Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Giyim ve kuşamın toplum hayatında örtünme ihtiyacının ötesinde farklı bir anlamı vardır. Giyim ve kuşam kendi dışındakilerden farklı görünmenin bir aracı.

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "Giyim ve kuşamın toplum hayatında örtünme ihtiyacının ötesinde farklı bir anlamı vardır. Giyim ve kuşam kendi dışındakilerden farklı görünmenin bir aracı."— Sunum transkripti:

1

2 Giyim ve kuşamın toplum hayatında örtünme ihtiyacının ötesinde farklı bir anlamı vardır. Giyim ve kuşam kendi dışındakilerden farklı görünmenin bir aracı olarak değerlendirilmiştir. Günümüzde moda olarak tarif edebileceğimiz bu anlayış kültürler arası etkileşimin yanında ilahi kaynaklı yönlendirme de etken rol oynamış olsa bile asıl belirleyici öğe önce birey sonra toplum olmuştur. Bunların yanı sıra coğrafyanın da giyim-kuşam modellerini belirtmede önemli rol oynadığı bilinmektedir. Kıyafet; siyasi, ideolojik, askeri alanlarda sınıfsal çatışmaların bir sembolü haline gelmiştir. Evrensel mesajla ortaya çıkan hiçbir dinin örtünecek uzuvların tespiti gibi temel kıstaslar dışında model belirleme gibi bir dayatması asla olmamıştır.

3 İSLAM MODASINA GENEL BİR BAKIŞ Araplar arsında dokuma sanatı yaygın olmadığı için elbise ve kumaşların büyük bir kısmı Mısır, Suriye ve Yemen gibi çevre merkezlerden geliyordu. Buna paralel olarak İslam toplumunun ilk yıllarında sade ve basit kıyafetler giyilmeye devam edilmiştir. Bu sadelikte ekonomik gelir düzeyindeki düşüklük yanında dini tevazu ve sadeliği verdiği öneminde katkısı olmuştur. Bu sade giyim tarzı, fetih hareketleri hızlanıp elde edilen ganimetlerle refah düzeyi artmaya başladığı ve yabancı kültürlerle etkileşimin arttığı dönemlere gelindiğinde değiştiği görülmektedir. Kıyafetlerdeki ilk farklılaşma Hz. Osman döneminde görülmüştür.

4 Daha valilik döneminde Hz. Ömer’in giyim kuşamı ve lükse düşkünlüğüyle eleştirdiği Muaviye, hilafeti ile birlikte arzularına ulaşmış valileri ile birlikte ipekli kaftanlara bürünmüştür. Bütün bunların etkisiyle yeni kıyafet türleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Halifenin giyim kuşam konusunda modayı takip etmeleri aristokrat tabakayı da aynı özentiye sevk etmiş bu seçkin zümre içinde bulunduğu tabakayı ve görev alanını belirginleştirecek üniforma diyebileceğimiz kıyafet türlerini geliştirmişlerdir. Kıyafet modellerinin değişiminde Emevilerle birlikte ortaya çıkan yabancı medeniyetlerle temasın yoğunlaşması etkili olmuştur.

5 Dönem içerisinde nakışlı, süslü kumaş ticaretindeki yoğunluk, dikilen kıyafetlerdeki artış yanında çeşitliliği de beraberinde getirmiştir. Sınıf ve kurumla arasında giyim modellerinin tam anlamıyla farklılaşması Abbasilerle ortaya çıkmıştır. Abbasilerle birlikte toplumun her zümresi kendisine has kıyafetler belirlemiştir.

6 Emeviler’de Moda/Giyim Genel Bir Bakış Resmi Kıyafetler Gayr-i Müslim Kıyafetler Kadın Modası

7 GENEL BİR BAKIŞ Emevilerde de kılık-kıyafet halkın maddi gücü, sosyal durumu, yaşadığı coğrafya ve iklim şartlarına göre değişmiştir. Emevilerde Hz. Peygamber döneminde olduğu gibi beyaz renk tercih edilmekle beraber, bu dönemde çok desenli pamuk, saf ipek ve ‘haz’ denilen ipekli kumaşlar da giyilmiştir. O dönemde Bedeviler klasik Arap elbisesi izar ve kamis üzerine topuğa kadar inen bir kaftan giyer, onun üzerine de aba alırlardı. Süleyman b. Abdülmelik zamanında Yemen, Kûfe ve İskenderiye'den getirilen süslü, nakışlı alaca kumaşlar yaygınlaşmıştır.

8 Emevi halifeleri Ömer b. Abdülaziz gibi bir ikisi hariç pahalı ve süslü elbiseler giyerdi. Cuma ve bayram namazlarına beyaz elbise ve çeşitli mücevherlerle süslenmiş beyaz renk giyerek katılan halifeler bizzat imamlık yaparlar ve minbere ellerinde halifelik alameti sayılan mühür ve asa olduğu halde çıkarlardı.

9 RESMİ KIYAFETLER A. GÜVENLİK BİRİMLERİNİN ÜNİFORMALARI Gerek komutanlar gerekse rütbesiz askerler Hz. Peygamber ve Hulefa-i Raşidin döneminde rengi, şekli belirgin bir kıyafet modeli belirlenmemiş olup, günlük kıyafetleri ile savaşa katılmışlardır. Emeviler döneminde kurumsal atılımlardaki hızlanmayla halk ile yönetici kesimi birbirinden ayıran üniforma diyebileceğimiz kıyafetler ortaya çıkmıştır.

10 1. Korunaksız Kıyafetler (I’tiyadiyye) Kumaş türlerinden dikilen korunaksız kıyafetlerde Emevilerde kırmızı, Abbasilerde ise sembol renk olan siyah ton hakim olmuştur. H. III. ve IV. yüzyıllarda ordu komutanları sefere çıkarken siyah-beyaz elbiseler giymeye başlamışlardı. Üzerine halis ipekten yapılmış gümüş işlemeli bir kaftan, başına siyah veya beyaz bir sarık, ayrıca sarık altında kalensüve denen sivri başlık, İran ceketi olarak bilinen siyah renkli kaba giymek ordu komutanlarının adeti idi. Polisin kullanmış olduğu kıyafet şekliyle ilgili tatmin edici bilgiye ulaşma imkanı mümkün değildir.

11 2. Korunaklı Kıyafetler (Vakiyye) Bunlar askeri çatışma esnasında yaralanmadan veya ölümden koruyan demir, deri gibi sert malzemelerden yapılmış kıyafetlerdir. Çatışma esnasında kullanmış oldukları ‘beyza’ ismindeki başlık en önemli harp kıyafetleri arasında idi. Başa takılan diğer bir koruyucu giysi ‘miğfer’dir. Sert madenden yapılmış her iki başlık altına başın zarar görmemesi için yumuşak sargı sarılırdı. Buna ‘asabe’ denirdi.

12 Diğer bir koruyucu kıyafet ise zırhlardır. Göğüs, sırt ve kolları koruyan zırhlar yanında Bizans ve Sasanilerle girmiş oldukları savaşlarda kazandıkları tecrübeyle elleri ve ayakları tehlikeden koruyacak madenden yapılmış elbiseler de kullanılmışlardır. Elde ettikleri zırhları kullanmaya başladıkları gibi kendileri de zırh imal etmişlerdir. Kemer /mıntıka emniyet görevlilerinin sürekli kullandıkları bir giysi çeşidi idi. Bazen altın veya gümüşten yapılan kemerler savaşçılarının ani hareketlerinde koruyucu bir özelliğe sahiptir. Ayakkabı olarak halk terlik ve ayakkabı giyerken polis ve asker ‘çermük’ olarak isimlendirilen ayakkabılar giyerler, mescide ve saraya giderken bunları çıkarırlardı.

13 B. SİVİL BÜROKRATLARIN KIYAFETLERİ Halifeler merasimlerde dönemin sembol renklerinden dikilen uzunca bir hırka, bunun üzerine ise işlemesi kaftan beline değerli mücevherlerden süslenmiş kemer (mıntıka), Arap üniforması diyebileceğimiz aba giymekteydi. Başına ise birçok bürokratın kullandığı yine değerli taşlarla bezenmiş kalensüve takardı. Bunun üzerine geleneksel olduğu kadar, dini bir motifte taşıyan sarık (imame) sararlardı.

14 Emevi valileri kırmızı renkli, ipek kumaştan yapılmış sarık takarlardı. Bu onların adeta üniforması kabul edilirdi. Her bir görevliyi birbirinden ayıran en önemli özellik, takmış oldukları imamelerin (sarık) bağlanış şekli idi. Kırmızı renkli ilk sarığı takan vali Haccac b. Yusuf olmuştur. Kırmızı sarık takmakla kanı hatırlatarak insanlara korku ve gözdağı vermek amaçlanmıştır. Kalensüve, imame yanında rengi ve uzunluğu ile her sınıfı birbirinden ayıran nişane idi. Elit bürokratlar sınıf «tavile» ismiyle bilinen uzun kalensüveler takarlardı. Alt kısma ise izar üzerine süslü rida giyilirdi. Cahiliye kıyafet türlerinden olan kaftan Emevi döneminde de seçkinler tarafından tercih edilen en önemli giysiler arasındaydı.

15 İlmiye sınıfının giymiş olduğu kıyafetlerden biri ‘kamıs’tır. Uzun ve ön tarafından yırtmaç olan bu giysi kışın ve yazın kumaşın incelik ve kalınlığına göre giyilmekteydi. Cübbe halife ve valiler yanında fukahanın da vazgeçilmez giysileri arasındaydı. Rengi, kumaş kalitesi, işlemesi, nakışı bürokratlarla halkın giydiği cübbeler arasındaki farkı ortaya koymaktaydı. Seçkin zümre pahalı, kaliteli kumaştan yapılmış uzun ve geniş cübbe giyerken, sıradan halkın cübbeleri daha kısa olurdu. Bürokratların ortak olarak daha ziyade özel günlerde giydikleri kıyafetlerden biri aba veya kaba idi. Üzerinde fazlaca işlemelerin bulunduğu, çoğunlukla has ipekten dokunmuş, önü açık, genellikle kolsuz bu kıyafet halen Araplar arasında yaygın olarak kullanılmaktadır.

16 Özellikle yaban hayvanlarının derilerinden yapılmış kürklerin dış örtü olarak kullanıldığı göze çarpmaktadır. Ayakkabılar işlenmiş hayvan derisinden yapılmaktaydı. Mesela koyun derisinden yapılanlara «lihaf», deve derisinden yapılanlara «na‘l» denilirdi. Çabuk yıpranmaması için ayakkabılar yağlanır ve boyanırdı. Tabaklanmış deriden ahşap ilaveli süslü ayakkabılar da yapılmaktaydı. Halife başta olmak üzere bürokratlar kıyafetlerine uygun renk ve modelde ayakkabı giymeye özen gösterirlerdi.

17 G AYR - I MÜSLİMLERDE KIYAFET Gayr-i Müslimlere Uygulanan Kıyafet Düzenlemesi Gayr-i Müslimlere yönelik kıyafet düzenlemesinin nedeni Müslüman ve Gayr-i Müslimler arasındaki ayrımı oluşturmaktır. Bu uygulama bazı rivayetlere göre Hz. Ömer’e atfedilse de asıl uygulama Ömer b. Abdülaziz döneminde başlamıştır. Mesleme b. Abdülmelik ise Gayr-i Müslimelerden Müslümanların elbiselerini giymelerini istemiştir. Ömer b. Abdülaziz Gayr-i Müslimlerin kaba, ipek elbise ve asb (sarık) kullanmalarını yasaklar. Sarığın Gayr-i Müslimler nezdinde yasaklanması zamanla İslam toplumunda sarığın Arapların ayırt edici vasıf olmasına neden olmuştur.

18 Hişam b. Abdülmelik Hristiyanların istedikleri elbiseleri giymelerine müsaade etmiştir. Emeviler döneminde Gayr-i Müslimlere yönelik kıyafet düzenlemesi Abbasilerdeki kadar ayırt edici olmamıştır. Nitekim Abbasilerde Hristiyanların Müslümanlardan ayırt edilmesini sağlamak amacıyla emir nameler yayınlamıştır. Abbasilerde de bu ayırt edici özelliğin tam uygulanmadığı görülmekle birlikte Gayr-i Müslimler için bal rengi ve sarı renk giyilmesi tercih edilmiştir.

19 KADIN MODASI Kadınlar şık çamaşırlar, ince beyaz bezden gömlekler ve o dönemin modasına uygun güzel ev içi elbiseler giyerlerdi. Dışarıda ise hafif satenden yapılan ve iki parçadan oluşan iki parçadan bir kıyafet giyerlerdi. Birincisi ön belden aşağıya doğru iner. İkincisi ise sırtı, omuzları ve başı tamamen örterdi. Kollarla çarşafın iki yanı göğüs üzerinde tutulurdu, yüzlerine de peçe örterlerdi. Bu kıyafetin içine de şalvar giyilirdi. Yahudi geleneğinde kullanılan ve ‘baratıl’ olarak isimlendirilen ‘burnus’ ismindeki dış giysi daha ziyade kadınlar tarafından görev esnasında giyilmektedir.

20 Emeviler döneminde cariye kadınların eğlence ortamında ince transparan ve rengarenk elbiseler giymekteydiler. Emeviler döneminde inci, yakut, elmas, zümrüt gibi değerli taşlarda kullanılmakla birlikte çoğunlukla altın ve gümüş madenlerinden yapılan takılar kullanılmaktaydı. Mesela halhal, yüzük, bilezik, küpe vs. Bu takı ve mücevherler sadece kadınlar tarafından değil erkekler tarafından da kullanılırdı. Gerek elbiselerde gerekse savaş araç-gereçlerinde süs olarak kullanılırdı. Emevi halifelerinden bazılarınında takılara düşkün olduğu bilinmektedir.

21 SONUÇ Kıyafet tayininde geçmiş kültürün bireyin ve toplum katmanlarının önemli rol oynadığını görmekteyiz. İslam tarihinin ilk dönemlerinde halka devlet görevliler arasında giyim kuşam hususunda bir ayrım söz konusu değildir. Emeviler iktidara gelmiş, giyim ve kuşam başta olmak üzere halkın sosyal yaşamında ani değişiklikler meydana gelmiştir. Her ne kadar Emevilerle birlikte resmi üniformalar başlamış olsa bile bunlar yüzeysel nitelikte kalmış her kurum çalışanı için ayrı bir üniforma olarak nitelendirilebilecek detaylı bir kıyafet tarzı geliştirilmemiştir. Abbasilerde ise özellikle Sasani etkisiyle her sınıf mensubunu birbirinden ayırmak için kıyafetler muayyen bir forma sokulmuştur.

22 Hanife TAYLAN – B Şeyma YEMENİCİ – B Müzeyyen KORKMAZ – B Müzeyyen AKYILDIZ – B Tuğba ÇELEBİ – B HAZIRLAYANLAR


"Giyim ve kuşamın toplum hayatında örtünme ihtiyacının ötesinde farklı bir anlamı vardır. Giyim ve kuşam kendi dışındakilerden farklı görünmenin bir aracı." indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları