Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

Sunum yükleniyor. Lütfen bekleyiniz

İnsan Allahın özene bezene yarattığı yegane varlıktır

Benzer bir sunumlar


... konulu sunumlar: "İnsan Allahın özene bezene yarattığı yegane varlıktır"— Sunum transkripti:

1 İnsan Allahın özene bezene yarattığı yegane varlıktır
Allah’ın En Güzel Şekilde Yarattığı Ve Bütün Organlarını Tastamam Yaptığı, لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فٖى اَحْسَنِ تَقْوٖيمٍ(Tîn 4.) Tertemiz Rızıklar Verdiği, وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ(Mü'min 64.) Ruhundan Üfleyerek Şereflendirdiği, ثُمَّ سَوّٰیهُ وَنَفَخَ فٖيهِ مِنْ رُوحِهٖ (Secde 9) Allah’ın Muhatap Aldığı Ve Yeryüzünde Halifesi Kabul Ettiği, Yaratılmışlara Üstün Kıldığı Ve Şan Şeref Sahibi Yaptığı, وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنٖى اٰدَمَ …وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلٰى كَثٖيرٍ مِمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضٖيلًا(İsrâ 70.) Yaratılan Her Şeyi İstifadesine Sunduğu, اَلَمْ تَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ (Lokman 20.) Akıl, İrade Ve Özgürlük Verdiği,  وَمَا يَذَّكَّرُ اِلَّا اُولُوا الْاَلْبَابِ(Bakara 269.) Peygamberler Ve Kitaplar Göndermek Suretiyle Doğru Yolu Gösterdiği,  فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ(A'raf 158.) İradeli Ve Bilinçli Olarak İman Ve İbadet Etmesini İstediği, وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ(Zâriyât 6.) İyilik Yapanları Mükâfatlandırıp Kötülük Yapanları Cezalandıracağı Ve Sorumlu Kıldığı Varlıktır وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ﴿٨﴾ فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ ﴿٧﴾(Zilzâl 7-8) 11. Allah’ın tertemiz fıtrat üzere yarattığı ve Şah damarından daha yakın olduğunu bildirdiği varlıktır.

2 ALLAH VERDİĞİ NİMETİN HESABINI SORACAKTIR
Bizler bu dünyaya imtihan için gönderildik. Bazen nimetlerin çokça verilmesiyle imtihana tabi tutuluruz, bazen de nimetlerin eksiltilmesiyle imtihana tabi tutuluruz. وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ    الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.  Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.  (Bakara, )

3 مَا يُصِيبُ اْلمُسْلِمَ مِنْ نَصَبٍ وَ لاَ وَصَبٍ وَ لاَ هَمٍّ وَ لاَ حَزَنٍ وَ لاَ اَذًى حَتَّى الَّشوْكَةِ يُشَاكُهَا اِلاَّ كَفَرَ اللهُ بِهاَ مِنْ خَطَايَاهُ "Mümin kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta küçük bir tasa hali isabet edecek olsa, bunlar müminin bir bölüm günahlarına kefâret olur” (Buhârî, Merda, 1. VII, 2. Müslim, Birr, 52) Sabır, Allah’a isyan etmemek, bir imtihan geçirdiğinin bilincinde olmak, hata ve kusurlarını gözden geçirebilmek, olayları metanetle karşılayabilmektir. Sabretmek; hastalanınca tedavi olmamak, bir musibete maruz kalınca tedbir almamak, maddî ve manevî sıkıntılardan kurtulmak için çarelere baş vurmamak anlamında değildir.

4 كلُّ سُلامَى من النّاسِ عليه صدقةٌ، كلَّ يومٍ تطلعُ فيه الشمسُ
كلُّ سُلامَى من النّاسِ عليه صدقةٌ، كلَّ يومٍ تطلعُ فيه الشمسُ. قال: تَعْدِلُ بين اثْنَيْنِ صدقةٌ، وتُعينُ الرجلَ في دَابَّتِهِ فتَحْمِلُهُ عليها أو تَرْفَعُ لهُ عليها متاعَهُ صدقة، قال: والكَلِمةُ الطيبةُ صَدَقةٌ، وبِكُلِّ خَطوةٍ تَمشيهَا إلى الصَّلاةِ صَدَقةٌ، وتُميطُ الأذَى عن الطَّريقِ صَدَقَةٌ . "Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güneşin doğduğu her yeni günde kişiye, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir." Buyurdu ki: "İki kişi arasında adâlet yapman bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklemede yardım etmen, onu hayvanına bindirmen ya da eşyasını hayvanının üzerine kaldırman bir sadakadır." Buyurdu ki: "Güzel söz (söylemek) sadakadır. Namaza gitmek üzere attığın her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman sadakadır." (Buhârî, Cihâd 72)

5 HASTALIK DA ŞİFA DA ALLAHTANDIR
Kur’an-ı kerim İbrahim aleyhisselamın diliyle bizlere bildiriyor: وَالَّذٖى هُوَ يُطْعِمُنٖى وَيَسْقٖينِ وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفٖينِ “Beni yediren, içiren O'dur. Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.” (şuara 79,80)

6 أخذ رسُولُ اللّهِ (صلعم) بِمَنْكِبِي وقالَ كُنْ في الدُّنْيَا كأنَّكَ غريبٌ أو عابرُ سبيلٍ .وكان ابن عمر رضى اللّه عنهُما يقولُ: إذَا أمْسَيْتَ فَلا َتَنْتَظِرِ الصَّبَاحَ، وإذَا أصْبَحْتَ فَلا تَنْتَظِرِ المسَاءَ، وخُذْ منْ صحّتِكَ لمرضِكَ، ومنْ حياتِكَ لموْتِكَ. " İbn Ömer (r.a.)'den rivayet edilmiştir: Rasûlullah (a.s) omuzumdan tuttu ve: "Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu. İbn Ömer (r.a) şöyle diyordu: "Akşama erdin mi, sabahı bekleme, sabaha erdin mi akşamı bekleme. Sağlıklı olduğun sırada hastalık halin için hazırlık yap. Hayatta iken de ölüm için hazırlık yap." (Buhârî, Rikak 2; Tirmizî, Zühd 25, (2334).)

7 Beş şey gelmeden, beş şeyi ganimet bil:
1-Yaşlılıktan önce gençliği, 2-Hastalıktan önce sağlığı, 3-Fakirlikten önce zenginliği, 4-Meşguliyetten önce boş vakti 5-Ölümden önce hayatı اِغْتَنِمْ خَمْسًا قَبْلَ خَمْسٍ: شَبَابَكَ قَبْلَ هَرَمِكَ وَصِحَّتَكَ قَبْلَ سَقَمِكَ وَغِنَاءَكَ قَبْلَ فَقْرِكَ وَفَرَاغَكَ قَبْلَ شُغْلِكَ وَحَيَاتَكَ قَبْلَ مَوْتِكَ

8 Müslüman Kardeşler Bir Vücut Gibidir
Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, tevhid bayrağı altında birleşen Mü'minler aynı milletten olup sanki bir vücudun organları gibidirler. مَثَلُ المُؤْمِنِينَ في تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعاطُفِهِمْ مَثَلُ الجَسَدِ إذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالحُمَّى. “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” ( Buhârî, Edeb 27)

9 İmanın Lezzetini Yaşamak İçin
Milletler ve hatta insanlık, tek bir vücut gibidir. İnsanlar ve kurumlar, o vücudun sıhhatli gelişip ilerlemesi, herkesin üzerine düşen görevi yapması ile mümkündür. Gerçek manada imanın lezzetini yaşamak için efendimiz bizlere 3 hususu bildiriyor « ثَلاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ بِهِنَّ حَلاَوَةَ الإِيَمَانِ : أَنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا ، سِواهُما ، وأَنْ يُحِبَّ المَرْءَ لا يُحِبُّهُ إِلاَّ للَّهِ … » “Üç  özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar: Allah ve Resûlünü, (bu ikisinden başka) herkesten fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sevmek. …” )Buhârî, Îmân 9)

10 İmanın iktidar olmadığı yürekte, şeytan ihtilal yapar
“Allah için sevmek” bir anlamda sevgiye, sevgiden başka karşılık tanımamaktır. İşte bu anlamdaki sevgi, imana derinlik ve zevk katmaktadır. İnsan da imanın tadını böylece tatmaktadır. « قالَ اللَّهُ تعالى وَجَبَتْ مَـحبَّتِي لِلْمُتَحَابِّينَ فيَّ ، والمُتَجالِسِينَ فيَّ ، وَالمُتَزَاوِرِينَ فيَّ ، وَالمُتَباذِلِينَ فيَّ » “Allah Teâlâ, “Sırf benim için birbirini seven, benim rızâm için toplanan, benim rızâm uğrunda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızâm için sadaka verip iyilik edenler, benim sevgimi hak ederler” buyurmuştur.” ) Riyazüss salihin 383)

11 ziyaretten dönünceye kadar
HASTAYI ZİYARET ETMEK قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : عَائِدُ الْمَرِيضِ فِي مَخْرَفَةِ الْجَنَّةِ حَتَّى يَرْجِعَ Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki : “ Hasta ziyaret eden kimse, ziyaretten dönünceye kadar cennet bahçesindedir.” (Müslim)

12 Kardeşinin Elinden Ve Dilinden Zarar Görmez
المسلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُؤمِنُ مَنْ أمِنهُ الناسُ على دمائهم وأمْوَالِهِمْ "Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Mü'min de, halkın, can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri kimsedir." (Tirmizî, İman 12, (2629); Nesâî, İman 8, (8, 104, 105))

13 Kardeşine Karşı Samimi Olmalıdır
« أَلا أَخْبرُكُمْ بِمَنْ يَحْرُمُ عَلى النَّارِ أَوْ بِمَنْ تَحْرُمُ عَلَيْهِ النَّارُ ؟ تَحْرُمُ على كُلِّ قَرِيبٍ هَيِّنٍ ليِّنٍ سَهْلٍ». İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cehenneme kimin girmeyeceğini veya cehennemin kimi yakmayacağını size haber vereyim mi? Cana yakın olan, herkesle iyi geçinen, yumuşak başlı olup insanlara kolaylık gösteren kimseleri cehennem yakmaz.”  (Riyazüss salihin 643; Tirmizî, Kıyâmet 45)

14 Kardeşinin ihtiyacını karşılamalıdır
المُسْلِمُ أخُو المُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ، وَمَنْ كَانَ في حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللّهُ في حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِماً سَتَرَهُ اللّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ. "Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir Müslüman’ı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir Müslüman’ı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter." (Ebû Dâvud, Edeb 46)

15 مَنْ عَيَّرَ اَخَاه بِذَنْبٍ لَمْ يَمُتْ حَتَّى يَعْمَلَهُ
Kardeşliği Zedeleyen Özellikler  لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسٰى اَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ وَلَا تَلْمِزُوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِ يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثٖيرًا مِنَ الظَّنِّ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا Alay etmek, kötü isim takmak, su-i zan yapmak, kusur araştırmak, gizliyi deşmek, arkadan çekiştirmek sığar mıydı kardeşliğe? (Hucurât, 49/10-12) مَنْ عَيَّرَ اَخَاه بِذَنْبٍ لَمْ يَمُتْ حَتَّى يَعْمَلَهُ   “Bir kimse kardeşini bir kusur ile ayıplarsa, o kusuru işlemeden, o kimse ölmez.” (Seçme Hadisler, s. 239) buyurmana rağmen biz ayıpladık, gizli hallerini meydana döktük, ufak tefek hatalarla birbirimize yazık ettik.

16 مَنْ لا يرْحَم النَّاس لا يرْحمْهُ اللَّه
Kardeşliği Zedeleyen Özellikler مَنْ لا يرْحَم النَّاس لا يرْحمْهُ اللَّه “İnsanlara merhamet göstermeyen kimseye Allah da merhamet etmez.” (Buhârî, Edeb 18) “Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze hürmet göstermeyen bizden değildir.” ( (Tirmizi, Birr ve sıla, 15)

17 خَيْرُ النَّاسِ مَنْ اَنْفَعُهُمْ لِالنَّاسِ
Kardeşliği Zedeleyen Özellikler خَيْرُ النَّاسِ مَنْ اَنْفَعُهُمْ لِالنَّاسِ “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” (Buhari, Megazi, 35) لَا تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلَا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا “Allah'a yemin ederim ki; sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek iman etmiş olamazsınız." (Müslim, İman, 81)

18 Kalbinin yumuşamasını istiyorsan
Hz. Peygamber’e bir sahâbî gelerek kalbinin katılaştığını hissettiğinden şikayet etti. Allah elçisi, ona: - “Kalbinin yumuşamasını istersen yoksulları doyur ve yetim başını okşa,” buyurdu. (İbn Hanbel, II, 263, 387. ) Ahmed b. Hanbel’in Müsned’indeki bir rivayete göre ise; “Kim, Allah için bir yetimin başını şefkatle okşarsa, elinin değdiği her saç teline karşılık o kişiye sevap verilir,” (İbn Hanbel, V, 250, 265 krş. IV, 3.)

19 Milletler için işte kıyamet o zamandır.
Kardeşliği Zedeleyen Özellikler İstiklal Marşımızın şairi Akif birlik ve beraberliğin önemini vurguladığı dizelerinde bakın ne diyor: Girmeden tefrika bir millete; düşman giremez. Toplu vurdukça sineler; onu top sindiremez. ‘Sen-ben’ desin efrad, aradan vahdeti kaldır, Milletler için işte kıyamet o zamandır. « مَنْ رَأَى مِنْكُم مُنْكراً فَلْيغيِّرْهُ بِيَدهِ ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطعْ فبِلِسَانِهِ ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبقَلبهِ وَذَلَكَ أَضْعَفُ الإِيمانِ » “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.”  (Müslim, Îmân 78)

20 Kargaşa ve Yıkılmanın Sebebi: Nemelazımcılık
Zamanın hükümdarı, ülkesinde ortaya çıkan kargaşa ve kötüye gidiş konusunda ulemanın reisine bir mektup yazarak söz konusu durumun sebeplerini sorar. Reisü’l-Ulema da mektubun hemen arkasına “nemelazım, hünkarım” diye yazar ve mektubu geri gönderir. Hükümdar bu cevaba çok kızar, küplere biner ve alim kişiyi saraya çağırtır; - Ben sizlere memleket ahvalinin perişanlığına sebep nedir diye sorarım, siz: “nemelazım” dersiniz. Bu ne lakaytlıktır hoca’m der. Hoca, padişahın cevabı anlamadığını fark etmiştir. - Haşa! Devletlim, der. Ben, cevaba niyetle öyle arz etmiştim. Çünkü sualinizin tek cevabı vardır, o da memleketimizi sarmış olan nemelazımcılık hastalığıdır, der.

21 Allah Kalıplara Bakmayacak
إِنَّ اللّهَ لا َ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأَجْسَادِكُمْ، وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ. التَّقْوَى هَهُنَا، التَّقْوَى هَهُنَا، التّقْوَى هَهُنَا، وَيُشِيرُ إِلَى صَدْرِهِ. “…Allah sizin suretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Takva şuradadır -3 kez eliyle göğsünü işaret etti…”

22 فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ
kardeşiz اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ "Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup sakının umulur ki esirgenirsiniz" (el-Hucurat 49/10). فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ “…O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.” (Enfâl suresi 1. ayet) وَكُونُوا عِبَادِ اللّه إِخْوَانًا. وَ لا َ يَحِلُّ لْمُسْلِمِ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلاثٍ. “…Ey Allah'ın kulları kardeş olun. Bir müslümanın kardeşine üç günden fazla küsmesi helâl olmaz." (Buharî, Nikâh 45)

23 "Müslüman’ın din kardeşine üç günden fazla küs durması helâl olmaz.
kardeşiz « لا يحِلُّ لمسْلِمٍ أنْ يهْجُرَ أخَاه فوْقَ ثَلاثٍ ، فمنْ هَجر فَوْقَ ثلاثٍ فمات دخَل النَار » "Müslüman’ın din kardeşine üç günden fazla küs durması helâl olmaz. Kim müslüman kardeşini üç günden fazla terkeder ve o hal üzere ölürse cehenneme girer.“ (Riyazüss salihin 1599)

24 İnsana saygı göster “İnsanoğlu, Allah’ın yapısıdır, bu yapıyı yıkan, ona karşı şiddet gösteren mel’ûndur.” Yunus Emre bu gerçeği, ne güzel dile getirmiştir: “Yaradılanı hoş gör, yaradandan ötürü.”

25 İnsana saygı göster المُسْلِمُ أخُو المُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ، وَمَنْ كَانَ في حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللّهُ في حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِماً سَتَرَهُ اللّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ. "Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir Müslüman’ı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir Müslüman’ı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter." (Ebû Dâvud, Edeb 46)

26 Kardeşine niçin darıldın?
Kardeşlerin seni, Hz. İbrahim (a.s.) gibi ateşe mi attılar? Hz. Zekeriyya (a.s) gibi testereyle mi kestiler? Hz. Yusuf (as) gibi kuyuya mı attılar? Hz. Yunus peygamber (as) gibi denize mi attılar? Hz. Muhammed (sav) gibi Taif’te mi taşladılar? Başına namaz kılarken işkembe mi koydular? Dişini mi kırdılar? Yüzüne tükürük mü attılar? Yurdundan kovarak Hicrete mi zorladılar? Sevdiklerinden mi ayrı bıraktılar? Ya da Kardeşlerin senin, Hz. Hamza (r.a) gibi burnunu kulağını mı kestiler? Musab bin Umeyr (r.a) gibi kollarını mı kopardılar? Cafer bin Ebu talip (r.a) gibi ok, mızrak ve kılıç darbeleriyle mi yaraladılar? Ammar, Sümeyye, Yasir (r.a) gibi işkence yaptılar? Bilal (r.a) gibi kızgın kumlara yatırıp, üzerine taşlar mı koydular dininden vaz geçmen için? Kırılmak, Darılmak, Küsmek, Üzülmek yok bugün Üzüleceksen, bugün ALLAH için bir şey yapamadığın için, ALLAH ve Rasulü (sav)’i memnun edemediğin için üzül! Üzüleceksen, Kardeşin için kardeşlik adına bir şey yapamadığın için üzül. Üzüleceksen, bir fakire yardım edemediğin için, yetimin elinden tutamadığın için üzül!

27 Komşumun benim üzerimdeki hakları nelerdir
Kardeşlerin birbirlerine ihtiyaçlarının sınırı yoktur. Bunun için kardeşlerin birbirlerine iyi davranmaları, yardımlaşmaları ilahi bir zorunluluktur. Hz. Peygamber efendimiz komşunun komşu üzerindeki bazı önemli haklarını şu hadiste sıralamıştır. Bu hadis aynı zamanda kardeşlik bağıyla birbirimize bağlı olduğumuzu da bizlere hatırlatmaktadır: Muaviye b. Hayde şöyle anlatıyor: Hz. Peygambere “Ey Allah’ın Rasülü! Komşumun benim üzerimdeki hakları nelerdir?” diye sordum. Şöyle buyurdular: Hastalandığı zaman onu ziyaret edeceksin. Öldüğünde cenazesinde bulunacak, onu mezarına varıncaya dek teşyi edeceksin. Senden borç istediği zaman verecek, ihtiyacı olduğunda ihtiyacını karşılayacaksın. Kendisine bir iyilik dokunduğunda onu kutlayacak; başına bir felaket geldiğinde de baş sağlığı dileyip teselli edeceksin. Ayrıca onun evinin havasını bozmamak ve rüzgarına engel olmamak için evini onunkinden yüksek yapmayacaksın. Bir de eğer ona bir şeyler vermeyeceksen yemeğinin kokusunu kendisine duyurmayacaksın.” (Kandehlevi M. Yusuf, Hayâtü’s– Sahâbe, c.3, s.37-38)

28 Müslüman’ın Müslüman Üzerindeki Hakları
« حق الْمُسْلمِ سِتٌّ : إِذا لقِيتَهُ فسلِّم عليْهِ ، وإِذَا دَعاكَ فَأَجبْهُ ، وَإِذَا اسْتَنْصَحَكَ فَانْصحْ لهُ ، وإِذا عطَس فحمِد اللَّه فَشَمِّتْهُ . وَإِذَا مرِضَ فَعُدْهُ ، وَإِذَا ماتَ فاتْبعهُ». “Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı altıdır: Karşılaştığın zaman selâm ver, seni dâvet ederse git, senden nasihat isterse nasihat et, aksırınca Allah’a hamdederse yerhamukellah de, hastalandığında onu ziyaret et, öldüğü zaman cenazesinin ardından git.” (Müslim, Selâm 5) Ebû Ümâre Berâ İbni Âzib  radıyallahu anhümâ  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize yedi şeyi emretti, yedi şeyi de yasakladı. Bize şunları emretti: Hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak, aksırana “yerhamükellah” demek, yeminini bozmayıp yemin üzere devam etmek, zulme uğrayana yardım etmek, dâvet edenin dâvetine katılmak, selâmı yaygınlaştırmak. … (Buhârî, Cenâiz 2, Mezâlim 5, Nikâh 71, Eşribe 28; Müslim, Libâs 3)

29 Müslüman’ın Müslüman Üzerindeki Hakları
Burada yer verdiğimiz hadislerden de anlaşılacağı üzere Müslüman’ın Müslüman kardeşi üzerindeki haklarını şu şekilde özetleyebiliriz: Selâm vermek ve almak ve selâmı yaygınlaştırmak Hastalandığında ziyaret etmek,  Ölünce cenazesine iştirak etmek ve cenazesinin ardından gitmek Dâvet edince icabet etmek, Aksırdığında Allah’a hamd ederse “yerhamukellah” demek Nasihat isterse nasihat etmek, Yemin edince Yeminini bozmayıp yemin üzere devam etmek, Zulme uğradığında yardım etmek, Borç istediğinde imkanın varsa borç vermek İyi geçinmek ve onlara güzel söz söylemek Kardeşlik bağını sürdürmek İkramda bulunmak ve hediyeleşmek Fakir ve muhtaçların yardımına koşmak Ayıp ve kusurlarını araştırmamak Kötülük yapmamak, eziyet ve zarar vermemek

30 Kandiller, Mübarek Zamanlar ve Üç Aylar Hayatı Yeniden İnşa etme Zamanları olmalı
Tıpkı vücudun zaman zaman muayeneden geçirilmesi gibi manevî dünyamızı adeta bir check-up yapmalıyız. Allah ile aram nasıl? Onun istediği bir kul olabildim mi? Allah’a karşı kulluk vazifemi yapabiliyor muyum? Beni ondan uzaklaştıran kötü alışkanlıklarım var mı? Peygamberin sünnetini, ahlakını yaşayabiliyor muyum? Her an ölüm gelecek olsa buna ne kadar hazırlıklıyım? Ruhumuzu İslâm’ın güzellikleriyle ne derece süsleyebildik? Bir Müslüman olarak İslâm’ı ne derece özümseyebildik? İslâm ahlâkını ne kadar hayata geçirebildik? Ailemiz ve çocuklarımız için üzerimize düşen görevleri yapabildik mi? Bugüne kadar İslam’ın yaşanmasına katkıda bulunacak hizmetim var mı? Kaç kişinin daha iyi müslüman olması için, daha iyi ibadet edebilmesi için gayret gösterdim? Kaç yetimin başını okşadım, karnını doyurdum, üstünü giydirdim? İnsanlığa hizmet edecek, malımdan, ilmimden, neslimden örnek bir evlat kazanabildim?

31 Şu ayet de ölüm gerçeğinin herkese uğrayacağını ifade etmektedir.
Müşriklerin, Peygamber Efendimizin ölümünü temenni etmeleri üzerine ölümün kimseye ayrıcalık yapmayacağını vurgulayan şu ayet inmiştir: إِنَّكَ مَيِّتٌ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ “Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler” (Zümer, 39/30). Şu ayet de ölüm gerçeğinin herkese uğrayacağını ifade etmektedir. . وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِنْ قَبْلِكَ الْخُلْدَ اَفاَئِنْ مِتَّ فَهُمُ الْخَالِدُونَ “Biz senden önce de hiçbir beşer beşere ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar” (Enbiya, 21/34).

32 يَسْتَاْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ اَجَلُهُمْ لَا
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةً وَاِلَيْنَا تُرْجَعُونَ “Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şet ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz” (Enbiya 35) وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّهُ النَّاسَ بِظُلْمِهِمْ مَا تَرَكَ عَلَيْهَا مِنْ دَابَّةٍ وَلكِنْ يُؤَخِّرُهُمْ اِلى اَجَلٍ مُسَمًّى فَاِذَا جَاءَ يَسْتَاْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ اَجَلُهُمْ لَا “Eğer Allâh, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.” (Nahl,16/61)

33 فَلَوْلَا اِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ. وَاَنْتُمْ حينَئِذٍ تَنْظُرُونَ
فَلَوْلَا اِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ. وَاَنْتُمْ حينَئِذٍ تَنْظُرُونَ. وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْكُمْ وَلكِنْ لاَتبْصِرُون “Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize! Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.” (Vakıa,56/83-85) Şu ayet de yine ölüm gerçeği ve ilahi kudret karşısında insan oğlunun aczini, bu gerçeği dikkate almayan bir hayat tarzı sürenlerin karşılaşacakları zor durumları dile getirmektedir: كَلَّا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِىَ . وَقيلَ مَنْ رَاقٍ . وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُ . وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ . اِلى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ. “Hayır, can boğaza dayandığı, “Kimdir (bunu) iyi edecek?” dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevk ediliş Rabb’inedir.” (Kıyame,75/ 26-30)

34 وَجَاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ذلِكَ مَاكُنْتَ مِنْهُ تَحيدُ
“ Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona: ‘İşte bu senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir’ der” ( Kaf,50/19). Bu konuda şu ayetlerin mesajı daha da açıktır: قُلْ اِنَّ الْمَوْتَ الَّذى تَفِرُّونَ مِنْهُ فَاِنَّهُ مُلَاقيكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ “De ki; Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybıda, görünen alemi de bilen Allâh’a döndürüleceksiniz de, O size yapmakta oluklarınızı haber verecektir.” (Cum’a, 62/8) اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ فى بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍ ... “Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size ulaşacaktır...” (Nisa,4/78)

35 موتو قبل انت موتوا “Ölmeden önce ölünüz!”
موتو قبل انت موتوا “Ölmeden önce ölünüz!” Ömür çok kısa. Göz açıp kapanıncaya kadar geçmektedir. Geçen sene beraber olduğumuz, kendisiyle muhabbet edip gülüp eğlendiğimiz nice insanlar aramızdan ayrıldı. Bizlerde bir gün sevdiklerimizden, bu dünyadan ayrılıp gideceğiz. Hiçbir insan dünya hayatında baki değildir. كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ وَاِنَّمَا تُوَفَّوْنَ اُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ فَمَنْ زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَاُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ “Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” (Âli Imrân 185) وَتَزَوَّدُوا فَاِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوٰى وَاتَّقُونِ يَا اُولِى الْاَلْبَابِ "(Ahiretiniz için) azık edinin; kuşkusuz, azığın en hayırlısı takvadır”

36 اَلْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ
Dönüşü olmayan bu yolculuğa çıkan kimsenin bazı perde ötesi hallerini Peygamber Efendimiz şöyle açıklıyor: إِذَا وُضِعَتِ الْجِنَازَةُ فَاحْتَمَلَهَا الرِّجَالُ عَلَى أَعْنَاقِهِمْ فَإِنْ كَانَتْ صَالِحَةً قَالَتْ قَدِّمُونِي قَدِّمُونِي وَإِنْ كَانَتْ غَيْرَ صَالِحَةٍ قَالَتْ يَا وَيْلَهَا أَيْنَ يَذْهَبُونَ بِهَا يَسْمَعُ صَوْتَهَا كُلُّ شَيْءٍ إِلَّا الْإِنْسَانَ وَلَوْ سَمِعَهُ لصَعِق  "Cenaze tabuta konulup erkekler omuzlarına yüklendiklerinde o cenaze iyi bir kişi ise: Beni acele olarak gideceğim yere ulaştırınız, der. Eğer o cenaze kötü bir kişi ise: Eyvah! Bu cenazeyi nereye götürüyorsunuz, diye feryat eder. Cenazenin bu feryadını insandan başka her şey işitir. Eğer insan bu feryadı duysaydı, dayanamayarak bayılırdı”. Buhârî, Cenâiz 91, II,103. اَلْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ “Akıllı kimse bu dünyada kendini sorgulayan ve ölüm sonrası için çalışandır.” buyurur. Hz. Ömer (r.a.) in şu uyarısı da ölüme hazırlık konusunda bize yeni bir bakış açısı kazandıracak niteliktedir. حاسبوا انفسكم قبا ان تحاسبوا و تزينوا للعرض الاكبر و انما يخف الحساب يوم القيامة على من حاسب نفسه في الدنيا "Hesaba çekilmeden önce nefislerinizi hesaba çekiniz. Kendinizi en büyük buluşma için hazırlayınız.Kıyamet gününde hesap, ancak dünyada kendini sorgulayanlar için kolay olur." Tirmizî, Kıyame 26, IV, 638.

37 أكْثروا ﺫ ﻛﺮهَاذِ ﻡﺍﻟﻟﺬﺍﺕ
İnsanı aldatan sonu gelmez emellerden ve ölçüsüz dünya sevgisinden kurtulmanın tek yolu; en büyük vaiz olan ölümü hatırdan çıkarmamaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz, أكْثروا ﺫ ﻛﺮهَاذِ ﻡﺍﻟﻟﺬﺍﺕ "Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayınız" buyurmaktadır. (Tirmizi, Zühd 4. IV, 553.) Cennetle müjdelenen on sahabi arasında yer alan Hz. Ömer'in, yüzüğünün kaşına, كفي بالموت واعظا يا عمر “ Ölüm sana vaiz olarak yeter, ey Ömer!” hadis-i şerifini yazdırmış olması ibret verici ve ilgi çekicidir. Tecrid-i Sarîh Tercümesi, IV, 288. Şu ayette yaşanacak o pişmanlıkları bugünden haber veriyor bize: وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فيهَا رَبَّنَا اَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذى كُنَّا نَعْمَلُ اَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَ كَّرُ فيهِ مَنْ تَذَ كَّرَ وَجَاءَكُمُ النذ يرُ فَذُ وقُوا فَمَا لِلظَّالِمينَ مِنْ نَصيرٍ "Onlar orada, 'Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim' diye bağrışırlar. (onlara şöyle denilir:) 'Sizi,düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur." (Fatır,35/37)

38 مَنْ كَانَ آخِرُ ﻛﻼمِهِ َﻻ اِلهَ اِّﻻ اللّه دَخَلَ الْجَنَّةَ
يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ﺛﻼﺛﺔ: أهْلُهُ، وَمَالُهُ، وَعَمَلُهُ؛ فَيَرْجِعُ اثْنَانِ وَيَبْقى وَاحِدٌ. يَرْجِعُ أهْلُهُ، وَمَالُهُ؛ وَيَبْقَى عَمَلُهُ. “ Cenazeyi, ehli, malı ve ameli olmak üzere üç şey uğurlar. Bunlardan ikisi geri döner, bir tanesi kalır. Ehli ve malı geri döner, ameli yanında kalır.” (Buhârî, Rikak 42) مَنْ كَانَ آخِرُ ﻛﻼمِهِ َﻻ اِلهَ اِّﻻ اللّه دَخَلَ الْجَنَّةَ “Kimin son sözü “ﻻ اِلهَ اِّﻻ اللّه” olursa, o kişi cennete girer.” (Ebu Davud; Cenaiz, 20. III, 48.)

39 اذْكُروُا محَاسِنَ مَوْتَاكُمْ، وَكُفُّوا عَنْ مَسَاوِيهِمْ.
“Ölülerinizin iyiliklerini anın ve kötülüklerini zikretmekten vazgeçin.” Tirmizî, Cenâiz 34. إذَا مَاتَ اﻹنْسَانُ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إَّﻻ مِنْ ﺛﻼﺛﺔ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ أوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ أوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ “İnsan öldüğü zaman ameli sona erer. Ancak üç sınıf insanın; sadaka-i cariye, kendisinden istifade edilen bir ilim ve kendisine hayır dua eden sâlih bir evlat bırakan kimsenin ölümünden sonra da amel defterine sevap yazılır.” Müslim, Vasıyyet 14.

40 HAYATI GEREĞİ GİBİ DEĞERLENDİRMEK İÇİN
Tevbe Ve İstiğfarı Çokca Yapalım Nafile Oruçlar Tutalım Kur’an-I Kerim Ve Mealini Okuyalım Namaz dua ve surelerini okuyuşumuzu (hocadan, cd, bilgisayar vb yararlanarak ) düzeltelim Peygamberimizin Hayatını Ve Hadislerini Okuyalım Peygamberimize Her Fırsatta Salâtü-Selâm Getirelim İlmihal Kitabı Okuyup Eksik Bilgilerimizi Giderelim Namazlarımızı Camilerde Cemaatle Kılmaya Çalışalım Kaza Veya Nafile Namaz Kılalım Allahı Bol Bol Zikredelim Kendimize, Aile Efradımıza ve Ümmeti Muhammed’e Dua Edelim Hayatımızın Muhasebesini Her Gece Yatmadan Yapalım Aile Büyüklerimizi, Hastalarımızı, Akrabalarımızı ve Kabirleri Ziyaret Edelim Çevremizde Küsler Varsa Barıştırmaya Çalışalım Hayır Ve Hasenatımızı Çoğaltma Gayretinde Olalım Çocuklara Hediyeler Verelim Ve Onları Camiye Getirip Manevi Hazzı Onlara Tattıralım

41 Öldükten sonra dirilip Allah'ın huzuruna getirileceğimiz bu güne, hesap günü, diyoruz. İşte o gün insanın en önemli günlerinden biridir. Peygamberler bile o günün dehşetinden Allah'a sığınmışlardır. Hz.İbrahim Allah'a dua ediyor: وَلَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ. يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ. إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ. "(Ey Rabbim) İnsanların dirilecekleri (ve huzuruna gelip hesap verecekleri) gün, beni utandırma. O gün ne mal fayda verir, ne evlat. Ancak Allah'a temiz bir kalb ile gelenler başka." (Şuarâ, 87-89) Hz.İbrahim bu duası ile bize örnek oluyor, yol gösteriyor. Ayette şu hususlara dikkatimiz çekiliyor: Ey insanlar, öleceksiniz, fakat sonradan dirilip Allah'ın huzurunda hesap vereceksiniz. Bunu hatırınızdan çıkarmayın, hazırlıklı olun. Hz.İbrahim, Allah'ın dostu olma şerefi ile şereflendiği halde hesap gününü unutmuyor ve o gün mahcup duruma düşmemesini Allah'tan niyaz ediyor. Allah'a yönelin, yalvarın ve o gün hesabınızın kolay geçmesini Allah'tan dileyin. Kimseye güvenmeyin, Allah'ın rızasını kazanmaya çalışın. O, razı olmadıkça kimsenin size bir iyilik yapamayacağını unutmayın. O halde göreviniz, Allah'ın rızasını kazanmaktır. Bu da ancak Onun emirlerine itaat etmek ve yasaklarından sakınmakla olur.

42 o gün mal ve evladın fayda vermeyeceği bir gündür.
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْزٖى وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهٖ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهٖ شَيْپًا اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ "Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evladın babası namına bir şey ödeyemeyeceği günden (kıyamet gününden) çekinin. Bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan Allah'ın affına güvendirerek sizi yanıltmasın." (Lokman, 33) O düşünmesi bile insana dehşet veren günde herkes kendisi ile meşgul olacak, başkası ile ilgilenmeye ayıracak zamanı olmayacaktır.

43 o gün birbirimizden kaçacağımız gündür.
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخٖيهِ ﴿٣٤﴾ وَاُمِّهٖ وَاَبٖيهِ ﴿٣٥﴾ وَصَاحِبَتِهٖ وَبَنٖيهِ ﴿٣٦﴾ لِكُلِّ مْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَاْنٌ يُغْنٖيهِ ﴿٣٧﴾ وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌ ﴿٣٨﴾ ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌ ﴿٣٩﴾ وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ ﴿٤٠﴾ تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ ﴿٤١﴾ اُولٰئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ ﴿٤٢﴾ " İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır. O gün bir takım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir. Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır." (Abese, 34-42)

44 o gün birbirimizden kaçacağımız gündür.
Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan Ömür bahçesinin gülü solmadan Uyan ey gözlerim gafletten uyan Azrail’in kasdı canadır, inan.

45 يا اخوانى لمثلى هذا فاَعِدوا.
Ebu Hüreyre anlatıyor: Allah: (وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ) (Şuara, 26/214) ayetini indirdiği zaman Efendimiz akrabalarını çağırarak, Safa tepesinde onlara yaptığı bir konuşmada şöyle buyurdu: يا معشر قريشٍ اشتروا انفسكم لا اُغنِى عنكم من الله شيئا.... ويا فاطمة بنت محمد سَليِنى ما شِئْتِ من مالى لا اُغنِى عنك من الله شيئا. "Ey Kureyş topluluğu! Kendinizi Allah'tan satın alın (Allah'ın azabından koruyun) yoksa ben Allah'ın azabından hiçbir şeyi sizden menedemem… Ey Muhammed (s.a.s.)' in kızı Fatıma! Malımdan ne dilersen iste, vereyim fakat, Allah'ın azabından hiçbir şeyi senden menedemem." (Buhârî, Vesâyâ, 11) Hz.Bera anlatıyor: Efendimizle birlikte bir cenazede idik. Cenazenin mezarı kazılmakta olduğundan, Efendimiz mezarın bir tarafında oturdu. Bu manzara onu o kadar etkiledi ki, ağladı, gözyaşları ile toprak ıslandı. Sonra da orada bulunanlara şöyle buyurdu: يا اخوانى لمثلى هذا فاَعِدوا. "Kardeşlerim, kendinizi bugün için hazırlayınız." (İbn Mace, Zühd, 19) Efendimiz, kıyamet gününden ve oradaki hesaptan söz edildiği zaman gözleri yaşarırdı.

46 Hâtem-i Esamm -kuddise sirruh- şöyle buyurur:
"Muhteşem konaklara, verimli bağ ve bahçelere aldanma. Cennetten daha güzel bir yer yoktur. İbâdet ve taattinin çokluğuna aldanma. Zîrâ sâhib olduğu bunca keramete rağmen, Allah (c.c)'nun kendisine ism-i âzamı öğrettiği Bel'am bin Baura'nın (Bkz. A'raf Sûresi, âyet-i kerîmeler.) başına gelen hazîn akıbet, ne kadar ibretlidir. Sen, sen ol; ilim ve amel çokluğuna da aldanma. Çünkü onca ilim ve tâatine rağmen iblisin başına neler geldi, bilmiyor musun?! Nefs ve şeytanın iğvâsıyla aldananlardan olma! Âbidlerin, salihlerin yanında bulunuyorum diye de kendine güvenme. Zîrâ kuru kuruya bir beraberlik faydasızdır. Sâlebe yi hatırla. Bir peygamber evlâdı olmasına rağmen Hazret-i Nuh'un oğlu, babasının davetinden kendisini müstağnî görmek gibi bir bedbahtlığa duçar oldu. Aralarındaki kan bağı dahî ona bir fayda vermedi. Netîcede, helak edilenlerden oldu. Hazret-i Lût'un karısı, kâfir ve fâsıklara olan muhabbeti sebebiyle yanıbaşındaki hidâyet nurundan nasibsiz kaldı ve gaflet içerisinde küfrün karanlıklarına daldı. Hülâsa; ilim, amel, mal, evlâd ve dost gibi ne kadar dayanak varsa âhiretteki kurtuluşun için bunlara çok güvenme! Bunlardan nefsine asla pay çıkarma."

47 Meleklerin kaleme aldıkları defterlerde kulun neyi ne zaman ve nerede yaptığı yazılmış bulunmaktadır. Bu defterler, kıyamet günü sahiplerine verilecek ve şöyle denecektir: اِقْرَاْ كِتَابَكَ كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسٖيبًا "Kitabını oku, bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter."( İsra, 17/14) Amel defterlerinde her şey yazılmış, hiçbir şey unutulmamıştır. وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمٖينَ مُشْفِقٖينَ مِمَّا فٖيهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَالِ هٰـذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغٖيرَةً وَلَا كَبٖيرَةً اِلَّا اَحْصٰیهَا وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ اَحَدًا "0 gün herkesin amel defteri ortaya konmuştur. Ey Muhammed! Suçluların, amel defterlerinden korktuklarını görürsün. "Eyvah, bu nasıl deftermiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş" derler. Onlar (bu defterlerde) bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez."( Kehf, 18/49)

48 لا تزول قدمُ بن ادم يوم القيامة من عند ربه حتى يُسئل عن خمس: عن عمره فيم افناه, وعن شبابه فيم أبْلاه, وماله من اين اكتسبه, وفيم انفقه, وماذا عمل فيما علم. "Kişi ömrünü ne yolda tükettiğinden, vücudunu nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bildiği ile ne iş yaptığından sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılamayacaktır.“ ( Tirmizi, Kıyame, 1)

49 Amel defterlerini inceleyenlerden bazıları orada yazılı günahlarından bir kısmını inkar edecekler
-Bunları ben yapmadım, melekler yazdı diyecekler ama, bu konudaki şahitlere itiraz edemeyeceklerdir. Çünkü o gün vücutlarındaki organlar aleyhlerine şahitlik yapacaktır. يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ اَلْسِنَتُهُمْ وَاَيْدٖيهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ "0 gün onların dilleri, elleri ve ayakları işledikleri şeyler hakkında kendilerine şahitlik ederler."( Nur, 24/24) وَيَوْمَ يُحْشَرُ اَعْدَاءُ اللّٰهِ اِلَى النَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ ﴿١٩﴾ حَتّٰى اِذَا مَا جَاؤُهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَاَبْصَارُهُمْ وَجُلُودُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿٢٠﴾ وَقَالُوا لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدْتُمْ عَلَيْنَا قَالُوا اَنْطَقَنَا اللّٰهُ الَّذٖى اَنْطَقَ كُلَّ شَیْءٍ وَهُوَ خَلَقَكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿٢١﴾ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَتِرُونَ اَنْ يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَا اَبْصَارُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلٰـكِنْ ظَنَنْتُمْ اَنَّ اللّٰهَ لَا يَعْلَمُ كَثٖيرًا مِمَّا تَعْمَلُونَ ﴿٢٢﴾ “Allah'ın düşmanları, ateşe sürülmek üzere toplandıkları gün, hepsi bir araya getirilirler. Nihayet oraya geldikleri zaman kulakları, gözleri ve derileri, işledikleri şeye karşı onların aleyhine şahitlik edecektir. Derilerine: Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? derler. Onlar da: Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. İlk defa sizi o yaratmıştır. Yine O'na döndürülüyorsunuz, derler. Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz, yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.” (Fussılet, 19-22)

50 Ameller tartılırken ise hiç kimseye haksızlık yapılmayacak, yaptığı her şey adalet terazisinde tartılacaktır. وَنَضَعُ الْمَوَازٖينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْپًا وَاِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ اَتَيْنَا بِهَا وَكَفٰى بِنَا حَاسِبٖينَ "Biz kıyamet günü için adâlet terazileri kurarız. Artık kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş) bir hardal tanesi kadar dahi olsa onu (adâlet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak herkese yeteriz."( Enbiya, 21/47) يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًا لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْ ﴿٦﴾ فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ ﴿٧﴾ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ﴿٨﴾ “O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için darmadağınık geri dönüp gelirler. Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.” (Zilzal, 99/6-8) Tartıda iyilikleri kötülüklerinden ağır gelenlere ne mutlu. Onlar cennete girecekler ve cennetin sonsuz nimetlerine ereceklerdir.

51 Neyi Bekliyorsun ey Müslüman kardeşim?
بَادِرُوا بِالاعْمَالِ سَبْعاً؛ هَلْ تَنْتَظُرونَ إلاَّ فَقْراً مُنْسِياً، أوْ غَنىً مُطْغِياً، أوْ مَرَضاً مُفْسِداً، أوْ هَرمَاً مُفْنِداً، أوْ مَوْتاً مُجْهِزاً، أوِ الدَّجَّالَ، فَشَرُّ غَائِبٌ يُنْتَظَرُ، أوِ السَّاعَةُ أدْهَى وَأمَرُّ. Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Resulullah (a.s) buyurdular ki: "Yedi şeyden önce amelde acele edin: * Unutturucu fakirliği mi bekliyorsunuz? * Tuğyan ettirip azdırıcı zenginliği mi bekliyorsunuz? * İfsad edici hastalığı mı bekliyorsunuz? * Aklınızı götürecek ihtiyarlığı mı bekliyorsunuz? * Ani ölüm mü bekliyorsunuz? * Deccali mi bekliyorsunuz. Bu beklenen gaib bir şerdir. * Yoksa kıyameti mi bekliyorsunuz? Kıyamet ise hepsinden kötü, hepsinden daha acıdır." [Tirmizî, Zühd 4, (2308); Nesâî, Cenaiz 123, (4, 4).]  İnsan dünyada yaptıklarının bir gün hesabını vereceğine ve o günkü mahkemede hakimin bizzat Allah olduğuna inanır ve bu inancını ölünceye kadar muhafaza ederse, her işinde dikkatli olur.


"İnsan Allahın özene bezene yarattığı yegane varlıktır" indir ppt

Benzer bir sunumlar


Google Reklamları