Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Devlet ve topluma ilişkin kavramların TÜRKIYE’DE ANLAŞıLıŞı.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Devlet ve topluma ilişkin kavramların TÜRKIYE’DE ANLAŞıLıŞı."— Sunum transkripti:

1 Devlet ve topluma ilişkin kavramların TÜRKIYE’DE ANLAŞıLıŞı

2 Devlet-Toplum  ‘‘Devlet’’, ‘‘idare’’, ‘‘hükümet’’ yasaları belirli kara sınırları üzerinde uygulayan sistem  Toplum, sosyal sistemler bütünü (belirli siyasi sınırlar içinde yer alan bütün sosyal sistem ve kurumlar)  Sivil toplum, birbirine eklemli örgütlü-koordineli hareket edebilen toplumsal kesim  2.Kamusal Alan: devletin ve bireyin bazı faaliyetlerinin cereyan ettiği sosyal mekan

3 Kamusallığın dönüşümü  Eski Yunan: kamusal alan insanın bütün faaliyetleri  Liberal özgürlük anlayış: bireyin küçük dünyası Sanayi devrimi üretim faaliyetlerini aileden kamusal alana kaydırdı (ev üretimi, fabrika üretimi). Kamusal alanda yeniden bir genişleme özellikle sosyal medya ile gerçekleşti. (yediği yemeği bile başkaları ile haber olarak paylaşmaya dönük davranışlar)

4 Kamusal alan:  Özel kişilerin kamuya ilişkin sorun ve çıkarlara ilişkin tartışmaların tartışıldığı bütün sosyal alanlar.  KA bazen devletin faaliyetlerinden ayrı tanımlanır bazen de hem sivil toplumun ve bireylerin, hem de devletin kamusal faaliyetlerinin cereyan ettiği alan olarak anlaşılır.  Koine (devletin etkinlik alanı) KA  Oikos (aile bireylerinin hareket alanı): Özel alan, Rousseau, Locke

5 Charles Taylor  Ona göre KA, ST’un görünürlük alandır. KA’yı belirleyen diğer temel kavram ise serbest pazar ekonomisidir. KA devletin etkinliğinin az, yurttaş etkinliğinin çok olduğu bir alandır.  KA bir toplumsal ilişkiler ARENASI, güdümlü değil iradi katılım ve etkileşim  Taylor, KA’nı tıpkı kilise gibi devlet dışı bir alan olarak görme eğilimindedir.  KA’da yarışan, etkileşim içine giren görüşler kamu yararını bulmaya hizmet eder.  Kamusal alan örnekleri:

6 Michael Walzer  KA: «davranış alanlarının davranış alanı»  KA devletten soyut bir alan değildir.  Devletle ST iç içe bir ilişki içinde  Etnik azınlıklar sivil kuruluşlar içinde etkinlik göstererek devlet organizasyonunu etkilerler. Bu da KA sayesinde olur. Bu nedenle KA aynı zamanda siyasi davranışların da gerçekleştiği alandır.

7 Demokratik olmayan ülkelerde KA  KA hem ST hem de siyasal toplumun (devlet) etkinlik alanıdır.  Otoriter siyasi sistemler KA’yı güdümlemeye çalışırlar.  Basının çalışma tarzı, Seçimlerde kullanılan imkanlar  Televizyonlarda muhalif görüşlere yer verme ya da vermeme  Basın patronlarının iş takip etmesi gibi hususlar bu konuda değerlendirme yaparken dikkate alınır

8 ST-Baskı Grubu?  baskı grubu/menfaat grubu siyasi iktidarın örgütlü bir şekilde etki altına alınması amaçlanır.  devletin belli politikalar izlemesini sağlamak için örgütlenmiş vatandaşlar;  Kazanımlar aynı alanda mensup olmayanlara da yarar  Baskı G. yasal tanımlıdır (baro, tabipler odası), Menfaat grubu her zaman tanımlı olmayabilir. (elde edilen kazanım sadece girişimcilerle sınırlı kalabilir) ST: gönüllü katılım

9 Sivil Toplum Kuruluşu  STK: Devletten ayrı, siyasi görüşlere mesafeli, toplumun politik olmayan kesimlerinde olup bitenleri KA taşımakta köprü işlevi  Kar amacı güdülmez, kamu erkinin boş bıraktığı alanlarda faaliyet gösterek kamu yararına hizmet eder.  Demokratik toplumun en önemli bileşenlerindendir. UA NGO’lar bazen ulusal otoriteleri etkilemek için milli STK’ları yanlış yönlendirebilir. Örgütlenme davranışı öğrenildiği oranda bu tür riskler azalır.  Cemaatler STK sayılabilir mi?

10 Üçüncü Sektör  Üçüncü sektör bazı kaynaklarda sivil toplum olarak ifade edilir.  Üçüncü sektör birinci (devlet) ile ikinci sektör (ekonomi) arasında kalan alan olarak da tanımlanır.  Sosyal devletin 1990’larda bürokrasi, yetersizlik gibi eleştiriler üçüncü sektöre olan ilgiyi tetikledi  Üçüncü sektör (STK’lar) modern toplumda bireyin yalnızlığını giderir. (bireyleşme karşısında denge)

11 Yurttaş Girişimi/Sivil İnsiyatif  1960’larda devletin yetersizliği ve sosyal devleti eleştirmek için gruplar oluşturuldu. İnternetle beraber etkinleşti.  Sosyal medya aktif yurttaşların toplumsal sorunlara doğrudan müdahil olarak fikrini açıklama, kamu yararının gerçekleşmesine katkı,  (ifade özg. ve örgütlenme hakkı)  Kamuoyu oluşturma  Barışçıdır  Gönüllülük esastır

12 Bir meşruluk dayanağı olarak ST  Doğu blokunun çöküşü sonrası buradaki aydınlar siyasi yönetime meşruluk dayanağı olarak ST görüşüne sarıldılar.  Batıdaki aydınlar da sosyalist görüşler önemini kaybedince ST’ci oldular.  Türkiye’de de benzer eğilimler görüldü.  Solcular devlet karşıtlığına dayanak

13 Sivil topluma ilgiyi artıran yeni etkenler  Kültür ve çevresel sorunlarla devletlerin yeterince ilgilenmemesi  Devletin ideolojiden uzaklaşması, liberal ekonomi anlayışının yaygınlık kazanması  Devletin yok olacağını savunan sosyalist öğretinin zayıflaması ve iktidara muhalefet için yeni dayanak arayışı

14 Sosyal devletin toplumsal talepleri karşılamada yetersizliği  Liberal devlet: birey  Sosyal devlet: birey+sosyal gruplar  Amaçları ortak.  Devletin ekonomi ve sosyal hayata fazlaca müdahil olması beraberinde başarısızlığı da getiriyor  ST ve KÜRESELLEŞME taraftarları toplumun devletin başaramadığını serbest ekonomi ve gönüllü girişimlerle çözeceklerine inanıyorlar.

15 Etkenler (devam)  ST tartışmalarında dile getirilen görüşler arasında sosyal devlet gibi temsili demokrasinin de yetersiz olduğu, bu nedenle kamusal kararların yurttaş katılımı ile alınması görüşü dile getirilir  (J. Schumpeter bu görüşü 1950’de «grupların katılımı ile karar alma» diye formüle etmişti.  Dile getirilen görüşler devletin egemenlik yetkisini STK ve yurttaş grupları ile paylaşmasını öğütleyen bir eğilime kadar uzanır.

16 Sivil Toplumun Tanımı  J. Keane sivil toplum kavramı o kadar «belirsiz» bir kavramdır ki siyaset biliminden onu atmak gerekir.  Haberson/Gellnerr:  «devlet toplum ilişkilerinin karşılıklı bağımlılığını ifade eden analitik bir kavramdır. Bu analitik yaklaşım, devlet açısından bakıldığında, devletin toplumdan ayrı olduğunu ima eder ve onun özerkliğinin niteliğini, derecesini ve sonuçlarını inceler... Toplum açısından bakıldığında ise kendine özgü gelişme dinamiği veya ilkesi, yerleşik karar alma ve ihtilaf çözme yöntemleri anlamında kurumlaşmış yapıları bulunan, devletten bağımsız bir toplumsal alanın var olma imkanıdır»

17 Sivil Toplum tanımları (devam)  Hans –Peter Dürr ‘‘entelektüel ve zihinsel olarak üretken, etik ve moral boyutları bulunan ve birbiri ile etkileşim içindeki özgür bireyler arasındaki dayanışma’’  Habermas: ‘‘yurttaşların bir araya gelerek...gruplar (kamular) oluşturmaları, devletin etki alanı ve ekonomi alanı dışında gönüllü olarak bir araya gelerek sosyal ilişkilerde ürettikleri yapılar ve oluşturdukları iletişim yapıları

18 Sivil toplum tanımları (devam)  J. Keane ST tanımına ekonomik alanındaki üretim sektörünü ve baskı gruplarını da dahil eder.  Keane gibi bir çok yazar ST tanımında serbest liberal ekonomi sektörünü (kendiliğinden yürüyen bir sektör olmasından hareketle) dahil ederler.  Keane: «üyeleri öncelikle devlet dışı faaliyetlerle -ekonomik ve kültürel üretim, ev yaşamı ve gönüllü birlikler- uğraşan ve bu faaliyetler aracılığıyla devlet kurumları üzerinde bir çeşit baskı ve denetim uygulayarak kendi kimliklerini koruyan ve dönüştüren kurumların oluşturduğu bir bütün»

19 Sivil toplum tanımları (E. Schils)  Schils ST tanımında «sivil ruh» kavramına ağırlık verir.  Sivil ruh «kamu yararının amaçlayan» davranışlar, demokrasiyi özümseme  ST’dan bahsetmek ancak liberal bir siyasi sistemde mümkündür.  Düşünce özgürlüğünün var olduğu, din ve vicdan özgürlüğünün saygıyla karşılandığı, siyasal partilerin serbestçe kurulabildiği ve faaliyet yürüttüğü, basın özgürlüğünün bulunduğu, memurların yurttaşlara tarafsızca hizmet sunduğu, yasama organı toplantılarının kamuya açık cereyan ettiği toplumlarda ST den söz edilebilir.

20 Charles Taylor (ST tanımı)  Kamusal alan tanımına benzer şekilde  ST: Ekonomi ve kamusallığın devletten ayrı olarak bir araya gelmesi  ST’u amalgama benzetmesi, aslında sivil toplumun devletle bir geçişkenlik ilişkisi içinde olduğunu gösterir.

21 Taylor (ST tanımı devam)  ST özellikleri:  1-Genel anlamda devlet tarafından yönlendirilmeyen bireylerin özgür iradeleriyle örgütlenmelerin varlığı.  2-Dar anlamda toplumda sivil toplum kuruluşlarının kendi aralarında devletin yönlendirmesi olmaksızın koordineli davranabilmeleri.  3-Sivil toplum kuruluşlarının devlete alternatif faaliyetler üretebildiği, devlet politikalarını etkileyebildiği örgütlenmelerin var olduğu toplumsal durum.

22 M. Walzer  devlet ve sivil toplum öğelerinin birbirinden ayrı değil iç içe  Homojen ve tek yanlı bir siyasete dayalı devlet anlayışının egemen olduğu totaliter yönetimler başarısızlığa mahkumdur.  devletin kendi ideolojisinden ayrı görüşleri ortaya koyan sendikalar, kilise, üniversiteler ve hatta illegal toplumsal katmanların varlığını hiçbir zaman ortadan kaldıramayacağıdır.

23 11.Türkiye'de Sivil Topluma İlişkin Görüşler ve Siyasal Sisteme Yansımaları  Asaf S. Akat: bireyin devletten izin almadan girebildiği toplumsal ilişkiler, gerçekleştirebildiği toplumsal etkinlikler" olarak tanımlar.  Akat, devlet ile sivil toplum arasında tersine bir ilişki kurar; biri güçlü ise diğeri zayıftır.  Akat’a göre devletin bir ideolojisi ve dini olmamalı.  Türkiye’de ST arayışında ekonomik gelişmemişlik ve entellektüel sığlık nedeniyle hemen her görüşü kısa sürede gerçek özünden uzaklaştırmakta ve konu bir siyasal sistem krizi olarak değerlendirebilmektedir.

24 Türk aydınlarının temel sorunu  Ülkemizde sivil toplumun beklenen işlevi yerine getirdiğini tam olarak söyleyebilmek için sivil topluma yönelen grupların aynı zamanda sivilliği ve uzlaşmayı özümsemiş olmaları gerekir. Bunun böyle olduğunu ileri sürmek oldukça zordur.  Şiddetin açıkça dışlanmaması, özgün görüş serdedenlerin kolayca ötekileştirilmesi temel sorunlar arasındadır.

25 Sosyal medyanın sivil topluma yansıması  Siyasi sınırların önemi kaldı mı? (ulusötesileşme)  Sanal kamusal alan  Sanal demokrasi/yalan demokrasi (telefonla ücret mukabili topic trend? (parayı veren düdüğü çalar)  Dıştan siyasi müdahale ve iç karışıklık yaratmak daha fazla mümkün (özellikle yarı cahil toplumlar açısından)  Bir ülkenin kredi notunun düşürülmesi hemen duyulur oldu.

26 küreselleşme  Nuh Tufanı benzetmesi  Kanguru? Avustralya yerlisi?  1962, ilk kullanımlar  Hermann Schwengel “Küreselleşmenin Avrupa Boyutu” 15 Kasım 1975’te düzenlenen dünya ekonomi zirvesini milat sayar  Konteyner  Eski Yunanda dünyayı ifade için «kozmopolis» terimi kullanılırdı.

27 Köklü dönüşüm olarak küreselleşme  Fransız devrimi  1815 Viyana Kongresi ile Napolyon tahttan feragat etti, 1914’e kadar aralarında savaşmadılar, bu durumu Avrupalılar «dünya politikası» olarak adlandırdılar  17 Ekim Bolşevik Devrimi, hep yeni bir çağ olarak nitelendi ve bütün dünyada bu devrimlerin yansımaları oldu  Berlin Duvarının yıkılması 1989

28 Küreselleşmenin kavramsallaşması yolunda (N. Luhmann)  1960’larda kıtalar arası Havayolu seyahatlerinin artması ile dünya için «global köy» söylemi dillendirilmeye başladı.  Niklas Luhmann, 1971 de «dünya toplumu»nu kullanır  1998’de «dünya toplumu» (egemenliğin devletler arasında paylaşımı, UA örg. bağımsız egemenlik kullanımının görece hale gelmesi)  Eski toplum (societas civilis) yeni topluma «dünya toplumuna dönüşmüştür.  Luhmann bilim ve iletişim alanında gerçekleşen baş döndürücü gelişmelerin yeni bir toplum tanımı yapmayı zorunlu kıldığını söyler.

29 Yeni bir toplumdan söz etmek ne kadar gerçekçi?  Gelenekler hala toplumların kültürel varlığının gücünü gösteren çok önemli göstergelerden biri. Ama sanal buluşma mekanları aile kurumunu tehdit etmekte, kişiler çift kimlikli olarak sanal dünyada cirit atmaktadır.  Ama yeni yaşam tarzları, yepyeni davranış tarzları türedi.  Artık protesto çağrıları sosyal medyadan yapılır oldu, sanal ticaret, sanal demokrasi birer olguya dönüştü  Luhmann kavramsallaştırması devletlerin reel politikaları karşısında zayıf kalmaktadır.

30 Jürgen Gantzel «dünya toplumunda iktidar ve özgürleşme», 1975  Dünya toplumu;  1-Küreselleşme Avrupa’da doğmuştur, dönüm noktaları coğrafi keşifler ve merkantilist ekonomidir, sekülerliğe ve sivil topluma dayanır.  2-hiyerarşiktir, güç devletler arasında eşit dağıtılmamıştır.  3-güçlü devletlerden yana bir tek taraflı bağımlılık demektir.  Aynı eserde Karl W. Deutsch’un makalesi de «dünya toplumunda bağımlılık» başlığını taşıyordu.

31 1980’lerde küresel toplum tartışmaları  H. Peter, 1982’de küresel toplumun sadece hükümetlerin etkin oldukları bir eylem alanına indirgenemeyeceğini savunmaktaydı.  Çevre sorunları, nükleer silah tehlikesinin sadece tarafları tehditle sınırlı kalmaması, iletişimin yoğunlaşması toplumların artık bir arada düşünülmesini kolaylaştırıcı etkenler arasındaydı.  D. Frei tarafından 1987’de kaleme alınan makale “Bağımsız Devletlerden Oluşan Global Sistemin Doğuşu” adlı eser

32 Dünya toplumunda bireyler de etkindir  H. Peter 1982’de küresel toplum sadece hükümetlerin değil bireylerin de etkin oldukları bir eylem alanıdır.  Çok uluslu şirketlerin artması ekonomiye yeni bir özellik katmıştır.  Günümüzde hükümet dışı örgütler (NGO) de uluslararası alanda etkinlik sahibidirler. O kadar ki örneğin ABD hakkında operasyon yapacağı devletler hakkında önce küresel kredi kuruluşları ve STK’lar üzerinde karalamada bulunmakta, daha sonra bu devleti yalnızlaştırmaya çalışmakta, sonra da o ülkede yönetim değişikliği ile sonuçlanacak eylemlerde bulunmaktadır.

33 Küreselleşme ile ilgili Popüler Kavramlar  2000’lerden önce daha çok dünya toplumu terimi kullanılırken artık KÜRESEL TOPLUM kavramı tercih edilmektedir.  Küreselleşme sürecinde aynı anda karmaşık, melez ve çok sayıda süreç eş zamanlı gerçekleşebilmektedir. Bu süreçler bazen birbiriyle çelişkilidir. Örneğin küreselleşme süreci mikro milliyetçiliği arttırmış ve mahalli kimliğe vurguyu güçlendirmiştir. Diğer yandan müzik ve kültür ürünlerinde, tüketim mallarında dünya çapında bir homojenleşme, tek- tipleşme süreçleri gözlemlenmektedir

34 Küreselleşmenin yansımaları  Ekonomi alanında yaşanan eskiden farklı özelliklere sahip gelişmeler.  Rekabet bir nevi sosyal darwincilik gibi algılanmaktadır (kalan sağlar bizimdir!)  Olayların, sorunların ve uyuşmazlıkların ulus ötesi hareket alanlarının boyutlarının genişlemesi süreci (uluslararasılaşma)  Bazen paralellikler bazen de çelişkilerin bir arada görüldüğü bir süreç.  kültür, ekonomi, siyaset ve sivil toplum anlayışlarının birbirine indirgenemediği ama varlığını yan yana sürdürdüğü bir karmaşıklık.

35 Küreselleşmenin belirtileri  dünya çapında görsel kültür öğeleri akışı ve değişimi;  ulus ötesi (çok uluslu) holdinglerin giderek etkisini arttırması,  küresel çapta yaygınlaşan yoksulluk,  bütün dünyayı etkisi altına alan çevre kirlenmesi  Ulusötesi kültürel çekişmelerin neden olduğu çatışmalar olarak cevap vermektedir (S. Huntington MEDENİYETLER SAVAŞI)  Zaman ve mekanın klasik manasının değişmesi! Skaype ile görüşmeler

36 Küreselcilik  küreselleşmeyi aşırı hoş karşılayan ideoloji  dünyanın artık tek bir küresel köye dönüştüğü noktasından hareketle zengin ülkelerin diğerlerine dayatmada bulunmalarını normal karşılayan ve diğer toplumların bu süreçte edilgen konumda olacakları anlayışına dayanan bir süreçtir.  Küreselciliğin küreselleşme ve küresellikten ayrılması gerekir. Küreselcilik her ikisinden de farklı olarak neo liberalci politikaları ifade eder.

37 Neo-liberal ideoloji  Küreselcilik sol düşünce çevrelerince negatif içerikli bir terim olarak kullanılır. Buna göre küreselcilik yeni liberalizm ideolojisinin bir ifade tarzıdır.  Kuzeyin güneyi kontrol altında tutma ve sömürmesi öne çıkar.  İlginç olan çoğu güney yarım küreli yazarın da ateşli birer “küreselci” olmalarıdır.  Neo-liberal ideoloji ABD’deki muhafazakar sağ çevrelerce BOP şeklinde paketlenip Ortadoğulu SIĞ entellektüellere ve siyasetçilere servis edilmiştir.

38 Anti Küreselcilik (hazırlıksız entellektüeller: istemezükçüler)  Küreselciliğin “karşı ideolojisi” “anti küreselcilik” terimi ile ifade edilmektedir.  Bütün kötülükleri küreselleşme ile bağlantılı olarak açıklama eğilimi  Globalleşme karşıtlığı SSCB dağıldıktan sonra sol düşüncenin ilk kez yeniden sahneye çıkışı olarak da nitelendirilir. Ne var ki kapitalizm karşıtlığına dayalı bu akımlar belirli bir sistem oluşturmamakta, bölük pörçük düşünceler demeti özelliği arz etmektedir.

39 Hem sol hem de sağı birleştiren kavram: anti küreselcilik  Karasal devletin yıpranması sağ çevreleri anti küreselciliğe yöneltti  Avrupa dışı coğrafyada küreselleşme taraftarlığı kadar karşıtlığı da görülür. Buradaki karşıtlık bu süreci daha çok Batı dünyasının “kültür emperyalizmi” olarak algılar. Bu bağlamda küreselleşme Batı dünyası lehine oluşturulmaya çalışılan siyasi ve kültürel alanda bağımlılığın ve yeni ekonomik anlayışın taşıyıcısı işlevi görmektedir.  2001 New York ikiz kulelere saldırı ABD tarafından küreselciliği dayatma aracı olarak kullanıldı. Bu saldırgan politika anti küreselcilere olan ilgiyi arttırdı. Bertrand Russel

40 Anti küreselciler de aynı teknikleri kullanıyor  DTÖ toplantıları binlerce kişi tarafından protesto edilmektedir. Protesto çağrıları sanal dünyada gerçekleşmektedir.  Küreselleşmeyi protesto edenler gerçekte “küreselleşme karşıtı” olarak değil olsa olsa “küreselleşme taraftarlığı karşıtı” olarak adlandırılabilirler.  Yapılan yaygın protestolar cılız da olsa bazı uygulamaların gözden geçirilmesini sağlayabilmektedir.  Danimarka’da 1992’de AB de tek para birimine geçmeyi de öngören Maastricht Antlaşmasının öngördüğü parasal birliğe geçişin reddedilmesi; bu ülkelerdeki iktidar ve muhalefet politikacılarının izledikleri Avrupa yanlısı tutum ve propagandalara rağmen olmuştur.

41 Küreselci ve anti küreselci popülizm  Küreselleşme eleştirileri çoğu zaman popülizm kokmaktadır. Fakat bu eleştirileri hemen anti semitizm ya da otoriterlik taraftarı olarak nitelemek de bir nevi küreselci popülizmidir.  ABD’de küreselleşmeyi adeta bir din gibi benimseyen “yeni muhafazakar” çevrelerin aşırı sağdan daha demokratik oldukları daha hoşgörülü olduklarını söylemek gerçeklerle uyuşmayacaktır.

42 Küresellik  Küresellik küreselleşme olgusunun daha iddialı bir şekilde ileri sürülmesidir.  Küresel bir dünya toplumunun varlığı baştan itibaren doğru bir varsayım olarak kabul edilir.  Küresel toplumun bir bütün oluşturduğu; çok boyutlu ve çok merkezli olduğu, belli bölgelerde farklılıklara yol açan siyasi boyutlarının bulunduğu görüşü egemendir.  Küresellik gerilim üretir. Bu gerilimler;  etnik parçalanma, egemen kültür ve sanat eğilimlerinin mahalli kültürleri yok etmesi, dünyanın tek kutuplu hale gelmesi sonucu kapitalistleşmenin yol açtığı sonuçlar

43 Küresellik modernlik midir?  Bazı yazarlar küreselliği modernliğin yol açtığı ve içinden çıkamadığı bir kriz olarak niteler.  Bu nedenle küreselliği modernleşmenin dönüşümü, yeni bir biçimi olarak yorumlamak gerekir.  Belki de küreselliği Avrupa’nın Avrupalılaşması olarak okumak gerekir.  Robertson, küreselleşmeyi dünya çapında sosyal ilişkilerin yoğunlaşması.

44 Küresellik (devam)  Küreselleşme ve küresellik arasındaki fark, küreselleşmenin bir süreci küreselliğin ise modernlik gibi bir durumu, kendine has dinamikleri olan küresel toplumu ifade ediyor olmasıdır.  Küresellik, bir nevi küreselleşme sürecinin yol açtığı tablonun bir anlık fotoğrafı gibi düşünülebilir.

45 Dönüşümlü modernleşme  U.Beck: I.modern: ulus devleti doğuran süreç  II.modern küreselleşmeyi doğuran modernleşme (kapitalizmin yeni versiyonu)  birinci modern ile ikinci modern arasındaki başlıca fark küresel durumun ikinci modernde önceden öngörülememesidir.  Dönüşümlü modernleşme Beck tarafından kriz sonrası ortaya çıkan cevaplanması gereken zorunlu bir soru olarak değil, “bireyselleşmenin açık bir galibiyeti” olarak lanse edilir.

46 Dönüşümlü modernleşme (II.modern)  Birinci ve ikinci modern arasındaki en önemli fark ikinci modernde görülen küreselliğin geri dönülmez bir gelişme olmasıdır. Yani çok boyutluluk, çok merkezlilik, sınırlılık, ulusal ve ulus ötesi aktörler arasında bir kedi fare oyunu söz konusudur.  Birinci dünyada mekân ve zaman aşılamayan değerlerdi. Oysa ikinci dünyadaki “sanal” hareket ve yer değiştirme olanağı zaman farklılığını ve mekânsal uzaklığın önemini asgari düzeye indirmiştir. Mekân giderek daralan ve bir biri ile örtüşen bir varlığa dönüşmüştür.


"Devlet ve topluma ilişkin kavramların TÜRKIYE’DE ANLAŞıLıŞı." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları