Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

1. İ çindekiler Sinir Sisteminin Anatomi Ve Fizyolojisi, Sinir Sistemi Hücreleri, Nörotransmetterler, Nöron Tipleri, Sinir Sistemi Fonksiyon Ve Bölümleri,

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "1. İ çindekiler Sinir Sisteminin Anatomi Ve Fizyolojisi, Sinir Sistemi Hücreleri, Nörotransmetterler, Nöron Tipleri, Sinir Sistemi Fonksiyon Ve Bölümleri,"— Sunum transkripti:

1 1

2 İ çindekiler Sinir Sisteminin Anatomi Ve Fizyolojisi, Sinir Sistemi Hücreleri, Nörotransmetterler, Nöron Tipleri, Sinir Sistemi Fonksiyon Ve Bölümleri, 1. Santral Sinir Sistemi 2. Periferik Sinir Sistemi 3. Otonom Sinir Sistemi Sinir Sistemi Tanı Yöntemleri Kaynakça 2

3 S İ N İ R S İ STEM İ ANATOM İ VE F İ ZYOLOJ İ S İ Sinir sisteminin normal fonksiyon bozukluklarını anlayabilmek için sinir sistemi anatomi ve fizyolojisini bilmek gerekir. 3

4 4

5 Sinir sistemi motor, duyusal, otonom, bili ş sel ve davranı ş ile ilgili i ş levlerin kontrolünden sorumludur. Sinir sistemi merkezi sinir sistemi (MSS), periferal sinir sistemi (PSS) ve otonom sinir sistemi olmak üzere ba ş lıca üç bölümden olu ş ur. 5

6 6

7 Sinir Sisteminin Hücreleri -1 Sinir sistemi nöroglia ve nöron olmak üzere iki tip hücreden meydana gelmi ş tir. 1. Nöroglia Hücreleri: Yunan kökenli bir sözcük olan ‘‘glia’’ yapı ş kan veya bir arada tutma özelli ğ i olan anlamındadır. Glia hücreleri sinir sisteminin nöronlarına koruma, beslenme ve yapısal destek sa ğ lar. Nöronlardan be ş veya daha fazla nöroglia hücresi vardır. Mitoz bölünme ile ço ğ alır. Primer sinir sistemi tümörlerinin en yaygın nedenidir. 7

8 Sinir Sisteminin Hücreleri-2 2. Nöronlar (Sinir Hücreleri): Sinir sisteminin temel anatomik ve fonksiyonel birimidir. Sinir uyarılarını iletir. Nöron hücre gövdesi, akson ve dentrit olmak üzere üç bölümden olu ş ur. 8

9 Sinir Sisteminin Hücreleri-3 Nöronların hücre gövdeleri merkezi sinir sisteminde bulunurlar ve kemik ile korunurlar. Hücre gövdesi nöronun ana bölümüdür. Dendrit: Hücre gövdesinde impulsları iletir. Akson: sinir impulsunu hücreden uza ğ a iletir. Mikroglialar : Fagositoz özelli ğ ine sahip makrofaj tipi hücrelerdir. Beyin dokusunda az bulunur. 9

10 Sinir Sisteminin Hücreleri-4 Dentritten daha uzun olan aksonlar, sinir hücrelerinden aldıkları uyarıyı ileten sinir lifleridir. Aksonun etrafı miyelin kılıfı denilen bir zarla çevrilidir. Miyelin kılıfı, kılıf hücreleri tarafından sentez edilen bir lipoprotein olan miyelinden olu ş ur. Periferik sinir sisteminde yer alan aksonlarda bu kılıf Schwann hücrelerinden olu ş ur. 10

11 Sinir Sisteminin Hücreleri-5 Miyelin kılıfı belirli aralıklarla (1-3 mm) Raniver bo ğ umları ile bölünmü ş tür. Santaral sinir sisteminde bu miyelinizasyonu Schwann hücrelerine benzeyen oligodendroglial hücreler sa ğ lar. 11

12 Sinir Sisteminin Hücreleri-6 Bir sinir hücresi öldü ğ ünde yenilenmesi mümkün de ğ ildir. Do ğ umda vücutta tüm sinir hücreleri vardır. Vücut yeni sinir hücresi üretemez. Sadece aksonu zarar gördü ğ ünde hücre kendini yenileyebilir. Sinir lifinin ucu ile kas lifi arasındaki ba ğ lantıyı sa ğ layan olu ş uma ‘‘nöromüsküler ba ğ lantı’’ denir. Sinir hücresi ile sinir sonu ba ğ lantılarına sinaps denir. Sinapslar tüm uyarıları sinirler boyunca iletir. Sinir Sisteminin Hücreleri-6 Bir sinir hücresi öldü ğ ünde yenilenmesi mümkün de ğ ildir. Do ğ umda vücutta tüm sinir hücreleri vardır. Vücut yeni sinir hücresi üretemez. Sadece aksonu zarar gördü ğ ünde hücre kendini yenileyebilir. Sinir lifinin ucu ile kas lifi arasındaki ba ğ lantıyı sa ğ layan olu ş uma ‘‘nöromüsküler ba ğ lantı’’ denir. Sinir hücresi ile sinir sonu ba ğ lantılarına sinaps denir. Sinapslar tüm uyarıları sinirler boyunca iletir. 12

13 Sinir iletisinin olması için aksiyon potansiyelinin gerçekle ş mesi gerekir. Aksiyon potansiyeli: Sinir hücreleri dinlenme evresindeyken hücre içinde negatif bir elektrik ş arjı gerçekle ş ir. Hücre dı ş ında (+) iyon yüklü sodyum iyonları (Na+), hücre içinde (+) iyon yüklü potasyum iyonları (K+) yüksek konsantrasyondadır. Hücre içi ve hücre dı ş ındaki bu farklılık hücre membranına kar ş ı bir elektrik ş arjı olu ş masına neden olur. Bu dinlenme membran potansiyeli olarak tanımlanır. 13

14 14

15 Aksiyon potansiyelinde hücre membranın sodyum iyonlarına geçirgenli ğ i fazladır, daha fazla sodyumun hücre içine girmesini sa ğ lar. Hücre membranına kar ş ı bir voltaj de ğ i ş ikli ğ i olur. Buna depolarizasyon denir. Hızla geli ş en depolarizasyondan çok kısa süre içerisinde sodyum kanalları kapanır ve potasyum iyonlarının hücre dı ş ına do ğ ru hızla diffüzyonu normal negatif dinlenme potansiyelinin yeniden olu ş masını sa ğ lar. Buna membran repolarizasyonu denir. 15

16 Sinaps: İ ki nöron arasındaki yapısal ve fonksiyonel ba ğ lantılara denir. Sinir uyarısının bir nörondan di ğ erine ya da nörondan afferent organa (kas lifi, salgı bezi hücresi vb.) iletildi ğ i noktadır. Nörotransmitterler: Bir nörondan di ğ erine ya da nörondan özel hedef dokulara mesajların iletimini sa ğ layan kimyasal maddelerdir. Sinaptik dokularda yapılır ve depolanır. 16

17 NÖROTRANSM İ TTERLER Asetilkolin: Nöromuskuler kav ş aklarda, merkezi sinir sisteminde ve periferik sinir sisteminde bulunur. Parasempatiklerde nörotransmitter asetilkolindir. Kolinesteraz: Asetilkolini etkisiz hale getirir Norepinefrin: Sempatik nöronlardaki nörotransmitterdir. Katechol-Omethyl transferase (COMT) veya monoamine oxidase(MAO) norepinefrini inaktive eder. Di ğ er nörotransmitterler dopamin, GABA, glutamat, ve serotonin. 17

18 18

19 NÖRON (S İ N İ R HÜCRES İ ) T İ PLER İ Nöronlar üç grupta sınıflanırlar: Duyu (sensoriyel) nöronlar : Reseptörlerden aldı ğ ı duyumu santral sinir sistemine iletir. Motor nöronlar : Santral sinir sisteminden aldıkları uyarıları kas ve bezlere iletirler. Ara nöronlar NÖRON (S İ N İ R HÜCRES İ ) T İ PLER İ Nöronlar üç grupta sınıflanırlar: Duyu (sensoriyel) nöronlar : Reseptörlerden aldı ğ ı duyumu santral sinir sistemine iletir. Motor nöronlar : Santral sinir sisteminden aldıkları uyarıları kas ve bezlere iletirler. Ara nöronlar 19

20 S İ N İ R S İ STEM İ N İ N FONKS İ YONLARI VE BÖLÜMLER İ Sinir sistemi vücudun motor, duyusal ve otonom fonksiyonlarını yönetir. Sinir sistemi fonksiyonlarına göre üç temel sisteme ayrılır. Bunlar : 20

21 Merkezi Sinir Sistemi Periferik Sinir Sistemi Otonomik sinir sistemi BeyinKranial sinirlerSempatik Spinal kord (omurilik)Spinal sinirlerParasempatik 21

22 SANTRAL S İ N İ R S İ STEM İ -1 BEY İ N: Birbiriyle ba ğ lantılı çalı ş an birçok bölümü vardır: SANTRAL S İ N İ R S İ STEM İ -1 BEY İ N: Birbiriyle ba ğ lantılı çalı ş an birçok bölümü vardır: 22

23 SANTRAL S İ N İ R S İ STEM İ -2 Ventriküller: Beyin içindeki sıvı bo ş luklarıdır. Beyin omurilik sıvısı içerir. Dört adettir:  İ ki lateral (yan) ventrikül  Üçüncü ventrikül  Dördüncü ventrikül 23

24 SANTRAL S İ N İ R S İ STEM İ -3 Medulla Spinal korddan ponsa kadar uzanır. Görevleri: Hayati fonksiyonları sa ğ layan merkezler içerir. (dola ş ım, solunum) Bu nedenle oksipital kemik kırıkları ani ölüme yol açar. Ayrıca burada öksürme, hap ş ırma, yutma, kusma refleks merkezleri buradadır. 24

25 SANTRAL S İ N İ R S İ STEM İ -4 Pons: Medullanın önünde yer alır. Pons içinde solunum merkezi yer alır, medulla ile birlikte solunum ritmini sa ğ lar. 25

26 BEYİN OMURİLİK SIVISI(BOS)-1 Su gibi berrak olan bu sıvı yaralanmalarda bir su yastığı görevi yaparak beyni çarpma ve darbelerden korur. Ayrıca beyin ile kan arasındaki besin maddesi ile atık madde değişimini sağlar. Bos sıvısının basıncı mm/Hg dir 26

27 BOS ‘un Özellikleri ► Miktarı: ml ► Özgül ağırlığı: 37°C’de 1006 ( ) ► Günlük sentez: ml 27

28 28

29 BEYİN OMURİLİK SIVISI(BOS)-2 Kafatası kırıklarında koruyucu dış tabakalar zarar gördüğünde dışarı akabilir. En sık görülen burun (rinore) ve/veya kulaktan (otore) olan akmalardır. 29

30 SANTRAL S İ N İ R S İ STEM İ -5 Serebellum (beyincik): Beyinin oksipital loblarının altında yer alır. Fonksiyonlarının ço ğ u hareket ile ilgilidir. Kas tonusunun düzenlenmesi, Dengenin sa ğ lanması Postürün sürdürülmesi, Bu i ş levler bilinçdı ş ı gerçekle ş ir. Örn: Bir kalemi tutmak istedi ğ imizde kasların koordine hareketini serebellum sa ğ lar. 30

31 SANTRAL S İ N İ R S İ STEM İ -6 Serebrum İ ki hemisfer (yarıküre)den olu ş ur. Yüzeyini serebral korteks (kabuk) denilen gri madde olu ş turur. Serebral korteks fissür veya sulkus denen girintiler ve girus denilen kıvrımlar içerir. Serebral korteks loblardan olu ş ur. 31

32 32

33 SANTRAL S İ N İ R S İ STEM İ -7 SP İ NAL KORD (MEDULLA SP İ NAL İ S) Beyine giden ve beyinden gelen uyarıları iletir. Kanalis vertebralis içinde yer alır. Menings denilen zarla kaplıdır. İ çindeki gri materyel H harfi ş eklindedir: Motor nöron hücreleri içerir. Dı ş taki beyaz materyal ise myelinle kaplı aksonlardan olu ş ur. Sinir lifleri traktüsler (yollar) ş eklinde grupla ş mı ş tır. 33

34 SANTRAL S İ N İ R S İ STEM İ -8 Asenden (yükselen) tractuslar: ( dorsal kolon ve spinotalamik traktus gibi) beyine uyarılar ta ş ırlar Desenden (inan) tractuslar: (corticospinal ve rubrospinal tractus gibi) beyinden gelen motor uyarıları ta ş ır Santral kanal: Beyin omurilik sıvısı içerir, beyin içindeki ventrikül denen bo ş luklarla ili ş kilidir. 34

35 PER İ FERAL S İ N İ RLER Duyu ve motor nöronlar birlikte periferal sinir sistemini olu ş tururlar. 35

36 PER İ FERAL S İ N İ RLER-1 SP İ NAL S İ N İ RLER Dorsal kök: Duyu nöronlarından olu ş ur. Uyarıları spinal korda ta ş ır. Ventral kök: Motor köktür. Motor uyarıları spinal kolondan kas ve bezlere iletir. Hücre gövdeleri spinal kordun gri materyeli içinde yer alır. Ganglionlar vertebral kanal içinde yer alırlar ve bu ş ekilde hasara kar ş ı koruma altındadırlar. 36

37 37

38 PER İ FERAL S İ N İ RLER-2 İ ki sinir kökü (ventral ve dorsal) birle ş erek mikst (karma) sinir olan spinal siniri olu ş tururlar. 31 çift spinal sinir mevcuttur. 38

39 PER İ FERAL S İ N İ RLER-3 KRAN İ AL S İ N İ RLER Sinir hücreleri kranyum içinde yer alır. 12 çift kranial sinir mevcuttur. 39

40 SP İ NAL KORD REFLEKS İ Refleks: Uyarıya verilen istem dı ş ı yanıttır. Otomatik olu ş an bir eylemdir. Spinal Kord refleksleri: Do ğ rudan beyinle ilgili olmayan, ancak beyin tarafından kontrol edilebilen (baskılanabilen veya arttırılabilen) reflekslerdir. 40

41 SP İ NAL KORD REFLEKS İ - REFLEKS ARK Refleks Arkının Be ş temel bölümü var: 1. Reseptörler: Bir de ğ i ş ikli ğ i algılar (uyaran) ve impuls olu ş turur. 2. Sensoryel (duyu) nöronlar: İ mpulsları reseptörden SSS ne iletir. 3. Santral Sinir Sistemi (SSS): Bir veya daha fazla sinapslar içerir. 4. Motor nöronlar: İ mpulsları SSS den kas veya beze iletir. 5. Efektör (kas, bez): Eylemi gerçekle ş tirir. SP İ NAL KORD REFLEKS İ - REFLEKS ARK Refleks Arkının Be ş temel bölümü var: 1. Reseptörler: Bir de ğ i ş ikli ğ i algılar (uyaran) ve impuls olu ş turur. 2. Sensoryel (duyu) nöronlar: İ mpulsları reseptörden SSS ne iletir. 3. Santral Sinir Sistemi (SSS): Bir veya daha fazla sinapslar içerir. 4. Motor nöronlar: İ mpulsları SSS den kas veya beze iletir. 5. Efektör (kas, bez): Eylemi gerçekle ş tirir. 41

42 OTONOM S İ N İ R S İ STEM İ İ ki bölümü var:  Sempatik  Parasempatik Bu iki sistem birbirine zıt olarak çalı ş ır. İ ki sitemin bütünlü ğ ünü hipotalamus sa ğ lar OTONOM S İ N İ R S İ STEM İ İ ki bölümü var:  Sempatik  Parasempatik Bu iki sistem birbirine zıt olarak çalı ş ır. İ ki sitemin bütünlü ğ ünü hipotalamus sa ğ lar 42

43 43

44 OTONOM S İ N İ R S İ STEM İ -1 SEMPAT İ K S İ STEM Sempatik sinirlerin hücre gövdeleri spinal kordonun torasik ve bazı lumbal bölümlerinde yer alır. Aksonları spinal kolonun hemen yanında yer alan sempatik ganglionlara uzanır. Burada ki nöronlarla sinaps yapar ve daha sonra bir çok efektör organa ula ş ır. 44

45 OTONOM S İ N İ R S İ STEM İ -2 Stresli durumlarda (örn; öfke, korku, anksiyete, egzersiz) baskındır. Kalp hızını artırır. İ skelet kaslarında damarları geni ş letir ve daha fazla oksijen sa ğ lar. Bron ş ları geni ş letir, oksijen alımını artırır. Karaci ğ erde glikojenin glukoza dönü ş ümüyle enerji sa ğ lar. Sindirim sisteminde peristaltizimi yava ş latır. Ciltte damar büzücü (vazokonstriktör) etki yapıp kanın daha hayati organlara (beyin, kalp, kas) akmasını sa ğ lar. 45

46 OTONOM S İ N İ R S İ STEM İ -3 PARASEMPAT İ K S İ STEM: Parasempatik preganglionik nöronların hücre gövdeleri beyin sapı ve spinal kordonnun sakral bölümlerinde yer alır. Aksonları kraniyal kafa çiftleri (3, 7, 9, 10) ve bazı sakral sinirler içinde yer alır. Ve etkili olaca ğ ı organın hemen yanıba ş ında yer alan parasempatik ganglionlara uzanır. Bu ganglionlarda postganglionik hücre gövdeleri yer alır. Bunların efektör hücrelere uzanan aksonları çok kısadır. 46

47 OTONOM S İ N İ R S İ STEM İ -3 Parasempatikler relaks durumda (stressiz) baskındırlar. Bazı organ sistemlerinin normal fonksiyonunu sa ğ larlar (defekasyon, idrar yapma). Bir organ hem sempatik hem parasempatik impulslar aldı ğ ı zaman, olu ş an yanıtlar zıt özelliktedir. Bu ş ekilde en uygun aktivite seviyesinin sürdürülmesi mümkün olur. Bazı viseral organlar sadece sempatik impuls alır. Bu durumda ise kar ş ı etki sempatik impulsun azalmasıyla sa ğ lanır. (Örn: ter salgısı ) 47

48 48

49 S İ N İ R S İ STEM İ N İ N TANILANMASI Sinir sisteminin tanılanmasında üç temel de ğ erlendirme vardır: 1. Kapsamlı hasta öyküsü alma: Hastanın o anda var olan hastalı ğ ı, hastalı ğ ın neden oldu ğ u yakınmaları, geçmi ş sa ğ lık öyküsü, aile öyküsü, psiko-sosyal öyküsü ve sistemik bulgularını kapsayacak ş ekilde yapılmalıdır. Hasta öykü veremeyecek durumda ise ailesi ve yakınlarından öykü alınır. Öykü alma sırasında hem ş ire gözlem yolu ile hastanın fizik görünümü, deformiteleri, postürü, yetersizlikleri ile ilgili verileri de de ğ erlendirmeli. 49

50 S İ N İ R S İ STEM İ N İ N TANILANMASI-1 2. Fizik de ğ erlendirme: Sinir sisteminin i ş levleri ile ilgili normal dı ş ı bulguları saptamak amacıyla a ş a ğ ıda verilen sıralama do ğ rultusunda fizik de ğ erlendirme yapılır: a) Ya ş amsal bulgular: Spinal kord yaralanması olan bireylerde hipotansiyon, bradikardi ve hipotermiye ba ğ lı olarak sempatik sinir sistemi i ş levlerinde kayıplar olabilir. Hipotansiyona ba ğ lı olarak organların kanlanması bozulabilir. Kafa içi basıncı artı ş ında vücut beyne yeterli oksijen ve glikoz sa ğ layabilmek için beyin kan akımını arttırır. Buna ba ğ lı olarak sistolik kan basıncı artı ş ı, nabız basıncı artı ş ı ve bradikardi geli ş ir. 50

51 S İ N İ R S İ STEM İ N İ N TANILANMASI-2 b) Mental durum: Hastanın dı ş görünü ş ü, davranı ş ları, giysileri, bireysel görünümü, postürü, yüz ifadesi ve hijyeni gözlenerek ba ş lanır. Bilinç düzeyi, oryantasyonu, belle ğ i, mizaç ve duygu durumu, entektüel ve karar verme yetileri, konu ş ma ve ileti ş im durumu de ğ erlendirilir. Bilinç durumunun de ğ erlendirilmesinde Glaskow Koma Ölçe ğ i (GKS) kullanılır. 51

52 Glaskow Koma Skalası 52

53 Glaskow Koma Skalası-1 Komanın Sınıflandırılması Komadaki hasta, gözlerini açamaz, konuşamaz ya da basit emirlere uyamaz ( GCS 8< ise de anlamsız sesler çıkarır ).GCS toplam puanı arasında değişir. İlk 72 saatte nörolojik muayene sıklığı; İlk başvuru sırasında Hemşirelerce her saat başı, hekimlerce her 4 saatte bir Nörolojik gerilemeden şüphelenilen her durumda Hasta sedatize ise ilk 72 saatte, en azından her 8 saatte bir uyandırılarak yeni baştan değerlendirilmelidir. 53

54 S İ N İ R S İ STEM İ N İ N TANILANMASI-3 c) Ba ş, boyun ve sırt: Ba ş, boyun ve vertebral kolon inspeksiyon, palpasyon, perküsyon ve oskültasyon yöntemleri ile de ğ erlendirilir. Büyüklük, biçim, simetri, kitle, anormal yapılar, kaslarda sertlik, spastisite, a ğ rı ve duyarlılık artı ş ı de ğ erlendirilmelidir. 54

55 S İ N İ R S İ STEM İ N İ N TANILANMASI-4 d) Kraniyal sinirler: Kraniyal sinirlerin de ğ erlendirilmesi yüzün ve boynun her iki tarafında i ş levler kar ş ıla ş tırılarak yapılır. e) Motor i ş levler: Motor i ş levlerin de ğ erlendirilmesi kas kitlesi, gücü ve tonüsünün de ğ erlendirilmesi, denge ve kordinasyon de ğ erlendirilmesi, yürüyü ş ve postür de ğ erlendirilmesi ile yapılır. 55

56 SİNİR SİSTEMİNİN TANILANMASI-4 f) Duyu i ş levleri: Duyusal i ş levlerin de ğ erlendirilmesinde elde edilecek verilerin do ğ ru ve yararlı olması için hastanın bilincinin açık olması, uyanık ve sorulara yanıt verebilecek durumda olması gereklidir. 56

57 SİNİR SİSTEMİNİN TANILANMASI-5 g) Refleksler: Bilinçli ve bilinçsiz hastada merkezi sinir sisteminin durumunu de ğ erlendirmede refleksler önemli belirleyici rol oynar. Klinik muayenede refleksler üç katagoride de ğ erlendirilir : 1. Kas gerilimi refleksleri (Derin Tendon Refleksleri) 2. Yüzeyel refleksler 3. Patolojik refleksler 57

58 Kas gerilimi refleksleri (Derin Tendon Refleksleri): Patella (diz kapa ğ ı) refleksi: Bir gerilme refleksidir. Gerilen kas otomatik olarak kasılır. Sinir sisteminin muayenesinde kullanılır. Normalse refleks arkın tüm bölümlerinin normal oldu ğ u anla ş ılır. Refleks yoksa uyluk kası, femoral sinir veya spinal kord problemi olabilir. 58

59 59

60 Kas gerilimi refleksleri-1 Biseps refleksi: Kol dirsekten yarı fleksiyona getirilip refleks çekici ile biseps tendonuna vuruldu ğ unda dirsek fleksiyona gelir. Triseps refleksi: Kol dirsekten yarı fleksiyona getirilip triseps tendonuna refleks çekici ile vuruldu ğ unda dirsekte ekstansiyon meydana gelir. 60

61 Yüzeyel refleksler: Konea refleksi: Bir pamuk parçasıyla korneaya dokunuldu ğ unda hasta gözünü birden kapatır. Ö ğ ürme (farinks) refleksi: Pamuk uçlu bir aplikatörle farinksin arka bölümünde önce bir tarafa sonra di ğ er tarafa dokunuldu ğ unda her iki taraftaki yumu ş ak dama ğ ın e ş it ş ekilde yukarıya kalkması ve hastanın ö ğ ürmesidir. 61

62 Yüzeyel refleksler-1 Karın cildi refleksi: Karın cildinin, orta hattan dı ş arıya kaburga kemiklerine paralel üst göbekten dı ş a yatay çizilmesi ile karın kasları kasılarak göbek çizilen tarafa do ğ ru çekilir. A ş ırı ş i ş man ki ş ilerde ve çok do ğ um yapmı ş ki ş ilerde hiçbir patoloji olmadı ğ ı halde bu refleks alınamayabilir. Platinum refleksi: Yumu ş ak dama ğ a dokunuldu ğ unda yumu ş ak damak iki taraflı yukarıya kalkar. 62

63 Yüzeyel refleksler-2 Anal refleks: Perianal bölge deri ve mukozasının çizilmesi veya çimdiklenmesi ile anüs dı ş sfinkteri kasılır. Krema ster refleksi: Uylu ğ un iç yüzünün künt bir cisimle çizilmesiyle erkek hastalarda aynı taraf testisi yukarıya çekilir. 63

64 3) Patolojik refleksler: Babinski refleksi: Ayak dı ş tabanının anahtar gibi künt bir cisimle topuktan öne do ğ ru ayak dı ş kenarına paralel çizilmesiyle normalde ayak parmaklarının tümü fleksiyon yaparak cevap verir. Bu normal cevaba Babinski Menfi (-) denir. Uyarıya ayak ba ş parma ğ ı ekstansiyon yapıp di ğ er parmaklar yelpaze gibi açılarak cevap verirse buna Babinski Müspet (+) denir. 64

65 Patolojik refleksler-1 Gordon refleksi: Baldır kaslarının sıkılmasına verilen ekstansör cevap alınır. Hoffman refleksi: Hastanın eli bile ğ inden itibaren gev ş ek tutularak orta parmak veya i ş aret parma ğ ının distal falaksı aniden kıvrıldı ğ ında di ğ er parmaklar ve ba ş parmak da pençe gibi kıvrılırsa buna hoffman (+) denir. 65

66 Patolojik refleksler-2 Yakalama refleksi: Hastanın avucuna bir cisim dokunduruldu ğ unda hastanın bu cismi istemsizce yakalamasıdır. Bu refleks yenido ğ anda normal bulunur. 4. ayda kaybolur. Çekme refleksi: Bir di ğ er spinal kord refleksidir. A ğ rılı veya zararlı bir uyaran varlı ğ ında yanıt ondan uzakla ş maktır. 66

67 Patolojik refleksler-3 Plantar refleks: Hastanın ayak tabanının dı ş kenarı künt bir cisimle topuktan parmaklara do ğ ru çizilir. Normal yanıt iki ya ş ında büyük çocuklarda ve eri ş kinlerde parmaklarda kontraksiyon ve fleksiyondur. Parmaklardan yelpaze gibi açılma pozitif babinski bulgusudur ve patolojiktir. 67

68 h) Otonom sinir sistemi: Otonom sinir sisteminin i ş levleri ile ilgili de ğ erlendirmeler her bir sistem içinde ayrı ayrı yapılandırılmaktadır. Sinir sistemi i ş levleri açısından; 1. Terleme, 2. Vücut ısısının düzenlenmesinde de ğ i ş im (hipotermi, hipertermi), 3. Nabız hızında de ğ i ş iklikler, 4. Pilomotor kasların yanıtının de ğ erlendirmesi, 5. Deri ve tırnaklarda atrofik de ğ i ş iklikler, 6. Sindirim sistemi ile ilgili ba ğ ırsak ve mesane gerginli ğ i, poliüri ve motilite de ğ i ş iklikleri de ğ erlendirilir. 68

69 TANI YÖNTEMLERİ  Lomber Ponksiyon,  Bilgisayarlı Tomografi,  Manyetik Rezonans İnceleme,  EEG (Elektro-ensefalografi),  EMG (Elektromiyografi),  MS,  Nöropsikolojik (Beyin) “Check Up”ı. TANI YÖNTEMLERİ  Lomber Ponksiyon,  Bilgisayarlı Tomografi,  Manyetik Rezonans İnceleme,  EEG (Elektro-ensefalografi),  EMG (Elektromiyografi),  MS,  Nöropsikolojik (Beyin) “Check Up”ı. 69

70 LOMBER PONKS İ YON Aseptik teknikle lomber subaraknoid aralı ğ a içi bo ş mandrenli bir i ğ ne ile girilerek yapılan bir inceleme yöntemidir. 70

71 LOMBER PONKS İ YON-1 Eri ş kinlerde lomber ponksiyon (LP) için lomber 3 ve 4 ya da 4 ve 5. vertebralar arası kullanılır. Tanı amaçlı LP; 1. BOS basıncını ölçmek, 2. BOS’ da kan olup olmadı ğ ını incelemek, 3. Labaratuvar incelemesi için BOS örne ğ i almak, 4. Sinir sisteminin görülebilen bölümlerine radyolojik olarak radyoopak madde, hava ya da oksijen vermek, 5. BOS akı ş ında bir engelleme olup olmadı ğ ını de ğ erlendirmek 71

72 LOMBER PONKS İ YON-2 Tedavi amaçlı LP; 1. Bazı cerrahi giri ş imlerde spinal anestezi için, 2. Antibakteriyel, sitostatik ya da di ğ er ilaçların intrakranial yolla verilmesi için uygulanır. LP; tümörler, subaraknoid kanama, multipl skleroz, menenjit ve merkezi sinir sistemin di ğ er hastalıklarının tanısında uygulanır. 72

73 LOMBER PONKS İ YON-3 İş lemden önce hazırlık : Hastanın mesanesi bo ş altılmalı. Yapılacak i ş lem hakkında ve i ş lemin uygulanması hakkında hastaya bilgi verilmeli. İş lemin uygulanı ş ı: Hasta sırtı hekime dönük olarak yata ğ ın kenarına yan yatırılır. Hasta dizlerini büküp, gö ğ süne do ğ ru çeker ve çenesini gö ğ süne de ğ ecek ş ekilde sırtında kavis meydana getirecek pozisyon alır. Hastanın ba ş ının altına ve bacaklarının arasına üst baca ğ ın kaymasını engellemek için yastık konur. 73

74 LOMBER PONKS İ YON-4 Hastaya kendini rahat bırakmasını normal nefes alması söylenir. Hiperventilasyon basınç yükselmesine neden olabilece ğ inden bu uyarı önemlidir. Deri antiseptikle temizlendikten sonra lokal anestezi uygulanır. Mandrenli i ğ ne ile lomber aralı ğ a girip BOS basıncı ölçülür. Üç tüp BOS örne ğ i alınarak labaratuvara gönderilir. 74

75 LOMBER PONKS İ YON-5 İş lem sonrası izlem: Hasta ilk 2-3 saat yan yatar pozisyonda tutulmalı. Sonra yata ğ ında 6-24 saat sırt üstü yatar pozisyonda yatırılarak ba ş a ğ rısı yönünden izlenmeli. Ba ş a ğ rısını önlemek amacıyla bol sıvı alımı önerilebilir. Hasta nörolojik ve ya ş amsal bulgular yönünden izlenerek sırt a ğ rısı, sırtın alt kısmında ve uylukta spazm, geçici kusma ve beden ısısında artı ş gibi durumlarda hekime haber verilmeli. 75

76 BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ Dokuların yo ğ unlu ğ u, intrakraniyal kanama ve lezyon bölgeleri, serebral ödem, yer kaplayan olu ş umlar vb. tespit edilir. Ço ğ unlukla radyoopak madde uygulanır. Radyoopak madde kullanımında hastaya iyot alerjisi olup olmadı ğ ı sorulmalı ve intravenöz giri ş im için hazırlık yapılmalı. Solunum ya da intravenöz olarak radyoopak madde verilen hastalar i ş lem sırasında ve sonrasında kızarıklık, bulantı, kusma gibi yan etkiler yönünden izlenmelidir. 76

77 MANYETİK REZONANS İNCELEME (MRG) Güçlü manyetik alanlarla vücudun de ğ i ş ik bölümlerinin incelenmesidir. Beyin tümörleri, felçler, bunama ve multiple skleroz gibi kronik sinir sistemi hastalıklarını saptamak için en duyarlı yöntemdir. Radyoopak madde kullanılmaz. MRG a ğ rısız bir i ş lemdir. MRG i ş leminden önce hem ş ire hastaya relaksasyon tekniklerini uygulamasını, i ş lem sırasında tarayıcının içine yerle ş tirilen bir mikrofon aracılı ğ ıyla i ş lemi uygulayan ki ş iyle sürekli ileti ş imini sürdürebilece ğ i açıklanmalıdır. 77

78 EEG (ELEKTRO-ENSEFALOGRAF İ ) Serebral korteksin elektriksel aktivitesinin kafa derisine yerle ş tirilen elektrotlar yardımıyla ölçüm yöntemidir. Organik beyin sendromu ve epilepsi tanısı ve izleminde yararlanılan bir yöntemdir. 78

79 EMG (ELEKTROM İ YOGRAF İ ) İ skelet kaslarına elektriksel uyarı verilerek kasların ve sinirlerin bu uyarıya yanıtının de ğ erlendirilmesi yöntemidir. Alt motor nöronu etkileyen nöromüsküler hastalıkların ve miyoptilerin tanısında kullanılır. 79

80 80

81 KAFA İ Ç İ BASINCIN ARTMASI SENDROMU (K İ BAS) Beyin, kan ve BOS kafa içi basıncını olu ş turan temel yapılardır. Normal kafa içi basıncı mm Hg’ dır. Temel yapılardan biri bozuldu ğ unda kafa içi basıncı artarak normal de ğ erlerin üzerine çıkar. Bu duruma K İ BAS denir. 81

82 KAFA İ Ç İ BASINCIN ARTMASI SENDROMU (K İ BAS)-1 Etyolojisi: Yer Kaplayıcı Lezyonlar: Kafa içi tümörleri, travmaya ba ğ lı veya spontan kafa içi hematomları, kafa içi abseleri yer kaplayıcı lezyonlardır. Hidrosefali: Serebrospinal sıvının salgı-dolanım-emilim mekanizmasının herhangi bir yerinde de ğ i ş ik nedenlerle meydana gelen bozukluk sonucu miktarının fazlala ş masıdır. 82

83 KAFA İ Ç İ BASINCIN ARTMASI SENDROMU (K İ BAS)-2 Beyin ödemi: Beyinde yer alan olu ş umların çevresinde meydana gelen ödem, beyin hipoksi ve anoksisi, menenjit ve ensafalit gibi enfeksiyonlar, kur ş un, kalay vb. nedenlerle meydana gelen entoksikasyonlar, üremi, karaci ğ er yetmezli ğ i vb.metabolik bozukluklar, beyin venöz dönü ş ünün engellendi ğ i durumlar ve beyin enfarktüsü beyin ödemine neden olan faktörlerdir. Kraniyostenozis: Kafa suturlarının erken kapanması ve beyin geli ş mesine uymaması sonucu kafa içi basıncının artmasıdır. 83

84 KAFA İ Ç İ BASINCIN ARTMASI SENDROMU (K İ BAS)-3 Berlirtileri ve Bulgular: İ lk belirti bilinç düzeyi de ğ i ş ikli ğ idir. Bilinç bozuklu ğ u, huzursuzluk, konfüzyon, motor yanıtta bozulma, pupillerde dilatasyon, solunum ritmi ve biçiminde de ğ i ş iklik K İ BAS’ ın erken evre bulgularıdır. Ba ş a ğ rısı, diplopi, bulanık görme, bulantı, fı ş kırır tarzda kusma, cheyne- stokes tipi solunum, ba ş langıçta hipotalamusun etkilenmesine ba ğ lı beden ısısında artı ş olur. K İ BAS uzun süre devam ederse tentoryum ya da foramen magnumda ölümle sonuçlanabilen fıtıkla ş malara neden olabilir. 84

85 KAFA İ Ç İ BASINCIN ARTMASI SENDROMU (K İ BAS)-4 Tanı yöntemleri: Beyin anjiyografisi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme kullanılan tanı yöntemleridir. K İ BAS’ lı hastalarda fıtıkla ş ma riskini artırabilece ğ i için lomber ponksiyon uygulamasından kaçınmalıdır. Tedavi: K İ BAS acil bir durum oldu ğ u için uygun tedaviye hemen ba ş lanmalıdır. Kafa içi basıncında artı ş a neden olan serebral ödemin azaltılması, BOS hacminin azaltılması ve serebral kan akımını azaltarak serebral kanlanmanın sürdürülmesi, nöbet olu ş umunun önlenmesi önemlidir. 85

86 KAFA İ Ç İ BASINCIN ARTMASI SENDROMU (K İ BAS)-5 Bu amaçla osmatik diüretikler ve kortikosteroidler, antikonvülzanlar kullanılır. Sıvı alımı kısıtlanır, BOS drenajı arttırılır. Beden ısısı kontrol altına alınır, sistemik kan basıncı ve oksijenlenme normal düzeyde sürdürülür, hücrelerin metabolik gereksinimi azaltılır. Hiperventilasyon kontrol altına alınır. KAFA İ Ç İ BASINCIN ARTMASI SENDROMU (K İ BAS)-5 Bu amaçla osmatik diüretikler ve kortikosteroidler, antikonvülzanlar kullanılır. Sıvı alımı kısıtlanır, BOS drenajı arttırılır. Beden ısısı kontrol altına alınır, sistemik kan basıncı ve oksijenlenme normal düzeyde sürdürülür, hücrelerin metabolik gereksinimi azaltılır. Hiperventilasyon kontrol altına alınır. 86

87 Kafa içi basıncının izlenmesi: İ ntraventriküler kateter, subaraknoid ba ğ lantı, epidural ya da subdural kateterlerin subdural aralık ya da ventrikül içine yerle ş tirilmesi yöntemiyle kafa içi basıncı sürekli ölçülür. Kafa içi basıncının izlenmesi: İ ntraventriküler kateter, subaraknoid ba ğ lantı, epidural ya da subdural kateterlerin subdural aralık ya da ventrikül içine yerle ş tirilmesi yöntemiyle kafa içi basıncı sürekli ölçülür. 87

88 K İ BAS’ lı hastada hem ş irelik yönetiminin amaçları; 1. İ kincil beyin hasarını önlemek, 2. Sinir sistemi i ş levlerini en üst düzeyde sürdürmesini sa ğ lamak, 3. Bilinç düzeyi de ğ i ş ikli ğ i ve hareketsizli ğ e ba ğ lı olarak geli ş ebilecek komplikasyonları önlemektir. 88

89 K İ BAS’ lı Hastada Hem ş irelik Giri ş imleri Serebral ödemi azaltmak ve nöbetlerin olu ş umunu kontrol altına almaya yönelik olarak önerilen ozmotik diüretik, kortikosteroid ve antikonvülzan tedaviler önerildi ğ i ş ekilde uygulanarak etkileri gözlenmeli. Hastada kafa içi basıncına neden olabilecek konstipasyon ve gerginli ğ i önleyecek ilaç tedavisi uygulama konusunda hekimle i ş birli ğ i yapılacak. Hastanın pozisyonu de ğ i ş tirilirken kafa içi basıncında artı ş a neden olabilecek ş iddetli döndürme, boynunu fleksiyona getirme gibi hareketlerden kaçınılmalıdır. 89

90 K İ BAS’ lı Hastada Hem ş irelik Giri ş imleri-1 Karın içi ve gö ğ üs kafesindeki basıncı arttırarak kafa içi basıncında artı ş a neden olabilece ğ i için kalçanın a ş ırı fleksiyonundan kaçınılmalıdır. Hava yollarının tıkanıklı ğ ını gidermek için aspirasyon uygulaması kafa içi basıncında artı ş a neden olabilece ğ inden çok mecbur kalmadıkça yapılamamalıdır, ancak yapılması gerekiyorsa; aspirasyondan önce, aspirasyon arasında ve sonra hastaya oksijen vermek, aspirasyon i ş lemini on saniyeden uzun süre uygulamamak gibi ilkelere dikkat edilmelidir. 90

91 K İ BAS’ lı Hastada Hem ş irelik Giri ş imleri-2 Beden ısısında yükselmenin kafa içi basıncı artı ş ının erken bulgusu oldu ğ unu unutmamalı ve bu konuda izlem yapılmalı ve beden ısısı yükselmesi durumunda hekime bildirilmelidir. Kafa içi basıncının giri ş imsel yöntemlerle izleminde, drenaj torbalarının ve kateterlerin de ğ i ş tirilmesi sırasında steriliteye dikkat edilmelidir. 91

92 EP İ LEPS İ Beyinde ani ve anormal elektrik desarjına ba ğ lı olarak duyu, hareket, algılama, bilinç ya da davranı ş de ğ i ş ikliklerine neden olan durumlar nöbet, kronik tekrarlayıcı nöbetler epilepsi olarak tanımlanır. Etyolojisi ve risk faktörleri: Sinir hücresi membranında bozulmaya yol açan herhangi bir faktör epilepsi etyolojisinde rol oynar. 92

93 93

94 EP İ LEPT İ K NÖBET GEÇ İ REN B İ R HASTAYA YAPILMASI GEREKENLER Sakin olun, hastanın ba ş ve vücudunu yana çevirin. Nöbet sırasında yaralanmasını önleyin (Ba ş ını yere vurmasını, yataktan dü ş mesini önleyin. Çevresindeki kesici ve yaralayıcı cisimleri uzakla ş tırın). Yakasını ve varsa sıkı giysilerini gev ş etin. E ğ er bilinçsiz hareketler yapıyorsa, sert olmayan hareketlerle engelleyin. Nöbet anında neler yaptı ğ ını iyice gözleyin ve bunları doktorunuza anlatın. Hasta kendine gelene kadar yanından ayrılmayın. Mümkünse doktoruna bilgi verin. 94

95 BAŞ AĞRILARI Ba ş a ğ rıları organik bir hastalık olmadan ya da ciddi hastalıkların belirtisi olarak ortaya çıkar. Ço ğ unlukla geçici, orta ş iddette ya da hafif olan ba ş a ğ rıları bazı kronik durumlarda aylar ya da yıllarca tekrarlayıcı nitelikte olabilir. BAŞ AĞRILARI Ba ş a ğ rıları organik bir hastalık olmadan ya da ciddi hastalıkların belirtisi olarak ortaya çıkar. Ço ğ unlukla geçici, orta ş iddette ya da hafif olan ba ş a ğ rıları bazı kronik durumlarda aylar ya da yıllarca tekrarlayıcı nitelikte olabilir. 95

96 Etyolojisi: 1. Kafa içi tümörler ve enfeksiyonlar, 2. Bakteriyal ya da viral menenjitler, 3. Akut sistemik hastalıklar, 4. Ba ş yaralanmaları, 5. Beyin hipoksisi, 6. Ş iddetli hipertansiyon, 7. Akut ve kronik göz, kulak, burun ve bo ğ az hastalıklarıdır. 96

97 SEREBROVASKÜLER HASTALIKLAR (SVH) Serebrovasküler hastalıklar beyin kan akımının bozulması sonucu geli ş en merkezi sinir sisteminin bili ş sel, duyusal, motor ve emosyonel i ş levlerinde bozulma ile karakterize bir hastalık tablosudur. İ nme olarak da tanımlanan SVH’ lar tıkanıklık ve kanama gibi ba ş lıca iki nedenle meydana gelmektedir. İ skemik inme: Beyin kan akımının birden bozulması sonucu ani bilinç kaybı ile karakterizedir. 97

98 SEREBROVASKÜLER HASTALIKLAR (SVH)-1 Etyolojisi ve risk faktörleri : İ skemik inme etyolojisinde rol oynayan faktörler tromboz ve emboli olmak üzere temel iki nedene ba ğ lı olarak geli ş ir. Görülme sıklı ğ ı: Büyük arter trombozları (% 20) Küçük arter trombozları (% 25) Kardiyojenik embolik inmeler (% 20) Nedeni bilinmeyen inmeler (% 30) Di ğ er nedenler (% 5) olarak sınıflandırılabilir. 98

99 TROMBOL İ T İ K TEDAV İ İ skemik inmelerde kanın pıhtıla ş masını azaltarak beyin kan akımını sürdürmek amacıyla uygulanır. İ nmeden sonraki üç saat içinde hızla tanı konup tromboemlotik tedaviye ba ş lanan hastalarda inmeye ba ğ lı geli ş en lezyonun küçülmesi ve inmeden sonraki üç ay içinde en üst düzeyde i ş levlerde düzelme sa ğ lanması olasıdır. Tromboembolik tedaviye ba ş lamanın gecikmesi nekrotik dokunun kanlanması geciktirerek beyin ödemi ve kanama riskini artırır. 99

100 TROMBOL İ T İ K TEDAV İ -1 Yükleme dozu olarak toplam dozun % 10’ u bir dakika içinde verilip, kalan miktar İ V yol ile bir saat içinde verilir. Dozun tamamı verildikten sonra İ V yol 20 ml serum fizyolojik ile yıkanmalıdır. Tromboembolik tedavide aspirin, dipiridamol (Trombolit Drisentin), ticlopidine (Ticlid) gibi ajanlar kullanılır. 100

101 TROMBOL İ T İ K TEDAV İ -2 Trombolitik Tedavinin Yan Etkileri: Kanama en yaygın yan etkisidir. Hastalar intrakraniyal, İ V giri ş im yeri, idrar kateteri, endotrakeal tüp giri ş yerleri, idrar, gaita, kusmuk ve di ğ er vücut sekresyonlarında kanama bulguları yönünden dikkatle izlenmelidir. 101

102 TROMBOL İ T İ K TEDAV İ -3 Trombolitik Tedavi Kriterleri: Hastanın 18 ya ş ve üzerinde olması, 3 saat ya da daha kısa süre önce inme meydana gelmesi, Sistolik kan basıncının >185, diastolik kan basıncının >110 mm/Hg olması, Warfarin kullanmıyor olması, Protrombin zamanın > 15/ sn olması, 102

103 TROMBOL İ T İ K TEDAV İ -4 Son 48 saat içerisinde heparin kullanmamı ş olması, Trombosit sayısının > olması, Kan glikoz düzeyinin mg/dl olması, Akut MI geçiriyor olmaması, Daha önce intrakraniyal kanama, kötü huylu tümör, arteryovenöz malformasyon ya da anevrizma öyküsünün olmaması, Son 14 gün içerisinde büyük cerrahi operasyon geçirmemi ş olması, 103

104 TROMBOL İ T İ K TEDAV İ -5 Son 3 ay içinde inme ya da kafa travması öyküsünün olmaması, Son 21 gün içerisinde G İ S ya da üriner sistem kanaması öyküsünün olmaması, Son 30 gün içerisinde do ğ um yapmamı ş olmaması ve emzirme öyküsünün olmaması. 104

105 105

106 MENENJ İ TLER Menenjit beyin ve omurili ğ in etrafında bulunan membranlar olan meninkslerin enflamasyonudur. Menenjit enfeksiyonları kı ş ve ilkbahar aylarında insidansı artar. 106

107 Etyoloji ve risk faktörleri: Menenjitler aseptik ve septik menenjit olmak üzere iki gruba ayrılır. Aseptik menenjitlerde neden olan etken viral enfeksiyonlar ya da lenfoma ya da beyin apsesi gibi ikincil nedenlerdir. Septik menenjitler genellikle Neisseria menengitidis, hemophilus, influenza ve streptokokus pnömoniae neden oldu ğ u bakteriyel menenjitlerdir. Bakteriyel menenjitlerde sigara alı ş kanlı ğ ı, viral nedenli üst solunum yolu enfeksiyonları, immün sistemi yetersizli ğ i, orta kulak iltihabı, mastoid, kemik iltihabı risk faktörüdür. 107

108 BEY İ N APSELER İ Beyin apseleri ba ş ka hastalık ya da tedavinin immün sistemi baskılanmasına ba ğ lı görülür. Etyoloji: Paranazal sinüs ve kulak enfeksiyonları Akut bakteriyel endokardit Pelvik enfeksiyonlar, osteomyelit, di ş apsesi gibi lokal apseler Travma ve intrakraniyal cerrahi giri ş imler (% 10) 108

109 BEY İ N APSELER İ -1 Patofizyolojisi: Beyin apselerinde etken travma, kemik enfeksiyonları, akci ğ er apseleri ve bron ş ektazi ya da cerrahi giri ş im yolu ile do ğ rudan, beyin dokusuna kom ş u doku ya da organlardaki enfeksiyonların yakın ili ş ki yolu ile ya da uzak enfeksiyon odaklarından kan yolu ile beyin dokusuna gelerek enfeksiyon geli ş imine neden olur. 109

110 BEY İ N APSELER İ -2 Klinik Belirti Ve Bulgular: Klinik bulgular kafa içi dengelerin bozulması sonucu geli ş en ödem, enfeksiyon ya da absenin yerle ş imine ba ğ lıdır. Sabahları görülen ba ş a ğ rısı, kusma, güçsüzlük, görme bozuklu ğ u, nöbet geçirme gibi nörolojik bulgulardır. Laterji, oryante olmayan davranı ş lar, huzursuzluk ve konfüzyon gibi davranı ş lar olabilir. 110

111 BEY İ N APSELER İ -3 TEDAV İ : Beyin apselerinde tedavi yöntemleri, antibiyotik tedavisi, apse drenajı cerrahi giri ş imdir. Nöbetleri önlemek için antiepileptikler uygulanır. Beyin Apsesi Olan Hastada Hem ş irelik Yönetimi Sürekli nörolojik de ğ erlendirme yaparak K İ BAS bulgularını de ğ erlendirmek ve gerekli durumda acil giri ş im uygulamak, İ laç tedavisini önerilen ş ekilde uygulayarak hastanın tedaviye yanıtını de ğ erlendirmek, Kortikosteroid kullanan hastalarda özellikle kan glikoz ve serum potasyum düzeyi olmak üzere kan de ğ erlerinin izlemini yapmak, 111

112 BEY İ N APSELER İ -4 Bilinç düzeyi de ğ i ş ikli ğ i, motor güçsüzlük ve nöbete ba ğ lı olarak hastanın travma ve yaralanma olasılı ğ ını göz önünde bulundurarak güvenlik önlemleri almak ve hastayı yakından izlemek, Apsenin tedavi edilmesinden sonra geli ş ebilecek hemiparezi, nöbet geçirme, görme kusuru, kraniyal sinir paralizileri gibi yetersizliklerle ba ş etmede hasta ve yakınlarına destek olmak hem ş irelik bakımı kapsamında yapılması gereken uygulamalardır. 112

113 113

114 ENSEFAL İ TLER Beyin dokusunun akut enflamatuar hastalı ğ ı olan ensafalitler, ço ğ unlukla virüslere ba ğ lı olarak geli ş ir. Bakteri, mantar ve parazitler de etyolojide rol oynar. Viral ensafalitler içinde en çok görülen herpes simpleks virüs ensafalitlerdir. 114

115 Ensefalit; beyin dokusu iltihabıdır. Toksik ya da virütik olabilir. 115

116 ENSEFAL İ TLER-1 TEDAV İ : HSV tedavisinde Acyclovir gibi antiviral ajanlar kullanılır. İ lacın idrarda kristalle ş me yapmasını önlemek için bir saat içinde yava ş olarak verilmelidir. Serebral ödemi kontrol altına almak için kortikosteroidler, ozmotik diüretikler, nöbetleri kontrol altına almak için antikonvülzanlar, a ğ rı ve ate ş i gidermek için analjezik ve antipretikler kullanılır. 116

117 ENSEFAL İ TLER-2 Hem ş irelik Yönetimi: Lo ş, gürültüsüz bir ortam sa ğ lanması, analjezik tedavisi ile ba ş a ğ rısının giderilmesi ve hastanın rahatının sa ğ lanması gerekir. Opioid analjezikler nörolojik bulguları maskeleyebilece ğ i için kullanımında dikkatli olunmalıdır. Hastanın güvenli ğ inin sa ğ lanması, hasta ve ailenin anksiyetesinin giderilmesi, kan de ğ erlerinin izlenmesi, asyclovir tedavisinin böbreklerde neden olabilece ğ i komplikasyonlar açısından idrar miktarının kontrolünde dikkat edilmelidir. 117

118 Creutzfeld-Jakob Hastalı ğ ı (CJH) ve Yeni-Varyant Creutzfeld-Jakob Hastalı ğ ı (nvCJH) CJH ve nvCJH prion adı verilen protein yapısında virüsden daha küçük enfeksiyöz ajanların neden oldu ğ u nörodejeneretif bir enfeksiyon hastalı ğ ıdır. 118

119 Otoimmün Hastalıklar Sinir sisteminin otoimmün hastalıkları multipl skleroz, miyastenia gravis ve Guillain-Barre sendromudur. 119

120 Otoimmün Hastalıklar-1 Multpl Skleroz (MS): Merkezi sinir sistemindeki nöronların miyelin kılıflarını etkileyen kronik, ilerleyici ve dejeneratif bir hastalıktır. Beyin ve omurilikteki sinir liflerinin çevresini kaplayan lipid ve protein yapısındaki miyelin kılıfının bozularak miyelinizasyon olu ş umuna ve bu nedenle sinir uyarılarının iletiminin bozulmasına neden olur. Etyolojisi: Nedeni tam olarak bilinmemektedir. 120

121 Otoimmün Hastalıklar-2 Miyastenia Gravis (MG): Sinir – kas iletim kav ş a ğ ında sinir uyarılarını iletiminin bozulması nedeniyle istemli kaslarda a ş ırı güçsüzlük ve yorgunlukla karakterize ilerleyici bir hastalıktır. Etyolojisi: Otoimmün sürece ba ğ lı olarak asetilkolin (ACh) reseptörlerine kar ş ı üretilen antikorlar ve sinir-kas iletim kav ş a ğ ında asetilkolin antikorlarında azalma etyolojide temel nedendir. Otoimmün süreci ba ş latan immün sistemde önemli rolü olan timüs bezi patolojileridir. Hipertoidizm, romaotoid artrit ve SLE rol oynayan faktörler arasında sayılabilir. 121

122 Otoimmün Hastalıklar-3 Guillain-Barre’ Sendromu (GBS): Akut postenfeksiyöz polinöropati olarak da bilinen Guillain-Barre’ Sendromu periferal sinirlerin ve bazı kraniyal sinirlerin miyelin kılıfında dejenerasyona neden olan otoimmün kökenli bir hastalıktır. Etyolojisi: Olguların ço ğ unda solunum, G İ S, deri enfeksiyonları, a ş ılama, gebelik ve cerrahi giri ş imlerin tetikleyicileridir. GBS olgularında HIV pozitifli ğ i yönünden incelenmelidir. 122

123 Otoimmün Hastalıklar-4 Yüz Felci (Bell Paralizisi): VII. Kraniyal sinir N. Fasiyalis’ in tek taraflı enflamasyonuna ba ğ lı olarak yüzün etkilenen tarafında ki kaslarda motor güçsüzlük ya da paralizi geli ş mesidir. Epidemiyolojisi: Her ya ş ta görülebilir ya ş grubunda ve kadınlarda gebeli ğ in üçüncü trimestrinde görülme sıklı ğ ı artar. Etyolojisi: Nedeni tam bilinmemektedir. İ skemi, herpes simpleks, herpes zoster gibi viral enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar etyolojisinde rol oynamaktadır. 123

124 Yüz Felci -1 Klinik Belirti Ve Bulgular: Etkilenen taraftaki yüz kaslarında motor i ş lev bozuklu ğ una ba ğ lı a ğ ız etkilenen tarafa do ğ ru kayar, etkilenen taraftaki göz yukarıya do ğ ru bakmakta zorlanır, göz kapa ğ ının kapatılmasında güçlük olur, göz ya ş ı salgısında artma ya da azalma, burun kenarındaki çizgi düzle ş me, gülümseme, ka ş çatma, ıslık çalma gibi i ş levlerde bozulma olur. Duyusal olarak yüzde, kula ğ ın arkasında ve gözde hassasiyet vardır. Hasta konu ş ma ve etkilenen tarafıyla yemek yeme güçlü ğ ü ya ş ayabilir. 124

125 Yüz Felci -2 Tanı da klinik belirti ve bulgular, hasta öyküsü tanı koydurucudur. Aynı zamanda perkütan sinir uyarılması yöntemi de tanıya yardımcı olur. Tedavi: Yüz kaslarının gücünü korumak ve sinir hasarını en az düzeye indirmek amacına yönelik olarak planlanır. Enflamasyon ve ödemi kontrol altına almak için erken dönemde kortikosteroid tedavisine ba ş lanması damarlara olan basıyı azaltmada ve dola ş ımı sa ğ lamada etkili olur. Kortikosteroid tedavisine hemen ba ş lanması hastalı ğ ın ş iddetini ve a ğ rıyı, sinir hasarını azaltır ya da önler. 125

126 Yüz Felci -3 Hastada düzelme ba ş ladıktan sonra yakla ş ık iki haftada azaltılarak tedavi sonlandırılır. A ğ rıyı gidermede analjezik tedavisi, etkilenen taraftaki yüz kaslarında dola ş ımı arttırmak ve hastanın rahatını sa ğ lamak için lokal sıcak uygulama, kas atrofisini önlemek için dikkatli masaj uygulaması ve elektriksel uyarı verilmesi uygulanabilecek di ğ er tedavi yöntemidir. 126

127 Yüz Felci -4 Yüz Felci Olan Hastada Hem ş irelik Giri ş imleri: A ğ rıyı gidermek için önerilen analjeziklerin, masaj, lokal sıcak uygulama gibi alternatif yöntemleri uygulanması, Hastanın etkilenmeyen tarafıyla çi ğ nemesi konusunda e ğ itilmesi ve kolay yutabilece ğ i uygun besinlerin seçilerek yeterli beslenmesinin sa ğ lanması, Duyu kusuru nedeniyle a ğ ız mukozasının bütünlü ğ ünü bozacak sert, a ş ırı sıcak gıdalar ve içeceklerden kaçınılması ve konuda hastanın bilgilendirilmesi, 127

128 Yüz Felci Olan Hastada Hem ş irelik Giri ş imleri-1 Hastanın konu ş maya cesaretlendirilmesi ve sabırla yakla ş ılması, Kornea hasarını önlemek için yapay gözya ş ı, koyu renk camlı gözlük, geceleri nemlendirici pomad ve bandaj kullanımının sa ğ lanması, hastanın bu konuda e ğ itilmesi, Hastanın olumlu beden algısı kazanması, anksiyetesini azaltması ve sosyal aktivitelere katılımını desteklemek için uygun destek ve gerekli psikolojik yardımın sa ğ lanması. 128

129 Otoimmün Hastalıklar-5 Parkinson: Beyinde substansiya nigrada yer alan dopamin nöronlarının dejenerasyonunun neden oldu ğ u bradikinezi, rijidite, tremor ve postural reflekslerde bozulma ile ortaya çıkan progresif nörodejeneratif bir hastalıktır. Etyolojisi: Çevresel ve genetik faktörler hastalı ğ ın olu ş umunda önemli rol oynar. Genetik olarak kromozom 2, kromozom 4 ve kromozom 6 üzerindeki belirli genler sorumludur. Çevresel faktörler olarak, ensefalitis laterji veya tip A ensefalitis olarak bilinen enfeksiyonlar ve bazı toksik ajanlar ileri sürülmektedir. 129

130 Parkinsonlu hastada görünüm 130

131 Otoimmün Hastalıklar-6 Huntington Hastalı ğ ı: Sinir sisteminin ilerleyici istemsiz koreik hareketler ve demensla karakterize kronik, ilerleyici, genetik kökenli bir hastalıktır. Etyolojisi: Yapılan çalı ş malar glutamin olarak bilinen proteinin hücre çekirde ğ inde birikerek hücre ölümüne neden oldu ğ unu göstermektedir. 131

132 Otoimmün Hastalıklar-7 Amiyotrofik Lateral Skleroz: Korteks, medulla ve omurilikteki motor nöronlarda dejenerasyonla karakterize bir hastalıktır. Etyolojisi: Etyolojisi tam olarak bilinmemektedir. Otoimmün nedenler ve serbest radikal hasarın rolü ileri sürülmektedir. Sinir hücrelerinin nörotransmitter glutamatla a ş ırı uyarılmasının hücre hasarı ve sinir dejenerasyonuna yol açtı ğ ı yapılan çalı ş malara dayanarak ileri sürülen teorilerdendir. 132

133 Otoimmün Hastalıklar-8 Alzheimer Hastalı ğ ı: Bellek, algılama ve bireysel bakım yetene ğ inin bozulmasına yol açan beyin hücrelerinde dejenerasyonla karakterize kronik, ilerleyici bir hastalıktır. Etyolojisi : Tam nedeni bilinmemekle birlikte bazı faktörlerin rolü dü ş ünülmektedir. Genetik, viral, toksik, immünolojik, travmatik, biyokimyasal ya da beslenmeyle ilgili bazı faktörler etkilidir. 133

134 Otoimmün Hastalıklar-9 Müsküler Distrofiller: İ skelet kasları ve istemli kaslarda yetersizlik ve ilerleyici güçsüzlükle karakterize bir grup kronik kas hastalı ğ ıdır. Kalıtımsal özelli ğ i vardır. Erkeklerde bayanlara göre görülme yüzdesi daha fazladır. Erken ya ş larda yürümede beceriksizlik ve merdiven çıkmada güçlükle kendini gösterir. Muayenede lomber lordozda artı ş ve ördekvari yürüyü ş saptanır. Bu hastaların eri ş kin döneme ula ş maları zordur. 134

135 BEY İ N TÜMÖRLER İ : Merkezi sinir sisteminin iyi ya da kötü huylu tümörlerinin bazıları, sinir sisteminden kaynaklanan primer tümörler olup, bazıları metastatik veya sekonder tümörlerdir. Etyolojisi: Primer tümörlerin etyolojisi tam olarak saptanmamı ş tır. Ailesel e ğ ilim, kalıtım, immunosupresyon ve çevresel faktörlerin beyin tümörlerinin etkili oldu ğ u dü ş ünülmektedir. 135

136 Dünya Sa ğ lık Örgütü ( DSÖ) Kriterlerine Göre Klinikte Sık Kar ş ıla ş ılan Beyin Tümörleri Glial Tümörler: Genel olarak intraaksiyal yerle ş imli, kapsülsüz ve diffüz büyüme özelli ğ i gösteren, beyaz cevherde uzun traktüsler boyunca yayılan ve komissural lifler boyunca kar ş ı hemisfere geçebilen tümörlerdir. Astrositoma: İ ntraaksiyal yerle ş imli, kapsülsüz ve diffüz büyüme özelli ğ i olan, beyaz cevherde uzun traktüsler boyunca kar ş ı hemisfere geçen tümörlerdir. 136

137 Beyin Tümörleri-1 Oligodendroglioma: Beyin tümörlerin %4-5’ ni olu ş turur ve sıklıkla orta ya ş grubunda, ya ş larında görülür. Miyelin üreten hücreler, beynin beyaz hücrelerinden kaynaklanır. Beynin korteks, frontal ve pariyatal loblarından kaynak alırlar. Erken belirtiler, ba ş a ğ rısı, nöbet, klinik de ğ i ş iklikler ve papil ödemidir. Bazı olgulara kemoterapi, radyoterapi veya bunların kombinasyonu ile tedavi uygulanır. 137

138 Beyin Tümörleri-2 Epandimoma : Genellikle ventrikül içine yerle ş en bu tümörler, tüm primer beyin tümörlerinin % 1-3’ nü olu ş turur. Hastada ventrikül tıkanması nedeniyle, ba ş a ğ rısı, bulantı, çift görme, ataksi, ba ş dönmesi ve görme de ğ i ş iklikleri vardır. Ganglioglioma : Nadir görülen ve serebral hemisferlerde, özellikle temporal lobda yerle ş me e ğ iliminde olan karı ş ık hücresel yapıya sahip tümörlerdir. Birincil tedavi seçene ğ i radikal cerrahi olup, tamamen çıkarılamayan veya anaplastik yapılanma gösteren tümörlerde erken radyoterapi endikasyonu vardır. % 80’ den fazla ya ş ama ş ansı vardır. 138

139 Beyin Tümörleri-3 Beyin Sapı Gliomaları: 20 ya ş ından önce bulgu veren, % 70 oranında çocukluk ça ğ ında görülen yerle ş imi ve ilerleyici karakteri nedeniyle prognozu kötü olan tümörlerdir. Bu tümörler birden fazla kraniyal sinir tutulumu ve buna ba ğ lı ekstraokuler kas paralizileri, fasiyal paralizi, yutma güçlü ğ ü, hemiparezi ve kuadriparezi, ataksi, vertigo ve hidrosefaliye ba ğ lı K İ BAS belirti ve bulgularına neden olurlar. Cerrahi tedavisi mümkün olmayıp, amaç; doku tanısı ve varsa nekrotik bölümün dekompresyonunu sa ğ lamaktadır. 139

140 Beyin Tümörleri-4 Sellar ve Paraseller Tümörler Hipofiz adenomları: Yava ş büyüyen, hipofiz bezinin ön yüzünde endokrin hücrelerden kaynaklanan veya III. Ventrikül içine geni ş leyen iyi huylu, küçük, kapsülsüz tümörlerdir. Hastalarda hipofizin fonksiyonlarında azalma, görme kusurları, mensturasyon düzensizli ğ i veya olmaması, infertilite, libido kaybı, impotans, vücut kıllarında azalma, tiroid ve adrenal fonksiyonlarda azalma görülür. 140

141 Hipofiz adenomları-1 Tedavi: Cerrahi tedavisi tümörün intrasellar-parasellar yerle ş imi, biçimi, hastanın klinik durumu, beklenen rezeksiyon derecesi gibi kriterler göz önüne alınarak transsfenoidal veya transkraniyal olmak üzere iki yol ile yapılır. Hipofiz cerrahisinin en önemli yan etkisi, antidiüretik hormon (ADH) sekresyonunun azalmasına ba ğ lı olarak, geçici diabetes insiputus (DI) geli ş mesidir. DI ‘lu hastalar büyük miktarda (2-15 L/gün) dilüe idrar çıkartırlar. 141

142 Hipofiz adenomları-2 Bu hastaların kan serum ve idrar serum osmalaritesi de ğ erlendirilmelidir. Kayıplar oral ve IV sıvı tedavileri ile yerine konulursa hipovolemik ş ok ve hipertonik ensefalopati önlenebilir. Hipofiz Adenomu 142

143 Sellar ve Paraseller Tümörler-1 Kraniofarangioma: İ ntraaraknoid, ekstrapirimidal tümörlerdir. Tanı endokrin fonksiyonlarla (libido azalması, impotans, infertilite, sekondfer amenore, galaktore) ile ilgilidir. Çocuklarda geli ş me gerili ğ i, eri ş kinlerde seksüel, menstrual disfonksiyon görülür. Kraniofarangiomalar histolojik olarak iyi huylu tümörler olup, birincil tedavi tümörün cerrahi olarak total çıkarılmasıdır. Bu hastaların bazılarında e ş lik eden hidrosefali nedeniyle ventrikülo-peritoneal (V- P) ş ant takılması gerekebilir. 143

144 Sellar ve Paraseller Tümörler-2 Teratoma: İ ki ay altındaki infantlarda tüm beyin tümörlerinin % 50’ ni ve tüm çocukluk ça ğ ı tümörlerinin % 2’ sini olu ş turmaktadır. Tedavisi cerrahi olup, anaplastik de ğ i ş iklikler içeren teratomlarda, radyoterapi veya kemoterapi uygulanması gerekebilir. İ mmatür ve kötü huylu olanlarda ya ş am süresi nadiren be ş yıla kadar ula ş ır. 144

145 Sellar ve Paraseller Tümörler-3 Meningoma: Meninkslerin araknoid hücrelerinin yaygın iyi huylu tümörleridir. Etyolojisi: Travma, virüs, radyasyon ve bazı kansorejenler hazırlayıcı faktörler arasında bulunur. Tedavide mümkün oldu ğ u kadar total eksizyon amaçlanmalı ve hasta cerrahi tedaviden sonra sürekli izlenmelidir. 145

146 İ ntraventriküler Tümörler Ventrikül içinde sıklıkla astrositomalar, menengiomalar, koroid pleksus tümörleri görülür. Tedavide tümörün tipine, hücrenin yapısına, rezeksiyonun derecesine ve di ğ er tedavilere duyarlılı ğ a göre cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi uygulanır. 146

147 Pienal Bölge Tümörleri Pienal bez eri ş kinde 3. ventrikülün tavanın en üst dorsalinde yer alan ve a ğ ırlı ğ ı mg arasında de ğ i ş en, 8-12 mm uzunlu ğ unda nörosekretuar bir organdır. Bez solid yapıda olup sentezlenen ürünler do ğ rudan vasküler sisteme verilir. Belirti ve bulgular: Hidrosefali, K İ BAS, letarji, bellek bozuklukları, infantlarda ba ş çevresinde artı ş, hipopituiterizm, diabetes insipitus, çift görme ve spinal metastaz sonucu radikülopati ve myelopati belirti ve bulgulardandır. 147

148 Metastatik Beyin Tümörleri Metastatik beyin tümörleri akci ğ er, meme, böbrek, malign melonom gibi tümörlerin beyine metastaz yapması sonucu görülen, araknoid üstünde beynin içinde yer alan tümörlerdir. Belirti ve bulgular: Ba ş a ğ rısı, bulantı, kusma, K İ BAS belirtileri, ekstremitelerde motor güçsüzlük, kraniyal sinir tutulumuna ba ğ lı fasiyal güçsüzlük, ataksi, tremor ve konu ş ma bozukluklarıdır. Tedavi: Tedavide cerrahi ve radyoterapiden yararlanılır. 148

149 Çocukluk Ça ğ ında Görülen Tümörler En sık astrositomalar, kraniyofarangiomalar, terotamalar, medulloblastomlara rastlanır. Belirti ve bulgular: Ba ş a ğ rısı, dengesizlik, çift görme, ataksi, lateral bakı ş ta nistagmus, hidrosefaliye ba ğ lı papil ödemi, 6. kraniyal sinir paralizisi ve menenjiyal yayılama ba ğ lı ense sertli ğ i vardır. Tedavi: Radikal cerrahi rezeksiyon ve sonrasında kemoterapi ya da radyoterapi uygulanır. 149

150 Beyin Tümörlerinde Belirti Ve Bulgular Kafa içi basıncının artması en önemli klinik bulgusudur. Kafa içi basıncının artması veya ödeme ba ğ lı olarak ba ş a ğ rısı, kusma, papilödem ve serebral fonksiyonlarda de ğ i ş me görülür. Ba ş a ğ rısı: Frontal ya da oksipital bölgede genel veya lokal, aralıklı ba ş a ğ rısıdır. Sabahları daha sık görülür. Ba ş a ğ rısının artması bulantıya neden olur. Kusma merkezinin uyarılması sonucu hasta kusar ve bu evreden sonra ba ş a ğ rısının ş iddeti azalır. 150

151 Bulantı ve kusma: Medulladaki kusma merkezine yerle ş me ve tümörün ilerlemesine ba ğ lı olarak geç ortaya çıkar. Bulantı ve kusma; beyin ş i ş mesi, beyin ödemi, artan ba ş a ğ rısı ile ilgilidir. Kusma bulantı olmadan fı ş kırır tarzda olur ve yemeklerle ilgili de ğ ildir. Papil ödemi: İ yi veya kötü huylu tümörün invazyonu veya bası sonucu görülür. Merkezi retinal venlerde basınç artması, venöz dönü ş te tıkanma olu ş turur. 151

152 ‘‘ Choked disc’’ olarak da bilinir. Beyin tümörlerinin en yaygın ve en sık kar ş ıla ş ılan ilk bulgusudur. Nöbet: Beyin tümörlü hastalarda özellikle, serebral hemisfer tümörlerinde lokal veya yaygın nöbetler olu ş abilir. Ba ş dönmesi nöbetin ilk bulgusudur. Ba ş dönmesi: Kraniyal sinirler üzerine bası veya intrakraniyal dola ş ımda hasar nedeniyle meydana gelir. 152

153 Mental durum de ğ i ş iklikleri: Letarji, uyu ş ukluk, konfüzyon, oryantasyon bozuklu ğ u, ki ş ilik de ğ i ş iklikleri görülebilir. Lokal belirtiler: Beyin içinde tümörün olu ş turdu ğ u harabiyet, bası ve kan akımının engellenmesi sonucu, lokal zayıflık (hemiparezi), his kaybı, anormal duyu (parestezi), duyusal bozukluklar, konu ş ma bozuklukları, koordinasyon bozuklukları görülebilir. 153

154 Tedavi: Hastanın durumuna ve intrakraniyal tümörün yerine ve tipine ba ğ lıdır. Kemoterapi: Beyin tümörlerinin tedavisinde kemoterapi, cerrahi ve radyoterapiyi tamamlayıcı olarak uygulanır. Kemoterapi tümörün tipine göre seçilir. Kemoterapi; cerrahi debulking (geni ş eksizyonu olanıksız tümörlerde, dokunun mümkün oldu ğ unca çıkarılması )’ den hemen sonra radyasyon terapisi ile birlikte, radyasyon tedavisi tamamlandıktan sonra ve tümör nüks ederse uygulanır. 154

155 Ço ğ u kemoterapotik ajanlar kan-beyin bariyerinden geçemez. Bu nedenle kemoterapinin beyin tümörlerinde etkisi sınırlıdır. Kortikosteroidler serebral ödemi azaltmak, mannitol kan- beyin bariyerini engellemek amacıyla kemoterapotik ajanlarla birlikte kullanılır. 155

156 Stereotaktik nörolojik cerrahi: Beyinde ula ş ılması zor ve özellikle derin yerle ş imli bölgelere geni ş bir kraniotomi yapılmadan ve hedef noktayı çevreleyen beyin dokusuna zarar verilmeden ula ş ılmasını sa ğ layan minimal invaziv bir nörolojik cerrahi yöntemidir. Brakiterapi (internal radyasyon): Kapsüllü radyoaktif izotopların vücut bo ş luklarına ya da do ğ rudan tümörün içine kalıcı ya da geçici bir süre için, ameliyatla ya da floroskop altında yerle ş tirilmesidir. Stereotaktik Brakiterapi 156

157 Hem ş irelik yönetimi: Hastanın durumu nörolojik tanılama kriterlerine göre de ğ erlendirilir. Hastalar sürekli izlenerek, hastalı ğ ın günlük ya ş am aktivitelerine etkisi ve tedaviye yanıtları de ğ erlendirilir. Hasta kafa içi basınç artması, serebral ödem, nöbet yönünden izlenmelidir. 157

158 Kraniotomi: Kafatasının cerrahi giri ş imle açılması i ş lemidir. Kraniotomi ; supratentoriyal alanda tentoriumun üstünde ve tentoriumun altındaki alanda posterior fossada olmak üzere iki ş ekilde uygulanır. Kraniektomi; kafatasının bir bölümünün çıkarılması i ş lemidir. 158

159 Dekompresyon: Beyin dokularına olan basıncı önlemek ve kalan dokuların geni ş lemesi için yer kazanmak amacıyla uygulanır. Genel anestezi altında yapılır. Beynin a ğ rı reseptörleri olmadı ğ ı için, açma kapama i ş lemi sırasında hafif anestezi verilir. 159

160 Ameliyat sırasında hastanın ba ş ı özel çerçevelerle desteklenir. Hastanın ba ş ında, boyun kaslarında, yüzünde meydana gelen ödem nedeniyle çerçevenin, basınç yarası olu ş turmaması için hasta gözlemlenir. Ameliyatın tipine göre lazer ya da ultrasonik aspiratörler kullanılır. Bu aspiratörler beyin dokularında travmayı en aza indirir. Tümör ya da büyük hematomlar çıkarıldıktan sonra fazla sıvı ya da kanın drenajı için ventrikül içine ya da ameliyat alanına Jackson-Pratt drenaj sistemi yerle ş tirilir. Jackson-pratt Drenleri 160

161 Transfenoidal Hipofizektomi: Özel bir spekulumla burun içinden girilerek sfenoid sinüs açılır, sella tursika tabanına ula ş ılır ve tümör dokusu çıkarılır. Tümör dokusu çıkarıldıktan sonra sella tabanı kemik ile onarılıp burun tamponları yerle ş tirilir. Ameliyat sırasında hastaya kanama kontrolü için basınçlı burun tamponu uygulanaca ğ ından ameliyat öncesi dönemde hastadan burnunu kapatarak, a ğ ızdan nefes alma egzersizleri ö ğ retilir. Ameliyattan sonra hastaya ba ş yukarıda olacak ş ekilde pozisyon verilir. 161

162 Transfenoidal Hipofizektomi-1 Ameliyat sonrası genizden ve burun kenarından akıntı gelebilir. Hasta burun yolu ile nefes alamadı ğ ı için a ğ ız bakımı verilir. Hipofiz cerrahisinin en yaygın yan etkisi, antidiüretik hormon sekresyonu (ADH)’ nun azalmasına ba ğ lı olarak, geçici diabetes insiputus (DI) geli ş mesidir. Hastada; çok su içme, çok idrara çıkma bulgu ve belirtileri vardır. Hastaların saatlik aldı ğ ı- çıkardı ğ ı sıvı miktarı izlenmelidir. Bu süre uzun sürerse kronik DI tedavisi uygulanabilir. 162

163 Transfenoidal Hipofizektomi-2 Hipofiz bezler fonksiyonlarını kaybetmi ş se bazı hastalar ameliyat sonrası piuter hormon replasmanı tedavisine gereksinim duyarlar. Transfenoidal cerrahi sonrası olu ş abilecek komplikasyonlar: Burundan sıvı gelmesi, çok su içme-çok idrara çıkma, halsizlik, bilinçde bozulma, görme bozuklukları, sinüzit Ameliyattan sonra banyo yapabilecekleri ve normal cinsel ya ş amlarını sürdürebilecekleri konusunda bilgi verilir. 163

164 Transfenoidal Hipofizektomi-3 Olası Komplikasyonlar: Ameliyat sonrası; anestezi ve narkotiklerin etkileri ve immobilite gibi komplikasyonlar meydana gelebilir. İ ntrakraniyal ameliyatlardan sonra geçici ekimoz ve periorbital ödem görülebilir. Bu durum olmadan önce hasta ve hasta yakınlarına bilgi verilmelidir. 164

165 Transfenoidal Hipofizektomi-4 Ba ş lıca komplikasyonlar: K İ BAS, Serebrospinal sıvının sızması, Bilinç kaybı, Bazı duyuların kaybı, Konu ş ma kaybı, Mental konfüzyon görülebilir. Ameliyat sonrası meydana gelen serebral ödem ve kanamaya ba ğ lı K İ BAS geli ş imi majör komplikasyonlardır. 165

166 Transfenoidal Hipofizektomi-5 Klinik belirti ve bulgular Ba ş a ğ rısıyla birlikte bilinç düzeyinde de ğ i ş me, Görme ve konu ş ma bozuklu ğ u, Kas zayıflı ğ ı, paralizi, Pupil de ğ i ş iklikleri, Nöbet, Kusma, solunum de ğ i ş iklikleridir. 166

167 Transfenoidal Hipofizektomi-6 K İ BAS’ın tedavisi, osmotik diüretikler ve kortizondur. Mekanik ventilasyon vazokontriksiyonu ve K İ BA’ nı azaltarak kan akımındaki karbondioksiti dü ş ürür ve hipoksiyi önler. Hastanın ba ş ının elevasyonu ve serebrospinal sıvının drenajı da K İ BA azaltır ve intrakraniyal monitarizasyon, ku ş kulu K İ BA’ nın gözden kaçmasının önler. İ ntrakraniyal ameliyatlardan sonra kulaktan (otore), burundan (rinore) ince, berrak, serebrospinal sıvı gelebilir. 167

168 Transfenoidal Hipofizektomi-7 Serebrospinal sıvının sızması durumunda buruna veya kula ğ ın üzerine steril tampon konulmalı, pansuman kirlendi ğ inde de ğ i ş tirilmelidir. Kulak veya burnun içine sıvı akımını engelleyip, enfeksiyon riski olu ş turaca ğ ı için basınçlı tampon uygulanmamalıdır. Hasta düz yatmamalı, ba ş ı 20 derece yükseltilip drenajın akması sa ğ lanmalıdır. Serebrospinal sıvının sızması enfeksiyon riskini artıraca ğ ı için gelen sıvı glikoz ve enzimatik test için labaratuvara gönderilmeli ve hastaya antibiyotik tedavisi, yatak istirahati uygulanmalıdır. 168

169 Transfenoidal Hipofizektomi-8 İ ntrakraniyal ameliyatlardan sonra beden ısısının düzenlenmesinde bozulma olur. Enfeksiyona ba ğ lı hipertermi gerçekle ş ebilir. İ ntrakraniyal cerrahiden sonra nöbet geli ş ebilir. Nöbet beyin hasarı ve beynin metabolik gereksinimlerini artırır. Ameliyattan 2-3 gün sonra menenjit geli ş ebilir. Subaraknoid bölgede hematom veya enfeksiyon menenjite neden olur. 169

170 Transfenoidal Hipofizektomi-9 Ameliyat sonrası dönem uzadı ğ ında stres ülserlerinin görülme sıklı ğ ı artar. Mukus yapımında azalma ve gastrik sekresyonda hiperasidite gastrite ve ülsere neden olur. 170

171 Transfenoidal Hipofizektomi-10 Ameliyat öncesi bakım : Hastanın daha önceki sa ğ lık öyküsü alınır. Atriyal fibralasyon, sıvı-elektrolit dengesizli ğ i gibi herhangi bir bozukluk varsa düzeltilmelidir. Ameliyat öncesi hastanın a ğ ızdan bir ş ey almaması ve yapılacak i ş lemler hakkında bilgi verilmelidir. K İ BAS ve pulmoner konjesyon belirti ve bulguları varsa hekime haber verilmelidir. Hastaya ameliyat öncesi premedikasyon uygulanmalıdır. 171

172 Transfenoidal Hipofizektomi-10 E ğ er anestezi hekimi narkotiklerin verilmesini önermi ş se, narkotikler verilmeden önce mutlaka cerraha danı ş ılmalıdır çünkü narkotikler K İ BA’lı hastada, hipoventilasyona ve dola ş ım depresyonuna neden olur. Beyin ameliyatı olan hastalarda saçların kesilecek olması hastalarda büyük travmaya yol açaca ğ ından hastaya destek olunmalı, saçlarının yeniden çıkaca ğ ı konusunda e ğ itim verilmeli. 172

173 Transfenoidal Hipofizektomi-11 Ameliyat sonrası bakım: Hastanın nörolojik durumu sık sık de ğ erlendirilmeli, ameliyat öncesi durumuyla kar ş ıla ş tırılmalıdır. Ameliyattan sonra hastanın genel durumunun bozulabilece ğ i için, ya ş am bulguları ve bilinç durumu, ekstremitelerinin hareketi, konu ş ması; ilk bir saat onbe ş dakikada bir, 2. saatte otuz dakikada bir durumu stabil oluncaya kadar de ğ erlendirilir. Sıvı giri ş - çıkı ş ı dikkatli de ğ erlendirilmeli, elektrolitler, özellikle kan ş ekeri, sodyum, potasyum, ozmalite ve hemotokrit izlenmelidir. 173

174 Transfenoidal Hipofizektomi-12 Kanama ve serebrospinal sıvının sızması olasılı ğ ına kar ş ın pansuman kontrol edilmeli. Ameliyat sonrası hasta nöbet geçirebilir. Devamlı nöbet geçirme beyinde hasra olu ş turaca ğ ı ve fonksiyonlarını durduraca ğ ı için seri hareket edilerek hekime haber verilmelidir. Pansuman deren ve kateterin etrafı korunarak insizyonun üstüne temiz, kuru hacimli bir ped konularak pansuman yapılır. Pansuman de ğ i ş tirilirken diki ş lerin ve kateterin etrafı, ödem ve enfeksiyon bulguları yönünden de ğ erlendirilmelidir. 174

175 Transfenoidal Hipofizektomi-13 İ ntrakraniyal ameliyatlardan sonra do ğ ru pozisyonda yatma çok önemlidir. Do ğ ru pozisyon juguler ven akımının devamlılı ğ ı, doku perfüzyonu ve bası yaralarını önler. K İ B kritik sınırlarının üstünde (20 mm/Hg) artarsa, hastanın nörolojik durumu stabil de ğ ilse, hasta düz pozisyonda yatmamalıdır. Hastanın ba ş ı yükseltildi ğ inde ba ş desteklenmelidir. Ba ş dönmesi varsa; hastanın ba ş ı küçük yastık veya servikal boyunluk ile desteklenerek venöz akımın azalması önlenmelidir. 175

176 Transfenoidal Hipofizektomi-14 Yapılan ameliyata göre ameliyat sonrası verilecek pozisyonlarla ilgili riskler: Supratentoriyal (beynin tentoriyumunun üstünde kalan) ameliyatlardan sonra, juguler venlere do ğ ru venöz akımı ilerletmek için, hastanın ba ş ı 30 derece yükseltilmelidir. İ nfratentoriyal (beyin tentoriumunun altında, beyin sapı ve serebellum) ameliyatlardan sonra; hastanın yatak ba ş ı, derece yükseltilerek veya ba ş yükseltilmeden düz yatırılır, hasta iki saatte bir döndürülür. Hasta bilinçsizse yan yatması sekresyonların drenajı için uygun olur. 176

177 Transfenoidal Hipofizektomi-15 Posterior fossa ameliyatlarından sonra; hasta sırt üstü yatırılmaz, yan pozisyonda yatırılır. Ameliyat diki ş hattı en küçük gerginlikten korunmalıdır. 177

178 Hem ş irelik giri ş imleri: Solunum parametreleri de ğ erlendirilip, beynin en üst düzeyde oksijenlenmesi sa ğ lanmalı ve hiperkapni önlenmelidir. Aspirasyon sırasında hasar ve serebro spinal sıvı sızması meydana gelebilece ğ i için burundan aspirasyon yapılmamalıdır. Hasta aspirasyondan önce ambu veya ventilatör ile hiperventile edilip, oksijen verilmelidir. Uzayan aspirasyon i ş lemi intratorasik basıncı arttırıp, venöz dönü ş ün azalmasına ve K İ BA ‘sına neden olabilece ğ i için, 10 saniyeden uzun süreli aspirasyon yapılmamalıdır. 178

179 Hem ş irelik giri ş imleri-1 Pituiter rezeksiyonu olan ameliyatlardan sonra hastada diabetes insipidus geli ş ebilir. Serebral ödemi azaltmak için sıvı alımı sınırlandırılmalıdır. Beyinde a ğ rı sensörleri dura ve kafatasındadır. Ameliyat sonrası ba ş a ğ rısı insizyona ba ğ lı olup, orta derecededir. Hasta sessiz, sakin ve lo ş bir ortamda dinlenmelidir. 179

180 NÖROLOJ İ K TRAVMALAR Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları: Travma sonrası saçlı deri, kafatası ve beyinde meydana gelen yaralanmalara kafa travması denir. Travmatik beyin yaralanmalı hastalarda sıklıkla, kalp yaralanması, servikal kırık, abdominal yaralanmalar ve kas-iskelet sistemi yaralanmaları gibi di ğ er majör hasarlarda meydana gelmektedir. 180

181 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları-1 Travma sonrası olu ş an yüz kırıkları ve akci ğ er yaralanmaları solunum sistemini olumsuz etkiler. Hava yolu tıkanıklı ğ ı solunum kapasitesinin azalması beynin ve di ğ er dokuların oksijenlenmesinin azaltır ve beyin ölümü meydana gelir. Etyolojisi: Kafa travmaları do ğ umdan sonra her ya ş grubunda ve her cinsiyette görülebilir. Do ğ um sırasında forseps uygulanması, be ş ikten veya kucaktan dü ş meler, ya ş ın ilerlemesi ile trafik, i ş, ev ya da spor kazaları kafa travmalarının nedenlerini olu ş turur. 181

182 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları-2 Kafa travmaları, künt ve penetre yaralanmalar ya da kup (darbenin geldi ğ i noktanın kar ş ı tarafında yaralanma) ya da kontr-kup (darbenin ula ş tı ğ ı noktanın kar ş ı tarafından yaralanma) yaralanmaları olmak üzere iki grupta incelenir. 182

183 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları-3 Künt Yaralanmalar: Kraniyal yapıları, beyin parankimini ve damarları içeren karma ş ık travmalardır. Travma beyin yüzeyinde küçük kan damarlarında pete ş iyel kanamaya ve kraniyal sinirler, sinir sistemi, büyük damarlar ve di ğ er dokularda gerilemeye veya rotasyona, fonksiyon bozukluklarına neden olur. 183

184 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları-4 Delici/ Penetre Yaralanmalar: Yabancı cisim ya da kafatasının kırılması ve kemi ğ in parçalanması sonucu olu ş an yaralanmalardır, beyin dokularında laserasyon ve ventriküler sistemde hasar meydana gelir. Kan damarlarında yırtılma veya büyük pıhtı meydana gelirse beyin basısına ba ğ lı fıtıkla ş ma olur. 184

185 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları-5 Dü ş ük hızdaki yaralanmalarda izleyen yol sınırlı oldu ğ u için kanama ve enfeksiyon vardır. Yüksek hızdaki (kur ş un) yaralanmalarında ise, kemik kırıldı ğ ı için daha büyük hasar meydana gelir ve meydana gelen basınç de ğ i ş iklikleri, beyin sapını etkileyerek akut medullar yetmezli ğ e ve ölüme neden olabilir. 185

186 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları-6 Primer Yaralanma Çe ş itleri: Do ğ rudan vurma, çarpma sonucu olu ş ur. Beyin kontüzyonu, yaygın aksolan zedelenme, kraniyal sinir ve hipofiz sapı zedelenmesi bu gruptadır. Sekonder yaralanmanın esas nedeni intrakraniyal kanama ve bunun sonucunda olu ş an hipertansiyon ve serebral herniasyondur. Hipoksi, hiperkapni, K İ BA, enfeksiyon ve epileptik nöbetler de sekonder hasara neden olurlar. 186

187 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları-7 Kafa derisi yaralanmaları: Kafa derisi yaralanmalarında yara dudaklarını kar ş ı kar ş ıya getirmek ve böylece hem kanamayı kontrol etmek hem de yara iyile ş mesini kolayla ş tırmak için diki ş konulması gerekir. Deri altındaki dokular da yaralanmı ş sa ve beyin dokusu dı ş ortama çıkmı ş sa deri hemen steril bir pansumanla kapatılmalı, cerrahi giri ş imle anatomik bütünlük sa ğ lanmalı. Kafa derisi yaralanmaları, laserasyon, hematom ve kontüzyona neden olur. 187

188 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları-8 Kafatası kırıkları: Genellikle hem kafatasında hem beyinde yaralanma olu ş ur. Kafatası kırıkları 2’ye ayrılır. 1. Lineer kırık: Radyolojik incelemede ince bir çizgi halinde görülür ve tedavi gerektirmez. Yol açtı ğ ı komplikasyonlar açısından önemlidirler. Menengeal arterleri ve dural sinüsleri ya da kemik sinüslerini çaprazlayan kırıklar kanamalara, enfeksiyonlara ve dura fistüllerine neden olabilirler. Lineer kırıkların en erken komplikasyonu; epidural hematomlardır. 188

189 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları-9 2. Çökme kırı ğ ı: Artan veya azalan hızdaki darbelere, kompresyonlara ya da delici cisimlerle olu ş an travmalara ba ğ lı olarak meydana gelir. Radyolojik olarak görülebilir ve palpe edilebilirler. Çökme kırıkları kanama ve enfeksiyona neden olabilir. Açık ve komplike kırıklarda cerrahi giri ş im gereklidir. 189

190 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları Kafa Kaidesi Kırıkları: Frontal ve temporal lobların üzerindeki kemiklerde meydana gelir. Menenjit ve beyin apsesi olu ş ma riski vardır. Kraniyal sinir felci veya arter kanaması meydana gelebilir. Radyolojik olarak az görülürler. Travmanın ba ş langıcında veya daha sonra kraniyal sinirlerde ve iç kulakta hasar meydana gelebilir. 190

191 Klinik Belirti Ve Bulgular: Optik sinir hasarına ba ğ lı görme de ğ i ş ikli ğ i, İş itme sinirinin hasarına ba ğ lı i ş itme kaybı, Koku sinirinin hasarına ba ğ lı koklama duyusunun kaybı, Görme sinirinin hasarına ba ğ lı göz hareketlerinin kaybı, ş a ş ı veya sabit bakı ş, dilate pupil, Yüz sinirinin hasarına ba ğ lı tek yanlı parezi veya paralazi, İ ç kulak hasarına ba ğ lı vertigo, Vestibüler sistemin hasarına ba ğ lı nistagmus olu ş abilir. 191

192 Genel Olarak Kafatası Kırı ğ ı Belirti Ve Bulguları: Kulaktan veya burundan BOS gelmesi, Çe ş itli kraniyal sinir hasarı, Kulak zarı arkasında kanama, Gözlerin etrafında çürük/periorbital ekimoz ‘‘raccoon belirtisi’’, Mastoid üzerinde çürük ‘‘Battle belirtisi’’ 192

193 Travmatik Beyin Yaralanmaları / Kafa Travmaları-11 Beyin Dokusu Yaralanmaları: Beyin dokusu yaralanmalarında kullanılan bazı terimler: Konküzyon (beyin sarsıntısı): Kafa travması sonucu meydana gelen hafif ve geçici fizyolojik serebral fonksiyon bozuklu ğ udur. Yaralı da 5 dk veya daha az süren bilinçsizlik ve geçmi ş e yönelik bilinç kaybı (retrograd amnezi) vardır. Ba ş dönmesi, bulantı sık görülen yakınmalardandır. 193

194 Beyin Dokusu Yaralanmaları-1 Kontüzyon (ezilme): Servikal fraktür gibi ciddi yaralanmalarla birlikte görülür. Beyin fonksiyonu bozulmadan hücresel yapı bozuklu ğ una neden olur. Bilinç kaybı ve ciddi hasara neden olur. K İ BAS ve herniasyon sendromu geli ş ebilir. 194

195 Beyin Dokusu Yaralanmaları-2 Laserasyon: Travma beyin dokusunun devamlılı ğ ını bozmu ş sa laserasyondan söz edilir. Beyin ödemlidir, kan dola ş ımı bozulmu ş tur. 195

196 Kafa Travması Olan Hastanın Yönetimi Hava yolu, solunum ve dola ş ım sa ğ lanmalıdır. Kafa travmasıyla birlikte servikal kırık varsa, hastanın omurgası tespit edilmelidir. Olası komplikasyonları önlemek için boyun, boyunluk ve kum torbası ile desteklenmelidir. Hastanın damar yolu açılıp sıvı verilmelidir. 196

197 Beyin Dokusu Yaralanmaları-3 Tedavi: Solunum deste ğ i, Sıvı-elektrolit dengesi ve eliminasyon, G İ S fonksiyonlarının devamı ve beslenme, Olu ş abilecek komplikasyonları önleme. 197

198 Kafa Travması Olan Hastalarda Olası Komplikasyonlar Stres ülseri, Serebral ödem, Enfeksiyon, Akut hidrosefali, Diabetes insipitus, Uygun olmayan antidiüretik hormon sekresyonu sendromu, Ritm bozuklu ğ u, Nörolojik pulmoner ödem, Arteriyovenöz anevrizma, Davranı ş de ğ i ş ikli ğ i. 198

199 Kafa Travması Olan Hastalarda Olası Komplikasyonlar-1 Posttravmatik Sendrom: Genellikle ku ş kulu, küçük travma geçiren hastalarda olur. Bulgular; ba ş a ğ rısı, konsantrasyon güçlü ğ ü, ba ş dönmesi, sersemlik, ani kafa hareketlerinden sonra kafada titreme ya da sallanmanın durmaması, huzursuzluk, gürültüye duyarlılık, huzursuzluk, a ş ırı terleme, depresyon, ki ş ilik de ğ i ş ikli ğ i, sinirlilik vb. 199

200 Sekonder Beyin Travmaları: Sekonder beyin travmaları travma sonucu geli ş en komplikasyonlardır. Travmatik hematom: Travmatik hematomlar 4’e ayrılır. 1. Epidural hematom: Ş iddetli kafa travması sonrası, olguların % 10’unda kafatası kırı ğ ı ile birlikte, kafatası ile duramater arasında görülür. 2. Subdural hematom: Subdural alanda akut ya da kronik kan toplanmasıdır. 3. İ ntraserebral hematom: Do ğ rudan beyin içine kanama vardır. 200

201 Spinal Travmalar: Kafa travmalı bir hastada spinal travma da olabilir. Etyolojisi: Motorlu araç kazaları, i ş kazaları, spor yaralanmaları, dü ş meler neden olmaktadır. Spinal sistem hasarı olan hastanın birçok sisteminde de hasra vardır. Bu nedenle öncelikli olarak ya ş amsal bulgular, hava yolu açıklı ğ ı, solunumu, dola ş ımı kontrol edilmeli, tedavi edilmeli. Hastanın ta ş ınması tedavisi kadar önemlidir. Omurilik yaralanması ş üphesi olabilece ğ i için, hastalar vertebral kolonun hareketini önleyecek ş ekilde tespit edilmeli ve özel sedyeyle ta ş ınmalı. 201

202 Spinal kord sendromu: 5’ e ayrılır. 1. Santral kord sendromu: Genellikle hiperekstansiyon-hiperfleksiyon yaralanmalarında ortaya çıkar ve üst ekstremitelerde kuvvet kaybına neden olur. El ve kollara giden sinir tarktuslarının bulundu ğ u kordun santral kısmındaki ödem ve kanama nedeniyle geli ş ir. 2. Anterior kord sendromu: Akut fıtıkla ş mı ş intervertebral diskin kontüzyonu ya da kompresyonu ile omurili ğ in anterolateral bölümünde yerle ş en spinotalamik ve kortikospinal traktüslerin hasara u ğ raması sonucu meydana gelir. Yaralanma seviyesinin altında hipoestezi, hipoaljezi ve tam paralizi vardır. 202

203 Spinal Kord Sendromu 3. Brown-sequard sendromu: Kur ş un, bıçak gibi araçların neden oldu ğ u penetran yaralanmalar sonucu omurili ğ in bir yarısında hasar meydana gelmesidir. 4. Conus medullaris sendromu: Spinal korda canus medullaris ve lomber sinir köklerinde hasar sonucu geli ş en sendromdur. Bireyin alt ekstremitelerinde, ba ğ ırsak ve mesane fonksiyonların yeti yitimi vardır. 5. Cauna equina sendromu: Canus medullarisin altında lumbosakral sinir köklerinde hasar sonucu geli ş ir. Bireyin alt ekstremite, ba ğ ırsak ve mesane fonksiyonlarında arafleksi vardır. 203

204 Spinal Ş ok: T4-T5 seviyesinin üzerinde spinal kordun tam hasarı spinal ş ok (sempatik otonomik refleks aktivitesi kaybı) olu ş umunu hazırlayıcı faktördür. Venöz dönü ş azalır, hipotansiyon geli ş ir. Vazokontrüksiyon nedeniyle hipotalamus beden ısısını kontrol edemez ve metabolizma artar. 204

205 Spinal Ş oktaki Hastanın De ğ erlendirilmesi Hastanın hava yolu açıklı ğ ı, solunum ve nörolojik durumu de ğ erlendirilmeli. Oskültasyonla akci ğ erin bütün alanları dikkatli dinlenmeli, solunum hızı, ritmi, derinli ğ i de ğ erlendirlmelidir. Hastada kafa travması da varsa bütün bölümlerin motor, refleks, duyusal nörolojik muayenesi yapılmalıdır. Hemodinamik, G İ S, barsak ve mesane, refleksler, deri de ğ erlendirilmelidir. 205

206 Hem ş irelik Uygulamaları Hava yolu açıklı ğ ı ve solunum sa ğ lanacak, Spinal kolonun stabilizasyonu, spinal yaralanma ve hareketsizli ğ e ba ğ lı komplikasyonları önlemeye yönelik hem ş irelik giri ş imleri uygulanmalıdır. Tedavi: Hastanın hava yolu açıklı ğ ı ve etkin solunumu sa ğ lanır. Zorlu solunum varsa ventilatöre ba ğ lanmalıdır. Spinal parçanın çıkık veya kırı ğ ında nörolojik hasarı önlemek için iskelet traksiyonu, Halo ceket ile immobilizasyon sa ğ lanır Ve traksiyon uygulanır. 206

207 207 Halo Ceket

208 Omurganın Dejeneratif Hastalıkları İ ntervertebral diskler(IVD), ikinci servikalden, birinci sakrala kadar vertebra korpuslarının ardı ş ık olarak birbirine ba ğ layan yarı oynar eklemlerdir. IVD, disk biçimini almı ş fibröz kıkırdaktan olu ş an yastıkçıklardır. Omurga kolonuna binen yüklerin biyomekanik gereksinimlere uygun biçimde emilip da ğ ıtılmasına ve omurganın düz olarak hareket etmesini sa ğ lar. En kalın diskler bel bölgesinde en zayıf diskler sırt bölgesinde yer alır. 208

209 Bel A ğ rısı Bel a ğ rılarının ço ğ unda prognoz iyidir. Erkek-kadın oranı e ş ittir. Radikülopati: Sinir kökü disfonksiyonudır. Belirtiler: Tutulan sinir kökü alanında a ğ rı, dermatomal duygu bozuklukları, ilgili sinir kökünün inerve etti ğ i kasların kuvvetsizli ğ i ve aynı kasların hipoaktif derin tendon refleksi Siyatik: Siyatik sinire katılan bir sinir kökünde radikülopati, genellikle alt ekstremitenin posterior ve lateral yüzü boyunca aya ğ a ve bile ğ e uzanan belirtiler olu ş turur. 209

210 Mekanik Bel A ğ rısı: Paraspinal kasların veya ligamentlerin zorlanmasından, faset eklemlerinin irritasyonundan kaynaklanan ‘‘kas-iskelet’’ bel a ğ rısı; anatomik olarak belirlenebilen nedenler (örn; tümör, disk herniyasyonu) hariç; bel a ğ rısının en yaygın ş eklidir. Bel a ğ rısı nedenleri: Myelojenik, omurilik tümörleri, multiple skleroz, sinir kökü basısı, disk hernisi, lomber stenoz, enfeksiyonlar, travma vs. 210

211 Servikal Disk Hastalı ğ ı: Spondiolizis eri ş kinde sık görülen patolojilerdir. Erkeklerde kadınlara göre daha fazla görülür. Servikal bölgedeki disk hastalıklarında, nadiren tek bir nukleus pulpozusunun protrüzyonu ş eklinde ortaya çıkar. Birkaç diski birden etkileyen dejeneratif de ğ i ş ikliklere daha sık rastlanır. 211

212 Akut Disk Hernisi: Genellikle bir travma öyküsü vardır. Travmanın arkasından önce boyunda sertlik, daha sonrada merkezi sinir sistemi lezyonuna ait belirtiler görülür. Merkezi ve lateral yerle ş imli olabilir. Merkezi yerle ş imlerde, miyelopati, bacaklarda güç kaybı ve spastisite, bazende üst ekstremitelerde sinir kökü belirti ve bulgularına neden olur. Lateral yerle ş imli olanlarda ise, kolun birinde akut sinir kökü basısına ba ğ lı a ğ rı ve güç kaybı meydana gelir. 212

213 Akut Disk Hernisi-1 Klinik Belirti Ve Bulgular: Klinik belirtiler nöral elemanların tutulumuna ba ğ lıdır. Retikulopati, miyelopati veya radikülomyelepati görülür. Radiküler sendrom: Boyun ve sinir kökü innervasyonuna ba ğ lı kol a ğ rısı en yaygın belirtisidir. Sıkı ş an sinir kökünün innerve etti ğ i myotomda, kuvvet kusuru ve derin tendon reflekslerinin azalması veya kaybolması tipiktir. 213

214 Akut Disk Hernisi-2 Miyelopati : Tam olmayan omurilik hasarına ba ğ lı olarak alt ekstremitelerden daha çok, üst eksremitelerde kuvvet kaybıyla ortaya çıkan merkezi omurilik sendromunda ellerde motor defisit belirgindir. Tedavi: Akut ba ş langıçlı merkezi disk protrüzyonlarında erken cerrahi dekompresyon önerilmemektedir. Akut ba ş langıçlı lateral disk lezyonlarında ise, konservatif tedavi(boyunluk kullanılması ve analjezikler) ile düzelme sa ğ lanabilir. E ğ er bulgular ilerlerse, posterior foraminotomi veya anterior yakla ş ımla cerrahi eksizyon uygulanır. 214

215 Torakal Disk Hernisi: Torakal bölgenin daha az hareketli bir bölge olması ve bir dereceye kadar kostaların spinal kolona gelen yükü ta ş ımaya yardım etmesi sonucu, klinikte nadir olarak görülür. Klinik Belirti Ve Bulgular: Torokolomber a ğ rı, radikuler a ğ rı ve myelopati vardır. Tedavi: Ciddi radikuler a ğ rısı ve miyelopati bulunan hastalarda tedavi cerrahidir. 215

216 Lomber Disk Hernisi: Bir hastalık de ğ il, patolojik bir süreçtir. Gövdenin a ğ ır yükünü ta ş ıyan alt lomber omurlar sıklıkla dejenere olur ve sonuçta anulusu yırtan nukleus pulpozus, hiç a ğ rı olu ş turmadan herniye neden olur. Bu disk hernisinin a ğ rıya (bel, bacak) yol açması lomber disk hastalı ğ ı olarak tanımlanır. Belirti Ve Bulgular: Duyarlı yapıların irritasyonuna ba ğ lı olarak a ğ rı ve di ğ er bulgular ortaya çıkar. 216

217 Lomber Disk Hernisi-1 Tanı yöntemleri: Hastadan detaylı öykü alınmalıdır. Düz bacak kaldırma testi, laseque testi, kar ş ı DBK testi, femoral sinir germe testi, kas gücü ölçümü, atrofi ölçümü, refleksler, duyu muayenei yapılarak tanı konulur. Tedavi: Lomber disk hernisi cerrahi ve cerrahi dı ş ı yöntemlerle tedavi edilir. Yatak istirahati lomber disk hernisinde uygun pozisyonda yatarak uygulanacak birkaç günlük kesin yatak istirahati önerilen en önemli tedavi yöntemidir. 217

218 Lomber Disk Hernisi-2 En uygun istirahat pozisyonu semi-fowler pozisyonudur. Akut ba ş langıçlı bel a ğ rısında güçlü anlajezikler ve antienflamatuar ilaçlar kullanılmalıdır. Yük ta ş ınırken ta ş ınan materyal bedene yakın tutulmalı ve uzun süre oturulmamalıdır. Egzersiz a ğ rıyı azaltır. Özellikle ekstansiyon egzersizleri sinir köküne basıyı azaltır, zayıf kaslar güçlenir ve bele gelen mekanik stres azalarak, fiziksel uyum artar. 218

219 Lomber Disk Hernisi-3 Cerrahi tedavi: Lomber disk hernisi cerrahisi devamlı a ğ rıyı gidermek için cerrahi i ş lem yapılmalıdır. Siyatalji tedavi edilir. Hastaya bel a ğ rısının tam olarak geçmeyece ğ i söylenmelidir. 219

220 Disk Hernilerinde Hem ş irelik Bakımı Ameliyat öncesi bakım Hastanın nörolojik muayenesi yapılmalıdır. Hasta ve ailesine; cerrahi giri ş im, ameliyat öncesi hazırlıklar ve ameliyat sonrası uygulamalar güvenli mobilizasyon ve yata ğ a transfer konusunda bilgi verilmelidir. Ameliyat sonrası ayılma döneminde hastanın sırtı korunmalı ve düz tutulmalıdır. Hasta bir yandan di ğ er yöne dönerken hareketlerini sınırlanmasının ve zorlanmasının cerrahi alanın korunmasındaki önemi vurgulanmalıdır. 220

221 Lomber Disk Hernisi-4 Hastanın dı ş kılamada zorlanmasının önlemek için yumu ş ak içerikli gaita yapması sa ğ lanmalı ve diyeti ayarlanmalıdır. Füzyon ameliyatı uygulanacaksa; hastaya kan transfüzyonu uygulanaca ğ ını ve 2-3 ünite kana gereksinim duyulaca ğ ı konusunda hastaya bilgi verilmelidir. 221

222 Lomber Disk Hernisi-5 Ameliyat sonrası bakım: Hasta ba ş tan aya ğ a muayene edilip, pansumanlar yapılıp, drenler kontrol edilir. Hastanın nörolojik muayenesi yapılır. Alt ekstremitelerde kas güçsüzlü ğ ü, anal sfinkter kaybı veya üriner retansiyon varsa hemen hekime haber verilmelidir. Füzyon ameliyatı uygulanan hastalar daha uzun süreli yatak istirahatine gereksinim duyarlar. Hasta derin ven trombozu açısından izlenmelidir. Derin ven trombozu bulguları; homan’ s bulgusu, bacakta ş i ş me, solukluk yönünden izlenmelidir. 222

223 Ameliyat sonrası bakım-1 Homan’ S Bulgusu: Derin ven trombozunun bulgusudur. Muayene eden ki ş i, hastanın dizi 90 derece fleksiyonda iken, hastanın aya ğ ını dorsifleksiyona getirmesiyle baldırda veya popliteal bölgede a ğ rı olu ş uyorsa pozitiftir. Yara yeri akıntı ve serebrospinal sıvı sızması yönünden de ğ erlendirilmelidir. A ğ rısı olan hastaya order edilen analjezikler yapılmalıdır. Lomber bölgeye buz uygulanarak a ğ rı hafifletilebilir. Taransfer yapılırken hastanın düz ve dikkatli bir ş ekilde yapılmalıdır. Lomber diskektomi sonrası hasta 1 saat döndürülmemelidir. Daha sonra hasta 2 saat ara ile bir yandan di ğ er yana çevirilmelidir. 223

224 Ameliyat sonrası bakım-2 Ameliyat sırasında durada yırtılma olup, tamir edildiyse serebrospinal sıvı sızıntısını önlemek ve duradaki diki ş leri korumak amacıyla hasta düz olarak yatırılmalı ve izlenmelidir. Lomber füzyon ameliyatlarından sonra hasta düz yatırılır ve hasta bir yandan di ğ er yana 4 saatte bir ve daha sonra ve her 2-4 saat ara ile döndürülür. Kalça ve omurganın bükülmesi önlenmelidir. Hasta sırt üstü pozisyonda yatarken, dizler bükülmemeli ve dizlerin altı yastıkla desteklenerek femoral damarlarda tromboflebit geli ş mesi önlenmelidir. Ameliyattan 8 saat sonra mesane distansiyonu ve a ğ rı de ğ erlendirilmelidir. Hasta do ğ al yolla mesanesini bo ş altamıyorsa veya kateteri yoksa, bir kateter yardımıyla mesanesi bo ş altılmalıdır. 224

225 Ameliyat sonrası bakım-3 Laminektomi ya da spinal füzyon ameliyatı sonrası paralitik ileus görülebilir. Bulantı, kusma, sert ve gergin ve timoanik karın, ba ğ ırsak seslerinin olmaması paralitik ileus belirtisidir. Ameliyattan sonra her 4 saatte bir hastanın ba ğ ırsak sesleri de ğ erlendirilmelidir. Paralitik ileus geli ş me olasılı ğ ı varsa nazogastrik tüp uygulanmalı, dü ş ük aralıklı aspirasyon yapılmalı ve hastanın a ğ ızdan sıvı ve yiyecek alması yasaklanmalıdır. Hastaya bol sıvı alması ve liften zengin yiyecekler yemesi ve hekimin istemine uygun gaita yumu ş atıcı, laksatif, suppozivar kullanılması önerilir. 225

226 226 DEL İ RYUMLU HASTADA HEM Şİ REL İ K BAKIMI Postoperatif deliryum, dü ş üncelerin koordinasyon ve düzenlemesindeki güçlükler ve yava ş lamı ş motor fonksiyon ile karakterizedir. Bu hafif karma ş adan (konfüzyon) tam halüsinasyonlara kadar de ğ i ş mektedir. Ya ş lı hastaların %25 veya fazlasında cerrahiden sonra bir hafta içinde deliryumun bazı dereceleri ortaya çıkar.

227 227 DEL İ RYUMLU HASTADA HEM Şİ REL İ K BAKIMI-1 Bu hastalar postoperatif ilk günler sıklıkla gürültülü ve aydınlık olan yo ğ un bakım ünitesi veya uyanma odasında tutulurlar. Hastalarda geli ş ebilen postoperatif deliryuma benzer bir di ğ er tanı da “dı ş kılama-yoksunlu ğ a ba ğ lı” olan “yo ğ un bakım ünitesi psikozu” denilen bozukluktur.

228 228 DEL İ RYUMLU HASTADA HEM Şİ REL İ K BAKIMI-2 Ameliyat sonrası deliryum için; ileri ya ş, ameliyat öncesi ya ş anan fonksiyonel veya bili ş sel bozukluklar, hareketsizlik veya uygunsuz fiziksel ko ş ullar, uyku eksikli ğ i, görsel veya i ş itsel bozukluk, dehidratasyon, hipoksi, hiperkapni, hipotansiyon, hiperglisemi, dengesiz beslenme, elektrolit dengesizli ğ i, kan kaybı, geçirilmeyen a ğ rı, depresyon, antikolinerjik ilaç tedavisi ve alkol ba ğ ımlılı ğ ı risk olu ş turmaktadır

229 229 DEL İ RYUMLU HASTADA HEM Şİ REL İ K BAKIMI-3 Konfüzyonlu hastanın bakımında; solunum ve dola ş ım sistemine ili ş kin komplikasyonları önlemeye yönelik egzersizler a ş amalı olarak ö ğ retilmeli ve güvenli bir ortamda yaptırılmalıdır. Sakin ve önyargısız yakla ş ılmalıdır, görü ş melerde kısa cümleler kullanılmalıdır Kendi ile ilgili bütün kararlara katılması sa ğ lanmalıdır. Gözlük, i ş itme cihazı, baston gibi araçları kullanıp kullanmadı ğ ı veya gereksinimi olup olmadı ğ ı ara ş tırılmalıdır.

230 230 DEL İ RYUMLU HASTADA HEM Şİ REL İ K BAKIMI-4 Dü ş me gibi kazalardan korunması için odası iyi aydınlatılmalı, zemin kaygan olmamalı, aya ğ ına uyan ve kaymayan ayakkabılar giydirilmelidir. Stresle ba ş a çıkması daha zor oldu ğ undan stresörlerden uzak tutulmalıdır

231 231 DEL İ RYUMLU HASTADA HEM Şİ REL İ K BAKIMI-5 Otururken mümkün oldu ğ unca etrafı görebilecekleri tanıdık bir serviste olmaları ya ş amlarını az da olsa kontrol edebilecekleri bir oda ortamı ya ş lı hastayı cesaretlendirecektir. Örne ğ in; yeme- içmelerine izin verilmesi, tanıdık ziyaretçilerinin gelmesi kendine güvenlerinin gelmesine yol açacaktır. A ş ırı ilaç verilmesi ve kesilmesi durumunda ya da altta yatan akut hastalı ğ a ba ğ lı olarak hezeyanı olan hastalar da gözden kaçırılmamalıdır.

232 232 DEL İ RYUMLU HASTADA HEM Şİ REL İ K BAKIMI-6 Deliryumlu hastalar gerekli önlemler alınmazsa hayati drenleri, pacemaker ba ğ lantılarını çıkarabilir veya yataktan dü ş erek yaralanabilirler. Fiziksel sınırlamalar deliryum olan hastalarda gerekmedikçe kullanılmamalıdır Hastanın kullandı ğ ı ilaçların azaltılması ya da de ğ i ş tirilmesinin, nütrisyonel destek ve erken mobilizasyonun sa ğ lanmasının cerrahi sonrası deliryumun önlenmesinde yararlı olabilece ğ i belirtilmektedir

233 Servikal Disk Hernileri: Servikal spazmı ve fonksiyon kaybı görülebilir. Hastalık ba ş langıcında; NSAID, uygun beden mekaniklerinin (ROM) egzersizlerinin uygulanması ile tedavi edilir. Boyun yatarken yastıkla desteklenmelidir. Çalı ş ırken veya bilgisayar kullanılırken postür ayarlanmalı, boyun ve omuzlar zorlanmamalıdır. Hastada kol a ğ rısı, boyun a ğ rısı varsa; orta derecede disk problemi olan hastalara, yumu ş ak servikal boyunluk ba ş ve boynun düz tutulması amacıyla önerilir. 233

234 Servikal Disk Hernileri-1 Servikal boyunluk hastanın yürüme sırasında görü ş mesafesini sınırlayaca ğ ı için dü ş melere kar ş ı dikkatli olması söylenmelidir. Cerrahi tedavi: Konservatif tedaviye yanıt alınmadı ğ ından, hastanın ameliyat olması gerekebilir. Servikal diskektomi ameliyatından sonra sert boyunluk kullandırılır. Servikal ameliyatlardan sonra yumu ş ak doku hematomu, hava embolisi komplikasyonları görülebilir. 234

235 Servikal Disk Hernileri-2 Servikal vertebra füzyon ameliyatı sonrası ödemi azaltmak için hekim hastanın ba ş ının yükseltilmesini isteyebilir. Hastanın ba ş ı, sırtüstü yatarken veya otururken küçük bir yastıkla desteklenmelidir. Anterior servikal diskektomi ameliyatından sonra ilk 24 saat hastanın solunumu, ameliyat bölgesi, yüz-boyun bölge ş i ş mesi ve laringeal sinir hasarına ba ğ lı hastanın sesinde de ğ i ş me (bo ğ uk ses) izlenmelidir. 235

236 Servikal Disk Hernileri-3 Anterior spinal diskektomi ameliyatından sonra kemik greftinin hareketine ba ğ lı geli ş en ani a ğ rı, hastanın tekrar ameliyat edilmesini gerektirir. Ameliyat sonrası spinal kord ödemine ba ğ lı solunum paralizisi geli ş me riski nedeniyle trakeostomi açma seti ve gerekli malzemeler hazır bulundurulmalıdır. 236

237 Servikal Disk Hernileri-4 Ameliyat sonrası hastanede kalı ş süresi kısadır. Hastalar diki ş leri alındıktan sonra taburcu edilir. Yara yeri kontrol edilmeli ve pansumanları yapılmalıdır. Hastaya uzun süre yatmaması, oturmaması önerilir. 237

238 Spondilolistezis: Bir omurga cisminin dejenerasyon ya da travma gibi nedenlerle alttaki omurga üstünde kaymasıdır. Belirti ve bulgular: Bel, kalça ve uyluklarda a ğ rı Tek ve iki taraflı radiküler a ğ rı Nörojenik klodikasyon Hasta dizleri bükük ş ekilde oturur. Tedavisi: Cerrahidir. 238

239 Spinal Stenoz: Spinal kanal AP çapının, kritik bir de ğ erin altına inecek ş ekilde daralmasıdır. Kanal geni ş li ğ inde azalma; lokal nöral bası ve omurilik veya kauda ekuinanın kanlanmasında bozulmaya neden olur. Genellikle stenoz osteofitlere ya da faset eklem hipertrofisine ba ğ lıdır. 239

240 Spinal Stenoz-1 A ğ rı olmayabilir. Bunun yerine bazı hastalar yürümekle parasteziler veya alt eksremite kuvvetsizli ğ i tanımlanabilir. Hastalarda antropoid postür geli ş tirebilir. Hastalar ayrıca özellikle baldırlarında kas kramplarından ş ikayet edebilirler. Tedavi: Cerrahi; posterior yakla ş ımla laminektomi, hemilaminektomi veya parsiyel hemilaminektomi 240

241 Spinal Kord Hastalıkları: Siringomiyeli: Omurili ğ in Santral Lezyonu: Omurili ğ in santral veya parasantral bölgesini birkaç ya da daha çok segment boyunca harap eden lezyonlar tarafından ortaya çıkarılır. Buna hemoraji veya travmaya ba ğ lı kontüzyon gibi akut süreçler ya da tümör, siringomiyeli gibi patolojik olu ş umlar neden olur. Lezyona u ğ rayan segmentlere ili ş kin dermotomlarda a ğ rı ve ısı duyusu kaybı, yine bu segmentlere ait miyotomlarda simetrik ya da asimetrik alt motor nöron tutulması tarzında kuvvetsizlik ve atrofi ortaya çıkar. 241

242 Spinal Kord Hastalıkları-1 Hematomiyeli: Omurilik içine kanama beyin kanamalarına oranla çok daha nadirdir. Nedenleri; Spinal travmalar, vasküler malformasyonlar ve antikoagülan kullanımı gibi kanama e ğ iliminin arttı ğ ı durumlar sayılabilir. Te ş his konulduktan sonra cerrahi olarak bo ş altılmalıdır. 242

243 Spinal Tümörler: Kaynak aldıkları dokuya göre; primer ve metastatik tümörler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Sıklıkla torasik bölgede yer alırlar. Ekstradural Tümörler: Epidural dokudan ve vertebradan kaynak alırlar. En sık spinal metastaz yapan tümörler akci ğ er ve meme kanseridir. İ ntradural, Ekstramedüller Tümörler: Sinir kökleri ve leptomeninkslerden köken alırlar. İ ntramedüller Tümörler: Omurili ğ in nöral, nöroglial veya nörovasküler dokularından köken alırlar. 243

244 İ yi Huylu Ekstradural Spinal Tümörler: Osteid, Osteom Ve Osteoblastom: Özellikle omurgada yerle ş im gösterirler. Belirti ve bulgular: Genellikle a ğ rı yakınması vardır. A ğ rı geceleri daha ş iddetlidir. Tedavi: Cerrahi olarak tümörün tamamının çıkarılması ve hastaların yakın izlemidir. 244

245 İ yi Huylu Ekstradural Spinal Tümörler-1 Vasküler Tümörler: En sık görülen vasküler tümörler hemanjiyomlardır. Ba ş ka vasküler lezyon ise anevrizmal kemik kistleridir. Bazı olgularda tümör disk aralı ğ ını geçerek kom ş u vertebrayı tutabilir. Tedavi: Primer tadavisi cerrahidir. Lezyonun kanlanmasının azaltmak amacıyla ameliyat öncesi embolizasyon cerrahi sırasında kolaylık sa ğ lar. İ deal tedavi; tümörün lenfatik yayılım yolları ve lenf nodülleri ile birlikte çıkarılması ve radyoterapidir. 245

246 Dev Hücreli Kemik Tümörleri: Sıklıkla vertebra korpusu tutar. Belirti Ve Bulgular: A ğ rı, bazı hastalarda a ğ rı ile birlikte tümör bölgesinde lokal ş i ş lik görülür, torakal bölge yerle ş imli tümörlerde kifoz ön plandadır. Tedavi: Hastalı ğ ın tedavisi cerrahidir. Tedavide tümörün geni ş en blok rezeksiyonu ve spinal kolonun rekonstrüksiyonu önerilmektedir. 246

247 Osteokondroma: Tümör genellikle uzun kemikleri tutar. Belirti Ve Bulgular: Lokal a ğ rı ve sinir sıkı ş ması bulgularından myelopatiye kadar de ğ i ş en belirtiler görülebilir. Tedavi: Bası bulguları olan veya sempomatik hale gelen tümörlerde tedavi cerrahi yolla lezyonun çıkarılmasıdır. 247

248 Eozinofilik Granülom Retiküloendoteliyal sistemin idiyopatik hastalı ğ ı olup lezyonlar genellikle kafa kemikleri ve uzun kemiklerde görülür. Belirti Ve Bulgular: En sık kar ş ıla ş ılan belirti a ğ rıdır. A ğ rıya yumu ş ak dokuda ş i ş lik e ş lik edebilir. Tedavi: Hastalık iyi huylu oldu ğ undan yatak istirahati ve korse ile immobilizasyon ve biyopsi sonucuna göre steroid tedavisi önerilir. 248

249 Kötü Huylu Ekstradural Tümörler: Multipl Myelom: Kemik ve omurganın en sık görülen tümörlerindendir. Hastalık önce kemik ili ğ inde ba ş lar, daha sonra çevre kemik dokusuna, di ğ er kemik yapılarına ve yumu ş ak dokuya yayılır. Tedavi: Kemoterapi, radyoterapi ilk tercih edilen yöntemdir. Hastalarda anemi, böbrek yetersizli ğ i, enfeksiyon, osteoporoz gibi sistemik nedenlerle cerrahi riski yüksektir. 249

250 Ewing Sendromu: Kötü huylu tümördür. Belirti ve bulgular: Lokal a ğ rı ba ş lıca bulgudur. Beden ısısında artma, kitlenin hissedilmesi, nörolojik kayıplar di ğ er belirtileridir. Tedavi: Cerrahi olarak tümörün en blok çıkarılmasıdır. 250

251 İ ntradural Ekstramedüller Tümörler Menenjiom: Sinir kılıfı içinde araknoidden köken alırlar. Genellikle yava ş büyürler. Belirti ve bulgular: Paraparizi ve kuadriparaziye neden olan piramidal yol bulgularıdır. A ğ rı erken çıkan bulgudur, geceleri artar. Tedavi: Cerrahidir. Dekompresyon tümörün mikroskop altında bo ş altılması veya ultrasonik aspiratör ile de yapılabilir. 251

252 İ ntradural Ekstramedüller Tümörler -1 Schwannoma Ve Nörofibroma : Sinir kökü kılıfından köken alır. Spinal kılıf tümörleri olarak adlandırılır. Belirti ve bulgular: A ğ rı ve omurilik basısına ba ğ lı güç kaybı görülür. BOS incelenmesinde protein yüksekli ğ i saptanır. Tedavi: Cerrahidir. 252

253 İ ntramedüller Tümörler Astrositomalar: En yaygın bulgu a ğ rıdır. Hem tanı hem tedavi için cerrahi giri ş im uygulanır. Ependimomalar: Metastatik spinal tümörler: Spinal metastaz yapar. En çok metastaz yapan kanserler meme, akci ğ er tümörleri, prostat ve hemopoetik sistem tümörleridir. 253

254 İ ntramedüller Tümörler-1 Belirti ve bulgular: Spinal metastatik tümörlerde ilk yakınma a ğ rıdır. Tedavi: Cerrahi, hastanın nörolojik kayıplarını önlemede ve metastaza ba ğ lı a ğ rının kontrolünde yardımcı olabilir. Cerrahi tedaviyi radyoterapi ve kemoterapi izler. 254

255 Nörofibromalar Ve Menenjiyomalar Nörofibromalar ve menenjiyomalar spinal kordun yaygın tümörleridir. İ yi huylu ve ameliyatla çıkarılabilir tümörlerdir. Belirti Ve Bulgular: Spinal tümörlerin hepsi spinal kord basısı belirti ve bulguları verilir. Ekstramedüller tümörlerde spinal kordun bası altında kalmasıyla ortaya çıkacak erken belirti ve bulgular, a ğ rı, duyu kaybı, kas güçsüzlü ğ ü ve refleklerin artmasıdır. Tedavi: Spinal tümörlere ço ğ unlukla cerrahi tedavi ve radyoterapi birlikte uygulanır. 255

256 Hem ş irelik tanıları: A ğ rı, Solunum örüntüsünde de ğ i ş me, Hipotansiyon, Aktivite intoleransı, Anksiyete, Doku bütünlü ğ ünün bozulması, Enfeksiyon riski, Konstipasyon 256

257 Kümülatatif Travma Hastalıkları Baskın kullanılan el, bilek, dirsekte tekrarlayıcı, zorlanmaya ba ğ lı olu ş an hasarlardır. Birey hareket sırasında yorgunluk, a ğ rı ve sızıdan bahseder. Periferik Sinir Tümörleri: Tek bir tümör ya da daha fazla tümörün görülmesi durumuna nörofibromatozis sendromu denir. Bu hastalık ya ş amı tehdit etmez, tümörler nedeniyle normal aktivite bozuluyorsa cerrahi giri ş im uygulanır. 257

258 Periferik Sinir Yaralanmaları Yaralanmalar; mediyan, unlar, siyatik, peroneal ve uzun torasik sinirlere dı ş tan bası sonucu meydana gelir. Tedavi: Atel, buz uygulaması, yaralanan uzvun elevasyonu, antienflamatuar, analjezik ilaçların kullanımını içerir. Periferik sinirde hasra büyükse sinir, cerrahi giri ş imle uç-uca anastomaz yapılarak iyile ş mesi sa ğ lanır. 258

259 Periferik Sinir Yaralanmaları-1 Ameliyat sonrası bakımda yaralanan bölge elevasyona alınır. Elevasyon, ödem olu ş masını ve venöz dönü ş ün engellenmesini önler. Yara yeri sıcaklık, hareket, duyu, kapiller dolma ve güç yönünden de ğ erlendirilmelidir. Fizik tedaviye, ciddi yaralanmalarda ciddi yaralanmalarda birkaç gün sonra ba ş lanmalı. 259

260 Kaynakça 1. Karadakovan, A., Etiaslan, F., (2010),Dahili ve Cerrahi Hastalıklarda Bakım, Nobel Kitap Evi, Adana 2. Akyolcu, N., Aksoy, G., Kanan, N., (2011), Cerrahi Hem ş ireli ğ i Uygulama Rehberi, İ stanbul Tıp Kitabevi 3. Mihmanlı, M., (2007), Cerrahi Hastalıklar Ve Hem ş irelik Bakımı, Sakarya Üniversitesi Rektörlük Basımevi 4. Aksoy, G., (1998), Cerrahi Hastalıkları Hem ş ireli ğ i El Kitabı, Vehbi Koç Vakfı Yayınları 5. Karadakovan, A., (1993), Sinir Sistemi Hastalıkları Ve Hem ş irelik Bakımı, Saray Tıp Kitabevleri 6. Erdil, F., Elba ş, N., (1999), Cerrahi Hastalıkları Hem ş ireli ğ i, Bilgisayar Yayıncılık 7. Aygin, D., Etiaslan, F., Cengiz, H., (2012), Ya ş lı Cerrahi Hastasında Ameliyat Sonrası Erken Dönem, Akad Geriatri 260

261 Kaynakça 1. Karadakovan, A., Etiaslan, F., (2010),Dahili ve Cerrahi Hastalıklarda Bakım, Nobel Kitap Evi, Adana 2. Akyolcu, N., Aksoy, G., Kanan, N., (2011), Cerrahi Hem ş ireli ğ i Uygulama Rehberi, İ stanbul Tıp Kitabevi 3. Mihmanlı, M., (2007), Cerrahi Hastalıklar Ve Hem ş irelik Bakımı, Sakarya Üniversitesi Rektörlük Basımevi 4. Aksoy, G., (1998), Cerrahi Hastalıkları Hem ş ireli ğ i El Kitabı, Vehbi Koç Vakfı Yayınları 5. Karadakovan, A., (1993), Sinir Sistemi Hastalıkları Ve Hem ş irelik Bakımı, Saray Tıp Kitabevleri 6. Erdil, F., Elba ş, N., (1999), Cerrahi Hastalıkları Hem ş ireli ğ i, Bilgisayar Yayıncılık 261


"1. İ çindekiler Sinir Sisteminin Anatomi Ve Fizyolojisi, Sinir Sistemi Hücreleri, Nörotransmetterler, Nöron Tipleri, Sinir Sistemi Fonksiyon Ve Bölümleri," indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları