kazanan kavramlar haline dönüşmektedir.

33 Teknoloji yanında, firmanın yönetim kadro ve becerisinin de gerçekçi bir biçimde dikkate alınması gerekir. Uluslar arası pazarlama alanında başarılı olabilmek için üst yönetim kademesinde görev alan kişilerin yeterli bir pazarlama bilgisi yanında; Yeniliklere açık olmak Cesaret Özgüven Fırsatlardan yararlanmayı bilme Sürekli yurtdışı gezilerinin yorgunluğuna katlanabilme En az bir yabancı dili iyi bilme gibi çok sayıda özelliğe sahip olmaları gerekir

34 Rekabet Bir firmayı dış pazarlara yönelten nedenlerden biri de, artan yurtiçi rekabettir. Şayet iç Pazar genişleme potansiyeline sahip değilse, rakiplerin sayısı ve etkinliği de giderek artıyorsa, Pazar payı doğal olarak küçülür. Böyle bir durumla karşılaşan firmalar için çözüm yolu, daha rahat faaliyet gösterebilecekleri dış pazarlara yönelmektir. Örneğin Türkiye’de inşaat sektöründeki durgunluk yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinin gelişmesinde önemli faktörlerden birisi olmuştur.

35 Pazarda tek firma olmak işletme açısından büyük bir avantajdır. Ancak kendi pazarında tekel konumundaki bir işletme çoğu zaman yurtdışına açıldığında bu üstünlüğünü yitirir. Rekabetin söz konusu olduğu her durumda yapılacak iş, diğer firmaları yakından izlemek, güçlü ve zayıf yönlerini saptayarak buna göre gerçekçi ve etkili pazarlama politikaları belirlemektir. Rekabetçi bir ortamda rakipler karşısında rekabet üstünlüğü kazanabilmek için onların henüz tam olarak karşılayamadığı gereksinimleri belirleyip pazara sunmak başka bir deyişle boşlukları yakalamak gerekir. Bu evrensel bir kuraldır. Türkiye, Çin, Pakistan fark etmez.

36 Pazarda “Lider” ya da “Takipçi” olmak: Lider bir firmanın izlemesi gereken yol takipçi bir firmadan önemli ölçüde farklıdır. Lider firmalar genellikle; -Rekabetçi bir pazarlama politikası izlerler -İşletmenin pazardaki konumunu pekiştirecek, pazar payını arttıracak önlemleri önceden alırlar. -Bir başka firma pazara girmeye çalıştığında tepkileri çoğu zaman sert olur. Takipçi lider işletmelerin tepkisini çekmek istemiyorlarsa, onları rahatsız etmeyecek fiyatlandırma ve tutundurma politikaları izlerler. Gelişmiş ülke pazarlarına lider firma olarak girmek çoğu zaman hayli zordur. Bu pazardaki güçlü firmalar markaları, kalite ve diğer pazarlama politikaları ile yeni gelenlerin işini zorlaştırır., pazara girmelerini engeller, pazar paylarını arttırmalarına olanak sağlamazlar.

37 Rakiplerin Sınıflandırılması: Rakipler “uzak” ve “yakın” rakipler olarak 2 ye ayrılabilir. TOFAŞ ve OYAK Renault otomobil üreticileri olarak yakın rakiplerdir.Örneğin Renault Kangoo’yu pazara sürünce TOFAŞ buna Doblo ile yanıt vermiştir. Ancak pazarlama politikaları ve stratejileri oluşturulurken uzak, yani ilk bakışta rakip gibi gözükmeyen ürünlerin de dikkate alınmasında yarar vardır. Örneğin motorsiklet otomobiller için uzak bir rakip olarak görülebilirler, ancak Çin ve daha birçok ülkede yakın bir rakip olarak kabul edilmeleri daha gerçekçi olur.

38 Yurtdışı ve yurt içi rakipler; Güçlü Zayıf Uyumlu Uyumsuz Rakipler şeklinde de bölümlendirilebilirler. Zayıf rakipler genelde pazar payları düşük, yeni ürün geliştirme yetenekleri ve parasal güçleri az, dolayısı ile firma açısından önemli bir tehlike oluşturmayan rakiplerdir.

39 Güçlü işletmeler ise, finansal açıdan sağlam, atılgan, tüm adımları yakından izlenmesi gereken işletmelerdir. Uyumlu ya da iyi huylu rakipler piyasanın kurallarına uygun davranan, kendilerini rahatsız eden bir gelişme olmadığı sürece fiyat, ürün,dağıtım ve benzeri pazarlama politikalarında değişiklik yapmayan işletmelerdir. Uyumsuz rakipler ise yerinde duramayan, rakiplerinden sürekli müşteri çalmaya, pazar payını arttırmaya çalışan işletmelerdir. Bunlar beklenmeyen önemli fiyat indirimlerine giderek, yaygın reklam kampanyaları başlatarak pazardaki dengeleri yerinden oynatmaktan hoşlanırlar. Riske girmekten çekinmeyen bu rakipler diğerlerini de riske sokarlar.

40 Sonuç olarak pazarda rakipleri olan her işletmenin önce kaç tane ve ne tür rakibe sahip olduğunu belirlemesi, daha sonra da bu rakipler karşısındaki üstünlüklerini ve eksikliklerini irdelemesi gerekir. Benchmarking olarak adlandırılan ve rakiplerin gücü, özellikleri hakkında yapılacak olan bu araştırma onlara karşı ne tür bir politika izlenmesi gerektiğine ışık tutar rekabet gücü fazla mal veya hizmetlerin pazara sürülmesine yardımcı olur.

41 Kıyaslama (Benchmarking): Benchmarking; bir kuruluşun başarım düzeyini arttırmak amacıyla, herhangi bir zaman veya herhangi bir yerde (kendi içi de dahil olmak üzere) en doğru ve iyiyi bulmak için giriştiği bilgi arayışı, alımı, karşılaştırması ve bunun sonucunda, kuruluşun ulaştığı bu saptamaları alarak kendine uyarlanmasıdır. Bilgileşimde temel gaye, örnek alarak zayıf yönlerin geliştirilerek yüksek başarıya ulaşılmasıdır. Aslında tam olarak dilimizde karşılığı yoktur. Ancak genelde iş piyasalarında örnek edinme, örnekleme, kıyaslamak olarak karşılığını bulmaktadır. Bir işletmenin rekabet gücünü yükseltmek için başarılı performansa sahip başka işletmelerin, iş yapma tekniklerinin incelenmesi, kendi teknikleri ile kıyaslaması ve bu kıyaslamadan elde ettiği bilgileri kendi işletmesinde uygulaması anlamına gelmektedir.

42 Kıyaslama; “bir işletmenin kendi performansını yükseltebilmek için üstün performansı olan diğer işletmelerin incelenmesi, bu işletmelerin iş yapma usullerini kıyaslaması, bu kıyaslamadan çıkardığı sonuçları uygulaması” olarak tanımlanmıştır. Kıyaslama; bir firmanın performansını iyileştirmek için dünyanın herhangi bir yerindeki uygulamalarında ve süreçlerinde sıra dışı başarılar gösteren firmaları belirlemesi anlaması ve kendini daha iyi adapte etme sürecidir.

43 Türkiye’de çimento ve akaryakıt pazarlarına yabancı firmalar hakimdir. Süt ve Televizyon pazarına yerli firmalar hakimdir. Bir işletmenin yurtiçi pazarlama faaliyetlerinin niteliği ihracatını veya yurtdışı yatırımlarını olumlu veya olumsuz yönde etkileyecektir. Yurtiçinde geniş iç pazarı olan yığınsal üretim yapan firma fiyat açısından yurtdışında kolay rekabet edebilir. Yurtiçinde birçok farklı pazar bölümüne hitap eden, çeşitlendirilmiş mal ve hizmet bileşimine sahip firmalarında rekabet gücü dış pazarlarda artar.


"İTHALAT PAZARLAMASI Uluslararası pazarlama literatüründe çoğu zaman ithalat konusu ele alınmaz.ABD, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ekonomilerin sadece." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları